Osman Necmi Gürmen

Osman Necmi Gürmen

Yazar
8.3/10
15 Kişi
·
60
Okunma
·
6
Beğeni
·
960
Gösterim
Adı:
Osman Necmi Gürmen
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1927
İki dilde eser veren ender yazarlardan birisi olan Osman Necmi Gürmen, kitaplarını Türkçe ve Fransızca dillerinde yazmaktadır. Râna adlı romanı Türkiye'de çok satanlar listesine girmiştir.

Yaşamı

Osman Necmi Gürmen, 1927 yılında doğdu. Siverekli Hacı’an (Bucak) Aşireti’nin reisi Osman Paşa’nın torunudur. İlkokulu Göztepe Taş Mektebi’nde okudu. 1946 yılında Saint Joseph Fransız Lisesi’ni bitirdikten sonra öğrenimine devam etmek için Fransa’ya gitti.

1952 yılında Türkiye’ye döndü ve 1966’ya kadar Siverek’te yaşadı. Aşiretin iki kolu arasındaki kan davası nedeniyle zor seneler geçirdi. Siyasete girerek Adalet Partisi’nin Siverek ilçe başkanı oldu. Kan davasını sonlandırmak için alınan karar gereği Siverek’i terk etti. Fransa’ya giderek Hürriyet Gazetesi’nin Paris muhabiri oldu, sekiz yıl kadar muhabirlik yaptı. Bodrum’a yerleşti, bir otel kurdu ve 10 yıl otel işletti. 1976’da Bodrum’dan ayrılıp Fransa’ya yerleşti ve romanlarını yayımlamaya başladı.

Fransızca kaleme aldığı ilk roman L'echarpe d'iris 1976 yılında Paris'te Gallimard tarafından basıldı. 1977 yılında Hürriyet Yayınları tarafından Ebem Kuşağı adıyla yayımlandı. 2003 yılında Menler yayınları, eseri Delibozuklar Çiftliği adıyla yeniden yayımladı.

Gürmen ikinci kitabını Türkçe olarak ele aldı. Kılıç, Uykuda Vurulur adlı roman, 1978'de Hürriyet Yayınları tarafından basıldı. 1979'da eser, Fransızcaya çevrilip L'espadon adıyla Gallimard tarafindan yayımladı. 1981'de Norveççeye çevrilerek Oslo'daki Aschehoug Yayınevi tarafından Sverdfisken adıyla basıldı. Engin Cezzar, bu kitabı filme çekme girişiminde bulundu ancak proje gerçekleşmedi. 2003 yılında Menler Yayınları Kılıç Uykuda Vurulur'un yeni baskısını yaptı.

Osman Necmi Gürmen, ikinci romanından sonra yazmaya uzun süre ara verdi. Doksanlı yılların başında Fransızca olarak yeni bir roman yazmaya girişti. 16. yüzyıldaki Akdeniz’i konu edinen bir roman yazdı. Ancak bu romanı önce Türkçe yayımlamaya karar verdi. Kitabın çevirisi sürerken 2006 yılında annesinin hayatını anlattığı Râna adlı romanı yayımlayarak edebiyat dünyasına döndü. Bu roman, “Çok Satanlar ” Listesi’ne girdi. 16. yüzyıl Akdenizi’nin romanı Mühtedi ise Mart 2007’de yayımlandı. Yazar, 2008 yılında “Kılıç, Uykuda Uyur” romanını yeniden kaleme alarak Ah Vre Sevda adıyla yayımladı

Osman Necmi Gürmen, halen Paris-İstanbul-Bodrum üçgeninde yaşıyor.
Haşim bey imamdan nikahı bir an evvel kılmasını istedi. Masanın kurulduğu mabeyne geçerken imam efendi usulcacık:
- Pek muhterem efendim, kerimenizin vekili kim? diye sordu.
- Vekil yok, diye eseflendi Haşim bey. Evlenmeye karar veren kendisi. Aldığı kararın altına da kendi imzasını atmak ister.
"Kırkını devirdin beyoğlum. Devranı ne sen döndürür, ne de sen durdurursun. Bu yaştan sonra beynin her kıvrımına bir musibet yerleşir, diye hatırlattı Nasır bey."

(Görmüş geçirmiş insanlar bu kişiler oluyor galiba... [Okuyucu notu])
- Anne, şimdi ben gebe miyim?
- Sen şimdi insanlığın en yüksek payesine eriştin kızım diyerek alnından öptü ebe hanım. Yaratıktın yaradan olacaksın. Analık mukaddestir!
Askere alınma korkusuyla çoğu Rum, Ermeni, hatta bazı Musevi kökenli Osmanlı vatandaşı, varını yoğunu satıp yurtdışına göçmeye başlamıştı.
Savaşlar, mağlubiyet, buhran... vesayet altında Osmanlı'da yönetici sınıfına lüzum görülmez olmuş, işsiz kaln beybası çafnaçar eve bağlanmıştı. Alevler Sultantepe'yi yutmuş, sokakta kalan Nazile ile Pakize, eşleriyle birlikte konağa yerleşmişler, dıştaki felaket sevdiği insanları bir araya toplamış, çocukluğundaki o mutlu günleri geri getirmişti. Şimdi! Savaşlar, korkular son bulmuş, memleket düzlüğe çıkmış, sevgili beybası yeni iş nedeniyle evinden ayrı düşmüş, ablalar abiler taşınmış, konak yeni baştan hakuran kafesine dönüşmüştü. Dışarıdaki öcü boy gösterdiğinde sığınanlar sayesinde yuva zenginleşiyor,öcü defolup gittiğinde evine işine dönenle terk edilmiş bir leylek yuvasını andırıyordu konak. Dertleri yok olduğunda, birlik, beraberlik, sevgi, göğüş kafesinin içinden uçup gitmiş gibi geliyordu Rana'ya
- Oyuncak bebeklerimle yarattığım alemde, diye içini çeker gibi söylendi, daha bir hakkaniyet vardı Beyba. Allah'ın yarattığı kanlı canlı insanların dünyasına ayak bastığımdan beri eğrinin doğruya hükmettiğini gördüm.
600 syf.
·10 günde·10/10
Rana Osmanlı döneminde yaşayan solak olan bir kız çocuğu,solak olmasını vurguluyorum çünkü ailesi dini düşüncelerinden dolayı Rana'yı sağ elini kullanması konusunda uyarıyor,okuma yazmayı öğrenmeye çok meraklı.Özendiği bir çok şey var ama en belirgin özelliklerinden birisi de her şeyi sorgulaması,kız olarak dünyaya gelmiş olması bile onun için bir sorgulama sebebi.Ara ara sıkılır gibi olabilirsiniz ama okunmaya değer ve merak uyandıran bir kitap,akıcı bir dille anlatılmış ve sizi sıkmayacak şekilde tarihi bilgiler de verilmiş.
458 syf.
·Puan vermedi
Osmanlı İmparatorluğunun parçalanma döneminde dünyaya gelmiş olan Râna çok akıllı ve hassas olması dolayısıyla sürekli sorgulayan ve bu meziyeti yüzünden hep iki dünya arasında sıkışan isyankar ve genç bir kadın.

Yakın tarihimizin en çalkantılı dönemini konu alan, psikolojik tahlilleriyle de oldukça ilginizi çekebileceğini düşündüğüm bir eser. Ben çok etkilenmiştim.

''Yatağının üzerine bıraktı kendini. Açık pencereden giren akşam ezanını dinledi. İçinde kıpır kıpır kıpırdayan yumak olmuş hissiyattan kaçmak için doğruldu, rafta duran kitaplardan birini aldı. okumak istedi, daldı gitti rastgele açılan bir sayfanın önünde... Devrilen bir direk, çöken bir dam, ezilen konsoldan çıkan bir inilti, toz bulutu, bulutun ardında boşluk... Nice zaman geçirdi o boşluğun içinde? Alacakaranlıkta, ağaçtan damın saçağına atlayan bir karaltı çiziverdi boşluğu. Ağzında minik bir serçe, havada yarasa gibi uçan kapkara bir kediydi bu karaltı. Can alan kara kedi, can veren minik kuş... Acıma, kovalama, kurtarma, intikam... Hiç! Kaçılır mıydı bu manasız dünyadan? Dünya ahret! Var mıydı başka âlem?''
Osman Necmi Gürmen Rana’da parçalanan bir imparatorluğun altüst olmuş tutucu dünyasında büyüyen isyankar bir çocuğun -annesinin- yaşamını yazmış. Yazarın daha önce bir kitabını babamın kütüphanesinden okumak için almış ve dilini çok edebi bulduğumdan, diğer kitaplarını da okuma isteğime engel olamayarak Nadir Kitap’tan Rana’yı sipariş etmiştim. Ancak, kapağını açar açmaz 8-9 puntoyla yazıldığını görünce gözüm korkmuş ve bir kenara ayırmıştım. Osmanlıca sözcükler için kitabın sonunda sözlükçe bulunmakta.
Rana bu günlerde kapağından bana gülümsüyorsa okuma zamanı gelmiştir, ne dersiniz?
430 syf.
·11 günde·Beğendi·6/10
Yazar, Osmanlı donanmasında üçüncü adam sayılan Uluç Ali Reis'in (Kılıç Ali) evlatlığı Aliko'nun kaleminden, Kanuni Sultan Süleyman döneminden başlayarak Osmanlı donanmasını gözler önüne seriyor. Kitap başlar da Donanma tabirlerine aşina olmayan okuyucuyu yoruyor. Yazar her ne kadar tabirlerin açıklamasını kitabın sonunda verse de bu tabirlerin ne olduğunu öğrenmek için baktığınızda okumanızda kopukluk yaşamanıza sebep oluyor. Ama yine de kitaptan donanmanın tabirlerini öğrendiğiniz gibi Osmanlı donanmasının şaşalı günlerinden nasıl atıl duruma geldiğini de öğrenmiş oluyorsunuz. Bu arada "Mühtedi" sözcüğünün << inancını terk edip dininden dönerek kendi isteğiyle Müslüman olan >> anlamına geldiğini o yıllarda Donanma kaptanlarının ve çalışanlarının çoğunun Mağripli (Kuzey Afrikalı) olduğunu bu kitap sayesinde öğrendim. Kitabın okunmasının bu kadar zor olduğunu söyledikten sonra sizce kitabı okumanızı tavsiye eder miyim? Bilemiyorum.
352 syf.
Haçlı Seferlerinin yaşandığı yılları ve çekilen eziyetleri anlatıyor. Farklı dinlerin kutsal kitaplarından bilgiler veriyor. O yılları okumak isteyenlere ve genel kültür olarak bilgi isteyenlere tavsiye edebilirim. Ben okurken biraz sıkıldım ama okumak isteyenlere iyi okumalar dilerim....
458 syf.
·164 günde·4/10
George Bernard Shaw'ın da dediği gibi: Hayatta iki trajedi vardır. Gönlünüzdekini elde edememek ve elde etmek...
Not: Kitabı okurken yanınızda Osmanlıca Sözlük bulundurun.
458 syf.
·19 günde·Beğendi·10/10
Sevgili Hulusi hediye edene kadar, Osman Necmi Gürmen isimli bir yazarın varlığından da, dünyadan geçip gittiğinden de haberim yoktu, ne büyük eksiklik. Kitabı elime aldığım zaman yazıları da pek küçükmüş diye geçirdim içimden, 451 sayfa biter miydi hiç. Neredeyse bir ayda okudum, iyi ki de okumuşum. İçinde yaşamaya başladığım kitaplar bitince öyle kala kalıyorum. Yine öyle oldu, sonunu hazmedemedim , iş oraya varmasın diye umdum ama vardı, tahminimden de kötü oldu. Hayatın hengamesinde vaktiniz olursa okuyun derim
451 syf.
·Beğendi·10/10
2.Abdülhamit'e suikast düzenlendiği gün İstanbul'da doğan Rana'nın yaşamının anlatıldığı,aynı zamanda toplumsal olayların da anlatıldığı başarılı bir dönem romanı.Rana'yla beraber psikolojik tahliller de var.Rananın yaşamı,ölümü,yaradanı,adaleti,cinsiyetini sorgulamasını,içinden çıkamamasını tıpkı anneannesi gibi başka dünyalara kayışını anlatmasını hüzünle okuyor insan..Ve yaşamında annesiyle hiç bağ kuramaması belki de bu sürece yardımcı oluyor.Kitap zaman zaman yavaş ilerlese de okudukça kendi dünyasına çekiyor Rana .Tarih ve psikolojiye meraklı iseniz özellikle okumanızı tavsiye ediyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Osman Necmi Gürmen
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1927
İki dilde eser veren ender yazarlardan birisi olan Osman Necmi Gürmen, kitaplarını Türkçe ve Fransızca dillerinde yazmaktadır. Râna adlı romanı Türkiye'de çok satanlar listesine girmiştir.

Yaşamı

Osman Necmi Gürmen, 1927 yılında doğdu. Siverekli Hacı’an (Bucak) Aşireti’nin reisi Osman Paşa’nın torunudur. İlkokulu Göztepe Taş Mektebi’nde okudu. 1946 yılında Saint Joseph Fransız Lisesi’ni bitirdikten sonra öğrenimine devam etmek için Fransa’ya gitti.

1952 yılında Türkiye’ye döndü ve 1966’ya kadar Siverek’te yaşadı. Aşiretin iki kolu arasındaki kan davası nedeniyle zor seneler geçirdi. Siyasete girerek Adalet Partisi’nin Siverek ilçe başkanı oldu. Kan davasını sonlandırmak için alınan karar gereği Siverek’i terk etti. Fransa’ya giderek Hürriyet Gazetesi’nin Paris muhabiri oldu, sekiz yıl kadar muhabirlik yaptı. Bodrum’a yerleşti, bir otel kurdu ve 10 yıl otel işletti. 1976’da Bodrum’dan ayrılıp Fransa’ya yerleşti ve romanlarını yayımlamaya başladı.

Fransızca kaleme aldığı ilk roman L'echarpe d'iris 1976 yılında Paris'te Gallimard tarafından basıldı. 1977 yılında Hürriyet Yayınları tarafından Ebem Kuşağı adıyla yayımlandı. 2003 yılında Menler yayınları, eseri Delibozuklar Çiftliği adıyla yeniden yayımladı.

Gürmen ikinci kitabını Türkçe olarak ele aldı. Kılıç, Uykuda Vurulur adlı roman, 1978'de Hürriyet Yayınları tarafından basıldı. 1979'da eser, Fransızcaya çevrilip L'espadon adıyla Gallimard tarafindan yayımladı. 1981'de Norveççeye çevrilerek Oslo'daki Aschehoug Yayınevi tarafından Sverdfisken adıyla basıldı. Engin Cezzar, bu kitabı filme çekme girişiminde bulundu ancak proje gerçekleşmedi. 2003 yılında Menler Yayınları Kılıç Uykuda Vurulur'un yeni baskısını yaptı.

Osman Necmi Gürmen, ikinci romanından sonra yazmaya uzun süre ara verdi. Doksanlı yılların başında Fransızca olarak yeni bir roman yazmaya girişti. 16. yüzyıldaki Akdeniz’i konu edinen bir roman yazdı. Ancak bu romanı önce Türkçe yayımlamaya karar verdi. Kitabın çevirisi sürerken 2006 yılında annesinin hayatını anlattığı Râna adlı romanı yayımlayarak edebiyat dünyasına döndü. Bu roman, “Çok Satanlar ” Listesi’ne girdi. 16. yüzyıl Akdenizi’nin romanı Mühtedi ise Mart 2007’de yayımlandı. Yazar, 2008 yılında “Kılıç, Uykuda Uyur” romanını yeniden kaleme alarak Ah Vre Sevda adıyla yayımladı

Osman Necmi Gürmen, halen Paris-İstanbul-Bodrum üçgeninde yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 60 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 27 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.