Recaizade Mahmut Ekrem

Recaizade Mahmut Ekrem

Yazar
7.1/10
1.715 Kişi
·
10.326
Okunma
·
270
Beğeni
·
13494
Gösterim
Adı:
Recaizade Mahmut Ekrem
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1 Mart 1847
Ölüm:
İstanbul, 31 Ocak 1914
Edebiyatımızın yenileşme ve gelişmesinde büyük emeği olan Recaizade Mahmut Ekrem, Mart 1847′de İstanbul’da doğdu. Babasından Süryanice ve Farsça öğrendi. 1858′de ilköğrenimini tamamladı, özel öğrenim görerek yetişti. Mekteb-i İrfan’ı bitirdikten sonra (1858) girdiği Harbiye İdadisi’ndeki öğrenimini sağlık sorunları nedeniyle tamamlayamadı. Resmi görevle Trablusgarp’a gönderildi. 1908′de 2. Meşrutiyet’ten sonra kurulan Kamil Paşa kabinesinde Maarif Nazırı oldu. Namık Kemal’le tanışmasının ardından Encümen-i Şuara’ya katıldı. İlk yazıları Namık Kemal yönetimindeki Tasvir-i Efkâr gazetesinde yayınlandı. 1870′lerden sonra kendisini tümüyle yazılarına verdi. Batı edebiyatından çeviriler yaptı. 1870′te ilk oyunu Afife Anjelik, 1871′de ilk şiir kitabı Nağme-i Seher yayınlandı. Yaşamını yitirdiğinde Meclis-i Âyan üyesiydi.

Edebî Hayatı

Recaizade Mahmut Ekrem, tüm edebî hayatı boyunca gençlere edebiyatı öğretme gayreti içinde olmuştur. Edebiyatın yenileşmesi üzerinde yoğun çalışmaları olan sanatçı, Servetifünun edebiyatının da temellerini atmıştır. Bu edebiyatın kurucusu olan Tevfik Fikret, onun Galatasaray Lisesi’nden öğrencisidir. Şinasi ve Namık Kemal gibi birçok edebî türde eserler veren Recaizade Mahmut Ekrem, şiir için her güzel şey şiirin konusu olabilir görüşünü savunmuş ve şiirin konusunu genişletmiştir. O döneme kadar Divan şiir geleneğinin temel ilkelerinden biri olan “göz için kafiye” anlayışını terk ederek “kulak için kafiye” anlayışını benimsemiştir. Bu meseleden dolayı da dönemin eski edebiyat taraftarlarının lideri durumundaki Muallim Naci ile sert tartışmalara girmiştir. Divan şiiri biçimlerini kullanmış; ancak bu biçimlerde zaman zaman değişikliklere gitmiştir. Nesir yönü şiirlerine göre daha başarılı olan sanatçının özellikle eleştirileri önemlidir. Eski edebiyat taraftarlarına yaptığı eleştirilerle o dönemde yeni edebiyatın sesi olmuştur. Edebiyat bilgilerinin yer aldığı Talim-i Edebiyat ve edebiyatımızdaki ilk realist roman olan ve yanlış Batılılaşmayı eleştirdiği Araba Sevdası onun önemli düz yazı eserleridir.
Sevda bir insanın yalniz gönlüne değil, akıl ve fikrine, iradesine, velhasıl bütün heveslerine, manevi kuvvetlerine hakimdir.
311 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
"Araba Sevdası"nı az önce bitirdim. Hani, değersiz sandığınız şeyin değerini keşfeder de hayrete düşersiniz. Öyle bir hisle bitirdim bu romanı. Ders kitaplarında unutulmuş, öğretmenlerin bile okumadan üstün körü üstüne laf-ü güzaf ettiği bir roman. Gerçek edebiyatseverlerin mutlaka ve mutlaka okuması gerekli. "Sadeleştirilmemiş", Eleştirel Basım'ını (Fatih Altuğ [ed.], İletişim 2014) tavsiye ediyorum özellikle. Teşekkürler Mahmut Ekrem...
311 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitap sade dille anlatılmış bir kitap güzel akıcı şekilde okuyabilirsiniz benim hoşuma gitti ağır dille yazılmıştır aslında
yazarı Recaizade Mahmut Ekrem romanda çoğunlukla osmanlıca kelimeler kullanılmıştur.Arada Fransızca kelimeler de kullanılmaktadır.Araba sevdası romanının dili bu yüzden anlaşılır nitelikte değildir .Bu yüzden sadeleştirilmiştir güzel akıcu şekilde okudum ben ef fazla 3 günümü aldı benim. Konusu ise bir sokak kadını uğruna bütün varlığını düşünmeden , sorumsuzca harcayan ve nihayet düştüğünü farkettiğinde ise çok geç kaldığını gören Bihruz Bey’in kişiliğinde dönemin traji komik durumu ele almaktaır kitabı çok severek okumaya başladım tavsiye ederim sizlerede..
250 syf.
·3 günde·8/10
Gözlerinizi kapatın ve kendisine söylenen yalanlarla hayatı mahvolan birini hayal edin. ( Brezilya dizilerine dönmesin olay dikkat )
Şimdi açın gözlerinizi, beyninizdeki kurmacayı bir kenara bırakın ve elinize 'Araba Sevdası' nı alın zira bu kitapta çok daha fazlasını bulacaksınız.
Recaizade Mahmut Ekrem çok güzel bir şey söylemiş: Herkes bilir ki insan eğlencesiz yaşayamaz. Bendeniz gibi yaradılıştan yalnızlığı sevenler içinse okumak ya da yazmaktan iyi eğlence olamaz.
Bu sözünün ardında dururcasına yazmış bence bu romanı. Her ne kadar Bihruz Bey'in her şeye hemen inanmasına sinir olsam da, yazıldığı dönemin eğlence anlayışını, yaşayış tarzını, yabancılaşan konuşma dilini pek güzel yansıtmış kitaba eğlenceli bir dille. Benim gibi sıkıcı bir kitap olacağını düşünerek başlarsanız da gayet keyifle okuyacağınız bir kitap olacaktır. Özellikle Bihruz Bey ve annesinin karşılıklı konuşması günümüzün anne-baba ve çocuk arası kuşak çatışmasıyla birebir aynı ve eğlenceli.
Ahmet Hamdi Tanpınar bu roman için 'Arabadan sonra romanda en önemli yeri yalan alır.' demiş. Çok haklı. Zavallı Bihruz Bey'e yalan söylemeyen kim kaldı; arkadaşından tutun kürekçilere, hocasından tutun arabacısına herkes bir ucundan tuttu farklı yalanların. Hepsi birlik olup Bihruz Bey'i ölmekten beter ettiler.
Son olarak Ahmet Hamdi'nin bu roman için sözleriyle tamamlıyorum. " Bütün roman bir şakaya benzer. Hatta ölüm bile bir şakadır ve yalandır. Yalnız ağır basan bir tek gerçek vardır: Para işleri."
Keyifli bir roman okumak isterseniz biraz rota değiştirip bu kitaba yönelebilirsiniz.
240 syf.
·6 günde·7/10
Kitabı bir solukta okudum diyemeyeceğim malesef. Hatta bitirmek için kendimle mücadele ettim resmen (: İçinde çok fazla Fransızca kelime ve cümle bulundurması bir yerden sonra konudan kopmama sebep oluyordu.
Bilmeyenler için kitabın konusu 2. Abdulaziz Dönemi'nin ardından Osmanlı'da yaşanan Batılılaşma rüzgarları ve günlük hayattaki değişimleri anlatıyor. Birde Bihruz beyin aşkını (:
Ana karakter olan Bihruz beyin babasından kalan mirası fütursuzca harcaması, konuşmalarının arasına bolca Fransızca kelimeler serpiştirmesi ve bunu dışardan bakılınca iyi birşeymiş gibi görmesi hala günümüzde "özellikle gençlerin" benimsediği özenti hayat tarzını da özetliyor gibiydi. Son olarak hayatı ve yasam tarzı yalan üzerine kurulu olan Keşfi beyin ise böyle bir hayat tarzı benimsemesinde yani karakterinin bu şekilde oluşmasında küçükken ailesinin ona karşı olan davranış şeklinin sebep olduğunuda dikkat çekilmişti. Sözün özü büyük bir hayranlıkla okumamısta olsam yinede o döneminin yasam tarzını anlama açısından okunulabilir bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Sevgiler (:
311 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
"Bunca çaba bunun için miydi?" Kitabın son sayfasını kapatırken aklımdan geçen ilk bu cümle oldu. Eserin konusu güzel, kaleme alındığı dönemin sosyal ve aşk hayatını konu alıyor. Fakat yazar eseri ne amaçla böyle bitirmiş hiç anlam veremedim. Bihruz Bey'in aşkı; sevgisinden, emeğinden ve sadakatinden dolayı saygı duyulması gereken bir aşk olması gerekirken, Periveş Hanımın son derece anlamsız bir şekilde Bihruz Bey'i karşılıksız bırakması tarif edilemez bir duygu olsa gerek.

Son olarakta eserin dilinden bahsetmek istiyorum; yayınevi'nin beceriksizliğinden miydi bilmiyorum ama eseri çevirisini zahmet edip hiç çevirmemişler gibi. Yarısı eski Türkçe veya yabancı kelime yarısınıda Allah'tan zahmet edip çevirmişler. Çevirilerini parantez içinde belirtip her yeri parantezlerle dolduracaklarına adam akıllı çeviri yapıp öyle yayınlasalardı keşke.

Neyse sonuç olarak fok balıkları çok yanlız:) Eserin okunup okunmama tavsiyesi hakkında bişi söylemek istemiyorum, o okura kalsın, o derece belirsiz bir kitaptı.
Herkese keyifli okumalar...
272 syf.
·8/10
ARABA SEVDASI / RECAİZADE MAHMUT EKREM

1889 yılında yazılmıştır. İlk olarak 1895 yılında Servet-i Fünun dergisinde resimlerle süslenmiş olarak tefrika edilmiştir ( Tefrika bölüm bölüm yayımlanmadır.). Ressam Halil Paşa tarafından resimler yapılmıştır. 1898 yılında eski harfler ve basılmış olup , 1940 yılında latin harfleri ile basılmıştır. Türk Edebiyatının ilk realist romanıdır.

Eser mizahi bir eleştiri kitabıdır. Tanzimat Dönemi yarı aydınları ve Batı kültürüne özenen kesim eleştirilmiştir. Kitap sıradan bir aşk hikayesini anlatırken, aynı zamanda döneme de gerçek bir ayna tutar. Eğer dikkatli okursak Recaizade Mahmut Ekrem’in kendini de eleştirdiğini görürüz. Bunun sebebi, kendisinin de ‘Tanzimat Dönemi Aydınları’ndan olmasıdır. Romanın öğrettiği bir başka şey ise; ‘ Dış görünüşe aldanılmaması, kendimizi olduğumuz dışında tanıtmamak’tır.

Bana göre en önemli bazı karakterlerden size bahsetmek istiyorum.
1- BİHRUZ BEY: Alagranga hayata özenen, yarı aydın,mirasyedi,umursamaz ve gittiği yerlerde az bildiği Fransızca ile hava atmaya çalışan biridir.

2- PERİVEŞ HANIM:Bihruz Bey’in âşık olduğu, sarışın alaycı ve Bihruz Bey’in zengin sandığı bir kişidir.

3- MİŞEL:hizmetkârdır.Her zaman kibardır.

4- MÜSYÜ PİYER:Öğretmen ve profesördür.

Bu kadar açıklamadan sonra size biraz eserden söz etmek istiyorum.
Paşazade oğlu olan ve bu yüzden maddi durumu iyi olan , düzenli eğitim almayan, parayı boş şeylere harcayan biridir Bihruz Bey (24 yaşındadır). Babası vefat edince, pek bilgisi olmayan annesine ve kendisine bir miktar miras kalır. Lakin Bihruz Bey’e göre bu miras hiç bitmeyecek olup, istediği gibi harcayabilmektedir ( ne yazık!) . Yine hava atmak amacıyla Çamlıca Bahçesinde dolaşırken genç,güzel,kibar,zengin bir kıza âşık olur ( ama kız zengin ve kibar bir kız değil,maalesef ki sokak kadınıdır.) .Okuyan ya da araştıranlar hemen adını söylediler. Evet, evet Periveş, Blond Periveş. Bihruz Beyciğimizin yalancı arkadaşı Keşfi Bey, Periveş’in öldüğü söyler ve Bihruz Beyin çok hastalanmasına neden olur. Periveş’e yaşarken kavuşamadığını , bari mezarına kavuşmayı düşünen Bihruz Bey mezarı aramayı düşünür. Ve mezarı aramaya başlar… Şehzadebaşı diye bir yerde, bir Ramazan akşamı dolaşırken Periveşciğimizi görür. Ama kitap ya bu, Periveşciğimizi Periveş değil, ablası sanar ve kardeşinin mezarını sorar. Durumu anlayan Periveş, ona gerçeği anlatarak bir sokak kadını olduğunu Bihruz Bey’e söyler. Bu haber karşısında daha da yıkıma uğrar Bihruz Bey…

- Aşk!.. Aşk!.. Bana bu keskin ateşleri hissettirmekliğin bilahare meprize olmuş, şiddetli bir pasyonun ümitsizliği içinde terk etmek içinse beni bitirdin!

- Kendini koru evlâdım! Kendini koru! Kadınlar çok zararlıdır. Onlar azap meleklerinin yer yüzüne inmişleridir. Bizi cennet kapısından cehenneme atarlar

- "Bağımlılığın her türlüsü sahibine türlü rezillikler ettirir. Özellikle aşk ve sevda, insanı hepsinden fazla maskara eder."
232 syf.
·7/10
Def'aten başladığım bu roman, toplumun üst kesimine matuf olarak müessir hicivler ihtiva ediyor :) Bu cümledeki gibi eski dilden bolca kelime var, bu insanı yoruyor ama aynı zamanda keyif de veriyor.

İlk realist roman olarak derslerde gördüğümüz bu kitap aslında Batı özentisi olan ve kendini aydın zanneden Bihruz Bey'in öyküsü. Fransızca kelimeleri cümle içinde kullanınca, kendi toplumuna sırt çevirince aydın olduğunu zanneden ama yeri gelince kayıkçı, yeri gelince sahaf, yeri gelince arkadaşı tarafından kandırılan bir "çakma alafranga"nın trajedisi.

Bihruz Bey ne kadar o dönemki Osmanlı veya şark toplumuna benziyorsa araba içinde görüp sevdalandığı Periver Hanım da sanki o dönem Avrupası'nı yansıtıyor. Derinine inmeden hayranlık duyulan, kulaktan dolma bilgilerle sevilen ama aslında zannedilenden farklı şekilde zuhur eden bir Periveş Hanım (Avrupa) görüyoruz. Periveş Hanım, blonde (sarışın) adıyla geçiyor tüm kitap boyunca. Tıpkı beyaz Avrupa gibi bir 'ten rengi' sıfatıyla görüyoruz onu.

Bihruz Bey ise elinde tüm imkanlar olmasına rağmen parayı har vurup harman savuran, entelektüel birikime değil de gösterişe para harcayan, içindeki cevheri keşfedememiş ve Keşif Bey gibi insanların elinde oyuncak olmuş birisi. Tıpkı elindeki gücü fark etmeyen ve özentilik içinde potansiyelini harcayan milletler gibi. Gönderdiği mektuplar Periveş Hanım'a hiç ulaşmasa da bundan habersizce kendi kendini yiyip bitiren bir karakter. Tıpkı Avrupa karşısında vakti zamanında elde ettiği üstünlüğü kaybedince aşağılık kompleksine yakalanıp, Avrupa tarafından ciddiye alınmadığını düşünerek bunu saplantı haline getiren ve tabiri caizse hastalanan uluslar gibi.

Aynı konak içindeki annesiyle bile iletişim kuramayan, Batılı olayım derken kendisi bile olamayan, öldüğünü zannettiği kadının mezarını ararken onu karşısında bulan fakat bu sefer de onunla arasında pek ortak nokta olamayacağını fark eden Bihruz Bey'in öyküsü okunmaya değer. Bu kitap sıkışmışlığın, biçareliğin kitabı.
148 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Tanzimat Dönemi'nin önemli yazarlarından birisi olan Recaizade Mahmut Ekrem'in Araba Sevdası romanında batı taklitçiliği, Fransız özentiliği satirik bir dille işlenmiştir. Okuduğum çizgi roman versiyonu bence çok güzeldi. Bihruz Bey'in trajikomik davranışlarına kimi zaman güldüm, kimi zaman sinirlendim.
* * *
Şimdiye kadar okuduğum Tanzimat Dönemi eserleri genelde imkansız aşk ve ıstırap konuları etrafında biçimleniyor. Böyle belirli bir döneme ait yoğun eser incelemesi yapınca dönemi daha iyi anlıyoruz, batı taklitçiliğinin bu dönemde ana temalardan biri olduğunu da fark ediyoruz.
* * *
1edebiyat1bilim1film etkinliğimizin şubat ayı kitaplarındandı. Normal roman halini okuyanlar genel olarak sıkılmış ama ben çizgi romanını çok severek ve kısa sürede okuyup bitirdim. Servetifünun'a doğru da yavaştan yelken açtık diyebilirim, sıradaki okumalarımız bu döneme ait olacak.
120 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Modern tiyatromuzun yeni yeni geliştiği yıllara dair güzel bir örnek.Dört perdelik bir
komedi.Kurgusu basit, tesadüflerle dolu bir
toplum eleştirisi.

Recaizade Mahmut Ekrem,19.yüzyılın son
yarısana damga vurmuş yazar,düşünür ve bir
öğretmendir.Kendisi "Yeni Edebiyat"ekolüne
bağlı olsa da eski edebiyattan tümüyle vaz
geçmemiş,eski nazım türleriyle yeni içerikler
üretmiştir.Başta Tevfik Fikret olmak üzere
Galatasaray Sultanisi'nde çok değerli oğrenciler yetiştirmiş.Servet-i Fünûn edebiyatının fikir babası olmuştur.

Eski edebiyat taraftarı Muallim Naci ile
ile tartışmalara girmiştir.Lise öğrencilerinin
başına bela olan Zemzeme-Demdeme ve Abes-Muktabes(Kafiye göz için mi kulak için mi?)tartışmalarıýla bilinir.

"Zerrattan(zerreden)şümûsa(güneşe)her güzel şey şiirdir"sözu bir çığır aşmış ve şiirin
alanını genişlemiştir.Fakat kendisi şiir
alanında pek başarılı bulunmaz.Düzyazı da
daha güçlüdür.

Sanatçı, bu eserin konusunu Binbir Gece Masallarından almış. Kendisi de tiyatro için özgün bir konu bulmanın ona zor geldiğini,tiyatrolarında uyarlamalar yaptığını kabul ediyor(İnci Enginün,Tanzimattan Cumhuriyete). Eser,yazarın ölümünden sonra oğlu tarafından bastırılmış.

Tanzimat yıllarında Batı'dan alınan roman,
hikaye,eleştiri,modern tiyatro gibi türlerin ilk
ürünleri görülür.Bu yüzden eserlerde zayıflıklar
göze çarpar.Bu zayıflıkları ilk ürünler olması, kendisinden sonra geleceklere basamak
olması açısından göz ardı ediyorum.Hepsi çok
değerlidir benim gözümde.

Yazar her ne kadar "sanat için sanat "
düşüncesine bağlı olsa da bu eserde toplumsal bir sorun işlenmiştir ve bir mesaj
kaygısı vardır. Şinasi'nin Şair Evlenmesi isimli
eseriyle çok benzerlik gösteren konusu,
görücü usulu evlenmenin doguracağı kötü
sonuçtur.
Ortada kadınların hiç iştirak etmediği
arkalarından kıyılan iki nikah var ve bunlardan
doğan gülünç durumlar anlatılmış. Fesat bir
kişinin ördügü çoraplar kendi kafasında
bitiveriyor.

Başkahramınımiz bir hakim ve davalara
canı istediği zaman canı istediği şekilde
bakıyor.Adalet anlayışı da bu şekilde eleştirilmiş oluyor.

Çok basit bir eser,tesadüflere dayalı
olaylar çok göze batıyor,edebi doyuruculuğu
çok az.Ama hem ilk örneklerden biri olmasından hem o zamanki toplumsal
hayatımızdan görüntüler sunmasından dolayı
okunmalı.
311 syf.
·2 günde·6/10
Türk Edebiyatının ilk realist eseri olan bu kitap; mirasyedi, batılılaşmaya yönelmiş ama bunun farkında bile olmayan kendi özünden bihaber gösteriş meraklısı bir karakter olan Bihruz Beyi ve onun büyük aşkını anlatır, tabi bu gerçek bir aşksa. .. Kitapta öyle tasvirler vardır ki Bihruz Beyin aşkına dair..ama asıl olan kalbi değil, gözüyle görüp, bilinçsizce inandığı bir gösteriş oyunudur. Hakikati öğrendiğinde ki tepkisizliğide buna kanıttır. Bazı kısımlar fazlaca uzatıldığı için sıkabiliyor ama konu itibarı ile bakıldığında ders çıkarılacak bir kitap olduğunu düşünerek tavsiye ederim..

Yazarın biyografisi

Adı:
Recaizade Mahmut Ekrem
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1 Mart 1847
Ölüm:
İstanbul, 31 Ocak 1914
Edebiyatımızın yenileşme ve gelişmesinde büyük emeği olan Recaizade Mahmut Ekrem, Mart 1847′de İstanbul’da doğdu. Babasından Süryanice ve Farsça öğrendi. 1858′de ilköğrenimini tamamladı, özel öğrenim görerek yetişti. Mekteb-i İrfan’ı bitirdikten sonra (1858) girdiği Harbiye İdadisi’ndeki öğrenimini sağlık sorunları nedeniyle tamamlayamadı. Resmi görevle Trablusgarp’a gönderildi. 1908′de 2. Meşrutiyet’ten sonra kurulan Kamil Paşa kabinesinde Maarif Nazırı oldu. Namık Kemal’le tanışmasının ardından Encümen-i Şuara’ya katıldı. İlk yazıları Namık Kemal yönetimindeki Tasvir-i Efkâr gazetesinde yayınlandı. 1870′lerden sonra kendisini tümüyle yazılarına verdi. Batı edebiyatından çeviriler yaptı. 1870′te ilk oyunu Afife Anjelik, 1871′de ilk şiir kitabı Nağme-i Seher yayınlandı. Yaşamını yitirdiğinde Meclis-i Âyan üyesiydi.

Edebî Hayatı

Recaizade Mahmut Ekrem, tüm edebî hayatı boyunca gençlere edebiyatı öğretme gayreti içinde olmuştur. Edebiyatın yenileşmesi üzerinde yoğun çalışmaları olan sanatçı, Servetifünun edebiyatının da temellerini atmıştır. Bu edebiyatın kurucusu olan Tevfik Fikret, onun Galatasaray Lisesi’nden öğrencisidir. Şinasi ve Namık Kemal gibi birçok edebî türde eserler veren Recaizade Mahmut Ekrem, şiir için her güzel şey şiirin konusu olabilir görüşünü savunmuş ve şiirin konusunu genişletmiştir. O döneme kadar Divan şiir geleneğinin temel ilkelerinden biri olan “göz için kafiye” anlayışını terk ederek “kulak için kafiye” anlayışını benimsemiştir. Bu meseleden dolayı da dönemin eski edebiyat taraftarlarının lideri durumundaki Muallim Naci ile sert tartışmalara girmiştir. Divan şiiri biçimlerini kullanmış; ancak bu biçimlerde zaman zaman değişikliklere gitmiştir. Nesir yönü şiirlerine göre daha başarılı olan sanatçının özellikle eleştirileri önemlidir. Eski edebiyat taraftarlarına yaptığı eleştirilerle o dönemde yeni edebiyatın sesi olmuştur. Edebiyat bilgilerinin yer aldığı Talim-i Edebiyat ve edebiyatımızdaki ilk realist roman olan ve yanlış Batılılaşmayı eleştirdiği Araba Sevdası onun önemli düz yazı eserleridir.

Yazar istatistikleri

  • 270 okur beğendi.
  • 10.326 okur okudu.
  • 179 okur okuyor.
  • 2.138 okur okuyacak.
  • 230 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları