Orhan Asena

Orhan Asena

Yazar
6.7/10
3 Kişi
·
18
Okunma
·
5
Beğeni
·
1.569
Gösterim
Adı:
Orhan Asena
Unvan:
Oyun Yazarı, Şair, Çocuk Hastalıkları Uzmanı
Doğum:
Diyarbakır, 7 Ocak 1922
Ölüm:
Ankara, 15 Şubat 2001
Orhan Asena (d. 7 Ocak 1922, Diyarbakır – ö. 15 Şubat 2001, Ankara). Oyun yazarı, şair, çocuk hastalıkları uzmanı.

1950 sonrası Türk tiyatrosunun en önemli yazarlarından birisidir[1]. Daha çok tarihi konuları ele alan eserler vermiş, çok üretken bir oyun yazarı olan Orhan Asena, “Türk tiyatrosunun Shakespear’i” olarak anılır.

1922’de Diyarbakır’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Diyarbakır’da tamamladı. Çocuk yaşlarda şiir ve öykü yazmaya başladı. İlk tiyatro çalışmalarını lise yıllarında yaptı[2]. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden 1945'te mezun oldu. Anadolu'da hekim ve hükümet tabibi olarak görev yaptı. 1955'te çocuk hastalıkları uzmanı oldu. 12 Mart döneminde Almanya’ya yerleşmek zorunda kaldı; sekiz yıl Almanya'da hekim olarak çalıştı[3] Türkiye’ye döndükten sonra Ankara’ya yerleşti;, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nde Edebi Kurul Üyesi ve Başkanı olarak da görev yaptı.
Yazın dünyasına şiir ve hikâye yazarak giren ve ilk şiirleri Yaratış ve İstanbul dergilerinde yayımlanan Asena zamanla oyun yazarlığına yöneldi. İlk oyunu Tanrılar ve İnsanlar - Gılgamış, 1954-1955 tiyatro sezonunda Ankara Devlet Tiyatrosu’nda sahnelendi ve 1959'da da kitap olarak yayımlandı. 1960 yılında TDK tiyatro ödülünü alan bu yapıtı İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Rusça, İtalyanca dillerine çevrilmiştir.

Oyun yazarlığına devam eden Asena kırkı aşkın oyun yazdı ve oyunları tüm Türkiye'deki sahnelerde oynandı. Oyunlarından yaklaşık yarısı kitap olarak yayımlandı. Eserlerinde başkaldırı teması ağır bastı. Atçalı Kel Memet'in hayatını işlediği Atçalı Kel Mehmet adlı oyunuyla TRT'den 1970 yılında başarı ödülünü aldı. Daha sonraları ise, İsmet Küntay Tiyatro Ödülü'nü, Avni Dilligil Tiyatro Ödülü'nü ve Türkiye İş Bankası Büyük Tiyatro Ödülü'nü kazandı. Tiyatro eleştirmenlerince Türk tiyatrosunun Shakespeare'i olarak tanımlanmıştır.

1998 yılında Kültür Bakanlığı'nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını aldı. 2001 yılında Ankarada vefat eden yazar Cebeci Asri mezarlıkta toprağa verildi.
Bazen serüvenler kocamandır, anıları küçücük. Bazen serüvenler küçücük, anıları kocaman.
Bağışlamak da, öç de, öfke de yüreğin yanılgısıdır.
Orhan Asena
Sayfa 90 - ilke yayınevi
"Tarihten sahneye getirilecek pek çok şey vardır: Birtakım kişiler, birtakım olaylar, birtakım sorunlar, birtakım düşünceler v.b

Ama bana öyle geliyorki bütün bunları sahneye getirirken bir seçim yapmak zorundayız.

Neyi getirebiliriz?

Nasıl getirebiliriz?

Tarihten çıkardığım iki oyunum var: Hürrem Sultan ile Tohum ve Toprak.

Tanrılar ve insanları (Gılgameş) saymıyorum. Çünkü onu tarih öncesi bir efsaneden çekip almıştım ve galiba o kadar eski çağlara insan daha da kolaylıkla, daha bir cesaretle uzanabiliyor. Yine de bana öyle geliyor ki tutumum aynı olmuştu.

Bir takım kişiler var tarihte, dedim: Bunlarun hangilerini seçmeli? Elbette günümüzde yaşayanı. Şu adla ya da bu adla, şu yanıyla ya da bu yanıyla yaşayanı? Yalnızca yaşaması yetmez, bu yaşantı çağımızı, insanını etkilmeli. Hele toplumumuzu etkileyebiliyorsa daha da iyi.

Bir takım olaylar var tarihte, dedim: Bunların hangilerini seçmeli? Elbette günümüzde sürüp gideni. Yalnızca günümüzde sürüp gitmesi yetmez, çalkantısı içinde yitirmeliyiz kendimizi, dalgalarında bocalamalıyız, trajik ya da komik dünyanın bir ucundan duyabilmeliyiz yankısını. Eğer toplumumuzun bir çeşit yaşantısı halinde sürüp gidiyorsa bu geçmiş olaylar daha da iyi.

Tarihten bir takım sorunlar çıkarılabilir, dedim: Bunların hangilerini seçmeli? Elbette çağımızı düşündürmekte olanı. Ancak burada bir an duralım:

Her sorun bir cevap ister, tarihte kalmış sorunların çözümlerini dilerseniz bulabilirsiniz tarihte. Bir san'atçı olarak bu çözüme bağlanırsınız ve çağınız insanını bağlamağa çalışırsanız gülünç olursunuz. Çünkü sorunlar ne kadar aynı kalırsa kalsın, çözümler değişir. Hiçbir çağ, bir önceki çağın izinden gitmemiştir. Her çağ kendi yaşantısını yaşamış, kendi sorununu kendi çözmüştür.

Galiba en iyisi sorunu ortaya atmak, tarihteki çözümü ile birlikte, sonra da çağdaş insana koskoca bir parantez açmak, kendi çözümü için.

Biraz da böyle yapmak zorundayım; çünkü san'atın gününün sorunlarıyla uğraşmasını yerinde bulurum da, belli bir görüşü zorlamasını hoş görmem. Bu bana yetkisini ve yetkisini kötüye kullanmak gibi gelir. Sorunu taraf tutmadan namusluca ortaya atmak yeter sanatçıya. Gerisi bence güdümlü sanattan başka bir şey değildir.

Bir takım düşünceler var tarihte, dedim: Bunların hangilerini seçmeli? Elbette çağımız kafalarını kurcalayan hangileriyse onları, Yalnızca düşünülmesi yetmez. Suya atılmış çakıl taşı istediği kadar dibe gitsin, halkaları hâlâ büyüyor mu, büyümüyor mu, ona bakmalı.

Düşüncelerin talihli bir yanları var, dedim: Bütün diğerleri öldükten sonra da yaşarlar. Sezar'ın zorbalığına karşı uyanan dirençle, bugün insan haklarına aykırı her tutumun karşısında uyanan direnç arasında ne ayırım vardır, düşün olarak?

Tarihi bu türlü araştırmadan geçirmek güçtür. Çoğu zaman bulduğunuz, buldum sandığınız yanıltır sizi. Oysa güvenmelisiniz birbirinize, birlikte yola çıkabilmek için.

Sonunda aradığınızı buldunuz diyelim, bundan öteye yapacağınız şey daha da güçtür.

Gününüz insanını alıp o günlere götürmek değil, o günleri alıp bugüne getirmek gerektir. Yoksa geçmiş günlerin anıları arasında şöyle bir gezintiden öteye geçmez yaptığınız.

O günleri ise alıp bugüne getirmek kolay değildir. Nasıl bir dirençle karşılaşacağımızı daha önceden kestiremezsiniz.

Sonra da taraf tutmadan, öğüt vermeden, zorlamadan, kandırmadan, kişiliklerini kendilerinde bırakarak, bütün bu geçmiş günlerin kasırgaları içinde seyircinizi güven duyacağı bir kıyıya çıkarabilirseniz, gerçekten övünç duyabilirsiniz."

Orhan ASENA
Orhan Asena
Sayfa 12 - Milli Eğitim Yayınevleri
Alemdar Mustafa Paşanın hazin sonlu hikayesini konu alan oyun. Özellikle finali fenadır.
Bursa Devlet Tiyatrosu 2013-2014 sezonunda bu oyunu sahneye koymuştur.

Yazarın biyografisi

Adı:
Orhan Asena
Unvan:
Oyun Yazarı, Şair, Çocuk Hastalıkları Uzmanı
Doğum:
Diyarbakır, 7 Ocak 1922
Ölüm:
Ankara, 15 Şubat 2001
Orhan Asena (d. 7 Ocak 1922, Diyarbakır – ö. 15 Şubat 2001, Ankara). Oyun yazarı, şair, çocuk hastalıkları uzmanı.

1950 sonrası Türk tiyatrosunun en önemli yazarlarından birisidir[1]. Daha çok tarihi konuları ele alan eserler vermiş, çok üretken bir oyun yazarı olan Orhan Asena, “Türk tiyatrosunun Shakespear’i” olarak anılır.

1922’de Diyarbakır’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Diyarbakır’da tamamladı. Çocuk yaşlarda şiir ve öykü yazmaya başladı. İlk tiyatro çalışmalarını lise yıllarında yaptı[2]. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden 1945'te mezun oldu. Anadolu'da hekim ve hükümet tabibi olarak görev yaptı. 1955'te çocuk hastalıkları uzmanı oldu. 12 Mart döneminde Almanya’ya yerleşmek zorunda kaldı; sekiz yıl Almanya'da hekim olarak çalıştı[3] Türkiye’ye döndükten sonra Ankara’ya yerleşti;, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’nde Edebi Kurul Üyesi ve Başkanı olarak da görev yaptı.
Yazın dünyasına şiir ve hikâye yazarak giren ve ilk şiirleri Yaratış ve İstanbul dergilerinde yayımlanan Asena zamanla oyun yazarlığına yöneldi. İlk oyunu Tanrılar ve İnsanlar - Gılgamış, 1954-1955 tiyatro sezonunda Ankara Devlet Tiyatrosu’nda sahnelendi ve 1959'da da kitap olarak yayımlandı. 1960 yılında TDK tiyatro ödülünü alan bu yapıtı İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, Rusça, İtalyanca dillerine çevrilmiştir.

Oyun yazarlığına devam eden Asena kırkı aşkın oyun yazdı ve oyunları tüm Türkiye'deki sahnelerde oynandı. Oyunlarından yaklaşık yarısı kitap olarak yayımlandı. Eserlerinde başkaldırı teması ağır bastı. Atçalı Kel Memet'in hayatını işlediği Atçalı Kel Mehmet adlı oyunuyla TRT'den 1970 yılında başarı ödülünü aldı. Daha sonraları ise, İsmet Küntay Tiyatro Ödülü'nü, Avni Dilligil Tiyatro Ödülü'nü ve Türkiye İş Bankası Büyük Tiyatro Ödülü'nü kazandı. Tiyatro eleştirmenlerince Türk tiyatrosunun Shakespeare'i olarak tanımlanmıştır.

1998 yılında Kültür Bakanlığı'nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını aldı. 2001 yılında Ankarada vefat eden yazar Cebeci Asri mezarlıkta toprağa verildi.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 18 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 11 okur okuyacak.