1000Kitap Logosu
Paul Auster
Paul Auster
Paul Auster

Paul Auster

Yazar
Derleyen
BEĞEN
TAKİP ET
7.6
3.012 Kişi
9,8bin
Okunma
901
Beğeni
20,3bin
Gösterim
Unvan
Amerikalı Yazar, Şair ve Senarist
Doğum
Newark, New Jersey, ABD, 3 Şubat 1947
Yaşamı
Paul Auster (3 Şubat 1947, Newark, New Jersey) ABD'li roman yazarı, şair ve senarist. Paul Auster, 1947 yılında ABD'nin New Jersey kentinde doğdu. Columbia Üniversitesi'nde İngiliz, Fransız ve İtalyan edebiyatı üzerine eğitim alan, 1971-1974 yılları arasında Fransa'da yaşayan ve geleneksel kitap konularının dışına yüksek bir başarıyla çıkıp, yaratıcılığın sınırlarını genişletebilmiş olan Auster'in başlıca yapıtları arasında New York Üçlemesi, Yalnızlığın Keşfi, Yanılsamalar Kitabı, Kırmızı Defter, Leviathan, Kehanet Gecesi, Duman, Görünmeyen, Yükseklik Korkusu, Yazı Odasında Yolculuklar, Karanlıktaki Adam bulunuyor. Auster'in yazarlığa ilk başladığı yıllardaki sıkıntılı günlerinde Paul Benjamin imzasıyla yayınladığı bir de polisiye romanı vardır. Bu roman yazarın otobiyografik romanı 'Cebi Delik' in eki olarak yayınlanmıştır. Can Yayınları tarafından Seçkin Selvi' nin çevirisiyle 'Köşeye Kıstırmak' adı ile 2000 yılında Türkçeye kazandırılmıştır. 2006 yılında İspanya'nın saygın ödüllerinden olan Asturias Ödülü'nü edebiyat dalında Paul Auster kazandı. 26'ncısı düzenlenen “Asturias Prensi” ödüllerinde, aralarında Orhan Pamuk 'un da yer aldığı 18 ülkeden 26 yazar edebiyat dalında aday gösterilmişti. Yazarın Duman (Smoke) ve Surat Mosmor (Blue in the Face) isimli senaryoları ünlü yönetmen Wayne Wang tarafından filme çekilmiştir. Daha sonra Lulu On The Bridge ( Lulu Köprüde) İsimli kitabını da kendisi filme çekmiş, hem senarist hem de yönetmen olarak yapıtın tüm aşamalarında bulunmuştur. Film hakkında yaptığı bir söyleşide kendi yazma biçimi üzerine konuşurken Peter Brook'un bir röportajından alıntı yaparak işlerinde mitlerin uzaklığıyla gündelik yaşamın sadeliğini kaynaştırmaya çalıştığını söylemiştir. Ödülleri 2006 - 26. Asturias Ödülü - Edebiyat

İncelemeler

AkilliBidik
New York Üçlemesi'ni inceledi.
368 syf.
·
4 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Kafkavari üslubu ile Amerikan edebiyatının az sayıda beğendiğim isminden biri Paul Auster. Aynı Kafka gibi, okuyucusunu müthiş dili ile etkiliyor, gizemli kurgusu ile istim üzerinde tutuyor, sürekli yeni pencereler açarak esrarı arttırıyor, ancak tam bu esrar çözülecek derken daha büyük bir belirsizliğin ortasına aniden atıp bırakıveriyor. Kitabı bitirdiğinizde ne olduğunu anlayamıyor, kendinizden şüphe ediyor, şaşkınlıkla bakakalıyorsunuz. “New York Üçlemesi” işte böyle bir roman. Anlaması zor olsa da son derece gizemli ve sürükleyici bir okuma keyfi sunuyor. Postmodern bir polisiye roman “New York Üçlemesi”, ancak romana başlamadan önce Paul Auster’ın yazarlık hayatının başlangıcını anlattığı “Cebi Delik”i okumanızı şiddetle tavsiye ederim; zira kitap Auster’ın bu sancı dolu yıllardaki deneyimlerine bolca gönderme içeriyor. Polisiye diyerek sizleri yanıltmış da olmayayım; Auster bu romanında kahramanları vasıtasıyla sürekli arıyor; arıyor ama neyi arıyor? Kitap birbirinden bağımsız yazılmış gibi görünen, ancak bir bütünlük içeren 3 ayrı romandan oluşuyor. İlk kitap “Cam Kent”te anlatıcı Daniel Quinn ile tanıştırıyor bizi. William Wilson takma ismi ile pek de beğenmediği polisiye romanlar yazan, hayatından da, kendinden de hiç memnun olmayan Quinn, romanlarındaki becerikli dedektif kahramanı Max Work ile özdeşleştirmektedir kendini. Bir gece yarısı gelen gizemli telefonla, hayran olduğu ve yerine geçmek istediği -kendi yarattığı kahraman- Max Work gibi dedektiflik yapma fırsatı elde eden Quinn, içine girdikçe detaylarında kaybolacağı bir maceraya atılır. Yıllarca bir odada kapalı tuttuğu için konuşmayı -yani kelimeleri- yeni öğrenen oğlunu öldürmeye çalışan Peter Stillman’ı izlemesi istenmiştir ondan. Quinn Stillman’ın peşine düşer, Stillman’ın sıkıcı rutinliği onu takibi derinleştirmeye iter, takibi detaylandıkça giderek o detayların içinde kaybolur, mental kayboluşu fiziki kayboluş izler ve ondan geriye sadece bir kırmızı defter kalır. Paul Auster kısa bir süre dahil olur hikayeye ve Cervantes’in Don Kişot’una şık bir atıf ile hikayeyi kimin yazdığını sorgular, sorgulatır. İkinci roman “Hayaletler” 1947 yılı New York’unda geçiyor ve Bay Beyaz’ın, Dedektif Mavi'ye Bay Siyah'ı izleme görevini vermesi ile başlıyor. Mavi, Bay Siyah’ı gece gündüz izlerken kendi hayatından vazgeçtiğini farketmiyor bile, ve o Siyah’ın peşindeyken Siyah’ın da onun peşinde olduğunu anlaması uzun zaman alıyor. İzleyen ile izlenenin yer değiştirdiği ve her ikisinin de hayatlarından vazgeçtiği bu “kara” hikayede okuyucuyu esrarlı bir bilinmezlik içinde bırakıyor Auster. Son roman "Kilitli Oda”, bir gün aniden hamile karısını bırakıp kayıplara karışan ve geride liseden arkadaşı olan yazarımıza müsveddelerini bırakan Fanshawe isimli esrarlı bir yazarın kayboluş hikayesini anlatıyor. Pek de becerikli olmayan ve ısmarlama yazılar ve incelemelerle hayatını kazanan yazarımız, Fanshawe’in bu beklenmedik sürprizi ve tamamlanmış 3 etkileyici romanı sayesinde hem güzel bir eşe, hem üne, hem de paraya kavuşur. Biz artık nihayet mutlu bir son beklerken yazarımızın gereksiz merakı ile Fanshawe’in peşine düşmesi hikayeyi yine arayan ve arananın iç içe geçtiği esrarın içine sürükler. Öncesinde “Cebi Delik”i okuduğumuz için daha ilk hikayeden anlarız ki, Auster bunca esrarın altına gizlemiş olsa da kendi acılı yazarlık macerasını paylaşmaktadır bizimle. Üniversiteden mezun olduktan sonra arkadaşları gibi maaşlı bir işe girip çalışarak istediği gibi yaratıcı bir yazar olamayacağına inanmıştır Auster. İlk günden itibaren sadece yazarak hayatını kazanmayı hedefler. Hatta parasızlık canına tak ettiğinde, hem kolay yazılacağı, hem de çok satılacağı için dedektif romanları yazmaya da heves eder bir dönem. Ancak yıllar boyu çabalamasına karşın elle tutulur bir şey yazamamış, günübirlik vasıfsız işler ile ancak karnını doyurabilmiş, maddi sıkıntılar nedeniyle evliliğini sürdürememiş, küçük oğlundan ayrı kalmıştır. 40lı yaşlarının başındadır, ancak hayatta hiçbir şeye sahip olamamıştır. Umutsuzluk içinde sürüklenirken hayatının aşkını bulur ve yıllar önce yazdığı 3 romanından oluşan “New York Üçlemesi” ile beklemediği bir üne kavuşur. Para için dedektiflik yapmaya razı olan ve kendi yarattığı kahramanı Max Work’ü kendinden daha çok beğenen yazar Daniel Quinn odur. Yeni öğrendiği kelimeleri ile konuşmaya çalışan genç Stillman’ı -ki yazarımızın beğenilmeyen kitaplarını simgeler- öldürmeye çalışan baba Stillman da odur. Kahramanı Siyah’ı izlerken sevgilisini kaybeden, kendi hayatından vazgeçen ve boşlukta savrulan Mavi de odur. Elinde tamamlanmış bulduğu 3 roman ile hiç beklemediği anda hem aşkı, hem parayı, hem de huzuru bulan da odur. Yazarlık serüvenini ince ince, tüm gel gitleri, sancıları, arayışları ve kopuşları ile birlikte resmeder Auster. Yazmak kendinden vazgeçmektir; okuyucusu için hayal ettiği o dünyanın içinde yaşamak, kahramanı ile bir olmak demektir. Yazar hikayesini kelime kelime örer, karakterlerini birer birer yaratırken her seferinde dönüp kendini de sorgular; o karakterlerini yaratırken karakterler de yazarı değiştirirler böylece. Aynada iç içe geçmiş ve sonsuza uzayan görüntüler gibi iç içe geçer, bir bütün olurlar; öyle bir aşama gelir ki yazar ile kahraman birbiri içine girer, birbirlerinin içinde kaybolurlar. Auster Mevlana’dan haberdar mıdır, Vahdet-i Vücud’u duymuş mudur bilmem. Ancak kurduğu postmodern dünyadaki o müthiş içi içe geçiş; kahramanın yazarı, yani yaratılanın yaratıcıyı yansıtması; görünen ile gerçeğin iç içeliği; bir olma, bütün olma, yok olmadan ama değişerek bütünün içinde kaybolma bence Mesnevi’yi anımsatır. Müthiş metaforlarla süslenen bu derin romanı, polisiyeye değil felsefeye ilgi duyanlara öneririm.
New York Üçlemesi
7.8/10
· 832 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
25
BKM KİTAP
Sponsorlu
İş Bankası Yayınları Tüm Kitaplarında %50 İndirim
Charles Dickens'dan "İki Şehrin Hikayesi" veya Carlo Collodi'den "Pinokyo" veya Dostoyevski'nin başyapıtı "Karamazov Kardeşler", bu liste uzar gider ama ne bkmkitap'ta ne de İş Bankası Kültür Yayınları'nda kitaplar bitmez. Tüm kitapseverleri mutlu etmek için İş Bankası Kültür Yayınları'nın tüm kitaplarına %50 indirim yaptık!💥 İndirimi yakalamak için bkmkitap.com'u ziyaret etmeyi unutmayın!📚 Hemen İncele: bkmkitap.com/is-bankasi-kultur-y...
1
330
Ayşe...
Hayaletler'i inceledi.
80 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
#1001kitap~~~ ~NewYorkÜçlemesi~ ~2.kitap~
New York Üçlemesinin 2.kitabi "Hayaletler" kısacık ama derinliği büyük 1kitap oldu yine benim için, herkes muhakkak 1 Paul Auster kitabı okumalı ben kesinlikle çok etkileyici buldum yazarı, yormadan vermek istediği msjlarla. Zaten akıcı 1dili olan yazarın kitabın kısa olmasıyla ve yine etkileyici konusyla 1solukta okuyor insan... ~~~Gördüğümüz her şey, dokunduğumuz her şey - dünyada her şeyin kendi rengi var~~~ Konuyu renklerle karakterler üzerinden anlatarak benlik algısını anlatan kitapta, Mavi, özel 1dedektif olup müşterisi Beyaz için Turuncu Cadde’de oturan Siyah’ı izleyip hakkında ayrıntılı rapor yazmaya çalışarak konu itibarı ile insanların sadece renklerle var olduğu, kimin gerçek, kimin hayal ürünü ya da hayalet olduğu anlaşılmayan 1ortamda Mavi, neredeyse Siyah’ın yaşamı içinde kaybolma noktasına geliyor ki bu duruma ait cümleler benim efsanem niteliğindeydi. 1başkasını izleme olayında asıl kişinin kendi kendini izlemesi sonucuna vararak kişilerin benlik arayışları ve gerçekler arasındaki ilişkiler adına çok güzel 1kitaptı, özellikle renkler üzerinden hepsinin aynı rolleri üstleniyor olmasını anlatırken birbirimiz üzerindeki benlikleriniz, dünyayı başkalarının hayatlarıyla yaşamak olayına bağlaması ve bunu bu kadar açık ve net anlatması yazarı daha çok sevmeme neden oldu... ~~~Tuhaftır ki bu düşünce aklına Doğal Yaşam ve Başkaldırı'dan bazı cümleler getiriyor ve defterinde cümlenin tam biçimini arıyor, onu not ettiğine emin. Bulunduğumuz yerde değiliz, diyor o cümle, yanlış 1konumdayız. Doğalarımızdaki 1kusur sonucu, 1durum varsayar ve kendimizi onun içine oturturuz, bu yüzden aynı anda 2durumda oluruz, bunların içinden çıkmak 2kat güçleşir. Bu cümle mantıklı geliyor Mavi'ye, biraz korkmaya başlasa da bu konuda 1şeyler yapması için henüz geç olmadığını düşünüyor~~~ Kitapta ayrıca "Doğal Yaşam ve Başkaldırı" kitabından da sık sık bahsettiği için kitabı okumayı çok istedim kurduğu bağlantılarıyla... New York Üçlemesi ölmeden önce okunması gereken 1001kitap arasında olup kısacık Hayaletler kitabı sıcak yaz günlerinde yormadan ama insanın kendi benliği adına çok etkileyici olan bu kitap kesinlikle tavsiyemdir, herkese mutlu huzurlu keyifli ve serin serin okumalar :-)))))
Hayaletler
6.9/10
· 386 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
43
Dicle Tekin
Kırmızı Defter'i inceledi.
68 syf.
·
Puan vermedi
Yazar, başına gelen çokça tesadüf içeren anılarını yazı haline getirip bizlere sunmuş. Okurken tek düşündüğüm bu tarz etkileyici tesadüfler ya beni bulmuyo ya da ben hayatıma uğrayan tesadüfleri dikkate almayıp fark etmiyorum. Tesadüfler güzel ve düşündürücüdüüüürrr :)
Kırmızı Defter
7.3/10
· 806 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
13
AkilliBidik
Cebi Delik'i inceledi.
126 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
7/10 puan
Paul Auster’ın yazarlık hayatının başında, daha tanınmadan ve kitapları yayınlanmadan önceki sıkıntılı dönemini anlatan otobiyografik bir roman “Cebi Delik”. 1997 yılında, üne kavuştuktan sonra yazdığı bu hatıralarında, geriye dönüp parasızlıkla geçen o acılı gençlik yıllarına bir kısa bir bakış atıyor Auster. Orta halli bir ailenin çocuğu Paul Auster; çocukluğu kimi yazarlar gibi öyle sefaletle geçmiyor. Avukat bir babanın oğlu; New Jersey’de büyüyor, Columbia Üniversitesi’nde edebiyat okuyor. Ancak “Amerikan Rüyası” ve onun simgesi “para” ile ilişkisi gençlik yıllarından itibaren pek iyi olmuyor: “Amerikan yaşamının sağlıklılığı, haysiyeti, dürüstlüğü yutturmacadan, reklam palavrasından başka bir şey değildi. Gerçekleri irdelemeye başladığın anda, çelişkiler su yüzüne vuruyor, ikiyüzlülükler açığa çıkıyordu ve her şeye yepyeni bir açıdan bakma olanağı doğuyordu... Bizlere ‘herkese özgürlük ve adalet’ kavramını öğretmişlerdi; oysa gerçekte özgürlük ile adalet çoğu kez birbiriyle çelişiyordu. Para peşinde koşmanın adil olmakla ilgisi yoktu; o konuda geçerli toplumsal ilke ‘her koyun kendi bacağından asılır’ görüşüydü.” İlk gençlik yıllarından itibaren şair ve yazar olmak istediğini bilen Auster, çoğu arkadaşı gibi üniversiteden mezun olduktan sonra düzenli bir kazanç sağlayacağı işe girip çalışmayı, kendi deyişiyle “rehavete kapılmayı”, hayal ettiği yazın hayatına ihanet olacağı gerekçesi ile istemiyor. Ona göre “bir yazar o rehavete gömülürse, artık işi bitmiş demektir.” Yazarlık öyle part-time yapılabilecek, geceleri ya da hafta sonları boş zamanlarda yazarak kotarılabilecek bir iş değil Auster’a göre. O yüzden zorlu bir yol seçiyor kendine… Orada-burada, olur-olmaz, saçma sapan işlerde çalışarak kazandığı paralarla Fransa’ya gidiyor ve parası bitene kadar burada yaşıyor. Net bir hedefi yok; amacı yeni yerler ve insanlar tanımak, yazmak, yazmak, yazmak ve yazdıklarını beğenecek biri ile tanışmayı beklemek. Parası tükenince ABD’ye geri dönüyor, ancak bu sefer aşık olduğu kadınla beraber. Doğduğu ülkede durum daha da zor hale geliyor; zira artık üç kişiler ve masrafları öyle günübirlik işlerle karşılanabilir gibi değil. Bir-iki yerden aldığı ödüller ailenin bu maddi zorlukların tetiklediği sıkıntılarla parçalanmasını ancak kısa bir süre önlüyor. Ve 1982 yılına, yani ilk romanı “Köşeye Kıstırmak” yayınlanan kadar, 35 yaşına ulaşmış Auster deyim yerindeyse “bir baltaya sap” olamıyor. Kısa bir kitap “Cebi Delik”, hızlıca okunabilecek bir öz yaşam öyküsü. Bir insanın çok isterse ve azmederse zorlukları aşabileceğini ve hayallerine ulaşabileceğini göstermesi bakımından keyifli de… Yazarın Kosinski’ye ilişkin anıları da ilginç. Ancak ben kitabı bitirince Auster’dan ziyade evsiz Joe Reilly’e odaklandım. Zengin bir ailenin iyi eğitimli ve sanata meraklı bu çocuğunu sokaklara düşüren aksilikler zinciri Auster’ı da teğet geçmiş dedim içimden… O bir şekilde kurtarmış paçayı ama Joe Reilly dibe yuvarlanmış. Sadece “çok çabalamak” mı kurtarmış Auster’ı Reilly’e benzer bir kaderden; yoksa yeteneği mi, şansı mı, tanıdıkları mı, ikinci eşi mi? Bilemedim… “Sokaklarda kim bilir keşfedilmemiş ne yetenekler var?” diye düşünmeden de edemedim.
Cebi Delik
7.6/10
· 268 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
21