Per Petterson

Per Petterson

7.7/10
19 Kişi
·
47
Okunma
·
1
Beğeni
·
804
Gösterim
Adı:
Per Petterson
Unvan:
Yazar
Doğum:
Oslo, 1952
1952'de Oslo'da dünyaya gelen Petterson, At Çalmaya Gidiyoruz ile büyük bir çıkış yapan yazar hem Norveç Kitapçılar Ödülü'nü hem de Norveç Edebiyat Eleştirmenleri Ödülü'nü kazandı. Eser İngilizceye çevrildikten sonra dünya çapında ün kazandı.
Yürümek gelmiyordu içimden, yorgundum, uzun zamandır kendimi bu kadar yorgun hissetmemiştim, o kadar yorgundum ki adeta hoşuma gidiyordu.
Yatağımda, yorganın altında uyumaktan başka bir şey istemiyordum. Uyumak, uyumak; artık daha fazla uyuyamayacak hale gelene kadar uyumak...
"Evlerin arasından esen nehir rüzgarı hala buz gibiydi, elimi sımsıkı yumruk yaptığım zaman avucuma batırdığım tırnaklarım yüzünden elim şişmişti, acıyordu ama yine de tam o anda her şey harika geliyordu bana; takım elbisem güzeldi, bu şehrin parke taşlı kaldırımlarında yürümek güzeldi. Canımızın ne zaman acıyacağına kendimiz karar veririz."
"Tam büyümedim" dedim; çünkü çevremde benim anlamadığım, yetişkinlerin anladığı birtakım şeyler olup bittiğini biliyordum, ama yine de çok kalmamıştı, neredeyse büyümüştüm.
Sonra kapı vuruluyor. Kapının vurulmasında bir gariplik yok elbette, çünkü kapı zilim yok...
“…uyandığında ilk aklıma gelen, keşke Lars o sözleri söylemeseydi oluyor, söylediği şeyler beni arkamda bırakmak istediğim bir geçmişe bağlıyor, neredeyse hayasızca bir hafiflikle elli yılı bir çırpıda kenara itiveriyor”
Kendi yaşam öykümün kahramanı ben mi olacağım, yoksa bu yeri başka birisi mi ele geçirecek? Tıpkı bir uçak koltuğu gibi, diye düşünmüştüm; havaya fırlamış, boşlukta uçuyordum, geri dönmeyi başaramıyordum ve başka biri, o yerin benim olmasına rağmen uçak koltuğunda kemerini bağlamış oturuyordu, oysa bilet benim elimdeydi.
İnsanlar, onlara bir şeyler anlatmanızdan hoşlanıyorlar. Mütevazı ve güven veren bir ses tonuyla yeterince şey anlatırsanız, sizi tanıdıklarını sanıyorlar, ama aslında tanımıyorlar. Sizin hakkınızda bir şeyler öğreniyorlar sadece... Çünkü öğrendikleri şeyler olgular, duygular değil... Herhangi bir şey hakkında ne düşündüğünüzü, başınıza gelenlerin ve verdiğiniz kararların sizi nasıl siz yaptığını bilmiyorlar. Onların yaptıkları şey; kendi duyguları, düşünceleri ve tahminleriyle boşlukları doldurmak, sizinkiyle çok az ilgisi olan yepyeni bir yaşam yaratmak...
Kadının ağladığını görebiliyordum ama babam onu öptüğü için ağlamıyordu, babam onu zaten öpüyordu ve o zaten ağlıyordu.
"At Çalmaya Gidiyoruz" 2007 yılında New York Times Gazetesinde yayımladığı "yılın en iyi beş edebiyat yapıtı" arasına girmiş bir kitap. Anlatım yumuşacık naifyi Özellikle ilk 70 sf akıcıydı ve oldukça hızlı ilerledi. Sonrasında eylemler biraz fazla detaylı olduğundan daha ağır yol aldı. Trond Amca'nın her hareketinin detayında can çekiştim diyebilirim Yataktan kalkıp lavobaya gidişi orada kaç dakika kalışı sonra mutfağa gidişi vesaire vesaire
Kurguya gelecek olursam şayet; geçmişle hesaplaşma omurgasına kurulmuş bir hikâye. Yani insan bazen çocukluğunda ya da ilk gençlik yıllarında etkilendiği olayları unutup, aslında unutmak adına ısrar edişi üzerine her red edişinde şimdiki yaşamını nasıl etkilediğidir... İşte 67 yaşındaki bizim Trond Amca tam olarak bunu yapıyor. İnzivaya çekildiği Norveç ormanında gizemli komşusuyla karşılaşınca on beş yaşında yaşadığı olayları hatırlayarak geçmişiyle yüzleşir. Birlikte at çalmaya gittikleri yakın dostu John'la olan anılarını, John'un yaşadığı acıyı ve yine John'un annesiyle kendi babası arasıdaki yakınlaşmaya şahit olması, sonrasında beraberinde değişen duygu durumu. Bu Johnun annesi ve Trond'un babaaı arasında olanlar bizim Küçük Emrah'ın acılı hayatını anımsatsa da asla dramatize edilmemesi, olmuş olmak için olmaması, özellikle bir alt mesaj içermemesi, neden Edebiyat Yapıtı almış olduğunu gösteriyor kanaatimce... Üç nokta ile sonlandırıp cümlelerimi bağlayacak olursam; Her kitap farklı iklimlere yol alan bir yolculuktur. Bu seyahatten güzel azıklarla durağa varmak bir kazanımdır. Her daim heybemizi doldurup kazanmak dileği ile..
Yetmişine merdiven dayamış ve hayatta kaybedecek pek bir şeyi kalmamış bir adamın, bir orman kulübesinde inzivaya çekilip geçmişini sorgulayışının hikayesi. Harika doğa tasvirleri arasında çocukluk hatıraları, aile, arkadaşlık ve yaşamla mücadele kavramlarını derin derin düşündüren oldukça güzel bir kitap..
Yanlışlıkla almış olduğum bir kitap ama iyi ki almışım. Norveçli yazarın bu eseri bazı İskandinav yazarlarda görülen durağan kapalı anlatımlardan daha farklıydı. Anlatımı sade ve akıcıydı. Yaşlı bir adamın geçmişiyle hesaplaşmasını okuduk. Güzel bir kitap olmuş
Güzel bir yüzleşme kitabı. Issız köşesine çekilmiş bir insanın geçmişiyle yüzleşmesi. İç dünyalarımızı; bütün duygusal, zihinsel yönlerini ve bunların temelinde yatanlara, hayatımızda kırılma noktaları diyebileceğimiz anların bir izdüşümünü bize sunuyor. (heyt be cümleye bak :D) İnsanın çocukluk günlerindeki ya da gençlik ya da ne bileyim işte geçmişindeki anıları düşünürken, hissederken belli belirsiz, sıkıntılı bir hüzün duyumsarız ya heh işte onlarla yüzleşmeler diyeyim daha net anlaşılır. Kitap bana biraz Proust'un Kayıp Zaman İzinde'yi anımsattı ama onla alakası yok yanlış anlaşılmasın. Orada da geçmiş olayları var ya o yüzden anımsattı(sizde anımsatmayabilir) Tabi Proust kadar zor bir yazar değil. Bu kitabın dili çok sade, pamuk gibi, harbiden kolay okunan akıcı bir kitap ama içi boş bir eserde değil yani aklınızda olsun. Neyse benle kitap arasındaki olaydan bahsedeyim biraz. Bende her insan gibi geçmişini yaşamış biriyim :D tabi yaşadım ama bitti mi ? hayır o geçmiş yaşansa da hiç bitmiyor. Geçmiş yaşanmıştır, geçmiştir ama izi belleğimizde ne yazık ki yer etmiştir. Farkında olsak da olmasak da geçmiş ile beraber yaşıyoruz.(bu cümleyi kötü anılar için yazdım sadece) Aslında kitap burada, belki gizli belkide kasten bize çok harika bir olay sunuyor. Net söylüyorum! Abi geçmişte yaşadığınız kötü unutmak istediğiniz sacma sapan lanet bir anı varsa bununla yüzleşin( nasıl yaparsanız bilmiyorum ama) bir yolunu bulun ve yüzleşin...
İnsan ölümə yaxınlaşdıqca qəribə şəkildə keçmişə qayıdır. Sanki o biri dünyaya köçməzdən əvvəl bu dünya ilə halallaşır. Qoca Trond kimi... Geriyə baxıb, arxada qoyduqlarını, yaşadıqlarını nəzərdən keçirir. Və beləliklə, xatirələr aləmində itib-qalır...

Yazarın biyografisi

Adı:
Per Petterson
Unvan:
Yazar
Doğum:
Oslo, 1952
1952'de Oslo'da dünyaya gelen Petterson, At Çalmaya Gidiyoruz ile büyük bir çıkış yapan yazar hem Norveç Kitapçılar Ödülü'nü hem de Norveç Edebiyat Eleştirmenleri Ödülü'nü kazandı. Eser İngilizceye çevrildikten sonra dünya çapında ün kazandı.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 47 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 35 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.