Nora Roberts

Nora Roberts

8.1/10
669 Kişi
·
2.143
Okunma
·
102
Beğeni
·
6.044
Gösterim
Adı:
Nora Roberts
Unvan:
ABD'li Ünlü Aşk ve Macera Roman Yazarı
Doğum:
ABD, 10 Ekim 1950
Nora Roberts (Eleanor Marie Robertson, d. 10 Ekim 1950 (62 yaşında) Silver Spring, Maryland, ABD) ABD'li ünlü aşk ve macera romanları yazarıdır. 210'dan fazla roman yazmış, kitapları uzun süre en çok satanlar listesinde kalmış ve 35 ülkede basılmıştır. Ayrıca JD Robb takma adıyla 21. yüzyılda geçen Ölüm Serileri - In Death - adında polisiye aşk romanları da yazmaktadır.

Silver Sipring Maryland ABD’de beş çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak doğdu. Rahibelerin disiplini altındaki katolik okulunda okuduktan sonra genç yaşta evlendi ve Keedysville Maryland’e yerleşti. Kısa bir süre hukuk alanında sekreter olarak çalıştı. İki oğlu doğduktan sonra işini bıraktı ve evde farklı uğraşlar edindi.
Çok okuyan bir ailede yetişen Nora Roberts’ın, okumadığı ya da kafasında hikâyeler uydurmadığı zamanlar yok gibiydi. Böylece bir kalem ve bir defter alarak bu hikâyeleri yazmaya başladı. İlk denemeleri pek çok yayınevi tarafından red edildikten sonra, 1981 yılında ilk kitabı Irish Thoroughbred Silhouette yayınevi tarafından basıldı. Esas çıkışını ise MacGregor Ailesi'nin maceralarını anlattığı serinin ilk kitabı, Playing the Odds ile 1985 yılında yaptı.
Nora, marangoz olan ikinci kocası Bruce Wilder ile evine kitap rafları yaptırmak istediği zaman tanıştı. Çift 1985 yılının Temmuz ayında evlendi. O günden beri evlerini genişlettiler, bir kitapçı dükkânı açtılar ve sık sık seyahat ediyorlar. Tarihi bir oteli satın alarak yeniden restore ettiler ama 2008 yılında, açılışına birkaç ay kala, çıkan bir yangında otel tamamen yandı. Nora ve Bruce vazgeçmeyerek, bu sevdikleri yeri, yeniden inşa ettiler ve 2009 yılının Şubat ayında açılışı gerçekleştirdiler.
Hayatı boyunca Nora’nın etrafı, hep erkeklerle çevrili olmuştur. Sadece evin en genci değil, aynı zamanda ailesinin tek kızıydı. İki oğlan çocuğu yetiştirdi. Bu yüzden erkek kafa yapısına iyi bir bakış açışı geliştirerek, romanlarında okuyucularına inanılmaz tatlar bırakıyor.
Nora yazdığı kitaplar ile, yayın dünyasından ve meslektaşlarından pek çok ödül kazanmıştır. Ayrıca seri halinde yazdığı kitaplar için şöyle demiştir:
“İlişkiler kitaplarımda daima anahtar rol oynamıştır. Aile hayatının hareketliliği, paylaşılan ve gelişen ortak hikâyeler beni cezbetmiştir. Birbirine bağlı kitaplarımda, karakterler daima önce gelir. Eğer hikâyelerini anlatmam için beni zorlamazlarsa, okuyucunun ilgileneceğine inanmam. Kitaplar boyunca ilerleyen, bir çizgi, bir konu ya da bir soru vardır ve sonunda çözülür. Karakterler, aralarındaki ilişkiler geliştikçe ve aşk ortaya çıktıkça her bir kitap kendi içinde tek olmalıdır ama okuyucunun istediğine inandığım şekilde birbirine bağlı olarak devam etmelidir.”
Bir çocuğu bu kadar annesine bağlayan şey neydi? Doğum sırasında akan kan mı, diye merak etti Eve.
Yazarın en sevmediğim kitabı. Noellerde ve cadılar bayramında cinayet kitaplarını zaten hiç sevmem. Fakat yazarın hatrına bu kitaba bir şans verdim. Vasatın biraz üzerinde olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca bu kitabı çeviren kişinin yatacağı yer yok...
Keyifli ve sürükleyici bir hikaye. Kurgusu da son derece keyifli. Özellikle sahneleri anlatırken ki betimleyici üslubu olanları adeta görmemizi sağlıyor. Akıcılığı da şüphe götürmeyen, beğendiğim bir polisiye.
Baştan sona mükemmel bir seriydi. Okumaktan inanılmaz keyif aldım, bitmesin diye umdum ve her ne kadar da okumamı yavaşlatmaya çalışsam da kitabın istediğimden hızlı bitmesine engel olamadım.
Bu kitabı okumaya çok önyargılı ve korkarak başladım. İlk iki kitabı çok beğenmiştim ve son kitabın onlar kadar olamayacağı şüphesi içimi kemiriyordu. Yanılmışım. İyi ki de yanılmışım. Kan Büyüsü, önceki iki kitap kadar iyiydi. Hatta kusursuzdu.
Sayfalar su gibi akıp gitti. Hiçbir yerinde sıkılmadım. Hiçbir yerinde bunu böyle yapsaymış daha mı iyi olurdu diye düşünmedim. Hiçbir yerinde ama burada da biraz saçmalamış demedim. Sadece sonuna doğru acele bir son geliyor diye düşündüm ama kitabı bitirdikten sonra tek söyleyebileceğim yazarın bu işi bildiği.
Onları çok sevdim. Üçlü, üçlünün üçlüsü ve asıl üçlü… Karakterlerin birbirleriyle olan bağları, üçlünün ve Fin’in hayvanlarla iletişim kurabilme biçimlerini, Branna’nın yemek tariflerini ve atölyesini, Boyle’nin sevgi ve sadakatini, Iona’nın neşeli halleri ile iyimserliğini, Connor’un yemeğe olan düşkünlüğü ile bağlılığını, Meara’nın cesareti ve tutkusunu ve Fin’in aşkından vazgeçmeme gücü ile kendinden emin olmasını özleyeceğim. Ayrıca Brannaugh, Teagan ve Eamon’u… ve Kara Cadı’yı… Hepsini çok özleyeceğim ve sanırım bir süre daha onları düşüneceğim. Günlük hayatları, şimdi ne yaptıkları, ne yedikleri gibi basit şeylerle aklımı uzun bir zaman meşgul edeceğim. Bir kitaba girebilme gücüm olsa sanırım hiç düşünmeden seçebileceğim bir kitap olurdu. Onların sevgisini ve yakınlıklarını açık ve net bir şekilde kıskandığımı söyleyebilirim. Bu da sanırım yazarın başarısı.
Fantastik kitap sevenlere tavsiyemdir. Mutlaka bu seriyi okuyun.
Kara Cadı serisinin üçüncü kitabı olan eser, kaldığı yerden devam ediyor. Aydınlık karanlığa karşı...

Branna kendine ve kardeşi Connor'a atalarından kalan mirası aydınlık ve sevgi adına kullanmaya devam ederken, kuzeni Iona ve Boyle evlenince yaşayacakları evin inşaatına başlamakla uğraşıyorlardı...

Branna atası kara cadı Sorcha'nın karanlık güçlerin efendisi olan Cabhan'a yaptığı büyü ile hem kendi çocuklarını hem de onlardan sonra gelecek olan, Branna, Connor ve Iona'yı bu karanlık efendinin laneti ile mühürlemişti. Bu cadı üçlüsü Cabhan'ı büyüler, zehirler ve iksirler ile nasıl yeneceklerinin planlarını yaparken, Cabhan, kendi kanını taşıyan Finbar'ı en zayıf halka olarak görmeye devam etmekteydi...

Branna ne kadar karşı koymaya çalışsa da Finbar onun geçmişine ait aşkı olarak, düşmanının kanını taşıyan adam olmaya devam ediyordu. Bu lanet vücuduna bir mühür olarak işlenmişti...

Cabhan her an onlara saldırmak için büyülü evin etrafında görülmekten artık çekinmiyordu. Finbar yıllar sonra öğrendiği gerçeği hazmetmeyi başarabilecek miydi ?

Branna, Cabhan'ı yenmek için ona güç veren iblisin ismini bulmaya çalışırken, rüyalarının ona yol göstermesini ve Cabhan'ın zihnini okumayı diliyordu. Artık bu laneti kaldırmak için doğru zamanı bekliyorlardı. Branna, kendi üçlüsü, Finbar ile ilk üçlünün de katılacağı bu büyük savaşa artık hazırdı. Kalbinin ve duygularının ona yol göstermesini ve hata yapmamayı dilemekteydi...

Nora Roberts, masalsı anlatımı ile aşkı, büyüleri, iksirleri dostlukları harmanlayıp soluksuz okunacak olan eserini, yine biz okuyucuların, bitmesin diye dua etmemizi sağlayacak kadar güzel tamamlamış...
Seriyi ne denli beğendiğimi yorumlarımda belirtmiştim. Serinin Türkçeye çevrilen en son kitabını henüz edinmedim. Ama yazarın biyografisinde Eve Dallas serisini 34 roman+ hikaye şeklinde yazdığı belirtiliyor ki bu çok mantıklı. (Ama ne yazık ki bizde bu son romanla birlikte 17 tanesi var sadece.) Seri polisiye özelliğinin yanı sıra güzel bir romantik hikayeyi ve onlarca yan kahramanının hikayeleriyle harika bir kurguyu içinde barındırıyor. Ve her bir romanda hikayeler telaşsız bir sakinlikle ağır ağır ilerliyor. İşte bu nedenle yazarın seriyi bu denli çok sayıda romanla ilerletmiş olması çok mantıklı.
Her bir romandaki cinayetlere ya da karakterlerin yaşamlarındaki gelişmelere değinmek yersiz geldiğinden değerlendirme için son romanı beklemiştim. Ve şimdi o an geldi:)
En başta serinin türü bakımından yaklaşırsak romanlardaki cinayetlerin kurguları, katillerin motivasyonları, yakalanma süreçleri çok keyifli bir okuma sunmuştu bana göre. Bazılarında olayın en başında katil/katilleri tahmin etmiş olmak süreçten aldığım keyfi kesinlikle azaltmadı. Her bir romanla birlikte çözüm sürecine dahil olan yeni karakterler ana karakterler kadar özençli ele alınışlarından ve en az Eve Dallas kadar sisteme ve adalete inanç beslemelerinden olayların akışına tat katmışlardı. Bazı cinayet kurguları ufaktan aşinalık hissi verse de kesinlikle bana rahatsızlık vermedi.
16.kitap itibariyle seri öyle bir yerinde kalmıştı ki tırnaklarımı kemire kemire internette serinin diğer kitaplarının aslında basılmış olduğu ama bir şekilde benim HENÜZ ulaşamayacağım bir noktada bulundukları saplantısını doğrulamak amacıyla uzun zamanımı harcadım. Ne yazık ki 17 kitap haricinde çevrilen birşey yoktu. Dediğim gibi yazar sakin sakin her bir romanda Eve Dallas'ın sadece bir ayını anlatarak yazmış durmuş. Hal böyle olunca milim milim işlemiş kahramanın hayatına dair ne varsa. Son romanda Eve Dallas'ın bir seneden fazla bir zamandır evli olduğu eşi Roarke kendi hayatına dair inanılmaz bir bilgiye ulaşarak ciddi bir sarsıntı yaşarken bu sancılı süreç Eve ile arasında ciddi bir evlilik krizine dönüşür. Çift bu evreyi birbirlerine duydukları sevgi ve birbirleri için verecekleri tavizler doğrultusunda başarıyla atlatacaklardır. Bir yandan etraflarında mutlu birlikteliklere yelken açan arkadaşları diğer yandan Eve'in en yakın dostunun hamilelik süreci ikilinin birlikteliklerini yaşadıklarıyla birlikte bir arada iki insan oluştan bir hayatı paylaşmaya doğru hızla yönlendirmektedir.
Eve Dallas karakteri pek çok dizi ve filmde karşımıza çıkmış bir tipleme aslında. Sorunlu ve yalnız bir geçmişten kopup gelen, sahip olduğu tek şey mesleği olan güzel, güçlü, anti sosyal bir kadın polis. Mesleği artık var olma sebebi haline gelmiştir ve hayatına zaten anlamını bilmediği dostluk, arkadaşlık, aşk gibi tüm mevhumlar uzaktır. Ama gün olur hesapsızca tüm bunları bir anda hayatında bir erkekle birlikte paket halinde kucağına düşüvermiş bulur. Ve sonrasında bu değerlerin tek tek anlamlarını kavrayıp usul usul yüreğine sızmış olan güzelliklerini kaybetmeden nasıl sahip çıkması gerektiğini öğrenmek için uğraşırken bulur kendisini.
Hala tavsiye ediyorum. Mümkünse (bence muhakkak) set halinde alınıp/edinilip okunulmasını. Ve ilgili yayınevlerimize rica ediyorum; serinin kalan tüm kitaplarını da çevirip yayınlayın LÜTFEN.
Kütüphaneci Dana Steel ve yazar Jordan ne kadar birbirlerine mesafeli davransalar da "Bilgeliğin Anahtarını" bulmak için birbirlerinin çekim alanına girmeye başlamışlardı.Kötü ruhlu Kane Dana'nın bu yolda başarılı olmaması için tüm kötülüklerini kullanıp başarılı olabilecek miydi?
Işığın Anahtarı kitabının devamı olan bu eser sizi sona bir adım daha yaklaştıracak...
Uçak yoğun kar yağışı yüzünden başka bir havaalanına, Portland'a inmişti. hava koşulları düzelene kadar burada bekleyeceklerdi. Shelly'nin Noel için sadece dört günlük izni olduğu için Seattle'a arabayla gitmek çok daha iyi bir fikirdi.
Zoe oğlu Simon'a bakmakla yükümlü bekar bisr annedir. Brad ile yaşayacaklarını ne kadar ertelemeye çalışsa da duygularına ve cesaretine kendisi de şaşırmakla beraber cesaretin anahtarını bulma yolunda onun da desteğini alacağından, kendini biraz daha güvende hissediyordu...Zoe geçmişi ile yüzleşme cesaretini gösterme yolunda Kane'in ona nasıl engel olacağını bilmemesine rağmen arkadaşlarının yardımı ile başaracağına inancını kaybetmemeye çalışıyordu....
Serinin son kitabını okurken yazara tekrar hayran olacaksınız...
Çok severek okuduğum üçlemenin ilk kitabı olan"Işığın Anahtarı" mitolojik ve gizemlerle dolu bir kitap. Malory Price 'ın ışığın anahtarını bulması için çıktığı bu yolda hem arkadaşlığın gücünü hem de aşkın gücünü tekrar keşfedip ışığa ulaşması gerekiyordu....
İlk 100 sayfasını okumakta zorlandım ama bu yazardan veya hikayeden değil benim odaklanmakta sorun yaşamamdan ötürüydü. Buna rağmen hikaye oldukça ilginç başlıyor. Kitabın isminin Kara Cadı olmasına rağmen, açıkçası bu kadar sihir beklemiyordum. Nora Roberts birkaç kitabını okuduğum bir yazar. O okuduğum kitaplara dayanarak bu şekilde fantastik bir dünyayla karşılaşacağımı hiç beklemiyordum. O yüzden biraz şaşırdım ve bocaladım ama fantastik kitapları sevdiğim için okumakta sorun yaşamadım. Yazarın bu konuda oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim hatta.
Karakterlerden oldukça etkilendim. Birbirleri ile olan iletişimleri, yakınlıkları, arkadaşlık, dostluk ve kardeşlikleri kalbimde bir yere dokundu. Sımsıcak bir duygu hissetmeme neden oldu. Kitabı okurken karakterler arasındaki ilişki beni hem etkiledi hem güldürdü. Hikaye bana göre ayrı bir heyecan.
Bu kitabı okumayı sevdim ve serinin devam kitaplarını da okumak için sabırsızlandım ama tekrardan söylemem gerekirse fantastik sevmeyen biri kesinlikle okumamalı. Ne saçmalıyor bu diyebileceği çok nokta olacaktır ama sevenler için kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitap. Tüm o ritüeller, çemberler, elementler bana P.C.Cast'ı anımsattı. O yazarı sevenler için de ayrıca tavsiye edebilirim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Nora Roberts
Unvan:
ABD'li Ünlü Aşk ve Macera Roman Yazarı
Doğum:
ABD, 10 Ekim 1950
Nora Roberts (Eleanor Marie Robertson, d. 10 Ekim 1950 (62 yaşında) Silver Spring, Maryland, ABD) ABD'li ünlü aşk ve macera romanları yazarıdır. 210'dan fazla roman yazmış, kitapları uzun süre en çok satanlar listesinde kalmış ve 35 ülkede basılmıştır. Ayrıca JD Robb takma adıyla 21. yüzyılda geçen Ölüm Serileri - In Death - adında polisiye aşk romanları da yazmaktadır.

Silver Sipring Maryland ABD’de beş çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak doğdu. Rahibelerin disiplini altındaki katolik okulunda okuduktan sonra genç yaşta evlendi ve Keedysville Maryland’e yerleşti. Kısa bir süre hukuk alanında sekreter olarak çalıştı. İki oğlu doğduktan sonra işini bıraktı ve evde farklı uğraşlar edindi.
Çok okuyan bir ailede yetişen Nora Roberts’ın, okumadığı ya da kafasında hikâyeler uydurmadığı zamanlar yok gibiydi. Böylece bir kalem ve bir defter alarak bu hikâyeleri yazmaya başladı. İlk denemeleri pek çok yayınevi tarafından red edildikten sonra, 1981 yılında ilk kitabı Irish Thoroughbred Silhouette yayınevi tarafından basıldı. Esas çıkışını ise MacGregor Ailesi'nin maceralarını anlattığı serinin ilk kitabı, Playing the Odds ile 1985 yılında yaptı.
Nora, marangoz olan ikinci kocası Bruce Wilder ile evine kitap rafları yaptırmak istediği zaman tanıştı. Çift 1985 yılının Temmuz ayında evlendi. O günden beri evlerini genişlettiler, bir kitapçı dükkânı açtılar ve sık sık seyahat ediyorlar. Tarihi bir oteli satın alarak yeniden restore ettiler ama 2008 yılında, açılışına birkaç ay kala, çıkan bir yangında otel tamamen yandı. Nora ve Bruce vazgeçmeyerek, bu sevdikleri yeri, yeniden inşa ettiler ve 2009 yılının Şubat ayında açılışı gerçekleştirdiler.
Hayatı boyunca Nora’nın etrafı, hep erkeklerle çevrili olmuştur. Sadece evin en genci değil, aynı zamanda ailesinin tek kızıydı. İki oğlan çocuğu yetiştirdi. Bu yüzden erkek kafa yapısına iyi bir bakış açışı geliştirerek, romanlarında okuyucularına inanılmaz tatlar bırakıyor.
Nora yazdığı kitaplar ile, yayın dünyasından ve meslektaşlarından pek çok ödül kazanmıştır. Ayrıca seri halinde yazdığı kitaplar için şöyle demiştir:
“İlişkiler kitaplarımda daima anahtar rol oynamıştır. Aile hayatının hareketliliği, paylaşılan ve gelişen ortak hikâyeler beni cezbetmiştir. Birbirine bağlı kitaplarımda, karakterler daima önce gelir. Eğer hikâyelerini anlatmam için beni zorlamazlarsa, okuyucunun ilgileneceğine inanmam. Kitaplar boyunca ilerleyen, bir çizgi, bir konu ya da bir soru vardır ve sonunda çözülür. Karakterler, aralarındaki ilişkiler geliştikçe ve aşk ortaya çıktıkça her bir kitap kendi içinde tek olmalıdır ama okuyucunun istediğine inandığım şekilde birbirine bağlı olarak devam etmelidir.”

Yazar istatistikleri

  • 102 okur beğendi.
  • 2.143 okur okudu.
  • 13 okur okuyor.
  • 956 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları