Richard Dawkins

Richard Dawkins

Yazar
8.6/10
465 Kişi
·
1.154
Okunma
·
270
Beğeni
·
7.043
Gösterim
Adı:
Richard Dawkins
Tam adı:
Clinton Richard Dawkins
Unvan:
Britanyalı Etolog, Evrimci Biyolog ve Yazar
Doğum:
Nairobi, Kenya, 26 Mart 1941
Clinton Richard Dawkins (d. 26 Mart 1941), Britanyalı etolog, evrimci biyolog ve yazar. Oxford Üniversitesi bünyesinde 1995 yılında onun için Charles Simonyi tarafından oluşturulmuş Simonyi Professorship for the Public Understanding of Science kürsüsünde 2008 yılında emekli oluncaya kadar görev yapmıştır.

Dawkins ateist ve hümanisttir, British Humanist Association Başkan Yardımcılığını yürütmektedir. Evrenin oluşumuna dair yaradılışçı inanışlara karşı çıkışıyla bilinir. Çok sayıda popüler bilim kitabı yazmış, televizyon ve radyo programları yapmıştır. Kitapları 31 dile çevrilmiş ve milyonlarca satmıştır.

Dawkins 1976 yılında yayınlanan Gen Bencildir adlı eseriyle gündeme gelmiştir. Eserde genlere dayanan evrim merkeze alınmış ve mem adında bir terim ortaya atılmıştır. 1982 yılında kaleme aldığı The Extended Phenotype adlı eserde evrimsel biyolojiye katkıda bulunarak genlerdeki fenotip etkisine bağlı değişmelerin sadece organizmanın gövdesiyle sınırlı kalmadığını, diğer organizmayı ve çevreyi değiştirdiğini belirtmiştir.
Eğer insanlar sadece cezalandırılmaktan korktukları ya da ödüllendirileceğini umut ettikleri için iyi kalplilerse, o halde gerçekten çok acınacak haldeyiz.
Bir ateist olup olmadığım sorulduğunda, Zeus, Apollo, Amon Ra, Mithras, Baal, Thor, Wotan, Altın Buzağı ve Uçan Spagetti Canavarı'nı hesaba katarak soruyu soran kişinin de bir ateist olduğuna dikkat çekmeyi eğlendirici bir taktik olarak görürüm. Ben ona göre sadece bir tanrı öteye geçiyorum.
Bertrand Russel kendisine, öldükten sonra Tanrı’nın “Neden bana inanmadığını bilmek istiyorum” sorusu karşısında ne cevap vereceği sorulduğunda şöyle yanıtlamıştır: “Yeterli kanıt yoktu Tanrım, yeterli kanıt yoktu”.
Yaşamın başlangıcından önce hangi kimyasal ham maddelerin bolca bulunduğunu bilmiyoruz, ancak en akla yakın olasılıklar arasında su, karbondioksit, metan ve amonyak var: hepsi de Güneş sistemimizdeki diğer bazı gezegenlerde bulunduğu bilinen basit bileşikler.

Kimyacılar, genç Dünyanın kimyasal koşullarını taklit etmeye çalıştılar.
Bu basit maddeleri bir kaba koydular ve bu kaba morötesi ışık veya elektrik kıvılcımı gibi ilkel şimşeği taklit eden bir enerji uyguladılar.

Bundan birkaç hafta sonra kabın içinde bir şeyler bulundu: Başlangıçta kaba konulanlardan daha karmaşık olan moleküllerden çok sayıda içeren, koyu olmayan kahverengi bir çorba. Özellikle, aminoasitler bulundu: Iki büyük biyolojik molekül sınıfından biri olan proteinlerin yapıtaşları.

Bu deneyler yapılmadan önce, doğada bulunan aminoasitler yaşamın varlığının bir göstergesi olarak düşünüldüler. Şimdi ise, aminoasitlerin varlığı yalnızca atmosferde birkaç basit gazın, bazı yanardağların, güneş ışığının veya yıldırımlı bir havanın bulunduğuna işaret eder.

Daha da sonra, dünyada yaşamın ortaya çıkmasından önceki kimyasal koşulların laboratuvarda taklit edilmesi sonucu, pürin ve pirimidin adı verilen organik maddeler de elde edildi. Pürin ve pirimidinler ise, genetik molekülün yani DNA'nın yapıtaşlarıdır.
Richard Dawkins
Eşleyiciler bölümü
Dinin olmadığı bir dünya hayal edin. Haçlı Seferleri'nin, Hintler ile Pakistanlıların ayrılmalarının, İsrail-Filistin savaşlarının, Sırp-Hırvat müslüman katliamlarının, "İsa katilleri" yakıştırmasıyla Yahudilere yapılan eziyetin, Kuzey İrlanda sorunlarının, namus cinayetlerinin olmadığı bir dünya hayal edin. Antik heykelleri yıkıp yok edecek bir Taliban'ın olmadığını, kafirlerin halk içinde kafalarının kesilmediğini, kadınların vücutlarının birkaç santimetresini gösterdikleri için kırbaçlanmadığını hayal edin.
Richard Dawkins çok zeki ve kurnaz bir bilim adamı ve kesinlikle boş yazan birisi değil. Dünyada 2400 tane inanılan tanrı var ve bunlardan birtanesine inanan biri diğer 2399 tanrıyı reddetmiş oluyor :) ateist birisi ise hepsini reddediyor. Bu eserde Richard Dawkins dinler ile mitoloji eserler arasındaki benzerliklere değinmiş. Gerçekten de baktığımız zaman gilgamis destanı ile Tevrat arasında okadar çok benzerlik var ki.... Sanki Musa peygamber gilgamis destanını alıp kendince bişeyler ekleyip Tevrat i oluşturmuş düşüncesinden kendimi alamıyorum. İncil de Tevrat in devamı, Kuran'da İncil'in... Temele iniyorsun insan eliyle, insan aklıyla oluşturulmuş Gilgamis destanına variyorsunuz. Araştırmalarima devam edeceğim tabiki de kendimce cevaplar buldukça sizlerle paylaşacağım.
Böylesi derin ve kapsamlı bir kitabın Tübitak tarafından yasaklanmış olması içler acısı bir durum. Yasaklanma sebebi olarak, Dawkins'in yaratılışçıları rahatsız edici bir üslup kullanmış olabileceğini düşünmüştüm ancak okuyup gördüm ki, Kör Saatçi, bu düşüncenin yanından bile geçmiyor. Büyük oranda Darwinciliği, Lamarckçılığı, seçilimi, evrimi ve evrimle ilişkili diğer konuları ele alıyor. Bunları açıklarken de örneklemeler ve benzetmeler aracılığı ile anlatımı kolaylaştırıyor Dawkins.

Dil uzatma, sataşma, hakaret etme gibi unsurlar olmamasına karşın sırf evrimi açıkladığı için bir kitabın yasaklanması çok vahim bir durum. Peki sonra ne olacak? Evrim içerikli kitapları yasaklayan yaratılışçılar, yakında darwincileri de mi yasaklayacaklar? Gözlerim yaşardı, ne kadar özgür ve barışçıl bir yaklaşım ama!

Bu arada, kitabı bulabilirseniz keyifli okumalar.
Körüne körüne inanmak mı, yoksa önce sorgulamak mı? Din konusunu tabu haline getirmeyen, soru sorma cesareti olan herkesin mutlaka incelemesi gereken bir kitap. Boş eleştirilerle dolu ve sadece saldırı amaçlı olmayan, kaynaklar göstererek sebep sonuç ilişkisi üzerinden ilerleyen, Dawkins'in kendi cevaplarını verirken, bizi de kendi cevaplarımızı bulmaya iten, inanan ya da inanmayan herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. Özellikle ahlakın dinden bağımsız olduğunu çarpıcı bir biçimde göstermesi belki de en altı çizilesi konudur.
Baştan söylemeliyim. Eğer bazı şeylerin yanlış olduğunu düşünüyor ve sorgulamak istiyorsanız bu kitabı okumalısınız. Bu şekilde düşünmüyorsanız ve beyniniz sorgulamaya açık olmayacaksa kitap sizin için Dawkins'in tabiriyle "şeytan işi" olmaktan öteye gitmeyecektir.

Amerika'nın kurucularından Thomas Jefferson'un yeğenine yazdığı mektuptan bir alıntıyla başlamak istiyorum: "Tanrının varlığını bile cesurca sorgula; çünkü eğer bir Tanrı varsa, mantığa olan saygıyı gözü kapalı korkudan daha çok takdir edecektir."

Eğer benim gibi bu konuyu atlatmışsanız ve farklı bakış açıları kazanmak istiyorsanız başvuracağınız kitaplardan biri Tanrı Yanılgısı olmalı.

Peki neden?

Yazarın üslubuyla başlamak istiyorum.
Dawkins kitabın bazı bölümlerinde biraz bilimsel yazmış ve okumak zor olabiliyor. Doğal seçilim ve memlerle ilgili bölümler daha çok. Benim için böyleydi ve bu bölümleri yavaş yavaş okudum. Bunun dışında kalan bölümler ise çok akıcı ve eğlenceli bir dille yazılmış. Richard Dawkins lafını esirgemiyor ve bu benim çok hoşuma gidiyor. Kitap bir bütün olarak akıcı.

İçeriğe gelirsek, Dawkins toplumların önemli sorunlarından çoğuna değiniyor: kan, katliam, savaş, kurbanlar, eşcinseller, çocuklar, kadınlar... Hepsinin ortak paydasında ise dinler var.
Dinlere bakış açım, onların kadınlara bakış açılarını gördüğümde değişti ve Tanrı Yanılgısı'nda da bu konuya birçok yerde değiniyor. Kadınların dinler tarafından aşağılanması, basit ve değersiz görülmesi ve kutsal kitaplardan verilen örnekler... Evet, kitapta çok çarpıcı örnekler var ve bu beni daha da iğrendiriyor.

Bu konuyu bir yana bırakırsak kitaptaki çarpıcı noktalardan bazıları da şunlar. (Kitap tamamen çarpıcı gerçi. :D )

Din ve çocuk. Çocukların istismar edilmesi konusunu uzunca ele almış.
"Bir çocuk Hıristiyan çocuk değildir, Müslüman çocuk değildir, Hıristiyan ebeveynlerin ya da Müslüman ebeveynlerin çocuğudur." Bu cümlesinde o kadar haklı ki. Çocuklar ailelerinin dinine inanmaya zorlanıp, sorgulamadan bütün bir hayatı böyle geçiriyorlar. Ve bunun bir çeşit istismar olduğunu 9. bölümde uzun uzun anlatıyor.

Katliam. Dinin, hayatını tamamen ona adayan insanları nasıl katillere dönüştürdüğünü çok etkileyici örneklerle anlatıyor. Bir papazın, kürtaj yapan bir doktoru katletmesi mesela. Ve yaptığıyla gurur duyuyor. Tabii sadece bedenen öldürmekten bahsetmiyorum. Ölmenin ve öldürmenin birçok çeşidi var. Dinlerin ortaya çıkışından bu yana dinmeyen kanı, kutsal kitapların nasıl buna teşvik ettiğini anlatıyor.

Tüm konuları tek tek açamam tabii. Burada en çok etkilendiğim üçü olan kadın, çocuk ve katliamlardan bahsettim.

Şimdi gelelim kitabın ana konusuna.
Tanrı neden olasılıksızdır?

Bunu burada özetleyemem sanırım çünkü Dawkins kitapta art arda sıralıyor. Tanrı varsayımının ne tür kısır döngülere yol açtığından uzunca bahsediyor. Hepsini birkaç cümleye indirmek zor ama şu alıntı okumaya değer: "İyice incelendiğinde, akıllı tasarımın sorunu iki katına çıkardığı ortaya çıkacaktır. Bir kez daha, bunun sebebi, tasarımcının anında kendisinin kökeniyle ilgili daha büyük bir sorun doğurmasıdır. Bir lohusa otu (veya bir evren) gibi olasılıksız bir şey tasarlama yeteneğine sahip herhangi bir varlık, lohusa otundan daha olasılıksız olmak zorundadır. Bu berbat kısır döngüyü sonlandırmak şöyle dursun, Tanrı kısır döngüyü alabildiğine şiddetlendirir."

Değinmek istediğim birkaç nokta daha var.
Dawkins o kültürde yetiştiği ve o konuda daha fazla birikime sahip olduğu için İncil ve Hıristiyanlık üzerinden gidiyor daha çok. Doğal olarak. Anlamak için İncil'i okumaya gerek yok tabii.
Ve bir de bölüm başlarındaki alıntılar... Kitaba dair en sevdiğim şeylerden biri onlar oldu. Birçok bilim insanı, politikacı, komedyen ve yazarın söylediklerinden en güzelleri seçilmiş. :)

Videolarını izleyerek, konuşmalarına hayran kalarak bu kitabı okumaya başlamıştım ve diğer kitapları da okumak istediğimi artık biliyorum. Teşekkürler Richard Dawkins.

İncelememi şu meşhur ve bir o kadar da eğlenceli alıntıyla bitiriyorum.

"Bir ateist olup olmadığım sorulduğunda, Zeus, Apollo, Amon Ra, Mithras, Baal, Thor, Wotan, Altın Buzağı ve Uçan Spagetti Canavarı'nı hesaba katarak, soruyu soran kişinin de bir ateist olduğuna dikkat çekmeyi eğlendirici bir taktik olarak görürüm. Ben ona göre sadece bir tanrı öteye geçiyorum."
Bir kitap bu kadar bilimsel olup ancak bu kadar akıcı olabilir. Etrafında Allah yoksa bu dağları kim yarattı diye soran herkesin okuması gereken, başladığı gibi biten kitap.
Kitap bizim genlerimiz tarafından nasıl bir hayatta kalma makinesi haline geldiğimizi anlatıyor. Dawkin tüm canlıların birer hayatta kalma makinesi olduğunu savunuyor. Tüm canlıların asılda kendi genlerini hayatta tutmak, kendi genini geleceğe taşımak uğruna neler yapabileceğine değiniyor. Bencil kelimesi buradan geliyor. Aile planlaması yaparken, eş seçiminde, üremede vb. canlıların ne gibi çıkarları olduğu işleniyor.

Dawkin bir evrim biyoloğudur. Kitabında da daha çok hayvanlar ve bitkiler üzerinde durmuş. İnsanları çok fazla detaylandırmadan, hatta onları da hayvanlar üzerinden örneklendirerek anlatmıştır. Biyolojiyle profesyonel ilgilenenler için çok geliştirici bir kitap.

Dawkin önsözünde her ne kadar çok fazla terim kullanmamaya çalıştığını, basite indirgediğini söylese de ben öyle düşünmüyorum. Benim açımdan dili basit değildi. Ve kitap bir bilim kitabı niteliğinde olduğu için öyle roman gibi akıcı okuyamıyorsunuz. Verdiği örnekleri anlamak için biraz kafa yormak gerekiyor. Kitap bölümler halinde verilmiş. Bir bölümü okumadan diğerine atlamamanızı tavsiye ederim çünkü birbirleriyle bağlantı kuruyor yazar. Ve bir bölümün başında -genelde hayvanlar üzerinden- örnekler vererek başlıyor, o örnekleri dikkatli okumanızı tavsiye ederim. Aksi takdirde tüm bölümü kaybedersiniz.

Anlayarak okuduğunuzda kitap gerçekten çok zevkli ve çok eğitici bir kitap. Ben vaktim kısıtlı olduğu için hızlı geçmek zorunda kaldım. O yüzden bir çok şey havada kaldı. Ama örnekleri başından yakaladığım konulardan çok zevk alarak okudum. Size de yavaş yavaş okumanızı tavsiye ederim aksi takdirde başından anlamayınca sıkıcı olabiliyor.
Kitap baştan sona evrimsel biyoloji ile en küçük birimlerden en büyük birimlere kadar ayrıntılı, bol örnekli bir seçki kuruyor. Alanında en iyilerinden biri diyebilirim.
Dawkins 'in dili biyolojiye yabancı olanlar için çok ayrıntılı ve sıkıcı gelebilir.
Detaylı altyapısı olanlar için çok keyifli bir yolculuk.
Okuyun, okutun.
Bundan 2-3 sene öncesine kadar bazı önyargılarim vardı ve bunun neticesinde Dawkins deyince aklıma direkt ateist densiz biri gelirdi ve onu okumak ve dinlemek aklımın ucundan gecmezdi. Duyduğum din aman yanarsin, yaklaşma ona felsefesinde olduğu için bende bunun gibi onyargilar olusmustu. Neticede araştırıp edince olması gereken dinin 'araştır ,oku, düşün,sorgula bunun için yanmazsin" felsefesinde olduğunu gördüm. Önyargılarımı yendim. Şimdi bir ateist yazarı okuyunca odak noktam onun ateist olmasi değil: fikirleri, kitabında ne anlatmak istediği ve sırf bunları okudum diye 'aman yanarim' korkusu duymaya gerek olmadığı fikri benligime yerleşti.

Neyse uzun ve şahsi bir girizgah oldu ama Dawkins deyince aklıma geldi, dile getirmek istedim. Kitaba gelecek olursak, Dawkins gen merkezli bir evrim öngörüyor. Canlılık başlangıçta bir çorba gibi karisikken, esleme özelliği kazanan 'gen' adını verdiğimiz şeyler evrimde bir adım öne çıkarak hızla çoğalmaya/eslemeye başladılar. Çevre şartlarına uyum sağlamasi gereken genler, zamanla kendi etraflarina korunak oluşturdular. Bu korunak değişen şartlara karşı uyum sağlayarak sürekli evrimlesti. Nihayetinde çok kompleks yapılar haline geldi. Bu kompleks korunaklardan birisi de bizim vucudumuz ! İnsana heyecan veren bir düşünce.

Dawkins, doğada hayvanların davranışlarından örnekler vererek ve bunları kullanarak değişik analojiler kurarak 'bencil gen' i anlatmaya çalışıyor. Kurduğu analojiler yer yer kafa karıştırıp ilgimi azaltsa da genel olarak başarılıydı. İnsana soru sorduran bir üslubu var. Bu da okuru, kitaba bağlıyor,kısa süreli dikkat kayıpları olsa da çabucak kitaba yogunlasmasini sağlıyor tekrardan.

Dawkins 'bencil gen' fikriyle bize çok yardımsever gelen davranislarin bile aslında genler tarafından en faydali seçenek olarak sunulduğunu anlatmaya çalışıyor. Ancak genlerin kendi hayatlarının devamı için ürettikleri beyinle insan, zamanla genlerin en büyük istegine - sürekli ureme- karşı gelebilmislerdir.

Dawkins, 'mem' adını verdiği bir insanın zamanla ürettiği 'müzik, resim, fikir, yazı vb' gibi kültürel şeylerin de evrimlestiğini gelecek kuşaklara aktarılan genler kadar önemli olduğunu söylüyor. Tabi Müslüm Gürses'in bir şarkısının sözleri şimdi de eskisiyle aynı olacak ancak yorumlanisi ve yüklenen anlam farklı olacak. Nihayetinde en onemlisi gelecek kuşaklara aktarılmış olacak. Buna din de dahil, evrim teorisi de. Hatta yazara kalırsa genlerden çok daha iyi aktarılan bir şey bu memler. Çünkü genler her bir alt nesile aktarilirken başka gene karıştığı için giderek etkinliği azalacak. Yani bir bir kişinin çocuğuyla gen yakınlığı 100 ise aradan kuşaklar geçtikçe bu sayi 1e ve 1den aşağıya da inecektir. Ancak aynı kişinin geliştirdiği evrim kuramı, geliştirilerek gelecek kuşaklara aslına gene kıyasla daha benzer aktarılmaya devam edecek.

Yazar, kitabının finalini harika sözlerle yapmış. Bunu ben de incelemenin finaline alintilamak istedim:

"Bizim doğumda devraldığımız bencil genleri yenebilecek gücümüz var. Ve gerekirse, bize aşılanmış olan bencil memleri de yenebiliriz. Has, çıkarsız özveriyi bilinçli olarak büyütecek, besleyecek yolları bile tartışabiliriz biz; doğada asla yeri olmasa, tüm dünya tarihinde asla varolmamış bile olsa... Çünkü gen makineleri olarak yapılmış ve mem makineleri ile yetiştirilmiş olsak da, bizim yaratıcılarımıza karşı çıkacak gücümüz var. Biz, dünya üzerinde yalnızca biz, bencil eşleyicilerin tiranlığına karşı isyan edebiliriz."

Keyifli okumalar..
Rıchard Dawkıns bu yapıtında, din'i baya bi sorgulamış.Baştan söylemek gerekirse dine körü körüne inanan, tabularını yıkmak istemeyen, kulaktan dolma bilgilerle yetinen, din'e inanipta araştırma gereği duymayan bir kişi bu yapıtı okusada anlamaz.Tabuları yıkmak lazım her görüşten bir şeyler ögrenip kendine göre iyiyi doğruyu bulmak lazım.Dili, biraz ağır örneklendirmeleri güzel.Tanrı'nın varlığına inanın inanmayan ister Ateist olun ister teist fark etmez ne yapıyorsanız din hükmettiği için değil, içinizden geldigi gibi yapın .Okunması gereken yapıt okuyun bir şey kaybetmezsiniz beni ençok etkileyen konulardan birtanesi, lut kavmi oldu .Güzel bir yapıt çıkarmış sorgulayın efendim ilk önce sorgulamayı bilelim bırakalım kafalarımız karışsın o zaman kendimizi geliştirdiğimizi hissederiz.Bilgi paylaşıldıkça güzeldir.
Kitabı 18 günde okumuş olmam kitabın akıcı olmadığı, çok terim barındırdığı ya da ağır ilerlediği gibi bir izlenim yaratmamalı çünkü kitap gerekli zaman ve konsantrasyon verildiğinde kısa sürede bitebilecek bir akıcılıkta. Fakat şunu söylemeden geçemeyeceğim, kitap birçok bilgi barındırıyor ve buna rağmen oldukça akıcı. Tabi bunda Dawkins'in kendine has üslubunun da etkisi oluyor. Olayları aktarırken fazla terim kullanmadan her kesimin anlayabileceği düzeyde yazılmış ki bunu da önsözünde belirtiyor.

Kitabın konusuna ve amacına gelecek olursak, Dawkins doğal seçilimin bilimadamları dahil birçok kişi tarafından yanlış anlaşıldığını ve bu yanlışın düzeltilmesi için böyle bir kitap yazdığını ifade etmiş. Doğal seçilimin türler bazında bir seçilim olduğu yani, doğanın kayırdığı şeyin "tür" olduğunu düşünmenin son derece yanlış olduğunu söylüyor. Aslında doğal seçilimde en önemli olanın "gen" olduğunu belirtiyor ve kitabında "bencil gen teorisini" anlatıyor. Peki neden "bencil" gen? Bu sorunun cevabı da aslında kitapta. Zaten "Başarılı bir gende ağır basan niteliklerden birisinin merhametsiz bir bencillik olduğunu savunacağım." (Sayfa 26) sözüyle doğal seçilimin bencil olan geni kayırdığını dile getirmiş oluyor.

Bu kitabı okuduktan sonra canlı, özellikle hayvan, davranışları konusunda birçok bilgi sahibi oldum. Örneğin bir annenin bir babaya oranla neden çocuğuna daha çok korumacı, sahiplenici davrandığı, ebeveyn-çocuk ilişkisinin neden kardeş-kardeş ilişkisinden daha güçlü olduğu (ebeveyn ve çocuğun taşıdığı ortak genlerin oranıyla iki kardeşin taşıdığı ortak genlerin oranı eşittir.), bir dişinin eş seçerken neden "nazlı" davrandığı vb. daha birçok konuda bilgi sahibi oldum. Ve bunların hepsini evrimsel açıdan ve genlerin bakış açılarıyla anlatmış olması olayları daha anlaşılır kılıyor.

Bence canlılığın neden bu evrelere kadar geldiğini anlamak için herkesin okuması gereken kitaplar arasında.

Yazarın biyografisi

Adı:
Richard Dawkins
Tam adı:
Clinton Richard Dawkins
Unvan:
Britanyalı Etolog, Evrimci Biyolog ve Yazar
Doğum:
Nairobi, Kenya, 26 Mart 1941
Clinton Richard Dawkins (d. 26 Mart 1941), Britanyalı etolog, evrimci biyolog ve yazar. Oxford Üniversitesi bünyesinde 1995 yılında onun için Charles Simonyi tarafından oluşturulmuş Simonyi Professorship for the Public Understanding of Science kürsüsünde 2008 yılında emekli oluncaya kadar görev yapmıştır.

Dawkins ateist ve hümanisttir, British Humanist Association Başkan Yardımcılığını yürütmektedir. Evrenin oluşumuna dair yaradılışçı inanışlara karşı çıkışıyla bilinir. Çok sayıda popüler bilim kitabı yazmış, televizyon ve radyo programları yapmıştır. Kitapları 31 dile çevrilmiş ve milyonlarca satmıştır.

Dawkins 1976 yılında yayınlanan Gen Bencildir adlı eseriyle gündeme gelmiştir. Eserde genlere dayanan evrim merkeze alınmış ve mem adında bir terim ortaya atılmıştır. 1982 yılında kaleme aldığı The Extended Phenotype adlı eserde evrimsel biyolojiye katkıda bulunarak genlerdeki fenotip etkisine bağlı değişmelerin sadece organizmanın gövdesiyle sınırlı kalmadığını, diğer organizmayı ve çevreyi değiştirdiğini belirtmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 270 okur beğendi.
  • 1.154 okur okudu.
  • 137 okur okuyor.
  • 1.970 okur okuyacak.
  • 84 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları