Yazar
Nilüfer Kuyaş

Nilüfer Kuyaş

Yazar
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
7.7
91 Kişi
279
Okunma
6
Beğeni
3.390
Gösterim
Unvan
Türk Yazar, Çevirmen
Doğum
İstanbul, Türkiye, 1954
Yaşamı
Nilüfer Kuyaş 1954 yılında İstanbul'da doğdu. Robert Kolej mezunu. ABD'de Wellesley College'den felsefe lisansı, Boğaziçi Üniversitesi'nden sosyal psikoloji masteri aldı. Bir süre İngiltere'de doktora çalışması yaptı. 1982-1993 yıllarında Londra'da BBC Türkçe Yayınları'nda yapımcı ve sunucuydu. Milliyet gazetesinde “Entelektüel Bakış” sayfasının editörü ve yazar olarak çalıştı; üç yıl süreyle NTV'de yayınladığı “Kritik” adlı sanat kültür programına 1997'de Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği'nin Televizyon Ödülü verildi. 2000 yılından beri yalnızca edebiyatla uğraşıyor.
108 syf.
·
23 günde
·
Puan vermedi
Kader kısmet
Kitabı içinde şavkar Altınel,murat gulsoy ve Murat Menteş olduğu için aldım ve gerçekten en iyi yazılar da onlara aitti diyebilirim. Diğer yazıların büyük bölümü ya 444 kelime sınırına takılarak ya da yazarların büyük kısmınin çevirmen olması nedeniyle biraz daha bilgi verici ya da bir lise ödevini yerine getirir gibiydi. Yine de bir fotoğrafa bakarak yazı yazmak hele de 444 kelime ile sınırlı tutarak meramını analtmak kolay olmasa gerek. Atıştırmalık bir kitap desek çok ayıp etmiş olur muyuz acaba ?
444
7.5/10
· 4 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
6
Kahveli Kitap
Başka Hayatlar'ı inceledi.
270 syf.
·
1/10 puan
Özetle, kitaplardan çıkarımlar yapıp yazılan bir kitap desem yanlış olmaz sanıyorum. Bir deneme kitabı ama okuması kolay değil. Kitapta gerçekten güzel ve öğretici yerler vardı fakat fazlaca olan anlatım bozuklukları beni ciddi anlamda kitaptan soğuttu. İlk okuyuşta göze çarpacak kadar bariz anlatım bozukluklarının olduğu bir kitabın ödül alması ise ciddi anlamda kafamı karıştırdı. Cemal Süreya’nın kol düğmelerinin hikayesi, tatil edebiyattır benzetmesi, Türk edebiyatının Batı ya da Rus edebiyatı kadar tanınmamış olmasının sorgulanması kitapta en beğendiğim kısımlardı. Fakat bir başkasına okumasını önerir miyim? Hayır!
Başka Hayatlar
6.0/10
· 11 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
Eileithyia
Ada'daki Ev'i inceledi.
488 syf.
·
9 günde
·
8/10 puan
Nilüfer Kuyaş ile tanışma kitabım Ada’daki Ev. Roman, günümüzden yaklaşık 35 yıl öncesinde; ihtilal dönemlerinde geçiyor. Esra adlı baş karakterimizin gözünden o dönemin çalkantılarını ve aksaklıklarını görüyoruz. Kitabın ana teması bu değil tabii ki, fakat dönem haliyle, çok hareketli olduğundan bu, Esra’nın düşüncelerini etkiliyor. Bir de bütün bunların üstüne Esra'nın yaşadığı aşk her şeyi alt üst ediyor. Böyle ifade edince kitabın Ada ile alakası yokmuş gibi anlaşıldı. Aslında en önemli nokta Ada. Kitabın arka kapağında da bahsedildiği üzere Esra ülkesini terk etmek üzeredir, son birkaç ayını geçirmek için Ada’dan bir ev kiralar. Normalde kafasını dağıtmak amacıyla yerleştiği bu ev onun kabusu haline gelecektir. Bırakın kafasını dağıtmayı daha da kafasını karıştıracak, ruh halinde çalkantılara yol açacaktır. Öyle ki, Ada’da kendini bulma arayışına çıkar Esra. Kendini bulur mu, orası da yeni okuyacaklara sürpriz olsun. Bu kendini arayış çabasında yazar, Esra üzerinden birçok konuya değiniyor. Örneğin, “yalnızlığı seviyorum” demekle yalnızlığın bilinemeyeceği, asıl yalnızlığın bambaşka bir durum olduğunu anlatıyor Kuyaş. Yalnız kalınan o ilk dakikalardaki sebepsiz ürpertiyi hissettiriyor bizlere. “Anlatıyor” demiyorum dikkat edin, hissettiriyor. Sade, kolay okunan bir dil kullanmış yazar bu eserinde. Fakat bunlara rağmen Esra'nın içsel dünyasının tasvirlerini o denli iyi yapmış ki kitabı okurken ister istemez Esra'nın yaşadıklarını, hissettiklerini siz de iç dünyanızda buluyor ve onlara kapılıyorsunuz. Bu açıdan; sade dili ve gerçekçi tasvirleri ile rahat okunan fakat yoğun şeyler yaşatan bir kitap Ada’daki Ev. Tasvirlerin yanı sıra romanda ara ara rastlanılan göndermeler de ilginizi müthiş çekiyor. Kafka’ya böcek göndermesi, Nietzsche, Esra’nın dönemin yoğunluğuna rağmen kirlenmemiş düşünceleri; eşitlik, adalet, kısıtlamaların mantıksızlığı, farklı insanlara saygı, eşcinsel ilişkilere göndermeler ve daha neler neler. Romanın dilinde gerek çok sayıda paragraf ile, gerekse de seri ve hızlı anlatımın kullanılması ile Esra'nın panik içerisindeki halleri ve ruhundaki iniş çıkışlar çok güzel resmedilmiş. Dolayısıyla siz de kitabı bu sayede ister istemez, ufak da olsa bir panik ile okuyorsunuz kitabı, fakat bu kitabın okunmasını engellemiyor. Tıpkı Kafka'nın kitaplarındaki huzursuz hava gibi. Bu gibi şeyler kitaplara büyük ölçüde gerçekçilik kazandırıyor. Ayrıca, insanın korkuya, korkmaya da alışabileceği, onu bu olguların da bir süre sonra rahatlatabileceğinin de üstünden geçmiş Kuyaş, Esra’nın yaşadıkları aracılığıyla. Yine tasvirlerden söz açacağım fakat hikayede küçük bir kızın Esra’ya veda mektubu yerine verdiği kendi çizmiş olduğu bir resmin tasviri beni etkiledi: “İlk defa gülebilen bir kedi resmi görüyor Esra...”. Konusu açılmışken, çocuklar kadar masum olan şey nedir diye soracak olursanız, onların çizdiği resimler diye cevap veririm. Çocukların çizdiği resimler kadar güzeli yoktur benim için. Çünkü o resimler, o masumane hayalleri yansıtır bizlere. Konudan çok uzaklaşmadan en iyisi bu incelemeyi noktalayayım. Nilüfer Kuyaş gerçekten de bir yazar olmakla kalmıyor aynı zamanda bir “yaşatıcı” oluyor benim gözümde. Çünkü iki tür yazar vardır; biri yazan, diğeri ise yaşatandır. Ada’daki Ev’deki gibi tıpkı. Kimi kitaplarda yaşarız bazı şeyleri, gerek ana kahramanın yaşadıkları, hissettikleriyle olsun gerekse de mekan tasvirleri ile olsun, kitabın okuyucusu değil de hikayenin içinden geçen bir yolcu gibi oluruz. Bu açıdan Kuyaş, okurları yolculuğa rahatlıkla çıkarabilecek potansiyelde bir yazar. Yeni türde (konu olarak) bir yolculuk arıyorsanız eğer Ada’daki Ev tam size göre...
Ada'daki Ev
7.0/10
· 37 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
22