Olivier de Marliave

Olivier de Marliave

Yazar
7.3/10
6 Kişi
·
11
Okunma
·
0
Beğeni
·
549
Gösterim
Adı:
Olivier de Marliave
Unvan:
Fransız gazeteci ve yazar
Gezgin bir yazar olan Olivier de Marliave, halk mitolojisi ve etnolojik araştırmalar hakkında birçok eser yayımlamıştır.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
232 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Konu ilginçti, insanlığın yüz karası bir durumun evveliyatı ve süreçleri işleniyordu. Bir insanın hayatının ellerinden dolaylı yoldan alınması ve ömür boyu hizmetçiliğe tabi tutulması, binlerce yıldır insanlığın bu kara leke ile yaşamış olması, bunun bir ticaret haline gelmiş olması, hadımların bazılarının kendi isteğiyle, bazılarının ailesinin isteğiyle, bazılarının ise ceza olarak bu uygulamaya tabi tutulması anlatılıyor.

Kitapta Çin, Hindistan, Afrika, Bizans ve İstanbul, Avrupa, Rusya' da hadımlığın izleri sürülüyor. Mesela Çin'de fakir aileler çocuklarından bir tanesini hadım ettirerek yasak şehire girmesini sağlıyorlar ki hayatları kurtulur rahat eder umuduyla tabi hadım edildikten sonra yaşarsa... Bazı ailelerde isyan ettikleri gerekçesiyle küçük yaştaki çocuklar hariç hepsi öldürülüyor ve oğlan çocukları hadım edilerek yasak şehire imparatorun hizmetine giriyor. Müslüman bir ailenin çocuğu olan Zeng He'de bunlardan biri; pusulayı bulup amiral rütbesini kadar çıkıyor, 30 gemilik filo yaptırıp 30 bin askeriyle 7 kere deniz aşırı sefere çıkıyor (bu doğru bir bilgi üzerine araştırma yaptım).

Hindistan da ise dini bir ritüel olarak hadım işlemi gerçekleşiyor burada esas olan erkeklerin kendilerinin bu karara varması...

Ancak; Ciddi bir araştırma-tarih kitabı diye aldığım "Hadımların Dünyası" tam bir hayal kırıklığına uğrattı. Yanlı ve yanlışlarla dolu bir kitaptı. Önemli iddiaların ortaya atıldığı bölümlerde kaynak gösterilmemiş olması benim için zaten güvenilir olmadığının göstergesidir. Sen Gazneli Mahmut'a eşcinsel diyorsan bunun kaynağını göstereceksin "herkesin bildiği gibi eşcinseldi" cümlesiyle bu olayı geçiştiremezsin. Bunu böyle bırakalım; Bizans bölümünü okurken-ki az çok hakim olduğum bir konudur- yedi çocuğu olan (veliahtın biri de ölmüş) imparator I. Basileos'u hadım yapmış. Kaldı ki Bizansta hanedan mensubu erkekler imparator tarafından tahtta hak iddia etmesinden çekiniliyorsa bir uzuvları kesilir veya gözlerine mil çekilirdi, çünkü uzvu eksik olan biri imparator olamazdı. Ardından V. Mikail`in de hadım olduğunu iddia ediyor. Böyle bir bilginin varlığı hangi tarihçinin gözünden kaçar?

Kitabın bir yerinde MÖ 472 yılında yaşamış tarihçi Thukydides bir baktım 5.yy da karşıma çıktı, yazım yanlışı mı yazarın yanlışı mı anlam veremedim. Bu durumda DK da sınıfta kaldı bana göre. Editörün en azından bu konulardan anlaması gerekirdi.

Ayrıca İngiliz ve Fransızlar- ki burada artık bende film koptu- Afrika'da insan kaçakçılığını, köle ticaretini sonlandırmak için çok uğraşmışlar. Peki, Amerika kolonilerine onca köle kimin eliyle gitti? Köle ticareti yasaklanmasın diye özellikle Virginia eyaletinde ayaklanmalar neden çıktı? Çünkü Plantasyon denen büyük çiftliklerde çalışacak daha çok köleye ihtiyaç vardı. Tamam 19.yy da köleliğin kalkması için Avrupa'da adımlar atılmaya başlandı da bu ticaretin böyle büyük boyutlara ulaşması, afrika krallarının halkını köle olarak satması kimlerin eliyle gerçekleşti? Üzerine bir de Fransa'nın 1830'da Cezayir'i işgal etmesi tek cümle ile geçiştirilmiş. Sanki kardeşi kardeşe kırdırmamışlar, Cezayir halkını Asimile etmemişler gibi.

Yazarın kim olduğuna bir bakayım dedim ki Fransız bir gazeteciymiş.

Kitapta başka yanlışlar var veya yok bilmiyorum ben sadece hakim olduğum konularda ki yanlışları ve yanlılıkları yakalayabildim, o yüzden okuduğum diğer bilgiler doğrudur diyemiyorum. Araştırmak lazım. Sonuç olarak bu konulara vakıf olmayan birinin bir sürü yalan yanlış bilgi edinmesine yol açabilir, o yüzden asla tavsiye etmiyorum. Ama tabi ki karar sizin.

Evet kaynakça kısmında yararlanılan kaynaklar var ancak benim bahsettiğim konularla ilgili asla bir kaynakçadan faydalanılmamış.

Kitapla kalın efenim :)
232 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Dini, sanatsal ve siyasi sebeplerin yanı sıra, kişiyi cezalandırma amacıyla da yıllarca uygulanan, bedensel olduğu kadar ahlaki yönden de aşağılama işlemidir; bir erkeği üreme yetisinden mahrum etme. Rusya’dan İtalya’ya, Çin’den Hindistan’a, Osmanlı’dan Mısır’a kadar da yüzyıllarca uygulanmış.
Günümüzde, cinsel organın boyutu ve bu boyutun olası bir küçülmeye uğraması korkusu ve saplantısının temeli de bu geçmişe dayanıyor olabilir.
Özellikle Çin’deki kutsal değerler ve bu değerlerle çelişen uygulamalar ilginçtir. Tıpkı dini inanışı hoş görmese de uzunca bir süre saraylarında çeşitli hizmetlerde hadımları tercih eden Osmanlı gibi…
Çocuk sahibi olmamanın atalara karşı yapılmış bir hakaret sayıldığı Çin toplumunda, özellikle fakir ailelerin kendi elleriyle çocuklarına bu vahşeti yaşatıp, yine kendi elleriyle her türlü zalimliğin, aşağılamanın yaşatıldığı Yasak Şehre teslim etmeleri… Tabi son derece sağlıksız koşullarda bu işleme maruz kalmış zavallı çocuk hala hayattaysa!
Çin’deki diğer ilginç bir inanış ise, kesilen uzuvlarıyla son yolculuğuna uğurlanan hadımların, diğer dünyaya daha şanlı bir doğuşla merhaba diyeceklerine inanmaları. Aksi halde pek sevilmeyen bir hayvan olan katır olarak yeniden doğuş yaşayacaklarını düşünüyorlarmış. Bu sebeple ameliyat sonrası kızartma, mumlama, paketleme, etiketleme gibi bir dizi işlemden geçen uzuvlarına gözü gibi bakmaktalarmış. Etiket üzerindeki tarih terfi noktasında devreye girmekteymiş.
Hadım edilmenin vücut üzerinde yarattığı pek çok değişimden biri olan büyük ve sarkık göğüsler seks kölesi olarak kullanılanların işine yaramaktaymış. Savaşa gidenler ise değişimin bir diğer boyutu olan kılsızlıklarını saklamak için peruk, takma sakal gibi yöntemlere başvurmuşlar. Çoğu hadım idrarını bile tutmakta zorlanıyormuş.
1368-1644 yılları arasında hüküm sürmüş Ming Hanedanlığının ilk imparatoru çeşitli saray hizmetleri için aldığı hadımların herhangi bir siyasi rol oynamalarını ve itap okumalarını yasaklamış. Cezasını da ölüm olarak belirlemiş. Günümüzde olduğu gibi bilgiden korkmuşlar sanırım!
Yasak Şehir’de dayak cezası o kadar yaygınmış ki hadımlar, darbelerin şiddetini azaltabilmek için vücutlarını, giysilerinin altında kalacak şekilde deri bantlarla sarıyorlarmış. İlk dayaktan sonra yaraların kabuk bağlaması beklenir daha sonra “kabuk kaldırma” denilen ikinci dayak işlemine geçilirmiş. Tüm sarayın gözleri önünde kendi dışkısını yemek zorunda bırakılanlar bile oluyormuş.
On yaşından küçük çocuklar “çok bakir ve çok saf” olarak nitelendirilirmiş. Sübyancılığın temelleri de burada atılmış olabilir!
Büyük bir telafi kompleksinin içinde olan hadımlardan çeşitli alanlarda ilerleme kaydedenler, yaptıkları çalışmalarla adlarını duyuranlar da olmuş.
Diğer bir ilginçlik ise Hindistan’dan. 2008’de pirinç karnesinin üzerine “transseksüel”lere ait cinsiyet kutucuğunun eklenmesi. 2009’da ise bu uygulama seçmen karnelerine yansımış. Batı dünyası tarafından köktenci adetleri sebebiyle eleştirilen bir ülke için şaşırtıcı bir devrim. 200 yılında yerel yönetimlerdeki görevlere pek çok hadım getirilmiş, belediye başkanı seçilen bile olmuş. Üçüncü cinsiyete ait bir güzellik yarışması düzenlemişler. Tüm bunlara rağmen ülkede hadımlığa giden yol son derece acımasız ve mide bulandırıcı. Örneğin ameliyat sonrası kişinin ahşap bir kazığa oturtularak, ilk adet olarak kabul gören süreci yaşamasının beklenilmesi gibi…
Benim için en şaşırtıcı bilgi ise; Gazneli Mahmut’un hadım köleleriyle eşcinsel tutkular yaşamış olduğu bilgisi oldu. Düşünsenize kitabınız eşcinselliği aşağılık bir kusur olarak görmekte ve hiçbir şekilde hoşgörü göstermemekte. Bize okuduğumuz sıralarda çok farklı bir portre çizilmişti oysa…Yine İslam dünyasında birbirlerinin hadımlarına el koyabilmek için birbirini öldüren yöneticilerin olduğu gerçeği!!!
“Bir insan, hediye edilebilir mi?” Müslüman bir toplumda, çocuk yaşta hadım edilip Paşalara hediye edilmiş! bir insanın iki dudağının arasında dökülebilecek en acı sorudur sanırım. İnsanlara ne yazık ki bunu da yaşatmış hayat!!!
Alın size bir çelişki daha. Hadımlar yıllarca peygamberin mezarının karunmasında ve Kabe’de düzenin sağlanmasında kullanılmışlar. 1989’da 36 tane hadım hala bu görevdeymiş.
Ve diğer ülkelerdeki uygulamalar, insan kaçakçılığı, kölelik, işkence, saykırım…

Yazarın biyografisi

Adı:
Olivier de Marliave
Unvan:
Fransız gazeteci ve yazar
Gezgin bir yazar olan Olivier de Marliave, halk mitolojisi ve etnolojik araştırmalar hakkında birçok eser yayımlamıştır.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur okudu.
  • 7 okur okuyacak.