Pucca

Pucca

Yazar
7.3/10
2.253 Kişi
·
13.174
Okunma
·
532
Beğeni
·
19628
Gösterim
Adı:
Pucca
Tam adı:
Pınar Selen Işık
Unvan:
Türk Twitter Fenomeni, Yazar
Doğum:
İzmir, Türkiye, 3 Haziran 1987
İnternette yazı yazarak şöhreti yakalamış nadir kişilerden biridir.

İnternette Pucca olarak tanınan kişinin gerçekte adı Selen Işık’dır.İzmirli, Üniversiteyi Ankara’da okudu. Annesi ile babası kendisi küçükken boşanmışlar, 6-8 yaşına kadar annesiyle kaldıktan sonra üvey baba tacizi yüzünden kız kardeşiyle ile babasın yanına geçmişler. Üniversitede okurken küçük bir radyoda çalışmaya başlamış.

“Radyoda ‘sesli günlük’ tutuyordum. Başıma ne gelirse anlatıyordum, aldığım çizmeden, ev sahibimin zorbalıklarına, sevgilimden, ojelerime kadar. Sonra bir televizyon kanalına girdim, montaj falan derken her şeyin içinde buldum kendimi”. Diye anlatarak bu tür işlere nasıl başladığını söylüyor.

Twitter fenomeni Pucca, Eski sevgilisini rezil etmek için açtığı blogu ve Twitter hesabı ciddi bir takipçi sayısına ulaşıp olay olunca, kısa sürede 'Küçük Aptalın Büyük Dünyası' ve “ Ve Geri Kalan Her Şey” kitaplarıyla da en çok satanlar listesine girdi.

Kitabının imza gününde okuyucularıyla buluştu. Kitaplarında ve blogunda; eski sevgililerine, akrabalarına ve nefret ettiği kayınvalide adaylarına söylediği sözlerinden dolayı yüzünü her yerde Marilyn Monroe portreleriyle gizlemek zorunda kalan Pucca, gerçek kimliğini açıklamaktan bu kez çekinmedi.

Onunki aslında alışılmamış bir başarı hikâyesi. Pucca yani Selen Işık, kendi çapında bir edebiyat türü yarattı. 'Dizüstü' edebiyatı deyince, akla artık ilk Pucca geliyor. Özelliği belki de şu birkaç 'basit' kelimede yatıyor: Esprili, pervasız, içten, korkusuz, cazgır ve komik, yeni ve farklı daha doğrusu orijinal; türünün ilk örneği. Aslında o “Her kızın yaşadığı ama anlatamadığı şeyleri yazan kişi.”

Şu an sosyal paylaşım ağlarında 200 bin takipçisi olan Pucca’nın blogu ise Türkiye’de en fazla takipçisi olan kişisel blog.

Pucca aslında; Kör, sağır, küçük bir kız ve sevgilisinin peşinden sürekli onu öpmek için koşan, Koreli bir çizgi film kahramanıymış. Bir arkadaşı Selen Işık’a Pucca’nın oyuncağını hediye ettiğinden aşina adına ama asıl Pucca adını kullanmasının nedeni kendi ismiymiş. Twitter'da İngilizce karakterlerle asıl ismi Selen Işık'ı yazdığında ortaya çıkan tablo hiç te iyi değil. Bu yüzden Pucca adını kullanıyor.

Pucca’nın son sevgilisi, yine kendisi gibi bir ‘Twitter fenomeni’ olan Ceri Levis. Ya da gerçek ismiyle Ömür Özdemir.
- Bence en ideal sevgili; eski sevgilileri ölmüş, arkadaşları ölmüş, ailesi ölmüş, kimi kimsesi olmayan sevgilidir. Hoş.. Böyle bir adamın seri katil olma ihtimali de fazla ama.
Evlenmek isteyen kadınları kezbanlıkla suçlayıp, evlenmeden birlikte yaşayanlara, sürtük muamelesi yapıyorlar. 'Evlenmek istemiyorum' dediğin zaman entel ama kaşar; 'evlenmek istiyorum' dediğin zaman cahil ama namuslu oluyorsun anlayacağın.
"Arasam, biliyorum açmayacak ya da açsa bile kalbimden geçen tüm güzellikleri bozacak..
Dönsem, biliyorum özlediklerim aynı olmayacak..
Yeniden başlasak; biliyorum yine birbirimizle didişeceğiz, belki nefret bile edeceğiz..
Bu kadar şeyi biliyorum ama soluk borumu kesip, burnumun ucunda oluşan sızıya dönüşen bu hissi ne yapacağım bilmiyorum. "
"İlk iş olarak arkadaşlarımın hepsiyle barıştım. Tükürdüğümü yaladım ama yapacak bir şey yok. En azından sana küfrederken yanımda beni destekleyen insanların olması çok güzel."
Mutluyum diyorum, aşık mısın diyorlar.
Mutluluğu aşkla bağdaştırmak ne kadar yanlış.
Aşkın mutluluk getirdiği nerede görülmüş...
Senden önce ne yaşadıysam, sana tecrübe olacak. Ben yaşadığım hiçbir şeyden utanmadım. Ama seni utandırmaya çalışacaklar... Hepsini göğüsledim, kendi hayatımı savunmayı bildim. Bunu da sana göstereceğim. İnsanların ne söylediğinin öneminin olmadığını anlayacaksın. Asıl önemli olanın, o an mutlu olup olmamanla ilgili olduğunu bileceksin.
216 syf.
·3 günde·Puan vermedi
NOT : Bence okumayın bir şey kaybetmezsiniz.

Diyelim ki çok sıkıldığınız zaman var , kitap bulamayıp da elinizin altında da bu kitap varsa ancak öyle okuyun derim. Bir dönem " Bir kadın bir erkek " dizisi vardı ne yazık ki izleyenler hatırlar. Onun gibiydi. Evliliği o kadar kötü ve korkunç şekilde anlatmış ki. Kadın erkek değil de sanki kedi köpek olarak belirtmiş. O kocasına laf sokuyor , kocası ona. Gereği olmayan çok ifade vardı. Kitaptaki nadir güzel bölümler , hamilelik psikolojisini güzel anlatmış argoyu da komik şekilde kullanmış. Ancak bu iki bölüm bile abartılacak derecede fazla bahsedilmiş.

Neden okudun o zaman diyenleri duyuyorum. Neden okudum ? Sonu nereye varacak , çocuk olunca bir yola girecek mi hayatları diye bekledim. Ama o da yoktu. Pucca ile tanışmam pek iyi başlangıçla olmadı ne yazık ki. Okumamanızı tavsiye ederim.
424 syf.
Dün gece epey bir içim daraldı, bir şeye moralim bozuldu. Normalde otururduk çekerdik pijamalarımızı, kız grubumuzla vur patlasın çal oynasın dağılırdı dikkatim ama en yakın arkadaşımın annesinin kanser olmasından beridir de hiç öyle bir ortam oluşmuyor ne yazık ki. Üstüne bir de küfür eder gibi arayıp da kendi ufak şımarıklıklarımla iç daraltmak istemedim. Bir yandan oturuyorum bir yandan da gözüm pucca günlüklerini kesiyor. Bu arada bilmeyen varsa söyleyeyim kadının bütün kitaplarını baştan aşağı okumuş biriyim... Puccaya yazar diyenin giyotine götürüldüğü bir ortamda bu bilgiyi vermem pek hoş olmadı açıkçası ama napalım seviyorum içten içe. Kendisinin “ben türk dostoyevskiyim” dediğini de hiç sanmıyorum... Sosyal medyadan falan takip etmiyorum ama kitaplarını okudukça sanki pijamalarla, açmışsın biraları, kız ortamında oturup, boş yapıyormuşsun hissiyatı uyandırıyor. Ki yaşlarımız yakın olsaydı arkadaş grubumunun içinde olacağından da adım kadar eminim. Edebiyat falan hak getire, evet pucca bi yazar da değil. Zaten fosforlu sarı üstünde blogger yazan bir kitabı edebi yönü için alıyorsanız ne bileyim sorun biraz da sizdedir... Bu kadar kötülenirken neden bu kadar sevdiğimi de sorguluyorum ufaktan. Hayır uzaktan yakından benzemiyor karakterlerimiz, ne bileyim yaşadığı şeylerde bir yaşanmışlık görüp de tutuyor, içimden bir parça buluyor falan değilim. Alakamız yok. Gece gece bunları düşünürken, ufaktan parçalar oturdu. Pucca gibi sevgilisinin evini yakmaya kalkan, arabasını çizen, ruh hastası manyak kadınlar hep yakın arkadaşlarım olmuş. Zıt kutuplar çekiyor sanırım, zaten böyle kadınlar epey eğlenceli oluyor. Hoop oturup hoop kalkıyorsun. Hayatlarında sorun, dert, eğlence bitmiyor. Ben de öyle bik bik ahlak bekçisi olmadığımdan, anlatılan hiçbir şeye şaşırmayan, neyden ne kadar eğlence çıkarılır diye düşünmeye çalışan biri olunca uyumlu oluyoruz. Açtım, okudum tekrar. Keyifli, kahkaha ata ata 2 saat geçirdim. Üslubu içine alıyor insanı zaten, kitabın ne zaman bittiğini anlayamıyorsun. Herkese hitap eden bir yaşam tarzı yok. Geçmişinde üvey baba istismarı gibi ağır ve travmatik ögeler barındıran bir kadın pucca. Bir şeylerle dalga geçerek, tiye alarak mücadele ettiğini düşünüyorum. İlk yazmaya başladığı zamanlar kendisinin söylediğine göre parası bir yola yeten, 10 kişilik misafirhanede 60 yaş üstü kadınlarla kalan, üstüne bir de 4 senelik sevgilisi tarafından terk edilen koca bir yıkıkmış ama o zamanki yazılarını götürüp önüme koyduklarında kahkaha ata ata okurum. Böyle bir tarzı var bu kadının. Bir gün ben de kendi günlüğümü açıp okuduğumda “ne komik anılar ya nasıl da ucuz atlatmışım sonunda” diyerek gülebilirim umarım. Ne dersin pucca?
357 syf.
Bugün kitapçıda gezerken gördüm ki pucca'nın yeni kitabı çıkmış, ehh ben de zamanı geri sarayım ilk kitabı hakkındaki görüşlerimi yazayım dedim.

İlk kitap çıktığında ortaokuldaydım. Bütün yaşıtlarımın elinde bu kitap, bir tek ben okumuyorum. Ara sıra da "bu ne böyle" "bu edebiyat mı" "gidin başka şey okuyun" tadında nasihatler verip veriştirirdim. Diğer kitaplar gibi koca bulma sanatının derinliklerine inen ve kadını aşağıladığını düşündüğüm kitap serilerindendi işte benim için. Kitap okuma dersimiz gelip çattığında ise okuduğum kitabı evde unuttuğumu farkeden ben, sınıfta kalem ve silgiden sonra en çok bulunan bu kitabı ödünç aldım. Daha sonra ise önyargılarımdan utandım diyebilirim. Genel itibariyle ne edebiyat ne de öğretici bir unsur içeriyor. Normal senin, benim gibi birinin günlüğü işte. Bu kadar çok satılmasının ve benim diğer kitaplarını okumamın tek sebebi ise mizah. Peki bu kitabı edebiyat ve öğreticilik içermiyor diye yerin dibine sokmak doğru mu? Bence kesinlikle değil. Çünkü bambaşka bir tür gibi bu tarz kitaplar. İnternet dili içeriyor bolca. Herhangi bir arkadaşınızla mesajlaşıyormuşcasına ana karakterle bir iletişim halindesiniz. Okurken gülüyorsunuz bolca. Kız grubunuzda bulunan bir kız pucca.

Gel gelelim neden bu kadar uzun uzun yazdığıma. Pucca okuyan kız, bilmem neyi okuyan kız tabirlerine ve aşağılamalarına son zamanlarda epey bir rastladım. Toplum kitap okumaktan o kadar uzak ki kitap okumanın karşılığı bilgi edinmek olmuş, bu çok yanlış. Nasıl her zaman bergman filmi izlemek istemiyorsam, her zaman da uzun uzun felsefi metinler okumak istemeyebilirim. Çok doğal. Bu kitapları okumanın sahilde oturmaktan bir farkı yok işte. Haz duyusu mevcut. Bir insanın boş olup olmadığına bu tarz romanlar okuyup okumamasına bakarak karar verilmez. Sadece bu tarz kitaplar mı okuyor, diye sormak daha doğru olur. Tabii benim fikrim.
216 syf.
·2 günde·7/10
Her telden okurum, Pucca’ya da hiçbir zaman önyargıyla yaklaşmadım. Kendisi de biliyor yazar olmadığını o sadece günlük yazdı, bizde okuduk. Yani ben okudum ilk kitabından son anına kadar..

Edebi değeri geçin, ben her kitabında kahkahalara boğulup “bu kızın içine ne kaçtı” dedirttim çevreme. Doğum anında çektiği acıyı bile anlatırken gülme krizine sokan kadın bırakında kazansın şu kitaptan para dedim. Çünkü depresyonun dibini yaşayıp lustralın köpeği olan ben, bugün gülmeyi hatırladım.

Sağol Pucca, son kitabın evet diğerlerinden farklıydı herkesin dediği gibi artık olgunlaşmışsın ama yine de gerçek seni yine yansıtıp güldürdün beni. Güldürmekle kalmadın anksiyete krizlerime farklı bir boyut getirdin, sen acılarınla birlikte güçlenirken bende savaşmam gerektiğini hatırladım.
Teşekkür ederim hala hayatta ve canlı olduğumu fark ettirdiğin için..
357 syf.
Kitabi okumaya basladigim andan itibaren ortak bir nokta ariyordum...nasil bu kadar bana benziyor diye ve buldum sonunda "ikizler burcu olan Pucca" :))
Kesinlikle begenerek ve kahkahalarla okudum...kafa dagitmak isteyenlere birebir komedi denilebilir ...biraz argo ama o kadar yerindeki hersey hic goze batmiyor-en azindan benim gozume batmiyor- :))simdiden keyifli okumalar...
216 syf.
·Beğendi·8/10
Kitap güzel mi ? Evet. Ama eğlenmek vakit geçirmek için güzel. Bana bir şey katar mı diye düşünüp okumayın yani. Eğlenceli , bol kahkahalı "hadi ama ya ! Bunu da yapmış olamazsın artık !" Diyeceğiniz güzel bir günlük. Adı üzerinde yani günlük. Ben günlük okumayı severim diyenlerdenseniz koşun alın , aldırın
244 syf.
·2 günde·9/10
Birgün bu deli, içten, samimi karakterle tanışmayı gerçekten çok isterim.
Pucca'nın ilk kitabı lise yıllarımda elime geçmişti. O zamanda çok eğlenerek okumuştum. Şimdide öyle oldu. Pucca yazdığı kitaplarla sizinle arkadaş kıvamına getirebiliyor kendisini. Bazı sayfalarda o kadar çok gülüyorum ki fikirlerine, yaptıklarına çevremde eğer varsa birileri ilginç bakışlarına maruz kalıyorum.
Şunu da eklemeliyim.
Pucca'nın arkadaşlığını herkes sevmeyebilir. Yaşadığı hayatı anlatıyor çünkü. Onun hayatı size uçarı gelebilir. Kullandığı argolar rahatsızda edebilir. Ancak şahsen ben okurken öyle eğleniyorum ki.
Okuduğunuz her sayfada her ne kadar inkar etsenizde kendinizden(biz kızlar) bir parça bulabilirsiniz. Buna inanıyorum.
Son kitaba gelecek olursak. Şu anki eşi Osi ile tanışma hikayelerini anlatıyor. Evlenme sürecini.
Okunabilecek güzel kafa dağıtıcı bir roman arıyorsanız tavsiye ederim.
İncelememi okuduğunuz için teşekkürler!
;)
424 syf.
Ilk kitabi kadar akici ilerlemedi ama yine de zevk alarak okudum...kucuk ayrintilarla nerede nasil davranmamiz gerektigi konusunu dikkate aldim tabiki...bir de anlamadigim bu kitap serisini sevenlere "ayy nasil begeniyorlar bu kadar argo yazi var yok kiz olarak begenmedim "diyenler.... bu kitabi okudugumuz icin kotu ve ahlaksiz mi oluyoruz ya da siz okuduklarinizdan ders almayip herseye karisma hakki varmis gibi davraniyorsunuz!!kimseyi ilgilendirmez nasil kisilerin bu kitaplari okudugu... sevgilerimle...ben okudum ve begendim:)))
244 syf.
·2 günde·8/10
Pucca Günlük'ün son kitabı Pucca'nın şu an evli olduğu Serhat Osman Karagöz -kitaptaki adıyla Osi - ile tanışmaları ve evlenmelerine kadar geçen süreyi anlatıyor. Serinin diğer kitaplarında olduğu gibi yer yer güldüren kafa dağıtmalık bir kitap. Bu tarz sevenlere önerilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Pucca
Tam adı:
Pınar Selen Işık
Unvan:
Türk Twitter Fenomeni, Yazar
Doğum:
İzmir, Türkiye, 3 Haziran 1987
İnternette yazı yazarak şöhreti yakalamış nadir kişilerden biridir.

İnternette Pucca olarak tanınan kişinin gerçekte adı Selen Işık’dır.İzmirli, Üniversiteyi Ankara’da okudu. Annesi ile babası kendisi küçükken boşanmışlar, 6-8 yaşına kadar annesiyle kaldıktan sonra üvey baba tacizi yüzünden kız kardeşiyle ile babasın yanına geçmişler. Üniversitede okurken küçük bir radyoda çalışmaya başlamış.

“Radyoda ‘sesli günlük’ tutuyordum. Başıma ne gelirse anlatıyordum, aldığım çizmeden, ev sahibimin zorbalıklarına, sevgilimden, ojelerime kadar. Sonra bir televizyon kanalına girdim, montaj falan derken her şeyin içinde buldum kendimi”. Diye anlatarak bu tür işlere nasıl başladığını söylüyor.

Twitter fenomeni Pucca, Eski sevgilisini rezil etmek için açtığı blogu ve Twitter hesabı ciddi bir takipçi sayısına ulaşıp olay olunca, kısa sürede 'Küçük Aptalın Büyük Dünyası' ve “ Ve Geri Kalan Her Şey” kitaplarıyla da en çok satanlar listesine girdi.

Kitabının imza gününde okuyucularıyla buluştu. Kitaplarında ve blogunda; eski sevgililerine, akrabalarına ve nefret ettiği kayınvalide adaylarına söylediği sözlerinden dolayı yüzünü her yerde Marilyn Monroe portreleriyle gizlemek zorunda kalan Pucca, gerçek kimliğini açıklamaktan bu kez çekinmedi.

Onunki aslında alışılmamış bir başarı hikâyesi. Pucca yani Selen Işık, kendi çapında bir edebiyat türü yarattı. 'Dizüstü' edebiyatı deyince, akla artık ilk Pucca geliyor. Özelliği belki de şu birkaç 'basit' kelimede yatıyor: Esprili, pervasız, içten, korkusuz, cazgır ve komik, yeni ve farklı daha doğrusu orijinal; türünün ilk örneği. Aslında o “Her kızın yaşadığı ama anlatamadığı şeyleri yazan kişi.”

Şu an sosyal paylaşım ağlarında 200 bin takipçisi olan Pucca’nın blogu ise Türkiye’de en fazla takipçisi olan kişisel blog.

Pucca aslında; Kör, sağır, küçük bir kız ve sevgilisinin peşinden sürekli onu öpmek için koşan, Koreli bir çizgi film kahramanıymış. Bir arkadaşı Selen Işık’a Pucca’nın oyuncağını hediye ettiğinden aşina adına ama asıl Pucca adını kullanmasının nedeni kendi ismiymiş. Twitter'da İngilizce karakterlerle asıl ismi Selen Işık'ı yazdığında ortaya çıkan tablo hiç te iyi değil. Bu yüzden Pucca adını kullanıyor.

Pucca’nın son sevgilisi, yine kendisi gibi bir ‘Twitter fenomeni’ olan Ceri Levis. Ya da gerçek ismiyle Ömür Özdemir.

Yazar istatistikleri

  • 532 okur beğendi.
  • 13.174 okur okudu.
  • 127 okur okuyor.
  • 2.222 okur okuyacak.
  • 79 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları