Nilgün Marmara

Nilgün Marmara

Yazar
9.1/10
513 Kişi
·
1.301
Okunma
·
972
Beğeni
·
20.427
Gösterim
Adı:
Nilgün Marmara
Unvan:
Türk şair
Doğum:
İstanbul, 12 Şubat 1958
Ölüm:
13 Ekim 1987
Nilgün Marmara, (d. 13 Şubat 1958 - ö. 13 Ekim 1987), Türk şair.

Hayatı

1958 yılında İstanbul'da doğdu. Ortaokul ve liseyi Kadıköy Maarif Koleji ve Anadolu Lisesi'nde bitirip, yüksek öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde tamamladı.

Sylvia Plath üzerine incelemeler yaptı. Plath'ın bireyin yalnızlığına ve varoluş sorununa bakışı genç şairi etkiledi. Nilgün Marmara, şiirlerinde çoğunlukla, 1. tekil kişinin düşle gerçek arasında gidip gelen, kırılgan izleklerini kullandı.

Çeşitli dergilerde şiirleri yayımlandı. Küçük İskender, Lale Müldür, Orhan Alkaya, Cezmi Ersöz, Ece Ayhan, Gülseli İnal, Onur Göknil ve Serdar Aydın gibi şairleri derinden etkiledi.

Sylvia Plath sevgisi, Marmara'yı ölümde de sevdiği şairin yazgısıyla birleştirdi. 13 Ekim 1987'de henüz 29 yaşındayken "yaşama karşı ölüm" dedi ve intihar etti. Kırmızı Kahverengi Defter adıyla yayınlanan günlüğünde "hayatın neresinden dönülse kârdır" ifadesi yer almaktadır.
"Biliyorum, bir gün dayanamayacak küçük kalbim;
Arkamı dönüp inandığım ve güvendiğim her şeye veda edeceğim. "
72 syf.
·2 günde·8/10
Nilgün Marmara'nın bitirme tezi peki her bitirme tezine böyle ulaşıp okuyabiliyor muyuz?Tabi ki hayır.(özel araştırmalar hariç)
Peki nedir Nilgün Marmara'nın bu tezini farklı kılan?Kitap halinde basılıp her sahafta bulunmasına sebep?

Sebep ise tezine konu olarak incelediği yazar/şair Sylvia Plath ile aynı "son"u tercih etmesi,her ikisi de "intihar" ederek yaşamları na son vermişlerdir.

Bu tez Nilgün Marmara için intihar motivasyonu olmuş mudur,tartışılabilir hatta iddia edilebilir ama önemli olan şu; bu tezi başka biri hazırlasaydı Nilgün Marmara gibi derin ve Plath ile aynı duyguları hissedip yansıtabilir miydi?Muhtemelen hayır.

Nilgün Marmara'nın bu tezini okuduktan sonra Sylvia Plath benim için daha anlaşılır daha derin ve anlamlı oldu.Plath 'in şiirlerinin derin analizini Sylvia Plath'in yaşamı ve psikolojisi ışığında yapmış ve bu da anlam bağlamında büyük rol oynamakta.

Hakkında makaleler yazılabilecek bir tez olmuş ve bu tezi yazdıktan 2 yıl sonra intihar ederek yaşamına son vermiş ve diyorum ki keşke böyle bir sonu seçmeyip daha çok yazsaydı...

Keyifli okumalar... *ilge
121 syf.
Şiirlerin veda hali; Nilgün Marmara

Bu güzel kitapları yazan Nilgün Marmara ile ilgili sadece intihar ettiğini biliyordum. İnternete araştırma yaparken karşıma çıktı ve bu cümle ile başlamak istedim incelememe. Bu kitapta dediği gibi "hayatın neresinden dönülse kârdır”  düşüncesini uygulamaya koyarak beşinci kattaki evinin, yatak odası penceresinden atlayarak yaşamına daha 29 yaşında iken son vermiş. Her şeyi de DUA/Duvar/ ya yüklemeyelim Nilgün Marmara da benden olsun dedim.
Burada kullandığım bilgileri aldığım adres; http://www.google.com.tr/...-marmara-kimdir/amp/ bakmak isteyenler için bunu da buraya bırakayım.


Şimdi gelelim kitaba... Kitaba başlamadan önce Gülseli İnal'ın da dediği gibi eğer yaşasaydı belki de günlüklerini hiç kitap haline getirmezdi hatta belki sonradan yakardı belli mi olur, bilemiyoruz... Ve tekrar Gülseli İnal'ın dediği gibi hiç düzeltme olmamış hatta ilk sayfada kendi yazısını sonra ise ne yazıldığı yer almış kitapta. Bir arkadaşım ile konuşurken bugün bu kitabı dedim ki; ' İlk başlarda okuyamadım yazısını bazı yerleri okuyabiliyorum' o da bana dedi ki "O el yazıları pskolojisini de gösteriyor aslında." haklıydı bazen o kadar karışık yazmıştı ki nasıl okuyup düzenleyebildiler çok şaşırdım.

2018 ilklerin yılı olarak yine beğendiğim bir tabir ile 'Edebiyat Tarihinin Solan Çiceği' Nilgün Marmara ile de tanıştım.

Hayatın neresinden dönülse kârdır tabiriyle hayırlı zamanda hayattan dönmek dileği ile kalın sağlıcakla
(Bu nasıl bir dua Yarabbim Nilgün Marmara benim tersimi düzüme karıştırdı.)

En iyisi iyi okumalar diyeyim :)
140 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Biraz buruk bir inceleme olabilir...
Nilgün Marmara uzun zamandır okumak istediğim şairlerdendi. Fotoğraflarından gördüğüm kadarıyla nedense bana hep bir yerden tanışıyormuşum hissi veren bir kadındı. Sanki bir yerde oturup iki lafın belini kırmışız gibi... Kitabı bitirdiğimde anladım ki evet, biz çok önceden beri tanışıyormuşuz Nilgün Marmara ile...

Bambaşka bir dünya karşıladı beni... Böyle şiirler beklemiyordum gerçekten... Tarif edilmez bir karanlık ve yine dile gelmez yalnızlıklar barındırıyor şiirleri... Kelimelerden öyle nefis yararlanmış ki hiç tekrara düşmeden...
Bir karanlık labirent gibi şiirleri, tüm çekim gücüyle bu şiirlerin içinde buluyorsunuz kendinizi...
Ve karanlık tüm bedeninizi ardından ruhunuzu sarıyor gibi...

"Ey, iki adımlık yerküre
Senin bütün arka bahçelerini
gördüm ben!"

Belki de bunları düşünerek ölüme atladı 29 yaşında evinin penceresinden... Yaşayacak bir şeyi kalmadığını düşünüyordu belki. Belki de acı dolu şiirler yazmaktan bıkmıştı kederli gözlerle bakan bu kadın... Kimseye göstermedi yaşamı boyunca bir şiirini bile. Hepsi o öldükten sonra çıkmış su yüzüne... Ah be Nilgün abla, kim bilir ne mücadeleler verdin zihninde ve eşsiz ruhunda...
Ece Ayhan'ın dediği gibi "dünyayla yaralı Nilgün Marmara"...

Kendi çıkmazlarıyla bana Hümeyra'nın diliyle şunları söyledi sanki Nilgün abla:
Nasılsın kızım, anlat bana hikayeni kimler üzdü gözlerini?
Nasılsın kızım, söyle bana derdini neler kırdı kalbini?
O taze saçlardan kimlerin eli, yaşlanmış dumanlı nefesleri
Hoyratça itişleri, görgüsüz asaletsiz üzüşleri...
Sen neler neler çektin ben biliyorum,
Dokunsam ağlarsın hissediyorum,
Hüzün zamanı geçti onlar eskidendi bitti hepsi geçti....
https://youtu.be/-7p24dE9gfo

Sevgiyle...
72 syf.
Sylvia Plath, Nilgün Marmara için yolundan gidebilecek kadar etkilenilecek bir şairdir.

Nilgün Marmara'nın bu kitabı aslında Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olmak için hazırladığı bir tezdir. 1985 yılında hazırlanan bu tezi Dost Körpe 2005 yılında dilimize çevirip, kitaplaştırmıştır. Peki Nilgün Marmara'nın üniversiteyi bitirmesi için gerekli şartlara ulaşmasını sağlayan bu tez neden kitap olmuştur çünkü Nilgün Marmara da analizini yaptığı şair gibi intiharı seçmiştir...

Nilgün Marmara ise "Umarım böylesine emsalsiz ve belirgin bir konuda şiirlerini ölüm kavramını derinden algılayarak yazmış ve intiharında da sanatı kadar başarılı olmuş bir kadının analizini yapabilme konusunda başarısız olmam" diyerek hayranı olduğu şairi anlatırken her sayfasında daha çok sevdiriyor Sylvia'yı, şiirleri o kadar güzel analiz ediyor ki kendi gittiği karanlığın arkasından okuru da ister istemez çekiyor Sylvia'nın o cazip karanlığına....
Belki de Sylvia'nın hayatını anlatan filmi izleyip sonra bunları okuduğum için bu kadar kapıldım cazibesine ya da kendimden kesitler bulduğum için, bilemiyorum... Tek bildiğim herkesin bu kitabı sevemeyeceği. Önce bazı şeyleri sevip benimseyip öyle okumamız gerekiyor sanırım.
Ve bildiğim diğer bir şey de bazı kişiler için "yazmak" faaliyetinin hayat olduğu. Kitapta da dediği gibi "Plath da bir zamanlar varoluş sebebi olan sözcüklerde teselli aramaktan vazgeçer" ve sözcüklerinden vazgeçtikten sonra kendi hayatından da vazgeçer.

Bu tezi hazırlayıp 2 yıl sonra hemen hemen aynı yaşlarda, aynı ölüm şeklini "İntiharı" paylaşan iki şair için üzülmemiz gereken nokta, eserleri onlar yaşarken istedikleri özeni göremediler. Oysa şimdi seneler sonra filmleri çekiliyor, kitapları okunuyor hatta günlükleri bile basılıyor.
Nilgün Marmara için bu çok önemli olmasa da Sylvia Plath için çıkmazda olan hayatını daha da batağa çekmiştir eserlerinin güzel olmadığı düşüncesi...
Ve kitaptan etkileyici bir alıntı ile bitirmek istiyorum incelememi;
Plath, sıkıcı bir hayat sürse belki yaşam süresini uzatabilirdi, ama bunu yapamadı çünkü hayatının kapısını şiirlerindeki gibi kapamayı yeğledi, hızlı ve manikçe, itiraz edilemez bir kesinlikle. "46
Muhtemelen keyifle okuyamayacağınız bir okuma olacaktır, iyi okumalar...
121 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
UYARI!
İntihara meyyal arkadaşlar uzak dursun.

Nilgün Marmara, Ece Ayhan deyimiyle "Dünyayla yaralı" bir kadın.

Kitap, ismini Nilgün Marmara'nın yıllarca herkesten gizli tuttuğu kırmızı ve kahverengi kaplı günlüklerinden alıyor. Günlükler Marmara'nın kişisel notlarından ve film, kitap-dergi alıntılarından oluşuyor. Ayrıca kitapta bu günlüklerden kendi el yazısıyla yazılmış parçalar da yer alıyor.

Nilgün Marmara, intihar notunda "Daktiloya Çekilmiş Şiirler"in basılabileceğini belirtiyor. Fakat yine günlüklerinden bahsetmiyor. Yani Nilgün Marmara günlüklerini, intihara yürüyen Cesare Pavese'nin "Yaşam Uğraşı" ve Tezer Özlü'nün "Kalanlar"ının aksine kitaplaştırmak için yazmamış. Bu da "Kırmızı Kahverengi Defter"i çok daha önemli bir hale getiriyor. Büyük tartışmalardan sonra kitaplaştırılmaya karar veriliyor. Durumun etik olup olmadığı tartışılabilir. Ama Nilgün Marmara'yı tanımak açısından oldukça önemli.

Nilgün Marmara'nın kitaplarını okuduktan sonra; "Dünya'nın bütün arka bahçelerini gören", 'dünyayla yaralı bir kadın'ın, 29 yıllık kısa yaşamı boyunca bir intihar için yeterince argüman biriktirdiğine siz de şahit olacaksınız. Kırmızı Kahverengi Defter bunlardan en önemlisi.
140 syf.
·2 günde
İlerlemeye çalıştıkça insanın yüzüne sert çarpan kötü bir kaderi var. Ama nasıl acımasız. Bir düşünün o tokat o yüze nasıl vurulur? Üstelik elleri kocaman bu kaderin, taşıyor parmak uçları yüzümden. İşin kötüsü, henüz darbeden kaynaklı uyuşukluğun geçmesini beklerken, demin yüzümden taşan ve tenime isabet etmeyen parmakların dışta kalan acısı da ekleniyor. Halbuki sadece boşluğa dokunmuştu o kısım, yoksa ben bilmeden yedek acılar mı biriktirdim kendime?

"Kötü kader diye birşey yoktur, yirmi birinci yüzyıl vardır ve bu yüzyıl, yavrucuğum; bir kelebeği bile intihar ettirebilir" diyor bizim pek sevgili Jose Saramago. Tam bana destek birini buldum derken, 3 günlük yaşamı olan kelebeğe dahi ölüm biletini mantıklı gören Saramago' nun 87 yaşında öldüğünü hatırlayınca sinirim bozuluyor. Bu kötü kader bilinci ile 31 bin 755 gün boyunca intihar etmemesi şaşılacak iş doğrusu. Bilemiyorum belki de Cioran'ın görüşünü destekleyip, bu kötü kader karşısında, eli kolu bağlı olmayıp intihar seçeneğin de olması iyi geldi de yaşadı binlerce gününü. Yok yok ölmüş adamın arkasından yaşadığı günleri için konuşmayacağım canım, kaldırmayın hemen sol kaşınızı. Maşallah pek dolu yaşamış. Hem zaten ne ara intihara girdik onu da bilemiyorum.

Şimdi böyle deyince aklımda Sylvia Plath ve hiç şüphesiz onun etkisi ile Nilgün Marmara canlanıyor.. Durduramıyorum yine. Nilgün Marmara'nın intiharını okumuş aklımda canlandırmıstım. Tıpkı Ayfer Tunç'un Dünya Ağrısı kitabındaki madencinin eşinin intihar sahnesi ile birebir aynı.
Apartman boşluğunda gönlü kırgın ve yorulmuş bir kadın bedeni..Kaç ay oldu okuyalı, sindiremedim hala o kitabı. Yüreğime dert oldu sahiden.. Üzdü, çok üzdü. Ama Nilgün daha da çok üzdü.
Bu dünyayı başka bir dünyanın bekleme odası gibi gören Nilgün Marmara da belki bundan sıkıldı gitti heralde. Hem de güzelim dostlarinı geride bırakıp. Zelda lakabı ile aklımızda kaldı hep, ona bunu Cemal Süreya takmıştı.

Kitabı bana yakın bir dostum armağan etmişti, okurken görüşlerimi sorduğunda şey..yani iyi gibi dedim. Nasıl ya dedi , inanamadı. Demet saçmalama bu kitap için bunu diyemezsin, anlamamışşın sen demek ki deyip önce kızmış sonra biraz da gülmüştü.
Haklıymış ___ anlamamışım.
Özür dilerim.
Bugün nihayet günlük işlerden sıyrılıp yeniden elime aldığımda anladım ki haksızlık etmişim.
Bir kadın, bir erkek fark etmez, hepimizi tesiri altında bırakıyor kalemi.

Hem dünya ağrısı çekiyor hem de onu düşünüyorum. Güzel ve üzgün çehresinı.
Bazı yüzler sanki hüzün üzerine yerleşsin, kendini iyiden iyiye göstersin diye yaratılmış gibi geliyor bana. İşte kırılgan ve gölgeli bakışlar kalıyor ondan bize geriye. Söyleyecek çok şeyi olup hevesi kırılmış türden.

Umarım bekleme salonundaki yerinden daha iyi durumdadır şimdi.

Keyifli okumalarınız olsun.
140 syf.
Nilgün Marmara ile Kırmızı Kahverengi Defter tanıştım. Şiir bir tutkudur, içime işlediğinden beri o şairden bu şaire atlıyorum. Çok yordu Nilgün Marmara beni bu kitabında tüm yorgunluğunu hissettim.

Şiir kitaplarına inceleme yazmak romanlardan zordur. Ben yine de kitabı okurken hissettiklerimi paylaşmak istiyorum...
Kitaba başlarken Seyhan Erözçelik " Ne var ki, Nilgün Marmara, o "proje"ye inanmadı. / O, her zaman kendi yolunu seçti. Onu tercih etti." şeklinde anlatmış yaşam projesine inanmayıp intihar yolunu seçen Nilgün Marmara'yı...
Kitapta daha 19 yaşından itibaren yazdığı şiir ile başlanıp ölümünden bir ay önceki şiirine kadar kronolojik sıra ile verilmiş şiirleri, oldukça düşündüren oldukça kapalı oldukça sert dizeleri.
Her duyguyu yaşamış ve yaşattı bizleri en çok ölümü hissettirdiği şiiri (yoruma koyacağım) okurken içim üperdi. "Ey iki adımlık yer küre/senin bütün arka bahçelerini gördüm ben! "derken bana hissettirdiklerini anlatamam.
" Şendim, şendim ben, /Kahkaham insanları ürkütürdü! " ah be güzel kadın kim söndürdü senin kahkahalarını...
Çocukluktan da bahsetmiş. "Sen ne getirdin bana çocukluğundan? /Şen kahkahalar ulumalar donakalmalar mı?" (syf:7) diyor daha ilk başlarda, genç iken sonra ise " ...Çocukluğun kendini saf bir biçimde/akışa bırakması ne güzeldi. Yiten bu işte! ..." (syf:171) diyor ve yitip gidiyor hayatımızdan.

Çok güzel şiirler yazmaya devam edebilirdi çok daha güzel, bizler okuyabilirdik ama o "Ey, yüzleri / bir babakuş gölgesine /çakılmış olanlar, / Üzgün adım, ileri marş!" diyerek kendi projesini sonlandırmayı seçti ve yitip gitti...
140 syf.
·376 günde
Şiirlerini ilk satırdan başlayıp aşağı doğru okursan kelimelerden bir araya gelmiş sözcükler yumağının içine girmiş olursun. Yumağı çözebilmek için bir ileri, bir geri okumalı, bazen bir kelime üstünde düşünmeli, araştırmalı, sorular sormalısın, uzun uzun düşünmelisin. Böyle yaparsan yumak karma karışık olmadan çözülür. Çözüldüğünde bazen huzura kavuşursun, bazen iyi bir şeyler hissedersin, bazen de bir karamsarlık düşer üstüne. Şiirlerin bazılarını tam manasında anladığını zannedersin, bazılarından hiç bir şey anlamadığını düşünürsün ama kesinlikle etkisinde kalır, duygularında çalkalanmalar başlar. Büyük bir şey, derin bir şey, çok derin....
(Halen okuyorum - bittiğini düşündüğümde okudum butonuna tıklayacağım ve bu teknik bir tıklama olacak, asla bitmez çünkü)

Yazarın biyografisi

Adı:
Nilgün Marmara
Unvan:
Türk şair
Doğum:
İstanbul, 12 Şubat 1958
Ölüm:
13 Ekim 1987
Nilgün Marmara, (d. 13 Şubat 1958 - ö. 13 Ekim 1987), Türk şair.

Hayatı

1958 yılında İstanbul'da doğdu. Ortaokul ve liseyi Kadıköy Maarif Koleji ve Anadolu Lisesi'nde bitirip, yüksek öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde tamamladı.

Sylvia Plath üzerine incelemeler yaptı. Plath'ın bireyin yalnızlığına ve varoluş sorununa bakışı genç şairi etkiledi. Nilgün Marmara, şiirlerinde çoğunlukla, 1. tekil kişinin düşle gerçek arasında gidip gelen, kırılgan izleklerini kullandı.

Çeşitli dergilerde şiirleri yayımlandı. Küçük İskender, Lale Müldür, Orhan Alkaya, Cezmi Ersöz, Ece Ayhan, Gülseli İnal, Onur Göknil ve Serdar Aydın gibi şairleri derinden etkiledi.

Sylvia Plath sevgisi, Marmara'yı ölümde de sevdiği şairin yazgısıyla birleştirdi. 13 Ekim 1987'de henüz 29 yaşındayken "yaşama karşı ölüm" dedi ve intihar etti. Kırmızı Kahverengi Defter adıyla yayınlanan günlüğünde "hayatın neresinden dönülse kârdır" ifadesi yer almaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 972 okur beğendi.
  • 1.301 okur okudu.
  • 32 okur okuyor.
  • 1.245 okur okuyacak.
  • 18 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları