Ömer Sevinçgül

Ömer Sevinçgül

Yazar
7.9/10
317 Kişi
·
1.495
Okunma
·
78
Beğeni
·
6002
Gösterim
Adı:
Ömer Sevinçgül
Unvan:
Türk Yazar, Romancı, Hikayeci
Doğum:
Elbistan, 22 Temmuz 1958
Babası Mehmet Bey, annesi Gülşen Hanımdır. Üniversite öncesi öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra Atatürk Üniversitesi'nden Yüksek Mühendis diplomasıyla mezun oldu. Öğrenim hayatı boyunca sürekli okuyan ve yazan Sevinçgül, üniversite yıllarında “Fidanlık” adlı bir de edebiyat dergisi çıkardı. Romanlar, hikâyeler, denemeler, incelemeler kaleme aldı. Editörlük yaptı. Gençlik sorunlarıyla ilgili seminerlere ve çalışmalara katıldı. Çeşitli radyo ve televizyon kanallarında sanat, edebiyat ve felsefe konulu gençlik programları yaptı. Bir yayın şirketinde sekiz yıl genel müdür olarak çalıştı. 1996 yılında Modern Kültür Merkezi’ni kurdu. Yurt içinde ve dışında gençlere dönük sanatsal ve kültürel çalışmalara katıldı, seminerler, konferanslar verdi. Bir grup lise öğrencisiyle birlikte Adı Yok Gençlik Edebiyat Dergisini çıkarmaya başladı. Bir “Yazarlık Atölyesi” oluşturarak yetenekli genç yazarların gelişimine katkıda bulundu. Genç yazarlara rehber olması için “Yazar Olmak İstiyorum” isimli kitabını yazdı. Sanata katkıları sebebiyle çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından kendisine ödüller verildi. Kitapları İngilizce, Arnavutça, Boşnakça ve Almancaya çevrildi. Kurucusu olduğu Adı Yok Gençlik Edebiyat Dergisinin ve Carpe Diem Kitap Yayınevinin konsept danışmanı da olan yazar, sanat çalışmalarını İstanbul'da sürdürüyor.
(...)
İnsan nasıl kurtulur gölgesinden!
Dil ayrılır mı hiç kelimesinden!
İki ayrılır belki anlarım amma
Bir olan ayrılır mı hiç birden!
(...)
Gönlüm sizin takviminizdi. Takvime aldırmazdınız. Yıllarda asırları yaşardınız.

Siz ömür sürerdiniz ben yaprak yaprak tükenirdim...
Ömer Sevinçgül
Sayfa 68 - Carpe Diem Yayınları
....
Davacıyım kendimden.
İnsanım ve suçluyum!
Kendimi ihbar ediyorum.
Bir mahkeme kurdum orta yerimde.
Sanık benim, yargıç ben.
Savcı benim, tanık ben.
Kendini yargılayan, hüküm verenim.
Yazdım karar metnini,
Kanımla mühürledim.
....
...
Sevmeyi bilmeyenler
Atalar sözü derler:
Kişi ıraksa gözden,
Uzak olur gönülden.
Ben başka düşünürüm,
Başka türlü söylerim:
Gözden ırak olanı,
Ölesiye özlerim!
....
200 syf.
Aslında bu kitap uzun süredir kitaplıkta okunmayı ekliyordu. Ama kitabın adından ötürü pek dikkatimi çekmemişti. Tesadüfen sayfalarını karıştırırken bir bölümü çok ilgimi çekti Kitabın ilk sayfasını okumaya başladım. Ve tek seferde bitirdim. İçinde felsefeyle ilgili aradığım bir çok sorunun cevabı vardı. Ayrıca yazarın kullandığı samimi dili de beni çok etkiledi.
Okumanızı tavsiye ederim :)
256 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Hiç bir kitaba aşık olduğunuz oldu mu? Bir kitaba aşık olunmaz demeyin! Çünkü elimdeki bu kitapta aşkı tatmış oldum bi nevi. O kadar güzel anlatımı varki, tek kelimeyle harika!
Kafanıza takılan kader ile ilgili bütün soruların cevaplarını bulabilirsiniz, sadece kader ile ilgili desem eksik kalacaktır. Aynı zamanda irade, özgürlük, tercih gibi konulara da yer veriyor.

Kullandığı akıcı bir anlatım sayesinde elinizden hiç düşürmek istemeyip bir çırpıda okuma hissine kapılacaksınız. Ayrıca etkili ve akıcı olan üslubundan dolayı tekrar tekrar okuyabileceğiniz bir kitap.

Şunu da eklemek isterim ki kitaptaki öyküler bölüm bölüm farklı konulara yer veriyor ve iki kişi konuşma havasında biri soru sorarken diğeri cevaplıyor.

İncelememi sonlandırmadan önce Ömer Sevinçgül'ün bu mükemmel kitabını okumanızı tavsiye ediyorum ve   kitaptaki en beğendiğim bir alıntıyı paylaşıp, sonlandırmak istiyorum.

"Sâdece, O'nun adına olan sevgilerin bir önemi ve anlamı var, tıpkı sıfırın önündeki bir gibidir bu sevgi.
Bir olana inanmak, onu sevmek, onun adına yaşamak, her işte onun rızasını gözetmek sıfırın önüne bir koymaktır."

Keyifli okumalar dilerim.
Helin Şeker
Helin Şeker Anne Neden Kedilerin Elleri Yok?-Kalem Tutan Eller'i inceledi.
160 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bence güzel bir kitap ama,hiç göründüğü gibi durmuyor. Kitabın kapağına baktığınızda çocuk romanı gibi duruyor ama aslında içerikleri çok anlamlı,ve kitabın ilk 20 sayfası falan sonraki sayfalarından çok daha bağımsız.
240 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Mervin..
Küçük yaşta annesini kaybeden, üvey anne tarafından disiplin adı altında eziyet gören küçük bir çocuğun hikayesi..
Okula başladığında öğretmeni sayesinde Nazi sempatisi kazanıyor. Babası ne kadar engellemeye çalışsada malesef başarılı olamıyor. Mervin kendini savaşın ortasında buluyor.. Ben kitabı okurken çok üzüldüm, çocukların savaşın içinde yer alması gerçekten çok üzücü. Kitabın sonunu merak ettiğim için ikinci kitabı hemen okumak istiyorum
Yazarın sade ve akıcı dili, mesajları net bir şekilde okuyucuya geçirmesini çok sevdim ve kitabı bir çırpıda bitirdim
220 syf.
·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
İkra! Oku! Kur'an'ın ilk emridir bu.

Yazarımızın da dediği gibi 'Yeter ki okumayı bilsin insan, anlamak istesin... Yazı vardır gözle görülür, yazı vardır kulakla, vicdanla, akılla, gönülle okunur. Yazı vardır imanla okunur.'

Okumak isteyene her şey, her varlık ve her yokluk yazıdır aslında. Yazar bu konularda da bizlere ışık tutmuş, bizlere yol göstermiştir.

Kitabın kapağında da belirtildiği gibi
' bir iman rehberi'
olan bu kitapta inanmayanlara, inanan ama içinde sorular barındıranlara, Müslümanların da imanının tazelenmesi adına çok şey mevcut.
200 syf.
·9/10
İnsanın yaradılış sebebini sorular sorup cevaplarını genç neslin anlayacağı dilde, sade ve yalın yazılmış faydalı bir kitap...
İyi bir birey olmanın, karşısındakini anlamaya çalışmanın sosyal ve ahlak yönünden kendini geliştirmenin ipuçlarının yer aldığı,İslam inancı doğrultusunda yazılmış güzel bir eser...
200 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Mart ayının okuduğum 3. kitabı ile merhabalar
Yazar kaybolan bazı değerlerimize yer vermiş, çocukluk ve gençlik anılarının içerisinde.
İnsanın kalbini sıcacık yapan, içini ısıtan öyle güzel öyküler okudum ki.
Çocukluğumu hatırladım; haber edilmeden gelen komşular vardı, ansızın çıkar gelirlerdi. Çoğu zaman gece 12 lere kadar balkonumuzda otururduk. Annemin bir kaşı dahi eğilmezdi. Kimsenin eğilmezdi. Misafir değildi kimse kimseye. Herkes bir aile idi. Ya şimdi...
Yazarın kalemiyle tanıştığım ilk kitabı. Kesinlikle okuyun derim. Sürükleyici bir anlatıma sahip. Tadı damağınızda kalacak bir kitap.
Kalplerimiz hiç üşümesin, bol kitaplı geceler...
220 syf.
·10/10
Ömer Sevinçgül’ün okuduğum bu ikinci kitabı. Onun da sanırım son kitabı. Bir önceki kitabı ile konuları ve verilen örneklemeler zaman zaman birebir örtüşse de nasıl olsa bunları okumuştum deyip kitabı hemen elimden bırakmadım. Değişmek için ısrar ettim.

Kitapta herkeslerden kaçan, devamlı yalnız kalmak isteyen, üniversiteye hazırlanan bir genç var. Bedeni kendisine yük. Ruhu tedaviye muhtaç. Doktorlar ve okuduğu kitaplar derdine çare olamıyor. Yazmaya başlıyor, derdini anlatıyor, içindekileri döküyor, kuşkularını dile getiriyor. Aradıklarını yazıyor. Yazarımızdan kendisini dinlemesini ve anlamasını istiyor. Ve tabii ki yazdıklarına cevap da bekliyor. Yazarımız da gence “Ruhuna huzur, aklına nur, ömrüne bereket, kalbine feyiz, hayatına mutluluk” getirmesi dileğiyle 11 ay boyunca 92 bölüm yazıyor.

“Kainat çeşit çeşit yazılardan oluşan harika bir kitap.” Her şeyde yazı var. Yeter ki okumayı bilsin insan, anlamayı bilsin.
Yazı vardır, kulakla okunur; bülbülün sesi gibi.
Yazı vardır, gözle okunur; kelebeğin kanadı gibi.
Yazı vardır, vicdanla okunur; bir masumun gözyaşları gibi.
Yazı vardır imanla okunur, taşlı bir dağın bağrından çıkan su gibi.
İşte yazarımız kitap boyunca Rabbimizin kainatta yazdığı yazılardan hareketle imani bir rehber sunuyor.

“Bütün kâinatı kapsayan isimlerinin tecellileriyle sürekli eserler yaratan bir yaratıcı var. Bir Allah var.”

“İnsan aldanıyor, kader aldanmıyor. Kalplerde olanı bilen Allah, layık olana hidayet lütfediyor, müstahak olanı dalalette bırakıyor.”

“Dünya ölçüleriyle ahiret hayal edilemez. Dünya çekirdekse ahiret bir ağaç. Hiç ağaç görmeyen kişi ağacı nasıl hayal etsin.”

“Sonsuza uzanmış arzuların, emellerin, umutların var. Kalbin ‘Ebediyyen yaşamak istiyorum.’ diye haykırmakta.”

“Kaderimizi yaşayarak öğreniriz. Kader defterinde neler yazılı bilmeyiz, bilmediğimiz için de tesadüf der, geçeriz. Oysa her olay, kader açısından bir tevafuktur.”

“Neyim varsa o verdi.”

“Sevmenin yolu tanımaktan geçiyor. Efendimizi daha iyi sevmek istiyorsan, daha iyi tanımalısın. İnsanı kâmil odur. Biz ona benzediğimiz ölçüde insan oluruz.” Kitapta peygamberimizin eğitimci yönü üzerinde fazlaca durulmuş.

Ruhların mahiyetini anlatırken Emir Âlemi’nden bahsediyor. Duyularımız vasıtasıyla algılayamadığımız bir âlemden. Biz duyular vasıtasıyla ölçüleri biliriz. Aklımız ölçülere mahkûm. Bu yüzden ölçülemeyen varlıklar olan ruhun varlığını aklımızla kavrayamayız. Fakat muhakeme yoluyla bedeni yöneten bir özün varlığını kabul ederiz. Ruhun mahiyeti değil de özellikleri konusunda kitapta epey bir bilgi var.

“Ben ebediyet yolcusuyum” yazısını, “Necisin?” sorusunun cevabı olarak okudum.

İhlâstan söz ediyor. İhlâsın zıddı olan riyadan da. İhlas her ameli Allah rızası için yapmaktır. Yaptığımız işlerde O’nun rızasını gözetmiyorsak, bilmeliyiz ki bu yaptıklarımız, karın tokluğunadır, görsünler bilsinler içindir. Görmesini ve bilmesini istediğin herkesler senden razı olsa, O razı olmasa elinde kalan sadece küldür. Çünkü bunların ışıkları kabir kapısına kadardır. “Kabre, mahşere, hesaba, mizana, sırata yalnız başına girecek olan insanı azaptan ancak Allah kurtarabilir.” O’nun rızasını gözeterek yaptığımız işler kurtarabilir. Allah razı ise, dilerse ve hikmetine de uygunsa insanları da razı edebilir.

Her konuda yazar itidali tavsiye ediyor. “istikameti muhafaza etmek, dengeli davranmak, aşırılıklardan uzak durmak, ılımlı olmak” güzeldir. İfrat ve tefritten uzak durmak lazımdır. İfrat ve tefrite göz yummayan, “İşlerin en hayırlısı mutedil olanıdır.” diyen peygamberimizin uygulamalarından örnekler veriliyor.

Zekâttan da bahsediliyor. İnsanlar arasında karmaşaya sebep olan anlayışı şu iki cümleyle ifade ediyor: Biri, “Ben tok olayım da başkası açlıktan ölürse ölsün, bana ne!” Diğeri, “Sen çalış ben yiyeyim!” Bu iki anlayışı kökünden kesecek olan iki ilke: “zekat farz, faiz haram.”

Kitapta namaz bahsi de var. Kulluğum sultanlığımdır, diyor. Namazın illetinden ve hikmetinden söz ediliyor. İlleti Allah’ın emri olmasıdır. Hikmeti ise, “Cehennemden korur. Kabir azabının siperi, cennet kapısının anahtarı, ebedi saadetin vesilesi. Kalbe gıda, ruha şifa, vicdana ölçü, akla istikamet, iradeye kuvvet, duygulara intizam, bedene sıhhat verir.” Diğer hikmetlerini de sen kitabı okuduğunda görürsün. (Yazarın üslubundan mı etkilendim ne!) Tam namazın nasıl kılınması gerektiği konusunda da kitapta birkaç bölüm var.

Kitabın son bölümleri istemeye, duaya ayrılmış. İşte kitaba ismini veren dua:

"Rabbim, beni bana bırakma!
Rabbim! Sana malum, Rahman isminden bir nur yansıyor kalbime, merhamet kesiliyorum. Seni tanımayanlar için de bir talebim var, kabul buyur: ne olur onlara da tanıt kendini! Ne olur onlar da bilsinler kadrini! Ne olur onlar da sevsinler seni!
Rabbim sensizlere seni ver."

"Güncelin sığ sularında kaybolmamak, bugün var yarın yoklarla oyalanmamak" için bu kitap okunmalı diyorum.
200 syf.
·68 günde·Beğendi·10/10
On üç yaşımdan beri el kılavuzumdur. Hala açar yer yer yol ararım kendime. Bizzat tanışma fırstını yakaladığım Ömer Sevinçgül hakikatli bir edebiyatçıdır. Tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ömer Sevinçgül
Unvan:
Türk Yazar, Romancı, Hikayeci
Doğum:
Elbistan, 22 Temmuz 1958
Babası Mehmet Bey, annesi Gülşen Hanımdır. Üniversite öncesi öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra Atatürk Üniversitesi'nden Yüksek Mühendis diplomasıyla mezun oldu. Öğrenim hayatı boyunca sürekli okuyan ve yazan Sevinçgül, üniversite yıllarında “Fidanlık” adlı bir de edebiyat dergisi çıkardı. Romanlar, hikâyeler, denemeler, incelemeler kaleme aldı. Editörlük yaptı. Gençlik sorunlarıyla ilgili seminerlere ve çalışmalara katıldı. Çeşitli radyo ve televizyon kanallarında sanat, edebiyat ve felsefe konulu gençlik programları yaptı. Bir yayın şirketinde sekiz yıl genel müdür olarak çalıştı. 1996 yılında Modern Kültür Merkezi’ni kurdu. Yurt içinde ve dışında gençlere dönük sanatsal ve kültürel çalışmalara katıldı, seminerler, konferanslar verdi. Bir grup lise öğrencisiyle birlikte Adı Yok Gençlik Edebiyat Dergisini çıkarmaya başladı. Bir “Yazarlık Atölyesi” oluşturarak yetenekli genç yazarların gelişimine katkıda bulundu. Genç yazarlara rehber olması için “Yazar Olmak İstiyorum” isimli kitabını yazdı. Sanata katkıları sebebiyle çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından kendisine ödüller verildi. Kitapları İngilizce, Arnavutça, Boşnakça ve Almancaya çevrildi. Kurucusu olduğu Adı Yok Gençlik Edebiyat Dergisinin ve Carpe Diem Kitap Yayınevinin konsept danışmanı da olan yazar, sanat çalışmalarını İstanbul'da sürdürüyor.

Yazar istatistikleri

  • 78 okur beğendi.
  • 1.495 okur okudu.
  • 39 okur okuyor.
  • 649 okur okuyacak.
  • 29 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları