Ray Bradbury Ray Douglas Bradbury

Yazar 8,3/10 · 1098 Oy · 21 kitap · 2463 okunma ·  169 beğeni

Yazarın Bilgileri

  • Yazarın Adı:
    Ray Bradbury
  • Yazarın Tam Adı:
    Ray Douglas Bradbury
  • Unvan:
    Amerikalı Yazar
  • Doğum:
    Waukegan, Illinois, Amerika Birleşik Devletleri 22 Ağustos 1920
  • Ölüm:
    Los Angeles, Kaliforniya, Amerika Birleşik Devletleri 5 Haziran 2012
  • Yazar kitaplarını satın al Sponsorlu

Yazar İstatistikleri

169 okur beğendi.
1.098 puanlama · 685 alıntı
3 haber · 6.031 gösterim
2.463 okur kitaplarını okudu.
2.403 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
97 okur kitaplarını şu anda okuyor.
63 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Ray Bradbury'un Biyografisi

Ray Douglas Bradbury, 1920'de Waukegan, Illinois'de doğdu. 1934'te ailesiyle Los Angeles'a taşındı. 1947'de Marguerite McClure'la evlendi. Şimdi yetişkin olan dört kızları var ve halen Los Angeles'ta yaşıyorlar. Bugün Dünya'nın en büyük bilimkurgu ve fantezi yazarlarından biri olan Ray Bradbury, yirmi yaşındayken Weird Tales'de yayımlanan ilk öyküsünden bu yana, 500'e yakın öykü, roman, oyun ve şiir kaleme aldı. John Huston'un 1956 yapımı Moby Dick'inin televizyon senaryosunu yazdı. Sonraları, Alfred Hitchcock Şov ve Rod Sterling'in Alacakaranlık Kuşağı için senaryolar yazdı. Apollo astronot grubundan biri Ay'a indiğinde, Bradbury'nin romanı Dandelion Wine onuruna, bir kratere Dandelion Crater adını verdiler. Bradbury'den, Tokyo yakınlarında bir 21. yüzyıl kentinin tasarımı konusunda yardımcı olması istendi. Fahrenheit 451 operası 1988 sonbaharında sergilendi. Film versiyonu da, 1966 yılında François Truffaut tarafından yönetilmişti. Yapıtları Fahrenheit 451 Mars Yıllıkları Uğursuz Bir Şey

Ray Bradbury'un Kitapları Kitap Ekle

8,3/ 10  (951 Oy) ·  2.151 Okunma
8,4/ 10  (26 Oy) ·  49 Okunma
5. Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana ('Durmuş Bir Saat, Bir Kayıp, Bir Son, Bir Karanlık, Hiç.')
6,1/ 10  (9 Oy) ·  21 Okunma
7,3/ 10  (6 Oy) ·  17 Okunma
8,7/ 10  (6 Oy) ·  14 Okunma
7,8/ 10  (4 Oy) ·  13 Okunma
5,0/ 10  (1 Oy) ·  10 Okunma
15. Yakma Zevki (Fahrenheit 451 Öyküleri)
6,7/ 10  (3 Oy) ·  8 Okunma
19. Ateş ve Buz (Science Fiction Graphic Serisi 3)
8,0/ 10  (4 Oy) ·  4 Okunma
Bütün Kitapları Göster
abdullah bektaş, bir alıntı ekledi.
02 Oca 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Montag: Bir kadın kitaplar uğruna yanabiliyorsa, kitapların içinde birşeyler olmalı...

Fahrenheit 451, Ray BradburyFahrenheit 451, Ray Bradbury
Vedat Geçit, bir alıntı ekledi.
30 Eyl 2014

"Kitap yakmaktan daha kötü suçlar vardır. Bunlardan biri de kitap okumamaktır."

Ray BradburyRay Bradbury
Esma Tezgi, bir alıntı ekledi.
05 Nis 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

İyi yazarlar genellikle hayatın gerçeklerine dokunurlardı. Bu bakımdan kitaplardan neden bu kadar nefret edildiğini, korkulduğunu anlıyor musunuz? Hayatın gerçek yönlerini veriyorlar.

Fahrenheit 451, Ray BradburyFahrenheit 451, Ray Bradbury
Pembe Karanfilli Kız, bir alıntı ekledi.
22 May 2016

Kitaplar bize ne tür eşekler ve aptallar olduğumuzu hatırlatmak içindir. Kitaplar, tören alayı büyük bir gürültü içinde caddede ilerlerken, Sezar'ın kulağına "Unutma sende ölümlüsün," diyen pretoryen muhafızlarıdır. Çoğumuz dünyayı dolaşıp herkesle tanışamayız, bütün şehirleri göremeyiz. Bunun için zamanımız, paramız ve bu kadar çok arkadaşımız yoktur. Aradığın şeyler, Montag, dünyada, fakat vasat bir insan için onların yüzde doksan dokuzunu görmenin yolu kitaplardan geçer.

Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 131)Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 131)
Ferah, bir alıntı ekledi.
19 Eki 2015

''Kütüphaneye kapanın: Lanet olası bilgisayarınızdan ayrılın!''

Ray BradburyRay Bradbury
Kitap her yerde okunur, bir alıntı ekledi.
28 May 2017 · İnceledi

Gözlerini merakla doldur ve sanki on saniye sonra ölecekmiş gibi yaşa...

Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 228)Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 228)
Hera, bir alıntı ekledi.
09 May 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Gerçek bir olay...
"Demek yürüyorsunuz?" dedi polis memuru, "Sadece yürüyor musunuz?"
Başımla onaylayarak açık gerçeği hazmetmesini bekledim.
"Pekala," dedi polis memuru, "Bir daha yapmayın!"

Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 8 - İthaki, 7. Baskı, Yazarın Önsözünden)Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 8 - İthaki, 7. Baskı, Yazarın Önsözünden)
Ferah, bir alıntı ekledi.
24 Şub 2015

''Kitaplar, tören alayı büyük bir gürültü içinde caddede ilerlerken, Sezar’ın kulağına ‘Unutma, Sezar, sen de ölümlüsün’ diyen pretoryen muhafızlarıdır.''

Fahrenheit 451, Ray BradburyFahrenheit 451, Ray Bradbury
Hera, bir alıntı ekledi.
19 May 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Ne kadar çok insan var, diye düşündü. Bizim gibi milyarlarca insan var, ne kadar fazla. Kimse kimseyi bilmez.

Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 39 - İthaki Yayınları)Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 39 - İthaki Yayınları)
Bekir İstanbul, bir alıntı ekledi.
25 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Sadece söylemek zorunda olduğum şeyleri dinleyecek birini istiyorum.

Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 126)Fahrenheit 451, Ray Bradbury (Sayfa 126)
Bütün Alıntıları Göster
İbrahim (Sisifos), Fahrenheit 451'i inceledi.
 17 Mar 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Günümüzden 500 yıl sonrası. Yanmayan evler, kapsüller, mekanik tazılar, son hız arabalar ve itfaiyeciler. Yanmayan evlerin icadından sonra itfaiyecilere yeni bir görev verildi, kitap yakmak. Sadece belirli kitapları değil ellerine geçen tüm kitapları yakmak.
Kitap yakıyorlar dediysek hemen itfaiyecilere kızmayın. Onlar toplumun mutluluğu için çabalıyorlar. Şiirler acıdır, romanlar insanı düşünmeye zorlar. Oysa düşünmeyen eğlenen insanlar mutludur. .
Düşünmeyen ,eğlence toplumu devlet baskısıyla yaratılmadı. İlk başta sansür baskı hiçbirisi yoktu. Kitap okumamayı isteyen insanların kendileriydi.
Herşey fotoğrafla başladı,sonra kamera icat edildi , sonra video ,televizyon. Televizyonun etkisi altında kalan insanlar kitap okumaya zaman bulamadılar. Klasiklerin özeti çıkartıldı, sonra özetinin özeti, sonra da özetin özetinin özeti ve en sonda bir ansiklopedi de on iki kelimeye sığdırıldı. Artık klasikleri kolayca okuyabilir , geriye kalan zamanınızda da eğlenebilirsiniz. Okullar simgesel yaratıcılar, düşünce adamları yerine atletik sporcular çıkarmaya başlamasıyla beraber entellektüel kelimesi bir küfür sayıldı. Peki bunun suçlusu kim devlet mi yoksa çağımız insanımı???
Klasiklerin özetini okuyup suç ve ceza' da çok ağırmış diyenleri, başını televizyon izlemekten kaldıramayanları, yarış atı yetiştiren eğitim sistemini eleştiren herkesin okuması gereken bir kitap.
Herkese iyi okumalar dilerim.

Rojhilat Recep As, Fahrenheit 451'i inceledi.
 29 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 2 günde

Distopik Kitaplar Serisi Vol 1

Özellikle kitapların öneminden bahsettiği için bende çok ayrı bir yeri olacak bir kitap keşfetmenin mutluluğunu yaşıyorum. Maddeye tapan, sadece insanlığın mutlu olmaktan ibaret olduğunu düşünen bir zihniyetin dünyaya yerleşmesini enfes bir şekilde eleştiren nadide kitaplardan. Hâlbuki insanı insan eden acılarıdır, insanın elinden bu acı çekme hakkını alırsanız, insan hiçbir zaman hatalarından ders çıkaramaz. Kitaptaki Anka kuşu benzetmesi olayı çok net özetler nitelikte; insanoğlu yaptığı hatalar ile kül olup yanıyor ama bu küllerinden yeni bir Anka kuşu doğuyor. Ama ne yazık ki hep aynı külden doğup hep aynı küle varıyoruz.

Oğuz Aktürk, Fahrenheit 451'i inceledi.
 13 Eki 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Beni yak, kendini yak, her şeyi yak.

1954'te ilk olarak Playboy dergisinin sayfalarında boy gösteren Fahrenheit 451, bundan tam 63 yıl sonra da kitaplığımın sağ alttan 3. rafında günümüzden 500 yıl sonrasını anlatmak için boy gösteriyordu. Dile kolay 63 yıl onu hiç yaşlandırmamıştı sanki. Ebeveynlerimle tam olarak yaşıt olan Fahrenheit 451 sanki yerinde dururken bile bana o kadar yıllık deneyimiyle bir şeyler anlatmaya çalışıyor gibiydi kibritli ve alevli kapak tasarımıyla. "Beni okumazsan Sezen Aksu'dan Her Şeyi Yak parçasını açar ve sana bütün kitaplarını yaktırırım ulan!" diyordu sanki yerinden. Ve onu elime aldığımda kitaplıktaki yüzlerce diğer kitap bir tek ondan korkar oldu. Hayvan Çiftliği'ndeki hayvanlar o çok hayal ettikleri değirmeni kurmayı bırakıp yanmamak için çiftliklerine sığındılar, Küçük Prens kitabın üstündeki kibritleri gerçek sandı ve zaten küçücük olan gezegenine beğenmediği dünyadan insanları çağırarak yanmamak için ısı izolasyonu yaptırdı, Kürk Mantolu Madonna olan Maria ise yaz kış giydiği kürk mantosunun içinde zaten aşkın ateşinden patladığı için Fahrenheit sonsuz derece de olsa yanmaya hazır bekliyordu. Bir tek Umberto Eco'nun Gülün Adı kitabındaki kütüphane bu kitabı dört gözle okumamı bekliyordu.

Bir gün bütün polislerin olayları durdurmak yerine olayları çıkaranlardan olduğu, bir gün bütün ambulansların hastaları tedavi etmek yerine hastaları öldürdüğü, bir gün bütün itfaiyelerin de yangınları söndürmek yerine yangınları çıkaranlardan olduğu ters mantıkların dünyası. Bu distopyada 155'e, 112'ye, 110'a yer yok. Acil durumda aranacak ilk numara sensin çünkü.

Artık Burger King'in "Ateş seni çağırıyor!" reklamında da, yazın apaçilerin giydiği ateş desenli şortta da aklıma ilk Fahrenheit 451 gelecek. Çünkü ihtimal dahilinde bile olsa kitapların dünyada yakılmış, yakılıyor ve yakılacak olması insanın geleceğini kömür renginde karartan bir olgudur. Zaten fizikçi Pierre Curie geçmişte yakılmış her türlü kitap için şu sözü dememiş midir? : "Endülüs Kütüphanesi'nden otuz kadar kitap kurtuldu, onlarla atomu parçaladık. Eğer yakılan bir milyon kitabın yarısı kurtulmuş olsaydı, şu anda galaksiler arasında geziyor olurduk."

Belki ne Endülüs Kütüphanesi'ne ne de Cambridge Üniversitesi Kütüphanesi'ne sahip olabiliriz evet, ama distopya olarak gördüğümüz süreçleri birilerinin ütopyası olarak görmesini engellememiz bizim hayat gayemiz olmalıdır. Ağaçların rant uğruna kesilmesi kitap yakmakla eşdeğer değil midir? Onların ütopyası ağaç kestikleri alana hafriyat kamyonlarını yollamaksa bizim de ütopyamız en büyük hafriyat kamyonumuz olan ruhumuzu ve beynimizi aktif olarak kullanmaktır. Çünkü Fahrenheit 451'in başrolü Montag gibi her ne olursa olsun fikirlere kurşun işlemez. Sisteme ve medyanın Requiem for a Dream misali çekiciliğine her ne kadar savaş açarsak distopya-ütopya dengesinde de o kadar mantıklılaşır, o kadar ütopikleşiriz.

Annelerimiz yemeklerin pişme derecesini biliyor olabilir fakat biz de artık kitapların yanma derecesini biliyoruz. Bir gün 110'u aradığınızda evde sarılacağınız ilk şeyin kitaplığınız olması dileklerimle.

Çünkü kitapların ne varlığı ne de yokluğu bize yetiyor.

Mathmazel, Fahrenheit 451'i inceledi.
 20 May 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

"Fahrenheit 451:
Kitap kağıtlarının tutuştuğu ısı derecesidir."
Dediğinde nasıl bir kitap okuduğunuzu anlıyorsunuz aslında.
"TV oturma odasına bir tohum ektikten sonra onun sizi kavrayan pençesinden kendisini kurtaran olmuş mu? Sizi istediği biçimde yetiştirir!" ifadelerini okuduğunuzda bir durup düsünüyorsunuz.
"gerçeğin ve özgürlüğün en tehlikeli düşmanı olan, katı ve durağan çoğunluk sürüsüne ait olduğunu unutmamalısın. Aman Tanrım, çoğunluğun müthiş zulmü." ifadelerini okuduğunuzda çoğunluk mu azınlık mı olduğunuzu sorguluyorsunuz.
"Hiç kimsenin ‘suçlu’ları dinlemeyeceği zamanda ben her şeyi çekinmeden yüksek sesle söyleyebilecek suçsuz insanlardan biriydim, fakat ben de sustum ve kendim de suçlu durumuna düştüm." ifadelerini okuduğunuzda susmanın büyük sıkıntılara nasıl sebep olabildiğini farkediyorsunuz.
"Hayır, hiçbir şey konuşmuyorlar. Çoğunlukla, arabaların, elbiselerin ve yüzme havuzlarının isimlerini sayıyorlar ve ne kadar harika olduklarını söylüyorlar. Hiç kimse diğerlerinden farklı bir şey söylemiyor." ifadelerini okuduğunuzda bunlar gerçek olabilir mi diyorsunuz.
"Ne yaptığın önemli değil, derdi, yeter ki sen ellerini onun üstünden çektiğin zaman, ona dokunduğun zamanki halini değiştiren bir şey yapmış olasın. Otları sadece biçen bir adamla, gerçek bir bahçıvan arasındaki fark dokunuştadır" ifadesini okuduğunuzda yapılan küçücük bir hareketin neleri değiştirebildiğini anlıyorsunuz.
Fahrenheit 451:
Kitap kağıtlarının tutuştuğu ısı derecesidir.
Her cağda yakılmış kütüphaneler kitaplar vardır. Okunması birilerince zararlı görülen kitaplar her çağda olagelmiştir. Fakat unutulan: kitaplar yakılsa da, yasaklansa da, okunmaz diye kenara atılsa da birilerinin mutlaka dikkatini çekecek ve okunacaktır.

Semih, Fahrenheit 451'i inceledi.
22 Ara 2017 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Ray Bradbury'nin, kitabın yazıldığı 1953 senesinden günümüzü gördüğü, distopya türündeki romanı olup geleceğe bir uyarıdır.

Kitap, sıkça George Orwell'ın 1984'ü ile kıyaslansa da kanaatimce o seviyeye erişememiştir. Zira yazarın dili edebilikten yoksun bir dil olup akıcı bir olay örgüsü de yok. Buna rağmen 1953 yılında yazılmış olmasıyla ve içeriğinde yer alan müthiş fikirlerle birlikte değerlendirildiğinde okunması gereken, hatta tek oturuşta okunsa daha güzel olacak bir romandır.

Kitapta müthiş bir şekilde ilgimi çeken bir tespit yer alıyordu. Değinmeden geçemeyeceğim. Bu tespit, kitaptaki insanların evlerinde, duvarların tamamını kaplayan televizyonlar yer almasıydı. Bu televizyonlar aracılığıyla, insanları aptallaştırıp uyuşturmak için tek kanallı ve sürekli bir takım öğütler veren yayınlar yapılıyordu. Televizyon yayını başladığı anda hipnotize olmuş gibi herkes yayında yer alan bilgileri tekrarlamaya başlıyordu. Bu şekilde son derece itaatkar bir toplum modeli ortaya çıkarılıyordu.

Sonra televizyonların hayatımızdaki yerini düşündüğümde yazarın gerçekten de 60 küsür sene öncesinden bugünü gördüğünü fark ettim. Gerçekten de hepimizin salonunda kocaman televizyonlar yer almaya başlamadı mı?

Ülkemizde çok değil 10 sene öncesine kadar aptal kutusu olarak adlandırılan tüplü televizyonların, şimdilerde duvarlarımızın neredeyse yarısını kaplayan plazma tv'ler haline gelmesi ile yazarın kitabında yazdığı gibi yakın zamanda televizyonların duvarımızın tamamını kaplayıp kaplamayacağı sorusu tarafımca merak konusu haline geldi. Umarım bu kadarı da olmaz ve daha fazla bağımlısı olmadan televizyonu hayatımızdan çıkarmayı başarabiliriz. Yoksa tehlikeli bir dönem insanları bekliyor olabilir...

Bekir İstanbul, Fahrenheit 451'i inceledi.
02 Eki 2015 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · Puan vermedi

Güzel bir kitap, kötü bir gelecek... İnsanların düşünmesi, hissetmesi, şuurlu farkındalık geliştirip sorgulaması, kitap okuması yasak. Kitaplar ve kitap okuyanlar ateş ile cezalandırılıyor. Böyle bir "matrix" dünyasında "uyanma" ve yaşam mücadelesi veren bir itfaiyeci hikayesi. Kahramanımızın adı Montag. Kitabı okurken sizde Montag ile birlikte anlamaya çalışacak, sorgulayacak, sıkılacak, bunalacak ve kaçacaksınız. Ama o kasvetli havayı hep hissedeceksiniz. Güzel, okunması elzem bir distopya kitabı.

Cem, Fahrenheit 451'i inceledi.
15 Nis 20:58 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Ray Bradbury'yi ilk kez okudum. Fahrenheit'ı ise İthaki'den çıkan yeni baskısıyla okudum, siteye eklemek istedimse de hemen eklenmediği için eski baskısının altına yazıyorum bu yorumu.

Kitaptan çok etkilenmedim. Olumlu ve olumsuz düşüncelerim var. Olumsuz düşünüyorum çünkü kitabın bazı yerlerinin iyi yazılmadığını düşünüyorum, ilk kısım ve Montag'ın sonunun başladığı ilk olaylar, yani Beatty'ye olanlardan itibaren son sayfaya dek yazılan kısımların çok iyi olduğunu, ama aradaki gelişme bölümlerinin daha yüzeysel yazıldığını düşünüyorum. Neden böyle? Çünkü kitabın ilk ve son kısımlarında Montag'ın iç sesi ve anlatım dili güzel bir kıvam tutturuyor. Aradaki kısımda da genel olarak daha yüzeysel bir anlatım var, bu kısımlarda yeni dünyanın nasıl bir yer olduğunu anlatmak için yazar mekânları, olayları anlatıyor. Yazarın bizi ikna etmek için bu ara bölümde kurduğu olaylar ve mesela Montag'ın eşiyle olan diyalogları her ne kadar gerçekçi bir his yaratmak için gerçekçi olmayan bir atmosfer içerisinde kurgulansa da etkileyici olmuyor, bu ve benzeri kurgular zorlama bir his yaratıyor, daha doğrusu benim hissettiğim buydu. Diyaloglardan çok betimlemeler ağırlık kazanınca sanki daha iyi bir atmosfer kurulmuş oluyor. Bu yüzden aynen ilk bölüm gibi bütün final bölümü de oldukça iyi, etkileyici.

Bir kaç aydır süren bilim kurgu eserlerini okuma gayretimde edebi dil anlamında en iyi 2. eser olduğunu söyleyebilirim Fahrenheit'ın. İlki, bir türlü ısınamadığım Dune adlı eserdi. Dune da Fahrenheit da örneğin Vakıf serisi ya da okuduğum diğer bilim kurgu eserlerine (2001, Bitmeyen Savaş, Ben Robot dahil) kıyasla daha edebiler, dil kullanımı konusunda daha bir özenle yazıldıkları hissediliyor. Bu, iyi bir özellik.

Kitabın konusu hepimizin aşina olduğu bir konu: okuyanların öldürüldüğü ve okumanın yasak olduğu bir dünya. Kitap gizleyen evlerin ve kitaplardan vazgeçmeyen insanların yakıldığı bir dünya. İnsanların yakılanları izlemek için sokaklara çıktığı bir dünya. Şairlerin otel koridorlarında yakılarak öldürüldüğü bir yerden bahsetmiyor kitap, ama ne kadar da tanıdık geliyor. Yakarak yaşadığını sananlara karşı kendisi kitaba dönüşmüş insanları anlatan bir eser Fahrenheit. Akıl etmek ve anlamak için dünyayı ve hayatı "oku"mayı öğütleyen o ilahi sese de uygun düşüyor gibi. Okumayanlara da kitabı okumak düşüyor. Herkese iyi okumalar.

Büşra T., Fahrenheit 451'i inceledi.
18 Haz 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Uzun zamandır okuduğum en güzel distopya örneğiydi. Kitaba aşık oldum desem yeridir.
Konusuna gelirsek İtfayeciler yanmaz evler yapıldığından beri başka bir iş için görevliler: 'Kitapları Yakmak' (!)
(Onlar kitapları yakarken benim içim yandı her sayfada.)
Ana kahramanımız Montag da bu itfayecilerden biri. Hatta işini zevkle yapan yaktıkça mutlu olan bir kahraman. Taa ki yolu küçük Clarisse ile kesişene dek. Clarisse bize kitabın vermek istediği mesajları en çok ileten karakterdi belki de. O her bir şey söylemek için ağzını açtığında kalemimi hemen alıp çizdim desem abartmış olmam. En çok alıntı yaptığım ve en çok etkilendiğim roman oldu benim için.
Ve Bayan Montag ise kitapların önemini kaybetmesini sağlayan insan tipinde gibi geldi bana. Bir şey olduğunda bile umursamayan tek derdi televizyon izlemek olan bir insan... Hiçbir zaman sevemedim böylelerini. Clarisse ne kadar sevdiysem Mildred i de o kadar az sevdim açıkçası.
Montag, Mildred ile kitaplara bağ kurmak ister ama Montag bu yolda yalnız olduğunu, eşinin tek mutluluğunun televizyon olduğunu fark eder. Sevgili Bay Montag, Clarisse den sonra sorgulamaya başlar. Sorguladıkça hatasını anlar, Anladıkça ise değiştirmek için çaba sarf eder. Biz ise onun bu yolculuğunda ona eşlik ediyoruz.
Kitabın konusundan çok düşüncelerimden bahsetmemin nedeni kitabı sizin keşfetmenizi istiyorum. Çünkü gerçekten keşfetmeye değer bir kitap. (puanım: 10/10)

Kevser S., Fahrenheit 451'i inceledi.
 29 Oca 00:27 · Kitabı okudu · 6 günde

Eğer insanları düşündüklerine inandırırsanız, sizi severler.
Gerçekten düşündürürseniz, sizden nefret ederler.
Don Marquıs'in muhteşem sözü ile başlamak istedim. Zira kitabın resmen özeti.:)

Azıcık spoiler =}

 "Eğer politik bakımdan mutsuz bir adam istemiyorsan, kaygılandıracak bir soruda ona iki bakış açısı verme, birini ver. Daha da iyisi hiç verme. Bırak savaş gibi bir şeyin var olduğunu unutsun. Eğer Devlet yetersizse, havaleliyse ve vergi delisiyse,( ki o bu oluyor. Bkz. https://www.google.com.tr/...2018in-vergi-zamlari) insanların Devlet üzerine endişelenmesindense bırak böyle olsun. Huzur, Montag. Onlara yarışmalar düzenle,( bkz. ben bilmem koçişkom bilir, gelin mezbahanesi, evlenmek bahane ünlü olmak şahane, seda sayan'la sabahın körü, çarkmayan felek, vs..) en popüler şarkıların sözlerini,( bkz. o sen olmaz olaydın bari, kalbinde tavan olmamış ego mu bıraktın. Gece olmayan gölgenin rahatı da ayrı bir hoş =}..) devletlerin başkentlerini veya lowa’da geçen yıl ne kadar mısır yetiştirildiğini bilerek
 kazansınlar. Onları patlamalarına neden olmayacak bilgilerle doldur,(şok şok şok yeni edindiğimiz bilgilere göre, yoğurdun içine su koyarsanız ayran oluyor, üstelik isviçreli bilim adamları hala şaşkın. bu nasıl olabilir diye tartışmaya koyuldular.=} ) öyle lanet olası ‘olaylarla’ tıka basa yap ki, kendilerini bilgileriyle gerçekten “zeki” hissetsinler. Sonra düşündüklerini hissedecekler, hiç kımıldamadan hareket ettikleri hissine kapılacaklar ve mutlu olacaklar, çünkü bu tür olaylar değişmezler. Olayların bağlantılarını kurmaları için onlara felsefe veya sosyoloji gibi kaypak şeyler verme. O zaman melankolik olurlar. Bugünlerde birçok adamın yapabildiği gibi,
TV duvarını ayırıp tekrar birleştiren kişi, insanı kaba, hayvansı hissettirmeden ölçülüp biçilemeyecek olan evreni ölçüp biçmeye çalışan kişiden daha mutludur.(syf:64-65)"
Diyor kitapta kendisinden hiçbir şekilde haz edilmeyen ve etmediğim adam "Beatty."

Kitap iki farklı taraftan huzur aryışında olan insanlardan bahsediyor. iki taraftan biri diğerine baskın ki her zaman olduğu gibi adına "Devlet" dediğimiz yapı kimin yanındaysa o güçlü oluyor. Burada da durum farklı değil insanların bazı gerçekleri öğrenmelerini, bilmelerini, fark edip karşı çıkmaya çalışan her türlü, onların açısından "parazit"leri
yok etmek. Geride tek bir bilgi kırıntısı bile kalmadan ocaklarına ateşler salmak. =}}

Öyle bir dünya düşünün ki doktor öldürüyor, cellat can veriyor ve itfayeciler bulduğu en mükemmel kitapları bir çöpmüşcesine gaz yağı döküp içinde bulunan evle birlikte yakıyor, yakıyor ki hiç kimse farklı bir görüşe sahip olmasın hiçbir farklı renkte çiçek açmasın. Siyah siyah kalmalı, beyaz beyazdan başka hiç bir rengi yansıtmamalı!

Okumaya devam ettikçe kendi kitaplarıma sarılıp öpesim geldi. Derler ya bir şeyi kaybetmeyene kadar değeri anlaşılmazmış. Bu bana öldükten sonra hatırlanan değeri çok sonra anlaşılan bilim adamları ve sanatçıları getirdi. Zaten hiçbir dahi kendi zamanında anlaşılmamıştır.

İncelememi bitirmeden evvel kitabın baş kahramanı saygı değer " Montag"e şu şarkıyı armağan etmek isterim.
 YANGIIIIINNN VAAAAAAR.
https://youtu.be/QdVjTsXppqw

Azıcık merak ettirdi isem keyifli okumalar dilerim. =}}}

Hilal Bedir, Fahrenheit 451'i inceledi.
16 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Ya bir gün kitapların yakılmasına gerek kalmazsa?" diye düşündürten, ürkütücü bir roman.

Ayrıntıya girmeden bildiklerimi aktarıyorum; yazarımız çocukken İskenderiye Kütüphanesi'nin yakılışından çok etkilenmiş, konuya önem vermiş, öykülerinde buna değinmiş ve romanda da bu yazılarını buluşturmuş. (Önsözü okumak keyifliydi.) Tamamladığında itfaiye merkezini aramış, kağıdın yanma derecesini sormuş, tabii ki aldığı cevap "fahrenheit 451"miş, bu değer de sorgulanmadan kitabın adı olmuş. (Arkadaki Neil Gaiman'a ait yazı da oldukça iyiydi.)

Eğer kitabı okumadan önce birkaç yazı okumamış olsaydım, anafikri "devletin sansürlerine karşı bir başkaldırı ve baskılara ve zulme ve totalitarizme" biçiminde olan bir inceleme yazabilirdim. Ray Bradbury'nin sözlerini yapıştırıyorum:

"Romanım hep yanlış yorumlandı. Fahrenheit 451 ne sansür ne de otoriter devlet üzerineydi. Romanım aslında televizyonun okumaya, özellikle de edebiyata ilgiyi nasıl yok ettiğini anlatıyordu. Bu bakımdan romanımda suçlu sandalyesinde oturan devlet değil, bizzat halkın kendisidir."

Aslında bu suçlular sağımızda, solumuzda, yan odamızda, alt katımızda veya sokağın öbür ucunda. Yaani, okumamanın ne kadar kötü bir şey olduğunu tekrar tekrar yüzümüze çarpıyor bu kitap. Çünkü yakmaya gerek kalmadığında, kurtaramayabiliriz.

Bütün İncelemeleri Göster