Recep İhsan Eliaçık

Recep İhsan Eliaçık

Yazar
8.3/10
228 Kişi
·
674
Okunma
·
189
Beğeni
·
6552
Gösterim
Adı:
Recep İhsan Eliaçık
Unvan:
Türk Yazar ve Düşünür
Doğum:
Kayseri, 23 Aralık 1961
Yazar ve Düşünür. 23 Aralık 1961’de Kayseri’de doğdu. Kayseri ve Kırşehir’deki değişik okullarda ilk, orta ve lise öğrenimi tamamladı (1980). Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okudu (1985-1990). İlahiyat Fakültesi’nden ayrılarak bağımsız yazarlık hayatına başladı...

30 yılı aşkın süredir düşünce ve yazı hayatına devam ediyor.

En son Yarın Dergisi'nde kapanana kadar 4 yıl, Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığı Söz ve Adalet Dergisi’nde kapanana kadar 8 ay, Gerçek Hayat Dergisi'nde iki yıl yazdı. Kitapları İnşa Yayınlarından çıkıyor. Şu ana kadar 20 kitabı yayınlandı. Evli ve beş çocuk babası. Arapça ve İngilizce biliyor, İstanbul’da yaşıyor.
Onlar ki;
kürsülerden nutuk atmaya bayılırlar! Mükellef sofralarda tıka basa doyup ''Elhamdulillah'' çektikten sonra ''Mübarek sahabe efendilerimiz açlıktan karınlarına taş bağlardı'' diye ağlamaklı ağlamaklı konuşurlar!
Kandil gecelerinde , gül yağı kokuları arasında sahabe hayatı anlatırlar. ''Sünnettir insallah'' diye tabağın kenarında hiçbir sey bırakmadan yedikçe yerler ama tabağın içindekini bölüşmeyi hiç düşünmezler... Her yemekten sonra ''huri'layn'' duaları ederler; ev üstüne ev, eş üstüne eş isterler ama onları yoksul bekârlarla evlendirmeyi, hele iş sahibi yapmayı akıllarından bile geçirmezler... Nedense her şeye kendilerini layık görürler
Muhafazakara, dünyanın bütün meydanları senin olsa ne yapardın diye sormuşlar, AVM yaparım, rezidans yaparım, bir de yanına cami dikerim demiş.
Recep İhsan Eliaçık
Sayfa 62 - Tekin Yayınevi
Komşun açken tok yatıyorsan, insanlar açlık sınırındayken villa üstüne villa alıyorsan, sokaklar dilenci, öksüz, yoksul, garip, çaresiz, kimsesiz doluyken bu villalarda sabahlara dek yünlü seccadelerde namaz kılıyorsan vay haline ! Mazlumun ahı arş-ı alâya yükselirken, yoksulun açlığı yeri delerken, öksüzün ağlaması göğü çatlatırken sadece kıldığın namaza güvenerek rûz-u mahşere gitmeyi düşünüyorsan vay haline !
Gittiğinde ağlarsın, şarkılarda, filmlerde, ona-buna, her şeye ağlarsın.
Aklın başına gelince de boşa harcadığın zamana ağlarsın.
Artık Ramazan bir festival...
Iftar, zenginlerin davet ve şatafat gösterisi...
Sahurun anlamı yok!
Ramazan gelince 'din pazarı' açılıyor. Ekranlar Ramazan meddahlarından, kıssacilardan, hurafecilerden geçilmez oluyor.
Iyi ameller iyiliğin yurdunu, kötü ameller kötülüğün yurdunu kurar. İnsan bu anlamda cenneti ve cehennemi bizzat kendi elleriyle hazırlar.
Şu ana kadar yapılıp durduğu gibi "Evrim var demek ki Allah yok." veya "Allah var demek ki evrim yok." mantığının her ikisi de yanlıştır.
Recep İhsan Eliaçık
Sayfa 156 - İnşa Yayınları, 7. baskı
344 syf.
İhsan Eliaçık'İn sosyal medyada paylaşılan bir akıntısı üzerine tanımaya başladım. "Komşusu açken tok yatmamak için zengin mahallesine taşınanlar var.!" diyordu. Bu cümle beni çok etkiledi ve araştırmaya başladım ve bu kitabı almaya karar verdim. İyiki almışım.
Kitap adından da anlaşılacağı üzere dinin, ibadetlerin bireysel faydasından çok toplumsal faydasına değiniyor. Ayetler üzerinden açıklama yapıyor. Ali Şeriati'ye benzer bir yaklaşımı var. Okumaya değer bir kitap.
140 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Aliya'nın hayatını öğrenmek isteyenler için gayet güzel bir kitap. Bosna'nın tarihini, Aliya'nın hayatını ve Doğu ile Batı Arasında İslam isimli kitabın özetini yazmış yazar. Ben kitabın kendisini okumayı düşündüğüm için özet bölümünü okumadım. Her halükarda çok keyifliydi. Aliya'ya bir kere daha hayran oldum. Iyi ki var olmuşsun Bilge Kral.
1047 syf.
·Puan vermedi
Hayatımı değiştiren kitaplardan ilki Kur'an,sonrasindaysa Kutsal Kitap(Tevrat-Zebur-İncil)'dir. Ve vs. diye gider.. İhsan Eliaçık açıklamasıyla okunan ve anlaşılmaya çalışılan bu mealle dine bakış açınız tamamen değişiyor ve gözünüzün önünden bir perde cekiliveriyor sanki. Kendisinin birçok kitabını imzalı alma şansına eristim. Ve onunla aynı yüzyılda yaşamış olmaktan mutluluk duyuyorum. "Sizden hiçbir ücret istemeyenlere uyun."der Kur'an bir çok ayetinde. Dini somurenlerden,onu kazanç kapısı olarak görenlerden,Allah ile kul arasında aracı olduğunu zanneden Allah ile aldatanlardan gına gelmisken,hala iyiliği arayanların ve ışığı gösterenlerin olduğunu duyumsamak güzel.. Kesinlikle bir konuda karar verecekseniz A tezini de B tezini de varsa C,D,E tezlerini de ;))) okuyun ve lütfen akla mantığa uygun olanını o şekilde seçin. ""Atalarımız ne derse biz de onu uygulariz,"dediler. Ya ataları yanlış biliyorsa?" diyen Allah'ın bilmem kaç yerde geçen ayetiyle incelememe son veriyorum efenim...;)Okuyunuz. Asla pişman olmayacaksınız. İyi okumalar...
140 syf.
·Beğendi·10/10
"Bilge Kral'ı tanımak istiyorum," diyorsanız bu kitabı okuyun. İhsan hoca, Aliya'yı, daha önceden hiçbir yerde rastlamadığım bir şekilde ele almış. Klasik biyografiden daha çok epik bir anlatım var. Tavsiye ediyorum...

İhsan Eliaçık'ın, kendi tabiriyle "Yenilikçi Müslüman Düşünürler" dediği kişiler hakkında yazdığı ve biyografi sayılabilecek kitapların tamamını okudum.
416 syf.
Yazarı hakkında bilgim olmadan kütüphaneye gidince dikkatimi çeken bir kitaptı. kitabı elime aldığım andan itibaren içimde bir sıkıntı hasıl oldu ve isteksiz olarak okudum. Okudukça da yazardan farklı düşüncelerimi gördüm. Yazar dinde reformist olarak geçinen bir yazar. Dinde namaz yoktur diyecek kadar ileri gitmiş, miraç olayının rüya yoluyla olduğunu söyleyip kısmi inkara gitmiş adının ilahiyatçı olmasını kullanarak bence bu böyle diyerek dini kendince yorumlamış insanların aklını karıştırmaktan başka insana bişeyler katan bir eser olmamış. Hülasa ayırdığım zamana yazık oldu. TEHLİKELİ bi KİTAP..
240 syf.
·Beğendi·9/10
Daha önceden SİYER-İ NEBİ denen, Muhammed Aleyhi's Selâm'ı anlatan kitapları okumuşsanız, bu kitap sizi tepe-taklak edebilir. Odaya giren birinin Nebi Muhammed Aleyhi's Selâm'ı tanımayacak kadar, Nebi'nin mütevazı olması insanın garibine gidiyor zira klasik siyerler, Nebi'yi göz kamaştırıcı anlatıyor. Oysa Nebi/Resul Muhammed Aleyhi's Selâm'ın pratikte yaptıkları (köleliği kaldırma, cariyeliği yasaklama, adalet, barış, özgürlük ilkesi...), göz kamaştırıyordu...

Bu kitabı muhakkak okumalısınız.
176 syf.
·Beğendi·8/10
Google amcaya, "sosyolojinin babası" diye yazarsanız Auguste Comte (1798-1857) ile karşılaşırsınız...

Oysa ki; Comte Efendi'den yaklaşık 400 yıl önce yaşamış, Arap ve Berberi tarihi ağırlıklı bir çeşit İslâm Tarihi sayılabilecek eserine (Kitab'ül İber) yazdığı, eserin kendisinden daha şöhretli "Mukaddime"sinde;

Tarih, toplum, umran, ırk, ahlâk ve dinin doğuşu, bedevilikten hadariliğe (medeniyet) geçiş, Devletin (mülk ve asabiyet) şekillenmesi ve iktisadın (ekonomi) prensiplerine kadar hemen her konuda akli delileri kullanıp, tecrübe ve gözlemlerine dayanarak ortaya koyduğu çıkarımlarla, modern sosyolojinin temellerini atan, sade İslâm dünyasında değil tüm dünyada ilk sosyolog kabul edilecek kişi İbn-i Haldun'dur...

Öyle ki; Aristo'dan bu yana tarih ve toplumsal ilimler "bilim"den sayılmazken, ilk defa İbn-i Haldun, "doğanın yasaları olduğu gibi toplumsal olaylarında yasaları olmalı" diyerek "umran ilmi"ni kurmuştur. Bu bakımdan modern sosyolojide toplumsal yasa arayıcıları olan Comte, Durkheim ve Marx'ın öncüsüdür.

Öte yandan, "umranın kanunlarını bulma" noktasında bir Rönesans aydını gibi düşünen İbn-i Haldun, Rönesans'ın sonucu olan modernitenin insan ahlâkı üzerinde etkileri konusunda da post-modern söyleme yaklaşır ve J.J. Rousseau ile aynı kanaate ulaşır. "Modernite (hadarilik) insan doğasını (ahlâkını) bozar ve zarar verir."

Ancak her iki düşünür de bütün kötü/olumsuz sonuçlarına rağmen moderniteyi bir olgu olarak kabul eder. Bu kötü durumdan kurtulmanın yolu olarak eskiye dönmeyi, fakat medeniyetin tersine çevrilmesinin imkânsız olduğunu, bu sebeple şehirde doğallığı korumak gerektiğini savunurlar. Devletin görevi; insanın doğallığını (özgürlüklerini ve haklarını) korumaktır ve bu da devlet ve toplum arasında bir sözleşmeyle mümkündür. Devlet doğal olmayana başvurur, baskı ve korkuya dayanırsa; halkın metanetini kırar, mukavemet kabiliyetini yok eder, zulme maruz kalmış insana tembellik ve bezginlik çöker... Bu durum şehirli hadariyi kaypak, kurnaz ve ürkek yapar...
Çinli filozof Lautse der ki; "Baskıcı ülkelerin insanı riyakar olur!"

İbn-i Haldun'un "Mülkün (devlet) ortaya çıkışı tabiidir." görüşü, Huig de Groot'un "doğal devlet" görüşüyle,
"İnsanlar şehirdeki iş bölümüyle, vahşi hayvanların ve hem cinslerinin tecavüzlerinden korunmak için kudretli bir elin himayesine (devlet/hükümdar) ihtiyaç duyarlar." görüşü, John Locke'un "hukuk devleti" görüşüyle,
"Coğrafya'nın (iklimin) insan karakteri üzerinde etkisi vardır" görüşü, Montesquie'nun "Kanunlar milletlerin manevi yapılarına göre olmalıdır. Her milletin yaşadığı coğrafyanın etkisiyle oluşan manevi bir tabiatı vardır" görüşüyle örtüşmektedir.

Bu kısa incelemede de görüldüğü gibi İbn-i Haldun, çağının çok ilerisinde bir düşünür/filozof ve kendisinden sonra çığır açan düşünürlerin de öncüsüdür. Bu nedenle; hayatı ve eserleri hakkında yapacağımız her yeni okuma ile kendimize yeni ufuklar açacağımız gibi, üstada da hak ettiği saygıyı göstermiş olacağız...

Ne dersiniz?
134 syf.
·Beğendi·10/10
İhsan hocanın bu kitabında Mehmet Akif tanımı; D. Mehmet Doğan'ın/Camideki Şair, M. Önal'ın/Müstesna Şair, Mustafa Özçelik'in/Gençler İçin M. Akif ve Safahat kitaplarındaki Mehmet Akif tanımı gibi değil. İhsan hoca, dönemin koşullarına göre bile Mehmet Akif'in evrensel yönünü ele almış. Güzel bir kitap. 2015'te İhsan hocayı tanıdığım ilk kitaplarındandır. Zevkle okudum. Tavsiye ediyorum...

İhsan Eliaçık'ın, kendi tabiriyle dediği "Yenilikçi Müslüman Düşünürler" diye hakkında yazdığı ve biyografi sayılabilecek kitapların tamamını okudum.
1047 syf.
·408 günde·Beğendi·Puan vermedi
Gerçek İslâm devrimcidir. Bugün yaygın dini anlayış Emevi dinidir, dinin karikatürüdür. Şöyle ki; namaz, oruç, hac gibi nüsuklar/ritüeller ibadet değildir. İbadet doğuran ibadetlerdir ille de ibadet kapsamına sokulmak istenirse. İbadet Allah(en-nas/Halk) için çalışmaktır. Namaz, oruç gibi ritüeller sakınmamız(takva), haddimizi bilmemiz için yapılan sürekli hatırlatmadır. Bu şudur ki sömüren, haksız kazanç elde eden, aldatan/kandıran, haset eden, öldüren, çalan/gasbeden, iftira atan(müfteri), taciz ve tecavüz eden kişinin kıldığı namaz, tuttuğu oruç boştur. Allah'ı kandıramazsınız. Nitekim Kur'an'da bu ritüelleri yapmamanın cezası yoktur. Fakat diğerlerinin vardır. Kafir/müşrik/münafık gerçekte kimdir onu da öğrendim bu kitaptan elhamdülillah. Ben bilmiyormuşum. Bize yanlış öğretilmiş. Kur'an sosyal adalet emreder. Daru's Selâm(Barış ve esenlik yurdu) kurulmasını emreder. Daha fazlası için okumanızı ve kalplerinizi ısıtıp sizleri coşturacağını düşünüyorum. Ne de olsa din kalpsiz dünyanın kalbidir.
239 syf.
·12 günde·8/10
Dine farklı bir açıdan yaklaşmak, neredeyse ezberlediğimiz bazı dini açıklamalara alternatifler okumak, ilgili ilgisiz herkese iyi gelebilecek, farklı bir adım. Bu açıdan İhsan Hocanın tüm kitapları okunmaya değer. Kur'an'a Giriş ise, birçok konuya değinen kapsamlı bir kitap. Herkese tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Recep İhsan Eliaçık
Unvan:
Türk Yazar ve Düşünür
Doğum:
Kayseri, 23 Aralık 1961
Yazar ve Düşünür. 23 Aralık 1961’de Kayseri’de doğdu. Kayseri ve Kırşehir’deki değişik okullarda ilk, orta ve lise öğrenimi tamamladı (1980). Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde okudu (1985-1990). İlahiyat Fakültesi’nden ayrılarak bağımsız yazarlık hayatına başladı...

30 yılı aşkın süredir düşünce ve yazı hayatına devam ediyor.

En son Yarın Dergisi'nde kapanana kadar 4 yıl, Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığı Söz ve Adalet Dergisi’nde kapanana kadar 8 ay, Gerçek Hayat Dergisi'nde iki yıl yazdı. Kitapları İnşa Yayınlarından çıkıyor. Şu ana kadar 20 kitabı yayınlandı. Evli ve beş çocuk babası. Arapça ve İngilizce biliyor, İstanbul’da yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 189 okur beğendi.
  • 674 okur okudu.
  • 51 okur okuyor.
  • 543 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları