Reha Çamuroğlu

Reha Çamuroğlu

YazarÇevirmen
8.1/10
341 Kişi
·
976
Okunma
·
38
Beğeni
·
2.952
Gösterim
Adı:
Reha Çamuroğlu
Unvan:
Yazar, Milletvekili
Doğum:
İstanbul, 20 Ağustos 1958
Reha Çamuroğlu, 20 Ağustos 1958'de İstanbul'da doğdu. Babasının adı Yaşar İhsan, annesinin adı Gülen'dir. Tarihçi-Yazar; Boğaziçi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdi. Büyük Larousse ve Ana Britannica ansiklopedilerinde tarih yazarlığı ve redaktörlük, Cem ve Nefes dergilerinin ise yazı işleri müdürlüklerini yaptı. Almanya'da bir dizi üniversitede konuk olarak ders ve konferanslar verdi. 12 telif ve 2 tercüme eseri yayımlandı. TYB tarafından "2001'in En İyi Romanı Ödülü"ne layık görüldü. Aynı yıl "Hacı Bektaş Barış ve Dostluk Ödülü"nü aldı. Çok iyi düzeyde İngilizce bilen Çamuroğlu, evli ve 1 çocuk babasıdır.
Kötü bize göre değişir, bugün şudur yarın bu. İyi de öyle, onu da bizim ihtiyaçlarımız tayin eder. Bugün iyi olan, yarın kötü olabilir. Tanrı bile hiçbir şeyi öngöremez hale gelir böylece.
348 syf.
·5 günde·9/10
Şah İsmail’in şeyhlikten hükümdarlığa giden yolu. Dedesinin, babasının ve abisinin yapamadığını yapan, zafer kazandıkça şeyhliğinden soyunup hükümdarlığa evrilen İsmail’in yolu. Doğunun İskenderi olduğu anda Selim’le karşılaşması ve bir hükümdarın tükenişi, teslimiyeti, kabullenişi... Hükümdarlıktan “Hatayi” oluşu. Bayılıyorum böyle tarihi kişilikleri konu alan biyografik eserlere. Su gibi gitti.
195 syf.
·5 günde·8/10
Olaylar 16. Yüzyılın ilk yarısında geçiyor. Kocasını savaşta kaybeden Margarita'nın yalnızlığını, doğayla olan bütünleşmesini ve kilisenin o dönemdeki çıkarları uğruna yaptığı zulüm anlatılıyor. Kitap farklı farklı kişilerin ağzından ilerliyor: Margarita, engizisyon yargıcı vd.

Yazar, 16 yy.'da yaşanan cadı avını, nedenlerini, engizisyonun işleyişini romanın içerisinde gayet güzel işlemiş. Ayrıca Reha Bey kitabını zulüm gören kadınlara ithaf ederek güzel bir jestte bulunmuş.

Kitabın sonunda yer alan Ek Söz bölümünde ise cadı avı ile ilgili kısa bir değerlendirme yer alıyor.

Kitap, cadı avı ile ilgili merak duyanları bir nebze de olsa aydınlatacak bilgileri içeriyor.

Reha Çamuroğlu'nun okuduğum diğer kitapları kadar güzel olmasa da aldığı puanı düşük buldum.

Keyifli okumalar dilerim...
348 syf.
·8/10
Tarih kitaplarının kasvetli sıkıcılığını barındırmayan bir kitap. Şah İsmail'i anlatırken dedesi ve babasından da epeyce söz etmiş yazar. Şahkulu'na ayrıca değinmiş ve aslında bu yolla bize bir tarih kitabından onca ders vermiş. Tarih kitapları sevmeseniz bile bence okunmaya değer.
195 syf.
·2 günde·4/10
Avrupa'da cadı avı hikayesi. Olayın anlatımı beni sarmadı ve o yüzden de sevemedim. Yazım dili akıcı ama konu anlatımı sarmadı ve sonlandırdım.

Yazarın adını çok duymuşluğum vardı ve bu kitabı da kampanyadan aldım. İyi ki diğer kitaplarını o an almamışım. Çünkü bunu okuyamadığıma göre diğerlerine de önyargıyla bakıp, okumayıp bir kenarda bırakırdım. Kitabı bitirdim ama hızlı bitiriş oldu. Tam olarak anlayamadığım için ısınamadım ya da okuduğum tarzların dışında olduğu için sevemedim.

Bu kitabı 16 - 17 Kasım 2019 tarihleri arasında okuyup inceleme yazısı ise 12 Nisan 2020 tarihinde 1000Kitap sitesine eklenmiştir.
348 syf.
·8/10
Safevi Devleti'nin en parlak dönemini geçirdiği yıllarda devletin başında bulunan şah İsmail, dedesi Cüneyt ve babası Haydar 'i konu edinen tarihsel bir roman İsmail.

15. Yy'da Osmanlı zulmünden bunalan Anadolu Alevileri, bir Mehdi olarak gördükleri İsmail etrafında birleşirler. Öyle ki, bu Osmanlı'nın hiç hoşuna gitmez. Önlerini kesmek için yapılan hamleler, şah İsmail'e ilgiyi daha da artırır. Ve büyük bir güç haline gelir safevi devleti.

Osmanlı padişahı 1. Selim ve şah İsmail arasındaki mücadele, 1. Selim daha Trabzon valisiyken başlamıştır. Atışmalar, tehditler, hakaretler ve güç gösterileri eşliğinde Çaldıran'da son bulan ilişkiler.
1. Selim, şah İsmail'i Anadolu Alevilerini ayartmakla; şah İsmail ise 1. Selim'i Anadolu Türkmenlerine eziyet etmekle suçlar. Her ikisi de haklıdır aslında. Çaldıran da iki ordu karşı karşıya geldiklerinde sonuç bellidir aslında. Çünkü Osmanlı ordusu teknolojik olarak epey öndedir. Safevi ordusunda ise ok, kılıç, kalkandan başkan bir şey yoktur.
İsmail, şah İsmail'in şair yönüyle de ilgilidir. Hatai mahlasıyla birbirinden güzel şiirler yazan şah İsmail bu konuda da inanılmaz yeteneklidir.

Sonucu safevi devleti açısından iyi olmasa da, şah İsmail Türk tarihi açısından çok önemlidir. Anadolu Türkmenlerinin inanılmaz sevgisi karşısında büyüdükçe büyümüştür.

Böylesi tarihi romanlar okurken bazen sikilabiliyor insan. Ancak kolay okunur olması ve akıcı dili sayesinde su gibi akıp gidiyor roman. Hele bu konuda biraz bilgi sahibiyseniz tadından yenmez.

Benim iki yıl önce okuduğum bir romandı. Keyifle okumuştum. Meraklılarına tavsiye ederim.
436 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Son Yeniçeri adından da anlaşılacağı gibi dönem şairi Molla Izzet'in deyişiyle ikide birde kaldırılıp indirilen bir kazanın devrilerek ocağı söndürmesinin hikayesi. Kitabı okurken resmi tarihte "Vakayı Hayriye" olarak bilinen bu olayın bazı tarihçiler tarafından da tam aksine " Vakayı Şerriye" olarak kabul edildiğini anlıyoruz. Malum sonu hazırlayan faktörlerin, üç kıtayı fetheden cesur cengaverlerin imparatorluğun içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik ortamın da etkisiyle zamanla dejenerasyona uğraması, saltanat için tehlike arz etmesi, ulema sınıfına ters düşmesi ve bektaşiliğin yeniçeri ocağındaki etkinliğine şahit oluyoruz. Bu ayrıntıları Sabit ve Habip ağalarda ayrıntılı olarak görüyoruz. Kitabı okumayı düşünenlere 1769 ve 1826 yılları arasındaki Osmanlı tarihini araştırarak ön hazırlık yapmalarını tavsiye ederim.
195 syf.
·7/10
Yaratılış hikayesine göre Havva, o meşhur yasak elmayı yediğinden beri, kadınların kötülüğün iradesine daha kolay boyun eğdikleri ve bundan mütevellit Şeytan'la iş birliği yapma ihtimallerinin daha kuvvetli olduklarına dair bir inanç var idi orta çağda. Kadınlar, işledikleri bu günahtan dolayı bir cezaya çarptırılmıştı; doğum yaparken acı çekmek! İşte bu yüzden, ormanlardan topladıkları çeşitli otları karıştırarak, kasabalı kadınların doğum sancılarını bir miktar dindiren şifacı ve ebe kadınlara halk tarafından şüphe ile bakılmış, işlerine geldiklerinde şifalarını yalvarsalar da kilisenin en ufak bir baskısı ile cadı avlarına ortak oldukları çok kere görülmüştür . Belki de talihsiz denilebilecek bir şekilde, Orta Çağ'ın İtalya'sında yaşayan dul bir kadın olan Margarita Pedronelli, ebelik mesleğini o kadar iyi icra etmektedir ki, şöhreti kasaba sınırlarından dışarı çıkarak kiliseye kadar gitmiştir. Sayısız kadının acılarını bastırmasına yardımcı olsa da, kilise tarafından peşine bir engizisyon yargıcı taktırılmasına engel olamayacaktır Margarita. Neticede o zamanlar, kilisenin mantığı, "Şifa veren insan yıkım da getirebilir. "şeklindedir...

Tarihin karanlık sayfalarından birine ait bir dönemi, mistik bir edebi dille harmanlayarak okuyucuların seyir zevkine sunar Nazar. Engizisyon mahkemelerinin uyguladığı korkunç cezaları, sözde cadıları nasıl belirlediklerini, o dönemin halkının kendilerine yardım eden bu şifacı kadınlara, kilise tarafından "cadı" olarak işaret edildiğinde nasıl tepki verdikleri gibi bilgileri vermesi açısından da başarılı denilebilir.
342 syf.
·2 günde·9/10
Roman, dedesi Şadi'nin yurt tuttuğu topraklardan ve Alparslan'in yanında Malazgirt'te yanında nasıl yer aldığı ile başlıyor. Ailesinin Zengi'lerin yanında hizmete girmesi ve sonrasında özellikle Haçlılara karşı olan mücadelesi ve İsmet Hatuna olan aşkı anlatılıyor.

Kitap yalın, akıcı bir anlatıma sahip. Herhangi bir anlamını bilmediğim terim ya da yabancısı olduğum bir sözcükle karşılaşmadım.

Ayrıca kitapta her bölümün öncesinde bir sayfada Süleyman adlı bir adamın ve Cafer adında bir çocuğun kısmen mistik de diyebileceğimiz yolculukları ve sohbetleri de sizlere eşlik ediyor.

Kitabın sonunda yer alan ekler bölümünde tarihi birkaç kısa bilgi verilmiş. Özellikle Uçan İneklerle(#66946194) ve Kadın Haçlılar(#66947299) ile ilgili olan anekdotlar hoşuma gitti.

Son olarak bu yazarı ilk defa okuyacaksanız "Son Yeniçeri" kitabıyla başlamanızı tavsiye ederim. O kitaptaki tarihi anekdotların daha fazla hoşunuza gideceğini düşünüyorum.

Keyifli okumalar dilerim...
342 syf.
·8/10
Selahaddin Eyyubi’nin, devleti nasıl kurduğu, haçlılardan Kudüs’ü almak için ne badireler atlattığı, hangi zorlukları aşmak zorunda kaldığı, paranın ordu ve asker için ne derece önemli olduğunun anlatıldığı ve güzel bilgiler edineceğiniz güzel bir eser.

Yazarın biyografisi

Adı:
Reha Çamuroğlu
Unvan:
Yazar, Milletvekili
Doğum:
İstanbul, 20 Ağustos 1958
Reha Çamuroğlu, 20 Ağustos 1958'de İstanbul'da doğdu. Babasının adı Yaşar İhsan, annesinin adı Gülen'dir. Tarihçi-Yazar; Boğaziçi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdi. Büyük Larousse ve Ana Britannica ansiklopedilerinde tarih yazarlığı ve redaktörlük, Cem ve Nefes dergilerinin ise yazı işleri müdürlüklerini yaptı. Almanya'da bir dizi üniversitede konuk olarak ders ve konferanslar verdi. 12 telif ve 2 tercüme eseri yayımlandı. TYB tarafından "2001'in En İyi Romanı Ödülü"ne layık görüldü. Aynı yıl "Hacı Bektaş Barış ve Dostluk Ödülü"nü aldı. Çok iyi düzeyde İngilizce bilen Çamuroğlu, evli ve 1 çocuk babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 38 okur beğendi.
  • 976 okur okudu.
  • 15 okur okuyor.
  • 304 okur okuyacak.
  • 13 okur yarım bıraktı.