Pedro Antonio De Alarcon

Pedro Antonio De Alarcon

Yazar
8.4/10
25 Kişi
·
59
Okunma
·
2
Beğeni
·
641
Gösterim
Adı:
Pedro Antonio De Alarcon
Unvan:
Yazar
Doğum:
Granada, 10 Mart 1833
Ölüm:
Madrid, 19 Temmuz 1891
Pedro Antonio de Alarcon Y Ariza, 10 Mart 1833'de o zamanlar tanınmış bir ailenin on çocuğunun dördüncüsü olarak Granada, Guadix'de doğdu. Alarcon doğduğunda ailesi oldukça zor günler geçiriyordu, bu nedenle Alorcon'un çocukluğu sıkıntılar içinde geçti. Okumaya hevesli çalışkan bir çocuktu ve daha on yaşına basmadan ilk şiir denemelerini kaleme almıştı. Ekim 1847'de hukuk eğitimi almak için Granada Üniversitesine girdi, ama ailesinin maddi durumunun kötüleşmesinden dolayı öğrenimine devam edemedi.

Alarcon, İspanya içinde pek çok şehir dolaştı ve Fransa ve İtalya'ya pek çok defa gidip geldi. İspanya'nın Fas Sultanıyla olan kısa savaşında (1859-60) General O'Donnell'ın hizmetinde bulundu. 1850li yıllar boyunca Alorcon editörlükle ilgili pek çok işe girip çıktı, sonrasında kariyerine bir gazeteci olarak devam etti. Bu süre içinde şiirleri, kısa hikayeleri, bir oyunu ve ilk romanı El Final de Norma'yı (1855) içeren kendi edebi denemelerini bastırdı. 1861 yılından sonraki dokuz yıl boyunca edebi çalılşmalarını ara verdi ve politkaya atıldı.
Siz yeryüzündeki insanlar neden hepiniz dost değilsiniz,anlamıyorum! Utanç ve zayıflıklarınızın benzerliği, birbirinize ihtiyaç duyuyor olmanız, yaşamlarınızın kısalığı, göksel cisimlerin sonsuz büyüklükteki gösterisi ve bütün bunlarla kıyaslanıncq ortaya çıkan küçüklüğünüz, batmak üzere olan bir gemideki yolcuların yakınlaşması gibi, hepinizi kardeşçe birbirinize bağlamalıydı.
"Tanrı'nın adını anmakla iyi yapıyorsunuz. Ruhunuzu kurtarmaya bakın! Yineliyorum, ruhunuzu kurtarmaya bakın! Güzel bedeniniz, yaşama ihtirasınız, inansız varlığınız ebediyen son buldu. Bu hayat gelip geçici;bu dünya zevkleri, bu sağlık, bu güzellik, bu bağış, korumak için böylesi ulaşıp didindiğiniz bu servet, gasp ettiğiniz mal mülk, hava, güneş, bugüne kadar tanımış olduğunuz dünya, hepsi yitecek;hepsi çoktan yok oldu; yarın bunların hepsi sizin için toz ve karanlık, beyhudelik ve kokuşmuşluk, yalnızlık ve unutulmuşluk olacsk: Size tek kalan, kontes, ruhunuz... Ruhunuzu düşünün! "
"Benim adım Ölüm, sevgili dostum. Ben Ölüm'üm ve beni buraya gönderen de Tanrı'dır. Sana cennette ihtişamlı bir yer ayıran Tanrı! Tam beş kez senin mahvına sebep oldum ben, kusursuz melek, acıdım sana. Tanrı bu gece imansız ruhunu alıp onuruna getirmemi buyurduğunda, ona senin varlığını bana bağışlaması ve bir süre senin yanında kalmama izin vermesi için yalvardım, bu sürenin sonunda günahtan arınıp onun utkusuna layık olmuş ruhunu ona teslim edeceğime söz verdim.
Umut onu, dokunduğu bu nesnenin para mı, büyük bir mücevher mi yoksa bir tılsım mı olduğunu sorgulamaya iten yüzlerce baştan çıkarıcı söz fısıldadı kulağına;kim bilir, belki hayatı, serveti, mutluluğu ve utkuyu (ki bunların hepsi Elena de Monteclaro'ya duyduğu aşkın gerçek olması demekti) barındırıyordu içinde;böylece ölüme "Kolla kendini" diyerek elini cebine götürdü.
Keşke bizde onları duyabiliyor olsaydık! Belki kadın okuyucularımız ne konuştuklarını bize söylerler...
Pedro Antonio De Alarcon
Sayfa 152 - Yerdeniz yayınları
128 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Günaydın dostlar
Babil Kitaplığının 5 numaralı kitabıydı Ölümün Dostu. İki öyküden oluşan ve mistik bir havada yaptığımız okuma hem keyifli hem de öğreticiydi.
Ölümün Dostu öyküsünü okurken belirli kısımlarında bir A’mak-ı Hâyâl tadı aldım desem şaşırmayın. İnsanların dünyaya olması gerektiğinden çok daha fazla ehemmiyet verdiğini ya da maddenin neden insanoğlu için bu kadar önemli olduğunu vurgulayan ifadeler her iki kitapta da ortak olan ifadelerdi.

Baş karakter Gil Gil’in çaresizliğe düştüğü anda yaşamına son vermek isterken “Ölüm”le tanışması kurgunun ana hatlarını oluşturuyor. Hem de kanlı canlı dokunulan duyulan Ölüm. İkisinin yoldaşlığı ve sürpriz sona ulaşana kadar geçen yollarda insanı etkilen çok sayfa var.

Dünyanın neresine giderseniz gidin bir yaratanın varlığa inananların ortak birçok yönü olduğunu görürsünüz mutlaka. Kalbi arındırmak, din, bilim, felsefe ile kötülüğe hizmet etmekten sakınmak, yaratanın inayetine sığınmak ve bu doğrultuda dünyayı yaşamak en belirgin kesişme noktamız. Ölümden kaçmanın dünyadan kaçmakla eş değer olduğunu ve asıl yaşamın ölümden sonra gerçekleşeceğini anlatan ve çok etkileyici satırlarla biten bir kurguydu.

Yine fantastik öğeler, yine içi dolu cümleler oluşturmuş Borges’in seçkisini. Keyifle okumaya devam ediyoruz:)
164 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kitap güzel mi güzel Fransquita ile kamburlu, çirkin mi çirkin Yaşlı (değirmenci)Lucas'ın başlarından geçenleri anlatıyor. Peki bu güzel Fransquita nasıl Lucasla evlenmiş. Lucas ne kadar çirkinse o kadar da tatlı dilli ve zeki bir adam. Fransquitaya aşık olup onu elde etmek için Lucas ile Fransquitaya karşı planlar kuran Don Eugenio'nun başına gelenler, yanlış anlamalar, derken kitap bitiyor. Yazar kendini dinletiyor. Dinletiyor diyorum çünkü öyle cümleler kuruyor ki (Biz onlardan hızlı davranalım ve gelin önlerinden geçip gidelim, nasıl olsa herkesten daha hızlı yürümek bizim elimizde. yazarın farklı mekanlardaki olaylar arası geçiş yaparken kullandığı cümlelerden biri-)sanki okumuyorsunuz da yanınızda biri size anlatıyor. Bu kitabı daha akıcı kılıyor. Okumayı düşünenlere şimdiden iyi okumalar.
164 syf.
·10/10
Bu kitabı bir akşam elime aldım ve bitirmeden de bırakamadım.:)Bir olay örgüsü bir insanı bu kadar mı kendine bağlar.. Kitabı okurken yanimda arkadaşım da vardı ve ona bazı bölümlerinden bahsedip öyle okuyordum,öyle ki o kitabın sonunu benden daha çok merak eder olmuştu.:)
Yazar sadakatin yanında ihanete, alçaklığın yanında yüce gönüllülüğe,iyiliğin yanında kötülüğe işaret ederek bir insanda tüm bu özelliklerin bir arada nasıl bulunabileceğine mercek tutmuş.
Bir solukta okunacak bir eser.:)
128 syf.
·17 günde·Puan vermedi
Pedro Antonio de Alarcón'un Ölümün Dostu kitabı, Jorge Luis Borges'in hazırladığı Babil Kitaplığı serisinin 5.kitabı.Her ay bir kitap da bu seriden okuyorum.
Ölümün Dostu için şöyle bir ifade kullanmış Borges:"Bu seçkide yer alan öykülerden çocukluğumda haberdar olmuştum; geçen zaman, o günlerde duyduğum esaslı dehşeti yok etmedi. Yaşım yüzyılla birlikte ilerliyor, şimdilerde, çocuk yaşımdaki sıcak kabulü gösteremesem de, aynı gönül borcu ve benzer bir heyecanla onları tekrar okuyorum."
"Çocuk yaşların sıcak kabulü"ifadesi çok düşündürdü beni.Hepimizin yaşadığı bir şey sanırım.Yıllar sonra aynı kitabı okuduğumuzda aklımızda kalan duyguları hissedemeyip, hayal kırıklığına uğramak...
Ölümün Dostu kitabında iki öykü bulunuyor.Serinin okuduğum dört kitabına göre daha az sevdim kitabı.
128 syf.
Genel olarak Babil Kitaplığı serisinin çevirisini çok kaliteli buluyorum. Oldukça akıcı bir dile sahip. Yayınevini tebrik etmek gerek.
Kitaba gelince; ilk öykü olan Ölümün Dostu oldukça etkileyiciydi. Ölüme bakışınızı yeniden gözden geçirmenizi sağlayabilecek düşündürücü bir metindi. Ancak kitabın son 20 sayfasında yer alan Uzun Boylu Kadın öyküsünden pek tat aldığımı söyleyemem. Bence olmasa da olurdu. Yine de kitap, iyi ki okumuşum dedirtmeyi başardı.
128 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bir grup olarak her ay iki kitabını okuduğumuz #jorgeluisborges in muhteşem seçkisi olan #babilkitaplığı nda okuduğum her kitap bir öncekinden daha güzel ve ilgi çekici oluyor. Bu seçkiyi okuduğum için çok mutluyum. Serinin 5.kitabı olan Ölümün Dostu iki öyküden oluşuyordu.
Ölümün Dostu
Uzun Boylu Kadın
Kitaba ismini veren ve uzun olan öyküde ilk defa okuduğum yazarın kurgusuna, kalemine ve dini inancına hayran kaldım. Yazar sert bir devrimciden, içten ve muhafazakar bir kişiye dönüşmüş.
Daha önümde 25 kitap olmasına rağmen ısrarla tavsiye ediyorum okuyun ve okutun...
#kitapyorumu
Gil Gil aslında soylu olup bunu bilmeyen bir genç, ünvanına nasıl sahip oldu dersiniz? Ölüm'le dost olarak...
Hepimiz sorgularız... Ölüm nedir? Hayat nedir? Bu kitapta tüm sorularımıza muhteşem cevaplar var yorum yazmıyorum ki okuyun.
128 syf.
·Beğendi·10/10
Efsanevi Babil Kitaplığı Serisi'nin 5'inci kitabını da büyük bir hayranlıkla okudum. Seride ilerledikçe, yeni okuduğum her kitabın, bir önceki kitaptan çok daha fazla etkileyici olması, Muhteşem Borges'in ne büyük bir edebi bilgi ve dehaya sahip olduğunun bir göstergesi midir bilmiyorum, ama bu durum beni seriye her geçen gün daha da bağlı kılıp hayran bırakıyor. Yazar Pedro Antonio de Alarcón'un ateşli bir kilise karşıtı ve liberal reformların azimli bir bekçisiyken, nasıl da bir anda muhafazakarlığa geçmesinin ilginç öyküsünü sizin araştırmalarınıza bırakıp kitabın konusuna geçiyorum.

Kitap biri uzun, biri kısa 2 öyküyü barındırıyor. Uzun olan ve kitaba da adını vermiş olan Ölümün Dostu'ndan kısaca bahsedip, kısa olan Uzun Boylu Kadın'ı yine size bırakıyorum. Doğduğu andan itibaren feleğin çemberinden geçmeye başlayan Gil Gil, aslında soylu bir ailenin ferdi olmasına rağmen, karşıt tutkuların, entrikaların, kıskançlıkların, çakışan hırsların, korku ve umutların labirenti olan saray oyunları neticesinde, hem bu varlıktan hem de çocukluk aşkı Elena'dan mahrum kalır. İntiharın eşiğindeyken vücuda bürünmüş Ölüm ile tanışır ve tüm kaybettiklerini geri kazanmak, üne, varlığa ve aşkı Elena'ya kavuşmak için Ölüm'le dost olur. İşte bu noktadan sonra gelişen olaylar ışığında, yazarın Ölüm ve Hayat üzerine yazdıklarını büyük bir hayranlık ve ürkütücü bir gerçeklikle okumaya başlıyorsunuz. Ölüm'ün bir konuşmasında geçen "Kimseye acı çektirmem. Son nefesinizi verene kadar size zulmeden, benim düşmanım Hayat'tır. Şu çok sevdiğiniz hayat." repliğindeki güzellik bile gerçeklerle yüzleşmenize ve durup "Hayat"ı sorgulamanıza yetiyor.
Muhteşem bir kitaptı, mükemmel tespitleri fantastik bir öykü ile harmanlayarak bize sunan Alarcón ve Borges'e gıyablarında teşekkürler.

Yazarın biyografisi

Adı:
Pedro Antonio De Alarcon
Unvan:
Yazar
Doğum:
Granada, 10 Mart 1833
Ölüm:
Madrid, 19 Temmuz 1891
Pedro Antonio de Alarcon Y Ariza, 10 Mart 1833'de o zamanlar tanınmış bir ailenin on çocuğunun dördüncüsü olarak Granada, Guadix'de doğdu. Alarcon doğduğunda ailesi oldukça zor günler geçiriyordu, bu nedenle Alorcon'un çocukluğu sıkıntılar içinde geçti. Okumaya hevesli çalışkan bir çocuktu ve daha on yaşına basmadan ilk şiir denemelerini kaleme almıştı. Ekim 1847'de hukuk eğitimi almak için Granada Üniversitesine girdi, ama ailesinin maddi durumunun kötüleşmesinden dolayı öğrenimine devam edemedi.

Alarcon, İspanya içinde pek çok şehir dolaştı ve Fransa ve İtalya'ya pek çok defa gidip geldi. İspanya'nın Fas Sultanıyla olan kısa savaşında (1859-60) General O'Donnell'ın hizmetinde bulundu. 1850li yıllar boyunca Alorcon editörlükle ilgili pek çok işe girip çıktı, sonrasında kariyerine bir gazeteci olarak devam etti. Bu süre içinde şiirleri, kısa hikayeleri, bir oyunu ve ilk romanı El Final de Norma'yı (1855) içeren kendi edebi denemelerini bastırdı. 1861 yılından sonraki dokuz yıl boyunca edebi çalılşmalarını ara verdi ve politkaya atıldı.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 59 okur okudu.
  • 43 okur okuyacak.