1000Kitap Logosu
Ömer Faruk Dönmez

Ömer Faruk Dönmez

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.5
1.389 Kişi
4.932
Okunma
570
Beğeni
18,7bin
Gösterim
Unvan
Yazar
Doğum
Adana, 1976
Yaşamı
1976 yılında Adana’da doğdu. 1997’de Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. Yazılarını Türk Edebiyatı, Çınar, Atlılar, Huruç, Ay Vakti, Hece, Hece Öykü, Cafcaf, İhtiyar, Fayrap ve Müdahale dergilerinde yayımladı
Feyza Arslan
Hamza'yı inceledi.
224 syf.
·
2 günde
·
1/10 puan
Kitap İslamı doğru anlayamamış Hamza adında müslüman bir gencin; ‘izm’ler düzenini, eğitim sistemini, bilinçsiz müslümanları, İslami ölçülere uygun kitap yazmayan yazarlarımızı, ilk Türk kadın tiyatrocumuz Afife Jale’yi, Atatürk ilke ve inkılaplarını, çağa uygun olarak gelişen teknolojiyi ve ona maruz kalan küçücük çocuklarımızı, ünlü dünya edebiyatı yazarlarını, traşlı erkekleri ve başı açık- başı kapalı kariyer sahibi olmak isteyen, evlilik düşünmeyen, makyaj yapan, üniversiteye giden, okuyan, çalışan tüm kadınlarımızı küfür ederek, aşağılayarak, her iki sayfada bir görebileceğiniz ‘falan fişman, fıstık “ gibi asalak kelimelerle yargılamasını konu alır. Monolog ve bilinç akışı teknikleri kullanılan bu kitapta insanlar islamofobiye, kine ve düşmanlığa sevk edilmiştir. "İnsanlar ‘’öteki, beriki, diğeri, öbürü’’ falan diye ayrılmazlar ki. ‘’Mü’min, münafık, müşrik, kafir, fasık…’’ diye ayrılırlar.’ Syf 55 İslamda böyle bir ayrımcılık yoktur. Nitekim Hz. Peygamber "Bir defasında Medine’de Müslümanlarla birlikte otururken önlerinden geçen bir cenaze önünde ayağa kalkmıştır. Onun bu tutumu karşısında “Ey Peygamber o ölen bir Müslüman değildi” denilmesi üzere “o da bir can taşımıyor muydu?” diyerek insanlar arasındaki en temel asgari müşterek olan insan olma niteliğinin önemini vurgulamıştır." “Kim gayrimüslim bir vatandaşa eziyet verirse, kıyamet gününde onun hasmı (düşmanı) ben olacağım.” demiştir. Müslüman olmayanlara yönelik bu tavırları da, aslında her şeyi anlatmaktadır. Küçük mücahidimiz(!) sadece Müslüman olanların oy kullanabileceği, kadınların kafasına göre giyinemeyeceği, süslenemeyeceği, üniversitelere gidemeyeceği hatta dışarı bile çıkamayacağı bir yönetim şekli hayal etmektedir. ‘’Mümin kendisinden çekinilen kudret sahibi bir adam olsa, o kadın cesareti nerden bulacaktı?’’ syf 168 Bütün tartışmalara son verecek(!) bir de sözlük(!) hazırlamış: ‘’Figan-ü Lügati-t Türk’’ Bahsi geçen bu sözlükte, değerli tiyatrocumuz Afife Jale’nin temiz, namuslu anlamına gelen isminin Afife değil ahlaksız, hafif kadın anlamına gelen Hafife ile karıştırıldığını iddia etmekte, Afife Hanıma ve diğer tiyatroculara maymun yakıştırması yapmaktadır. ‘’İşte Hafife’nin soyundan türeyenler, genellikle maymunluğa özenmiş, sahnelerde, sirklerde, gösterilerde, podyumlarda arz-ı endam etmiş, yabancı erkeklerle sarılmış, öpüşmüş ve hatta sanat için soyunmuşlardır. Bu ucubeler çoğaldıkça, bayanların sahneye çıkması çok normal karşılanır olmuş.’’ Syf 176 Bu üslupla insanların kalplerini islama ısındıramamazsınız sayın Dönmez. Bilakis küfür ederek, hor görerek, ahkam keserek ancak islamofobiye hizmet edersiniz. “Günde iki sayfa olsun Kuran okumayan bir adam sana dinden bahsediyorsa, onda ahlak var mıdır?” syf 220 Kuranı özümseyememiş, kendinden olmayan herkese nefret kusan kindar birinin her gün Kuran okumayan müslümanı eleştirmesi de abesle iştigaldir. Yazar(!)ın kadınlara bakış açısı: ‘’Çünkü pekala biliyorlardı ki, kadının evden çıkması, erkeğin baştan çıkması anlamına gelecekti zamanla’’ syf 44 ‘’Bana ne ulan senin dedenden her tarafın görünüyor geri zekalı’’ syf 41 ‘’Çarşıda pazarda karılar kızlar çırılçıplak dolaşırken bekar bir mümin erkeğin nasıl sağlıklı kalabileceğini anlat bana; o zaman alimdir diye önümü ilikleyeyim! Asmalarda üzüm. Yosmalarda gözüm.’’ Syf 53 Cihat çağrısı yapmak için, İslama davet için kitap yazan birinin şu cümleleri de ayrıca ironik: ‘’Vay be ne güzel kızlar var. Karnımı doyurdum. Susuzluğumu giderdim. Fakat… Temel üç güdü? Biri yine eksik. Tövbe estağfurullah. Sapık mısın oğlum sen? Sapık değilim. Bekar bir erkeğim ulan ben. Ah baba ah… Adımı Hamza koydun, kotlu- makyajlı-modern ‘vahşi’ler ciğerimi deşiyor.’’ ‘’Sahnelerin yıldızı. Piyasanın çuvaldızı. Evli olmadığı için henüz yok baldızı.’’ ‘’(…) ne yapayım oğlum nefsim var, bunu böyle sokağa bırakırlarsa olacağı bu yani(…) ‘’ syf 152 ‘’Ulan ne muhteşem gözleri var. Kirpikler kaşa doğru nasıl da muhteşem bir açıyla kıvrılıyor. Sonra o nasıl endam…’’ syf 163 “Yirmi bir yaşındayım. Damarlarımda erkek kanı... Kemirgen dişiler dişliyor rüyalarımı. Kotlu, makyajlı kemirgenler. Modern fareler. Labirent yosmaları...” syf 214 ‘’Sanal pezevenk’’ syf 42 ‘’Kameraman mısın yazar mısın? Şehirde gezip tozar mısın? Gözlem yapınca azar mısın?’’ syf 196 Yorumsuz... ‘’Zaten başörtülü, masum ve asil bir kızın ‘üniversite’ denen yerde ne işi olduğu da , bu tartışmalara paralel olarak, hala sürdürülmektedir.’’ 106 İslamda harama girmeyecek ve tesettüre uygun bir eğitim ortamı bulunursa, kadının okumasında bir sakınca yoktur. Ve yasak bile olsa böyle aşağılayarak, saygısızca kin kusarak kimseye tebliğ yapmış olmazsınız Mücahit Bey! İslam'da erkeğe tanınan hak ve hürriyetler aynı derecede kadına da tanınmıştır. Kadın ve erkek arasında herhangi bir ayrım söz konusu değildir. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Peygamber'in kadınlardan biat almasının zikredilmesi (bk. Mümtehine, 60/12), İslâm’da kadının iradesinin bağımsızlığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu itibarla kadın olmak, hak ehliyetini ve fiil ehliyetini daraltan bir sebep değildir! Erkek ve kadın herkes helal ve meşru yollardan kazanç elde etme hakkına sahiptir. "İnsan için ancak çalıştığı vardır." (Necm, 53/39); "Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır; kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allâh'ın lütfundan nasibinizi isteyin." (Nisa 4/32) Yazarlarla ilgili düşünceleri: '’Nuri Pakdil’i, Sezai Karakoç’u, İsmet Özel’i okumamış adama ben ne anlatayım kardeşim. Hah ha.’’ syf 68 ‘’Bazı arkadaşlar Dostoyevski'yi Kafka'yı, Sartre'yi bilmeden adam olunmaz sanıyorlar da. Ben bunlara pek katılmıyorum. Kibirli şeyler var burada. (…) Daha önce yaşayanlar, bunları okumadan, yani adam olmadan ölüp gittiler mi yani?’ syf 133 Kendisiyle çeliştiğini belirtmeme gerek yok sanırım. Nuri Pakdil’i, İsmet Özel'i okumayan da adam olmadan ölüp gitti o zaman. ‘’Kanık Orhan Veli, çık aradan. Senin de ne olduğunu biliyoruz: konuşturma beni, sayar dökerim yediğin naneleri: Sait Faik’in hikayede yaptğığı propagandayı sen de şiirde yapmadın mı?!’’ syf 151 Küfür etmeden, her satırı sonuna hah ha'lı bay bay'lı, fişman fıstıklı asalak sözcükler eklemeden geçemeyen birinin yazarlarımıza çamur atması ve adeta dil uzmanı kesilmesi ayrı bir ironi. "Pırttığım gibi koşarak kaçmaya başladım." syf 65 ‘’Neden olmasın’mış! Çeviri Türkçesiyle konuşan biri daha.Tabi, çocukluğundan beri kontrolsüz biçimde televizyona maruz bırakılmış zavallı.Ne yapsın. Haliyle, böyle olmuş. Türkçeyi Amerikan filmleri izleyerek öğrenen bir nesilden  ne beklersin?’’ syf 180 Gelişen teknoloji ve çağımızla ilgili yorumları da şöyle: ‘’Allah kuranda kalem üzerine yemin eder; printer üzerine değil. Bir alimin rahle-i tedrisinden geçmek başkadır; bir profesörün amfisinden geçmek başka….’’ syf 85 ‘’Bu televizyon çocukları bu internet çocukları ne kadar ucuzcu, ne kadar kolaycı ne kadar ahmak olduklarını anlasınlar, hadlerini bilsinler. Ne diyor bu adam diye suratıma aval aval baksınlar bazen. Bu da benim taciz yöntemim.’’ Syf 139 E hani islamı tebliğ edecektin konu ne ara tacize geldi? Şarkı dinleyen müslüman kardeşlere de küfür etmeden geçememiş bay mücahit(!) ‘’Repertuarın da fena değil hani: ağzını açtın mı zikrulah dersin ama sürekli şarkı türkü dinliyorsun anlaşılan. Şerefsiz.’’ Syf147 Müslümanlar yoga ve plates yapamaz diye de fetva vermeden olmaz tabii. ‘’Hah. Gerçi kendine vakit ayıranlar da var; plates yapıyorlar, yoga yapıyorlar. Hah ha. Zavallılar. İnsanlar nasıl bu kadar ahmak olabiliyor anlamıyorum.’’ syf 100 ‘’Öleceğini günde bir kez olsun düşünmeyen insanın kalbi kararmıştır vesselam.’’ Syf 145 Peygamberimizin "Açıp da kalbine mi baktın?" sözünü ithaf ediyorum kendisine. Yunanları kast ederek: ‘’Ulan madem onlara benzeyecektik, hazır gelmişlerdi işte, kaynaşır sevişirdik, niye kovduk ki adamları yurttan? Syf 129 Bu cümleyi umarım art niyetinden değil de cahilliğinden kurmuştur. Zira açıklanası bir tarafı yok. Kadınlarımıza ettiği hakaretler yetmedi... ‘’Maharetleri makyaj yapmakla kıç göstermekten ibarettir; bunlara gönül vermek asıl aşka ihanettir. Altta kısacık bir etek, üstü daracık badi, aşkmış sevgiymiş hadi, hadi! Kot pantolon giyer, gösterir kalçalarını; tüm mahalleye ilan eder vücut ölçülerini.’’ Syf 162 ‘’Küçümser anne olmayı, çocuk doğurmayı; özgürlük sanır para kazanıp kocaya bağırmayı. Zaten kocasından evvel, beş erkekle çıkmıştır; orospuluk mu, ona sorsan tabuları yıkmıştır! Kadınlar kafesten çıktı süslenip püslenip; erkekler yoldan çıktı nefislere yaslanıp. Seçme seçilme hakkı yetmedi,açılıp saçılma hakkı yetmedi; ulan sizin bu ettiğinizi bize gavur etmedi!’’ syf 162 ‘’On sene sonra bu ülke, üniversite mezunu, kariyer sahibi, yüksek maaşlı, burnu havada, süper egolu bayanlarla zavallı işsiz, beş parasız, özgüvensiz, cinsel açıdan fevkalade aç, ezik erkeklerle dolacak.’’ Syf 183 Sevdiği(!) kız bile almış nasibini: ‘’O kadar erkeğin içinde kahkahalarla gülen bir kızı nasıl severim ben?’’ (…) Aşüfte Aysu. Ne yani gülünce aşüfte mi oldu kız? Yok canım. Onun aşüfteliği daha önceye rastlar.’’ syf 164 ‘’Kim Aysu mu temiz? Oooo! Bekareti bozulmadıkça ‘temiz’ kaldığını zannediyor kimileri. Ulan bir kızın temizliği, saflığı , masumluğu için, öncesinde başka ölçüler var dır. Oraya gelene kadar .. Ohoooo! Yüzündeki göz izi, meseledir benim için.’’ Syf 166 Nietzsche versin cevabını. 'Kim namus ve ahlak şövalyeliği yapıyorsa, bilin ki en namussuzu odur.' Sayın Dönmez, dil inkılabını eleştirecekseniz bir argümanınız olsun asalak kelimeleriniz değil. Cemil Meriç eleştiriyor çünkü arapça biliyor, argümanları var, bir üslubu var bir kimliği var. Çeviri Türkçesini(!) eleştirip her sayfada pırttırıp geldim’li bay bay’lı lan’lı, ulan’lı kelimeler kullanıp sövmeden iki kelam edemeyip harf inkılabını eleştirmek kusura bakmayın ama sizin haddiniz değil. Yalan yanlış bilgilerle insanları islamdan soğutmak hiç değil. ‘’Evet. Önüne gelen kitap çıkardı. Ivır zıvır bir sürü kitap var.’’ Syf 50 Bu cümlenizi de aynen size ithaf ediyorum.
Hamza
8.6/10
· 2.082 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
6
74
Zeynep
Hamza'yı inceledi.
224 syf.
·
1 günde
·
1/10 puan
Bir okurun kitabı incelemesinde kitaba methiyeler dizmesi ve her fırsatta mutlaka okuyun demesi üzerine kitabı büyük bir hevesle aldım ve yine büyük bir hevesle okumaya başladım. İlk yirmi beş sayfasında sanki süt zannederek içtiğim ayran tadını verdi.  Bu durumu başka şekilde tanımlayamazdım, tam olarak böyle. Büyük bir sabırla devam ettim ama ilerleyen sayfalarda da hiçbir fark yoktu. Nihayet ilk "kırk" sayfasında kitabın bana göre olmadığını anladım. Birçok kez yarım bırakmayı düşündüm ama kitap hakkında ilk sayfalara göre yorum yapmış olmamak için kitabı bitirmeye karar verdim. Ve nihayetinde kitabı bitirdim.  Şimdi rahatlıkla incelememi yapabilirim; Kitap dördüncü kez üniversite sınavına hazırlanan "Hamza" isimli gencin zihin dünyasını anlatıyor. Karmakarışık ve sitemlerle dolu bir zihin dünyası. Çoğu haklı sitemler fakat... üslup çok ama çok yanlış... Bir konu hakkında bir şey düşünüyorken/anlatıyorken çok alâkasız bir şekilde başka başka konulara geçmesi de cabası. Bakınız bir türlü anlam veremediğim kesit (sayfa 25'ten) ; "Muson rüzgarlarının tatlı tatlı estiği bir bahar akşamı, dış ters açısı 70 derece olan bir eşkenar üçgenin karşı dikkenarı ile komşu dikkenarı arasında yıllardır sürmekte olan ve iki taraftan da yüzlerce insanın ölümüne yol açan sınır problemi çözülmüş, iş tatlıya bağlanmış, yeniçeriler cülus bahşişi istemekten vazgeçmniş, köklerinden biri 4 i olan gerçek katsayılı ikinci dereceden iki bilinmeyenli bir denklem niha- yet çözülmüş ve taraflar beyaz bir mercedese binerek olay yerinden uzaklaşmışlardır. Hepimizin başı sağ olsun. Ordu millet var olsun. Vatana millete hayırlı olsun. Yaşasın cumhuriyet. Çıktık açık alınla / on yılda her savaştan / on yılda on beş milyon genç / hallettik her yaştan. İyi dersler arkadaşlar. Saaaağol. Türküm. Doğruyum. Çalışkanım. İlkem. İkilem. Dilemma. Elma. Newton. Yerçekimi kanunu..." diye devam ediyor. Ve neredeyse her sayfası böyle. Kelime türetmece oyununu andırdı bana. Beni rahatsız eden bir diğer şeyse "Hamza"nın üslubu.  Çok sert ve katı bir üslubu var.  Aynı pencereden benzer noktalara bakıyoruz ama aynı dili konuşmuyoruz.  Bakınız ; "Aptal herifler. Anca birbirinizi yiyin. Nereye kadar gidecek bakalım bu kör dövüşü.  İslam kardeşliğini tesis etmeden zor bitirirsiniz bu kavgayı.  Bu milleti birbirine bağlayan ana unsur İslam'dır. Ulan üç satırlık tarih bilginiz de mi yok?.." diye devam ediyor. Sadece bu bölümde değil. Neredeyse her bölümde bu gibi söylemleri okuyoruz. Kızdığı şey ne olursa olsun, kime olursa olsun böyle olmaz. Olamaz. Böyle kimse düzelmez. Doğru bildiklerini böyle anlatamazsın Hamza. ( sitemim Hamza üzerinden yazara.) Derdin İslam kardeşliği. Ne güzel, ne mübarek bir derdin var. Aynı dertle ben de dertleniyorum. Aynı dertle necmeddin Erbakan, Malcolm X, Muhammed Mursî... ve niceleri de dertleniyordu. Ama hiçbiri kavga eden Müslüman bir grup gördüğünde "Aptal herifler" diye çıkışmadı. "Gelin Müslüman kardeşlerim, birlik olalım" dediler. Biliyorum Hamza, biliyorum. Düzene, sisteme, modern insanların "bu doğrudur" deyip yaptığı şeylere karşısın. Ama üslubun bu olmamalı. Büyüklerimizin bir sözüyle incelememi bitiriyorum; "Din kardeşlerine tavsiyede bulunurken onların hoşlanacağı dil ve üslup ile anlat. Kalbe girmeyen söz vücutta etki yapmaz. "
Hamza
8.6/10
· 2.082 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
30
Nur Sarohan
Hamza'yı inceledi.
224 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Bu kitabı muhakkak ama muhakkak okuman gerektiğini biliyor musun? Muazzam. 10/10 puan verdiğim nadir kitaplardan. Emperyalist ve kapitalist dünyanın düzenine boyun eğmeyen, Yeni Bir Dünya için çalışan Hamza, sizi gerçeklerle bir zelzele misali sarsacak, her cümlesi "kendine gel!" diye bir tokat atacak. Okumakta çok geç kalmışım diye düşünüyorum. Bu kitabı kesinlikle okuman gerek, bunu iyi anla bu yazıyı okuyan sevgili okur. Farkına var artık, dönen dolapların, neden Müslümanların itibarsız olduğunun, yerden nasıl kalkacağımızın farkına var! Sana üniversiteye gitme demiyorum, gözünü dünyaya kapat hiç demiyorum. Müslümansın sen Müslüman! En iyisi olmak zorundasın anladın mı? Farkına varmak zorundasın çünkü bu devran böyle gitmez. Bu sözlerim sadece bu kitap için değil aslına bakarsan, SEN okumalısın, SEN bilmelisin, SEN farketmelisin. Herkesten ÖNCE SEN! Durma, başla bugünden itibaren, bu gırgır furyasını, bu malayağniliği, bu seviyesizliği at üstünden haydi! Meydanlar, Hamza'lar bekler! Kesinlikle tavsiye ediyorum dememe gerek var mı?
Hamza
8.6/10
· 2.082 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
4
107