Ömer Lütfi Mete

Ömer Lütfi Mete

Yazar
7.9/10
189 Kişi
·
593
Okunma
·
136
Beğeni
·
7.883
Gösterim
Adı:
Ömer Lütfi Mete
Unvan:
Gazeteci, Öğretmen ve Yazar
Doğum:
Rize, 7 Temmuz 1950
Ölüm:
İstanbul, 18 Kasım 2009
1950 yılında Rize’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamlarkan özel olarak dini eğitim gördü. Bir süre Kuran Kurslarında hocalık yaptı. Rize Ülkü Ocakları Başkanlığı yaptı. 1970 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne girdi. Aynı dönemde Babıali’de Sabah gazetesinde basın hayatına atıldı. 1972 yılında İktisat Fakültesi’nden ayrıldı. 1973 yılında Atatürk Eğitim Enstitüsü’ne girdi, 1976’da mezun oldu. Kısa süre edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra tekrar gazeteciliğe döndü. Ortadoğu, Tercüman, Türkiye, Yeni Binyıl, Ayyıldız, Sabah ve Bugün gazetelerinde ve Türk Edebiyatı, Boğaziçi dergilerinde yazdı, Çağrışım dergisini çıkardı. Senaryo çalışmaları yaptı. Anap ve MHP’den milletvekili adayı oldu, seçilemedi. 18 Kasım 2009 tarihinde İstanbul'da vefat etti.
Ayrılık budadıkça büyüyenlerdeniz
Gidenler çok yüksek
Bulutlarla yarışmayı bırak ey gönül...
Ömer Lütfi Mete
Sayfa 44 - Timaş Yayınları
Yiğidi gül ağlatır gam öldürür.
Nice namert ava çıksa, tuzak kursa, kurşun atsa;
Yiğidi çökertmezse kahır.
Bir dem yar hüzünle baksa
Bir gönül gözüyle baksa
Yiğidi gül ağlatır, gam öldürür.
Düşman yılan olup soksa,
Dokuz kavim taşa tutsa;
Yiğidi çökertmez kahır.
Bir dem yar hüzünle baksa,
Bir gönül gözüyle baksa
Yiğidi gül ağlatır, gam öldürür
160 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Yıl 1999’u gösterdiğinde Osman Sınav yönetmeliğinde bir fragman yayınlandı, dönemin özel televizyon kanalında… Tamda istediğimiz gibiydi “Askerler nizamı biçimde giyinmiş, bir cadde üzerinde pusuya düşüyor ve şehit ediliyordu, bir otobüsten ise Haydarinna Rinanay sountrack efektiyle beraber, dönemin delikanlısı giyim tarzlı olan beyaz gömlek ve siyah kumaş pantolonlu yağız delikanlı, yerlerde yatarak, sağa sola kendini siper ederek pusu kuranları alaşağı ediyordu. Sonraları adının Yusuf Miroğlu olduğunu ve yasalarını öğrendik. O günden sonra Miroğlu yüzüğü, Miroğlu kemeri, Miroğlu tabancası ve paltosu, hele ki diziye destekleyici olan bir otomobil markası olan Nissan ve onun jipi vardı ki her binen kendini Miroğlu diye kendisini sağa sola atar olmuştu.”

Güzel yıllardı o vakitler, pazartesi günleri ise Deliyürek günüydü. Kurgu ve yapılanları tasvip etmesem de edebi hikâyeler anlatan Kuşçu karakteri vardı, sonra ise dizinin sountrackı olan Yiğidi Gül Ağlatır türküsü, hepsi güzeldi. İşte o vakitlere dayanır bizim Ömer Lütfi Mete ile tanışıklığımız. Gerçi daha sonra Gülce’yi duyduktan sonra asıl perçinlenen ve ezberlememe sebep olan şiiri görecektim, daha vakit vardı.

“Yarıldı toprak, kalkalım artık gönül
Tamamdır bu bağda vuslat ihtimalimiz”

Bu tarz dizi, film, müzik ve benzeri tarzlarda bir sanatçıyı anmak ve keşfetmek, ben ve hocam için utanç kaynağıydı ki bir kere aşırı derece kızmıştı. Ben ona farklı bir şey söyleyecekken İbrahim Sadri ve Ihlamurlar Çiçek Açtığı zaman dediğimde beni kovmuştu. Ben ise İbrahim Sadri’nin şiiri popüler kültüre daha çok hitap eden bir yolla okura ulaştırdığı için; şiir yazan kişilerden ve kitap üzerinde okurun az olması sebebiyle, Bahaettin Karakoç ismi anılmazken İbrahim Sadri daha popüler olmuştur diyecektim, diyemedim.

“Yiğidi gül ağlatır gam öldürür
Nice namert ava çıksa
Tuzak kursa kurşun atsa
Yiğidi çökertmez kahır
Bir dem yar hüzünle baksa”

Ömer Lütfi Mete Rize doğumlu ve milliyetçiliği damarlarında harıl harıl taşıyan bir yurdum insanıdır. Birçok kitap ve dergilerde sayısızca yazılara imza atmış, iyi bir edebi kişilik elde etmiştir. On yıla yakın bir süre önce ise yaşamını yitirmiştir.

Gülce ise yazarın naçizane şiir kitabıdır. İzlek olarak kitabın arka sayfasında yazan “…leylaya, Mevla’ya ve dünyaya dair şiirler…” alıntısı yaparsak sanırım daha hâkim bir düşünce belirir akıllarımızda. Tür olarak kitap içerisinde şiirin her çeşidini bulmak neredeyse mümkün, kıvrak ve yerinde kelimeler ile onları tamamlayan harika dizeler bir mimar edasıyla harf harf, hece hece dizilmiş esere. Tabi benim için en şiiri soracaksanız eğer “Gülce” adlı şiirden asla vazgeçmem. Benim için önemi ve manası asla tartışılmayacak seviye de bir şiirdir.

Timaş Yayınları’ndan çıkan kitap üç bölüm – Leyla Bahsi, Dünya Bahsi, Mevla Bahsi – ve 82 adet şiirden olmaktadır. Elimdeki kitap 5. Basım olduğu için kapak resmi değişik; sade bir gri rengin üzerine kitap ismi, yazar ismi ve bir tane gül dalı kondurulmuş, her halinden şiir kitabı olduğu belli olacak şekilde dizayn edilmiştir. Kitap içerisinde herhangi bir kusur yoktur, tek sorun ise dört dizeye bir sayfa ayırmaları olmuştur. Tasvip etmediğim hususlardan birisidir. Şair adam kâğıtları hunharca kullanmamalı.

“Saniyeler gözlerimde birer can
Her saniyede bir can veriyorum”

Sözün özü; her gönüle hitap edebileceğini düşündüğüm bir dizeler topluluğudur, kesinlikle okunulası ve tavsiye edilesidir.

Sevgi ile kalın.
168 syf.
·Puan vermedi
Ömer Lütfi Mete'nin yadiğarı hikayeler ve şiirlerle süslü bir kitap.Oğlunun babasının anısına düzenlediği,Kuşçu hikayelerinin yer aldığı bir eser.
Kitap ,mistik ,özgün hikaye ve şiirlerden bir demet sunuyor.Keyif ile okumuştum.Sakinlige ihtiyaç duyduğunuz da rahatlıkla okuyabileceğiniz bir eser...
144 syf.
·8/10
Ömer Lütfi Mete komplo teorilerini alaya alarak kendi uslubuna uygun güzel bir eser kaleme almış. Okuyucu bu işin sonu nereye varacak diye bekliyor. Tabi ki ironiler içerdiği için zaman zaman insanı gülümsetiyor.
168 syf.
Hep kitaplar film olacak değil ya, bu seferde film kitap olsun... 2000 li yılların efsane dizisi "Deli Yürek" dizisini izleyenler hatırlayacaklardır, dizide kuşçu adında bilge bir karakter vardı. İşte bu kuşçu abimizin konuşmalarını hep Ömer Lütfi METE hocamız yazmış dizinin senaryosunda görev yapmış. Bunun üzerine oğlu Ali Buhara METE babasının anısına 15 yıl sonra bilge kuşçu'nun diyaloglarını derlemiş, toplamış ve bu kitabı oluşturmuş. Çok hoş bir kitap olmuş tüm diyaloglar bilgece ve düşündürücü. Kitabı okuduktan sonra diziyi izlemediyseniz izleme isteği doğuyor. Okumanızı tavsiye ederim.

İyi okumalar...
152 syf.
·Beğendi·10/10
Ömer Lütfi Mete'den ( Rahmet olsun ) leylaya, Mevla'ya ve dünyaya dair şiirler... O kadar içten o kadar bizden ki.. Dönüp tekrardan okuyacağım bir kitap olacak kesinlikle.
235 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Kitabı okurken Atsız'ın Dalkavuklar Gecesi adlı hikayesi hep gözümün önüne geliyordu. O hikayede tarihte bir devletin güçlü kralının etrafındaki yalakaları anlatırken, bu kitapta günümüzde olmayan ütopik bir devletin kendini güçlü sanan başbakan ve onun yalakalarının hikayesini anlatmaktadır. Birden fazla konuya dem vurmaktadır. Aynı anda bir siyasetname gibi başbakanın nasıl olmaması gerektiğini hiciv ile anlatmakta, komünizm çağ dışı kavramları eleştirmekte ve insanların dalkavukluk sınırlarını göstermektedir.
Okunmasını tavsiye ediyorum.
152 syf.
·9/10
merhaba kitap ve şiir severler. bu benim ilk kitap incelemem ve kitabın tamamından ziyade özellikle gülce şiirinin verdiği o doyumsuz hissi sizlere özetlemek için bu kitabı seçtim. şiir denince aklıma gelen ilklerden ve aynı zamanda bu şiiri hangi kadına okumalı düşüncesinden kurtulamadığım bir ulaşılmazlığa sahip güzellikte. Gülce behaz sihir.. ibrahim sadriden dinlemenizi tavsiye ederim..
176 syf.
·Beğendi·9/10
Oldukça güzel bir araştırma eseri. Eski bir MİT elemanı olan yazar, diğer bir yazar Ömer Lütfi Mete ile beraber Kuzey Irak'ta yaşanan gelişmeler, PKK terör örgütünün gelişimi ve siyasi arenadaki yeri gibi konularda soru cevap şeklinde oldukça güzel değerlendirmelerde bulunuyorlar. Dış dünyanın ülkemize ve Ortadoğu'ya bakış açısı, ABD ve Rusya arasındaki ilişkiler, TSK'nın PKK sorununa bakış açısı, siyasi yönetimin düşündükleri gibi pek çok konuda çarpıcı yorumları var. Mutlaka okunması gerekenlerden.
176 syf.
·Puan vermedi
Ömer Lütfi Mete yazdığı için büyük bir beklentiyle başlamıştım, belki bu yüzden biraz hayal kırıklığına uğrattı. Bir yerinde bırakmayı düşündüm fakat iyi ki bitirmişim. Az veya çok, birçok kişinin kendinden bir şeyler bulabileceği bir kitap. Sırada bekleyen kitabınız yoksa ve eğer boş vaktiniz varsa okunabilir.
240 syf.
Allahsız Müslümanlık, İslam dininde ( İslam neden geridedir?, cihad, kadın, akılcılık vs.) tartışılan (konuşulan) meseleleri ele almıştır. Kitap giriş bölümü dışında sekiz bölümden oluşuyor. İlk bölümde insanların kafasındaki 'hem mükemmel bir dine sahip olma hemde yenilmişlik hissi' çatısmasını konu ediyor. Ayrıca tevekkülün sadece oturup 'Allah'ın vardır bir bildiği' demek değil, onun gayret ile sabrı içinde barındırdığını belirtiyor. Tevhide geniş bir yer açarak bizim kuru tevhid olarak yaptığımız yalın bir 'zihni işlem' sınırlarına hapsedilen tevhidi eleştiriyor. İkinci bölümde ise akılcı tevhidi eleştiriyor. Allah'a ancak barış içindeki kalp ile varılacağını belirtiyor. Üçüncü bölümde korsan fıkıh adı altında yapılan uygulamaları eleştiriyor. Müslümanın dinini zevkle yaşamasını ve 'dengeli müslüman' profiline sahip olmasını söylüyor. Dördüncü bölümde ise Cihad'ın sadece maddi savaştan ibaretmiş algısına eleştiriler getiriyor. Beşinci bölümde 'Edilgin Müslüman' başlığı altında eleştiriliyor. Altıncı bölümde demokrasinin islamda olduğunu fakat sadece demokrasinin tek başına yeterli olamayacağını, muhalefet kültürününde olaması gerektiğini vurguluyor. Yedinci bölümde ise 'ideolojik islam' ı eleştiriyor. Tekelci İslam'ın olmadığını belirtiyor. Sekinzinci bölümde 'kadın' ı ele alarak neden sadece kadın olarak başlıkların açıldıgını erkeklerin 'islamda erkek' olarak hiç vurgulanmadığını söylüyor. Özetle kitabı çok beğendim. Her yönden meseleleri ele almış. Okumanızı tavsiye ediyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ömer Lütfi Mete
Unvan:
Gazeteci, Öğretmen ve Yazar
Doğum:
Rize, 7 Temmuz 1950
Ölüm:
İstanbul, 18 Kasım 2009
1950 yılında Rize’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamlarkan özel olarak dini eğitim gördü. Bir süre Kuran Kurslarında hocalık yaptı. Rize Ülkü Ocakları Başkanlığı yaptı. 1970 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne girdi. Aynı dönemde Babıali’de Sabah gazetesinde basın hayatına atıldı. 1972 yılında İktisat Fakültesi’nden ayrıldı. 1973 yılında Atatürk Eğitim Enstitüsü’ne girdi, 1976’da mezun oldu. Kısa süre edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra tekrar gazeteciliğe döndü. Ortadoğu, Tercüman, Türkiye, Yeni Binyıl, Ayyıldız, Sabah ve Bugün gazetelerinde ve Türk Edebiyatı, Boğaziçi dergilerinde yazdı, Çağrışım dergisini çıkardı. Senaryo çalışmaları yaptı. Anap ve MHP’den milletvekili adayı oldu, seçilemedi. 18 Kasım 2009 tarihinde İstanbul'da vefat etti.

Yazar istatistikleri

  • 136 okur beğendi.
  • 593 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 510 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları