Richard Dawkins

Richard Dawkins

Yazar
8.5/10
1.172 Kişi
·
3.371
Okunma
·
567
Beğeni
·
13765
Gösterim
Adı:
Richard Dawkins
Tam adı:
Clinton Richard Dawkins
Unvan:
Britanyalı Etolog, Evrimci Biyolog ve Yazar
Doğum:
Nairobi, Kenya, 26 Mart 1941
Clinton Richard Dawkins (d. 26 Mart 1941), Britanyalı etolog, evrimci biyolog ve yazar. Oxford Üniversitesi bünyesinde 1995 yılında onun için Charles Simonyi tarafından oluşturulmuş Simonyi Professorship for the Public Understanding of Science kürsüsünde 2008 yılında emekli oluncaya kadar görev yapmıştır.

Dawkins ateist ve hümanisttir, British Humanist Association Başkan Yardımcılığını yürütmektedir. Evrenin oluşumuna dair yaradılışçı inanışlara karşı çıkışıyla bilinir. Çok sayıda popüler bilim kitabı yazmış, televizyon ve radyo programları yapmıştır. Kitapları 31 dile çevrilmiş ve milyonlarca satmıştır.

Dawkins 1976 yılında yayınlanan Gen Bencildir adlı eseriyle gündeme gelmiştir. Eserde genlere dayanan evrim merkeze alınmış ve mem adında bir terim ortaya atılmıştır. 1982 yılında kaleme aldığı The Extended Phenotype adlı eserde evrimsel biyolojiye katkıda bulunarak genlerdeki fenotip etkisine bağlı değişmelerin sadece organizmanın gövdesiyle sınırlı kalmadığını, diğer organizmayı ve çevreyi değiştirdiğini belirtmiştir.
Eğer insanlar sadece cezalandırılmaktan korktukları ya da ödüllendirileceğini umut ettikleri için iyi kalplilerse, o halde gerçekten çok acınacak haldeyiz.
Eğer insanlar sadece cezalandırılmaktan korktukları ve ödüllendirileceklerini umut ettikleri için iyi kalplilerse, o halde çok acınacak haldeyiz.


-Einstein
Richard Dawkins
Sayfa 222 - Kuzey Yayınları
Her hareketini gözetleyen ve hatta bütün sahte düşüncelerini bile izleyen gökyüzündeki büyük gözetleme kamerasına veya kafanın içine yerleştirilmiş küçük dinleme aletine gerçekten inanıyor musun?
Richard Dawkins
Sayfa 222 - Kuzey Yayınları
Paul Bell şöyle bir sonuca vardı: "Dinsel inanç ve bir kişinin zekâsı ve/veya eğitím seviyesi arasındaki ilişki üzerine 1927'den beri yapılan 43 araştırmanın, dördü hariç hepsi bu etmenler arasında bir ters orantı olduğunu buldu. Buna göre, bir kimsenin zekâsı ya da eğitim seviyesi ne kadar yüksek olursa, bu kişinin dindar olması ya da herhangi bir türde 'inançlar' barındırması o kadar olasılıksızdır."
Dinin olmadığı bir dünya hayal edin. Haçlı Seferleri'nin, Hintler ile Pakistanlıların ayrılmalarının, İsrail-Filistin savaşlarının, Sırp-Hırvat müslüman katliamlarının, "İsa katilleri" yakıştırmasıyla Yahudilere yapılan eziyetin, Kuzey İrlanda sorunlarının, namus cinayetlerinin olmadığı bir dünya hayal edin. Antik heykelleri yıkıp yok edecek bir Taliban'ın olmadığını, kafirlerin halk içinde kafalarının kesilmediğini, kadınların vücutlarının birkaç santimetresini gösterdikleri için kırbaçlanmadığını hayal edin.
Bertrand Russel kendisine, öldükten sonra Tanrı’nın “Neden bana inanmadığını bilmek istiyorum” sorusu karşısında ne cevap vereceği sorulduğunda şöyle yanıtlamıştır: “Yeterli kanıt yoktu Tanrım, yeterli kanıt yoktu”.
Bir kimsenin zekâsı ya da eğitim seviyesi ne kadar yüksek olursa, bu kişinin dindar olması ya da herhangi bir türde 'inançlar' barındırması o kadar olasılıksızdır.
368 syf.
·Beğendi·8/10
Richard Dawkins çok zeki ve kurnaz bir bilim adamı ve kesinlikle boş yazan birisi değil. Dünyada 2400 tane inanılan tanrı var ve bunlardan birtanesine inanan biri diğer 2399 tanrıyı reddetmiş oluyor :) ateist birisi ise hepsini reddediyor. Bu eserde Richard Dawkins dinler ile mitoloji eserler arasındaki benzerliklere değinmiş. Gerçekten de baktığımız zaman gilgamis destanı ile Tevrat arasında okadar çok benzerlik var ki.... Sanki Musa peygamber gilgamis destanını alıp kendince bişeyler ekleyip Tevrat i oluşturmuş düşüncesinden kendimi alamıyorum. İncil de Tevrat in devamı, Kuran'da İncil'in... Temele iniyorsun insan eliyle, insan aklıyla oluşturulmuş Gilgamis destanına variyorsunuz. Araştırmalarima devam edeceğim tabiki de kendimce cevaplar buldukça sizlerle paylaşacağım.
368 syf.
·31 günde·Beğendi·9/10
Körüne körüne inanmak mı, yoksa önce sorgulamak mı? Din konusunu tabu haline getirmeyen, soru sorma cesareti olan herkesin mutlaka incelemesi gereken bir kitap. Boş eleştirilerle dolu ve sadece saldırı amaçlı olmayan, kaynaklar göstererek sebep sonuç ilişkisi üzerinden ilerleyen, Dawkins'in kendi cevaplarını verirken, bizi de kendi cevaplarımızı bulmaya iten, inanan ya da inanmayan herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. Özellikle ahlakın dinden bağımsız olduğunu çarpıcı bir biçimde göstermesi belki de en altı çizilesi konudur.
418 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Böylesi derin ve kapsamlı bir kitabın Tübitak tarafından yasaklanmış olması içler acısı bir durum. Yasaklanma sebebi olarak, Dawkins'in yaratılışçıları rahatsız edici bir üslup kullanmış olabileceğini düşünmüştüm ancak okuyup gördüm ki, Kör Saatçi, bu düşüncenin yanından bile geçmiyor. Büyük oranda Darwinciliği, Lamarckçılığı, seçilimi, evrimi ve evrimle ilişkili diğer konuları ele alıyor. Bunları açıklarken de örneklemeler ve benzetmeler aracılığı ile anlatımı kolaylaştırıyor Dawkins.

Dil uzatma, sataşma, hakaret etme gibi unsurlar olmamasına karşın sırf evrimi açıkladığı için bir kitabın yasaklanması çok vahim bir durum. Peki sonra ne olacak? Evrim içerikli kitapları yasaklayan yaratılışçılar, yakında darwincileri de mi yasaklayacaklar? Gözlerim yaşardı, ne kadar özgür ve barışçıl bir yaklaşım ama!

Bu arada, kitabı bulabilirseniz keyifli okumalar.
%21 (75/372)
Bu kitaba yeni başladım. Alıntı paylaşmayacağım. Biyoloji ağırlıklı ve sürükleyici bir kitap. Kitabın ana konusu "evrimdeki karmaşıklık".
Her şey mümkün ama; çok düşük bir ihtimal. Ve hiçbir şey tesadüf değil.
Ekosistemin ilerleyişi sadece.
Okuması zevkli. Tavsiye ederim.
368 syf.
·10/10
Bir kitap bu kadar bilimsel olup ancak bu kadar akıcı olabilir. Etrafında Allah yoksa bu dağları kim yarattı diye soran herkesin okuması gereken, başladığı gibi biten kitap.
368 syf.
·22 günde·Beğendi·Puan vermedi
Baştan söylemeliyim. Eğer bazı şeylerin yanlış olduğunu düşünüyor ve sorgulamak istiyorsanız bu kitabı okumalısınız. Bu şekilde düşünmüyorsanız ve beyniniz sorgulamaya açık olmayacaksa kitap sizin için Dawkins'in tabiriyle "şeytan işi" olmaktan öteye gitmeyecektir.

Amerika'nın kurucularından Thomas Jefferson'un yeğenine yazdığı mektuptan bir alıntıyla başlamak istiyorum: "Tanrının varlığını bile cesurca sorgula; çünkü eğer bir Tanrı varsa, mantığa olan saygıyı gözü kapalı korkudan daha çok takdir edecektir."

Eğer benim gibi bu konuyu atlatmışsanız ve farklı bakış açıları kazanmak istiyorsanız başvuracağınız kitaplardan biri Tanrı Yanılgısı olmalı.

Peki neden?

Yazarın üslubuyla başlamak istiyorum.
Dawkins kitabın bazı bölümlerinde biraz bilimsel yazmış ve okumak zor olabiliyor. Doğal seçilim ve memlerle ilgili bölümler daha çok. Benim için böyleydi ve bu bölümleri yavaş yavaş okudum. Bunun dışında kalan bölümler ise çok akıcı ve eğlenceli bir dille yazılmış. Richard Dawkins lafını esirgemiyor ve bu benim çok hoşuma gidiyor. Kitap bir bütün olarak akıcı.

İçeriğe gelirsek, Dawkins toplumların önemli sorunlarından çoğuna değiniyor: kan, katliam, savaş, kurbanlar, eşcinseller, çocuklar, kadınlar... Hepsinin ortak paydasında ise dinler var.
Dinlere bakış açım, onların kadınlara bakış açılarını gördüğümde değişti ve Tanrı Yanılgısı'nda da bu konuya birçok yerde değiniyor. Kadınların dinler tarafından aşağılanması, basit ve değersiz görülmesi ve kutsal kitaplardan verilen örnekler... Evet, kitapta çok çarpıcı örnekler var ve bu beni daha da iğrendiriyor.

Bu konuyu bir yana bırakırsak kitaptaki çarpıcı noktalardan bazıları da şunlar. (Kitap tamamen çarpıcı gerçi. :D )

Din ve çocuk. Çocukların istismar edilmesi konusunu uzunca ele almış.
"Bir çocuk Hıristiyan çocuk değildir, Müslüman çocuk değildir, Hıristiyan ebeveynlerin ya da Müslüman ebeveynlerin çocuğudur." Bu cümlesinde o kadar haklı ki. Çocuklar ailelerinin dinine inanmaya zorlanıp, sorgulamadan bütün bir hayatı böyle geçiriyorlar. Ve bunun bir çeşit istismar olduğunu 9. bölümde uzun uzun anlatıyor.

Katliam. Dinin, hayatını tamamen ona adayan insanları nasıl katillere dönüştürdüğünü çok etkileyici örneklerle anlatıyor. Bir papazın, kürtaj yapan bir doktoru katletmesi mesela. Ve yaptığıyla gurur duyuyor. Tabii sadece bedenen öldürmekten bahsetmiyorum. Ölmenin ve öldürmenin birçok çeşidi var. Dinlerin ortaya çıkışından bu yana dinmeyen kanı, kutsal kitapların nasıl buna teşvik ettiğini anlatıyor.

Tüm konuları tek tek açamam tabii. Burada en çok etkilendiğim üçü olan kadın, çocuk ve katliamlardan bahsettim.

Şimdi gelelim kitabın ana konusuna.
Tanrı neden olasılıksızdır?

Bunu burada özetleyemem sanırım çünkü Dawkins kitapta art arda sıralıyor. Tanrı varsayımının ne tür kısır döngülere yol açtığından uzunca bahsediyor. Hepsini birkaç cümleye indirmek zor ama şu alıntı okumaya değer: "İyice incelendiğinde, akıllı tasarımın sorunu iki katına çıkardığı ortaya çıkacaktır. Bir kez daha, bunun sebebi, tasarımcının anında kendisinin kökeniyle ilgili daha büyük bir sorun doğurmasıdır. Bir lohusa otu (veya bir evren) gibi olasılıksız bir şey tasarlama yeteneğine sahip herhangi bir varlık, lohusa otundan daha olasılıksız olmak zorundadır. Bu berbat kısır döngüyü sonlandırmak şöyle dursun, Tanrı kısır döngüyü alabildiğine şiddetlendirir."

Değinmek istediğim birkaç nokta daha var.
Dawkins o kültürde yetiştiği ve o konuda daha fazla birikime sahip olduğu için İncil ve Hıristiyanlık üzerinden gidiyor daha çok. Doğal olarak. Anlamak için İncil'i okumaya gerek yok tabii.
Ve bir de bölüm başlarındaki alıntılar... Kitaba dair en sevdiğim şeylerden biri onlar oldu. Birçok bilim insanı, politikacı, komedyen ve yazarın söylediklerinden en güzelleri seçilmiş. :)

Videolarını izleyerek, konuşmalarına hayran kalarak bu kitabı okumaya başlamıştım ve diğer kitapları da okumak istediğimi artık biliyorum. Teşekkürler Richard Dawkins.

İncelememi şu meşhur ve bir o kadar da eğlenceli alıntıyla bitiriyorum.

"Bir ateist olup olmadığım sorulduğunda, Zeus, Apollo, Amon Ra, Mithras, Baal, Thor, Wotan, Altın Buzağı ve Uçan Spagetti Canavarı'nı hesaba katarak, soruyu soran kişinin de bir ateist olduğuna dikkat çekmeyi eğlendirici bir taktik olarak görürüm. Ben ona göre sadece bir tanrı öteye geçiyorum."
368 syf.
·9 günde·9/10
Selamlar...
Bazı kitaplar vardır, kutsal kitaplardan daha açıklayıcıdır. İnancı geçerli temellere dayandırır. Aklın ve bilimin ışığında açıklar. Malum din, ispatlanamayan efsanelerden, boş inançlardan, kulaktan dolma birçok masallarla devam ettirdiğimiz bir soru işareti.
Philip Pullman şöyle söylemiş kitap için: "Tanrı Yanılgısı, usta Dawkins'in bütün berraklığı ve zarafeti ile yazılmıştır. Çok iyi, aslında yetişkinler olduğu kadar çocuklar da bu kitabı okumayı hak ediyor. Özellikle de "inançlı" okullarda."
Sonuna kadar katılıyorum. Neden belli bir kalıbın içine dahil edilmeye çalışıyoruz?. Neden sorgulayamıyoruz? Neden inanç özgürlüğü olan bireyler yetiştiremiyoruz.? Hep bir kalıp içerisinde yaşıyoruz. Temeli yok. Birçoğunun aslı astarı yok. Zeki, okuyan bir nesil yetiştirmek istiyoruz ama kitap bu inanmalısın diyoruz. Lakin zorlama yok diye devam ediyoruz. Sonra kocaman bir amamız var.... Kitabın koyduğu kuralların dışına çıkarsan da günahlar kapı açıyor. Ardından yanıyoruz, helak oluyoruz. Ama her ne olursa olsun Tanrı bizi seviyor. Bugün birisi çıkıp karşıma bunları söylese sanırım gülerim. Dawkins eğer inanç temeline dayanmasak yine de iyi ve ahlaklı hayatımızı tamamlar mıyız sorusuna da cevap aramış kitapta.
Ben dinler silinip gitse de yine de aynı salt iyiliği içimde barındırdığımı düşünüyorum. Din için iyi değilim, ya da ahlaklı... Korkularımız aslında tam da bu uçurum da başlıyor. Birçok insana sorun. Din olmazsa herkes suç işler mantığını duyarsınız. Ya da duymuşsunuzdur. Gerçekten böyle mi? Hayır değil bu bile bir genelleme.
Umarım inançlarını sorgulayabilcek olan okuyucular tarafından okunur. Hayatınıza yön verebilecek, soru işaretlerinizi giderebilecek bir baş yapıttı benim için. Yeni kitaplarıyla buluşalım arkadaşlar...
368 syf.
·Beğendi·10/10
İnsan denilen varlık kendisine çok değer verir. Yitip gitmekten, hiçliğe savrulmaktan feci bir korku duyar. Ölüm hakikatini kavramayaz, bu acizliği kabul edememe ve değerli olmaya duyduğu müthiş açlık karşısında hemen yaz çizer. Dünyanın bir amacı olduğuna, Tanrının bile insanı yaratmadan varolamayacağına inanır ve buna telkin olmaya hazırdır. Basit olmayı içselliğine yediremeyen insan, beşeri ilişkilerde de bu önemli olmaya meyli istismar eder, insanı ve doğayı önüne gelen bütün aparatları sömürür. Bütün hatalarını, eksikliğinin sorumluluğunu Tanrının üzerine yıkar.

Homo sapiens nesli barınmaya bağlı güvenliği, temel yaşam gereksinimleri gibi en alt düzey ihtiyaçlarını aştıktan sonra kendi varlığına takılıp kalmıştır. Bu kendi varlığına kitlenen insan, semavi dinlerden çok önceleri mitolojide Tanrı kavramını oluşturmuştur. Tarih boyunca binlerce din ve günümüzde hüküm süren semavi dinlerin temasında ise, Tanrı varlığı insanlığı kontrol etmesinin kaçınılmaz olduğu saplantısına düşürmüştür.

Hepimiz Tanrıyı bir insan suretinde düşünürüz. Dinlerin biz insanoğluna aşıladığı, Tanrının ödül ve ceza sisteminin olduğuna inanırız. Tanrı insan gibi kaygılar duyar. İnsan suretinde hayal edilen bu Tanrı modeli yanılgının başlıca sebeplerinden birisidir.

Tanrı insanı neden yarattı sorusu çok önemlidir. Tanrı insanı yaratmadan varlığını sürdürebilir miydi? Tanrı insanı yarattıysa, Tanrı bir nevi insana ihtiyaç duymuştur. Bir başka varlığı ihtiyaç duyan Tanrı olabilir miydi? Tanrı insanı yarattıysa, ya canı sıkılmış olmalı ya da insan olmadan varlığını sürdürememiş olmalıdır. Bu iki teoride, Tanrı kavramının özüne terstir.

Ben bu kitabı ateist olduktan sonra okuduğumdan dolayı beni derinden etkilemeyi başaramamıştır. Bir ateist bu kitabı okuduktan sonra tek hissiyatı; oh ne güzel yapmışımdan öteye gidemeyecektir. Ve inançlı bir insan ise korkularından arınmadığı, kendisinin değerli olduğu avuntusundan ve değerli olmaya ihtiyaç duyma meylinden kurtulamadığı müddetçe kitabı okumasının bir önemi yoktur. Tanrı kavramını keşfetmek tamamiyle düşünceseldir.

Dindar insanlardan duyduğum ve hiç sekmeyen yegane soru şudur; ee Tanrı yoksa bizi kim yarattı.. İnsan mantığına göre bu kısır bir döngüdür. Tanrının tek başına varolacağına inanır ama evrenin tek başına varolacağına inanmak istemez. Dedik ya insan kendisine müthiş değer verir, hiçliği kabul edemeyecek kadar korkaktır ve hemen yaz çizer..

İnsan suretinde Tanrı modeli, onu yarattığımız gün zaten ölmüştü. Tez, antiteziyle doğmuştu.

Dindar insanlar benim gibi ateistlerin cezalandırılacağını düşünür. Ne yalan söyleyim, ilk zamanlar gözlerimi kapatır yok olduğumda Tanrıyla hesaplaştığımı düşlerdim. Cezalandırıldığımı ve sonsuz azaba bırakıldığımı ve içsel hakikatim orada ortaya çıkardı, bu Tanrı modeline saygı duymuyordum. Kendi yarattığı insanın saygısını kazanamayan Tanrının varolmasında bir anlam göremediğimi hissettim. Tanrıya acımaya başladığımda onun yokluğunu da kabul etmiş oldum.

Kitap içeriği hakkında konuşmayı doğru bulmadım. Kendi varlığına özgürlüğü veren insan için, Tanrı yanılgısı aslında aklın yanılgısıdır. Korkularına teslim olmuş bir insana göre bu kitap sadece, Tanrı yanılgısının yanılgısıdır.

Kitap özelinde ona addedeceğimiz ve biçeceğimiz değerde bu kıstasla ilintilidir..
368 syf.
Sürekli bir aydınlanma hali içinde okudum ve evreni açıklamak konusunda kutsal kitaplardan çok daha açıklayıcı oldu.
Kör Saatçi ve Gen Bencildir kitaplarını okumayı dört gözle bekliyorum. İnsanoğlunun kavrayışın sınırlarını zorladığı bir zamanda yaşadığım için bende en az senin kadar çok heyecanlıyım. Ufkumu, zihnimi, algımı, bilincimi biraz daha genişlettiğin için aynı zamanda cesaretin içinde teşekkür ederim Dawkins.

Yazarın biyografisi

Adı:
Richard Dawkins
Tam adı:
Clinton Richard Dawkins
Unvan:
Britanyalı Etolog, Evrimci Biyolog ve Yazar
Doğum:
Nairobi, Kenya, 26 Mart 1941
Clinton Richard Dawkins (d. 26 Mart 1941), Britanyalı etolog, evrimci biyolog ve yazar. Oxford Üniversitesi bünyesinde 1995 yılında onun için Charles Simonyi tarafından oluşturulmuş Simonyi Professorship for the Public Understanding of Science kürsüsünde 2008 yılında emekli oluncaya kadar görev yapmıştır.

Dawkins ateist ve hümanisttir, British Humanist Association Başkan Yardımcılığını yürütmektedir. Evrenin oluşumuna dair yaradılışçı inanışlara karşı çıkışıyla bilinir. Çok sayıda popüler bilim kitabı yazmış, televizyon ve radyo programları yapmıştır. Kitapları 31 dile çevrilmiş ve milyonlarca satmıştır.

Dawkins 1976 yılında yayınlanan Gen Bencildir adlı eseriyle gündeme gelmiştir. Eserde genlere dayanan evrim merkeze alınmış ve mem adında bir terim ortaya atılmıştır. 1982 yılında kaleme aldığı The Extended Phenotype adlı eserde evrimsel biyolojiye katkıda bulunarak genlerdeki fenotip etkisine bağlı değişmelerin sadece organizmanın gövdesiyle sınırlı kalmadığını, diğer organizmayı ve çevreyi değiştirdiğini belirtmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 567 okur beğendi.
  • 3.371 okur okudu.
  • 349 okur okuyor.
  • 5.223 okur okuyacak.
  • 238 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları