1000Kitap Logosu
Oğuz Demiralp
Oğuz Demiralp
Oğuz Demiralp

Oğuz Demiralp

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
7.7
14 Kişi
33
Okunma
5
Beğeni
1.147
Gösterim
Unvan
Türk Yazar
Doğum
İstanbul, 22 Ocak 1952
Yaşamı
1952′de doğan Oğuz Demiralp, ilk yazı ve çevirilerini 1973 yılından itibaren Yeni Dergi’de ve kuruluşlarında rol oynadığı Yazı, Soyut ve Oluşum dergilerinde yayımladı.Demiralp’in 1980′lerde yazıları Tan, Yazko Edebiyat ve Gergedan dergilerinde yayımlandı. Demiralp, “özel bir metafizik kurmaya yöneldiği” eleştirel denemelerinde Abdülhak Şinasi Hisar, Oğuz Atay, Yusuf Atılgan,İsmet Özel üzerinde çözümleyici bir yaklaşımla durdu; ilk kitabı “Kutup Noktası:Ahmet Hamdi Tanpınar Üzerine Eleştirel Deneme”de, Tanpınar’ı öznel bir okuma perspektifinden işledi. Demiralp’in Alman düşünür Walter Benjamin üzerine yazdığı “Tanrı Bakışlı Çocuk: Walter Benjamin Üzerine 49′a Parçalanmış Deneme” 1995′te, “Kör Okur: Sadık Hidayet Üzerine Kör Baykuş Merkezli Okuma Denemesi” ise 2001′de Yapı Kredi Yayınlarından çıktı. Denemelerini “Okuma Defteri”, “Yazı ve Yalnızlık” ve “Satırlar Arasında Aylaklık” adlı kitaplarda toplayan Demiralp’in “Gönderilmemiş Kartpostal Yazıları” adlı, ziyaret ettiği 49 şehirden izlenimlerini içeren bir kitabı da bulunuyor. Bir dönem Türkiye’nin Avrupa Birliği Daimi Temsilciliğini yapan Büyükelçi Oğuz Demiralp AB Genel Sekreteri olarak görev yapmaktadır. Oğuz Demiralp evli ve iki çocuk babasıdır.
GONCA
Kör Okur'u inceledi.
117 syf.
2020 ilk incelemesi
Sıradan olmayan şeyler hep dikkat çekicidir. Bunlar, yaşam tarzı, kültür, inanç vb. öğeler olabilir. Benim için de, kültür, inanç ve yaşam tarzı ile İran hep dikkat çekici olmuştur. Ve bu çekicilik sadece soru işaretlerinden ibaret kalmadı. Araştırma gereği duydum. Derken yolum Fars dili ve edebiyatı bölümüne kadar gitti. Ancak, çevremin İran'a olan ön yargısı vs. eğitimime devam etmeme engel oldu. Engeller, öğrenme isteğime engel oldu mu, peki? Hayır. Yaşayarak/şahit olarak öğrenmek istediğim hayatı, kitaplardan öğrenerek sürdürmeye karar verdim.Ali Şeriati ile başladım bu sürece. Ancak O, kültür ve yaşam tarzından çok, geniş bir spektrumda inançları kaleme aldığı için, birçok soruma cevap bulamadım. Bana yaşam tarzları, günlük hayatlarında neler yaptıkları vs. lazımdı. Merak işte. İran kültürünü edebiyata kazandıran bi yazar tanıdım ben de. Sadık Hidayet. Tanıdım tanımasına ama tanımaz olaydım. Hayata geldiğine pişman biriymiş meğer. Okudukça fark ediyor insan. Kitaplarında hep negatif enerji aldım. İntihar, uyuşturucu, -esrar olmazsa olmaz- ve karabasanlarla bogustum. Yüksek dozda siyanür alıp bir türlü ölmeyen "diri gömülen" mi dersin, sevdiği kadınların hep başka kişileri sevip onlara gitmesini mi dersin, düğün gününde pencereden atlayıp intihar eden abla mi dersin, her türlüsunden acılar mevcut. Ama Hidayet'in eserlerinde (kitap ve piyeslerinde) hep şunu gördüm; kendi sevmediği, abes bulduğu değerleri, ustalıkla kotuleyebiliyor. Üstelik anlatımını çeşitli alanlarda uzman kişilerden aldığı alıntılarla zenginleştiriyor. Yine aynı şekilde, sevdiği, benimsediği değerleri, ustalıkla olumlayabiliyor. Yani kısacası, DÜŞÜNCESİNE SADIK biri. Örneğin, İran'ın İslam ile alakasız Müslüman kesimini ele alıyor Hacı Aga eserinde. Her ne kadar, ikinci dünya savaşı dönem sonrasını anlatsa da benim en çok dikkatimi çeken yönü bu olmuştu. Kör Baykuş da okuduğuma pişman olduğum eseridir. Karabasanlardan aldığım negatiflik yeterli oldu bunun için. Diri Gömülen'in ilk öyküsü intihar etmek isteyenler için nesne alternatifleri sundu bana. Devamındaki öyküleri kıyasladığımızda ise "nırç" tepkisini verebilirim. Nasıl bir dünyası varmış Hidayet'in, anlamak gerçekten zor. Yani sadece kitaplarını okuyup da "majör depresyon" tanısı koyabilir bir psikolog. O yaşa kadar nasıl olur da intihar etmemiş, diye sormadan edemiyorum. Son okuduğum kitabı Vejeteryanlığın Yararları'nda, yaptığı betimlemelerle ete olan bakış açımı değiştirdi. Mikrop, parazit diye diye midemi bulandırdı, sağolsun. Kasap düşmanı Hidayet! (: Neyse, çok günahını aldım sanki,dirinin arkasından değil sadece, ölünün arkasından da konuşulmaz. Burada bırakalım. Son olarak, bu kitabın içeriğine pek deginmedim. Ki zaten yazdıklarımdan farkı, yazar, sadık Hidayet kitaplarını sosyolojik bakış açısıyla ustalıkla analiz etmişken, ben, kendimce o kitapların bende oluşturduğu etkiye değindim kısmen. İyi kitaplarla kalın...
Kör Okur
8.3/10
· 11 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
26
108 syf.
·
23 günde
·
Puan vermedi
Kader kısmet
Kitabı içinde şavkar Altınel,murat gulsoy ve Murat Menteş olduğu için aldım ve gerçekten en iyi yazılar da onlara aitti diyebilirim. Diğer yazıların büyük bölümü ya 444 kelime sınırına takılarak ya da yazarların büyük kısmınin çevirmen olması nedeniyle biraz daha bilgi verici ya da bir lise ödevini yerine getirir gibiydi. Yine de bir fotoğrafa bakarak yazı yazmak hele de 444 kelime ile sınırlı tutarak meramını analtmak kolay olmasa gerek. Atıştırmalık bir kitap desek çok ayıp etmiş olur muyuz acaba ?
444
8.3/10
· 6 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
7
Medine T.
Kör Okur'u inceledi.
113 syf.
·
25 günde
Ne yazmışsın be Sadık!
Okurken “kör” oldum. O zaman ben “Kör okur” um. Bu kitap bir incelemedir. Bu yüzden incelemeye inceleme yazacak değilim. Sadece kitaptaki bazı noktalara değineceğim. Hidayet, eserlerinde Şintoizm’i ve Budizm’i yüceltir ve Ömer Hayyam, Walter Benjamin ve Kafka’dan etkilenmiştir. Hidayet, Freud ve Otto Rank’ ten ruh çözümlemelerinde etkilenir. Hidayet’te kadın düşmanlığı vardır. Ama bu biraz farklı düşmanlıktır. Nasıl mı? Okumak lazım, söylemem. :) Hidayet’in eserlerinde yalnız, bahtsız insanlara sıkça rastlanır. Kahramanlarının göz diktikleri, sevdikleri kadınlar hep başkalarına giderler. Ayrıca ihtiyar adam ve genç kız aşkına eserlerinde sıkça rastlanır ve bir aşk üçgeni görülür. “Üç Damla Kan” da hem kadına karşı ölümüne bir arzu ve kıskançlık hem de kadının cinselliğinden, kösnüllüğünden korku duyguları görülür. “Kör Baykuş” ta amcasına sunmak için odada bir şeyler arar. O doğduğunda yapılmış, saklanmış şarabı bulur. Bu bir Zerdüştçü geleneğidir. Bu geleneğe göre, çocuk doğunca şarap yapılır ve saklanır. Bu geleneğe benzer şekilde bugün bazı Batı ülkelerinde kişi evlenirken doğduğu yılın şarabını sunmak geleneği vardır. Ne yaşamışsın be Sadık! Yazmaya körkütük âşık Ölümle hep yapışık Kitaplarını okuyacağım kaşık kaşık Medine T.
Kör Okur
8.3/10
· 11 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
9
Serap dmrkndk
Kutup Noktası'nı inceledi.
208 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
5/10 puan
️️Tanpınar’ın yapıtında, herşeyden önce, güzel yazı gördüm. Bir yazınerinin dünyayla kurduğu estetik / düşünsel ilişkiyi türkçemizde, yeterince bilmeyenlerce eleştirilip durulan güzel dilimizde, sözcüklerin tarihsel, kültürel derinliklerini ortaya çıkararak nasıl yeniden ürettiğini görüp şaştım, hayran(ı) oldum. Bu tarz okuduğum ilk kitap yorum biraz farklı gelebilir kusura bakmayın.
Kutup Noktası
5.0/10
· 1 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
12
Nihal İlhan
Gönderilmemiş Kartpostal Yazıları'ı inceledi.
59 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
49 kentin kısa monografileri. Her kentten akılda kalabilecek samimi notlar... Yıllarca biriktirilmiş fakat gönderilmemiş harfler, sözcükler, cümleler... Birbirinden güzel kartpostal yazıları. Günümüzde ne yazık ki kartpostalların yerini mesajlar, mailler aldı. Yerini tutuyor mu? Tabii ki hayır. Eskilerden samimiyetini kaybeden bir güzellik daha. Hatıralarınıza güzel bir seyahat.
Gönderilmemiş Kartpostal Yazıları
OKUYACAKLARIMA EKLE
8