Ömer Faruk Dönmez

Ömer Faruk Dönmez

Yazar
8.6/10
780 Kişi
·
2.677
Okunma
·
358
Beğeni
·
12978
Gösterim
Adı:
Ömer Faruk Dönmez
Unvan:
Yazar
Doğum:
Adana, 1976
1976 yılında Adana’da doğdu. 1997’de Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi.

Yazılarını Türk Edebiyatı, Çınar, Atlılar, Huruç, Ay Vakti, Hece, Hece Öykü, Cafcaf, İhtiyar, Fayrap ve Müdahale dergilerinde yayımladı
Dünya sahtekarlarla doludur azizim; insanlar samimi değildir, herkes birbirini kırar, incitir. Bizim o koca-koca kitapları devirmemiz, iki satır samimiyet bulabilmek içindir...
224 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Hamza… Hamza… Nasıl tarif etsem ki? Haydi, biraz çabalayayım. Başlıyorum. Bir… İki... Üç… Bir kitap düşünün; ana karakteri sizden biri olsun, hem de 21 yaşında olsun, dertli bir genç olsun yani başkalarının dertleriyle dertlenebilen biri olsun (bu zamanda kaldı mı öyle biri diyebilirsiniz) , her sayfası tokat gibi olsun ve kalplere tesir etsin, kafiyeler havada uçsun, altı çizilmeyen yer kalmasın (neredeyse her sayfada altı çizilen bir yer olsun), öğretsin ama sıkmasın, ana karakter hazırladığı ansiklopedik lügat ile sizi güldürsün hem de düşündürsün, üslubuyla sizi etkilesin (çok farklı bir üslup ve ben bunu çok ama çok sevdim), bittikten sonra; düşündürsün, içinizi ürpertmek suretiyle sanki en yakın dostunuzu kaybetmişsiniz gibi sizi hüzünle baş başa bıraksın, içinde okumanız gereken kitaplar hakkında öneriler versin, yazarın diğer kitaplarını da araştırıp hepsini sipariş verdirme isteği oluştursun. İşte böyle bir kitap Hamza. Alınız, okuyunuz, okutunuz…
168 syf.
·8 günde·10/10
Ruhumu sarsan kitapları seviyorum, dilden akıp gidenleri değil. Sanatın sanat için değil toplum için olduğunu savunan bu yazarı tıpkı kendim gibi radikal yani "ilden ayrıksı" bulduğum doğrudur. Sevmem koyunlugu da koyun yazarları da. Koyu yazarsa o başka.

Tasavvufun şeriatle bağlantısını koparmamış kişiye "efendi hazretleri" denirdi zaten, kendi sözünü şeriatın önüne geçiren değil!

Kitaptan o kadar çok alıntı yaptım ki, utanmasam kitabın tamamını yazardım buraya. Yazmıyorum ama sen oku.

Özellikle "Türklerin Hıristiyan oluşu" başlığı altındaki yazıları defaatle oku, okut. Zira orada çok şey anlatılıyor. Ben okurken hep şunu dedim. "SubhanAllah. Yani bunların hepsi kafirlerin planları mıymış? Aman Allahım."

Uyanık gecinen ben, kandırıldığımı, ayakta uyuduğumu, koyun olmamak için uğraşırken kop koyu bir koyun olduğumu üzülerek gördüm. Sen olma. Oku! İlk emir bu. Oku!
Kısa kısa hikayelerden oluşuyor kitap ve en sevdiğim kısmı "sineğin gözünden insanların hayatına bakış" oldu. Gerçekten insanlar niçin yaşıyor? insanların tek gayesi sadece yemek, barınmak ve üremek mi? Bunu biraz düşünüp sorgulamak, kendini mahkeme karşısına çıkarıp bakmak gerek, ben bu yaratılış serüveninde nerdeyim?
yazarın özellikle vurguladığı mesajı ;eğer bizler yaşamak üremek doymak için yaşıyorsak hayvandan ne farkımız kalıyor?
Kitabın yarısına kadar heyecan ve hevesle okudum, gerçekten sürükleyiciydi ama yarısından sonra öyküler birbirini tekrar etmeye başladı ve sıkılmaya başladım. Bu yüzden kitabın ikinci yarısını zorlanarak okudum. Yazar tarz olarak Kafka'yı andırıyor. Kafka severlere tavsiye ediyorum
168 syf.
·5 günde·3/10
Dervişan, yazarın okuduğum ikinci kitabı. Aslında ‘Hamza’ kitabını okuduktan sonra bir daha Ömer Faruk Dönmez kitaplarını asla okumam demiştim. Okumam dedim çünkü üslubunu hiç sevmiyorum. Özellikle de İslami kelamı kullanan kesimin argo ve basit cümleleri kullanarak yaptığı gevezeliğe tahammül edemiyorum. Gerçi çoğu espritüel yazış olarak değerlendirebiliyor ancak beni gerçekten rahatsız etti. Aslında yazdıkları Metin Karabaşoğlu gibi. Vurguladıkları çıkarımlar, eleştirdikleri gerçekler benzer ama arada kocaman bir uçurum var sanki.

Ömer Faruk Dönmez’in İkinci kitabını da okudum çünkü dobra dobra -kitabın ortasından- lafı dolandırmadan can damarından konuşuyor. Kendisinin de ifade ettiği gibi biraz radikal. Neden bilmiyorum ama radikal fıtratlara kayıtsız kalamıyorum. Ve tek kitabı ile de haksızlık etmek istemedim. Ek olarak hem kitabın ismi hem de kapak tasarımı ilgimi çekti diyebilirim.

Hamza kitabında olduğu gibi aynı üslüpla benzer şeyler paylaşılmış. İslam dininin aslından uzaklaşmış sözümona müslümanları hakkında yazdıkları. Ama ahirzaman müslümanlarının ameli yaşantısından ziyade sosyolojik çerçevesi, bozulmuş zihniyeti, değişmiş değerleri. Her satırı eleştiri... Kitabı okurken güzel duygular hissedemedim ki. Hatta okuduğum 2 gün boyunca anlayamadığım bir çemkirme, sorgulama, yadırgama ve eleştirme isteği hasıl oldu bende ve bundan hiç hoşlanmadım:( Bu yazarın tenkit zihniyeti de bulaşıcı galiba… Hoşlanmadım çünkü zaten uç olan günümüz insanını daha da uçlaştırabilecek üslubu fazlasıyla birikmiş duygular taşıyor zannımca.
Tenkitle enaniyetin arasındaki o ince çizgiyi fazlasıyla aşmış. Kendisinden başka her şeyi herkesi çok yukarılardan eleştirirken kullandığı cümleler sessiz sessiz ’’ben ben!!! ‘’diyor ki duymamak elde değil! Bu tür kitaplarda devamlı tekrarlanan ''ben'' ve ''onlar'' yerine; vurgulanan, akılda kalan, işaret edilen ''O'' olmalı değil mi?

Sanki iki yazar var da aralıklı yazmışlar kitabı. Bir bakıyorsunuz liseli ergen misal; argo cümleleri ile espiri havasında her şeyi eleştiriyor. Tabii kendini yüceltirken… Bir de bakıyorsunuz bir medrese talebesi gibi hikmetli ince ve derin kelamlar. İnsanı sarsan, bahane bırakmayan, teslim oldum dedirten…

Kitabın en beğendiğim kısmı üç kere okuduğum üçüncü bölümüydü. Kitaba da adını veren bölüm ‘Dervişan’. Bana bıraktığı cümle: ’’ Nasılsanız öyle yönetilirsiniz!'’

Üçüncü kitabını okur muyum ?? Bilemedim…
160 syf.
Derdi olmalı insanın, derdi. Sakın "oğlum kafayı mı yedin, durduk yere niye derdimiz olsun" gibilerinden karşı saldırıya geçmeyin, yenilirsiniz. Yenilirsiniz çünkü herkesin ama az ama çok bir derdi olduğunu gözardı edip en başta kendinizi kandırırsınız. Bundan mütevellit ben de şöyle derim; maddeye bağlı olan dert, dert değil belki illettir. Maddeye bağlı olmayıp "ben" eksenine mıhlanmış olan dertse esas olandan fazlasıyla eksik. Öyle bir derdi olmalı ki insanın, öldükten sonra dahi o derdi ile anılmalı. Yaşamalı.

İbrahim bu dünyadan göçüp gitmiş dert sahibi bir yazar. Ötelerden yazmış satırları anlayacağınız. Nasıl oluyor bu demeye kalmadan bunu "onu bana değil yayımcıya sorun" şeklinde cevaplıyor. Evet böyle bir huyu var İbrahim'in. Siz daha bu neden böyle diye sormadan, o bunu hem sizin yerinize soruyor hem de cevaplıyor. Evet, dert diyorduk. Dert sahibi bir abimiz İbrahim. Ölmüş gitmiş ama bu derdi onu kitap yazmaktan alıkoymamış. Derdiyle yaşamış. Peki ne derdi var bu adamın? Dertlerin en şereflisi, İslam ümmeti!

Kitabın ilk bölümlerini okurken aklıma -Allah Teala rahmet eylesin- Osman Yüksel Serdengeçti geldi. "Bir Nesli Nasıl Mahvettiler?" adlı eserinde merhum Mehmet Akif Ersoy'un cemiyetçi özelliğinden övgüyle bahsediyor ve ekliyor;

"Kendi zamanındaki şair ve romancılar ise, bu canlı, gerçek, halk mevzularına dokunmaktan adeta tiksinmişler, hep hayalat ile uğraşmışlardır. Mesela sembolizmin Türkiye'de mümessilliğini yapan Ahmet Haşim, bu kan ve kıyamette, millet inim inim inlerken, 'altın kulelerden kuşlar uçurmuş' ,her şeye küsüp darılan, tebdil-i vicdan tebdil-i dine den Tevfik Fikret, Aşiyanına çekilerek, şimdi bir protestan papazı olan oğlu Haluk'a şiirler yazmakla vakit geçirmiştir. Zamanın şairazamı Abdülhak Hamit de, metafizik meselelerle uğraşmış, bir taraftan veremden ölen karısına mersiyeler yazarken, diğer taraftan başka bir kadına aşk mektupları yazmıştır."

Merhumun haklı oluşu maalesef bugün dahi devam ediyor. O zamanlar millet açlıktan can çekişiyor, ahlak-edep parçalanıyor, savaş sebebiyle nice ev garip kalıyordu; bugünse din-iman içeriden dışarıdan saldırılara maruz kalıyor, körpe zihinler batının pislikleri ile dolduruluyor, haya ise her gün biraz daha yok oluyor. İki zamanda da geçerli olan tek şey ise "dert sahibi" insanların azlığı. Hatta daha da kötüsü, ferdiyetçilik temsilcilerinin göklere çıkartılması.

Ömer Faruk Dönmez "ölü yazarı" İbrahim aracılığı ile İslam'ın değerlerine naçizane sahip çıkıyor. Canhıraş. Tane tane anlatıyor, ince ince eliyor, bazen yumuşak bazense kaya gibi sert bir şekilde iğ-ne-li-yor. Yaptığı tespitler, sorduğu karşı-sualler gerçekten etkileyici. Özellikle teşbih-tenzih çerçeveli tespiti tek kelimeyle muazzam. Büyük olasılıkla bütünüyle kendisine ait değildir ama bunu onun vasıtasıyla öğrenmem bile benim için yeterlidir.

İçerisinde "kıssaların en güzeli" olan Yusuf Suresinin mealini de barındıran bu güzide kitap gerçekten okunmayı fazlasıyla hak ediyor. Hikayede/romanda Yusuf Suresi'in meali?

Evet, Ömer Faruk Dönmez dertli bir adam.

Not: İşbu inceleme Ocak 2016'dan kopup gelen bir yazıdır. Ufak düzenlemeler yapılmıştır.
224 syf.
·15 günde·6/10
Hamza 21 yaşında. Modern dünyanın buhranını yaşayan müslüman bir genç. İçinde yaşadığı fırtınayı ironik bir dille anlatmış. Gençlere tavsiye ederim. Kitapta kendilerini bulacaklar ..
224 syf.
·2 günde
Sürekli adını duyduğum ve sıkça tavsiye edilen bir kitaptı. Sonunda okumak nasip oldu. Kitap sizi Hamza'nın zihin karmaşasının tam ortasına bırakıyor gibi gözükse de bir anda siz Hamza oluyorsunuz. Hem güldürdü, hem de düşündürdü bununla kalmadı en sonunda yüzünüze çarpıyor gerçekleri ve bitiyor. Öyle bir sonu vardı ki dur daha yeni başlıyor her şey der gibiydi..
224 syf.
·7 günde·8/10
Emineee seni, çok seveceğin bir yere götüreceğim dedi dört yıl sonra ilk defa Konya'da buluşacağımız arkadaşım :D Aklıma ilk gelen kitaplardı tabiki.. ;)
"Rampalı" sarıldıktan sonraki ilk durağımız oldu.
-Hadi bir kitap beğen ve onu sana hediye edeceğim .
Ben de hediye edersem kabul. ;)

Ben o heyecanla , tabii hiçbir şeye bakamıyorum ..
O zaman bunu alalım çok seveceksin dedi ve "Ömer Faruk Dönmez " ile ilk tanışma kitabım oldu. Ve iyi ki de olmuş..
"Hamza "

21 yaşında İmam Hatip Mezunu , dört yıldır üniversite sınavına çalışıyor. Hocalar , eğitim , sınav , matematik ....
Okurken aynı ben dediğim onlarca cümle ...

Düşündürücü tahlilleri ile kafamızda soru işareti bırakıyor.
Hemen her sayfasında altını çizdiğim cümleler. Müthiş tespitleri , dili, tekerlemeleri (bazen sesli güldüren )

Kitapta bir çok konuya değinilmiş .Modernizm, kapitalizm, emperyalizm, siyaset , tarikat , cemaat ..

Kur'an- ı Kerim'den ayetler; hadisler Sezai Karakoç , Necip Fazıl Kısakürek, Nuri Pakdil gibi üstad şairlerden aldığı dizeler ile anlatımı zenginleştirmiş.Ve okuyup , duyduğumuz bir çok kitap ismi de geçiyor. ( Tutunamayanlar , Gazap Üzümleri vs.)

Sıkmadan tüm gerçekliği ironik bir dille yüzümüze vuruyor yazar .

Tavsiye ederim

Yazarın biyografisi

Adı:
Ömer Faruk Dönmez
Unvan:
Yazar
Doğum:
Adana, 1976
1976 yılında Adana’da doğdu. 1997’de Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi.

Yazılarını Türk Edebiyatı, Çınar, Atlılar, Huruç, Ay Vakti, Hece, Hece Öykü, Cafcaf, İhtiyar, Fayrap ve Müdahale dergilerinde yayımladı

Yazar istatistikleri

  • 358 okur beğendi.
  • 2.677 okur okudu.
  • 91 okur okuyor.
  • 1.144 okur okuyacak.
  • 46 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları