Oliver Sacks

Oliver Sacks

Yazar
8.3/10
127 Kişi
·
360
Okunma
·
62
Beğeni
·
3.097
Gösterim
Adı:
Oliver Sacks
Unvan:
İngiliz Nörolog, Psikiyatr ve Yazar
Doğum:
Londra, Birleşik Krallık, 9 Temmuz 1933
Ölüm:
30 Ağustos 2015
Oliver Sacks hâlâ hasta muayene eden bir hekim ve içle-rinde Karısını Şapka Sanan Adam (1996, YKY) ve filmi Oscar adayı olmuş Uyanışlar’ın (2003, YKY) da arasında bulundu-ğu on kitabın yazarıdır. New York’ta yaşamakta olan Oliver Sacks nöroloji profesörüdür ve Columbia Üniversitesi Tıp Merkezi’nde psikiyatrlık yapmaktadır. Üniversitenin ilk Co-lumbia Üniversitesi Sanatçısı seçilmiştir. Daha geniş bilgi yazarın sitesinde yer almaktadır:http://www.oliversacks.com
Kişinin, kimliğini ve benliğini koruyabilmesi için, süreklilik gösteren içsel bir hikâyeye ihtiyacı vardır.
Matematik, her zaman, tüm bilim dallarının kraliçesi olarak adlandırılır. Matematikçiler, sayıların büyük bir sır olduğunu hissederler. Dünyanın gizil bir şekilde sayılarla organize edildiğini düşünürler. Bu durum Bertrand Russell'ın Otobiyografi'sinin önsözünde çok güzel bir şekilde ifade edilmiştir:

"Bilgiyi, eşit bir tutkuyla aradım. İnsanların duygularını anlamak isterken, yıldızların neden parladığını da öğrenmek istedim. Pisagor gücünü anlamaya çalıştım."
"Bahçeyle uğraşırken büyük bir huzur duyuyorum... Hiçbir çatışma çıkmaz onlarlayken, bitkilerin egoları yoktur, duygularınızı incitmezler..."
İnsan bazen kayıpların en az kazançlar kadar büyük olabileceğini düşünmeden edemiyor.
"Migren"de nöbetlerin öncesinde ortaya çıkan veya nöbetlerin başlatıcısı olan fazlasıyla iyi hissetme durumu.
Peki kopmak ve bir ada olmak, ölmek midir? Öyle olması gerekmez. Toplum ve kültürle yatay bağların kaybı, belki de başka insanlar tarafından hiç dokunulmamış olan doğa ve gerçeklikle dikey bağlantılar kurmayı olanaklı hale getirmektedir.
Hiçbir şey bir insanın kapasitesinin sınırlarını kaldırıp onun büyümesine ve düşünmesine giden yolu açmak kadar harika, sevinçli bir şey değildir; ve hiç kimse bu duyguyu aniden özgürlüklerine kavuşan dilsizler kadar şevkle ve belagatla tasvir edemez.
Sağırlık bir illet değildir; illet, iletişimin kesildiği ve dilin yok olduğu yerde başlar.
Çocuğun, "duyu"dan "anlam"a, görsel bir dünyadan kavramsal bir dünyaya evrilmesini mümkün kılan şey, içselleştirdiği ve kendinin kıldığı, annesinin dilidir.
Karısını Şapka Sanan Adam, Nörolog Oliver Wolf Sacks’in kendi hastalarının hikâyelerinden oluşan bir kitap. Toplam yirmi dört vakanın anlatıldığı bu kitaptaki hastalıkların neredeyse tamamının çaresi bulunmamakta. Anlatılan vakalar birbirinden ilginç ve etkileyici olmakla birlikte, maalesef trajik.

Kitabın güzel yanlarından biri, anlatılan vakalar için özgün başlıkların kullanılmış olması. Örneğin kitaba ismini veren Karısını Şapka Sanan Adam vakasında; tanınmış bir müzisyen olan, yıllarca öğretmenlik de yapmış Dr. P.nin beyin ile göz arasındaki bozuk iletişimden kaynaklanan bir görme sorunu vardır. Birçok sorunla birlikte insan yüzlerini tanıma yetisini de kaybetmiştir. Yapılan muayene sonrası şapkasını alıp çıkacakken, eşinin kafasını şapka zannedip almaya çalışır.

Bazı vakalar o kadar etkileyici ve hayret verici ki, kendimi Oliver Sacks’in yerine koyduğum, olayları onun gözünden yaşadığım oldu. Bazı vakalar da bana izlediğim yabancı film ve dizilerdeki hastalıklı karakterleri hatırlattı. Özellikle Tourette Sendromunun anlatıldığı Tikli Ray vakasındaki Ray, Fringe dizisinde -ki izlemeyenlere şiddetle önereceğim bir dizidir- bir bölümde oynayan muhteşem hesaplama yeteneği olan bir karakterdi benim için.

Kitap fazlasıyla tıbbi terim içeriyor. İlk hikayelerdeki terimlerin genelde açıklaması verilmiş. Sonrasında terimlerle daha sık karşılaşmaya başlıyorsunuz fakat anlatılmak istenen çoğunlukla anlaşılıyor. Anlaşılmadığı yerde de Vikipedi sağ olsun :) Kitabın ortalarına doğru bu terimler nedeniyle hikâyeden ara sıra koptuğum da oldu tabii. Yine de bütün vakalar anlaşılabilmekte.

Oliver Sacks’in yine hastalarını anlattığı bir kitap olan Uyanışlar(Awakenings) adlı kitabı sinemaya uyarlanmıştır(1990). Robin Williams’ın Oliver Sacks’i canlandırdığı, hasta rolünü de Robert De Niro’nun oynadığı filmi yakın zamanda izlemeyi düşünüyorum. IMDb linki de burada : http://www.imdb.com/title/tt0099077/

Bu kitapla birlikte daha iyi anladım ki insan beyni, içinde neler barındırdığı tam olarak bilinemeyen en değerli hazinemiz. Kitabı okurken aynı vakada bile bazen hastalıklarının çaresizliğine üzülürken, bazen normal insanlarda olamayacak harika yeteneklerine hayran kaldım. Bu hislerim özellikle son bölümde anlatılan zihinsel engelli ama birbirinden farklı yetenekleri olanlar için. (Sacks, bu insanları anlattığı bölüme de güzel bir isim vermiş: Basit ve Yalının Dünyası.) Örnek olarak zihinsel engelli olan ikiz kardeşin, tüm kayıplarına rağmen, sayılarla olan yetenekleri açıklanamayacak kadar muhteşem. Sayıları hesaplama değil, anlama yetenekleri olan harika iki kişi.

Umarım yakın zamanda, tıp alanındaki gelişmeler hepimizi şaşırtacak derecede bir hâl alır. Zira çaresi olmayan bu kadar hastalığın bulunması, tıbbın ne kadar âciz bir durumda olduğunu bize her gün hatırlatıyor.
Bir insanın sol tarafını ihmal etmesi kadar enteresan başka ne olabilir. Hastanın sol tarafına geçiyorsun seni görmezden geliyor. Seni görüyor ama gördüğünün farkında değil. Sol kolunu kullanamıyor ama umrunda değil. Dünyasında sol taraf yok.
Yada insanların yüzünü görmesine rağmen tanıyamıyor olmak.
Karısını şapka sanmak nedir ya :)

İnsan beyni malumdur ki 2 hemisferden(sağ ve sol beyin(tabi başka kısımlarda var)) oluşmakta.Ki sol taraf dominant denir. Tabi bu yaklaşımdan artık vaz geçiliyor. Sebebiyse artık garip durumların sebebi olan sağ taraf lezyonlarını bilim araştırmaya ve ciddiye almaya başladı. Kitaptaki vakalarda hep bu sağ taraf la ilgili problemler.

Nörolog olan Oliver Sacks reisin ilginç vakalarını anlattığı enterasan bir kitap.Daha önce tıp 2. sınıfken okuduğum kitabı şimdi beyin cerrahisi ihtisasımın arefesindeyken bir kere daha okuyayım dedim.Tabi insan hayret ediyor. Bizim hayatımızda hiç zorlanmadan yaptığımız hatta üstünde düşünmek bile aklımıza gelmediği şeyleri(birini tanımak yada unutmak gibi) bu hastalar yapamıyor.

Yaw inceleme yazması zor işmiş.Yada bu sefer nedense düzgün yazamadım.Tabi nöbette ikide bir hasta geliyor.Kafamı toparlayamıyorum.Olduğu kadar artık.Zamanla daha iyisini yazarım diye umut ediyorum
Bir pdr öğrencisi olarak hocalarım tarafından çokça tavsiye edilmesi üzerne alıp okudum. Kitap bir roman değil tamamen Oliver Sacksın vaka incelemelerini içeriyor fakat bu vakalar sıradan her yerde görülür türden değil. Nörolojiye, nöropsikolojiye ilgisi olanlar alıp okuyabilirler. Seveceklerdir.
Kitap 4 bölümden oluşuyor.Genel olarak ilginç vakalar. İnsan beyninin ne derece gizemli oldugunu hissettiriyor.Fakat bir solukta okunup bitirilecek bir kitap değil, ben sanırım 10 günde bitirdim. Eğer Tıp fakultesinde okumuyorsaniz kavramlara yabancilik çekeceğinizden okumak zaman alabilir. İyi okumalar
Blogumdan alıntılama yapıyorum.Spoi icerebilir.Agonozia,apraxia,otizm,frontol lobe nedeniyle yaşanan nöbetler;fazla uyuşturucunun neden olduğu hasar,ortada neden yokken olan sağırlık,ikizlerin zeka seviyesi 60’ın altında olmasına rağmen sayılarla iyi olması Ve bu ikizlere bir tarih söylediğinizde hangi güne denk geldiğini söylemesi,umutsuz vaka iken altta yatan sebebi bulunca tam tersi olması Ve daha fazlası anlatılmakta be her vakayla alakası olan film,kitap,müzik ve resimler de katmak olarak gösterilmiş.Ayrıca Tourrette Sendorumu da işlenmiş ve araştırmalar da paylaşımış. :) Su gibi akıcı Ve güzel bir kitaptı.Tavsiye ederim.Keyifli okumalar. :)
Oliver Sacks nörolog, psikiyatr ,yazar ve değerli bir bilim adamı. Kendisiyle tanışmam üniversite ikinci sınıfta deneysel psikoloji dersimize giren hocamın tavsiyesi ile oldu. İlk okuduğum kitabı Aklın Gözü idi. O kitabı okurken hiç farketmediğim bir şeyi farkettim. HENÜZ BİR ŞEY bilmediğimi.

Bu kitabına başladığımda ilk 50 sayfayı zorlanarak okudum sonra sırf kendisi yazdığı için yarıda bırakmadım iyi ki bırakmamışım.

Kitabında kimyadan fiziğe birçok bilgiyi aktarmış buraları pek sindiremediklerim arasına koysam bile ailesinden, kardeşlerinden, dayılarından ve yaşadığı dönemden bölüm bölüm bahsetmiş. Ailenin yarısı doktor zaten bir nevi otobiyografik (tam olarak sayılmasa bile)bir eser olmuş.
Kendisine en çok ailesi destek olmuş ve küçük bir deney odasında bir çok kimyasal maddeyi kullanarak keşfe çıkmasını sağlamışlar. Olası kazalardan ucuz yırtmış.:D
En çok güldüren yer ise okul ile gittiği gezide kilden kurabiye yapıp öğretmenine tattırması oldu. (Küçük Şeytan:D)
Kitabın en çok duygulandıran bölümü çocukluğuna dair fotoğraflarını eklediği bölümü oldu benim için. Şimdi hayatta olmayan ama bir zamanlar çocuk olan bir yüze bakmanın karmakarışık duygusunu hissettim. Meraklı, azimli, muhteşem bir bilim adamı kendisi kanserden ölen bana nörolojiyi sevdiren tek insan. Tanışmam şart değil birine karşı bir sevgi beslemem için.

Şöyle bir konuşması var;

((Hume şöyle devam ediyor: “Ilımlı bir tabiatım var, sinirimi kontrol edebiliyorum, açığım, sosyalim, neşeli bir mizahım var, bağlanabiliyorum, kin tutmam ve tutkularımda dengeliyim.”

Burada Hume’a katılmıyorum. Sevgi dolu ilişkilerim ve arkadaşlıklarım olmasına ve gerçek anlamda düşmanlarımın olmamasına rağmen, hiç bir zaman ılımlı bir tabiatım olduğumu söyleyemem (beni tanıyan kimse de söyleyemez). Tam tersine, hiddetli bir yaradılışım ve şiddetli heveslerim var, tutkularımda aşırı ölçüsüzüm.))

Bu sözleri bile onu sevmem için yeterli.
Bütün kitaplarını belki dönüp tekrar tekrar okuyacağım ve onun bilime olan katkılarını tekrar tekrar okuyacağım.
4 bölüm ve 24 ayrı vakanın anlatıldığı ilginç bir bilimsel kitap. Varlığının farkında bile olmadan kullandığımız duyularımızı kaybedersek (veya küçük bir bölümünü kaybettiğimizde) neler olabilir?
Nöroloji ile ilgilenenler için uygun bir kaynak.
"Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır"la beraber okuduğum ismi en tuhaf kitap oldu " Karısını Şapka Sanan Adam". Kitap ismiyle beni o kadar afallatmış ki okuma listeme alıp sahip olduğum güne kadar kitabı bir kurgu, bir roman sanıyordum. Nasıl bir insan karısını şapka sanacak noktaya gelebilir diye kafamdan ön tahmini okumalar yapmaya başlamıştım. Ancak alınca fark ettim kitabın bir "anlatı" kitabı olduğunu. Karısını şapka sanan adam psikolojik olarak normal bir insan olamazdı diye düşünüyordum ki nörolojik olarak da pek sağlıklı değilmiş.

Kitap bir nöroloji profesörü olan Oliver Sacks'ın tanık olduğu hayli ilginç vakaları anlatıyor. Dört başlık altında toplam yirmi dört vaka anlatılıyor kitapta. Karısını şapka sananı mı dersin, bir bedeni olduğunu unutan mı dersin, kendi bacağını başkasının bacağı sanan mı dersin... Bizi normal ve sağlıklı hayatımızla yüzleştirip tıkırında işleyen bir beyne sahip olduğumuz için ne kadar şanslı olduğumuzu anlatıyor kitap.
''varlığının farkında bile olmadan kullandığımız duyularımızın bir kısmını kaybettiğimizde neler olabilir.'' cümlesi kitabı özetleyen nitelikte. özellikle dördüncü bölümde ikizler, ayaklı ansiklopedi ve otistik ressamın hikayeleri güzel.
Kitabın arkasındaki söze kesinlikle katılıyorum.

"Sıradan her insan için "zihinsel" bir yolculuk, nöroloji ile ilgilenenler içinse kaçınılmaz bir kitap."

Yazarın biyografisi

Adı:
Oliver Sacks
Unvan:
İngiliz Nörolog, Psikiyatr ve Yazar
Doğum:
Londra, Birleşik Krallık, 9 Temmuz 1933
Ölüm:
30 Ağustos 2015
Oliver Sacks hâlâ hasta muayene eden bir hekim ve içle-rinde Karısını Şapka Sanan Adam (1996, YKY) ve filmi Oscar adayı olmuş Uyanışlar’ın (2003, YKY) da arasında bulundu-ğu on kitabın yazarıdır. New York’ta yaşamakta olan Oliver Sacks nöroloji profesörüdür ve Columbia Üniversitesi Tıp Merkezi’nde psikiyatrlık yapmaktadır. Üniversitenin ilk Co-lumbia Üniversitesi Sanatçısı seçilmiştir. Daha geniş bilgi yazarın sitesinde yer almaktadır:http://www.oliversacks.com

Yazar istatistikleri

  • 62 okur beğendi.
  • 360 okur okudu.
  • 28 okur okuyor.
  • 672 okur okuyacak.
  • 21 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları