Paula Hawkins

Paula Hawkins

Yazar
7.4/10
2.493 Kişi
·
7,4bin
Okunma
·
168
Beğeni
·
5,9bin
Gösterim
Adı:
Paula Hawkins
Unvan:
Yazar
Doğum:
Zimbabve, 26 Ağustos 1972
Zimbabwe'de doğan ve Zimbabwe'de büyümüş, Paula 1989 yılında Londra'ya taşındı ve o zamandan beri orada yaşadı. Paula Hawkins kurgu elini açmadan önce on beş yıldır bir gazeteci olarak çalıştı.
Bildiğim tek şey, bir an her şey yolunda gidiyor, hayat güzelleşiyor ve hiçbir şeye ihtiyaç duymuyor, sonra bir anda uzaklaşmak için can atıyor, allak bullak, darmaduman oluyordum.
360 syf.
·8/10
Kitabı almadan önce bu kadar populer olması abartılmış bir reklam olabilir mi diye şüphelerim vardı. Ama kendisine harcanan her dakikayı hak ediyor,kesinlikle çok iyiydi. Anlatım akıcı,kurgu sürükleyiciydi.
Trendeki kız kesinlikle tüm övgüleri hak ediyor.Son kısıma kadar katilden emin olamıyorsunuz, herkesten şüphelendim ben kitap boyunca ki bu da tempoyu çok yüksek tutmuş.
Rachel açısından kocasının kendi evinde bir başka kadınla yaşıyor olduğunu bilmek, daha da kötüsü mutlu olduklarını izlemek çok acı vericiydi bence. Aslında okurken Rachel'ın iyi bir insan olduğunu hissediyorsunuz ama sürekli içip içip Tom ve karısına bulaşması ne kadar çaresiz olduğunu hissettiriyor. Karakterlerin duygu geçişleri çok iyi anlatılmış. Anna karakteri en itici bulduğum karakter oldu.
Tam da denildiği gibi " Hergün önünden geçtiğiniz evlerde aslında neler oluyor? " .Kitap tam da bunun üzerine yoğunlaşmış... En yakınlarınızı bile aslında ne kadar tanıyorsunuz? Görmek istediğimiz kadarını kabullenip kalanını yok sayıp mutluluk oyunu mu oynuyoruz?
360 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bildiğim, sevdiğim, kurgusundan ve kaleminden emin olduğum bir yazarın, polisiye kitabını okumak için sabırsızlanırım. Bu kitap uzun zamandır kitaplığımda idi. Hiç acele etmedim. Neden? Çünkü yazarın ilk kitabı ne kadar iyi olabilir diye düşündüm. İtiraf ediyorum; yanıldım.
'Trendeki Kız' üç karakterin (aslında bence üçü de kurban) ağzından, farklı tarihlerde ve saatlerde, kendi anlattıklarıyla kurgulanmış. Rachel yani trendeki kız, sabah akşam yolculuk ettiği trende, yol üstünde gördüğü evleri izliyor ve özellikle bir evdeki çift dikkatini çekiyor. Onların birbirlerine davranışları ile ilgili romantik hayaller kurup, kendine yakın bulduğu, zihninde mükemmel çift olarak canlandırdığı bir hikaye oluşturuyor. Ta ki bu mükemmelliği bozacak bir sahne görene kadar. Bundan sonrası tam bir heyecan fırtınası.
Bir kaç yerde şüpheye düştümse de katili tahmin ettim. Yine de bu kitabı, kurgusunu, yazarın kalemini çok beğendim. Gönül rahatlığıyla polisiye sevenlere tavsiye edebilirim. Ve ben de yazar başka kitap yazarsa sorgusuz alırım ki umarım yazar.
360 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
"Iyi ki okudum" dediğim kitaplardan biri oldu. Kurgusu,anlatımı çok sürükleyici. Hadi bir sayfa bir bölüm daha okuyayım derken kitap yağ gibi akmış gitmiş ve bitmiş oldu.
360 syf.
·5/10
Bitince "nihayet bitti" dediğim bir kitap, o kadar reklam ve övgüden sonra almıştım beklentimin çok altında çıktı. Üç kadın karakterin hepsi agır depresyonda ve kitap baştan sona bu depresif davranışlar üzerine kurulu. Kitap yarısına gelindiğinde katil anlaşılıyor ama can sıkıcı-moral bozucu olaylar anlatıldıkça anlatılıyor. Basit bir dille yazılmış vasat bir kitap,
395 syf.
·Beğendi·10/10
Trendeki kız kitabını okuduğum için yazarın hem anlatım hemde yazımını yine çok beğendim;

Kitapta kadınlara yapılan şiddet cidden beni çok üzdü hem psikoloji hemde fiziksel şiddetin tüm hayatları etkilemesi, çok yıpratıcı.

•Jules ‘in tüm çocukluğu kilosuyla bedeniyle dalga geçilmesin özellikle belli bir sayfada gittikleri nehir kenarında uğradığı hakaretler fiziksel şiddet beni çok yaraladı.
Tüm çocukluğu hep ikinci plan olarak yaşaması ablasının gölgesinde sürekli ezik muamelesi görmek çok acı.

•Nel ‘in tüm hayatı nehirde ölen kadınlara adaması kendi sonunu getirmesine sebep olması, aslında hak ettiğini bulmasına, inanın hiç üzülmedim.
Ne ekersen onu biçersin misali.

•Lena benim aslında en benimsediğim karakter oldu. okudukça önce gıcık olsanızda zamanla ergenlik hayatınızda kendi davranışlarınız gözünüzün önüne geliyor.
Herşeyi sakladığı için ona kızsam da kocaman kadınların yapamadığını yapıyor herşey ortaya çıkmasında rolü büyük.


•Helen’ nin güçlü bir kadın olduğu başta düşünsenizde, kocası tarafından aldatılan ama evine yuvasına sahip çıkan imajı malum çok tanıdık.
Okul müdüresi okumuş görmüş kadın olması gerekirken tamamen bir aptal, yaptığının sonucunda yalnız kalması hak ettiği son.

•Louise’i anlamayı hiç istemem kızını kaybetmiş bir annenin nasıl içinin yandığı okudukça sadece tahmin edebilirim.
Çocuklarımızı ne kadar tanıyoruz kısmı oluşuyor.
Herşeyi anneler babalar bilirin aslında bomboş bir söz olduğu çok gerçek.
Kızına olanları bulma arzusu , çok içten.


•Katie’in boyundan büyük işlere karışması öğretmenine aşık olması sonunda hiç hayırlı bitmemesine şaşırmamakla birlikte gerçekten neden öldüğünü hala anlamış değilim yazara kızabilirim çünkü net bir sonuç bırakmıyor.



•Erin iyi bir dedektif olsa da pek etkili değildi sevdiğim bir karakter oldu kendisini yine de tanıdığıma memnunum.


•Nickie dışlanan ama bir çok konuda haklı olan kimsenin dinlemediği biri.
Onun için epey üzüldüm kimseyi ikna edememek bir yana kimsenin seni dinlemiyor olması çok kötü.


_Sadece kadın karakterlerden bas etmek istedim kitap her ne kadar nehirde ölen kadınlardan söz etse de aslında her türlü kadının bir birinin hayatında rol almasıyla ilgiliydi belki bir birleriyle alakaları sadece nel’in ölümü de olsa hayatlarını seçimlerini yaptıklarının sonuçlarını görmeleri gerekli olduğuydu.

-Erkek karakterleri anmıyorum bile,
Ne kadar kızsam az sanırım kadınlar neden erkeklere bu kadar minnet edecek konuma geliyor,hiç anlamıyorum, kıskançlıklarının sevgisizliklerinin sonuçunda hep ölüm olduğunu bile bile peşlerinden gitmekte .
Bile bile lades demek sanırım.


-Kitapta aşırı karakter var çok fazla kişiden bas ediyor sevmediğim ilk yönü o oldu. Sadece katie ‘in nasıl öldüğünü pek anlamadım çünkü düzgün anlatmamış.
Final daha iyi olabilirdi.
Herşeyin üstünün örtülmesi beni çok kızdırdı.
Adaletin sağlandığını düşünüp herkesin kabullenmesi çokta mantıklı gelmedi elbette.
Ama sevdim sevdim.

Kitabı sevgili L Hitap ediyorum .

Keyifli okumalar .
360 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Başta kitabın hiç ilgimi çekmediğini söyledim ve iki günde bitirecek kadar çok sevdim. Gerçekten aşırı heyecanlı, zeki bir kurgusu olan ve karakterleri gözümde tamamen canlandırabileceğim kadar güzel bir kitaptı. Okurken yaşadığımı, meraktan bırakmadığımı da söylemek isterim. Kitap karakterlerinden yalnızca üç kadının ağzından anlatılan güzel bir gerilim romanıydı. Üç kadını da o kadar iyi anladım hissettim ve yaşadım -ki yazarın ilk kitabı olmasına rağmen- ve heyecanla bitirdim. İçinde aşk, gerilim, cinayet gibi birçok tema var. Sizin de okumanızı öneririm ki bu tarz romanları seviyorsanız sizi daha çok bağlayacaktır kitaba, şimdiden iyi okumalar :)
360 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Şöyle izah edeyim;
Bir yandan tavuğun kızarmasını beklerken, bir yandan kitabı okumaya çalışıyordum. Dışarıdayken eve gitsem ve kitabı okusam diye düşünüyordum. Benim için böyle bir kitaptı. Arz ederim.
360 syf.
·10 günde·Beğendi
Bazen otobüste, trende, takside öylece dışarıya bakıp birilerinin hayatından kısa anlar görürüz. Kendimizce tahminlerde bulunuruz her bir hayatın kendi içinde karmakarışık bir düğüm olduğunu unutup kafamızda kurguladığımız mutlu hayatlara imreniriz. İşte trendeki kız da tam olarak böyle bir yanılgıya düşmüştü. Zekice kurgulanmış akıcı bir kitap. Kendinizi olayların tam içinde hissedeceğiniz kadar içine çekilseniz de son ana kadar bulunduğunuz tüm tahminlerde yanılıyorsunuz. Ha bir de şunu söylemeliyim, değerimiz insanların bize hissettirdiğinden bağımsız. Her birimiz çok değerliyiz ve daima inancımızı korumamız gereken tek kişi kendimiziz.
360 syf.
·Beğendi·10/10
Trendeki Kız; tek kelime ile müthiş bir psikolojik-gerilim romanı. 3 farklı kişinin anlattıklarını okuyor ve farklı bakış açılardan olayları yaşıyor, gerçekleri net olarak görebiliyorsunuz. Rachel, Megan ve Anna....... Ortak noktaları Tom' a bağlayan trenler etrafında kurgusu mükemmel ve son sayfalara kadar katilin kim olduğunu çözemiyorsunuz........... Zavallı Scott, karısının gerçekte kim olduğunu bile bilmiyordu...Tom; hayatına giren kadınlara söylediği yalanlar ve yaptıklarıyla, kendilerini hep hatalı ve de değersizmiş gibi hissettiren güçlü bir karakter...,Aslında tüm suçluların yaptıkları da bu değil mi?

Yazarın biyografisi

Adı:
Paula Hawkins
Unvan:
Yazar
Doğum:
Zimbabve, 26 Ağustos 1972
Zimbabwe'de doğan ve Zimbabwe'de büyümüş, Paula 1989 yılında Londra'ya taşındı ve o zamandan beri orada yaşadı. Paula Hawkins kurgu elini açmadan önce on beş yıldır bir gazeteci olarak çalıştı.

Yazar istatistikleri

  • 168 okur beğendi.
  • 7,4bin okur okudu.
  • 145 okur okuyor.
  • 2.267 okur okuyacak.
  • 214 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları