Özcan Karabulut

Özcan Karabulut

7.3/10
15 Kişi
·
27
Okunma
·
1
Beğeni
·
1.255
Gösterim
Adı:
Özcan Karabulut
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Adana, 1958
1958 yılında Adana’da doğdu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde istatistik okudu. 1979-1982 döneminde ODTÜ Edebiyat Kulübü’nün, 2001-2003 yılları arasında kurucularından olduğu Edebiyatçılar Derneği’nin başkanlığını yaptı. 2009-2011 yılları arasında Türkiye PEN Merkezi 2. Başkanlığı görevinde bulundu. Ankara Öykü Günleri’nin kurucusudur. Uluslararası PEN Yazarlar Örgütü’nün 68. Kongresinde kabul edilen 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nün fikir babası ve başlatıcısıdır. Hüzünle Bazı Günler, Baştan Sona Yalnızlık, Belki de Kaybeden Zaman, Aşkın Halleri adlı öykü kitaplarıyla Amida, Eğer Sana Gelemezsem adlı romanı Can Yayınları tarafından yayınlandı. Bu romanıyla 2009 Yunus Nadi Roman Ödülünü kazandı. Öyküleri, öykü kitapları çeşitli ödüller aldı. Özcan Karabulut’a, öykü günleri kurucusu ve 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nün fikir babası ve başlatıcısı olduğu için Bursa Yazın ve Sanatçılar Derneği BUYAZ tarafından 2009 yılında Onur Ödülü verildi. Gece, Bir Otel Odasında, Rojda, Ayna Yazıları, Kont’un Köpekleri adlı öyküleri Uluslararası PEN’in Diversity Projesi çerçevesinde üç dile çevrilerek yayımlandı. Öyküleri Arapça ve İspanyolcaya çevrilen Karabulut’un Aşkın Halleri kitabı Makedoncaya, seçme öyküleri ise San Giovanni’ye Mektuplar adıyla Bulgarcaya çevrildi. Karabulut, Düşler Öyküler ve İmge Öyküler dergilerinin genel yayın yönetmenliğini yaptı. Şubat 2012’de yayımlanmaya başlayan Dünyanın Öyküsü dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapıyor.
İnsan yirmili yaşlarında yarın devrim yapacakmış gibi görüyor kendini. Şimdi mucizevi bir şekilde yaşıyor olduğunu düşünürken, o yıllarda devrim yapmaya soyunmanın gerçekte hayatta kalmak demek olduğunu anlıyor. Sonunda umutsuzca ve içgüdüsel olarak baskın çıkan, hayatta kalmak değil miydi?
Kadınların gözlerini biraz olsun okuyabilen bir erkek, aşık bir kadının gözlerinin yalan söylemeyeceğini bilir. Amida ciddi, Amida'nın gözü kara. Amida, çizgi dışına çekilmişliğin bedelini yazarından isteyen bir roman karakteri.
Böyle gizli yürütüldükce , böyle çılgınlar gibi sevişildikce, böyle parçalanarak çoğaldıkça, aşk kolay , aşk herşeyden kolay aslında.
"Harlem'de beyazdım, Torino'da Arap, Bükreş'te Türk. Diyarbakır'da polise Türklüğümü beğendiremiyorum, Kürtlere devletin adamı olmadığımı anlatamıyorum. Bütün bunlar şaka gibi geliyor bana. Kim bilir, cehennem benim belki de. Bir milliyetçiliğin ötekini beslediği topraklarda benim gibi 'romantik marjinaller'e dönüşmekten başka çare kalmıyor. Küçük sessiz bir azınlık...
Geçmişte ideali uğruna canını verebilirdi; direkten dönmüş. Uğruna hayatını tehlikeye atacak militan bir sevgilisi olmamış; bir yaşantı eksikliği sayılabilir. Günümüzde davayla sevgiliyi buluşturmak zor.
Aynı çatı, bir yatakla dört duvar arasında bize ne kadar mutluluk bağışlarsa , o kadar mutluyuz. Yüzeyde görünen mutlulukların tersine , gerçekte bütün evlilikler can cekiserek sürer, bittiğinde bir sürü gerekçe ileri sürülür, nedense hayalleri öldüren bedenler ve zamanlar genellikle göz ardı edilir.
Anadolu'yu düşün... Birlikte büyüdüğün Simla'nın Ermeni olduğunu çok sonra öğrenip şaşırıyorsun. Neden? Çünkü Simla sana kim olduğunu söyleyemiyor, arkadaşlığının bitmesinden korkuyor. Simla sana Ermeni olduğunu söyleseydi, ailen büyük olasılıkla onunla görüşmene izin vermezdi. Diyarbakır bir zamanlar Arapların hüküm sürdüğü bir kent değil miydi? Bize uzak olduğunu düşündüğümüz, aşağıladığımız bir kökten gelmediğimize nasıl emin olabiliriz?
İnsan saf bir ırktan geldiğine nasıl emin olabilir?
Emin olduğunu düşünelim, bu senin seçtiğin bir şey mi?Aileni sen mi seçtin? Senin kendini seçme şansın oldu mu? ... Diyeceğim şu: Genetik bir araştırma yapılsa, hepimizin akraba çıkacağından kuşkum yok...
Özcan Karabulut Muhteşem. Tutkularımızın Bir Sonraki Saati
Bir cetvel düşünün, bir ucunda sevda aşk öteki ucunda pornografi olsun.Özcan Karabulut'un hikayeleri bu cetvelin ortalarında dolanıyor, aşkın kıyısında, erotik ama pornografik değil! Aşk, kıskançlık, birlikte olma, ama aynı zamanda ilişkiye girmeme, cinsel arzuların bir süre yaşanıp solması anlatılıyor. Bu anlatımın üzerinde ölüm bir izlek olarak her öyküde karşımıza çikıyor!
Öyküleri ve benim kısa notum:
- Gece bir otel odasında: 'başörtülü bir kadının' ilişki teklifini geri çeviren bir kent yabancısının kararsızlığının öyküsü
- Cin ziyaretleri: ölmüş babaların gölgesinde sevişmek.... de denilebilir.
- Matmazel Bendis: kızıl saçlı yabancı kadın yazarı baştan çıkarıyor! Sevişme zamanının imgesi portakal!
- Yıldız: partili bir ilişki!
- Bay Kelimeler: kelimelerle sevişen bir kadının hüzünlü öyküsü!
- Muhteşem tutkularımızın bir sonraki saati: kıskançlıgın bir sonraki saati
Aşkın farklı hallerini içinde barındıran bir öykü kitabı. Tolstoy' un Anna Karenina romanında yazdığı " her aşk ayrıdır" cümlesini haklı çıkarıyor yazar. Sekiz öyküden oluşuyor, ilk öyküsü Rojda bilinen bir öykü, ancak " arielle adında biri" ve son öyküsü" ne bir eksik ne bir fazla" daha başarılar. Belki okur olarak kendimden bir şeyler bulduğumdandir.
Bu kitabı bana çok değerli bir dostum hediye etti.
Arat, Diyarbakır'a sosyal bir proje için geliyor fakat tanıştığı türbanlı bir kadına aşık olunca kendini bambaşka bir dünyaya sokuyor. Arat, aşık olduğu kadını Diyarbakır'ın Amida'sıyla özdeşleştiriyor...
Bu kitabı okurken çok duygulandım. Ev arkadaşımın yaşadıklarına bizzat tanık olduğumdan, Arat'ın macerasının sayfalarını çevirirken sanki dostuma tekrar yaşatıyordum o günleri... Hüzünlendim... Herkeste aynı etkiyi bırakır mı bilmem ama okunmasını tavsiye ederim.
Bu kitapta Türkiye'nin tüm sorunları irdeleniyor. Kürt sorunu, işçi çocuklar, çevre baskısı, din, milliyetçilik vs... Ayrıca Diyarbakır tarihine ışık tutuluyor. Kentin kadın hükümdarı Amida'nın kişiliğinde Dilşa karakteri güçlendiriliyor. Akıllı ve meydan okuyan kadın Dilşa... Ben kitabı bir çırpıda bitirmiştim. Herkese tavsiye ederim.
hiç okumasam daha iyiymiş genel anlamda bana göre hiç bir şey anlatmayan ama bunun yanında yine bana göre gençlere kötü örnek davranışlar sunun bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Özcan Karabulut
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Adana, 1958
1958 yılında Adana’da doğdu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde istatistik okudu. 1979-1982 döneminde ODTÜ Edebiyat Kulübü’nün, 2001-2003 yılları arasında kurucularından olduğu Edebiyatçılar Derneği’nin başkanlığını yaptı. 2009-2011 yılları arasında Türkiye PEN Merkezi 2. Başkanlığı görevinde bulundu. Ankara Öykü Günleri’nin kurucusudur. Uluslararası PEN Yazarlar Örgütü’nün 68. Kongresinde kabul edilen 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nün fikir babası ve başlatıcısıdır. Hüzünle Bazı Günler, Baştan Sona Yalnızlık, Belki de Kaybeden Zaman, Aşkın Halleri adlı öykü kitaplarıyla Amida, Eğer Sana Gelemezsem adlı romanı Can Yayınları tarafından yayınlandı. Bu romanıyla 2009 Yunus Nadi Roman Ödülünü kazandı. Öyküleri, öykü kitapları çeşitli ödüller aldı. Özcan Karabulut’a, öykü günleri kurucusu ve 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nün fikir babası ve başlatıcısı olduğu için Bursa Yazın ve Sanatçılar Derneği BUYAZ tarafından 2009 yılında Onur Ödülü verildi. Gece, Bir Otel Odasında, Rojda, Ayna Yazıları, Kont’un Köpekleri adlı öyküleri Uluslararası PEN’in Diversity Projesi çerçevesinde üç dile çevrilerek yayımlandı. Öyküleri Arapça ve İspanyolcaya çevrilen Karabulut’un Aşkın Halleri kitabı Makedoncaya, seçme öyküleri ise San Giovanni’ye Mektuplar adıyla Bulgarcaya çevrildi. Karabulut, Düşler Öyküler ve İmge Öyküler dergilerinin genel yayın yönetmenliğini yaptı. Şubat 2012’de yayımlanmaya başlayan Dünyanın Öyküsü dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapıyor.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 27 okur okudu.
  • 14 okur okuyacak.