1000Kitap Logosu
Ovidius
Ovidius
Ovidius

Ovidius

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.1
138 Kişi
460
Okunma
139
Beğeni
8,4bin
Gösterim
Tam adı
Publius Ovidius Naso
Unvan
Eski Roma, Şair
Doğum
Sulmona, MÖ 43
Ölüm
MS 17
Yaşamı
Publius Ovidius Naso (MÖ 43, Sulmona - MS 17, Constanţa (bugun Köstence)) Romalı şair. Genelde aşk, terkedilmiş kadınlar ve mitolojik temalı şiirler yazan Naso, Publius Vergilius Maro ve Horatius ile beraber, Latin edebiyatının üç kanonik şairinden biriydi. Genelde hüzün beyitlerinin en büyük hocası olarak kabul ediliyordu. Şiirleri, orta çağ'ın sonuna kadar Avrupa sanatı ve edebiyatını önemli seviyede etkilemiştir. Aynı zamanda İstanbul'daki ünlü Kız Kulesi hakkında bir efsanesine sahibiptir. Hero ile Leandros adlı iki gencin hüzünlü aşkını anlatan hikâyenin mekanı Türkiye'deki Kız Kulesi'dir. En ünlü yapıtı dünyanın oluşumu ve yaratımı anlattığı 15 kitaptan oluşan Metamorfozlardır. Metamorfoz'un 6. cildinde Trakya kralı Tereus ile ilgili efsane anlatılır. Aşk Sanatı adlı eserinde genç Romalı erkeklere kadınlara nasıl yaklaşmaları gerektiğine dair şiirsel bir dille ve çoğu zaman Roma mitolojisinden örneklerle öğütler verir.
Amo Rise
Dönüşümler'i inceledi.
Ovidius antik eserlerde, onun çağdaşlarından ve yakın dönem yazarlardan adını sık duyduğumuz Romalı bir şair. Tanrıların hikâyelerinin derlendiği ve bize kültür tarihi açısından çok değerli bir kaynak olarak kalan Dönüşümler'de, ben Homeros veya Dante'deki akıcılığı bulamadım, zira çok fazla isim ve olay var. Tabi kitaptaki her bir bölümü (kitabı) okumadan önce -özellikle antik konulu operaları dinlemeden önce yapıldığı gibi- hikâyenin kısa özeti okunmalı, olay örgüsü, kişiler ve sonuç böylece daha kolay anlaşılır.
Dönüşümler
8.6/10
· 104 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
8
G. İlke
Dönüşümler 1-15'i inceledi.
456 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Tarih'te aradığımı Dönüşümler'de buldum, yaşasın mitoloji. ;) Ovidius ulamış tüm önemli olayları, uzun bir zincir sunmuş bize. Çoğunu biliyordum gerçi ama yeni hikâyeler de öğrendim. Dünyanın milattan önce de kaosla beslendiğini ve zamanın, metayı geliştirse de insanı değiştirmediğini anladım bir kez daha. Okurken çok keyif aldım, hatta hiç bitmesin istedim. (Sanırım bu yüzden, biraz yavaş okudum.) Yunan Mitolojisi'nden tanıdık gelen olayların Roma Mitolojisi'ndeki karşılığını daha kolay anlamak için Azra Erhat'ın Mitoloji Sözlüğü'ne de sık sık baktım ama farklı şekilde açıklanmış birçok isimle/olayla karşılaştım, bazılarını da hiç bulamadım. Yani, hâlâ eksiğim mitoloji konusunda ve asla doymuyorum bu masalsı dünyaya. Herkese tavsiye ederim. =)
Dönüşümler 1-15
8.6/10
· 104 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
orpheus
Dönüşümler'i inceledi.
421 syf.
·
9 günde
·
9/10 puan
Bu incelemeye nasıl girmem gerektiği hakkında en ufak bir fikrim olmadığı için, bazılarınızın yakıştırdığı gibi "bodoslama" dalıyorum. Büyük pencereden bakınca, "Dönüşümler", Roma imparatorluğu ve erdemleri lehine bir önyargıyla, Antik Roma ve Yunan evrenini kronolojik olarak tanıtan, kim kimdir, neyin nesidir, bu sorulara cevap bulduğumuz bir kaynak kitap olarak görülebilir. Adından da anlaşılacağı gibi Ovidius'un kitabı "değişim, dönüşüm, mutasyon" hakkındadır. Kapsamı son derece GENİŞ, iddialı, ve hatta ansiklopediktir. Dünyanın yaratılışından ve tufandan epik Phaëton destanına, Jüpiter'in çeşitli nemflere tecavüzünden Europa'nın kaçırılışına, kendi yansımasına aşık olan Narcissus'tan Perseus ve Medusa'ya, Proserpina'nın tecavüzünden Medea ve Jason'a, Theseus ve Minotaur'dan Icarus'un düşüşüne, Meleäger ve Calydonian Boar'dan Byblis ve Myrrha'nın ensest tutkularına, Herkül'ün görevlerinden yeraltı dünyasındaki Orpheus ve Eurydice'nin mahkum aşkına kadar, Venüs'ün Adonis'e olan arzusundan Kral Midas'ın her şeyi altına çevirişine, Cëyx gemisinin enkazından Centaurlar savaşına ve Truva Savaşı'na, Hecuba'nın acılarından Aeneas'ın gezintilerine, Polyphemus'un mağarasındaki Ulysses'ten Circe'nin büyücülüğü ve son olarak Romulus'tan Jül Sezar'a kadar HER ŞEYİ kapsar. Ovidius'un Dönüşümler'i, Vergilius'un Aeneid’i gibi Augustus döneminde yazılmıştır ve her iki eser de Roma İmparatorluğu’nu yüceltmektedir. Tanrıların ve insanların bu zamana kadar çektiği tüm sıkıntı ve meziyetler bu tarihin zirvesine, bu "ideal" medeniyet düzenine hazırlıktı. Ancak Vergilius'un ve Ovidius'un bunu anlatmadaki yöntemleri çok farklı. Vergilius, Odysseia'dan ilham alarak Aeneas'ın hikayesini tek bir büyük anlatıyla ortaya çıkarırken, Ovidius bir efsaneden diğerine rastgele atlıyor, bazen bir matruşkaya dönüşüyor ve böylece geniş bir kapsama sahip oluyor. Bu iç açıcı şiirde yinelenen bir fikir ise: dönüşüm. (Diğer yinelenen temalar arasında romantik tutku ve cinsel saplantı da var). Bir bakıma Vergilius ve Ovidius, 6. kitapta ifşa edilen Arachne efsanesiyle karşılaştırılabilir: Vergilius, Minervean, yüksek, seçkin ozan; Ovidius, Arachnean, dikkatsiz, düzensiz şair. Bu karşılaştırmayı belki de 6. kitaptaki Arachne efsanesini okuduktan sonra daha net anlayacaksınız. Ovidius, ilk bakışta, büyülü bir dönüşümün söz konusu olduğu her bir efsaneyi bir araya getirmiş gibi görünüyor (Jüpiter kendini beyaz bir boğaya dönüştürüyor, Actaeon, Diana tarafından bir geyiğe dönüştürülüyor gibi gibi...). Ancak destanın sonunda, Pisagor'un 15. kitaptaki konuşması (kitabın en sevilen ve en çok alıntılanan kısmı burasıymış) sayesinde, Ovidius'un aklında bir tür derin bir ontolojik fikir olduğunu fark ediyoruz. Kitap, her şeyin sürekli dönüşüm ve akış içinde olduğu bir tür Herakleitosçu dünya görüşünü örneklemektedir. Bir bakıma Vergilius, Roma'nın kökenleri hakkında her şeyi bir soy ağacına yerleştiren tarihi bir açıklama ortaya koyarken, Ovidius çok daha istikrarsız ve belirsiz bir şey öneriyor: Augustus’un İmparatorluğu insanlık tarihinin zirvesiyse, şiir, dogmatik olmayan, neredeyse modern bir tarih vizyonu olan daha ileri dönüşümlere ve değişikliklere yer açar. Ovidius, diğer her şey gibi Augustus'un İmparatorluğu'nun da çürümeye ve ölüme mahkum olduğunu biliyor. Sonsöz'e göre, zaman içinde sabit kalan tek şey şiirin kendisidir; büyüme, dönüşüm ve dejenerasyon hakkındaki şiir. Kısacası, Snorri Sturluson, İskandinav mitolojisi için neyse, Ovidius ve Dönüşümler'i de Yunan ve Roma mitolojisi için o. Snorri, Vikinglerin kültürünü anlamak için gerekliyken, Ovidius'un kitabı hakkında biraz bilgi sahibi olmadan, Akdeniz Antik dönemini ve dolayısıyla Batı kültürünü anlamak pratikte imkansız olurdu. Karşılaştırmalara biraz ara verelim ve esere geri dönelim. Seks, şiddet ve mizah genellikle alçak ve ilkel olarak resmedilir: Başarısız bir kültürün işaretleridir bunlar. Yine de, yalnızca ekonomisi güçlü ve önemli bir alt sınıfa sahip kültürlerde bu tür uygulamalar "görevden eğlenceye" yükselebilir. Ovidius'un zamanı yaygın boşanma, müsamahakar yasalar ve alenen zina dönemiydi ve mütevazı yazarımız bu etkinliklerin hepsine katılmıştı. Sonunda, büyük zorba, gücü ele geçirmek ve rakiplerinin itibarını sarsmak için sosyal kontroller uygulayarak ve hayali bir "altın çağ"ın ahlaki standardına başvurarak üst sınıflar üzerine yumruğunu indirdi. O sıralar popüler ve etkili bir yazar ve konuşmacı olmasına rağmen Ovidius, ahlaksız ve zeki olduğu için sürgüne gönderildi -- sadece biri olsa neyseydi de ikisi birden olunca sürgün cezasından kurtulamadı zavallı. Hem Ovidius hem de Vergilius, Augustus tarafından imparatorluğun en uç noktalarına gönderildi ve ikisi de Homeros'a eşit sayılacak destanlar yazdı. Vergilius'unki imparatora teslim olup hayali soyunu onurlandırır ve kahramanlığı "görevle" eşitlerken, Ovidius'unki Olympus'un kafasının üstündeki altını ve bir fahişenin ayak parmakları arasındaki pisliği eşit şekilde çizen, klasik masalların kurnaz, labirent benzeri bir yeniden tahayyülüydü. Ovidius, pisliği konusunda Apuleius veya Seneca'dan daha çekingen kaldı ve karmaşık çalışması boyunca ironi yoluyla inandırıcı bir inkar ve ilgi uyandırdı. Ovidius'un karakterleri, her biri kendilerini çevreleyen tanıdık efsanenin altüst edilmiş bir versiyonu olan olağanüstü yaratımlardır. Elbette, bu noktada çoğumuz Ovidius'un anlattıklarına, onun esinlendiklerinden daha çok aşinayız. Karşılaştırma yapmaktan ben de yoruldum ama bundan bahsetmeden olmaz diye düşünüyorum. Vergilius gururlu ve dürüst söz adamlarına ilham verdi: Dante, Tasso, Milton. Ovidius ise düzenbazlar ve çatışanlar için yepyeni bir tarz yarattı: Petrarch, Donne, Shakespeare, Ariosto, Rabelais. Ovidius'un mitlerinin her biri, yalnızca olay örgüsüne göre değil, temaya göre de ayrı bir vizyondu. Hikayeleri sadece fikirlerin sunumları değil, tekrar tekrar kendilerine dönen keşiflerdi. Metafizik şairler bu stili benimseyerek, temaları araştıran kısa çalışmalar yaratacak, hatta fikrin sonenin voltasında tersine dönmesini ritüelleştireceklerdi. Ovidius'un aktif, görsel doğası, filozofların genişletilmiş metaforlarından gerçek bir kibir olarak adlandırılabilecek şeye doğru bir ilerlemeydi: taşıdığı fikri hem destekleyen hem de onunla çatışan sembolik bir temsil. Ovidius'un hikayelerinin her biri, ilişkiler, karşıt noktalar, tekrarlar ve yapı ile anlam inşa ederek, birbiri ardına akar. Her küçük parça daha büyük bir bütün haline gelir. Tıpkı çeşitli hikayelerin bir mitoloji haline gelmesi gibi, birçok sembolik argüman da bir felsefe haline geliyor. Bu felsefeden daha çok bahsederek incelememi buraya kadar okumakta yüksek sabır göstermiş değerli okuyucuları daha fazla bunaltmak istemiyorum. Son bir karşılaştırma daha yapıp bitirelim. Ovidius, tek bir kişinin kazandığı ve böylece felsefesini doğruladığı Vergiliusçu kahramanlık teması yerine, bütünsel bir anlam yaratarak yüz farklı zafer ve kayıp gösterir. Vergilius tek bir adamın sahip olması gerektiğini düşündüğü özellikleri yazar: sadık, dindar, dürüst, güçlü, asil. Ovidius, bir insanın en çok ne olabileceğinin mümkün olduğunu sormakla daha çok ilgileniyordu -- zihnin sınırları nelerdir? Ya da var mıdır? Dolayısıyla Ovidius, hikayelerinde gerçekten de büyük bir konuyu ele alıyordu: Yunanistan ve Roma tarafından bilindiği şekliyle insan zihninin haritalanmasını. Bu, Vergilius'ta karakterler ve fikirler arasında derinlik ve çatışma olmadığı anlamına gelmiyor, ancak merkezi, politik teması onu Ovidius'un yaptığı gibi bir fikirden diğerine geçme özgürlüğünden mahrum ediyor. Bu mahrumiyet çoğu yazar için bir nimettir: yapı, yaratılması için "somut" sınırlar çizer ve buna uygun araçlar sağlar. Sınırları olmayan yazarın başlayacak yeri ve yoluna kılavuzluk edecek işaretçileri yoktur. Bu daha büyük bir nimettir. Kitabı okurken not aldıklarımın bir elden geçirilmesini okudunuz. #84590412 Mitoloji Kitapları okuma etkinliği kapsamında bu kitabı okumama vesile olan 1000kitap.com/Muratsezgin'e, ve incelememi okumaya değer bulup zaman ayıran herkese teşekkür ederim. İyi okumalar.
Dönüşümler
8.6/10
· 104 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
5
40