Nureddin Yıldız

Nureddin Yıldız

YazarDerleyenÇevirmen
9.2/10
3.681 Kişi
·
14.097
Okunma
·
1.857
Beğeni
·
22420
Gösterim
Adı:
Nureddin Yıldız
Unvan:
İlim Adamı - Yazar
Doğum:
Of, Trabzon, 1960
1960 yılında Trabzon’un Of ilçesinde doğdu. Ailesiyle İstanbul’a geldikten sonra on yaşına kadar hafızlık ve ilk dini eğitimini babası Hilmi Yıldız hoca efendiden aldı. Gaziosmanpaşa İmam Hatip Lisesine devam ederken değişik gazetelerde haftalık yazılar yazmaya ve tercüme haberler kaleme almaya başladı. Aynı zamanda kürsü hatipliğine de devam etti. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde aldığı bir yıllık eğitiminin ardından Mekke Umm Al-Qura Üniversitesi’ne geçiş yaparak Usul-u Fıkıh bölümünü bitirdi ve aynı dönemde hadis hocalarından özel dersler aldı. Büyük Muhaddis Abdulfettah Ebu Gudde, Hindistanlı büyük alim Ebu’l Hasen En’Nedvi ve Emin Saraç hocaefendi icazet aldığı hocalardan bazılarıdır. İstanbul’a döndükten sonra on yıl boyunca babasının kurmuş olduğu Kur’an Kursunda hafızlık ve dini eğitim verdi. Aynı dönemde tercüme eserler kaleme aldı. İstanbul’a dönüşünden sonra sivil toplum çalışmalarına da devam etti. Senabil Hizmet ve Kültür Vakfı, Sena Eğitim Ve Kültür Vakfı, Tüketiciler Birliği, Sosyal Doku Derneği vb. yirmiye yakın kurum ve kuruluşun öncülüğünü yaptı. Çocuk ve aile eğitimi, Gençlerin bilinçlendirilmesi, İslam ahlakı, teşkilat Eğitimi, Ümmet Bilinci vb. konularda yüzlerce seminer ve konferans verdi. Aylık düzenli olarak dört dergide (Altınoluk, Reyhan, Genç Doku, ElifElif) düzenli yazılar yazmaktadır. Halen Senabil Hizmet ve Kültür Vakfında çalışmalarına devam etmekle beraber evli ve dört çocuk babasıdır. Dünya Alimler Birliği’nin Türkiye’deki ilk üyelerinden olup, düzenli olarak her hafta Sosyal Doku Derneği’nde Pazar sohbetleri vermektedir.
Seni yaradanın sana ayırdığı role bak. Kim bilir senin adına ne planlar yapıldı, ne hesaplar dizildi.... Kim bilir göklerin derinliklerindeki hangi boşluğu sen dolduracaksın...
Terk et sana ayak bağı olan ne varsa. Seni ağırlaştıran, namaza kalkmanı zorlaştıran, yükselmeyi melekleşmeyi engelleyen ne varsa terk et onu. Arkadaş, çevre zevk menfaat... Ne varsa seni ağırlaştıran, onu terk et. Yükselmek ebedileşmek, Kevser 'den içmek istiyorsan terk et onları.
Bulunduğun yer Mekke bile olsa orada şirk,isyan varsa terk et orayı. Bul kendine bir Yesrib ve orayı kendin için Medineleştir.
222 syf.
Aile, Hz.Adem ile Hz.Havva'nın yaratılmasıyla oluşmuş dünyanın en eski kurumlarından bir tanesidir, Hangi inanca inanıyor olsanız da; ister müslüman, ister gayrimüslim veya her hangi bir ideolojiye sahip olsanız da yine de, iyisiyle kötüsüyle bir aileye sahipsinizdir.. Söz konusu aile kurumu olunca kadın erkek eşitliğinde hak hukuk yönüyle aile kurumunu en sağlam zemine oturtan düzen islam düzenidir.

Bu kitapta gerek erkek olsun, gerek kadın ve gerekse aile içinde mevcut olan anne baba ve çocuklar olsun hepsinin hak ve hukuku dile getirilmiştir.

Erkeğin erkeklik görevleri, erkeğin babalık görevleri, erkeğin eş olma görevleri aynı şekilde; kızın kızlık görevleri, kızın annelik görevleri, kızın eş olma görevleri bu kitapta bir bir açıklanmış şekilde ayetlerle hadislerle önümüze sunuluyor.

Bu kitap hem bekarlara ve evlilere, hem de gençlere ve yaşlılara aile konusunda, çoğu şeyi islam düzeni içinde hak hukuk çizgisinde ayet ve hadislerle açıklayan yol gösterici bir pusula niteliğindedir...

Ayrıca kitabın yazarı hakkında sürekli eleştiri mesajları aldım, nedeni ise ''Kadın dövülür fetvası'' vermiş olmasıdır, videosu varmış da, gazetede çıkmış da... bu gibi kırpılmış kesilmiş yayılmış kulaktan dolma aslı astarı olmayan çamur at izi kalsın cinsinden haberler ve yorumlar... Sanırsınız kadın dövülür fetvası hoca vermiş; mademki on numara biliyorsunuz, mademki on numara müslümansınız. mademki on numara hocasınız. o halde kuran'ı kerimde Nisa suresinin 34. ayetinin tefsirini siz yapın...

Bugün batı ve cahil kesim islama saldırılarını bu ayet üzerinden yapıyor, halbuki bunun farkında olan bir müslüman bu ayeti direk dövme olarak algılamaz, zaten ayetin açıklaması '' uyar-ceza-döv '' şeklindedir... Biz çocuklarımızı bile uyarırız uslanmadılar ceza veririz uslanmadılar döveriz, hangi anne baba çocuğunun sorunlu zamanlarında dövmedim yalanını uydurabilir, hangi erkek eşinin aşırı sorunları yüzünden dövmedim yalanını uydurabilir.

Eşini sokak ortasında döven adam da bu ayete karşıdır.

Eşini sokak ortasında öldüren adam da bu ayete karşıdır.

Sabah akşam kahvelerde pavyonlarda sabahlayan adam da bu ayete karşıdır.

kadınını kızını pazarlayan adam da bu ayete karşıdır.

Tanrım beni kadın yaratmadığın için sana şükür ederim
diyen adamda bu ayete karşıdır.

Söz konusu islam olunca cımbızını alan geliyor, ama o cımbızı alan beyinsizler islamın köse olduğunu bilsinler.

Bu kitabı okuyun okutun,

Allah yazandan da okuyandan da paylaşandan da razı olsun.


- vesselam -
191 syf.
·Beğendi·10/10
Hani bazı kitaplar vardır, ağzını açtığınız andan son sayfasına kadar dopdoludur. İşte bu kitapta aynı o cinsten. Nureddin Yıldız hocanın bu kitabı bir mü'min'in nasıl olması gerektiği, kul ile Allah arasındaki ilişkide nelerin dikkate alınacağını söylüyor. Dini anlamda bana çok şey kattığına inanıyorum bu yüzden Nureddin Hoca'dan Allah razı olsun.
Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.
Keyifli okumalar...
320 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Coronavirus'ten dolayı yurda kaldım (inşallah bu virüs olayı atlatırız) ve bu güzel kitabı yurdun kütüphanesinden buldum. Nureddin Yıldız hoca'nın kaleme aldığı bu güzel kitabı "gerçek Müslüman kimliği"nden bahsediyor, neye dikkat etmemiz gerekiyor, kolay bir dil ile yazdı, resmen hayatla ilgili bütün konulara değindi. Hatta ondan Allah razı olsun çünkü çok güzel bir şekilde bizlere tavsiye ve nasihatler vermiş. Kesinlikle bu kitabı Fransızca'ya çevirecem. Ve Fransa'da yaşayan müslümanlara okutmayı düşünüyorum.
Kitabı uzun zamandır okumayı düşünüyordum. E bir de Nurettin Yıldız kitabı olunca insan hevesleniyor. Dün başladığım kitaba bugün son verme kararı aldım çünkü artık cümleler birbirini tekrar etmeye başladı. 70. Sayfadan sonra sıkılmaya başladım. İlk okuduğum kitabıydı ama son olmayacak diğerlerine de şans tanımak gerek. Videoları çok etkileyici umarım diğer kitapları da öyledir.
315 syf.
·5 günde·10/10
Kitabın ilk konusu "Hadis Okuma Klavuzu"

Burada hadislerle ilgili kavramları, hadislere bakış açımızı öğreniyoruz. Neden öğreniyoruz? Çünkü içerik hadislerle dolu. Hadis verilmiş, şerh edilmiş, ayet verilmiş, tefsir edilmiş.

Kitabın sadece hanımlara mahsus olmadığını yazarımız şöyle ifade etmiş:

"Bu kitaptaki hadisler birinci dereceden kadını, ikinci dereceden de erkeği ilgilendiren konular içeren hadislerden seçilmiştir." (Sf. 20)

Hadis okumak şahsiyet kazandırır insana. Mümin hanım, hanım muhtevalı hadisler okusa, "Mümin hanım nasıl olur?" sorusunun cevabını alır: Mümin erkek okusa "Mümin hanım nasıl tanınır ve ona nasıl davranılır?" sorusunun cevabını..

Kitabın tasarımı bile çok zarif düşünülerek hazırlanmış, sayfalarına göz atınca göreceksiniz. :) Ben burada hocanın kadınlara hitap etmeyi iyi bildiğini gördüm, yani kadın ruhundan anladığını..

Değinmek istediğim bir konu da şudur. Nureddin Yıldız Hocaefendi, eşlerin özel halleriyle ilgili bazı konulara yer vermiş kitabında, sıklıkla. Katıldığım yerler olsa da haya ettiğim için paylaşmadım.

Benim hayadan ötürü alıntı yapmadığımı, kendisi kitabında yazınca hayasız ya da daha açık olarak şehvet düşkünü mü oluyor yani? Elbette hayır ama bazılarının gözünde ne yazık ki durum bu.. Ama insanlar şunu unutmamalı: İslâm hayat dinidir. Hayatın her alanından konuşur, bireyi her yerden kuşatır. Yeter ki o bunun farkında olsun.

Örneğin: Müslüman isen, Su içerken oturarak içersin, besmele çekerek başlarsın, en az üç yudumda içersin, nefes alarak. Ve bardağın içine nefesini vermezsin. Bitirince elhamdülillah dersin. Ve hatta güneş ışığına maruz kalmış suyu içmezsin, mekruhtur vd.

Gördüğünüz gibi su içerken bile bunca şeyi söyleyen İslâm, "tuvalet adabı" başlığı altında, tuvalette bile başıboş bırakmayan İslâm, neden evlilik gibi ciddi bir müessesede, eşler arası konulara müdahale etmesin ki? Ve neden bunu söyleyen İslâm öğreticisi, "hoca" dediğimiz kişi, hayasız ya da şehvet düşkünü olsun?

Unutmayın! Asıl hayasızlık, hayasızken hayalı numarası yapmaktır!

Hocanın kendi dininden olan bir şeyi anlatmasını, buradaki "zinakârların" şehvet düşkünlüğü olarak görmeleridir edepsizce olan!

Cerrah, insanı tedavi etmek için kestiğinde "kasten adam yaralamak"tan ceza mı alırmış? Hem, bu kimin mahkemesi? Adaletinizin mi, küfrünüzün mü?

Sitede ne yazık ki "Nureddin Yıldız'ın avukatı" gibi görünüyorum, farkındayım. Ama bu, ona saldıranların asıl dertlerinin "İslâm" olduğunu bildiğim içindir. Yani onlar Nureddin Yıldız üzerinden İslâm'a saldırırken , ben Nureddin Yıldız üzerinden İslâm'ı savunmaya çalışıyorum, tek yaptığım budur. Elhamdülillah şahısları savunmayı dert edinecek kadar dertsiz değilim!

Kitaba dönecek olursak, hanımlar beyler hepimizin alacağı dersler mevcut kitapta. Okuyun, okutun..
223 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Serinin son kitabı birçok sahabeden bahsediyor. Uhud Savaşı’nı değinilmesi gereken ince noktalarla ele almış. Dolu dolu tespitler var özellikle Uhud’a dair. Örnek alacağımız çok ince noktalar var.
Osmanlı Devleti için de bir başlık açmış Nureddin hoca; Altı Asır Yaşayan Adam diye. Çok hoşuma gitti :) Bu bölümde de güzel değerlendirmeler mevcut.
Bana göre kitabın en güzel kısmı En Genç Anne başlığındaki Aîşe radıyallahu anha. Tam 28 sayfa boyunca Aîşe annemizden bahsetmiş hocam. Annelerimizle alakalı bir çalışma yapmak isteyen olursa diye bu detayı verdim. Güzel bilgiler ve farklı tespitler var çünkü.
Kitap genel olarak çok sürükleyici.
Şu detaya değinmeden incelemeyi noktalamak olmaz: Nureddin hocanın üslubuna alışkın olmayan ve kolayca atıp tutabilen biri kitaba farklı gözle bakabilir. Yani kitap yönündeki kanaati olumsuz olabilir. Özellikle Uhud kısmında. Sanki sahabeye tenkit var gibi okuyorsunuz ama hocayı tanıyorsanız böyle olmadığını ve olmayacağını biliyorsunuz. İyi okumalar dilerim :)
184 syf.
Ufka bakıyorum.. Müslüman topraklarından, adını sanını bilmediğim başka müslüman topraklarına. Öyle ya din olarak bütün olduğum, dinimin “ kardeşin “diye belirttiği insanları bana tanıttırdıkları ölçüde tanıyorum. Aslolan kendimi.. Ve onlarla bu tanışmam öyle samimiyet üzerine kurulu değil. Çünkü ben kendime karşı samimi değilim. Kimliğimde doğduğumdan itibaren benimle olan ve her kapıyı açan – kimlik olarak – bir küçük ibare var, olmazsa olmaz.. Şöyle yazıyor orada:

Müslüman.

Samimiyete dayalı bir tanışma, bir karşılaşma değil bu kendimle..
Aynaya bakmak gibi ama aynayı geçememek.. Aynanın sadece suretimi yansıtması ve o vazgeçemediğim güzelliği.
Aynalar kırılsa ayaklarımın dibine.. Kendimi o kırık akisten, korkarak, bir korkudan ve asırlık bir uykudan uyanarak görebilir miyim?

...

Bir çığlık kopuyor.. Çığlığın nereden geldiğini bilmiyorum.
Pencereye koşuyorum,
Herkes penceresini kapatıp, perdesini örtüyor..
Perdenin o son karesine tanık oluyorum..

Bir çığlık kopuyor Müslüman mahallesinde,
Nasılsa çığlığı duyan, ona görevli kişiler ve kurumlar var..
Çığlık ses geçirmez camlarımızdan, tescilli, ses geçirmiyor..
Ya vicdan? Maddeyle kenarda kalsın.



Başörtüme bakıyorum o an sandığın hemen üstünde, kına rengi.. kenarları püsküllü, işlemeli..
Bir çığlık daha kopuyor aynı yerden, birtek ben duyuyorum sanki ve ne tuhaf ben de sabitim..
Gözlerini dikiyor başörtüme sokaktaki kadın,
Başörtümü onca mesafeye rağmen, sadece ellerimi hafifçe uzatarak veriyorum ve çığlık diniyor..
...

Etraf aydınlanıyor..
Kapalı perdeler sıyrılıp, ardından pencereler açılıyor..
İçeriye yaşamın, hürriyetin rüzgarı esiyor..
Hoşgörünün...
İnsanlar mutlu, insanlar güleç Müslüman mahallesinde ve sanki biraz önceki o çığlık hiç duyulmamış..

...

Kadını görüyorum... Uzaklaşıyor, başında başörtüm kına renginde..

O an karşı apartmandaki bir kadınla göz göze geliyorum.. Sokaktaki kadına bakıyormuş o da, belli..
Evi havasız saatlerdir, ama ardına kadar kapatıyor perdelerini gözlerimi görüp, görüyorum…



Biraz televizyon izlemeli diyorum..
Kitaplarım yok..
Eşyalarım eksik..
Ben bir şey arıyorum..
Nefes alan bir odadayım ve üşüyorum…


Kumandayı elime alıyorum, dört karesinde bana hayatı sunuyor.
Düşmanımı! Dostumu! İyiyi! Kötüyü! Ve Müslümanı..
Kanepeye geçip, hafifçe uykulu.. nedense uykulu..
Olanları izliyorum..

Suudi Prenslerin yönettiği topraklarla, Afrika insanlarının açlığını konu edinen kanalda tutukluk yapıyor ekran, düzeltemiyorum..
Ne prens yemeğini yiyebiliyor, ne açlık bir çığlık daha atabiliyor…
...


Saate bakıyorum, vakit gelmiş..
Akşam ezanı.

Ezan okunuyor..
Ve tüm cümle Müslümanlar açıyor perdelerini tekrar,
Sokaklar bayram yerine dönüyor..
Her renkten insan.. Ve kıyafetten bir insan anlaşılırmış gibi dalgın, uykulu ve kötü gözlerle birbirlerine bakıyor yan yana geçen iki insan.. Daha doğrusu birisi daha çok diğerini inceliyor, değerlendiriyor.. Nasılsa, sadece birisi Müslüman.

Oysa tatlı bir uslup, yönlendirme ya da herşeyden öte dua asıl yol değil miydi bu uğurda?

Gözler ve akıl geçip giden, yetersiz Müslümanda.. Ki müslüman olduğuda şüpheli ya!

Gözler yere değmediği için uzun bunca yollar...


Ezan bitiyor.. Sessizleşiyor ve karanlık daha çok hüküm sürüyor...
Sanki gece de uykuda..
Tüm yıldızları ve ışığıyla...

...

Bir kitap buluyorum, yokluğun arasında.. Sayfaları kelimesiz... Sayfalarına dokunuyorum kelimelere gebe her bir sayfa. Daha çizilmemiş kaderleri.. Onlarda uykuda..

Bu odadan çıkmalı diyorum, kitabı yanıma alıp..
Başka hiçbir şeyim yok..
Yalınayak.

Ayaklarım biliyorum kanayacak..
Oysa yürünmeden aşılmaz karanlıklar ve dünya dört köşe değil..


Fikirlerim.. Fikirlerim bu rüzgar gibi nefes almalı Dünya'da..



Ardıma bakıyorum son defa,
Ay ışığı tüm karanlıkları aşmış..
Yol gösteren, bir Dost gibi.


Perdede kararsız bir kıpırtı var hâlâ..
Rüzgarın işi değil..
Rüzgar özellikle esmeyi bırakmış..
Rüzgar, ceplerimde.

...

Herşeyi yeniden yazmalı diyorum..
Kapının kilidini çeviriyorum..
Kelimeler karşımda,İnsan olarak..

Kendimi yaşayamazsam, onları yaşatabilir miyim?

Düşünmeli,
Düşünmeli,
Sorgulamalı..
" İyi, düşman, kötü, dost" kabuğunu kırıp...

Rüzgar olarak.

***



#28614687 etkinliğiyle, belki hiç okumamam gereken bir zamanda okuduğum düşünülen bu eser, kitabın kitap kutsiyetinden ötürü de inanıyorum ki bana birçok şey kattı..
Rüzgarıma..

Kabul ettiğim, sessizce dinlediğim konular olduğu kadar Nureddin Yıldız ile anlaşamadığımız noktalarda oldu. Ama anlamaya çalışmak, bir adımdır inanıyorum ki.. Ve onun eserlerini ilk defa okuyan biri olarak bu tek ve sağlam bir adımıda kapsar.. Anlamaya çalışmanın getirdiği.

...


" Bu Çağa Rapor " bu kelime sizde ne ifade ediyor? Sadece kabuğuyla..
Bu eser, o kabuğun İslam fikri ve çerçevesiyle işlenmiş ve onun derdine düşülmüş bir fikir. Çağımıza en az o sokaktaki kadının çığlığı gibi yansıdığı; duyulmadığı, görülmediği, anlaşılmaya çalışılmadığı bir eser.

Dinlenilmediği...



... Karanlığı nasıl öğrendik?
Onu nasıl kavradık?
Işığın yokluğunda.

Peki Işık nasıl Işık olmuştu?
Karanlıklarla..



Işık İçin ve Daima O Işık Adına ...
Okunmalı.


***


Unutmadan;

Etkinlik arkadaşlarıma katılımlarından dolayı teşekkür etmenin yanında,
Sorularıma büyük bir özveriyle cevap veren Sevgili Ahizer 'e teşekkürü ayrıca borç bilirim. :)




Varlığınız, vaktiniz için teşekkür ederim.
Bilginin ışığıyla parlayın daima...
Saygılarımla.
248 syf.
Sağlam bir zemine oturtulmuş, birbirlerine hayırhah olan eşlerle; Sevgi, saygı, hayır, iman tuğlalarıyla örülmüş bir ev bir yuva hayali.

Ayetin hükmüyle ;

Ey inananlar!
Kendinizi ve ailenizi,
yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.
Tahrim Suresi /6. Ayet

Sağlam evler iyi Müteahhitler tarafından yapılır, sağlam yuvalar da birbirlerinin hak ve hukunu bilen, birbirlerini seven, birbirlerine saygı duyan eşler tarafından kurulur.

Yuva demek, içi dışı süslü-püslü eşyalarla doldurulmuş evler demek değildir.

Yuva demek, kadın ile erkeğin eş olma görevlerinin bilincinde olması, çocuklarını dünyanın her türlü kötülüğünden sakındırıp topluma faydalı bireyleri olmayı amaçlayan sevmeyi, merhameti, saygıyı bilen çocukların yetiştirildiği; evlerdir, kurumlardır, okullardır, devletlerdir...

Eşler arasındaki muhabbet, eşlerin birbirlerine davranışları, çocuklarına davranışları, anne babalık görevleri hakkında bilgi edinebilir ve bu bilgileri hayatınıza uygulayarak eksik taraflarınızı görüp tamamlayabilirsiniz. Evin dışında, evin içinde, mutfakta, salonda; yemek masasından kitaplığa kadar, her halimize bir ölçü olacak bir kitap.

Evlilerin, bekarların, annelerin, babaların, çocukların her türlü halini dile getiren yazar evdeki halleri sokaktaki halleri islam'a uygun şekilde anlatmaktadır.

Kadın olsun erkek olsun
Bekar olsun evli olsun
Baba olsun anne olsun
Herkesin faydalanacağı güzel bilgilerle dolu bir kitap, okumanızı tavsiye ederim.

Sağlam zeminli, hayırlı, huzurlu, sevgi dolu yuvalarınız olması dileğiyle...

Hayırlı okumalar.
132 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Ne çok ihmal ettik seni Ey Namaz...
Daracık vakitlerde nasıl da geçiştirdik seni.
Halbuki biliyorduk kurtuluşumuz sendedir.
Sen varsan hayat anlamlıdır,
Sen varsan eğer insan o zaman insandır.
Ne çok unuttuk seni Ey Namaz...
Namazı böyle faydalı hocalarımızdan okumak insanın ruhunu yeniliyor.. Ve yine tavsiye edilir..

Yazarın biyografisi

Adı:
Nureddin Yıldız
Unvan:
İlim Adamı - Yazar
Doğum:
Of, Trabzon, 1960
1960 yılında Trabzon’un Of ilçesinde doğdu. Ailesiyle İstanbul’a geldikten sonra on yaşına kadar hafızlık ve ilk dini eğitimini babası Hilmi Yıldız hoca efendiden aldı. Gaziosmanpaşa İmam Hatip Lisesine devam ederken değişik gazetelerde haftalık yazılar yazmaya ve tercüme haberler kaleme almaya başladı. Aynı zamanda kürsü hatipliğine de devam etti. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde aldığı bir yıllık eğitiminin ardından Mekke Umm Al-Qura Üniversitesi’ne geçiş yaparak Usul-u Fıkıh bölümünü bitirdi ve aynı dönemde hadis hocalarından özel dersler aldı. Büyük Muhaddis Abdulfettah Ebu Gudde, Hindistanlı büyük alim Ebu’l Hasen En’Nedvi ve Emin Saraç hocaefendi icazet aldığı hocalardan bazılarıdır. İstanbul’a döndükten sonra on yıl boyunca babasının kurmuş olduğu Kur’an Kursunda hafızlık ve dini eğitim verdi. Aynı dönemde tercüme eserler kaleme aldı. İstanbul’a dönüşünden sonra sivil toplum çalışmalarına da devam etti. Senabil Hizmet ve Kültür Vakfı, Sena Eğitim Ve Kültür Vakfı, Tüketiciler Birliği, Sosyal Doku Derneği vb. yirmiye yakın kurum ve kuruluşun öncülüğünü yaptı. Çocuk ve aile eğitimi, Gençlerin bilinçlendirilmesi, İslam ahlakı, teşkilat Eğitimi, Ümmet Bilinci vb. konularda yüzlerce seminer ve konferans verdi. Aylık düzenli olarak dört dergide (Altınoluk, Reyhan, Genç Doku, ElifElif) düzenli yazılar yazmaktadır. Halen Senabil Hizmet ve Kültür Vakfında çalışmalarına devam etmekle beraber evli ve dört çocuk babasıdır. Dünya Alimler Birliği’nin Türkiye’deki ilk üyelerinden olup, düzenli olarak her hafta Sosyal Doku Derneği’nde Pazar sohbetleri vermektedir.

Yazar istatistikleri

  • 1.857 okur beğendi.
  • 14.097 okur okudu.
  • 655 okur okuyor.
  • 8.002 okur okuyacak.
  • 222 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları