Raif Cilasun

Raif Cilasun

8.0/10
77 Kişi
·
252
Okunma
·
27
Beğeni
·
4.085
Gösterim
Adı:
Raif Cilasun
Unvan:
Yazar
Doğum:
İzmir, 1906
Balkan Harbini , Birinci Cihan Harbi’ni acılarıyla yaşayan yazarımız 1906 yılında İzmir’de doğdu. Öğrenimine İzmir’de Sultani Lisesinde yaparken Yunanlı’ların İzmir’e işgali ile tahsiline devam edemedi. Cumhuriyet’in ilanına müteakip Ödemiş ilçesinde İmam hatip okuluna kayıt oldu. Tevhid_i Tedrisat Kanununun uygulaması ile okul kapatılınca 1925 yılında İstanbul Robert Koleji’ne devam etti. İngilizce, Fransızca, Arapça dillerine vakıf olan yazarımız, ayrıca Rumca üzerine çalışmalar yapmıştır.
Türkiye’de dini neşriyatın ilk ışığını yakan Sönmez Neşriyat’ın ilk kurucuları arasındadır.

1949 senesinde Halk Fırkası saflarında ilk okullara din dersi ve İmam Hatip Okullarının açılması hususunda büyük çabaları oldu.
1951 yılında İlim Yayma Cemiyeti’nin kurulmasında öncülük etti. Daha sonra İzmir’de İl Fakirlerini Koruma Derneği ve Halk Eğitim Derneği’ni kurdu. Bu arada İlahiyat Dernekleri Federasyonu tüzüğünü hazırlayarak kurulmasına vesile oldu. Yeni İstiklal mecmuası ve günlük siyasi gazete çıkarma teşebbüslerinde bulundu. Ömrünü din hizmetlerine adamıştır.

Yazar, eserlerinde hayali konulardan ziyade içinde bulunduğu olayları kaleme almaya çalıştı. Romanlarında daha çok işlediği konular, nice temiz aile kızları sokaklara nasıl düştü? Nice gencin neden avare bir hayatın içinde bocaladığı? Aydın kişi olma, ilerici olma uğruna atılan yanlış adımlar, asi gençliğin doğmasına sebep olan anarşinin sebepleri ne idi?
Yazar eserlerinde Türk toplumunun her kesimini ele aldı ve işledi. Daha sonra da çözümünü net olarak gösterdi.
- Efendim, biz nazara inanırız ama nazar boncuğu gibi batıl şeylere inanmayız. Nazar boncuğu takmak ve benden medet ummak son derece yanlış bir âdettir. Dinimizde, nazar boncuğu gibi âdetin yeri yoktur. Daha doğrusu, dinimizde bu ve bunun gibi saçmalıkların yeri yoktur. Biz, Allah'a inanırız. O'nun bize emrettiklerini yaparız. Nazara karşı duamızı okur, sonra da O'ndan gelecek hayır ve şerre mütevvekil oluruz...
- Bu da Kerim, diyerek tanıttı. Ve Yusuf, hemen itirazı bastırdı:
- Olamaz! Kerim olan, ancak Allah Teala'dır. Biz kullar, ancak Abdulkerim, yani "Allah'ın kulu" olabiliriz. Onun için de oğlunuzun adının, Abdulkerim olması gerekir!
O Ramazan ki, Müslümanların en kutsal ayıdır. Allah'ın biz kulları için, "bin aydan daha hayırlı" olarak bildirdiği Kadir gecesi, bu ay içindedir.
- Bak yavrucuğum, dedi. Allah'ın varlığından şüphe eden zavallılara söylenecek öyle çok delil var ki, anlatmakla bitmez. Bunların en basiti, içinde okuduğunuz okuldur. Şöyle bir düşün. O okul bulunduğu yere kendi kendine mi inşa olmuştur? Elbette ki hayır. Önce mühendisler tarafından planı çizilmiş, arsası alınmış, yeri kazılmış, temeli atılmış, ustalar çalışmış ve sonunda bir okul binası meydana gelmiş, değil mi? Okul gibi, hiçbir şey kendi kendine meydana gelemeyeceğine göre, bu dünya, güneş, yıldızlar ve ay nasıl meydana gelmiştir acaba?
- Bak yavrum, dedi. Gelecek olan misafirimiz Türk ve Müslüman'dır. Müslümanlar, biz Avrupalılar gibi kadın kız peşinden koşmazlar. İçki kullanmazlar. Gerçekten hayâ sahibidirler. Allah'tan korkarlar ve korkularının gereği olarak da çok temiz ve sade bir hayat sürerler.
Sevgili yazarımız Raif Cilasun 'Haram Lokma' eserinde bir romandan ziyâde, hepimizin yaşadığı veya yaşayabileceği hayâtı ele almış. Yaşanılan bâtıl hayâtların insanları nasıl bir bataklığa sürükleyebileceğinden bahsetmiş. Buna nazaran Âhiret sevdâlısı gencimiz Abdülkerim'in Hakkaniyete dayalı hayâtına ve bunun mükâfâtına da yer vermiş. Kendini İslâm’a adamış olan Abdulkerim'in hayât mücâdelesi.. Boğazından tek bir haram lokma geçirmemesinin gayreti.. Sergilediği sabır ve bu uğurda verdiği savaşlar.. Rızkın sâdece Allah'tan (c.c.) geldiğine inanan, buna dayanarak yaşayan ve vermiş olduğu savaşlar sonucunda onu bekleyen anlamlı bir hayat hikâyesi.. İnsanı düşündüren, zaman zaman duygulandıran ve silkeleyen bir kitap. Okunmasını tavsiye eder, hayırlı okumalar dilerim.
İlk okudum roman. Bende derin izler bırakan bir kitap. İlkler unutulmaz.Yirminci asrın zevk ve eğlence medeniyetinin bataklığında boğulmak üzere olan torununu kurtarabilmek için, ömrünün son nefesine kadar mücadele etmekten vazgeçmeyen yaşlı bir insanın gözler yaşartan mücadelesi...
Yazar Kökü mazide olan atilere yazmış bu eserini zannımca.Yıllar sonra belki keşfeden olur belki yeniden okuyan diye.İyi ki yazmış iyi ki okudum.
Raif Cilasun çocukken sevdiğim bir yazardı. Eski kitapları karıştırırken denk geldim bu kitabına okumak istedim.. bazı kitapların okunabilecek yaş aralığı olduğunu gösteren bi kitaptı benim için.. evet 15 yasina kadar biri okursa istifade edebileceği dini bilgilerin olduğu güzel bir roman ama bu yaşta okuyunca edebi cümlelerin olmamasi, kurgudaki bazi mantik hatalari ve konuşma metinlerinin çocuksu kalması sıktı biraz.. Demek Raif Cilasun kitaplarına vedam bu kitapla olacakmış :) Velhasıl 15-16 yaslarina kadar olan cocuklar için faydalı güzel; kişideki yaş ve edebi birikim arttıkça vasatlaşan bir kitap..
Bazı konularda farkındalık yaratacak bir kitap olduğunu düşünüyorum. Anlatımı akıcı,anlatılmak istenenler gayet sade bir şekilde anlatılmış. Yazarın başka kitabını da okumuştum. Genel olarak aynı tarzda aynı anlatım özelliklerine sahip diyebilirim.
Kitabın edebi yönünden yazarın üslubundan bahsedecek değilim. Bu kitabı okuyacak olanın yazarının İslami minvalde yazdığını biliyor olması gerekiyor dolayısıyla yazar, bir dönemi;kendi inanç sistemine aykırı bulduğu yönleriyle Fatma ve Remzi karakterleri üzerinden başarılı bir şekilde eleştirerek dile getiriyor. Ve ilerleyen bölümlerde verilen mesajları pekiştirerek adeta okuyucunun bilinç altına çalışıyor.
Elime aldığım günün gecesinde bitirdiğim bir kitap. Bize hayatı aslında ne kadar yüzeysel yaşadığımızı ve Garpın bize olan o etkileşimleriyle söylediğimiz ‘Bir şey olmaz.’ ‘O eskide kaldı.’ Laflarının bir bir canımızı nasıl yakacağını ve bir gün bu lafların altında inim inim inlerken kimsenin feryadımıza cevap vermeyeceğini hissettiğim bir kitap.
Eski kafalı, geri kafalı sözleri kulağımda yankılanırken hep aklıma gelen bu eser yüzümde buruk bir tebessüm oluşturuyor.
Ortaokulda babamın teşviki ile okumuştum. 90'ların İslamcı roman/hikayelerinin bütün genel özelliklerini yansıtan bir romandı. İbretaamiiz hikayeler, hayatları dönüştürsün insanları dine teşvik etsin diye beklenen ifadeler, cümleler, esrarengiz olaylar... O yaştaki ben için güzeldi, etkileyiciydi. Şimdiki ben, çocuğuna okutur mu? Zannetmiyorum.
Ortaokulda kapak tasarımı güzel diye okumaya başlanıştım. O zamanlar kitap okumaktan hiç haz etmezdim ama bu kitabı baya iştahla okumuştum okuduğum ilk çok sayfalı kitaptı -o zamanlar 250 sayfa kitap şimdi 600 sayfaya denk- şuan nerden karşıma çıktı bilmiyorum ama bir daha bulursam tekrar okuyacağım. Kitap kaybolan bir aileyi anlatıyordu dağılan. İslami de bir kitaptı. Okul kütüphanesinden bulduğumu haturlıyorum o zamn okunası bir kitaptır. :))

Yazarın biyografisi

Adı:
Raif Cilasun
Unvan:
Yazar
Doğum:
İzmir, 1906
Balkan Harbini , Birinci Cihan Harbi’ni acılarıyla yaşayan yazarımız 1906 yılında İzmir’de doğdu. Öğrenimine İzmir’de Sultani Lisesinde yaparken Yunanlı’ların İzmir’e işgali ile tahsiline devam edemedi. Cumhuriyet’in ilanına müteakip Ödemiş ilçesinde İmam hatip okuluna kayıt oldu. Tevhid_i Tedrisat Kanununun uygulaması ile okul kapatılınca 1925 yılında İstanbul Robert Koleji’ne devam etti. İngilizce, Fransızca, Arapça dillerine vakıf olan yazarımız, ayrıca Rumca üzerine çalışmalar yapmıştır.
Türkiye’de dini neşriyatın ilk ışığını yakan Sönmez Neşriyat’ın ilk kurucuları arasındadır.

1949 senesinde Halk Fırkası saflarında ilk okullara din dersi ve İmam Hatip Okullarının açılması hususunda büyük çabaları oldu.
1951 yılında İlim Yayma Cemiyeti’nin kurulmasında öncülük etti. Daha sonra İzmir’de İl Fakirlerini Koruma Derneği ve Halk Eğitim Derneği’ni kurdu. Bu arada İlahiyat Dernekleri Federasyonu tüzüğünü hazırlayarak kurulmasına vesile oldu. Yeni İstiklal mecmuası ve günlük siyasi gazete çıkarma teşebbüslerinde bulundu. Ömrünü din hizmetlerine adamıştır.

Yazar, eserlerinde hayali konulardan ziyade içinde bulunduğu olayları kaleme almaya çalıştı. Romanlarında daha çok işlediği konular, nice temiz aile kızları sokaklara nasıl düştü? Nice gencin neden avare bir hayatın içinde bocaladığı? Aydın kişi olma, ilerici olma uğruna atılan yanlış adımlar, asi gençliğin doğmasına sebep olan anarşinin sebepleri ne idi?
Yazar eserlerinde Türk toplumunun her kesimini ele aldı ve işledi. Daha sonra da çözümünü net olarak gösterdi.

Yazar istatistikleri

  • 27 okur beğendi.
  • 252 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 105 okur okuyacak.

Yazarın sıralamaları