Pascal Mercier

Pascal Mercier

8.0/10
71 Kişi
·
161
Okunma
·
6
Beğeni
·
1.843
Gösterim
Adı:
Pascal Mercier
Unvan:
İsviçreli Yazar ve Filozof
Doğum:
Bern, İsviçre, 23 Haziran 1944
Pascal Mercier 1944 yılında Bern'de doğdu.Berlin'de yaşamaktadır.Lizbon'a Gece Treni yazarın üçüncü romanıdır.Asıl adını yazarlıkta kullanmayan ( asıl adı Peter Bieri) ve felsefe eğitimi görmüş olan Mercier'nin son romanı Lea 2007'de yayımlanmıştır.
Böylece ölüm korkusunu, olmayı istediğimiz kişi olamamak korkusu olarak tanımlayabiliriz.
Pascal Mercier
Sayfa 194 - Kırmızı kedi
Mümkün değil sınırsız dürüstlük. Gücümüzü aşar. Susmak zorunda kalmaktan doğan yalnızlık; böyle bir şey de var.
Tünelleri seviyorum. Umudun sembolleridir onlar: Bir an gelir yeniden aydınlık olur eğer o sırada gece değilse.
Öldürmedi süründürdü...
Daha sonra düzenlenmek üzere buraya şu an kitabı bitirdiğim anki duygularımla bir not düşmek istiyorum ; süründüm...Kitap bitene kadar en çok hissettiğim şey buydu...Herkes bu kadar beğenirken beni bunca daraltan şeyi çözemedim, hatta neden bu kadar popüler olduğunu ve özellikle bizim ülkemizde bu kadar rağbet gördüğünü anlamadım...Hikayesi farklı olsa da anlatılanlar düşünce dünyasındaki "aslında buydu istediğim ama yaşadıklarım bunlar" ifadeleri çok tanıdıktı, bir çok cümleye şapka çıkarsam da daha önce hiç duymadığım okumadığım şeyler de değillerdi. Sürekli düşünce dünyasında süzülmeler , yabancı kelimeler -ki bazıları çevrilmemişti- , zamandaki geçişlerdeki kopukluk, insanlar insanlar ve yine insanlar okurken bol karışıklığa sebep oldu.Yazıların puntolarının küçüklüğü , seçilen yazı tipi okuma açısından hiç keyif vermedi, özellikle Prado' nun notlarının olduğu bölümler-ki kitabın en değerli yerleriydi- çoğu zaman telefondan okudum o yüzden. İçeriğinden bahsetmek istemiyorum çünkü beğendiğim ya da etkilendiğim bir kitap olmadı, üstelik okuma aşkımı da biraz törpüledi diyebilirim :( Eğer düzenleme yaparsam içeriğinden de bahsederim sonra.
Çok uzatmadan aksiyon seviyorsanız okumayın derim ama psikolojiye ilginiz var iç dünyaya yolculukları , tahlilleri seviyorsanız okuyun.
Hal geldi başıma.

Bitirmek bir yana, yüzde otuzuna zor geldim kitabın. Akmıyor kitap azizim. Uzun uzun betimlemeler, tasvirler bıkkınlık verdi yemin ederim. Üstelik adamın bütün hayatını bir kenara bırakıp yollara düşmesine de, esrarengiz Portekizli yazardan bu kadar etkilenmesine de ikna olamadım. Yarısında kitap bırakmaktan nefret etmesem şimdiye kadar çoktan bırakmıştım. Neyse umarım ilerleyen sayfalarda içine girebilirim diyerek cebellesmeye devam.

Benden yarına kadar haber almazsanız polise başvurun.
İncelemelerde belirtildiği gibi akıcı bir kitap değil. Hiç değilse kitabın ortalarına kadar merak duygusu uyandırmıyor. Ama kitabın sonunu görenler eminim bahsi geçen doktorun yazıları için devam etmiştir.
Daha önceden tanımamış olduğum asi, çok zeki, insanları etrafına dahil eden bir adamın hayatını inceledik. Ben de hikayede bu doktoru merak eden adamla her gün yeni bir ayrıntı öğrenerek mutlu oldum. Sadece sonu konusunda mutsuzum. Havada kalan hikayeleri pek sevmiyorum.
Felsefi açıdan bugüne kadar pek konuşulmamış şeylerden bahsediyor doktor yazılarında. Daha değişken, sorgulaması pek kolay olmayan, benim gibi birinin işin içinden pek çıkamayacağı düşüncelerini paylaşıyor.
Şahsen merak edenler varsa okumalarını tavsiye ediyorum. İlk işim filmini de izlemek olacak.
Keyifli okumalar..
Lizbon, gece, tren kelimelerini bir arada görünce anlamıştım kitabin üzerine. Sade kelimelerle ve trende okumak kismet de oldu şükür. Konusunu burada bahsetmeyecegim, ancak yolculuklarda en cok karşımıza çıkan ne varsa yazar kitap boyunca onumuze çıkarıyor. Özellikle "Sözlerin Kuyumcusu" adli kitap içinde kitap düşüncesi cok harika olmus. Bir kelimenin pesinden gidip açmadığı kapi kalmiyor karakterimizin. Sevecen bir okursaniz,Karakterler sizi sever. Inanirsiniz...

Buna benzer bir eylemi Hasan Ali Toptas'in babasına bulma/tanışma düşünceme, ancak rahmetli olduğunu öğrenmekle kitaba olan bağlılığım bir kat daha artmisti.

Kırmızı Kedi Yayinlarinin usta çevirmeni Ilknur Özdemir cevirisiyle...keyifle okuyun.
Çok düşündüren bir kitaptı. Bazı yerleri anlamadığım oldu. Ama güzeldi yavaş ilerlemesine rağmen okuduğum için pişman değilim.
Kısaca konusundan bahsedersek antik diller öğretmeni Raimund Gregorius portekizce bir kelimenin büyüsüne kapılarak ansızın sınıfı terk eder. Bulduğu bir kitabın yazarının peşinden Lizbon'a gider. Yazarın hayatındaki sırları keşfederken yavaş yavaş kendinin bile bilmediği yönünü keşfeder.
Eğer fazla düşündürücü kitapları sevmiyorsanız okumayın. Yok ben okurum diyorsanız tavsiyemdir. :)
Oldukca guzel bir anlatim .Surukleyiciydi filmini de izledim ama tabiki kitap daha derin anlatiyor. Hep nereye varacak diye merak ediyorsunuz. Iliskiler,hayata felsefi bakis acisi ile profosör bizi kendine bagliyor bir sekilde.
Altı çizilecek cümlelerden oluşan bir kitap desem abartmış olmam sanırım. Kolay okunur diyemem, derin konulara değinmiş Bay Mercier. Hele benim yaptığım gibi 10 günde okunursa geriye dönüşler çoğalır haliyle. Ama her şeye rağmen okunması gerekir diye düşünmekteyim. Tavsiye ederim. =)
Kitabın pek akıcı olduğunu söyleyemem. Ama konu olarak ilginçti. Bir ögretmen bir gün intihar etmek üzere olan bir kadını durduruyor ve kadının paltosu elinde kalıyor. Paltosunda bulduğu kitabın peşine düşüp her şeyini geride bırakarak kitabın yazıldığı, yazarının yaşamış olduğu Lizbon'a gidiyor. Kitapta bahsedilen doktorun kitabından alıntılar fazla olduğu için bazen kurgu kopuyor. Aynı zamanda bu alıntılar insanı sürekli düşünmeye sevk ediyor.
Kitabı okuduktan sonra filmini izledim. Her şey daha iyi oturuyor filmle. Kitaplardan uyarlanan güzel fimlerden bir tanesiydi bence.
Konusu ilgi çekici olduğu için kitabı okuyabilirsiniz ama özellikle filmini de izleyin.
Keyifli okumalar...
Doktorun kitabından aktarılan kısımlar hariç, ilgimi çekmeyi başaran bir kitap olduğunu söyleyebilirim. İtiraf etmeliyim ki kitabı okuduktan sonra hem Portekizce öğrenme hem de bir trene binip uzun bir yolculuk yapma isteği oluştu içimde. Bunda, askerde olmamın ve uzun zamandır kısmen de olsa sahip olabildiğim özgürlüğüme hasretimin de etkisi yok değil :) Kitaba geri dönersem, okurun ilgisini çekmeyi başaran bir kurguya sahip. Ayrıca, hikayedeki karakterlerin analizini başarıyla sunmuş yazar. Adı geçen isimleri benimsemeniz hiç de zor değil. Eğer doktorun kitabı beni daha çok etkileyebilseydi 10/10 verirdim. Bu koşullarda puanım 8.5'tan 9 :)
Ben bu kitabı yarıda bıkaktım. Güzeldi ama bayık bi havası da vardı hani istekle okumaya başlamadım hiçbir akşam. Ama alcaksanız alın belki seversiniz. Belki de sevmezsiniz. Her insanın düşüncesi, yapısı farklı zaar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Pascal Mercier
Unvan:
İsviçreli Yazar ve Filozof
Doğum:
Bern, İsviçre, 23 Haziran 1944
Pascal Mercier 1944 yılında Bern'de doğdu.Berlin'de yaşamaktadır.Lizbon'a Gece Treni yazarın üçüncü romanıdır.Asıl adını yazarlıkta kullanmayan ( asıl adı Peter Bieri) ve felsefe eğitimi görmüş olan Mercier'nin son romanı Lea 2007'de yayımlanmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 161 okur okudu.
  • 12 okur okuyor.
  • 115 okur okuyacak.
  • 17 okur yarım bıraktı.