Rainbow Rowell

Rainbow Rowell

Yazar
7.6/10
1.034 Kişi
·
2.412
Okunma
·
87
Beğeni
·
4427
Gösterim
Adı:
Rainbow Rowell
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Omaha, Nebraska, Amerika Birleşik Devletleri, 1973
Rainbow Rowell kitap yazıyor. Kimi zaman yetişkinler hakkında (Landline ve Attachments). Kimi zaman ise gençler hakkında (Eleanor & Park ve Fangirl). Ama hep çok konuşan insanlar hakkında yazıyor. Ve hayatını mahvolduğunu hisseden insanlar hakkında. Ve aşık olan insalar hakkında. Yazmadığı zaman çizgi roman okuyor, Disney World gezileri planlıyor ve aslında geniş perspektiften bakıldığında pek de önemli olmayan konular hakkında tartışıyor. Nebraska'da eşi ve iki oğluyla yaşıyor.
"Onu özlüyor muydu?
Onun içinde kaybolmak istiyordu. Onun kollarını bir sargı bezi gibi sımsıkı vücuduna dolamasını istiyordu.
Eleanor ona ne kadar çok ihtiyacı olduğunu belli ederse Park'ın arkasına bakmadan kaçacağına emindi."
Eleanor haklıydı. O asla güzel görünmüyordu. Bir sanat eseriydi ve sanat eserleri güzel görünmekten çok size bir şeyler hissettirirdi.
Ama Park'ın yüzü âdeta sanat eseriydi. Ve tuhaf ya da çirkin bir eser değildi. Onun yüzü tarihin asla unutmaması için resmedilmiş gibiydi...
"Romeo ve Juliet'in ölümlerine üzülmüş gibi görünmüyorsunuz.."
"Üzülmek mi?"
“Bunu üzülmeye değer bulmuyor musunuz? İki genç âşık yerde cansız yatıyor. Bugüne dek bundan daha acıklı bir hikâye yazılmadı. Bu hikâye sizi etkilemiyor mu?"
"Sanırım hayır."
"Siz bu kadar soğuk bir insan mısınız? Bu kadar vurdum duymaz mısınız?"
"Sadece bunun bir trajedi olduğunu düşünmüyorum ."
"Trajedi tam olarak bu,"
"Ama onun bu iki âşıkla alay ettiği çok belli,"
"Kimin?"
“Shakespeare'in."
"Lütfen izah edin ..."
"Romeo ve Juliet arzu ettikleri her şeyi elde edebilen iki zengin aile çocuğu. Şimdi de birbirlerini istediklerini düşünüyorlar.’’
"Onlar birbirlerine âşık ..."
"Birbirlerini doğru düzgün tanımıyorlar bile."
"Bu ilk görüşte aşk."
"Bu sadece ilk görüşte, 'Ah, ne kadar da hoş birisi' diye düşünmek. Shakespeare, Romeo ve Juliet'in birbirlerine âşık olduklarına inanmamızı isteseydi daha ilk sahnede Romeo'nun Rosaline'e kafayı taktığını söylemezdi. O bu oyunda aşkla alay ediyor."
360 syf.
·2 günde·Beğendi·5/10
Aslında kitapla ilgili söylemek istediğim çok şey var . Hatta ben kitabın çoğu yerinde bağırmak istedim. Yazarın çok farklı bir yazım şekli ve ilginç bir mesaj aktarma yolu var. O kadar çok duygu ve acıya değiniyor ki afalladım. Kitabın yorumları ve arka kapağı size sanki sıradan ama hoş bir hikaye okuyacakmışsınız hissi veriyor, yani bana öyle gelmişti. Böyle bir şeyle karşılaşmayı beklemiyordum.

Ne desem bilemiyorum. Kasetçalarımı özledim. Ailem ve sahip olduklarım için şükürle doldum ve çok fazla kişiye hitap eden dualarıma yenilerini ekledim. Herkes benim kadar sarsılır mı okurken bilemiyorum fakat kitabı anlatacak kelimem dokunaklı olurdu. Öyle bir şeyler işte...
411 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabı okuduktan sonra gerçekten kendime inanamadım. Çünkü neredeyse 8 aydır saçma ön yargılarım yüzünden (herkes beğenmiş ben beğenmem, sıkıcıdır, uzun süre bitiremem vb...) okumuyordum. Nasıl olduysa 4 gün önce gözüme ilişti ve çokta canım sıkıldığı için okumaya başladım ve öyle gitti...
Fangirl gerçekten çok güzeldi! Bu zaman kadar okuduğum en tatlı ve gerçekçi hikayelerden birisiydi Rowell'ın hikayesi. (Ayrıca en çok alıntı yaptığım kitap.) Okurken çoğu zaman kendimi gülümserken buldum. (Alıntı yaparken de.)
Simon Snow onların dünyasının Harry Potter'ıydı. Ve cidden sanki gerçekten Simon Snow diye bir seri vardı. Herkes ona bayılıyordu ve internette onun için bir sürü hayran kurgusu yazılmıştı. Sihircath hesabı gerçekten de internette vardı ve rekor tıklanmalara gerçekten de imza atıyordu. İnternete Simon ve Baz yazdığınızda sanki cidden önünüze milyonlarca başlık çıkıyordu. (Ki çıkmıyor da değil.) Sanki bunlar cidden de varmış gibi hissediyordunuz ki ben hala daha öyle hissediyorum.
Cath, Levi, Wren, Reagan gerçekten gerçekte varmışlar gibi düşünmeye devam edeceğim sanırım. Onları cidden çok sevdim. Ve uzun sürede unutmayacağım.
*
Aslında eskiden yazdığım incelemenin incelemeyle hiçbir alakası olmasa bile çok tatlı olduğu için onu atacaktım buraya ama sonra yenisini yazmaya karar verdim. Çünkü bazı şeyler eklemek istiyorum. Aslında bunları Asla Vazgeçme’nin incelemesine yazmak daha mantıklı olurdu ama o inceleme zaten çok uzun ve güzel.. o yüzden en iyisi buraya yazmak olacak.

Bu kitabın anlatılacak bir şeyi bile yok. Mükemmel bir konusu, olay örgüsü falan… hiçbir şeyi yok. Ama yine de çoğu kitaptan daha çok heyecanlandırıyor beni. Çoğu kitaptan daha çok kendisine bağlıyor ve bana ‘bir bölüm daha, bir bölüm daha…’ dedirtebiliyor. Bu duygu bende artık eskisi kadar çok olmuyor ve bu yüzden benim için çok kıymetli.

Ve sanırım konusu yıllarca en yakın arkadaşı ikizi olan bir kızın üniversite de kardeşi biraz ayrı kalmaları gerektiğini düşündüğünde yaşadığı hayal kırıklığı ve Simon Snow sevdasıyla bir yılı tamamlamaya çalışmasından ibaret olsa da, bu kitap(larda) kendimi bulabiliyorum.

Çünkü ben asla Hogwarts’a, Kayran’a ya da Capitol’ün ortasına düşecek değilim. Bu dünyada yaşamak zorundayım. Benim yaşayacağım zorluklar hiçbir zaman Izdırap Verenlerle dolu bir labirentte çıkışı aramak, Voldemort’u yenmek falan olmayacak. Ama ben Cath’in yaşayacağı birçok şeyi yaşayacağım ve hatta yaşıyorum da. Bu yüzden bu hikayeyi okuduğumda mutlu oluyorum çünkü diyorum ki evet, Cath de yazı yazarken zorlanabiliyor, o da insanlarla iletişimde iyi değil, o da birden kendini en yeterli hissettiği alanda tüm inancını kaybedebiliyor ve bir şeylerden vazgeçmek isteyebiliyor… ama yine de mutluluk onu da bulabiliyor. Beni de bulabilir. Rowell’ın kitaplarını okuduğumda hep böyle oluyorum. O benim mutlu sonlara inanmama neden oluyor. Onları sevmemi. Onların mutsuz sonlardan daha etkileyici olabileceğini.

"Sonsuza dek mutlu yaşamak ya da en azından sonsuza dek bir arada olmak aşırı duygusallık değildir," dedi Wren. "Bu iki insan için en asil ve cesurca hedeftir."

Bu alıntıyı okuduğumda kendime, “sen salak mısın?” diye soruyorum. Çünkü çoğu zaman hepimiz böyle düşünüyoruz. Çoğu zaman hepimiz, “Gelmiş geçmiş en büyük kahramanlık ölüm olmamalı." Cümlesine değil, tam tersine inanıyoruz. Ben tam tersine inanıyorum. Ama bu kitabı okuduğumda işte, kendime dönüp, “sen salaksın.” Diyorum. Çünkü en büyük kahramanlık bu olmamalı. Ama birkaç ay sonra yeniden bu düşüncelerin etkisini yitireceğini ve mutsuz son bağımlısı olacağımı biliyorum… Her neyse.

Rowell'ın yarattığı karakterler o kadar içimizden birileri oluyor ki, belki de benim gibi düşünen sandığımdan daha fazla insan vardır diyorum. Çoğu yazar gizemli, kötü karakterler yazıyor ve bu karakterleri herkes gibi bende seviyorum ama Rowell, Levi gibi sürekli gülümseyen ve o kadar yakışıklı bile olmayan bir karakter ortaya atıyor. Ama bir şekilde kusurları o kadar güzelleştiriyor ki, birden tek istediğim Levi gibi bir insan oluyor. Ki Levi gibi sürekli gülen insanlardan hoşlanmamama rağmen.

Ah, Levi.. sensiz dokuz saat bile yapamıyorum diyen Levi... Gerçekten o kadar güzeldi ki.

Ve bir duygu var ki, en sevdiğim. Çok az kitapta bu kadar sırıtıyorum ya da heyecanlanıyorum. Ama Levi&Cath sahnelerinde ve ÖZELLİKLE Simon ve Baz sahnelerinde o kadar deliriyorum ki, özellikle öpüşme sahnesinin geliyor olduğunu anladığımda yastığıma sarılarak gülüyor ve heyecanımı atıp okumaya devam edebilmek için odayı birkaç dakika turlamam gerekiyor. Bilmiyorum. Rowell’ın yazdığı kitapları okumak beni delisiye mutlu ediyor. Dış dünyayı tamamen unutuyorum ve sadece Cath’in Sihirbazlar dünyasından çıkmak istememesi gibi, o dünyadan çıkmak istemiyorum. Sonsuza kadar Watfod dünyasında Simon ve Baz’larla kalmak istiyorum.

Ayrıca kitabın sonu o kadar ama o kadar çok hoşuma gitti ki... (vay canına, VAAY CANINA, bir Rowell kitabı için bu cümleyi kurabilmek... gözlerim yaşardı) daha önce o kadar dikkatime takılmamış sanırım ama bu sefer o alıntının altında Cath'in aldığı ödülü okuyunca içim sımsıcak oldu ve kocaman gülümsedim.

Belki çok boş konuştum ama bunları yazmak istedim. Belki iyi aktaramadım bile ama Rowell bana yazdığı karakterle güç veriyor. İyi şeylerin de olabileceğini yeniden görmeme sebep oluyor. Beni kalbimden kimsenin vuramayacağı şekilde vuruyor ve bunu yaptığı içi otomatikman zihnimi de alt üst etmiş oluyor. Çünkü onlardan başka bir şey düşünemiyorum.

Cath, Levi, Reagan ve (Simon&Baz), sizi çok fazla seviyorum.

Dipnot: Bu şarkı şans eseri instagram ana sayfama düşmüştü. Eskiden çok dinlerdim ve yeniden dinlemeye başladım. Tabii ki okurken dinle(ye)medim ama bana hep Fangirl'i ve Cath'i anımsattı. O yüzden artık daha da çok seviyorum. Garip bir şekilde bu kitaba çok uyuyor.

Dipnot2: All my life I've been good but now
Ooohhh
I'm thinking "What the hell?"
360 syf.
·2 günde·9/10
İçimi ısıttı.
Yüzünüzde kimi zaman hülyalı bir tebessüm oluşturan kimi zaman buruk bir iç çekişe neden olan samimi bir hikaye. Bazı anlarda beni kitabı kapatıp birkaç saniye de olsa kendimle baş başa kalmaya sevk etti.

Doğrusu yarım puanı neden kırdım tam emin değilim. Nedeni olsa olsa "Sonsuza dek mutlu yaşadılar." cümlesini yüksek sesle duymak isteyen içimdeki ufak çocuğun teessüfü olabilir.

Her şeyden öte Rainbow Rowell'a kitap boyunca yaşattığı tüm duygular ve en önemlisi sonunda hediye ettiği gülücük için teşekkür etmek istedim.
360 syf.
·8/10
Standartların dışına çıkmış bir kitap.. farklı.
Bana göre Rainbow Rowell bu kitapda, olması gereken diye bir şey olmadığını çok güzel anlatmış. Farklı olmanın ayrıcalık olduğunu. Aynı Elenor ve Park gibi. Birbirini tamamlayan, eğlenen, kaset çalarlarından müzik dinleyen, çizgi romanlarını paylaşan muhteşem bir çift onlar.
Sıradan lise kitaplarındaki güzel, zayıf, manken gibi olmasına karşılık sakar, masum ve hiç bir şeye kafası basmayan kızlardan değil Elenor. Ve yine sıradan lise kitaplarındaki yakışıklı, zengin, yapılı ama kimseyle konuşmayan, kızlara ve çevresindekilere iğrenç davranan bir kötü çocuk da değil Park. Yine sıradan lise kitaplarındaki gibi önce kavgayla başlayıp sonra mütiş bir aşk yaşayan gençlerden değiller onlar.
Bu kitap her şey olabilir ama kesinlikle sıradan değil.
352 syf.
·9/10
İlişkiler harika, eğlenceli ve akıcı... romantik komedi türüne farklı bir bakış açısı ile bakmaya başladım.İlişkiler aldığı her iltifatı hak ediyor.
Her şey çok güzel giderken, ardı ardına harika kitaplarla tanışırken.. Karşıma çıkan ama her sayfasında keşke çıkmayaydın dedirten kitaptır kendisi.. “Sabit Hat”. Bende bir his bırakmaktan ziyade sabır bırakmayan, error kitap !
Kitabın elbette ki edebi bir üslubu yok diyerek giriş yapayım artık. Akıcı bir dili evet var ama kitap nerdeyse tamamen gündelik dilden oluşuyor. Buna karşın gündelik bir konusu yok. Kitap arka kapağında, içerikten bahsedildiği için spoiler olarak görmüyorum. İncelemenin devamını gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz: Kahramanımız, büyüdüğü evde, gençliğinde kullandığı klasik bir ev telefonuyla, uzaklara giden eşini aradığında bir bakıyor ki 10 sene öncesindeki eşiyle yani o zaman ki erkek arkadaşıyla konuşuyor. Evet konu fazlasıyla çekici ancak kurgu, bir haftaya sığdırılmaya çalışılmış ve romandaki akıcılık kahramanımızın iç konuşmaları ve kendisiyle hesaplaşması şeklinde sürüp gidiyor yani bizi ne merakta bırakıyor, ne sürüklüyor ne de bizden bir şey bulmamıza olanak sağlıyor.
Geçmişe dönüklük anlamındaki bir diğer kitabı daha bu hafta içerisinde öğüttüm. Kan ve gül bir kara dejavu.. Burada da kahramanımız geçmişle bağ kuruyor ve olaylar sürükleniyor. Kıyasladığım vakit, bizim yazarımız (Alper Canıgüz) alınma ama Rainbow Rowel seni çıtanın çok çok altında bıraktı. Bunu da söylemeden edemeyeceğim.
Eminim bu tipte bir romanında okuru oldukça fazladır. Zaten yazarın diğer FanGirl ve Eleanor&Park romanları oldukça sevilmiş. Demek ki diyorum kendime, bu tip romanlar için fazlasıyla yaşlıyım. Kitabı okurken hep, İpek Ongunun Selda kahramanlı serisinin batı versiyonunu okumuş gibi hissettim.. :(
Sonuç olarak geçmişseniz 24’lü kritik yaşı tanışmışsanız Alper CanıGüz, İhsan Oktay Anar …. Gibi yazarlarla, hata ettiğinizi anlayacaksınız. Eğer İpek Ongun’un ergen hikayelerınden hoşlanıyorsanız okumalısınız…
360 syf.
·Beğendi·6/10
Kitabın konusu ve kendi detaylı incelemem için; https://kitap.yazarokur.com/m/eleanor-ve-park?puan0

Gayet güzel bir genç yetişkin romanıydı. Sonunun yaklaşık 3 sayfa falan eksikmiş gibi gelmesi yüzünden kitabı bitirince sinirlenmiştim ama yine de çok güzeldi. En azından klişe bir kitap değildi konusu karakterler falan çok farklıydı. Tabi beğenmediğim yerler de oldu. Bu tarz genç-yetişkin aşk kitaplarını seviyorsanız katiyen kaçırmayınız derim.
360 syf.
·Puan vermedi
bazı aşklarda dış görünüşün hiçbir ehemmiyeti olmadığının örneği olan bir kitap daha.
Eleanor var mıydı?
Eleanor'u boşver, Park gerçekten var mıydı? Gerçek miydin Park?
...
Birçok romantik-ilk aşk kitabını sollayıp geçemez belki ama gerçekten çok masum ve güzel bir hikayeydi onlarınki.
Kitaba ilk başladığımda dedim ki tamam, çirkin kız ve kötü, havalı çocuğun yolları kesişiyor. Eleanor, Park'a sümsük gibi yapışacak, nefretten aşk doğacak.
Öyle olmadı.
Park bence birçok yönden Maria Puder'e benziyordu. Bazen kararsızlıkları, bazen Eleanor'dan ayrılmak istememesi falan.

***Eğer kitap okumaya başladığım, gençlik romanlarını bayıla bayıla okuduğum dönemde okusaydım 5 kat daha fazla beğenirdim ama Suç ve Ceza'yla aynı anda okuyunca ve beklentileriniz varsa, beklentilerin altında kalabilir.(neyse ki kitap hakkında bilgim yoktu, beklentim de sıfırdı.)***

Dediğim gibi gençlik romanlarını seviyorsanız ve masum bir aşk romanı okumak istiyorsanız tavsiye edilir. :"))

(Sizi unutmayacağım,
Koca Kızıl
Aptal Asyalı Çocuk..)
496 syf.
·3 günde·10/10
Bir fanfiction olmasına rağmen okuduğum en harika Rainbow Rowell kitabı diyebilirim. Gerçekten mükemmel bir kitap. Hayatımda ilk kez bir kitabı okurken nefesim kesildi. Baz ve Simon tanrım ne tatlı bir aşk hikayesi!

Yazarın biyografisi

Adı:
Rainbow Rowell
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Omaha, Nebraska, Amerika Birleşik Devletleri, 1973
Rainbow Rowell kitap yazıyor. Kimi zaman yetişkinler hakkında (Landline ve Attachments). Kimi zaman ise gençler hakkında (Eleanor & Park ve Fangirl). Ama hep çok konuşan insanlar hakkında yazıyor. Ve hayatını mahvolduğunu hisseden insanlar hakkında. Ve aşık olan insalar hakkında. Yazmadığı zaman çizgi roman okuyor, Disney World gezileri planlıyor ve aslında geniş perspektiften bakıldığında pek de önemli olmayan konular hakkında tartışıyor. Nebraska'da eşi ve iki oğluyla yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 87 okur beğendi.
  • 2.412 okur okudu.
  • 62 okur okuyor.
  • 1.319 okur okuyacak.
  • 94 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları