Nuri Pakdil

Nuri Pakdil

YazarÇevirmen
8.7/10
545 Kişi
·
2.169
Okunma
·
971
Beğeni
·
28.336
Gösterim
Adı:
Nuri Pakdil
Unvan:
Türk yazar, şair, düşünür
Doğum:
Kahramanmaraş, 1934
1934 Maraş doğumlu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. İlk çalışmalarını, şiir ve deneme türlerinde Maraş'ta, Demokrasiye Hizmet gazetesinde yayımladı. Lisedeyken Hamle adında bir dergi çıkardı (1954/55). İstanbul'da bir haftalık dergide sanat sayfaları düzenledi (1964).
Edebiyat dergisini (Şubat 1969) ve Edebiyat Dergisi Yayınları'nı (1972) kurdu. Nuri Pakdil'in ve Edebiyat Dergisi Yayınları'nın ilk kitabı Batı Notları'dır. Edebiyat Dergisi, kimi aralıklarla uzun yıllar sürdürdüğü yayınına, Aralık 1984'te ara verdi. Edebiyat Dergisi Yayınları, 1972-1984 yılları arasında, 18'i Nuri Pakdil imzasını taşıyan, 45 kitap yayımladı.

Nuri Pakdil, 28 Şubat 1997 tarihinde Edebiyat Dergisi Yayınları'ndan yeniden kitap yayımlamaya başladı. Sitemizin güncellendiği tarihe kadar, daha önce yayımlanan 5 kitabın yeniden çalışılmış basımı ve 12 yeni kitabın ilk basımları yapıldı.
"Niçin, yalnızca dar alanlarda başkaldırıp duruyoruz?"
Nuri Pakdil
Sayfa 29 - Edebiyat Dergisi Yayınları
"Yargılıyız acı çekmeye. Acının her şeye egemen olduğu bir çağda yaşıyoruz : en çok insan öldürülen bir çağ çünkü bu."
Nuri Pakdil
Sayfa 41 - Edebiyat Dergisi Yayınları
Gel
Anne ol
Çünkü anne
Bir çocuktan bir Kudüs yapar

Adam baba olunca
İçinde bir Kudüs canlanır

Yürü kardeşim
Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin
140 syf.
·1 günde·8/10
Kudüs aşığı şairimiz Nuri Pakdil...

Şiirlerinde ve hayatında sürekli iki metafordur "Anne Ve Kudüs."

Büyük Şair ve Fikir adamı Nuri Pakdil’i okumadan ve hayatını araştırmadan önce bende sürekli bu ikisine neden bu kadar bağlandığını anlamamıştım. Anne ve Kudüs ilişkisini harika dizelerle bize sunardı Pakdil. Örneğin “Anne ol” derdi. “Çünkü anne bir çocuktan bir Kudüs yapar.” Anne? Kudüs? Annenin Kudüs yapması? Uzun uzun düşünmek gerekirdi aslında…

Birileri sağ olsun bizim yerimize sormuşlar Şairimize şöyle cevap vermiş bir söyleşide bu soruya:
"Bir gün anam radyoda, Müslümanların Kudüs'e alınmadığını dinlemiş. Kalkmış, iki rekât namaz kılayım, gözü yaşlı Kudüs için dua edeyim demiş. Sonra tam secdedeyken bir hal gelmiş. KUDÜS ANADIR… KUDÜS ANADIR... diye bir ses işitmiş, sonra korkmuş tabii, gitmiş hemen Mehmet Efendi Hazretlerine anlatmış. Mehmet Efendi Hazretleri, doğrudur, demiş, KUDÜS ANADIR, göklerin övüncüdür Kudüs. Anne sevgisi her türlü sevginin üstünde gelir, her tecrübeyi şekillendirir. Onun kokusu ve varlığıyla can bulur her insan... O, erkekten üst bir makamdır. O yüzden de Kudüs anadır, en önde o gelir, demiş. İşte bu yüzden de benim anacığım, benim annem Kudüs'tür derdi. Bana da sadece kendisinden başka, Kudüs'e ana dememe izin verirdi. Kudüs'ün ve Filistin'in acısını sadece analar yakinen anlayabilir..."

Kudüs'ün ve Filistin'in acısı aslında İslam dünyasının acısıdır.
Çünkü İslam toplumu bozulmaya başladıkça İslam Toplumları geriye gittikçe Kudüs esir düşmüştür. Tembellik, bıkkınlık, kötü hasletler İslam Toplumuna musallat olduğu günden beri acı çekmeye başlamıştık. Hem biz hem de yeryüzünün tüm mazlumları…

Ama onlar içinde en Mazlum olanı en çok ağlayanı değil miydi Kudüs..?

O zaman Kudüs değil midir, kendimize gelmemiz gerektiğini haykıran..?

Aslında Kudüs o halde esirken, İslam Dünyası değil midir esir olan..?

İslam’ın o pak nesli değil miydi? Kudüs’ü ayakta tutan. Sarı Kubbeli Sevgiliyi ayakta tutan.

O İslam’ın ilk nesli değil miydi Ona yönelen… Kudüs aslında İslam’ın o azizi nesli değil miydi?

Bir anne olmak ve Kudüs doğurmak…

İslam'ın ilk ve o pak neslini yeniden yeryüzüne getirmek..

Bunun için ne yapmak gerekir..?

Cevap veriyor büyük usta Pakdil: “Kalk ayaklarına Kudüs gücü gelsin…”
140 syf.
·15 günde·9/10
Etkinliği düzenlendiği için Ahizer'e teşekkürlerimi sunarım.
#31574561

Yedi güzel adamı biraz geç tanımış olsamda şuan kitaplarını elimden düşürmüyorum diyebilirim.Sadece kitaplarla da kalmıyor iş canım sıkılınca, bir işle meşgulken açıyorum şiirlerini bir Erdem Bayazıt bir Cahit Zarifoğlu dinliyorum.Aslında biraz da Yedi güzel adam dizisinin etkisi var sanırım izlerken sonrasında kitaplarını okuması ayrı lezzetli oluyor.Çok uzatmadan biraz kitaptan bahsetmek istiyorum.

Bu kitapta Nuri Pakdil in seslenişi var size.Özgürce, içten,yürekten..

Ben Kudüs'ü kol saati gibi taşıyorum" diyor Nuri Pakdil.Nasıl güzel bir sahiplenmedir bu.Sahi hangimiz kol saati gibi taşıyabilir Kudüs'ü?

Gel anne ol
Çünkü anne
Bir çocuktan bir Kudüs yapar.

Onun için Kudüs anne dir anne Kudüs'tür.İkisini birbirinden ayırmaz ve bir bütüne sığdırır Nuri Pakdil.Şiirlerinin deryasına kapılıp gidersiniz,özğürlüğü seslenişi hissedersiniz.Sanatın tüm inceliklerini ve şiire kucaklamayı anlatan Anneler ve Kudüs'ler okunması gereken çok güzel bir kitaptır.Bence Nuri Pakdil hep okunmalı kendine ait uslubu ile sizi kendine çekiyor diyebilirim.

Ve
"Yürü kardeşim ayağına bir Kudüs gücü gelsin."

Benim için kitabın nokta atışı cümlesi diyebilirim.Kitabı biraz da okumama vesile olan cümle.Hiç bişey dokunmasa bile bu cümle dokunuyor bam teline.
Bence sizde kısa zamanda okuyun hem bu kitabı hem de Nuri Pakdil'i.
Keyifli okumalar..
61 syf.
·3 günde
İlk defa tiyatro okudum. Nedendir bilmem ama tiyatro okumaya hep önyargılı davranmışımdır. Simdi ise ne kadar yanlış davrandığımın farkına vardım. Nuri Pakdil yine kendine özgü, gayet anlaşılır diliyle yazmış kitabını. Nuri Pakdil okumaya doyamıyorum öyle akıcı öyle bağlayıcı ki. Kitapta insanlara çok önemli mesajlar veriyor. Şeytan ve insan arasındaki ilişkiyi 3. kişi dilinden anlatmış. İnsanda okurken çok kez farkındalık oluşturuyor, kendi kendine sorması gereken soruları soruyor. Daha da çok Pakdil okumalısın diyor yani :)
112 syf.
Sade diliyle kendi iç dünyasını, arkadaş çevresi ile çıkarılan derginin günlerini anlatmış nacizane kalemiyle Pakdil.

Sağlam duruşu ve kalemiyle bilinen yazarımızın bir solukta okunabilecek bir eseri.
Bir baş ucu kitabı olma niteliği de var.

Evet dili sade ama gördüğüm kadarıyla Pakdil vurgu adamı ve kelimelerin gücünü çok güzel kullanmış.Fikirlerini dans ettirmiş.Ve çoğu yerlerinde sizi sarsmayı başarıyor.
Okurken kendinizi vererek okumanız gerekiyor beni savurgan bir biçimde degilde kavraya kavraya oku diyor.

Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar dilerim efendim selametle ^-^
84 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Üstad Nuri Pakdil'in Fethi Gemuhluoğlu'nun anısına yazdığı şahane eser. Okudukça Fethi Hoca ile Nuri ağabeyin dostluğuna hayran olmamak mümkün değil. Görmeden sevdim Fethi Gemuhluoğlu'nu. Kitaplar adanabiliyormuş bir insana. Kitaplar yazılıyormuş muhteşem dostluğa.
Kitabın ana temeli peygamber eksenli bir dostluk çizgisi ve bağlanma konusu üzerine kurulmuş. Zira çağımızın en büyük problemi bağlanacak eylem ve dostluk bulamamak.
Bağlanmak, insan olmak demektir.

Kitapta beğenmediğim tek bir yer bile yoktu. Bayağı altı çizili cümleler oluştu :) Geçenler de Nuri Pakdil üstadı ziyarete gittim Anneler ve Kudüsler kitabını da çok beğenmişim kendisine imzalatmak için verdiğimde kitaba yapıştırdığım ayraçları çıkardı attı :) hoşlanmıyormuş kitabının çizilmesinden birseyler yapıştırılmasından bu kitabımı da görmemeli :) Nuri Pakdil üstadımı her haliyle seviyorum, canımız kanımız, hepimizin ağabeyi. Var olsun, selamlar olsun direniş şairine.
134 syf.
Ne güzeldin sen öyle. Elime alır almaz ilerde yazmak istediğim seri diye düşündüm ve şükür ki beni pişman etmedi. Nuri Pakdil okuyun ve okutun arkadaşlar ; zira inceliklerin adamı, dava adamı bu yazar. Kitapta başkasıyla konuşur gibi kendisiyle konuşmasına imrendim nasıl imrendim bir bilseniz, kendini tanıyışına, eleştirmesine, en önemlisi de sorduğu sorulara. O soruları okuduğumda "insanın zekası verdiği cevaptan değil sorduğu sorudan belli olur" lafını anımsadım. Ve şöyle demekten kendimi alamadım " Bazı yazarlar iyi ki varlar!"
107 syf.
·3 günde·8/10
Batı notları kitabı Nuri Pakdil’in Paris, Brüksel ve Roma’ya yaptığı gezinin notlarını içeriyor. Her ne kadar kitap tanıtımında bu şekilde söz edilse bile kitap bir günlük ya da gezi yazısı olmanın çok daha ötesinde bir muhtevaya sahip. Yazar Paris ‘teki izlenimlerinden yola çıkarak Doğu- Batı sentezini çok güzel bir şekilde irdeleyip yıllardır yaptığımız yanlışlara değinmiş. Bunları bazen başlıktaki gibi bir güvercin ve köpek üzerinden anlatmaya çalışmış. Doğunun sembolünü güvercin alan yazarımız Batı’nın sembolünü ise köpek olarak almıştır. En çok eleştirdiği konu ise Tazimat döneminden beri başlayan Batı hayranlığı. Bu konuda söylenmesi gerekenleri çok duru bir şekilde ifade etmiş yazarımız. Özelikle bu konuda fikir sahibi olmak isteyen arkadaşlara tavsiye ederim.

Nuri Pakdil’i tanımak isteyen ve düşüncelerine vakıf olmak isteyen okurlarımız için çok iyi bir fırsat “Batı Notları”.

Öte yandan yazarın harika bir üslubu var. Kitabı okumaya başlıyorsunuz. Nasıl bittiğinin farkına bile varmıyorsunuz. Bence kitabın en başarılı noktası da burası olmuş. Kitaba başlar başlamaz bir dostunuzla muhabbet etmeye başlıyor izlenime kapılıyorsunuz. Daha dostunuzla muhabbet devam ederken kitabın bittiğinin farkına varıp üzülüyorsunuz.
112 syf.
Bir başucu kitabı... Klas duruş nedir diye soranlara: "Klas duruş, her şeyden önce mala mülke itibar etmemektir. Vicdanlı olmaktır. İlkeli olmaktır. Yazdıklarınızla yaşama biçiminiz arasında çelişki olmamasıdır. Her koşulda, doğru bildiğiniz şeyin arkasında durmaktır." Diyor Nuri Pakdil. Ona muhafazakar diyenlere inat devrimci olduğunu vurguluyor her fırsatta. "Ne sağcıyım, ne solcuyum; ben sadece İslamcıyım efendim!" Diyor o bilinen üslubuyla. Kitap Nuri Pakdil'in öncüsü olduğu hareketlerden biri olan öz Türkçeyle yazılmış tamamen. Kisa denemelerden oluşuyor ve bir günlük şeklinde yazılmış 1984 yılına ait. Edebiyat Dergisi Yayınlarının kapandığı sıralara tekabül ediyor. Yeni bir dil, düşündürücü bir anlatım tarzı, bazı yerleri anlamak güç; dönüp dönüp tekrar okunması gerekiyor. Ama o cümlelerin altında yatan anlamı idrak ettiğinizde bu ülkeye bir daha Nuri Pakdil gibi güzel adamların gelmeyeceğini anlıyorsunuz.
116 syf.
·2 günde·8/10
En son ne zaman bu tür kitap okudum , daha doğrusu okudum mu ? Hatırlamıyorum. Ama tek kelimeyle mükemmeldi. Belki başka bir kitapta tiyatro türü okusaymışım ön yargım oluşabilirdi. Pişman olmadığım bir eser daha..
Biraz düşündürücü , sorgulatıcı , biraz da emek istiyor. Her cümleyi açıklamış.
Ben içerigi direk Nuri Pakdil'den vereceğim.

 
“Tiyatro, edebiyatın, başka bir anlatımla sözün eyleme dönüşmesidir. Ne şiirde, ne öyküde, ne romanda bulunmayan bir işlev yüklenmiştir oyuna. Bu da, oyunda anlatımın ancak eylemle olabileceği gerçeğine götürüyor bizi. Söz''ün de gide gide azaldığı bir döneme gelip durduk. İnsanların, çok konuşmaktan bıktıklarını görüyorum. Dinlemekten de. Ne yapmalıyız bu durumda?

Umut’u yazmadan önce çok düşündüm bunun üzerinde. Öyle bir teknik uygulamak gerekiyordu ki, söz’le arası açılmış insanı, yeniden onunla barıştırabilelim. Bunun için sık sık duraklama var oyunda. Yalnız iki ya da artık kişinin konuşmalarında değil, bir kişinin konuşmasında da vardır bu uyarlama.

İçerik yönünden, Umut’u şöyle belirleyebiliriz: Bir ‘soruşturma’ yaklaşımıyla çağın algılanmasıdır. Bir konudan çok, insanın ‘konumu’ vardır Umut’ta. Böylece evrensel bir anlatıma varmak istedim. Konu, yöresel olabilir, bir ülkeye ait olabilir, ama insanın konumu evrenseldir. Bu nedenle kişilere ad vermemeyi yeğledim. Kuşkusuz Umut’ta, kuşağımın verdiği kültür savaşımının, yabancılaşmaya karşı koyuşun izleri de vardır.
” Nuri Pakdil”
116 syf.
·Puan vermedi
doğa boşluk kabul etmez”
.
.
.
“duvarlar yalnızca evleri değil insanları da ayırdı birbirinden”. Doğadan uzaklaşan insan aslında kendinde uzaklaştı da farkında değil.”
.
.
.
“Önce içini astılar insanın. Anlamını.”
.
.
.
Kent, doğaya ters düşmeye başladı mı anlamsızlaşıyor. İnsanın konumu ıssızlık oluyor böyle bir kentte. Oysa insan ıssızlığı gidermek için geldi dünyaya.
.

Yazarın biyografisi

Adı:
Nuri Pakdil
Unvan:
Türk yazar, şair, düşünür
Doğum:
Kahramanmaraş, 1934
1934 Maraş doğumlu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. İlk çalışmalarını, şiir ve deneme türlerinde Maraş'ta, Demokrasiye Hizmet gazetesinde yayımladı. Lisedeyken Hamle adında bir dergi çıkardı (1954/55). İstanbul'da bir haftalık dergide sanat sayfaları düzenledi (1964).
Edebiyat dergisini (Şubat 1969) ve Edebiyat Dergisi Yayınları'nı (1972) kurdu. Nuri Pakdil'in ve Edebiyat Dergisi Yayınları'nın ilk kitabı Batı Notları'dır. Edebiyat Dergisi, kimi aralıklarla uzun yıllar sürdürdüğü yayınına, Aralık 1984'te ara verdi. Edebiyat Dergisi Yayınları, 1972-1984 yılları arasında, 18'i Nuri Pakdil imzasını taşıyan, 45 kitap yayımladı.

Nuri Pakdil, 28 Şubat 1997 tarihinde Edebiyat Dergisi Yayınları'ndan yeniden kitap yayımlamaya başladı. Sitemizin güncellendiği tarihe kadar, daha önce yayımlanan 5 kitabın yeniden çalışılmış basımı ve 12 yeni kitabın ilk basımları yapıldı.

Yazar istatistikleri

  • 971 okur beğendi.
  • 2.169 okur okudu.
  • 42 okur okuyor.
  • 1.611 okur okuyacak.
  • 19 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları