Nilgün Marmara

Nilgün Marmara

8.7/10
242 Kişi
·
715
Okunma
·
528
Beğeni
·
11.642
Gösterim
Adı:
Nilgün Marmara
Unvan:
Türk şair
Doğum:
İstanbul, 12 Şubat 1958
Ölüm:
13 Ekim 1987
Nilgün Marmara, (d. 13 Şubat 1958 - ö. 13 Ekim 1987), Türk şair.

Hayatı

1958 yılında İstanbul'da doğdu. Ortaokul ve liseyi Kadıköy Maarif Koleji ve Anadolu Lisesi'nde bitirip, yüksek öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde tamamladı.

Sylvia Plath üzerine incelemeler yaptı. Plath'ın bireyin yalnızlığına ve varoluş sorununa bakışı genç şairi etkiledi. Nilgün Marmara, şiirlerinde çoğunlukla, 1. tekil kişinin düşle gerçek arasında gidip gelen, kırılgan izleklerini kullandı.

Çeşitli dergilerde şiirleri yayımlandı. Küçük İskender, Lale Müldür, Orhan Alkaya, Cezmi Ersöz, Ece Ayhan, Gülseli İnal, Onur Göknil ve Serdar Aydın gibi şairleri derinden etkiledi.

Sylvia Plath sevgisi, Marmara'yı ölümde de sevdiği şairin yazgısıyla birleştirdi. 13 Ekim 1987'de henüz 29 yaşındayken "yaşama karşı ölüm" dedi ve intihar etti. Kırmızı Kahverengi Defter adıyla yayınlanan günlüğünde "hayatın neresinden dönülse kârdır" ifadesi yer almaktadır.
"Biliyorum, bir gün dayanamayacak küçük kalbim;
Arkamı dönüp inandığım ve güvendiğim her şeye veda edeceğim. "
"Her şeyi yazmıyorum, korkuyorum. Yazarsam çok dağılacağım gibi..."
Nilgün Marmara
Sayfa 79 - Everest Yayınları
Çölde
Bir yaratık gördüm, çıplak, vahşi.
Çömelmiş oturuyor
Yüreğini ellerinde tutuyor
Yiyordu.
Dedim ki: “Tadı güzel mi dostum?”
“Acı, acı,” diye karşılık verdi;
“Ama seviyorum
Çünkü acı
Ve benim kalbim.”
BU İNTİHARIN NERESİNDEN DÖNÜLSE KARDIR.

İnceleme yazmıyorum. Her kitabın her insana hissettikleri başkadır. Okumak isteyenler için link https://yadi.sk/i/Uj2GBQV23V7Hnm

Yeni yıla nasıl girersen o yıl öyle geçer derler ya işte tam da öyle oldu. Yeni yıla özlediğim çok sevdiğim bir şiiri okuyarak girmiştim. Bu yılım hep şiirle geçecek gibi. Sadece bir şiir okudum.

Kuğu Ezgisi
"Ne zamandır ertelediğim her acı,
Çıt çıkarıyor artık, başlıyor yeni bir ezgi" demişti.
Sonraki gün bir şiir daha,
Bir daha
Bir daha.

Tam 122 gün önce 1 Ocak tarihinde her gün tek bir şiir okuyarak başladığım kitabı nihayet sonuçlandırdım. Son üç şiiri özellikle okumadım.

Gariptir (ki garip olan benim) ergenlik çağlarında intihar konusunda kendime örnek aldığım insandı Nilgün Marmara.

İsmini çok küçük yaşlarda duymuştum. Sanırım ölüm yıl dönümü anma töreniydi. Ece Ayhan'ın sevgilisi olarak söylendiğini hatırlıyorum ama ne derece doğru bilemem. Hiç araştırmadım. Magazinsel yönü dikkatimi çekmedi. Tek hatırladığım 6. sınıfta arkadaşlarım Ece ile Nilgün'e sizler sevgili olabilirsiniz. Televizyonda gördüm Ece ile Nilgün kız kıza sevgili olmuşlar demiştim. Ece Ayhan'ı kadın zannetmiş olmamı tekrar itiraf etmiş bulunuyorum.

İleri yıllarda ismini yine duydum. Tek bildiğim 29 yaşında intihar etmiş olmasıydı. 18 yaşındaydım şiirlerini ilk okuduğumda. Şiirlerinden ziyade hayatından etkilenmiştim. 29 yaşımı beklememe gerek yok bende 19 yaşımda intihar edeyim dedim. Beyaz üzere kahverengi flu yazılar bulunan bir kitaptı. İnsanı karamsarlığa boşluğa sürüklüyordu baktıkça. (Şuan ki mor renk güzel olmuş insana huzur veriyor biraz daha.)

Bu kitap bitecek ve son şiirde ben kendimi pencereden atacaktım demiştim kendi kendime. Son üç şiiri okumadım. Okusaydım kendimi atarım diye korktum herkes Nilgün Marmara kadar cesaretli olamıyor. Dünyanın değil de intiharın neresinden dönülse kardır.

18 yaşındayken Nilgün Marmara için yazdığım şiir.

Ben unutmaya çalışıyorum sevinçlerimi
O düşünce ki her dem bir günah gibi yürüyüştedir kuytularımda
Ümitlerin ateş gibi yaktığı soluklarım yükseliyor atmosferlerimde
Mevsimler hızla geçip gidiyor gözlerimin önünden

Sinsi bir gökyüzü gibi tepemde şimdi anılar
Hiçleşen duygularım su rengi bir güneşi doğuruyor sessizliğimin dünyasına.
Tükeniyor umudu, bağrı yanık şiirlerimin
Çağ atlıyor zamana yayılan acılarım
Yaşlarım süzülüyor yanağımın vadilerinden

Bir ben varım şimdi dünya
Siyah ilmek ilmek işlerken geceyi
Sallanıyorum boşluğunda oradan oraya
Feryat eden bir ölüme koşarmışcasına

Kimseler bilmez hüzünlerimin dingin sulara akseden iç çekişini
Kalabalıktan yalnızlığa savruluş olsun bu bitiş
Çaresizce ve bilerek ama istemeyerek

Ey tanrı
İşte yanına geliyorum
Tüket nefeslerimi.
Yarattığın bu küçük bedenimi
Al sakla topraklarının koynuna
Soğuklar dans etmeye dursun her hücremde
Başlasın yok oluşum dünyadan…
Şimdi düşünüyorum da benim günlüklerim olsaydı ve ben ölseydim bunu başkasının okumasını ister miydim... Tabi ki hayır!
Kitabı okumaya başladığımdan beri kendimi suçlu hissediyorum.

"Nilgün'ün benden istediği son şeyi doğru dürüst yerine getiremedim. Bunun için gerçekten üzgünüm. Başta söylediğim gibi, keşke bu kitap hiç yayımlanmamış, bu önsöz hiç yazılmamış olsaydı."(6) Nilgün Marmara'nın eşinin önsözde kullandığı sözler o kadar üzücü ki, ona bu acısının üstüne bir de bu hüznü yaşatan Gülseli İnal'a çok değişik hisler hissettim hala adını koyamadığım. Bir başkasının anısını 25 yıl saklamak... Dile kolay 25 sene...

Nilgün Marmara'nın ardından basılan bu kitapta; izinsiz ve eksik yayımlanan Kırmızı Kahverengi Defter lerin ele geçirildiği tüm sayfaları resimleri ile birlikte basılmış.
Defterler eşinin görevi için gittikleri Libya'nın Tobruk kenti yakınındaki çölden tanıdıklarına yazdığı mektupların örnekleri, yazdığı bir oyun, bir hikaye, çöl okumaları adı altında yapılan çölde okuduğu kitaplardan notları, İstanbul ve sonrası adında bölümlerden oluşmaktadır.
Çöldeki yaşamı onu çok bunaltmış mektuplarından bu açıkça farkediliyor. "canım sıkıldıkça sözcüklerle oynarım yalnızca. BU KADAR!" (83) diyor ve kendine hiç adil davranmayarak "Ben iyi bir yazar falan değilim, olmak da istemiyorum, hiç ilgilendirmiyor böyle bir şey; ..." (80)diye devam ediyor.

Notlarının arasında şiirlerinden dizeler var bunlar dipnot olarak yazılmış onun için Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987) ve Kağıtlar kitapları da yanında olmalı insanın çünkü merak ediyor şiirleri bu kitabında burada sadece şiirlerinin karalamaları bulunmakta ven gibi yanılıp tüm kitapları sanmayın.
Veee Nilgün Marmara'dan kendi gibi kadınlar için yazdığı bir söz daha (bilmiyorum tabi o kendini bu kategoride görmüş müdür?) "Kanaatimce, bu güzel kadınlar unutulmamalıdırlar. Onların seslerine kulak verelim, suretlerini çağaltalım, hiç olmazsa hatıralarımızda." (174) daha çok yer olması lazım hatıralamızda ama "öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" diyerek değil çünkü bu söz Nilgün Marmara ait olmadığı halde Kırmızı Kahverengi Defter yüzünden ona aitmiş gibi algılanmış asıl bu defterde tırnak içinde kullandığı o sözün Nilgün Marmara'ya ait olmayıp anonim olduğunu anlıyoruz...
Onu Tek-Tük perdelik oyun için yazdığı notlarda kullandığı gibi "Şiir yazan, canına kıyan kadın" ya da "Durgun hayat kadını" olarak anabiliriz.

Belki de artık kararın verildiği zamanlardayız ya da düşünme evrelerinde çünkü eşinin dediği "Hayat yine de üzülmeye değer!" sözüne karşılık verdiği yanıt
"Hayatın neresinden dönülse kârdır!" (380) olmuştur Nilgün Marmara'nın ve daha sonra "ölüm yaşarken vardır, olmuştur, cesedi yakarak ortadan kaldırmak gerekir." (410) diyerek intihar notunda da kullanacağı cümleleri yazmaya başlamıştır yavaş yavaş sayfalara...
İntihar notu;
https://yadi.sk/i/UDTS-LRH3T3HJ3
Okuyamayanlar için de;
https://yadi.sk/i/WOzW0nVG3T3Hn5

Sanırım en uzun yazdığım inceleme bu... Ama o kadar sayfanın yani Nilgün Marmara'nın hakkını verir mi bu incelemede bilemiyorum "şimdi bitirmek, zorundayım bu garip vaveylâyı" (182) diyerek incelemeyi bitirirken Nilgün Marmara sözü ile bitirmek istiyorum yine
"... şu kısacık yaşamı anlamlandıracak anlar dilerim." (syf92)
Şiirlerin veda hali; Nilgün Marmara

Bu güzel kitapları yazan Nilgün Marmara ile ilgili sadece intihar ettiğini biliyordum. İnternete araştırma yaparken karşıma çıktı ve bu cümle ile başlamak istedim incelememe. Bu kitapta dediği gibi "hayatın neresinden dönülse kârdır”  düşüncesini uygulamaya koyarak beşinci kattaki evinin, yatak odası penceresinden atlayarak yaşamına daha 29 yaşında iken son vermiş. Her şeyi de DUA ya yüklemeyelim Nilgün Marmara da benden olsun dedim.
Burada kullandığım bilgileri aldığım adres; http://www.google.com.tr/...-marmara-kimdir/amp/ bakmak isteyenler için bunu da buraya bırakayım.


Şimdi gelelim kitaba... Kitaba başlamadan önce Gülseli İnal'ın da dediği gibi eğer yaşasaydı belki de günlüklerini hiç kitap haline getirmezdi hatta belki sonradan yakardı belli mi olur, bilemiyoruz... Ve tekrar Gülseli İnal'ın dediği gibi hiç düzeltme olmamış hatta ilk sayfada kendi yazısını sonra ise ne yazıldığı yer almış kitapta. Bir arkadaşım ile konuşurken bugün bu kitabı dedim ki; ' İlk başlarda okuyamadım yazısını bazı yerleri okuyabiliyorum' o da bana dedi ki "O el yazıları pskolojisini de gösteriyor aslında." haklıydı bazen o kadar karışık yazmıştı ki nasıl okuyup düzenleyebildiler çok şaşırdım.

2018 ilklerin yılı olarak yine beğendiğim bir tabir ile 'Edebiyat Tarihinin Solan Çiceği' Nilgün Marmara ile de tanıştım.

Hayatın neresinden dönülse kârdır tabiriyle hayırlı zamanda hayattan dönmek dileği ile kalın sağlıcakla
(Bu nasıl bir dua Yarabbim Nilgün Marmara benim tersimi düzüme karıştırdı.)

En iyisi iyi okumalar diyeyim :)
Sylvia Plath, Nilgün Marmara için yolundan gidebilecek kadar etkilenilecek bir şairdir.

Nilgün Marmara'nın bu kitabı aslında Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olmak için hazırladığı bir tezdir. 1985 yılında hazırlanan bu tezi Dost Körpe 2005 yılında dilimize çevirip, kitaplaştırmıştır. Peki Nilgün Marmara'nın üniversiteyi bitirmesi için gerekli şartlara ulaşmasını sağlayan bu tez neden kitap olmuştur çünkü Nilgün Marmara da analizini yaptığı şair gibi intiharı seçmiştir...

Nilgün Marmara ise "Umarım böylesine emsalsiz ve belirgin bir konuda şiirlerini ölüm kavramını derinden algılayarak yazmış ve intiharında da sanatı kadar başarılı olmuş bir kadının analizini yapabilme konusunda başarısız olmam" diyerek hayranı olduğu şairi anlatırken her sayfasında daha çok sevdiriyor Sylvia'yı, şiirleri o kadar güzel analiz ediyor ki kendi gittiği karanlığın arkasından okuru da ister istemez çekiyor Sylvia'nın o cazip karanlığına....
Belki de Sylvia'nın hayatını anlatan filmi izleyip sonra bunları okuduğum için bu kadar kapıldım cazibesine ya da kendimden kesitler bulduğum için, bilemiyorum... Tek bildiğim herkesin bu kitabı sevemeyeceği. Önce bazı şeyleri sevip benimseyip öyle okumamız gerekiyor sanırım.
Ve bildiğim diğer bir şey de bazı kişiler için "yazmak" faaliyetinin hayat olduğu. Kitapta da dediği gibi "Plath da bir zamanlar varoluş sebebi olan sözcüklerde teselli aramaktan vazgeçer" ve sözcüklerinden vazgeçtikten sonra kendi hayatından da vazgeçer.

Bu tezi hazırlayıp 2 yıl sonra hemen hemen aynı yaşlarda, aynı ölüm şeklini "İntiharı" paylaşan iki şair için üzülmemiz gereken nokta, eserleri onlar yaşarken istedikleri özeni göremediler. Oysa şimdi seneler sonra filmleri çekiliyor, kitapları okunuyor hatta günlükleri bile basılıyor.
Nilgün Marmara için bu çok önemli olmasa da Sylvia Plath için çıkmazda olan hayatını daha da batağa çekmiştir eserlerinin güzel olmadığı düşüncesi...
Ve kitaptan etkileyici bir alıntı ile bitirmek istiyorum incelememi;
Plath, sıkıcı bir hayat sürse belki yaşam süresini uzatabilirdi, ama bunu yapamadı çünkü hayatının kapısını şiirlerindeki gibi kapamayı yeğledi, hızlı ve manikçe, itiraz edilemez bir kesinlikle. "46
Muhtemelen keyifle okuyamayacağınız bir okuma olacaktır, iyi okumalar...
Nilgün Marmara ile Kırmızı Kahverengi Defter tanıştım. Şiir bir tutkudur, içime işlediğinden beri o şairden bu şaire atlıyorum. Çok yordu Nilgün Marmara beni bu kitabında tüm yorgunluğunu hissettim.

Şiir kitaplarına inceleme yazmak romanlardan zordur. Ben yine de kitabı okurken hissettiklerimi paylaşmak istiyorum...
Kitaba başlarken Seyhan Erözçelik " Ne var ki, Nilgün Marmara, o "proje"ye inanmadı. / O, her zaman kendi yolunu seçti. Onu tercih etti." şeklinde anlatmış yaşam projesine inanmayıp intihar yolunu seçen Nilgün Marmara'yı...
Kitapta daha 19 yaşından itibaren yazdığı şiir ile başlanıp ölümünden bir ay önceki şiirine kadar kronolojik sıra ile verilmiş şiirleri, oldukça düşündüren oldukça kapalı oldukça sert dizeleri.
Her duyguyu yaşamış ve yaşattı bizleri en çok ölümü hissettirdiği şiiri (yoruma koyacağım) okurken içim üperdi. "Ey iki adımlık yer küre/senin bütün arka bahçelerini gördüm ben! "derken bana hissettirdiklerini anlatamam." " Şendim, şendim ben, /Kahkaham insanları ürkütürdü! " ah be güzel kadın kim söndürdü senin kahkahalarını...
Çocukluktan da bahsetmiş. "Sen ne getirdin bana çocukluğundan? /Şen kahkahalar ulumalar donakalmalar mı?" (syf:7) diyor daha ilk başlarda genç iken sonra ise " ...Çocukluğun kendini saf bir biçimde/akışa bırakması ne güzeldi. Yiten bu işte! ..." (syf:171) diyor ve yitip gidiyor hayatımızdan.

Çok güzel şiirler yazmaya devam edebilirdi çok daha güzel, bizler okuyabilirdik ama o "Ey, yüzleri / bir babakuş gölgesine /çakılmış olanlar, / Üzgün adım, ileri marş!" diyerek kendi projesini sonlandırmayı seçti ve yitip gitti...
UYARI!
İntihara meyyal arkadaşlar uzak dursun.

Nilgün Marmara, Ece Ayhan deyimiyle "Dünyayla yaralı" bir kadın.

Kitap, ismini Nilgün Marmara'nın yıllarca herkesten gizli tuttuğu kırmızı ve kahverengi kaplı günlüklerinden alıyor. Günlükler Marmara'nın kişisel notlarından ve film, kitap-dergi alıntılarından oluşuyor. Ayrıca kitapta bu günlüklerden kendi el yazısıyla yazılmış parçalar da yer alıyor.

Nilgün Marmara, intihar notunda "Daktiloya Çekilmiş Şiirler"in basılabileceğini belirtiyor. Fakat yine günlüklerinden bahsetmiyor. Yani Nilgün Marmara günlüklerini, intihara yürüyen Cesare Pavese'nin "Yaşam Uğraşı" ve Tezer Özlü'nün "Kalanlar"ının aksine kitaplaştırmak için yazmamış. Bu da "Kırmızı Kahverengi Defter"i çok daha önemli bir hale getiriyor. Büyük tartışmalardan sonra kitaplaştırılmaya karar veriliyor. Durumun etik olup olmadığı tartışılabilir. Ama Nilgün Marmara'yı tanımak açısından oldukça önemli.

Nilgün Marmara'nın kitaplarını okuduktan sonra; "Dünya'nın bütün arka bahçelerini gören", 'dünyayla yaralı bir kadın'ın, 29 yıllık kısa yaşamı boyunca bir intihar için yeterince argüman biriktirdiğine siz de şahit olacaksınız. Kırmızı Kahverengi Defter bunlardan en önemlisi.
Aklımda hiç yokken bir arkadaşımın okumam için bu kitabı elime tutuşturması sayesinde Nilgün Marmara ile tanıştım. İntihar eden, ölüm üzerine yazılar yazan insanların ilgimi çekmesinin de bu kitabı okumam da etkisi var. Kitabı açtığımızda Seyhan Erözçelik'in Çocuk Hanımefendi başlığı altında N. Marmara hakkındaki çok kısa ve öz olan yazısını okuyoruz. Hemen 1977 yılının Haziran ayına gidiyoruz. Sonra İzlenimci Şiir ile karşılaşıyoruz. Ardından çevrilen her sayfa da kendi kendinize bunlar nasıl satırlar, hangi ruh haliyle yazılmış diye sorarken kendinizden geçiyorsunuz.

Şairimiz intihar ederek yaşamına son vermiş. Hem de çok genç bir yaşta… Bu yüzden şiirlerinde ölüm temasını da görüyoruz. Gerçi şiir bu… Her türlü duyguyu içinde barındırıyor. Ölümü, acıyı, aşkı, sevgiyi, mutluluğu, mutsuzluğu… Bu duyguları Nilgün Marmara’nın cümlelerinde yaşamak güzeldi. Şiirleri kronolojik sırada ilerliyor. Zamanla bu satırların onu ölüme götürdüğünü hissediyorum.

Her şiir seven insanın hemen sevebileceği biri değil. Kapalı gibi gözüken ama bazı kelimeleri bırakıp biraz düşündük mü aslında ne demek istediğini açıkça anlayabiliyoruz. İlk başlarda ki şiirleri güzel ama ben son dönem yazdıklarına daha çok hayran kaldım.

Bazı şiirlerini birilerine atfetmiş. Kimi şiirlerinde mitolojik karakterleri görebiliyorsunuz. Isis, Osiris, Nemesis gibi farklı karakterler… Sylvia Plath üzerine yaptığı çalışma sonrası ondan, düşüncelerinden oldukça etkilenmiş. İşin ilginç yanı o da intihar etmiş. Bu ikisi üzerine sanırım daha fazla araştırma yapacağım. Size de okumanızı tavsiye ederim. Okurken ne demek istediğini de iyice düşünelim.
Şiirlerini ilk satırdan başlayıp aşağı doğru okursan kelimelerden bir araya gelmiş sözcükler yumağının içine girmiş olursun. Yumağı çözebilmek için bir ileri, bir geri okumalı, bazen bir kelime üstünde düşünmeli, araştırmalı, sorular sormalısın, uzun uzun düşünmelisin. Böyle yaparsan yumak karma karışık olmadan çözülür. Çözüldüğünde bazen huzura kavuşursun, bazen iyi bir şeyler hissedersin, bazen de bir karamsarlık düşer üstüne. Şiirlerin bazılarını tam manasında anladığını zannedersin, bazılarından hiç bir şey anlamadığını düşünürsün ama kesinlikle etkisinde kalır, duygularında çalkalanmalar başlar. Büyük bir şey, derin bir şey, çok derin....
(Halen okuyorum - bittiğini düşündüğümde okudum butonuna tıklayacağım ve bu teknik bir tıklama olacak, asla bitmez çünkü)

Yazarın biyografisi

Adı:
Nilgün Marmara
Unvan:
Türk şair
Doğum:
İstanbul, 12 Şubat 1958
Ölüm:
13 Ekim 1987
Nilgün Marmara, (d. 13 Şubat 1958 - ö. 13 Ekim 1987), Türk şair.

Hayatı

1958 yılında İstanbul'da doğdu. Ortaokul ve liseyi Kadıköy Maarif Koleji ve Anadolu Lisesi'nde bitirip, yüksek öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde tamamladı.

Sylvia Plath üzerine incelemeler yaptı. Plath'ın bireyin yalnızlığına ve varoluş sorununa bakışı genç şairi etkiledi. Nilgün Marmara, şiirlerinde çoğunlukla, 1. tekil kişinin düşle gerçek arasında gidip gelen, kırılgan izleklerini kullandı.

Çeşitli dergilerde şiirleri yayımlandı. Küçük İskender, Lale Müldür, Orhan Alkaya, Cezmi Ersöz, Ece Ayhan, Gülseli İnal, Onur Göknil ve Serdar Aydın gibi şairleri derinden etkiledi.

Sylvia Plath sevgisi, Marmara'yı ölümde de sevdiği şairin yazgısıyla birleştirdi. 13 Ekim 1987'de henüz 29 yaşındayken "yaşama karşı ölüm" dedi ve intihar etti. Kırmızı Kahverengi Defter adıyla yayınlanan günlüğünde "hayatın neresinden dönülse kârdır" ifadesi yer almaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 528 okur beğendi.
  • 715 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 703 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları