R. A. Salvatore

R. A. Salvatore

Yazar
8.5/10
1.157 Kişi
·
3.559
Okunma
·
134
Beğeni
·
7,4bin
Gösterim
Adı:
R. A. Salvatore
Tam adı:
Robert Anthony Salvatore
Unvan:
ABD'li fantezi kurgu ve bilim kurgu yazarıdır
Doğum:
Leominster, Massachusetts, 20 Ocak 1959
ABD'li fantezi kurgu ve bilim kurgu yazarıdır. En çok Unutulmuş Diyarlar romanları, İblis Savaşları Destanı ve Yıldız Savaşları romanları ile bilinir.

Salvatore en:Leominster, Massachusetts'de doğdu. Yedi kişilik bir ailenin en küçüğü idi. Karısı Diane ve üç çocuğu ile birlikte halen orada yaşamaktadır. İyi bir sporcu olan Salvatore, beyzbol, halter ve buz hokeyi ile uğraşmaktadır. Faal olarak hokey koçluğu da yapmıştır. Kendisine yılbaşı hediyesi olarak gelen J. R. R. Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi'ni okuduktan sonra bilgisayar okumak isteyen Salvatore, edebiyat ve gazeteciliğe yöneldi. İletişim diploması aldığı üniversiteden bir de İngilizce diploması aldı. Yazar olmadan önce barlarda sorun çıkaranları dışarı atarak hayatını kazanıyordu.

İlk basılan ilk romanı 1988'de TSR'dan çıkan Buzyeli Vadisi Üçlemesi'nin ilk kitabi olan Kristal Parçası'dır. New York Times Bestseller listesinden aylarca inmeyen eserlere imzasını attı. Unutulmuş Diyarlar için birçok kitap yazdı. Ayrıca İblis Savaşları Destanı, kendi oluşturduğu kurgusal dünya Corona'da geçen birkaç roman ve Yıldız Savaşları romanları yazdı.

En tanınmış karakterleri arasıda drow Drizzt Do'Urden yer alır.

Romanlara ek olarak Unutulmuş Diyarlar: Şeytan Taşı (Demon Stone) adlı video oyunun da hikâyesini yazdı. Oyun Atari tarafından yayınlandı.

Yoğun ve ayrıntılı savaş sahneleri ile tanınmaktadır. Bunda eski bir boksör ve kabadayı olmasının etkisi olduğu sanılmakta.
316 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
"Ne bir yıldız süsler bu ülkeyi bir şairin gizemli parıltısıyla, ne de güneş yaşam dolu ılık ışıklarını gönderir buralara.
Burası Karanlıkaltı'dır; Unutulmuş Diyarlar'ın telaşlı yüzeyi altındaki gizli dünya."

Drizzt Efsanesinin ilk kitabı. Anayurt - Unutulmuş Diyarlar. Kitabı 1000K' da oluşturulmuş kitap okuma etkinliklerinin biriyle, Pol Gara-Yeşim Firûzan'ın #38242842 gönderisiyle tanıdım. Yaklaşık 23 kitaplık bir efsanenin ilk kitabını okurken gerçekten de farklı bir evrene yolculuk ettiğimi fark ettim. Örümcek Tanrı, kadınların erkeklerden üstün olduğubir evren, kardeşlik kavramının çok daha farklılaştırıldığı, doğanların dünyaya kötülük yapmak için geldiği, ölmemek için öldürmek gerekildiği, #43905578 tanrılarına kurban olarak yaşayan drowların kıyılıp verildiği ve bunun gibi oldukça değişik, olağan dışı bir sürü olayın bulunduğu bir dünya kısacası Drizzt Efsanesi. Drizzt'in ve ailesi diğer Do'Urden'ların yaşadığı Menzoboranzan'da olanları, evrenin drowlarının taptığı Örümcek Kraliçe yani Lloth'un, kötülükleri, aldatmayı, düşmanlığı, sevgisizliği, hatta ve hatta kardeş katlini bile kabul eden bir sistem içinde dünyaya gelen Drizzt, bu olanlarda bir yanlışlık olduğunu, bunun böyle olmaması gerektiğini anlamıştır.Drizzt'in diğer drowlara -yani Kara Elfler- karşılık bir farklılık içerisinde olması sadece mor gözlerinden kaynaklı değil aynı zamanda dönemin hiyearşi sisteminin getirdiği katledilişleri kabul etmeyen, kötülüğü değil iyiliği isteyen, çünkü güzellik bi kara elfin kılıcının ucunda solmamalı, öldürmeyi değil yaşatmayı seçen, annesinden tut öğretmenlerine kadar ne kadar zorlansa da içinde taşıdığı o iyiliği ve masumiyeti kaybetmeyen farklı dünyalar arayışına giren bu yönleriyle de çevresindekilerden oldukça farklı bir karakter olması, bu muhalif hareketleri ve cesur davranışları ile her ne kadar kendini sevdiren biri ve kitabın ana karakteri olsa da benim favorim kesinlikle Zaknafein olmuştur. Drizzt'in kahramanı olduğu kadar benim de kahramanımdır kendisi. En nefret ettiğim karakterler Kutsal(!) Malice ve kızı Briza iken - o yılan başlı kemerini alıp asıl ona vurmak geliyordu içimden- en sevdiğim karakter ise dediğim gibi Drizzt'ten ziyade Zaknefain oldu. Ölümü beni o kadar üzdü ki bir an bu kitaptan sonra seriye devam edemeyeceğimi düşündüm çünkü özellikle Zak ile Drizzt'in çalışma odasında olan müsabakaları kitapta en zevk alarak okuduğum kısımlar olmakla birlikte, Drizzt'in değiştiğini, asıl benliğini kaybettiğini sandığında yaşadığı hayal kırıklığını, öyle olmadığını öğrendiğinde yaşadığı mutluluğu, #43776631 beni ciddi anlamda KANSER eden o pis böcek -kaos tanrıçası veya kraliçe demek içimden gelmiyor- Lloth'un uğruna Drizzt'i kurban edeceklerini öğrendiğinde kendini oğlu için feda etmesi... Zak çok farklıydı ve çok tanıdıktı benim için. Bir dost, bir baba, bir yoldaş, bir öğretmen ve daha fazlasıydı Drizzt için. #43888904 Kitabın sonundaki ölümünün beni sarstığını hissettim çünkü diğer kitaplarda da onu görmeyi heyecanla bekliyordum, keşke ölmeseydi... #43902632 Onu okurken gözümde Harry Potter serisindeki çoğu olaya ev sahipliği yapan Hogwards Büyücülük Okulunun öğretmenlerinden Snape gibi canlandırdım ki Snape de HP'da en sevdiğim karakterdi. Sanırım ben daha çok katı görünümlü ama içinde yumuşak bir yürek bulunduran, orta yaşlı, kasvetli adam karakterlerden hoşlanıyorum bunu anladım böylece. Kitapta bol bol elfleri, zaman zaman orkları gördük ve zaten yazar R.A. , Tolkien'in büyük hayranlarından biri ve onun ilham kaynağı Tolkien'in taa kendisi. Burda bile her yerde Tolkien var! Günümüzde, belki de günümüzde demek haksızlık olur o yüzden günümüzün birkaç çeyrek asır geçmişine kadar kadınların toplum içerisinde bir masa, kalem kadar bile değeri yoktu. Ne siyasal, ne kişisel hiçbir şekilde haklarını savunamayan, toplum içinde bir anlamı olmayan kadınların bu efsanedeki rolü tam tersi. Kadınlar yönetiyor, erkeklerin karışmamaları sadece söylenenlerin yapılması isteniyor. Herhangi bir aile konseyinde kadınlar hiçbir şekilde izinsiz konuşabiliyorlarken erkekler kesinlikle izin almadan bir kelime bile söylemeye layık görülmüyor. Babalar değişiyor, anne aynı kalıyor, kadın otur derse erkek kadının dizinin dibinde oturuyor ve emir gelmeden başka bir şey yapamıyor. O benim oğlum diyor Malice, Drizzt için Zak'a döl verenin değil. Yani anlayacağınız erkekler sadece üremeye yarıyor, bir de savaşmaya. Bu bile daha ne kadar farklı olabileceğini kanıtlıyor kurgunun. Bkz: #43615462 Yazacağım çok şey var ama yapacak çok iş, okuyacak çok kitap var bunun için biraz soluklanıp serinin ikinci kitabıyla devam edeceğim. Sevgi ile.
316 syf.
·Beğendi·10/10
Drizzt Do'Urden candır. Candır; çünkü imrenilecek bir hikâyeyle, nicesini okuduğumuz, izlediğimiz, klişelere boğulmuş fantastik dünyaları anlatan eserler arasında özellikle de bu üçlemede cidden etkileyici, hatta belki de muazzam sayılabilecek bir kıvamda anlatılmıştır.

Drizzt Do'Urden, Menzoboranzan adındaki karanlık altı yurdunda, örümcek kraliçe Lloth'a ve onun ilkelerine, yani öldürmeye, ihanet etmeye, sırtından vurmaya, karanlığa ve karanlık olana tapmaya, iktidar için varolmaya dayalı kastlarla dolu, tamamen şiddeti övüp yücelten bir toplumda yerini, kimliğini, varlığını sorgulayan ve bu toplumu, bu kimliği, inancını, tanrısını reddedip kendi kimliğini, kendi toplumunu, inancını ve tanrısını arayan cesur ve güçlü, sevgi dolu bir kaybolmuşun hikâyesidir. Karakterlerimizin başına ne gelirse gelsin, bizde gerçeklik hissi yaratan, hikâyesini umursamamızı sağlayan bir anlatıcıya hepimizin canı feda. Salvatore bu üçlemede, herhalde Drizzt serisinin en güçlü, en edebi, en canlı hikâyesini anlatırken karşımıza varolmak, kimliğini bulmak, kendine ait olacak bir toplum, bir yer, sığınacak bir tanrı arayan bir gezgin, bir yalnız çıkararak gerçekten de hiç unutulmayacak bir karakter çalışması da yapmış oluyor. Ailemizi seçemeyiz, ama onun dışında herşeyi seçebiliriz belki de... Allah'ın arzı geniş değil miydi, diye seslenilenler gibi Drizzt de, o da çünkü aramaya başlıyor...tarihinin, geçmişinin, atalarının, genlerinin ona dayattığı herşeyi, değerleri, bakış açısını, inancını ve yaşam biçimini reddederek arıyor, arıyor, arıyor. Aramakla bulunmaz ama bulanlar arayanlardır, diyen o kadim ve güzel söz, sanki Drizzt için de söylenmiş gibi..

Benim için çok ama çok özel bir eser bu. Kimlik meselesini çok önemsediğimi daha da net görüyorum..bir karakterin hayatının birden bire değişmesi, bambaşka bir hâl alması, dönüşmesi beni çok etkiliyor...yoksa benim kırk beşlik hayatımın büyük bölümü de böyle geçtiği için mi acaba? Katzenbach'ın Psikoanalist'inde ya da Rice'ın Vampirle Görüşmesi'nde büyük heyecanla okuduğum bu dönüşümler, bu ağrılı sancılı devrimler Anayurt'ta ve üçlemenin diğer kitaplarını okurken de aynı hissi verdi bana. Drizzt ararken, aradığı kara elfe dönüşmeyi beklerken ve bunun için mücadele ederken bize aslında insan olmanın güzelliğini ve insana teklif edilen büyük macerayı ve keyfi hatırlatıyor, buna dikkat çekiyor. İnsanın yüceltildiği, insan olmanın onurunu biraz da reddetmekte, uymamakta, aramakta, bir yola kendini vurmakta bulan bir eser bu. Yazarımız bu ilginç, güçlü, sevgi dolu kara elf aracılığıyla onun ahlâki arayışlarından yola çıkarak dünyada en önemli maceranın belki de kendimizi bulmak olduğunu söylemek istiyor. Ve bunu rahatça okunan, keyif veren, yalın ve basit bir dille yapıyor.

Salvatore bildiğim kadarıyla hâlâ drizzt'in maceralarını yazmaya devam ediyor. Bir kaç devam kitabını okudumsa da savaşmaktan başka bir özelliği olmayan, anayurt, sürgün-göç üçlemesindeki derinliğin ve orijinalliğin kaybolduğu eserlerdi ve bu yüzden devamını getirmedim...

Ama, ne olursa olsun, Drizzt Do'Urden candır.

Demedi demeyin:)
316 syf.
·16 günde·9/10
Herkese Merhaba
Pol Gara-Yeşim Firûzan 'ımla basladığımız bu serüvende akla hayale gelmeyecek maceralara atlıyorum ki kendimi bazen yerde bazen gökte buluyorum.

Her neyse sizi Drizzt ile tanıştırayım :) iyiliğin ve kötülüğün savaşındaki arada kalmis başkarakterimiz ..

Bir kaos evreninde olduğunuzu düşünün erkeklerin sivrisinek gibi öldürüldüğü kadınların egemen oldugumu bir toplum. Tabi hemen öldürmüyorlar işlerine geldiği sürece yaşatıyorlar. Biraz garip geldi degil mi normalde tam tersi olurdu.
Şimdide toplumun hiyerarşisine geçelim. Loth yani örümcek tanrıçanın hüküm sürdüğü yeraltı elflerinin (drow) yasadığı bir kaos evreni .. iyi olmanın yasak olduğu herkesin düşman olduğu bir cehennem. Her an ölümle burun burunasınız :/

Tekrar Drizzte dönelim baştan ayağa iyilikle dolu olan karakterimiz bir drow olsa da kendi bu yere ait değildir. Doğumundan, yetiştirilmesine her yönde bunu gösterecektir. O mor gözlerinde umudu göreceksiniz.

Güzel bir fantastik seri olmasının ötesinde size bir hayat felsefesi sunuyor.Sözün özü herkes onunla tanışmalı en azından unutulmuş diyarların ilk 3 kitabını okumalı. Zaten ilk 3 kitabindan sonra Drizzti birakamayacaksiniz. Umutla kalın!
320 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Fantastik kitaplar okumayı yaşamımdaki çoğu şeyden daha çok sevdiğimi bir kere daha anladım Göç ile. Zira onların içinde büyüden, sihirden, uçmaktan, kaçmaktan ziyade hayatın kendisi var. Dostluklar, koparılmayacak bağlar, karşılık beklemeksizin sunulan sevgiler, izinden ayrılmadığın değerler, kalbin ve insanlığın sesi var. Tüm bu güzellikleri bünyesinde bulunduran kült fantastik eserlerden birisi işte Drizzt serisi. Unutulmuş Diyarlar ve Sürgün’de gördüğüm Drizzt her ne kadar yaşadığı hayattan, etrafındakilerin yaşamı kabulleniş biçiminden yorulmuş ve artık bundan bıkmış olsa da Göç’te kendi için; istediği, arzuladığı yaşam için çabalamaktan yorulmuş ve bunalmışken sonunda yurdunu bulması tüm çabalarının bir karşılığı niteliğinde. Ordan oraya sürüklenip durdu, burası bana ev olamaz diyip kendini dağlara vurdu, tam bir dost bulup kendini oturtmaya başlamışken yakın dostu aynı zamanda birçok konuda bilgi sahibi olmasını saglayan öğretmenini kaybedince yeniden kendini yollara attı. Ama asla amacından ve değerlerinden vazgeçmedi peşinde sürüsüyle düsman sürüklediğinden habersiz. Ve bir gün, yine uzun uğraşlar, yanlış anlaşılmalar, takıntılı düsmanların ve her şeyin sonunda hakikaten ulaştı amacına. Evine.

Evine hoş geldin Drizzt. Umarım ileri ki kitaplarda Cattibrie ile daha fazla anılar biriktirir, içindeki çocuğu daha fazla gösterirsin.

Kara Elf serisinin son kitabı Göç’ü, geçen yıl başlamış ve bu yılın başlamasıyla bitmiş bir etkinlik kapsamında okudum. #38242842 Haziran gibi başlamıştım ama sonu bir türlü gelmeyince araya baya zaman girdi ve bu yıl okumak nasip oldu yeniden başlamak şartıyla. Buradan bu güzel etkinliği başlatan Pol Gara-Yeşim Firûzan ‘e teşekkürlerimi sunuyorum ve her ne kadar süresi bitmiş olsa da okuyacağım tüm Drizzt kitaplarını bu etkinliğin başlığı altında okumak için izin istiyorum kendisinden .

Herkese iyi okumalar.
316 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Uzun süredir kitaplara ve incelemelere biraz da olsa uzaklaştım çünkü düğün ve ev telaşı inanın çok yorucu, zaman alıcı. Neyse bu kitaba başlayalı belki 3 ay oldu ama bırakmak zorunda kaldım. Çünkü kitap elimde değildi ve netten indirdiğim pdf'den okumaktaydım. Sonra gerek pdf'in bozukluğu ve gerek zaman olmaması kitabı bıraktırdı... Upuzun bir aradan sonra 10 gün önce elime aldım ve bitirdim.

Kitabın bir üçleme olduğu söyleyeyim başta. Böylesine fantastik, hayal ürünü bir roman okumamıştım. Okumamda emeği olan Mustafa Tamer Akder'e çok teşekkür ederim. İncelemeye geçersek:

İlk defa bu türde bir eser okuyacağım için şaşkın ve heyecanlıydım. İlk başlarında geçen farklı isimler beni zorladı. Normal Türkçe isimler beklemeyin. Sonra bu isimlerin açıklamaları ve romanın ilk kurgusu oluşmaya başlayınca taşlar yerine oturdu. Çeşitli aileler var ve bu ailelerin sıralaması var. Aileler ilerlemeye çalışıyorlar. Bir ailenin tamamen yok edilmesi gerekiyor kural bu. Neyse olaylar falan filan. Bizim Drizz bir savaşçı. Ailenin iyi üyeleri de bir okula götürülüyor. Bu bakımdan büyücülük bölümü ve rahibelerin olması beni Harry Potter'a benzetmemi sağladı. Orada da aynı şekilde savaş, puan toplama ve büyüler vardı. Aslolan ise Drizz'in karakteri... Savaşa ve öldürmeye karşı, düzene karşı doğruyu bulup dik durabilen, duygusal ve yürekli birisi. Yani olması gereken biri gibiydi.

Etkileyici, macera dolu, heyecanlı ve güzel bir dille anlatılmış bu serinin ilk kitabını mutlaka tavsiye ederim. Gerçekten etkileyiciydi son bölümleri.
280 syf.
·5 günde·8/10
Fantastik kurgu okuma isteğim hala canlı bir şekilde devam ediyor olunca yarım bıraktığım serileri de okumak için fırsat bulmuş oldum. Anayurt'u genel olarak sevsem de beklediğimi tam bulamamıştım ama seri için umut vaat eden bir başlangıçtı. Sürgün ise daha çok geçiş kitabı gibi, bu kitapla bir sonrakini bağlayan köprü görevini üstlenmiş. Geçiş kitabı olmasına rağmen severek okudum, Drizzt'in dünyasını yeniden hatırlamış oldum, seriye ara vermeden devam etmek istiyorum.

Drizzt'i yurtsuzluğun, yalnızlığın ve içindeki kötücül duyguların pençesinde buluyoruz ve yazar kitap boyunca bu ruh hallerini çok güzel yansıtmış, bu kısımları daha büyük bir ilgiyle okudum.
392 syf.
·Puan vermedi
Kitap sürpriz içinde sürprizlerle dolu :)) İyi ve kötü sürprizler ard arda geliyor :)) Beklenmedik gelişmeler ve beklenmedik olaylarla dolu, insanı şaşırtıyor gerçekten, hem arka arkaya yaşanan olaylar zinciriyle, hem de sonuyla... Heyecanlı okumalar arkadaşlar :))
406 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Artemis Entreri'nin geçmişiyle yüzleşmesi. Yıllardır onu kovalayan hayâletleriyle hesaplaştığı anlar kitabın sonu...

Öncesinde ise üç mâcerâcının ânı ve mâcerâlarını yaşarken zaman zaman geçmişlerini dile getirdikleri, herbirinde birbirleriyle ilgili farkındalıklar oluşturan bilgi ve duygu paylaşımları...

Ânlar... Birçok farklı yaşam ve farklı yaratık, onların hayâtlarından çok çeşitli enstantaneler... Farklı sosyal sınıflar, insanlar, yaratıklar, insan görünümünde canavarlar...
464 syf.
·Puan vermedi
Merhaba kitap dostları :))
Merhaba fantazya seven arkadaşlarım :))
Yol arkadaşları ve tutulan yollar değişse de, mâcerâ devâm ediyor...
Bu seferki kitap bir devrin kapanışı ve yeni bir devrin başlangıcı gibi olmuş, öyle hissettirdi...

Eski, çok eskilerden, tanıdık birileri... Acaba kim?.. :))
316 syf.
·Puan vermedi
Sadece böyle bir giriş için bile okunacak çok kıymetli bir kitap.

Ne bir yıldız süsler bu ülkeyi bir şirin gizemli parıltısıyla, ne de güneş yaşam dolu ılık ışıklarını gönderir buralara. burası karanlıkaltı'dır; unutulmuş diyarların telaşlı yüzeyi altındaki gizli dünya. burada gökyüzü acımasız bir kayadır. duvarlar, ölümün, buraya gelme yanılgısına düşecek kadar budala yüzey canlılarının meşale ışığı ile grileşmiş rengini yansıtır. burası onların dünyası değildir. burası ışığın dünyası değildir. buraya davetsiz gelenlerin çoğu geri dönmezler.

Yazarın biyografisi

Adı:
R. A. Salvatore
Tam adı:
Robert Anthony Salvatore
Unvan:
ABD'li fantezi kurgu ve bilim kurgu yazarıdır
Doğum:
Leominster, Massachusetts, 20 Ocak 1959
ABD'li fantezi kurgu ve bilim kurgu yazarıdır. En çok Unutulmuş Diyarlar romanları, İblis Savaşları Destanı ve Yıldız Savaşları romanları ile bilinir.

Salvatore en:Leominster, Massachusetts'de doğdu. Yedi kişilik bir ailenin en küçüğü idi. Karısı Diane ve üç çocuğu ile birlikte halen orada yaşamaktadır. İyi bir sporcu olan Salvatore, beyzbol, halter ve buz hokeyi ile uğraşmaktadır. Faal olarak hokey koçluğu da yapmıştır. Kendisine yılbaşı hediyesi olarak gelen J. R. R. Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi'ni okuduktan sonra bilgisayar okumak isteyen Salvatore, edebiyat ve gazeteciliğe yöneldi. İletişim diploması aldığı üniversiteden bir de İngilizce diploması aldı. Yazar olmadan önce barlarda sorun çıkaranları dışarı atarak hayatını kazanıyordu.

İlk basılan ilk romanı 1988'de TSR'dan çıkan Buzyeli Vadisi Üçlemesi'nin ilk kitabi olan Kristal Parçası'dır. New York Times Bestseller listesinden aylarca inmeyen eserlere imzasını attı. Unutulmuş Diyarlar için birçok kitap yazdı. Ayrıca İblis Savaşları Destanı, kendi oluşturduğu kurgusal dünya Corona'da geçen birkaç roman ve Yıldız Savaşları romanları yazdı.

En tanınmış karakterleri arasıda drow Drizzt Do'Urden yer alır.

Romanlara ek olarak Unutulmuş Diyarlar: Şeytan Taşı (Demon Stone) adlı video oyunun da hikâyesini yazdı. Oyun Atari tarafından yayınlandı.

Yoğun ve ayrıntılı savaş sahneleri ile tanınmaktadır. Bunda eski bir boksör ve kabadayı olmasının etkisi olduğu sanılmakta.

Yazar istatistikleri

  • 134 okur beğendi.
  • 3.559 okur okudu.
  • 48 okur okuyor.
  • 1.680 okur okuyacak.
  • 17 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları