Rene Treuil

Rene Treuil

Yazar
9.0/10
1 Kişi
·
3
Okunma
·
0
Beğeni
·
438
Gösterim
Adı:
Rene Treuil
Tam adı:
René Treuil
Unvan:
Yazar
Doğum:
1940
René Treuil Sorbonne Üniversitesi’nde Ege protohistoryası dalında Emeritus profesördür. Ege dünyası, Yunanistan ve Makedonya üzerine uzmanlaşmıştır.
Eşyanın yaratıcısının elinden çıkan her şey iyiyken insan elinde her şey yozlaşır.
Rene Treuil
Sayfa 49 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 1. Basım - 2013 - Çeviri: Devrim Çetinkasap
...bir şeyi keşfedebilmek için hiç olmazsa o şeyin var olmuş olması gerekir.
Rene Treuil
Sayfa 18 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 1. Basım - 2013 - Çeviri: Devrim Çetinkasap
Tüm kötülüklerin kaynağı toplum hayatıdır.
Rene Treuil
Sayfa 49 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 1. Basım - 2013 - Çeviri: Devrim Çetinkasap
İnsanlar kalabalıklar içinde tıkılıp kalmak için değil, yeryüzüne yayılıp onu gönendirmek için yaratılmışlardır. İnsanlar birbirlerine benzedikçe daha da yozlaşırlar.
Rene Treuil
Sayfa 49 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 1. Basım - 2013 - Çeviri: Devrim Çetinkasap
...ama efsaneler, destanlar, halkın ve de kadroların afyonuna dönüştürülürse, isyan zulzüm olur. Kahramanlık zulmün zırhı yapılırsa, şiddetin ikiz kardeşi sayılırsa, efsaneler, destanlar kana boyanır.
Rene Treuil
Sayfa 72 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 1. Basım - 2013 - Çeviri: Devrim Çetinkasap
...Heinrich Schliemann “resmi” bir araştırmacı olmadığı halde ve sadece Homeros’un destanlarını kullanarak Troya’nın keşfedildiğini ispatlamıştı. Öyleyse niçin Atlantis de, Platon’un metinlerine dayanarak bulunamasındı?
Rene Treuil
Sayfa 12 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 1. Basım - 2013 - Çeviri: Devrim Çetinkasap
Yabanıl hayat dünyaya barışçı yaşam koşulları sunarken ve doğa insanı mutlu ve iyi kılarken, toplum insanı yozlaştırıp sefil hale getirir.
Rene Treuil
Sayfa 49 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 1. Basım - 2013 - Çeviri: Devrim Çetinkasap
"Yamyamlar"a sık sık yakıştırılan barbarlık daha ziyade Avrupalıların işidir. "Aklın kaideleri bakımından barbar diyebiliriz onlara, fakat kendimizle kıyaslayıp da bunu söyleyemeyiz, çünkü her tür barbarlıkta onları geride bırakan bizleriz."
Rene Treuil
Sayfa 49 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 1. Basım - 2013 - Çeviri: Devrim Çetinkasap
Ne ipekten, ne ketenden ne de pamuktan elbiseleri var, çünkü buna hiç ihtiyaçları yok; ve onlarda mülkiyet de yok, mevcut tüm zenginlikler ortak. Ne kralları ne yöneticileri var ve herkes kendi kendisinin efendisi. Canları istedikleri kadar eşe sahipler... Ne tapınakları var ne dinleri, ama putperest de değiller. Daha ne diyebilirim? Doğaya uygun yaşıyorlar.
Rene Treuil
Sayfa 48 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 1. Basım - 2013 - Çeviri: Devrim Çetinkasap
Efsaneleri insanlar yaratır. Çünkü kendimizi yüceltmek için efsanelere, destanlara ihtiyacımız vardır. Efsanelerle sarılıp sarmalanıp hayatın acımasızlığından, yoksulluğundan kurtuluruz. Destanlarımızla bütünleşip ezikliği aşar, kahraman oluruz. Bütün halkların kahramanlara ihtiyacı vardır, ezilmemek, aşağılanmamak, direnebilmek için.
Rene Treuil
Sayfa 71 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 1. Basım - 2013 - Çeviri: Devrim Çetinkasap
“Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış…”

Atlantis’in varlığı MÖ 9600 yıllarına dayanır ancak bilinen en somut delil ise MÖ 355 yıllarında Platon’un Atlantis adından bahsetmesidir. Yaklaşık olarak Atlantis’ten ilham alan 50000’den fazla eser bulunmaktadır. Kabaca internette arama yaptığımızda yaklaşık olarak toplam sayısı ise 140 milyar adet bir arama sayısı elde etmekteyiz. Bu durumda ismin popüler olarak her dilde kullanıldığı ve hikâye edildiğinden süregelmektedir.

Konum olarak Cebelitarık ve çevresi söylense de dünyanın birçok yerinde olduğu söylenmiştir. Platon’un savunması ise Tanrıların kızıp sular altında bıraktığı şehirdir. Bu söylemini ise Solon ile desteklemektedir. Sayısız hikâye ve kurguya konu olan kayıp şehrin hikâye babası ise yine Platon’dur. Tarihsel spekülasyonlar; ezoterik, felsefi ve hatta okültist kurgular, maceralar ve moral ütopyaları da bulunmaktadır.

Arkeologlar ve jeologlar Atlantis’e 19. yüzyılda kanca atıp, somut bir veriye ulaşamamışlardır.

Azteklerin “Aztlan” söylencesi ve Mayalara ait olan sular altında kalmış bir adayı gösteren kabartması akıllara yine Atlantis’i getirmektedir. Bir dönem ise Portekizliler tarafından keşfedilen üzerinde bir başpiskopos ve altı piskopos bulunan, her birbirinin kendi devletleri olan “Yedi Devlet” adını alan ada Atlantis ile ilişkilendirilmiş ve daha sonrasında konumu kaybolmuştur. Yıl 1621.

Yine Platon’a dönüp Atlantis’in nasıl ortaya atıldığına bakmak gerekir. Hayatının sonlarına doğru üç diyalog kaleme alınmıştır. Bunlardan tam metin olarak günümüze gelen Timaios Atlantis’ten bahseden ilk diyalogdur. Burada Atlantis’in konumu, medeniyeti, idaresi ve ordu şekli kaleme alınır ve Atina ile savaştırılır. Sonunda Atina galip gelir ve kibir ile insanlıktan çıkan Atlantis ise Tanrılar tarafından cezalandırılır. Cezalandırma Homeros’un İlayda’sında Akhalar için kurulan duvarın Atlantis içinde kurulduğudur. İkinci diyalog olan Kritias ise günümüze eksik olarak gelmiştir. Burada ise Platon’un ideal devlet yapısı Atlantis üzerinde anlatılır. Mükemmeliyetçi Atlantis’e Tanrısal sıfatını ekler ve “Devlet” isimli kitabında yer alan birçok hipotez, öğreti Atlantis için vurgulanır. Üçüncü diyalog olan Hermocrates ise tamamen kayıptır. Platon’un Atina’yı dizginlemek ve olası felaketlerden uzak tutmak için Atlantis kendi icadı, asla varlığı olmayan alegorisidir. Öğrencisi olan Aristoteles ise Atlantis için “Onu yaratan da, yok eden de aynı kişidir.” demesi bu hipotezi desteklemektedir. Biraz daha kafa yorulduğunda ve Platon’un eserlerine tabi kalındığında bu durum; “cennete geri dönme özlemine ya da mükemmel halkı örneklendirmeye, belki de Atina halkının mitlere olan inancını daha da perçinlenmesine” yarayan savdır.

Atina, Sparta ve Yunan halkları her zaman mükemmel insan ırkını yakalamak için uğraşmışlardır. Özellikle Sparta bu konu da diğerlerinden bir tık öndedir. Çocukları doğduklarında şarapla yıkar ve vücutlarında en ufak bir sorun olanları ölüme terk ederlerdi. Mükemmel ırkı yakalamak için zinayı meşru kılar ve bu konuda halkları desteklerlerdi. Özellikle Kanun Koyucu Lykurgos bu amaca hizmet etmiş ve sayısız reform ile yasayı haklarına sunmuştur.

Atlantis’in ilham edildiği en bilinen kitap ise Jules Verne in Deniz Altında 20 000 Fersah adlı eseridir. Kitap dünya klasikleri arasında yerini almıştır. Beyaz perdeye baktığımız zaman ise 2001 yılında Disney tarafından animasyon olarak yapılan Atlantis: Kayıp İmparatorluk’tur.

Konum olarak bazı savlar ise bizim Çanakkale’mizi göstermektedir. Birçok eserde yine Atlantis’in Troya olduğu belirtilmektedir. Son dönem yapıtlarından olan ve Gisbert Haefs in kaleminden düşen Troya dır. Bunların dışında ise farklı bir Kayıp Kıta olan Mu’yu Mustafa Kemal’in bir komisyon kurarak araştırmak istemesi ve MU’nun Türklerle ilişkilendirilmesi Mustafa Kemal’in bilinmeyen yönlerini ve dahi merakını bizlere göstermektedir.

Okuduğumuz kitap 79 sayfa ve resimli bir şekilde bizlere Atlantis hakkında çok sağlam kaynaklarıyla beraber bilgiler sunmaktadır. Çevirisi ise harikulade ve okuyucuyu asla sıkmayacak bir dildedir. Gerek merak gerek ise bilgi olarak okunacak naçizane kitaplar arasındadır.

Sonuç olarak Atlantis asla bulunamayacak bir mit olarak dünyamızda varlığını sürdürecektir. Gerek inanalım ya da inanmayalım bu tür gizler bize her zaman bizlere heyecan verecek ve takibini yaptıracaktır. Bu hususta Platon’u ayakta alkışlamak istiyorum.

Sözün özü; ben kitabı aşırı derece sağlam kaynaklara dayandırılmış ve layıkı ile araştırılmış buldum. Gözü kapalı küçük dostlarımda dâhil herkesin okuyup, seveceğine inandığım bir eserdir.

Sevgi ile kalın.

Yazarın biyografisi

Adı:
Rene Treuil
Tam adı:
René Treuil
Unvan:
Yazar
Doğum:
1940
René Treuil Sorbonne Üniversitesi’nde Ege protohistoryası dalında Emeritus profesördür. Ege dünyası, Yunanistan ve Makedonya üzerine uzmanlaşmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur okudu.
  • 3 okur okuyacak.