Özdemir Asaf

Özdemir Asaf

YazarÇevirmen
8.8/10
9,3bin Kişi
·
36,8bin
Okunma
·
7,3bin
Beğeni
·
117,7bin
Gösterim
Adı:
Özdemir Asaf
Tam adı:
Halit Özdemir Arun
Unvan:
Türk Şair
Doğum:
Ankara, Türkiye, 11 Haziran 1923
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 28 Ocak 1981
Gerçek adı Halit Özdemir Arun'dur. 11 Haziran 1923 tarihinde Ankara'da doğdu. Şura-ı Devlet'in kurucularından Mehmet Asaf'ın oğludur. 1930 yılında babasını kaybetti. Yine o yıl Galatasaray Lisesi'ne kayıt oldu. Yıl 1941 olduğunda lise son sınıfta sınav ile Kabataş Erkek Lisesine geçiş yaptı ve bir yıl sonra mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne giriş yaptı, daha sonra İktisaf Fakültesi ve Gazetecilik Enstitüsü deneyimleri oldu ancak 1947 yılında eğitimini yarıda bıraktı. Kısa bir süre sigortacılık yaptı. Tanin ve Zaman adlı gazetelerde çevirmen olarak çalıştı. Servet-i Fünun isimli ilk yazısı Uyanış dergisinde yayımlandı. 1951 yılına gelindiğinde matbaacılığa atıldı ve kendi şiir kitaplarını da basacağı Sanat Basımevi'ni kurdu. 4 yıl sonra 1955?te Yuvarlak Masa Yayınları'nı kurdu ve kendi kitaplarını bu isim altında yayımladı. 28 Ocak 1981?de gözlerini yumdu. İlk eşi Sebahat Selma Tezakın'dan bir kızı, ikinci eşi Yıldız Moran'dan üç oğlu vardır.

Şiirleri genel olarak dörtlük ve ikiliklerden oluşur. Yoğun ve kısa bir söyleyiş özelliği vardır. Düşünce ile duygu yoğunluğuyla beraber, taşlama ve alay şiirine egemen olan etmenlerdir. En çok kullandığı ayrılık, sevgi ve ölüm temaları son dönemde şiirlerinde yerini kaçış ve umutsuzluğun tedirginliğine dönüşmüştür. Onun inandığı şiirde bir anlam ve görüşün yansatılmasının gerekliliğidir. Geleneksel Türk şiiri ve batı şiirinin harmanlamasıyla son derece zengin bir sanat değeri oluşturmuştur. Günümüzde bazı rock müzisyenleri tarafından şiirleri bestelenmiştir. Feridun Düzağaç, Lavinya adlı şiirini bestelemiştir. Duman grubu da Özdemir Asaf'ın şiirlerinden esinlenerek şarkılar yapmıştır.
YAŞ 5 Anne ve babamın birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu öğrendim.

YAŞ 7 Meşrubat içerken gülersem içtiğimin burnumdan geleceğini öğrendim.

YAŞ 12 Bir şeyin değerini anlamanın en iyi yolunun bir süre ondan yoksun kalmak olduğunu öğrendim.

YAŞ 13 Annemle babamın el ele tutuşmalarının ve öpüşmelerinin beni daima mutlu ettiğini öğrendim.

YAŞ 15 Bazen hayvanların kalbimi insanlardan daha fazla ısıttığını öğrendim.

YAŞ 18 İlk gençlik yıllarımın keder, şaşkınlık, ıstırap ve aşktan ibaret olduğunu öğrendim.

YAŞ 24 Aşkın kalbimi kırabileceğini ama buna değer olduğunu öğrendim.

YAŞ 33 Bir arkadaşı kaybetmenin en kestirme yolunun ona ödünç para vermek olduğunu öğrendim.

YAŞ 36 Önemli olanın başkalarının benim için ne düşündükleri değil benim kendi hakkımda ne düşündüğüm olduğunu öğrendim.

YAŞ 38 Eşimin beni hala sevdiğini, tabakta iki elma kaldığında küçüğünü almasından anlayabileceğimi öğrendim.

YAŞ 41 Bir insanın kendine olan güveninin, başarısını büyük oranda belirlediğini öğrendim.

YAŞ 44 Annemin beni görmekten her seferinde sonsuz mutluluk duyduğunu öğrendim..

YAŞ 46 Yalnızca minik bir kart göndererek bile birinin gönlünü aydınlatabileceğimi öğrendim.

YAŞ 49 Herhangi bir işi yaptığımdan daha iyi yapmaya çalıştığımda, o işin yaratıcılığa dönüştüğünü öğrendim.

YAŞ 50 Sevgi, evde üretilmemişse, başka yerde öğrenmenin çok güç olabileceğini öğrendim.

YAŞ 53 İnsanların bana, izin verdiğim biçimde davrandıklarını öğrendim.

YAŞ 55 Küçük kararları aklımla, büyük kararları ise kalbimle almam gerektiğini öğrendim.

YAŞ 64 Mutluluğun parfüm gibi olduğunu, kendime bulaştırmadan başkalarına veremeyeceğimi öğrendim.

YAŞ 70 İyi kalpli ve sevecen olmanın, mükemmel olmaktan daha iyi olduğunu öğrendim.

YAŞ 82 Sancılar içinde kıvransam bile başkalarına baş ağrısı olmamam gerektiğini öğrendim.

YAŞ 90 Kiminle evleneceğin kararının hayatta verilen en önemli karar olduğunu öğrendim.

YAŞ 95 Öğrenmem gereken daha pek çok şeyler olduğunu öğrendim.
LAVİNİA
Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim.
Ama gitme Lavinia.
Adını gizleyeceğim,
Sen de bilme Lavinia
112 syf.
Okumuş olduğum şiir kitaplarından en iyiler arasından diyebilirim. Her anlamda her konuya değinerek yazılmış derleme şiir kitabını okudukça kelimelerdeki derin anlamları hissederek okuduğunuzu görüyorsunuz. Az ve öz yazmanın ne demek olduğunu mükemmel bir şekilde anlatmış. Özdemir Asaf anlaşılır ve sade bir dil kullanarak okuyucuyu sıkmak istememiş bence. En basit sözunde bile bir anlam derinliği keşfetmek ve bunu görmek çok mümkün. Kelimelerin her biri sanki büyülü bir iksir gibi düşüncemize işliyor. Seni, beni, onu, bizi, sizi herkesi anlatmış yazmış şiirlerinde. Tavsiye ederim. Iyi okumalar.
112 syf.
·Puan vermedi
"Ben şiir beğenirim. Şairlerle ayrıca bir ilişkim varsa, bu onların insanlıklarıyla ilgilidir.''

Şairimizin insanlığı ile ilgili kısa bir yaşanmış hikaye

Bir gün Özdemir Asaf matbaadan çıkıp Karaköy’e gitmek için bindiği taksinin şoförü sorar:
“Neğeye biğadeğ?” der şoför. Meğer şoför de Özdemir Asaf gibi R’leri okuyamazmış. Utancından “Kağaköy” diyemez, “Eminönü” der. Eminönü’nden iner. Oradan Karaköy’e kadar yürür.

"Her insanın bir öyküsü vardır ama her insanın bir şiiri yoktur."

Asıl adı Halit Özdemir Arun olan şairimiz Özdemir Asaf'ın kendine özgü bir şiir tarzı vardır. Çoğunluğu kısa ve anlamı basit gibi gözüküyor olsa da insanı düşündürmeye sevk ediyor. Derin manalar içeren dizelerle bazen kelime oyunu oynamış bize. Anlık olarak ne hissediyorsa onları hemencecik şiire dönüştürmüş gibi. Ne istediğini anlatmak için öyle uzun uzun şiirler yazmaya gerek olmadığını, verilecek mesajın iki dizeyle anlatılabileceğini kanıtlamış.

Bkz: "Çekil ordan ayı göremiyorum."

Yalın bir dille yazdığı şiirleri, şiir seven, sevmeyen herkesin rahatlıkla anlayabileceği şekildedir. Çünkü sözcüklerinde benzetme yoktur. Her şey gerçek anlamıyla sunulmuştur. Kelime oyunları kullandığı şiirlerinde bile gerçek anlamlara yer vermesi onun farklılığını ortaya koyuyor.

Ezberimde olan bir şiiri

Dün sabaha karşı kendimle konuştum.
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum.
Yokuşun başında bir düşman vardı.
Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum.
71 syf.
Özdemir Asaf, kendie özgü anlatımıyla farklı konularda ince mesajlar vererek ele almış olduğu şiirlerinde bazen eleştiri bazen tanım bazen de aşk ve kadın erkek ilişkisi üzerinde durmuş şiirleri kısa ve anlamları devasa düşündürücü olmuş. Farklı toplumsal konuları farklı bir tarzla dile getiren şair farklı şiirleri tek kitapta toplayıp okuyucuya sunması güzel olmuş. Okurken duygularını harekete geçiriyor. Bu yüzden nereye gidersen git dünyanı da götürürsün diyor. Akıcı ve kısa şiirler olması kendini okutturan bir kitap olmuş. Şiir severlere tavsiye edebilirim. :)
80 syf.
·Puan vermedi
Herkesleşmeyen birisi,varmıdır bilinmez..
Fakat bizler herkesleşen birisi olurken..
Herkesleşmeyen birilerininden şiir yazmasını bekliyoruz...

O yüzden herkesin bir hikayesi vardır, fakat herkesin bir şiiri yoktur.
*
Özdemir Asaf'dan okudugum ilk şiir kitabı.
Hikayesi'de şiir kadar güzel olan bir kitap.
Herkesin aşık oldugu güzel bir kadın..
Herkesin uğrunda çırpındığı bir güzellik..
Bir hüzün var, hüznün adı ise Lavinia..
Okumanızı tavsiye ederim.
*
Bir zamanlar senin çirkinliklerin de güzeldi.
Şimdi güzelliklerin bile çirkin.''

Hayattaki güzelliklerin sizi bulması temennisiyle...
Keyifli okumalar dilerim
80 syf.
Şimdi herkes salgın felaketini konuşuyor. Ne var ki insanı asıl üzen şey, yaşama sevincine gölge düşmesi.
Belirsiz bir umuda güvenerek yaşamaya çalıştığımız bu günlerde, Özdemir Asaf bir anda girdi, hayatıma.
Oğlum, bugün teslim aldığı koliyi açar açmaz " Anne al, bu kitap sana! " dediğinde, önce şaşırdım. Çünkü hayatımda bu zamana kadar bir tane şiir kitabı okumuştum, o da Cahit Sıtkı Tarancı'nın " Otuz Beş Yaş " isimli şiir kitabı. Enteresan bir tesadüf ki o kitabı da kızım almıştı.
Sonra alıp, başladım okumaya. Her sayfada sadece bir dörtlük. Hâl böyle olunca da göz açıp kapayıncaya kadar kitap bitti. Her ne kadar okuma hayatımda nazım dan çok nesire yer vermiş olsam da şiirsel anlatımı seviyorum. Duygulandıran, tebessüm ettiren
şiirler olmasa, bu taşkın özsuyun vahşi atılışı neye yarardı?...

Sevgiliye duyulan özlem ve hasret...
Canlanır, şairin dizelerinde.
Artarak, çoğalır duygular...
Şiir de hayat bulur.
Hani çoşkunluğun bile kendine özgün bir ilerleyişi var, tıpkı öyle!...
Dizeler arasında benliğimi kaybettim.

Sahi!... Neden bu kadar haz aldım?
Ruhum, neden bu kadar derinden etkilendi?
Yüreğimde oluşan bu buruk hissin anlamı ne?
Hâlbuki bilmediğim hissetmediğim hisler değildi ki, okuduğum şiirler.

Şairin şiirsel imgelemin de, açık yaraların acı duyarlılığına tanık oldum. Ve aşk!...
Mısralarda ki gibi, insanın aklını alan bir şey...
Bu şiirleri böylesine okunmaya değerli kılan niteliklerin en önemlisidir, belki de!...
Belkiler ile dolu bir hayattı, bu belki de!...

Şairin geçerken arkasında bıraktığı ayak izlerine ve anılarına tanık olmanız dileğiyle!...
120 syf.
"Her insanın bir öyküsü vardır ama her insanın bir şiiri yoktur"

Düşünüyorum da bir zamanlar ;
Susmak zorunda kalıyor olmak ne zordu.

"Ön yargılardan uzak
Eğilip içimize baksak."


Herkese , beklenen her yere aynı anda yetişmekten vazgeçiyor insan. Bir kere konuşan, ifade eden oldun mu, sanki hep bunu yapman gerekiyormuş gibi oluyor aslında böyle bir zorunluluğumuz yok.
Keşke herkes hiçbir durumu olmak zorunda olmasa, duygularına, isteklerine göre seslense anlaşılır olsa. Her zaman birilerine gerçek duygularımla bir şeyler anlatmaya çalıştım. Evet anlattım hakikatten ama baktım ki geçmişe tek yaptığım doğrusu olmayan insanlara anlatmak çabası. Sanırım ben hep bunu yaptım. Yanlış insanlara, yanlış yerlerde, yanlış zamanda doğru şeyler anlatarak anlaşılırım sandım. Yanıldım..
Sonra sustum, susmak zorunda kaldım.
Sonuç mu; içime atan, ne istediğimi bilmeyen, en son beni ne mutlu ettiğini bile hatırlamayan, olaylara karşı tepkisini kaybetmiş, sabah işe giden akşam aynı yolu kullanarak evine gelen ve haftalar geçsin, aylar bitsin diye kendini hayatın akışına bırakan o amaçsız insanlardan oldum.
Neydim ben sahiden?
Nasıl bir hayat istiyordum, bu muydu gerçekten?
Bazen ipi kopmuş bir uçurtma oluyordum bazen de kulelere imrenen bir çukur ..İyi değildim vesselam...
Korkuyordum hem de çok ve bu korkularımı anlatabileceğim hiç kimsem yoktu.
Bir kere daha hatta defalarca soruyordum kendime kimlerin yarası, kimin yarısı idim?. Bulamıyordum, susuyordum..
Bir insan bu kadar yalnız kalabilmeyi nasıl başarır?
Duygularımı saklaya saklaya kendimi tanıyamaz hale gelmiştim.
Zaman geçtikçe her şey yabancılaşmıştı. Ailem, dostlarım , adımladığım sokaklar, hatta kendim bile.
Olgunlaşmak mı , büyümek mi bu, öyleyse yerimde saymayı tercih ederdim.
Çocukken büyümek benim için, her şeyi yapma özgürlüğüydü ve bunu kullanıp kullanmama lüksü .
Büyüdükçe bir halt olmuyormuş.
İnsan büyüdükçe kafası daha çok karışıyor, yaş ilerledikçe daha çok uzaklaşıyor herkesten ve istemeden de olsa dışlanıp, kendi kabuklarında yaşlanıyormuş.
Haa bir de buna tükenmişlik sendromu , asrın hastalığı diyorlar..
Ne derseniz deyin inanın ki bir zamanlar, ben çok mutsuzdum .
Gün geçtikçe susuyor, sessizliğime sığınıyor ve medet umuyordum .
Nereye gidecek bu döngü bilmezken ama hayat diyorlar işte buna; süresini ve soru sayısını bilmediğim sınava...öl de öleyim hayat demiyorum artık .

“Ben seni seviyorum,
Gizlice.”

Aldığım bir nefes minicik bir nefes "ol" diyor ve yaşıyorum.
Sil baştan yeniden yazılan öykümü, öykümüzü.

Güvenebileceğim ve sevdiğim insanlar artıyor .

"Yüzüme susanlardan konuşmayı öğrendim."

Kendi sesimi duyurabilmek, doğru zamanda doğru insanlara doğru şeyler anlatmış olmanın huzurunu yaşıyorum.

Herkese, öyküsünü çekinmeden sorgulayacağı, sonrasında yeniden yeniden heyecanıyla, bolca sağlıklı huzurlu bir ömür ve keyifli okumalar diliyorum.

https://youtu.be/T8xl0XtzmnM
https://youtu.be/PXL-lLLCMvU
283 syf.
·Puan vermedi
Bazen anlamsız.
Bazen şekilsiz.

Önemli olan doğru parçaları doğru yere yerleştirmektir. Fakat ömrümüz doğru yerine yanlış parçaları yerleştirmekle geçiyor.

Velhasıl...

Her bir yaşam öyküsü, öbür yaşamların parçacıklarıyla tamamlanır.

*

Özdemir Asaf'dan okuduğum ikinci şiir kitabı.

Yalnızlık paylaşılmaz
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.

Kalabalıklar içinde yalnızlık yaşayan herkesin kendinden birşeyler bulabileceği, kelimelerle kitaplar dolusu sözlerin anlatıldığı bir Özdemir Asaf klasiği.

Okumanızı tavsiye ederim.

*

Bir şiir bir şarkıya değer.
Bir şiir bir türküye değer.
Bir şiir bir ağrıya değer,

Bu şiir kitabı ise okumaya değer.

Keyifli okumalar dilerim.
120 syf.
''Binlerce "belki" geçiyordu geceden''
Kaç gecedir uyuyamadım, kelimeyi nereden tutup sana uzatsam bilemedim. Şair ya da yazar değilim ki tam ifade edebileyim. Birer cümle kuruyorum yüklemi omuzlarımda ya yük olursa n’olacak onu da bilemiyorum.
Ben seni beni sev diye sevmedim;
Çocukluğum saklansın diye içinde, elim yüreğimde, sessiz dua dilimde mesafeler ise önemsiz taa uzaklarda olsan da içimdeki duruşunu sevdim.
Ben seni beni sev diye sevmedim ;
Suskun sessiz bekledim.Umurumda olmadı hiç prensiplerin frenlemelerin, üşüyorken sırılsıklam, ıskalanmışken duygularım, kaç zamandır seni beklemişim, İliklerim ısınır soğuklarda diye sevdim.
Ben seni beni sev diye sevmedim;
Ne kurgusu ne kağıdı ne platonikliği hazırlamamıştım bile kendimi, kabuğu gurbet bağlamış yarı aç yarı tok beklediğim gecelerde, beynimin açlığını doyururum seninle diye sevdim. Ben seni beni sev diye sevmedim;
Yazılmamış bir hikayede özne olmak daha da kötü değildir ya yalnız kalmaktan.
Dilim lal’di kalbimse dua fısıltılarında; bir rahmet esintisi gürler de ‘’ey kutsalım sensin ‘’dersin diye içime sinişini sevdim …
''Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al
Günün en güzel saatleri bunlar
Yanımda kal''
dizelerini fısıldardın ya gizlice işte ;
Sevdim, Sevilmedim ama Sen’lendim. .
https://www.youtube.com/watch?v=jRIJpC9roWc
''Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,
İncinirsin.''
İncinmeyen sevdalara, keyifli okumalar.
71 syf.
·Puan vermedi
Kime hediye ettiğine dikkat et.

Zaman harcamak,değer vermek
bir erdemdir.

Tabikide doğru kişilere, doğru zamanlarda.
Aksine / olursa...

'' Fazla fedakarlık
kişinin kendi kul hakkına girmesidir.''
sözünü yaşatmış oluruz.

*
Özdemir Asaf'dan okuduğum üçüncü kitap.

Adından'da anlaşılacağı üzere farklı zamanlarda yayımlanmış şiirlerinden enstantaneler sunan, şiir demeti olarak nitelendirmek istediğim bir kitap.

Az kelimeyle çok hissiyat.
Az kelimeyle çok mana.
Az kelimeyle çok duygu.

Okura başarılı bir şekilde aktarım yapan nadir şairlerden birisi Asaf. Kalemini gayet başarılı bulmakla beraber, beğeniyorum. Tavsiye ederim.

*

Şiirlerle kalınız.

Keyifli okumalar dilerim
318 syf.
·Puan vermedi
Benim sevdiğim beni sevmez,
beni seveni ben sevmem"

Herkesin başına gelebilecek bir paradoks :)

İsmail YK şarkıları dinleyip,
üzerine uzun uzadıya düşünülebilir. :)

Veya platonik bir saplantı deyip,
üzerine düşünme gereksinimi duyulmayabilinir.

Ama şöyle bir gerçek var.

Sulu sevgi de her ıslatan şey gibi ıslatır.
Sonra kurur gider.
Geride bir iz kalır: lekesi.

Şairin'de dediği gibi :

Sevilenin yanlışları görülmez
Sevilmeyenin görüntüsü yanlıştır.

Görüntü kirliliği yapmayacağınız birileri olmalı.

*

Özdemir Asaf'dan okuduğum dördüncü kitap.

Öncelikle bu bir şiir kitabı değil.
Yazarın etika türü özdeyişlerinin yer aldığı bir eser.

Hemen her konudan ilgimizi çekebilecek, kendimizden birşeyler bulabileceğimiz güzel pasajların olduğu, yazarın sadece şair olmadığının en güzel delillerinden bir örnek.

Gayet açık ve akıcı.
Okumanızı tavsiye ederim.

*

Hoş kalın.
Hoşçakalın.
Kitaplarla kalın.

Keyifli Okumalar Dilerim

Yazarın biyografisi

Adı:
Özdemir Asaf
Tam adı:
Halit Özdemir Arun
Unvan:
Türk Şair
Doğum:
Ankara, Türkiye, 11 Haziran 1923
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 28 Ocak 1981
Gerçek adı Halit Özdemir Arun'dur. 11 Haziran 1923 tarihinde Ankara'da doğdu. Şura-ı Devlet'in kurucularından Mehmet Asaf'ın oğludur. 1930 yılında babasını kaybetti. Yine o yıl Galatasaray Lisesi'ne kayıt oldu. Yıl 1941 olduğunda lise son sınıfta sınav ile Kabataş Erkek Lisesine geçiş yaptı ve bir yıl sonra mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne giriş yaptı, daha sonra İktisaf Fakültesi ve Gazetecilik Enstitüsü deneyimleri oldu ancak 1947 yılında eğitimini yarıda bıraktı. Kısa bir süre sigortacılık yaptı. Tanin ve Zaman adlı gazetelerde çevirmen olarak çalıştı. Servet-i Fünun isimli ilk yazısı Uyanış dergisinde yayımlandı. 1951 yılına gelindiğinde matbaacılığa atıldı ve kendi şiir kitaplarını da basacağı Sanat Basımevi'ni kurdu. 4 yıl sonra 1955?te Yuvarlak Masa Yayınları'nı kurdu ve kendi kitaplarını bu isim altında yayımladı. 28 Ocak 1981?de gözlerini yumdu. İlk eşi Sebahat Selma Tezakın'dan bir kızı, ikinci eşi Yıldız Moran'dan üç oğlu vardır.

Şiirleri genel olarak dörtlük ve ikiliklerden oluşur. Yoğun ve kısa bir söyleyiş özelliği vardır. Düşünce ile duygu yoğunluğuyla beraber, taşlama ve alay şiirine egemen olan etmenlerdir. En çok kullandığı ayrılık, sevgi ve ölüm temaları son dönemde şiirlerinde yerini kaçış ve umutsuzluğun tedirginliğine dönüşmüştür. Onun inandığı şiirde bir anlam ve görüşün yansatılmasının gerekliliğidir. Geleneksel Türk şiiri ve batı şiirinin harmanlamasıyla son derece zengin bir sanat değeri oluşturmuştur. Günümüzde bazı rock müzisyenleri tarafından şiirleri bestelenmiştir. Feridun Düzağaç, Lavinya adlı şiirini bestelemiştir. Duman grubu da Özdemir Asaf'ın şiirlerinden esinlenerek şarkılar yapmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 7,3bin okur beğendi.
  • 36,8bin okur okudu.
  • 813 okur okuyor.
  • 12bin okur okuyacak.
  • 195 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları