Noam Chomsky

Noam Chomsky

Yazar
8.2/10
228 Kişi
·
708
Okunma
·
363
Beğeni
·
8997
Gösterim
Adı:
Noam Chomsky
Tam adı:
Avram Noam Chomsky
Unvan:
ABD'li Dilbilimci, Filozof, Tarihçi, Mantıkçı, Aktivist, Siyasi Eleştirmen ve Yazar
Doğum:
Pensilvanya, ABD, 7 Aralık 1928
Avram Noam Chomsky, ABD'li dilbilimci, filozof, tarihçi, mantıkçı, aktivist, siyasi eleştirmen ve yazardır.

7 Aralık 1928'de Philadelphia, Pensilvanya'da doğdu. Rus göçmeni William Chomsky'nin oğludur.N. Chomsky Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde dilbilim profesörüdür. Kendi ismiyle adlandırdığı Chomsky Hiyerarşisi’ni geliştirmiştir. Dilbilimine olan katkısı Davranışçılık Kuramı’nı çürütme yönünde çok etkili olmuştur. Ayrıca bilişsel bilim’in popülaritesini artırmıştır. Dilbilimsel çalışmalarının yanı sıra Kuzey Amerika’nın en önemli sol politikacı entelektüellerinden biri sayılır. Vietnam Savaşı’ndan itibaren Amerika’nın dış ve ekonomik politikalarında dünyaca tanınan katı bir eleştirmendir. 1992 yılında gerçekleşen Sanat ve İnsan Hakları Takdirnamesi’nde, 1980 ve 1992 yılları arasında dünyanın en çok alıntı yapılan yaşayan insanı seçilmiştir. Noam Chomsky Anarko-sendikalizme sempati ile bakan bir sol liberteryendir ve Dünya Endüstri İşçileri Vakfının bir üyesidir.

Babası İbranice öğretmeniydi, ve Ortaçağ İbranice dilbilgisi üzerine hazırlanan bilimsel bir dergiyi çıkarmaktaydı. İlk eğitimini Philadephia'daki Oak Lane Country Day Okulu'nda ve Central Lisesi'nde aldı. 1940 ile 1945 yılları arasında New York şehrinin anarşist-sosyalist Yahudi entelektüel cemaatinin çalışmalarıyla haşır neşir oldu ve Arap-Yahudi işbirliği için çalışmak üzere İsrail'e göç etmeyi planladı.

Eğitimine dilbilim, matematik ve felsefe çalışacağı Pensilvanya Üniversitesi'nde devam etti. 1945-50 yılları arasında Pensilvanya Üniversitesi öğrencisiydi ve dilbilimi öğrenimine başladı. Bu süre zarfında, Zellig Harris'in "Yapısal Dil Biliminin Yöntemi" adlı kitabının düzeltmeleri üzerine çalıştı ve Harris'in siyaset üzerine görüşlerine karşı sempati duymaya başladı. Radikal-empirist bir felsefeci olan Nelson Goodman'ın öğrenciliğini de yaptı. 1951 yılında Goodman'ın Genç Araştırmacı Bursu önerisini kabul ederek Harvard Üniversitesi'ne gitti.

1953 yılında Chomsky, Avrupa'ya seyahat etti. Bu gezi sırasında, yapısal dilbilimini şekillendirme girişiminin işe yaramayacağına karar verdi; çünkü dil oldukça soyut, doğuştan [edinilen] [İngilizce generative] bir olguydu. Bundan sonraki çalışmalarının bu olgunun modellenmesi ile ilgili olması gerektiğine karar vermişti. 1955 yılında Pensilvanya Üniversitesi'nden doktora derecesini aldı; ancak bu dereceyi elde etmesini sağlayan araştırmaların çoğunu 1951-55 yılları arasında Harvard Üniversitesi'nde gerçekleştirdi. Doktora derecesini almasından bu yana Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde çalışmaktadır; şu anda Modern Diller ve Dil bilimi bölümündeki Ferrari P. Ward Başkanlığı görevinde bulunmaktadır. Noam, 24 Aralık 1949'da (şu anda Harvard Üniversitesi'nde profesör olan) Carol Schatz ile evlendi. Çiftin iki kız ve bir erkek çocukları vardır.
Noam ününü dilbilimi alanında kazandı. Dilbilimin bazı tarihsel ilkelerini İbranice uzmanı olan babası William'dan edinmiştir. Aslında, yüksek lisans derecesi için gerçekleştirdiği ilk araştırmaları konuşulmakta olan modern İbranice hakkındaydı. Pek çok başarısının arasında en ünlü olanı, modern mantığa ve matematiksel temellere olan ilgisinden kaynaklanan üretici dil bilgisi (ing. generative grammar) üzerine olan çalışmalarıdır. Bunun sonucunda, bunu üretici dil bilgisini doğal dillerin tanımlamasına uygulamıştır. Öğrenci olarak, Noam Pennslyvania Üniversitesi dilbilimi profesörü olan Zellig Harris'ten oldukça etkilenmiştir. Zellis'in siyasi görüşlerine olan sempatisi, onu dilbilimi alanında yüksek lisans eğitimi görmeye yönlendirmiştir.

Noam her zaman siyaset ile ilgilenmiştir ve onu dilbilimi alanına çeken şeyin siyaset olduğu söylenir. Sosyalizm ve anarşizme doğru olan siyasi eğilimi, kendi deyişiyle radikal New York Yahudi cemaati nden kaynaklanmaktadır. 1965'ten beri ABD dış politikasının önde gelen eleştirmenlerinden birisi olmuştur. Amerika'nın Vietnam'a karışmasına karşı öne sürülen en önemli argümanlardan kabul edilen Amerikan Gücü ve Yeni Mandarinler makalelerinden oluşan kitabını yayınlamıştır.

Chomsky, akademik alanda saygı görmüş ve pek çok defa onurlandırılmıştır. Londra Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi tarafından Onursal Doktorluk ile ödüllendirilen Chomsky, aynı zamanda dünyanın birçok yerinde konferanslara davet edilmiştir. 1967'de Berkeley'deki California Üniversitesi'nde Beckman Konferansı'nı vermiştir. 1969'da ise Oxford Üniversitesi'nde John Locke Konferansı'nı ve Londra Üniversitesi'nde de Sherman Anma Konferası'nı vermiştir.

Kasım 2005 ve Haziran 2008 tarihlerinde ABD'den Foreign Policy ve İngiltere'den Prospect dergilerinin internet üzerinden okuyucu anketleri ile oluşturduğu Dünyanın ilk 100 entellektüeli listelerinde, 2005 yılında 1., 2008 yılında 11. sırada yer almıştır.
insanlar özgür doğar fakat her yerde zincirlidirler, yağmalarını garanti altına almak üzere zenginler tarafından yaratılan sivil toplum yanılsamasıyla baştan çıkarılırlar.
Rousseau
"Ben sadece çok küçük bir gemiye sahip olduğum için korsan diye adlandırılıyorum sense aynı şeyi çok büyük bir donanmayla yaptığın için imparator olarak adlandırılıyorsun."
İş dünyasının yönettiği bir ülkede yaşamak işte bu anlama geliyor, hiçbir şeyin önemi yok. Endüstrileşmiş ülkelerde var olan sağlık sisteminin bizde olamayışı da aynı nedenledir. Ağır­lığı olan insanlar, finans kurumları buna izin vermez, bu yüzden gündemde değildir.
144 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
kitap tabiiki bir roman lezzetinde değil...
maalesef günümüze ulaşan küresel ısınma ve nükleer savaş tehlikesinin ne zaman oraya atıldığı ve sürekli hasır altı edilerek bugüne geldiğimizi anlatıyor ..bilimsel olarak bu kulvarda yuzmeye başladığımdan beri zaten bildiğimiz ama beynimiz bir türlü kabul etmediği kuramlar mevcut kitapta nedir bunlar ..
mesela çevre koruması adı altında paneller düzenlerken bir yandan en tehlikeli sularda petrol arayışları yapan şirket lere izin belgeleri dagıtan amerika...
mesela vietnam savasında bitki ortusunu- askerlerimize tuzak kurmasınlar diye zehirli ilaçlarla yok eden ve insanları açlığa yada kalıcı hastalıklara maruz birakan amerika..
mesela hiroşimaya atom bombasını attıgında tam olarak dünyaya nasıl bir kötülük yaptıgını bilen ama bilmeyen amerika...
ırak ın elndeki nükleer silah sistemini kendi oluşturup profosorler göndererek destekleyen sonra bunlar nükleer silah yaptılar biz masumuz diyen amerika...
örnekleri çogalta biliriz ama bu kitap benim bu konu ile biraz daha çalışmam öğrenmem gerektiğini anladığım bir kitap oldu ...
acıkçası biz şu anda bilgisayarbaşında bunları yazar ve okurken dünyanın bir çok yerinde nükleer denemel yapılıyor....ve dünyanın sonu biraz daha yaklaşıyor...

sevgiyle kalın / iyi okumalar arkadaşlar
70 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Noam Chomsky, 'Medya Denetimi' adlı kitabında, demokrasi, halkla ilişkiler, propaganda ve buna benzer bazı konularda düşüncelerini ifade ediyor. Demokrasi kavramına kısaca değindikten sonra yürürlükte olanla, istenen ve olması gerekenleri ayrıntıya girmeden kısa örneklerle açıklıyor.

Medya Denetimi ya da propaganda ile toplumun nasıl kontrol altına
alınabileceğini ve nasıl istenen tarafa doğru yönlendirebileceğini;
egemen gücün kendilerine karşı çıkmaya hazır ya da potansiyel tehlike
teşkil edecek toplumun çeşitli unsurlarını nasıl da 'şaşkın sürü'ler
haline getirileceğini de açıklayıcı ve aydınlatıcı bilgilerle anlatıyor.

Türkiye'de iyi tanındığını düşündüğüm ve her daim muhalif bir ses olan Noam Chomsky'in bu kitabının sayfa sayısı az olsa da işlenen konu itibarıyla okunmaya, okutulmaya ve anlaşılmaya değer bir çalışmadır.

Alıntılarda ayrıntılı bir şekilde düşünce yapısını vermeye çalıştığım kitaptan örneğin pasif bir toplumun nasıl ateşli bir savaş yanlısı olacağını geçmişten verdiği şu örnekle açıklamaya çalışıyor: "1916 yılında “Peace Without Victory" (Zafersiz Barış) sloganıyla başkan" seçilen Woodrow Wilson'un "o barışçıl halkı, histerik bir savaş çığırtkanı haline dönüştürdü ve Alman olan her şeyi yakıp yıkmak, tüm Almanları lime lime etmek, savaşa gidip dünyayı kurtarmak isteyen insanlar yaratmayı başardı"ğını gördüğümüzde aynı senaryoların şimdi de oynanmadığını söyleyebilir miyiz? Ya da yanı başımızda bitmeyen savaşların müsebbibi kimler ve ne amaçlıyorlar?

Chomsky, Amerikan liberal demokrasi düşünce savunucularından biri olan Walter Lippmann'ın yazılarına göz atıldığında hiç de öyle özgürlükçü, demokratik bir yapının önerilmediğini, bunun yerine 'rıza üretimi' söylemiyle toplumların belli bir yöne ya da düşünceye doğru kaydırılabileceğini ifade ederken, 'seçilmiş sınıf'
kavramıyla da küçük elit bir topluluğun ülkeyi yönetmesi gerektiğini ve bunu yaparken de 'halkı kenara atmasını' hiç de önemli olmadığını belirtiyor. Chomsky burada Lippmann'ın görüşünün tamamen Leninist bir görüş olduğunu söylüyor. ikisi de 'devlet' olgusunu temel alıp ve buna göre de ikisi de 'hegelci' mantıkla hareket ediyor.

'Şaşkın Sürü' kavramını öğrenmek bile kitabın okunması için yeterli. 'Şaşkın Sürü' kimdir? Niçin bu isim kullanılmıştır. Amerikan örneği yerelden genele yani tüm dünyaya uygulandığında 'şaşkın sürü'ler var mı, yoksa bir kuruntu mu? Devletlerin
'şaşkın sürü'lere ihtiyacı var mı? Örneğin, 'şaşkın sürü' evcilleşmesse ne olur? Niçin bu kavram önemli. Şu an da yaşadığımız hayat içinde bunları görebiliyor muyuz?

Chomsky, Amerikan siyasi, sağlık, işçi ve işveren ilişkileri, halkla ilişkiler gibi çeşitli konularda eleştirilerini sunuyor. Toplumun tepkisiz kalarak köleleştirildiğini anlatmaya çalışıyor. Medya ellerinde olduğu sürece istedikleri haberleri istedikleri şekilde vererek toplum mühendisliği sayesinde, esas mevzuların hep gizlenerek arka plana itildiğini belirtiyor. Tekelleşen medyanın halkın derdine çare değil, sorunun ana kaynağı olduğunu belirterek 'şaşkın sürü' kavramıyla toplumun nasıl tepkisiz hale getirildiğini çarpıcı bir şekilde anlatıyor. (Bu konuda alıntılara bakılabilir.)

Noam Chomsky'in bu kitabı az sayfası sayısı, anlaşılır ve kolay diliyle medyayı kimlerin kontrol etmek istediklerini anlatmaya çalışıyor. Bunu yaparken de bir 'sistem'den bahsediyor ve isimlerin ise gelip geçici olduğunu söylüyor.

Muhalif kimliğiyle, muhalif olarak yazmaya devam ediyor. Kısa bölümler içinde seçilen başlıklar altında görüşlerini açıklayıp, toplumu uyarıyor. 'Size sunulan ya da gösterilenler gerçekten öyle mi diye bir düşünün, sorgulayın' diyor.

Propagandanın nasıl evrilleşip 'halkla ilişkiler' adını alıp, daha yumuşak söylemlerle daha hoş ve özlü sözlerle toplumları nasıl uyuttuğunu artık görmenizi istiyor. Bunu içinde yaşadığınız ülkeye bakmanız yeterli.

Ezcümle: Kitap kapağı, anlatım, çeviri, baskı olarak güzel ve okunmaya değer.
+ Bendeki okuduğum kitap Haziran 2005 tarihli ve kitabın yeni baskısı yapılıyor.
+ 19/20 Nisan 2018 tarihinde okunup, notlar çıkarılmıştır.
476 syf.
·20 günde
İktidar ve işleyişini anlama bakımından okunması oldukça elzem olan kitaplardan biri. Oldukça ayrım ve ayrıntıya yer veren Chomsky mütevazi tavırlarıyla ve cesaretiyle karşımıza çıkmaktadır. Sakinliği ile ele aldığı konuları didaktik ifadelerle okuyucuya gayet başarılı bir şekilde aktarmayı başarmıştır kanaatimce. Kendinden emin ifadelerle eserini süslenmiştir.

Chomsky bu eserinde özellikle ABD yi topa tutmuştur diyebiliriz. ABD vatandaşı olmasına rağmen ABD yi en güzel eleştiren kişilerden olan Chomsyk bu konuda imtina dahi etmemiştir. Kitaba baktığımız ilk sayfalardan itibaren ABD nin ne kadar büyük bir ülke olduğuna şahit olmaktayiz. Bu büyüklük elbette ki tartışılabilir. Neye göre büyük kime göre büyük nasıl büyük. Örneğin ekonomik açıdan muazzam bir büyüklük. Askeri anlamda muazzam bir büyüklük. Peki ya manevi değerler konusunda büyüklük. İktidar karşısindaki tüm güçleri ele geçirme ve kontrol etme üzerine kurulduğunu beyan eden Chomsky özelde ABD nin bunu çok iyi yaptığına değinmiştir. Bunu yaparken makyavelist tavırlar sergilendiğini dile getirmiştir. Örneğin ABD devleti çoğu devletin tuttuğu terörist guruplar yerine kiralık terörist devlet kiraladığına değinmistir. Kirli ve pis işlerini bu devletler üzerinden gerçekleştiren ABD bu şekilde onlarca ülkeyi istikrarsızlastirmakta, darbe yaptırmakta ve en önemlisi de sayıları milyonları bulan insan kıyımına neden olmaktadır. Haitide Endonezyada Nikaraguada Kübada Meksikada Brezilyada Vietnamda Korede vs vs. Ama her yerde kendi düdüğünü çaldırmak için uğraşmakta ve bu minvalde oradaki insanların yaşam haklarını hiçe saymaktadir. ABD bunları yaparken bazı bölgelerde kendine ait uydu guruplar ve devletler kiralamakta ve işlerini yürütmektedir. Bu devletlerin en belirgin olanı İsraildir Chomsky'e göre. İsrail ABD nin ortadogudaki emellerini gerçekleştirme konusunda ABD için lejyonerlik yapmaktadır. Yazar eserde bu ikili ilişki üzerine oldukça fazla durmuş ve çok şiddetli eleştiriler yapmistir. Bundan ötürüdur ki yazar bu eleştirilerinden ötürü hedef alınmış İsrail gibi ülkelerde istenmeyen adam olmakla kalmayıp antisemitizm ile suclanmistir. Chomsky bu saldırılardan ötürü hiç vazgecmmeis baskılara rağmen eleştirel dilini kullanmaktan geri kalmamıştır. Pek tabi benim aklıma şöyle bir soru geldi. Nasıl olur da bu kadar eleştiriye rağmen Chomsky nin başına bisey gelmemiş bugüne kadar? Chomsky buna cvp olarak eserde söyle demiştir. ABD benim öldürülmemi istemez. Benim başıma böyle bisey gelirse ABD de bulunan herkesin başına gelebilir. Özellikle muhalefet ve basın buna izin vermez. Diğer taraftan sermaye buna karşı çıkar. Chomsky yok edilirse günün birinde pekala bizim de başımıza biseyler gelebilir. Ayrıca beyaz olduğundan ötürü yok edilmediğini dile getirmiştir. Burda bile Chomsky ince bir eleştiri yapmaktadır. Beyaz tenli iseniz diğer insanlara nazaran daha şanslısınız ABD zihniyetine göre. Ve bu konuda farklı örneklere de yer vermiştir. Örneğin Saddam döneminde yapılan katliamlara yer vermiştir. Saddam Hüseyin (ıraktaki eski diktatör) 90 larda Șiilere ve Kürtlere karşı harekete geçmiş ve yuzbinlerce insanın ölmesine neden olmuştur. Batı bloğu ve ABD başta Saddam ı desteklemiş silah yardımında bulunmuştur. Lakin Enfal katliamlarında ve sonrasında Halepce katliamında Kurtler kimyasal silahlarla öldürüldükten sonra Batı bloğu ve ABD Saddama karşı çıkmış ve Kürtlere yapılan katliamları derhal durdurmasıni istemiştir. Öte yandan Irak in güneyinde ve Doğu bölgelerindeki Şii katliamina göz yummustur. Çünkü Kürtler beyaz tenli ve içlerinde azimsanmayacak sayıda mavi gözlü insanlardan oluşmaktaydi. Eserde ırk ayrımı bu gibi örneklerle dile getirilmiştir. Totalde beyaz iseniz size karşı olan girişimler konusunda biraz daha şanslısınız. Heleki Batı insanı iseniz çok daha şanslısınız.

İktidar ve özelde ABD iktidarının dizginlenmesi konusuna da değinen yazar eserinde bunun yolunun etkin muhalefet, toplumsal baskı ve aktivizmin öneminden geçtiğine inanmaktadir. Bu uğurda herkes üzerine düşen görevi yapmaya çalışmalıdır yazara göre. ABD nin terorist faaliyetlerde artık eskisi gibi rahat bir şekilde başvuramamasinin nedeni toplumsal baskı ve etkin aktivizm olduğunu beyan etmiştir. Nitekim tam da bu yüzden ABD nin kiralık terörist devlet tuttuğunu dile getirmiştir. Kirli işleri kendisi yapıp hedef haline gelmekten çekinen iktidar bu yüzden kirli işlerini başka devletler üzerinden yapmaktadır. Bu aktivizmin ve toplumsal baskının en önemli neticelerinden biridir chomsky e göre. Yazara göre hiç bir şekilde iktidar şeffaf olamaz. Olmamıştır da. Muhalefet bile iktidara gelse yine iktidar tarafından ele geçirilmesi an meselesidir. Nitekim değişen sadece kişiler olacaktir ve iktidar el değiştirecektir. Ama iktidar zihniyeti ebediyen kalacaktır. Tüm bu argumanlardan ötürü toplumsal baskı ve aktivizm çok önemlidir yazara göre. Her ne kadar iktidar duruldurulamayacak olsa bile aktivizm ve sosyal toplumsal baskı yüzunden baskılanacak ve iktidar az da olsa dizginlenecektir. Chomsky e göre eğer ki iktidar bazı şeylerden ötürü geri adım atmaya başlamışsa doğru yoldayız demektir. Ama şunun da altini kalın bir şekilde cizmistir. İktidar yok edilemez mevcut düzenle.

Basın üzerine de fikirlerini dile getiren chomsky basınin ne denli önemli ve güçlü bir araç olduğunu gözler önüne sermektedir. Basın iktidarın daha doğrusu kapital düzenin en büyük silahıdır. Kapital düzen basın yoluyla çok rahat bir şekilde iktidara yön verebilir. Basının yanlı olmasından ötürü yakınan yazar bu yüzden insanların koordine olamadigindan şikayet etmektedir. Basının kitleler üzerindeki etkilerini aciklayan yazar insanların ne derece hayal alemlerinde yaşadığını gösteriyor. Basının en büyük getirilerinden biri de değişen toplum düzenini empoze etmeye çalışmasidir. Olmayanı olmuş gibi olanı da olmamış gibi gösterebilen basın, toplumu kendisince ve kapital sermaye düzenine göre dizayn etmektedir yazara göre. Vietnamdaki ve Libyadaki gerçekler karşısında toplumun ne denli aldatıldığını gözler önüne sermektedir. Kaybedilen savaşlar kazanılmış gibi gösterilmiştir. Basının geliri üzerine de değinen yazar bu gelirin gazete satmakla elde edilmediğini söylemiştir. Sermaye işine gelmeyen haberi yayınlaması için basın kazanıyor. Yayınlamadıgi göz yumduğu göz ardı ettiği her şeyden para kazandığını söylemiştir yazar. Ve tabi ki de istenilen haber yapıldığı için aynı zamanda. Buna uymayan basın kuruluşları sermaye sisteminden gelir elde edemediği için zamanla kapanmaya mahkum olduğunu beyan etmiştir. Çünkü gazete satarak basın organının ayakta kalmayacağını sanırım biz de biliyoruz. Bu yüzden İnternet üzerinden sosyal medya anlayışına çok önem vermiştir yazar. Pek tabi sosyal medya üzerinden haberlere de ilk elden İnanmamak ve araştırmak lazım demiştir yazar. Bilgi kirliliğinden dem vuran yazar bu yüzden insanlarda çaresizlik duygusuna neden olabileceği konusunda uyarılarda bulunmuştur.

Değişen toplum düzeniyle birlikte ekonomide dalgalanmalar olacağını yazan sevgili yazarımız bu yüzden de zamanla ekonominin gerileyecegini ima etmiştir. Gelecek kaygısının oluşacağından ötürü güvensiz şehirlerin meydan geleceğini öngörmustur. Orta sınıfın erimesi halinde bu durumun bariz bir şekilde belirgin olacağından dem vurmuştur. Nitekim şimdilerde bile dünyanın güvenli ve güvensiz şehirleri seçiliyor dergilerde gazetelerde ve sosyal medyada. Ottawa mi güvenli yoksa Kandahar mi? Sizlere bırakıyorum sevgili okuyucular bunun cevabını.

Eserin bir bölümde Amerikan başkanlarının niteliklerine de deginmistir yazarımız. Misal Ronald Reagan örneğini vermiştir. Ona göre Reagan kukla bir zihniyettir. Kopyala yapıştır sistemi ile sermaye tarafından yönetilen bir başkandir kendisi. Pek tabi Reagan bu yolda tek değildir. Ona benzer başka başkanlar da vardır. Batı ve batı sermayesi bunları yaparken kimse buna karşı çıkmıyor mu diyecek olursanız elbette ki haklısınız. Bunun da önlemini alan sistem yargıyı eline almıştır. Biz yapmışsak suç değil. Başkaları yapmışsa elbette ki suçtur anlayışı mevcuttur. Bu uğurda nuremberg mahkemelerini örnek vermiştir yazar eserinde. İnceleme çok da uzamasın diye de nuremberg örneklerini size bırakıyorum. Açıp bi göz atın derim. Savaş suçlarına örnek teşkil edecek davranışlar ABD tarafından yapılmışsa suç değil. Hem ABD hem karşı taraf yapmışsa suç değil. Ama sadece karşı taraf yapmışsa suçtur anlayışı yargının ne derece yanlı olduğunu gözler önüne sermektedir. Peki yargı nasıl olur da bu kadar yanlı olabiliyor. Eğer ki siz BM yi oluşturup finanse ediyorsaniz elbette ki yargıya da hükmetme hakkına sahipsizdir anlayışı vardır. George Orwell i anımsattı örnekler bana. Nitekim yazar Orwell den bahsetmiştir.

Çevrenin korunmasına değinen yazar eserde bunun için alınacak önlemleri dile getirmiştir. Değişen dünya düzeninden dolayı önümüzdeki yıllarda çevre felaketleri olabileceğinden ötürü uyarılarda bulunmuştur.

ABD ye göre sistemler düşman değildir. Komünizm, islamizm, liberalizm vs vs. Bunlar sorun değildir. Sorun olan durum sistemin getireceği refah düzeyi. Eğer ki bi yerlerde bir yönetim iyi işler yapıyorsa ve gittikçe bağımsız hale geliyorsa işte sorun oradadır. Sistemi ister komünizm olsun ister başka bisey olsun. Eserde bunun örneklerini dile getiriyor. Diktatörlukle yönetilmesine karşın demokrasi karşıtı diye kimseye tavır sergilenmez. Ama örnek diktatörlükten dolayı halkın refahı ve bağımsızlığı gittikçe artıyorsa işte o zaman diktatörlük demokrasi değildir diye hedef alınır.

ABD ve benzeri yönetimlerin her zaman bir düşmanı vardır. Ve olması da gerekir. En büyük düşman ise kendi halklarıdır. Eğer ki kendi halkıniz size karşı ise çok büyük probleminiz vardır chomsky e göre. Bu yüzden ABD gibi ülkeler suni düşmanlara ihtiyaç duyar. Teröristler ve terörist devletler. Bu şekilde kendi halkını korkutup iktidarın gerekli olduğunu ve ilelebet devam etmesi gerektiğini öne sürmektedir. Biz varsak güvenlik vardır. Eğer yoksak el kaide gelip sizi öldürür. Bu şekilde asıl 'gerçek düşmanlık' yapacak kendi halkını egale etmiştir.

Kapital düzen oldukça fazla yer bulmuştur eserde kendini. Chomsky e göre Adam Smith in anlattığı liberalizm sistemi ile var olan kapital düzen taban tabana birbirine zittir. Nitekim Adam Smith in düşüncelerinin tahrif edildiğini beyan etmiştir yazar.

Sevgili okurlar inanın incelemeye devam etmek isterdim. Lakin bu inceleme saatlerinizi bile alabilir. O yüzden başlıklar üzerinden bir kaç not almak istedim. Nitekim kitabı komple inceleuip yazmak çok yorucu.

*entelektüel kimdir ve görevi nedir. Kimler entelektüeldir sorusunun cevabı
*savaş yoluyla ele geçirilen yönetimler
*ordunun himaye altına alinmasi
*paranın seyri ve basın
*geçmiş tarih ve gelecek
*küresel ticaret
*ahlaki değerlerin yeniden yapılandırılması
*halk mücadeleleri
*özgürlük ve tanimi
*çatışan değerler
*katliamlar (Ruanda Endonezya Kamboçya vietnam vs vs.)
*sendikalar
*nükleer güç
*eğitim ve istenilen eğitim.
*komplo teorileri( ilginç bir konu)
*denetim..
Bunlar belli başlı not aldığım konular. Lakin bunları inceleyip yazıya dökmem saatleri bulur. O yüzden kitabı sizin de okumanız gerektiği gorusundeyim. Ve umuyorum ki herkes bu kitabı okur. Kitap okunduğunda bizim gibi ülkelerin ne derece zayıf olduğunu çok iyi anlayacaksınız siz de. Şahsen ben kitabı okuduktan sonra biz yokuz dedim. Bu sistem ve ABD böyle ise demek ki biz yokuz yani demekten alamadım kendimi. Lakin herseye rağmen bizim içimiz bence biraz daha temiz. Kitap karşılıklı söyleşi şeklinde soru cevap şeklinde ele alınmış. Sorulan soruya yönelik chomsky nin cvplar olağanüstü. Ki chomsky var olabilecek en güzel aydınlardan biridir diye düşünüyorum aynı zamanda. Mükemmel bir eleştiri gücü ve ayrım ayrıntıyı yakalama gücü var. Oldukça mütevazi bir duruşu var. Kendisinin ellerinden milyon kes öpüyorum. Umuyorum ki chomsky gibi efsane kişiler her yerde yüzlerce binlerce bulunur zaman içinde.

Corona virüslu bu günlerde kendinize iyi bakın. Sağlık esenlik ve mutluluklar dilerim. Okuyun okuyun okuyun

İyi okumalar
144 syf.
Kitabı okumaya karar vermeme sebep şu pasajdır:
Önsöz
...
Tüm seragazı salınımları hemen durdurulsa bile- ki bu, dünyanın ekonomisinin bugün çöktüğü ve bir daha asla tel bir ampülün bile yakılmadığı, tek bir benzin motorunun dahi çalıştırılmadığı anlamına gelir- atmosferde zaten, büyük ölçüde ısınma ve yıkıcı iklim değişikliği, bunun beraberinde de çok daha fazla yoksulluk, şiddet, toplumsal çöküntü, zorunlu göç ve siyasi çalkantı yaratmaya yetecek kadar karbondioksit var. Bu nedenle, insani ve adil uyum sağlama yollarını bulmalıyız, yoksa barbarca olasılıklarla karşı karşıya kalırız.
Laray Polk(Dallas/Teksas/Eylül 2012)

Ve bu pasaj benim karşıma çıktığında millet bangır bangır “Avusturalya için dua edelim!” diyordu. Avusturalya’daki insanlar da yangının yarattığı fizyolojik, psikolojik ve sosyal sorunlarla baş etmeye çalışıyorlardı.

Aslında itiraf etmem gerekirse çaresizce yanan o güzel hayvancıklara daha çok üzülmüştüm, bunun için üzgünüm.

Hatta sosyal medyada ve orada yaşayan Türk bir kadın bloğunda durumun medyada yansıtıldığından çok daha korkunç olduğunu yazmıştı.
Hatırladınız mı bu olanları?
Okuyunca muhtemelen hatırlamışsınızdır. Raskolnikov’un ağzıyla “ insanoğlu alışır.” Diyelim. Ekleyelim, devamı var. Final henüz gelmedi.

Bugün yepyeni, nur topu gibi başka bir felaketimiz var zaten çok şükür.
Bazı adamlar çevreyle ilgili küresel ısınma böyle devam ederse diye başlayıp sürekli felaket senaryoları yazıyor ve bu adamlar çok zeki. Hepsi yanılıyor olamazlar.

Daha zeki olan başka bir kesim de bu senaryoları anlamsız, geçersiz ve saçma buluyorlar ve bu kesim, gücü asıl elinde tutan kesim. Çok daha zeki olmalarından anlamışsınızdır(!)

İnsan doğası asla değişmiyor. Hükümetlerin politikaları asla değişmiyor. Sanki ikisi de üzerinde barınabilecekleri başka bir yerler daha varmış gibi arsızca doğayı katletmeye devam ediyor.
Halbuki denedik...Yoklamadığımız bir gezegen kaldı mı? İnsanın doğası gereği gidip hayatını devam ettirebileceği hatta “nefes” alabileceği başka bir gezegen bulabildik mi kendimize?

Nefes, ne kadar önemliymiş oysa bugün görüyoruz...

Soluğun kıymetini anlamak için soluksuz kalmak gerekmese keşke.

Bir sonraki nesle güzel, yeşil, doğal kaynakları tükenmemiş, mis gibi bir dünya bırakalım diyeceğim geliyor ama sonraki iş sanırım. Şimdilik bir cihaza bağlı kalmaksızın birkaç kuşağa soluk aldırmayı başaralım yeter gibi...
Kutup ayıları, balinalar bile vazgeçmiş siz iyi olun da bize yeter demeye başlamıştır hatta. Sonuçta evren bizim. O kadar...
96 syf.
Şahsen tanışma şerefine eriştiğim; Chomsky.
Dil bilimindeki uzmanlığıyla, dilin yapısal özelliğinden çok daha fazlasına sahip olduğunu göstermiştir. Dili özgürce kullanmanın ve yaratıcılığın edinilecek bir şey olmadığını, tam tersine insanda doğuştan var olan bir üstünlük olduğunu belirtmiştir. Chomsky, dil anlayışında yapısalcı bir yaklaşıma sahiptir.
Dili ağır olan ve konu itibari ile ağır ve derin konu içeriğine sahip bir kitap.
Chomsky'i veya bu tür kitapları anlayabilmek için; felsefeyi yüzeysel olarak bilmek yetmiyor. Felsefenin alt dalları olan dil ve zihin felsefesi ile ilgili de bilgi ve fikir sahibi olmanız şart.
tüm felseciler ve felsefe meraklıları "Chomsky" okumalı.
Saygılar
71 syf.
·Puan vermedi
İki büyük beynin tartışması;insan doğası ,dil,politika ve bunun türevi olan konularda ilk elden bilgi sahibi olunabilecek ve beyin jimnastiği yaptırabilecek güzel bir kaynak.
167 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Chomsky

Dünyaca ünlü dil bilimci ve entelektüel siyaset bilimi uzmanı. Aslen Yahudi ve Amerikan doğumlu MIT mezunu saygın kişi. Ve Ian Pappe İsrailli, İngilterede Exter Üniversitesinde akademisyen. Filistin meselesi üzeri birçok kitap yayımlamış.

Kitabın çıkış tarihi 2014. Yani Bu dönemden sonra (2014) Filistin konusundaki gelişmeleri içermeyen bir kitap. Çünkü düzenli olarak İsrail Filistin savaşı devam ediyor ne yazık ki.
Bu kitapta iki aktivistin( dünya çapında kabul edilmiş) karşılıklı görüş alışverişleri ve Filistin Meselesi üzerine şahsi fikirleri var.

Chomsky, ülke ayrımı yapmaksızın ezilen halkların temsilcisi kimliğini üstleniyor. Burda da Filistine yapılan eziyetin, işkencenin ve açık hava hapishanesi diye nitelendirdiği Gazze, Batı Şeria halkının zulmüne çare arıyor. Bunu yaparken temel problemleri ve tarihi sürec içerisindeki sistematik işgali anlatıyor.

Filistin meselesine dair fikir edinmek isteyenler için güzel bir kitap. Okumak isteyenlere tavsiye edebilirim.
440 syf.
Noam Chomsky'nin ABD emperyalizmini ve ABD'nin Ortadoğu üzerinde faaliyette bulunduğu askeri , siyasi , sosyal argümanlarının ; tarafsız , hukuk normlarını dikkate alarak , yıllarca süren deneyim ve araştırma birikimleriyle bizlere aktardığı bir eser . Kitap Noam'ın değerlendirmeleri ağırlık olmak üzere Gılbert Achcar ile hasbihal ederek bizlerin görmediklerini gösteriyorlar . Bir çok etnik grubunun , gerek baskı ve şiddet yolu gerekse etnisite vasıtaları ile nasıl yönlendirildiğini bizlere sunuyorlar . Ayrıca , kitabın hiç okunmamış , site arşivine girmesi için benim istek atmam oldukça üzdü beni (:
71 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Yüz Yılıın büyük düşünürlerinden yıllar önce yaptığı eleştiri ve tartışmayla karşımıza çıkıyorlar.Foucault göre tarihte bilgi ve bilimsel üretimin farklı çerçeveler belirlediği için ,her çağda bilimsel söyleşi tipleriyle karşılaşırız.
Chomsky ise kitapta kendi dil bilimi kuramından hareket eder ve insanın doğarken beraberinde getirdiği bir yaratıcılık kapasitesi olduğunu savunmakta.
Siyasal Mücadele,Bir Sınıfın ,Tarihsel Haklılığına Dayandığı İçin Mi , Yoksa Daha Adil Bir Toplum Hedefi Güttüğü İçin Mi ,Meşruluk Kazanır ? Görüşlerin Konu Ayrılığı Buradan Başlamaktadır. İyi Okumalar Dilerim...
140 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitap, Heinz Dieterich ile Noam Chomsky arasında gerçekleşen röportajdan oluşuyor. Röportaj, ABD'nin küresel faaliyelerine küçük ülkeler açısından bakması sebebiyle ayrıca ilgi çekiyor. Chomsky, ABD'nin küresel iktidarını korumak adına küçük ülkelere müdahalelerini, ülkeleri sömürmesini ve ABD'yi buna sevk eden düşünce sistemini irdeliyor. Chomsky'nin görüşleri, örneklemeleri oldukça başarılı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Noam Chomsky
Tam adı:
Avram Noam Chomsky
Unvan:
ABD'li Dilbilimci, Filozof, Tarihçi, Mantıkçı, Aktivist, Siyasi Eleştirmen ve Yazar
Doğum:
Pensilvanya, ABD, 7 Aralık 1928
Avram Noam Chomsky, ABD'li dilbilimci, filozof, tarihçi, mantıkçı, aktivist, siyasi eleştirmen ve yazardır.

7 Aralık 1928'de Philadelphia, Pensilvanya'da doğdu. Rus göçmeni William Chomsky'nin oğludur.N. Chomsky Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde dilbilim profesörüdür. Kendi ismiyle adlandırdığı Chomsky Hiyerarşisi’ni geliştirmiştir. Dilbilimine olan katkısı Davranışçılık Kuramı’nı çürütme yönünde çok etkili olmuştur. Ayrıca bilişsel bilim’in popülaritesini artırmıştır. Dilbilimsel çalışmalarının yanı sıra Kuzey Amerika’nın en önemli sol politikacı entelektüellerinden biri sayılır. Vietnam Savaşı’ndan itibaren Amerika’nın dış ve ekonomik politikalarında dünyaca tanınan katı bir eleştirmendir. 1992 yılında gerçekleşen Sanat ve İnsan Hakları Takdirnamesi’nde, 1980 ve 1992 yılları arasında dünyanın en çok alıntı yapılan yaşayan insanı seçilmiştir. Noam Chomsky Anarko-sendikalizme sempati ile bakan bir sol liberteryendir ve Dünya Endüstri İşçileri Vakfının bir üyesidir.

Babası İbranice öğretmeniydi, ve Ortaçağ İbranice dilbilgisi üzerine hazırlanan bilimsel bir dergiyi çıkarmaktaydı. İlk eğitimini Philadephia'daki Oak Lane Country Day Okulu'nda ve Central Lisesi'nde aldı. 1940 ile 1945 yılları arasında New York şehrinin anarşist-sosyalist Yahudi entelektüel cemaatinin çalışmalarıyla haşır neşir oldu ve Arap-Yahudi işbirliği için çalışmak üzere İsrail'e göç etmeyi planladı.

Eğitimine dilbilim, matematik ve felsefe çalışacağı Pensilvanya Üniversitesi'nde devam etti. 1945-50 yılları arasında Pensilvanya Üniversitesi öğrencisiydi ve dilbilimi öğrenimine başladı. Bu süre zarfında, Zellig Harris'in "Yapısal Dil Biliminin Yöntemi" adlı kitabının düzeltmeleri üzerine çalıştı ve Harris'in siyaset üzerine görüşlerine karşı sempati duymaya başladı. Radikal-empirist bir felsefeci olan Nelson Goodman'ın öğrenciliğini de yaptı. 1951 yılında Goodman'ın Genç Araştırmacı Bursu önerisini kabul ederek Harvard Üniversitesi'ne gitti.

1953 yılında Chomsky, Avrupa'ya seyahat etti. Bu gezi sırasında, yapısal dilbilimini şekillendirme girişiminin işe yaramayacağına karar verdi; çünkü dil oldukça soyut, doğuştan [edinilen] [İngilizce generative] bir olguydu. Bundan sonraki çalışmalarının bu olgunun modellenmesi ile ilgili olması gerektiğine karar vermişti. 1955 yılında Pensilvanya Üniversitesi'nden doktora derecesini aldı; ancak bu dereceyi elde etmesini sağlayan araştırmaların çoğunu 1951-55 yılları arasında Harvard Üniversitesi'nde gerçekleştirdi. Doktora derecesini almasından bu yana Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde çalışmaktadır; şu anda Modern Diller ve Dil bilimi bölümündeki Ferrari P. Ward Başkanlığı görevinde bulunmaktadır. Noam, 24 Aralık 1949'da (şu anda Harvard Üniversitesi'nde profesör olan) Carol Schatz ile evlendi. Çiftin iki kız ve bir erkek çocukları vardır.
Noam ününü dilbilimi alanında kazandı. Dilbilimin bazı tarihsel ilkelerini İbranice uzmanı olan babası William'dan edinmiştir. Aslında, yüksek lisans derecesi için gerçekleştirdiği ilk araştırmaları konuşulmakta olan modern İbranice hakkındaydı. Pek çok başarısının arasında en ünlü olanı, modern mantığa ve matematiksel temellere olan ilgisinden kaynaklanan üretici dil bilgisi (ing. generative grammar) üzerine olan çalışmalarıdır. Bunun sonucunda, bunu üretici dil bilgisini doğal dillerin tanımlamasına uygulamıştır. Öğrenci olarak, Noam Pennslyvania Üniversitesi dilbilimi profesörü olan Zellig Harris'ten oldukça etkilenmiştir. Zellis'in siyasi görüşlerine olan sempatisi, onu dilbilimi alanında yüksek lisans eğitimi görmeye yönlendirmiştir.

Noam her zaman siyaset ile ilgilenmiştir ve onu dilbilimi alanına çeken şeyin siyaset olduğu söylenir. Sosyalizm ve anarşizme doğru olan siyasi eğilimi, kendi deyişiyle radikal New York Yahudi cemaati nden kaynaklanmaktadır. 1965'ten beri ABD dış politikasının önde gelen eleştirmenlerinden birisi olmuştur. Amerika'nın Vietnam'a karışmasına karşı öne sürülen en önemli argümanlardan kabul edilen Amerikan Gücü ve Yeni Mandarinler makalelerinden oluşan kitabını yayınlamıştır.

Chomsky, akademik alanda saygı görmüş ve pek çok defa onurlandırılmıştır. Londra Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi tarafından Onursal Doktorluk ile ödüllendirilen Chomsky, aynı zamanda dünyanın birçok yerinde konferanslara davet edilmiştir. 1967'de Berkeley'deki California Üniversitesi'nde Beckman Konferansı'nı vermiştir. 1969'da ise Oxford Üniversitesi'nde John Locke Konferansı'nı ve Londra Üniversitesi'nde de Sherman Anma Konferası'nı vermiştir.

Kasım 2005 ve Haziran 2008 tarihlerinde ABD'den Foreign Policy ve İngiltere'den Prospect dergilerinin internet üzerinden okuyucu anketleri ile oluşturduğu Dünyanın ilk 100 entellektüeli listelerinde, 2005 yılında 1., 2008 yılında 11. sırada yer almıştır.

Yazar istatistikleri

  • 363 okur beğendi.
  • 708 okur okudu.
  • 30 okur okuyor.
  • 1.602 okur okuyacak.
  • 17 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları