Panait Istrati

Panait Istrati

Yazar
7.8/10
852 Kişi
·
2.649
Okunma
·
264
Beğeni
·
10076
Gösterim
Adı:
Panait Istrati
Unvan:
Romen Yazar
Doğum:
İbrail, Romanya, 10 Ağustos 1884
Ölüm:
Bükreş, Romanya, 18 Nisan 1935
Panait Istrati, (d. 1884 - ö. 1935) Romen yazar. Balkanların Maksim Gorki'si olarak anılır.

Romanya'nın bir liman kenti olan İbrail'de doğan yazar, gençliğini, aralarında İstanbul'un da olduğu pek çok Osmanlı kentinde geçirdi. Babası Yunandır.Mısır'ı, Lübnan'ı, Suriye'yi gezdi. Bu dönemde, bulduğu bir sözlük sayesinde Fransızca öğrendi. 1921 yılında, Fransa'nın Nice kentine giderken, yalnızlığı dolayısıyla ihtihar girişiminde bulundu. O sırada üzerinde Romain Rolland'a yazılmış fakat henüz göndermemiş olduğu bir mektup bulunuyordu.

İlk romanı Kira Kiralina (Yaşar Nabi Nayır tarafından Türkçeye çevrilmiştir) 1923 yılında Romain Rolland'ın yazdığı önsözüyle birlikte basılmıştır. Panait Istrati tüm eserlerini anadili olan Rumence değil, Fransızca olarak yazmıştır. Türkçeye de çevrilmiş önemli eserleri arasında, Arkadaş (Mihail), Akdeniz, Sokak Kızı (Nerantsula), Angel Dayı, Kodin, Baragan'ın Devedikenleri, Uşak ve Sünger Avcıları gelir.

Gençlik yıllarında devrimci hareketlerin etkisine kapılmış olan Istrati, 1929'da Komünist Partinin daveti üzerine Sovyetler Birliği'ni gezdikten sonra umutsuzluğa kapılmış ve politik mücadelenin dünyada bir şeyleri değiştirmek için yetersiz olduğu fikrini edinmiştir. Pek çok romanında da politikadan, politik mücadeleden çok insanı insan yapan değerler üzerinde durması bu yüzdendir. Panait Istrati romanlarının çoğunda yaptığı yolculukları anlatır. Fakat gezdiği ülkeler değil, tanıdığı insanlar ön plandadır. Istrati'nin eserlerinde gerçek bir insan sevgisi hissedilir. Bu karşılıksız ve koşulsuz sevginin hikâyesindeki kahramanların başına getirdiği belalar kadar, onlara yaptığı katkı da nesnel bir biçimde anlatılır.

Panait Istrati'nin şaheseri olarak Arkadaş (Mihail) adlı kitabı gösterilebilir. Bu kitapta, Panait Istrati'nin pek çok başka romanındaki başkahramanı da olan Adrian Zografi ile Mihail'in arkadaşlığı anlatılır. Bu arkadaşlık, ideal bir sevgi görüşünü simgelemek için kullanılmıştır. Istrati birçok başka eserinde de arkadaşlık temasını kullanmıştır. Hatta bu eserlerin çoğunda büyük, efsanevi aşklar bile arkadaşlıklar uğruna feda edilmişlerdir.
Çok kere, insanlar hakkında hüküm verirken yarı yarıya yanıldım, büsbütün yanıldığım hiç olmadı.
Panait Istrati
Sayfa 7 - Varlık Yayınları Çeviri Yaşar Nabi Nayır 94
Artık hayatı sevmiyor musun? Artık hiçbir şeyi seviyor musun?
– Sevsem de, sevmesem de, hepsi bir... Ve hepsi boş...
Panait Istrati
Sayfa 22 - ANGEL DAYI
223 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Bilinmeyene doğru uçuşan heyecan dolu bir yüreğin,ağzına kadar tıka basa hasretle, özlemle, çaresizlikle ve küçük bir parça umutla dolu başka bir yüreğe eşlik ederek çıktığı bir yolculukla başlıyor her şey.

Değişen düzenin çarkları arasında ezilen bir dizi bahtsız insanın hikayesi.
Neden mi bahtsız?
Insanların para kazanmak uğruna yok saydıkları hassasiyetler, hayata tutunabilmek için ruhlarından verdikleri tavizler, katlanmak zorunda oldukları kişiler, içi boşaltılmış dostluk ve arkadaşlık kavramları..derken " İNSAN RUHU ACINACAK ŞEY.." dedirten olaylar silsilesi birbiri ardına sayfalara düşüyor.

Hasılı oradan oraya savrulan insancıkların küçücük çığlıkları bunlar.

Asıl problem şurada; deli gibi istedikleri şeylere sahip mi oluyorlar, yoksa esir mi?
İşte bu noktada tercihler devreye giriyor. Bazıları için, hoş ve basit bir yaşam kollarını açmış beklerken, bazıları için şatafatlı uçurumlar göz kırpıyor.

Aykırı olan, topluma ve zamana boyun eğmek miydi, diyorsunuz.
Ya da tüm ahlak kurallarını müreffeh bir yaşam için feda etmek miydi?..

Haklarında hüküm vermeden önce bu kitaptaki herkesi tek tek dinleyip anlamak lazım diye düşünüyorum.

Kitap iki ana bölümden oluşuyor ; gündoğusu ve gün batısı. Ilk kısımda yönünü doğuya dönen kahramanımız, ikinci kısımda geri dönüşüyle yolculuğunu tamamlıyor.

Bu hikaye, birçok Akdeniz şehrinde dolaştırıyor bizi. Sıcak, bol güneşli ve kendine özgü atmosferiyle içimizi ısıtan, bir zamanlar Osmanlı sınırına dahil oldukları için herhangi bir yerinde bizim izlerimizi taşıyan şehirler bunlar. Dönemin,özellikle sosyal ve siyasi anlamda, izdüşümlerine oldukça hakim.

Yazarın da, romanın kahramanı Adriyen gibi, Romanya 'da, hatta Ibrail 'de doğduğunu okuduğumda her şey biraz daha yerine oturdu benim için. Baştan itibaren, neden bir anı kitabı okuyor gibi hissettiğimi, daha iyi anladım.

Musa'nın acısında, özleminde,
Güzel Sara 'nın bahtsızlığında, çaresizliğinde,
Ve Adriyen 'in zengin olma ve dünyayı tanıma düşünde, sıcacık bir hikaye sizleri bekliyor.




Keyifli okumalar..:)
111 syf.
Bir kitap tekrar okunmak istenir mi?
Bu kitap sahil esintisinde, bir vapur seyahatinde bir daha, bir daha okunmaya değer!

Hayatımda ingilizcesiyle Türkçe'siyle dört kere okuduğum "Yaşlı adam ve deniz"den ilk sefer bir kitap bana bu kadar sıcak geldi. Ne kadar sıcacık bir yazarmış Panait. Çevirmen Yaşar Nabi Nayır'ı unutmamak lazım. O ne enfes çeviridir öyle! Yağ gibi akıyor, bitmesin dedirtcek cinsten!

Panait'in kendi hayat hikayesi. Hüzünlü başlayan daha sonra traji-komik olan ama hüznü yüreğinizden çekmeyen eseri.

Kaptan Mavromati sana da Allah rahmet eylesin... Ölümüne Küçük Panait'i gibi benim de yüreğim sızladı.

Kitap başka adlarla da basımda; Hayaller ve yollar, Hayata giriş adlarıyla. Yanlış kitap aldık diye düşünmeyin ya da bulamıyorum çilesi çekmeyin:)

Yüreğinize dokunan kitaplara rastgelesiniz.
158 syf.
·9/10
"Çünkü o bir hiçle yetinen ebediyetten bir parçadır...."

Panait Istrati'nin adını ilk kez, Cüneyt Arkın'ın Radikal'de yayınlanan söyleşisinde duydum.Şöyle diyordu Cüneyt Arkın:"Eskişehir ortaokulunda hep pencere kenarında oturup uzak dağlara baktım. Eskişehir Lisesinde başka bir dünya bulmuştum. Kitaplar, kitaplar... Sait Faik, Orhan Veli, Panait Istrati. Ara sıra yazıyor, dergilere gönderiyor ve boyumdan büyük hayaller kuruyordum. " diyerek dikkatimi çekip okuyup başlamıştım. Anlamını yitirmişliğin, hiçliğin ortasında salınan bir kelime; arkadaş! Fedakarlığın, iyi niyetin, samimiyetin ortasında olması gerekirken, tüm çıkarların ve kaypaklığın kanına bulanmamış birkaç anlam; arkadaş kelimesi benim anlattıklarım günümüzde olanken kitaptaki olması gereken şekli. Ön yargılardan uzak, olduğu gibi kabul eden ve koşulsuz kabulün anlamını bulduğu bir şekli... Toplumun sınırlarına karşı bile dik durabilen bir dostluk ile birine bağlanmak...Hangi arkadaşımızı gerçekten tanıyoruz? Kaç arkadaşımızın geçmişini, yaşadıklarının ona olan etkisini, tam anlamıyla biliyoruz? Kayıpları, korkuları, sevinçleri neler? Onuruna, gururuna dokunmadan sevebiliyor muyuz? Bencilliklerimiz içinden sıyrılıp gerçek bir arkadaş olabiliyor muyuz? okuduktan sonra yukarıdaki sorular kafanızın içinde dönüp duracak ve hatta telefona sarılıp (gerçekten gerçekleri varsa ve ihmal etmişseniz) arkadaşlarınızı arayasınız gelecek ama en önemlisi şuna cevap bulmaya çalışın; " Hayatta hangisi olarak yaşıyorum? Adrien mi, Mihail mi? Ve buna değer mi?" :))
size çok şey katacağını düşündüğüm güzel kitap yolculuk esnasında okuyacağınız bir e-kitap olabilir diye düşünüyorum.keyifli okumalar dilerim ... #okudumbitti.

NOT: Cüneyt Arkın'ın ilgili söyleşisi aşağıdaki linkte bulabilirsiniz.
http://www.radikal.com.tr/...cuneyt_arkin-1211158
184 syf.
Bazı insanlar vardır, bulundukları ortama ayak uyduramaz, yabancı kalır bir çok şeylerine..
Onların amaçları ve araçları kendisine komik ve anlamsız gelir. Belki de, kendi gayesi, o toplumun gayesinden çok yüksek ve anlamlıdır bilemeyiz.
Ancak bir arayış içinde olduğu muhakkaktır. Zira hiç kimse boş yere boşluğa düşmez. Kendi içinde kurduğu dünyanın sakinleri ile dış dünyada muhattab olduğu kişilerin hiç bir alakası olmadığında insan, çaresiz bir şekilde kendini o boşlukta buluverir.
Ve o boşluk en ağır yüktür belki de.

Evet, Andrien de böyle biridir, çevresinde başıboş gezen bı aylak bilinen ve pek sevilmeyen biridir.
Bakmayın siz aylak aylak gezdiğine onun, bir dost arar da arar farkında olmadan.
Arkadaş demiyorum bakın, DOST diyorum; hataları düzelttiren/düzelten, sebepsiz yere değer veren, samimi seven, ben gittim bu sefer sıra onda demeyip vefanin somut adresi olan, ne kadar ayrı kalsa da tekrar bı buluşmada, yaptıkları son muhabbetin küllerinden alevler yükselten, yanındayken güvende hissettiren ve sevgisinden şüphe ettirmeyen kişidir.
Aynı dilden aynı soydan olan kişidir..
Aynı soydan diyorsam, aynı ırktan değil kastim.
Soydaş demek, aynı şeyleri sevmek demektir masumca..
Andrien'in farkında olmadan aradığı böyle biri var mıydı? Vardı. MİHAİL..

Mihail, pasmal, saçları bitli, belli olan düzene başkaldıran, son derece bilgi sahibi ve bunun yanında altı dil bilen ve ortamına aykırı olan biridir.
Bir fırında çalıyordur. Bir gün Fransız bir eseri okuduğu sırada Andrien'in göz izleri kalır üstünde. Ona hayranlıkla bakar durur ve sanırım ilk görüşte dostluk başlamıştır artık Andrien için. Başlar artık peşinden koşmaya MİHAİL'in kaçan kovalanircasina...
İlk başlarda Andrien'in samimiyetinden şüphe duysa da Mihail, sonrasında inanır o yüce muhabbete.


Hz Ali nin dediği gibi, "Gönül kendine benzeyen gönüle akar"
Bu cümlenin simgesel halidir Andrien ve MİHAİL'in dostluğu, alışılması, guvenilmesi için zaman istemez.
Zaten kendi oluşur o bağda ve ömürlüktür artık.

Yavaş yavaş ilerleyip bitmesin dediğim muhteşem bir yolculuktu benim için, bu kitabı okumak.
Sorular sordum kendime, örneğin;
Ben de bir Andrien olsam karşıma bir Mihail çıkar mı?
Yada bir Mihail olma yoluna girsem cesaret eder miyim buna?
Ahh Panait Istrati ! Nasıl bir dünyan var senin?
Eserinle sorunlara bogdun beni (:

Hadi hikaye ile pekissin diye bu dizeler de burda dursun:

"Dostluk zindanda belli olur.
Dost görünür düşmanların sofra başında.
Bolluk içinde sürerken safâsını
Sayma dost dostluktan dem vuranı.
Dost derim ona ki çekerken sıkıntıyı ben,
Gelir tutar elimden perişanken ben.
Dost kazanmak için şunu tavsiye eder:
Kazanmak için dostların gönlünü,
Sat gitsin babanın bağını.
Yoksa odunun dosta yemek pişirecek,
Yak ev eşyanı, işte ocak. "



"Biz haber etmeden haberimizi alırsın,
yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.

Gözümüzün dilinden anlar,
elimizin sırrını bilirsin.

Namuslu bir kitap gibi güler,
alnımızın terini silersin.

O gider, bu gider, şu gider,
dostluk, sen yanı başımızda kalırsın"


Keyifli okumalar
112 syf.
Ne diyordu Yıldız Tilbe:
"İki kadın bir adam
Aşk çekilir aradan.."

Panait de tam tersini yazmış;
"İki adam bir kadın
Aşk çekilmiyor aradan.." :)

Saka kız, Anitsuka, kitabın adıyla Nerrantsula (turunç ağaççığı) ben senin hikayeni çözemedim. Ne yapmaya çalıştığını da anlamadım. İki erkek çocuğunun bir kız çocuğuna aşkıyla başlayan bir öykü. Çocukken saf masum düşünürüz. Aşka falan çalışmaz kafalarımız. Ama büyüdükçe yürek denilen şeyin dilini çözmeye başlarız. Biliriz onun ritminden kimi istediğini, kim için çırpındığını. Ama bu kız beni çıldırttı!...
Spoiler olmasın içerikle ilgili açıklamalar yapamıyorum.

Panait'in akıcı hikayesi Nayır'ın güzel çevirisiyle iki saatte okudum. Daha erken bile bitirebilirsiniz.
Vay böyle kitap görmedim diyemem.
Bende etki bırakmadan biten, giden bir kitap oldu.
248 syf.
·90 günde·Beğendi·7/10
Şükür ki kitabı bitirdim. Dili ağır değildi tam aksine çok akıcı bir üslubu vardı fakat bu kitabın olay örgüsü karışıktı.Teknik bakımından kusurlu bir kitap olsa da okudum. Okumak isteyenlere pek tavsiye etmiyorum.
224 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Panait Istrati... Adını ilk duyduğumda Yunan sandım fakat Romanya doğumlu gezgin bir yazar. Olayların çoğunun Osmanlı'nın Akdeniz'e kıyısı olan yerlerinde (Suriye ve Lübnan) ve Mısır'da geçtiği bu romanı "yine oryantalist bakış açısıyla yazılmış, gerçekçilikten uzak bir roman olabilir" düşüncesiyle okudum, fakat yanılmışım.

Kitabın kahramanı Adriyen (aslında Panait Istrati) bizden birisi. Samuel ve Mihail de öyle. Romandaki diğer insanlar da bizden, çünkü gerçek! Evet bunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz romanı okurken. Peki kim bu Adriyen? İbrail/Romanya doğumlu, hayalleri olan ve boynuna zincir bağlanılmasını sevmeyen bir genç. Zincirden kastım, bağlanma sorunu var bu arkadaşımızın. Ama insanlarla alâkalı değil bu bağlanma sorunu, iş anlayışıyla alâkalı. Dünyayı tanımak istediği için "çakılı" işlerde tutunamayan bir arkadaşımız. Ama bazılarının dediği gibi bu romanı "aylaklığın kitabı" olarak göremiyorum. Adam her gittiği yerde çalışıyor, hem iş de seçmiyor (tabii çakılı kalacağı işleri yine seçmiyor Adriyen beyimiz). Bu nasıl aylak?

Romanda her olaya onun gözünden, onun hisleriyle bakıyoruz. Adriyen'in bu hayatta en önem verdiği şey, anladığım kadarıyla arkadaşlık. Başlangıçta tanıştığı Samuel gibi meczup bir babayı bile yarı yolda bırakmıyor mesela, hatta aile işlerinde bile ona yardımcı olmaya çalışıyor. Kitabın son bölümleri yürek burkan ve insana bazı değerleri sorgulatan cinsten, üzülebilirsiniz.
112 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Güzel, duygusal, kısa bir hikaye. Çocuk ve yetişkinlerin sıkılmadan bir çırpıda okuyabilecekleri ve dolayısıyla okuma sevgisini kazanabilecekleri yegane bir kitap. Tavsiyemdir.
160 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Dikkat spoiler içerebilir!
Bir arkadaş,dost ne kadar önemlidir? Bir anneyi,nişanlıyı,yurdunu,evini terk edecek kadar önemli midir? Ahh Adrien fedakar anneni bari terk etmeseydin! Ben de anneyim en çok bundan etkilendim :)
Yazarımız diyor ki "Bir sır içinde saklı kaldığı sürece ,senin kölendir.Ama onu başkasına söylediğin anda ,sen onun kölesi olursun."
158 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kitapta 3 farklı yazardan 3 farklı hikaye var.Franz Kafka 'dan Dönüşüm.
Chateaubriand 'dan Son İbni Sirac
Panait Istrati den Kodin. 3 de güzel hikaye ama benim dikkatimi ve begenimi çeken 3. Hikaye oldu.
Biraz John Steinback in Fareler ve İnsanları na benziyordu ama nedense hikaye beni çok etkiledi. Çok güzel ve akiciydi.
Yani şöyle bir şey diyebilirim. Ne olursa olsun Kodin'i kesinlikle okumalısınız !!
Dönüşüm zaten çok güzeldi.
İbni sirac ise biraz Romeo ve Juliet havasindaydi ama güzeldi. Sonunu merak edip hizlica okudum.
Diyeceklerim bu kadar :)
Herkese iyi okumalar dilerim :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Panait Istrati
Unvan:
Romen Yazar
Doğum:
İbrail, Romanya, 10 Ağustos 1884
Ölüm:
Bükreş, Romanya, 18 Nisan 1935
Panait Istrati, (d. 1884 - ö. 1935) Romen yazar. Balkanların Maksim Gorki'si olarak anılır.

Romanya'nın bir liman kenti olan İbrail'de doğan yazar, gençliğini, aralarında İstanbul'un da olduğu pek çok Osmanlı kentinde geçirdi. Babası Yunandır.Mısır'ı, Lübnan'ı, Suriye'yi gezdi. Bu dönemde, bulduğu bir sözlük sayesinde Fransızca öğrendi. 1921 yılında, Fransa'nın Nice kentine giderken, yalnızlığı dolayısıyla ihtihar girişiminde bulundu. O sırada üzerinde Romain Rolland'a yazılmış fakat henüz göndermemiş olduğu bir mektup bulunuyordu.

İlk romanı Kira Kiralina (Yaşar Nabi Nayır tarafından Türkçeye çevrilmiştir) 1923 yılında Romain Rolland'ın yazdığı önsözüyle birlikte basılmıştır. Panait Istrati tüm eserlerini anadili olan Rumence değil, Fransızca olarak yazmıştır. Türkçeye de çevrilmiş önemli eserleri arasında, Arkadaş (Mihail), Akdeniz, Sokak Kızı (Nerantsula), Angel Dayı, Kodin, Baragan'ın Devedikenleri, Uşak ve Sünger Avcıları gelir.

Gençlik yıllarında devrimci hareketlerin etkisine kapılmış olan Istrati, 1929'da Komünist Partinin daveti üzerine Sovyetler Birliği'ni gezdikten sonra umutsuzluğa kapılmış ve politik mücadelenin dünyada bir şeyleri değiştirmek için yetersiz olduğu fikrini edinmiştir. Pek çok romanında da politikadan, politik mücadeleden çok insanı insan yapan değerler üzerinde durması bu yüzdendir. Panait Istrati romanlarının çoğunda yaptığı yolculukları anlatır. Fakat gezdiği ülkeler değil, tanıdığı insanlar ön plandadır. Istrati'nin eserlerinde gerçek bir insan sevgisi hissedilir. Bu karşılıksız ve koşulsuz sevginin hikâyesindeki kahramanların başına getirdiği belalar kadar, onlara yaptığı katkı da nesnel bir biçimde anlatılır.

Panait Istrati'nin şaheseri olarak Arkadaş (Mihail) adlı kitabı gösterilebilir. Bu kitapta, Panait Istrati'nin pek çok başka romanındaki başkahramanı da olan Adrian Zografi ile Mihail'in arkadaşlığı anlatılır. Bu arkadaşlık, ideal bir sevgi görüşünü simgelemek için kullanılmıştır. Istrati birçok başka eserinde de arkadaşlık temasını kullanmıştır. Hatta bu eserlerin çoğunda büyük, efsanevi aşklar bile arkadaşlıklar uğruna feda edilmişlerdir.

Yazar istatistikleri

  • 264 okur beğendi.
  • 2.649 okur okudu.
  • 55 okur okuyor.
  • 1.210 okur okuyacak.
  • 27 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları