Özdemir Asaf

Özdemir Asaf

YazarÇevirmen
8.7/10
5.856 Kişi
·
22.778
Okunma
·
5.381
Beğeni
·
86235
Gösterim
Adı:
Özdemir Asaf
Tam adı:
Halit Özdemir Arun
Unvan:
Türk Şair
Doğum:
Ankara, Türkiye, 11 Haziran 1923
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 28 Ocak 1981
Gerçek adı Halit Özdemir Arun'dur. 11 Haziran 1923 tarihinde Ankara'da doğdu. Şura-ı Devlet'in kurucularından Mehmet Asaf'ın oğludur. 1930 yılında babasını kaybetti. Yine o yıl Galatasaray Lisesi'ne kayıt oldu. Yıl 1941 olduğunda lise son sınıfta sınav ile Kabataş Erkek Lisesine geçiş yaptı ve bir yıl sonra mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne giriş yaptı, daha sonra İktisaf Fakültesi ve Gazetecilik Enstitüsü deneyimleri oldu ancak 1947 yılında eğitimini yarıda bıraktı. Kısa bir süre sigortacılık yaptı. Tanin ve Zaman adlı gazetelerde çevirmen olarak çalıştı. Servet-i Fünun isimli ilk yazısı Uyanış dergisinde yayımlandı. 1951 yılına gelindiğinde matbaacılığa atıldı ve kendi şiir kitaplarını da basacağı Sanat Basımevi'ni kurdu. 4 yıl sonra 1955?te Yuvarlak Masa Yayınları'nı kurdu ve kendi kitaplarını bu isim altında yayımladı. 28 Ocak 1981?de gözlerini yumdu. İlk eşi Sebahat Selma Tezakın'dan bir kızı, ikinci eşi Yıldız Moran'dan üç oğlu vardır.

Şiirleri genel olarak dörtlük ve ikiliklerden oluşur. Yoğun ve kısa bir söyleyiş özelliği vardır. Düşünce ile duygu yoğunluğuyla beraber, taşlama ve alay şiirine egemen olan etmenlerdir. En çok kullandığı ayrılık, sevgi ve ölüm temaları son dönemde şiirlerinde yerini kaçış ve umutsuzluğun tedirginliğine dönüşmüştür. Onun inandığı şiirde bir anlam ve görüşün yansatılmasının gerekliliğidir. Geleneksel Türk şiiri ve batı şiirinin harmanlamasıyla son derece zengin bir sanat değeri oluşturmuştur. Günümüzde bazı rock müzisyenleri tarafından şiirleri bestelenmiştir. Feridun Düzağaç, Lavinya adlı şiirini bestelemiştir. Duman grubu da Özdemir Asaf'ın şiirlerinden esinlenerek şarkılar yapmıştır.
YAŞ 5 Anne ve babamın birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu öğrendim.

YAŞ 7 Meşrubat içerken gülersem içtiğimin burnumdan geleceğini öğrendim.

YAŞ 12 Bir şeyin değerini anlamanın en iyi yolunun bir süre ondan yoksun kalmak olduğunu öğrendim.

YAŞ 13 Annemle babamın el ele tutuşmalarının ve öpüşmelerinin beni daima mutlu ettiğini öğrendim.

YAŞ 15 Bazen hayvanların kalbimi insanlardan daha fazla ısıttığını öğrendim.

YAŞ 18 İlk gençlik yıllarımın keder, şaşkınlık, ıstırap ve aşktan ibaret olduğunu öğrendim.

YAŞ 24 Aşkın kalbimi kırabileceğini ama buna değer olduğunu öğrendim.

YAŞ 33 Bir arkadaşı kaybetmenin en kestirme yolunun ona ödünç para vermek olduğunu öğrendim.

YAŞ 36 Önemli olanın başkalarının benim için ne düşündükleri değil benim kendi hakkımda ne düşündüğüm olduğunu öğrendim.

YAŞ 38 Eşimin beni hala sevdiğini, tabakta iki elma kaldığında küçüğünü almasından anlayabileceğimi öğrendim.

YAŞ 41 Bir insanın kendine olan güveninin, başarısını büyük oranda belirlediğini öğrendim.

YAŞ 44 Annemin beni görmekten her seferinde sonsuz mutluluk duyduğunu öğrendim..

YAŞ 46 Yalnızca minik bir kart göndererek bile birinin gönlünü aydınlatabileceğimi öğrendim.

YAŞ 49 Herhangi bir işi yaptığımdan daha iyi yapmaya çalıştığımda, o işin yaratıcılığa dönüştüğünü öğrendim.

YAŞ 50 Sevgi, evde üretilmemişse, başka yerde öğrenmenin çok güç olabileceğini öğrendim.

YAŞ 53 İnsanların bana, izin verdiğim biçimde davrandıklarını öğrendim.

YAŞ 55 Küçük kararları aklımla, büyük kararları ise kalbimle almam gerektiğini öğrendim.

YAŞ 64 Mutluluğun parfüm gibi olduğunu, kendime bulaştırmadan başkalarına veremeyeceğimi öğrendim.

YAŞ 70 İyi kalpli ve sevecen olmanın, mükemmel olmaktan daha iyi olduğunu öğrendim.

YAŞ 82 Sancılar içinde kıvransam bile başkalarına baş ağrısı olmamam gerektiğini öğrendim.

YAŞ 90 Kiminle evleneceğin kararının hayatta verilen en önemli karar olduğunu öğrendim.

YAŞ 95 Öğrenmem gereken daha pek çok şeyler olduğunu öğrendim.
LAVİNİA
Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim.
Ama gitme Lavinia.
Adını gizleyeceğim,
Sen de bilme Lavinia
''İnsan yorulunca duruyor... Durunca düşünüyor... Düşününce koşuyor. Koşunca yoruluyor... Yorulunca insanlaşıyor. İnsanlaşınca işler karışıyor. Yalnız kalıyor..''
112 syf.
·Puan vermedi
"Ben şiir beğenirim. Şairlerle ayrıca bir ilişkim varsa, bu onların insanlıklarıyla ilgilidir.''

Şairimizin insanlığı ile ilgili kısa bir yaşanmış hikaye

Bir gün Özdemir Asaf matbaadan çıkıp Karaköy’e gitmek için bindiği taksinin şoförü sorar:
“Neğeye biğadeğ?” der şoför. Meğer şoför de Özdemir Asaf gibi R’leri okuyamazmış. Utancından “Kağaköy” diyemez, “Eminönü” der. Eminönü’nden iner. Oradan Karaköy’e kadar yürür.

"Her insanın bir öyküsü vardır ama her insanın bir şiiri yoktur."

Asıl adı Halit Özdemir Arun olan şairimiz Özdemir Asaf'ın kendine özgü bir şiir tarzı vardır. Çoğunluğu kısa ve anlamı basit gibi gözüküyor olsa da insanı düşündürmeye sevk ediyor. Derin manalar içeren dizelerle bazen kelime oyunu oynamış bize. Anlık olarak ne hissediyorsa onları hemencecik şiire dönüştürmüş gibi. Ne istediğini anlatmak için öyle uzun uzun şiirler yazmaya gerek olmadığını, verilecek mesajın iki dizeyle anlatılabileceğini kanıtlamış.

Bkz: "Çekil ordan ayı göremiyorum."

Yalın bir dille yazdığı şiirleri, şiir seven, sevmeyen herkesin rahatlıkla anlayabileceği şekildedir. Çünkü sözcüklerinde benzetme yoktur. Her şey gerçek anlamıyla sunulmuştur. Kelime oyunları kullandığı şiirlerinde bile gerçek anlamlara yer vermesi onun farklılığını ortaya koyuyor.

Ezberimde olan bir şiiri

Dün sabaha karşı kendimle konuştum.
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum.
Yokuşun başında bir düşman vardı.
Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum.
120 syf.
''Binlerce "belki" geçiyordu geceden''
Kaç gecedir uyuyamadım, kelimeyi nereden tutup sana uzatsam bilemedim. Şair ya da yazar değilim ki tam ifade edebileyim. Birer cümle kuruyorum yüklemi omuzlarımda ya yük olursa n’olacak onu da bilemiyorum.
Ben seni beni sev diye sevmedim;
Çocukluğum saklansın diye içinde, elim yüreğimde, sessiz dua dilimde mesafeler ise önemsiz taa uzaklarda olsan da içimdeki duruşunu sevdim.
Ben seni beni sev diye sevmedim ;
Suskun sessiz bekledim.Umurumda olmadı hiç prensiplerin frenlemelerin, üşüyorken sırılsıklam, ıskalanmışken duygularım, kaç zamandır seni beklemişim, İliklerim ısınır soğuklarda diye sevdim.
Ben seni beni sev diye sevmedim;
Ne kurgusu ne kağıdı ne platonikliği hazırlamamıştım bile kendimi, kabuğu gurbet bağlamış yarı aç yarı tok beklediğim gecelerde, beynimin açlığını doyururum seninle diye sevdim. Ben seni beni sev diye sevmedim;
Yazılmamış bir hikayede özne olmak daha da kötü değildir ya yalnız kalmaktan.
Dilim lal’di kalbimse dua fısıltılarında; bir rahmet esintisi gürler de ‘’ey kutsalım sensin ‘’dersin diye içime sinişini sevdim …
''Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al
Günün en güzel saatleri bunlar
Yanımda kal''
dizelerini fısıldardın ya gizlice işte ;
Sevdim, Sevilmedim ama Sen’lendim. .
https://www.youtube.com/watch?v=jRIJpC9roWc
''Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.''
İncinmeyen sevdalara, keyifli okumalar.
283 syf.
·Puan vermedi
Bazen anlamsız.
Bazen şekilsiz.

Önemli olan doğru parçaları doğru yere yerleştirmektir. Fakat ömrümüz doğru yerine yanlış parçaları yerleştirmekle geçiyor.

Velhasıl...

Her bir yaşam öyküsü, öbür yaşamların parçacıklarıyla tamamlanır.

*

Özdemir Asaf'dan okuduğum ikinci şiir kitabı.

Yalnızlık paylaşılmaz
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.

Kalabalıklar içinde yalnızlık yaşayan herkesin kendinden birşeyler bulabileceği, kelimelerle kitaplar dolusu sözlerin anlatıldığı bir Özdemir Asaf klasiği.

Okumanızı tavsiye ederim.

*

Bir şiir bir şarkıya değer.
Bir şiir bir türküye değer.
Bir şiir bir ağrıya değer,

Bu şiir kitabı ise okumaya değer.

Keyifli okumalar dilerim.
80 syf.
·Puan vermedi
Herkesleşmeyen birisi,varmıdır bilinmez..
Fakat bizler herkesleşen birisi olurken..
Herkesleşmeyen birilerininden şiir yazmasını bekliyoruz...

O yüzden herkesin bir hikayesi vardır, fakat herkesin bir şiiri yoktur.
*
Özdemir Asaf'dan okudugum ilk şiir kitabı.
Hikayesi'de şiir kadar güzel olan bir kitap.
Herkesin aşık oldugu güzel bir kadın..
Herkesin uğrunda çırpındığı bir güzellik..
Bir hüzün var, hüznün adı ise Lavinia..
Okumanızı tavsiye ederim.
*
Bir zamanlar senin çirkinliklerin de güzeldi.
Şimdi güzelliklerin bile çirkin.''

Hayattaki güzelliklerin sizi bulması temennisiyle...
Keyifli okumalar dilerim
71 syf.
·Puan vermedi
Kime hediye ettiğine dikkat et.

Zaman harcamak,değer vermek
bir erdemdir.

Tabikide doğru kişilere, doğru zamanlarda.
Aksine / olursa...

'' Fazla fedakarlık
kişinin kendi kul hakkına girmesidir.''
sözünü yaşatmış oluruz.

*
Özdemir Asaf'dan okuduğum üçüncü kitap.

Adından'da anlaşılacağı üzere farklı zamanlarda yayımlanmış şiirlerinden enstantaneler sunan, şiir demeti olarak nitelendirmek istediğim bir kitap.

Az kelimeyle çok hissiyat.
Az kelimeyle çok mana.
Az kelimeyle çok duygu.

Okura başarılı bir şekilde aktarım yapan nadir şairlerden birisi Asaf. Kalemini gayet başarılı bulmakla beraber, beğeniyorum. Tavsiye ederim.

*

Şiirlerle kalınız.

Keyifli okumalar dilerim
80 syf.
Şimdi herkes salgın felaketini konuşuyor. Ne var ki insanı asıl üzen şey, yaşama sevincine gölge düşmesi.
Belirsiz bir umuda güvenerek yaşamaya çalıştığımız bu günlerde, Özdemir Asaf bir anda girdi, hayatıma.
Oğlum, bugün teslim aldığı koliyi açar açmaz " Anne al, bu kitap sana! " dediğinde, önce şaşırdım. Çünkü hayatımda bu zamana kadar bir tane şiir kitabı okumuştum, o da Cahit Sıtkı Tarancı'nın " Otuz Beş Yaş " isimli şiir kitabı. Enteresan bir tesadüf ki o kitabı da kızım almıştı.
Sonra alıp, başladım okumaya. Her sayfada sadece bir dörtlük. Hâl böyle olunca da göz açıp kapayıncaya kadar kitap bitti. Her ne kadar okuma hayatımda nazım dan çok nesire yer vermiş olsam da şiirsel anlatımı seviyorum. Duygulandıran, tebessüm ettiren
şiirler olmasa, bu taşkın özsuyun vahşi atılışı neye yarardı?...

Sevgiliye duyulan özlem ve hasret...
Canlanır, şairin dizelerinde.
Artarak, çoğalır duygular...
Şiir de hayat bulur.
Hani çoşkunluğun bile kendine özgün bir ilerleyişi var, tıpkı öyle!...
Dizeler arasında benliğimi kaybettim.

Sahi!... Neden bu kadar haz aldım?
Ruhum, neden bu kadar derinden etkilendi?
Yüreğimde oluşan bu buruk hissin anlamı ne?
Hâlbuki bilmediğim hissetmediğim hisler değildi ki, okuduğum şiirler.

Şairin şiirsel imgelemin de, açık yaraların acı duyarlılığına tanık oldum. Ve aşk!...
Mısralarda ki gibi, insanın aklını alan bir şey...
Bu şiirleri böylesine okunmaya değerli kılan niteliklerin en önemlisidir, belki de!...
Belkiler ile dolu bir hayattı, bu belki de!...

Şairin geçerken arkasında bıraktığı ayak izlerine ve anılarına tanık olmanız dileğiyle!...
112 syf.
''Yaşamak değil,
Beni bu telaş öldürecek.''
Bugün bir dilek tuttum senden yana; kalktım son nefesimi dizlerinde uyuttum. Yokluğunda iki umut arasında elini tuttum son soluğumda.
Kaç gündür tek bir kelimene hasret bekliyor olmak ne acı ... Kaç sene zamanı gelsin diye bekledim. Anlatabilmek için bekledim, anlaşılabilmek için bekledim. Başlasın diye bekledim. Sabahı bekledim geceyi bekledim. Buluşabilmek için bekledim, sabırdan bekledim, çaresizlikten bekledim. Plan yaparken bekledim, hayal kurarken bekledim. İnan diye bekledim.. Vazgeçiyorum ya senden panikle yine bekledim.
Biliyorum uzun sürer kimi zaman toparlanmak. Anıların, hayallerin, ümitlerin ve cesaretin çaresiz. Yazıyorsun, nasıl bir sensizlikse bu, çıt çıkmıyor içimden cümlesindeki ''sızıyı '' anlar sanıyorsun. Oysa yazdıklarını yollayacağın adreste hala bekleyen var mı bilmiyorsun.. Sonra; sebepsiz geliyor aklına bir şarkı ,bir sürü sebebi ile...
Hayat geçip gidiyor ömrümden, ben yine bekliyorum..
''Ne kadar hatırlatsan kendini boş.
Sensiz de seni sevebiliyorum.''
https://www.youtube.com/watch?v=3vNtVJ7dGxg
Keyifli okumalar.
120 syf.
"Her insanın bir öyküsü vardır ama her insanın bir şiir yoktur"

Öyküm, öykünüz, öyküleriniz.

Susmak zorunda kalmak olmak zor.

Herkese , beklenen her yere aynı anda yetişmekten vazgeçiyor insan. Bir kere konuşan, ifade eden oldun mu, sanki hep bunu yapman gerekiyormuş gibi oluyor aslında böyle bir zorunluluğumuz yok.
Keşke herkes hiçbir durumu olmak zorunda olmasa, duygularına, isteklerine göre seslense anlaşılır olsa. Her zaman birilerine gerçek duygularımla bir şeyler anlatmaya çalıştım. Evet anlattım hakikatten ama baktım ki geçmişe tek yaptığım doğrusu olmayan insanlara anlatmak çabası. Sanırım ben hep bunu yaptım. Yanlış insanlara, yanlış yerlerde, yanlış zamanda doğru şeyler anlatarak anlaşılırım sandım. Yanıldım..
Sonra sustum, susmak zorunda kaldım.
Sonuç mu; içime atan, ne istediğimi bilmeyen, en son beni ne mutlu ettiğini bile hatırlamayan, olaylara karşı tepkisini kaybetmiş, sabah işe giden akşam aynı yolu kullanarak evine gelen ve haftalar geçsin, aylar bitsin diye kendini hayatın akışına bırakan o amaçsız insanlardan oldum.
Neydim ben sahiden?
Nasıl bir hayat istiyordum, bu muydu gerçekten?
Bazen ipi kopmuş bir uçurtma oluyorum bazen de kulelere imrenen bir çukur ..İyi değilim vesselam...
Korkuyorum hem de çok ve bu korkularımı anlatabileceğim hiç kimsem yok.
Bir kere daha hatta defalarca soruyorum kendime kimlerin yarası, kimin yarısı idim?. Bulamıyorum, susuyorum..
Bir insan bu kadar yalnız kalabilmeyi nasıl başarır?
Duygularımı saklaya saklaya kendimi tanıyamaz hale geldim.
Zaman geçtikçe her şey yabancılaştı. Ailem, dostlarım , adımladığım sokaklar, hatta kendim bile.
Olgunlaşmak mı , büyümek mi bu, öyleyse yerimde saymayı tercih ederim.
Çocukken büyümek benim için, her şeyi yapma özgürlüğüydü ve bunu kullanıp kullanmama lüksü .
Büyüdükçe bir halt olmuyormuş.
İnsan büyüdükçe kafası daha çok karışıyor, yaş ilerledikçe daha çok uzaklaşıyor herkesten ve istemeden de olsa dışlanıp, kendi kabuklarında yaşlanıyormuş.
Haa bir de buna tükenmişlik sendromu , asrın hastalığı diyorlar..
Ne derseniz deyin inanın ki ben çok mutsuzum.
Gün geçtikçe susuyorum, sessizliğime sığınıyorum. medet umuyorum..
Nereye gidecek bu döngü bilmiyorum ama Hayat diyorlar işte buna; süresini ve soru sayısını bilmediğim sınava...öl de öleyim hayat diyorum ama "ol" diyor ve yaşıyorum.
Güvenebileceğim ve sevdiğim insanlar azalıyor.
Konuşanlara özeniyorum …Kendi sesimi duyurabilmek, doğru zamanda doğru insanlara doğru şeyler anlatmış olarak anlaşılır olmak istiyorum. https://youtu.be/Bsi5uvBtd3Q
Keyifli okumalar.
488 syf.
·643 günde·Beğendi·9/10
Bu kitap bitmez... Başlarsın,sonra hep devam edersin...

Akarsunun içinde ki alüvyonlar gibi bir yandan bir yana göç edersin

Yeri gelir morelin bozulur,içine çekilirsin, yeri gelir mutluluk çiçekleriyle dans edersin...

Emeğine sağlık üstat...

Yazarın biyografisi

Adı:
Özdemir Asaf
Tam adı:
Halit Özdemir Arun
Unvan:
Türk Şair
Doğum:
Ankara, Türkiye, 11 Haziran 1923
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 28 Ocak 1981
Gerçek adı Halit Özdemir Arun'dur. 11 Haziran 1923 tarihinde Ankara'da doğdu. Şura-ı Devlet'in kurucularından Mehmet Asaf'ın oğludur. 1930 yılında babasını kaybetti. Yine o yıl Galatasaray Lisesi'ne kayıt oldu. Yıl 1941 olduğunda lise son sınıfta sınav ile Kabataş Erkek Lisesine geçiş yaptı ve bir yıl sonra mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne giriş yaptı, daha sonra İktisaf Fakültesi ve Gazetecilik Enstitüsü deneyimleri oldu ancak 1947 yılında eğitimini yarıda bıraktı. Kısa bir süre sigortacılık yaptı. Tanin ve Zaman adlı gazetelerde çevirmen olarak çalıştı. Servet-i Fünun isimli ilk yazısı Uyanış dergisinde yayımlandı. 1951 yılına gelindiğinde matbaacılığa atıldı ve kendi şiir kitaplarını da basacağı Sanat Basımevi'ni kurdu. 4 yıl sonra 1955?te Yuvarlak Masa Yayınları'nı kurdu ve kendi kitaplarını bu isim altında yayımladı. 28 Ocak 1981?de gözlerini yumdu. İlk eşi Sebahat Selma Tezakın'dan bir kızı, ikinci eşi Yıldız Moran'dan üç oğlu vardır.

Şiirleri genel olarak dörtlük ve ikiliklerden oluşur. Yoğun ve kısa bir söyleyiş özelliği vardır. Düşünce ile duygu yoğunluğuyla beraber, taşlama ve alay şiirine egemen olan etmenlerdir. En çok kullandığı ayrılık, sevgi ve ölüm temaları son dönemde şiirlerinde yerini kaçış ve umutsuzluğun tedirginliğine dönüşmüştür. Onun inandığı şiirde bir anlam ve görüşün yansatılmasının gerekliliğidir. Geleneksel Türk şiiri ve batı şiirinin harmanlamasıyla son derece zengin bir sanat değeri oluşturmuştur. Günümüzde bazı rock müzisyenleri tarafından şiirleri bestelenmiştir. Feridun Düzağaç, Lavinya adlı şiirini bestelemiştir. Duman grubu da Özdemir Asaf'ın şiirlerinden esinlenerek şarkılar yapmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 5.381 okur beğendi.
  • 22.778 okur okudu.
  • 567 okur okuyor.
  • 8.655 okur okuyacak.
  • 125 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları