Richard Sennett

Richard Sennett

Yazar
7.9/10
66 Kişi
·
190
Okunma
·
34
Beğeni
·
1.921
Gösterim
Adı:
Richard Sennett
Unvan:
Amerikalı Sosyoloji Profesörü, Yazar
Doğum:
Chicago, Amerika Birleşik Devletleri, 1 Ocak 1943
1943’te Chicago’da doğdu. 1964’te Chicago Üniversitesi’nden mezun oldu. 1969’da Harvard Üniversitesi’nde doktorasını verdi. New York Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü, İnsan Araştırmaları Merkezi’nde yönetici ve Politika Araştırmaları Merkezi’nde baş araştırma görevlisi olarak çalıştı. Çocukluğunda viyolonsel çalmayı öğrendi; halen New York’ta bazı oda müziği topluluklarında çalmaktadır. The New York Times Book Review ve The New York Review of Books’a sık sık katkıda bulunmaktadır. Kentli ailelerin hayatı ve toplumsal psikoloji üzerine birçok kitap yazmıştır.
Franz Kafka’ya göre babası yanlış bir adam, babasına göre de oğlu yanlış bir oğul olmuştur. Sonuçta Franz Kafka bir kurban olmuştur.
İnsanlar iktidar hakkında düşünmezler; iktidardakilerin onlara telkin ettiği şeyi düşünürler.
Richard Sennett
Sayfa 33 - Ayrıntı
Yeteneklerinizi, kendinizi ve zevklerinizi ne kadar çok dışa vurursanız kişiliğinizi o kadar çok biçimlendirmiş olursunuz.
Günümüzde işçilerin psikolojik açıdan etki altına alınmasına dair üç temel görüş vardır. Birincisi en aşikar olanıdır. Bu görüş iş yaşamında insanları tatmin edici bir hale getirmeye çalışır; işveren, işinde mutlu olan bir insanın işini iyi yapacağına inanır.

İkincisi “X Kuramı” denen Skinnerci psikolojisidir. Buna göre yöneticiler bir işin niteliğinin tatmin edici olup olmadığını değil, işini iyi yapan işçinin nasıl ödüllendirileceğini düşünmelidirler.

Üçüncüsü günümüzde en moda olanıdır. Bu görüş işbirliği düşüncesini vurgular. Buna göre üretkenlik gibi elle tutulur endüstriyel sonuçlar hedeflerin oluşturulması ve görevlerin tanımlanması sürecine bağlıdır. Bu üç yaklaşımda da psikolojik amaç, işçinin kendisini özerk kılmak değil, onu çalışmaya özendirmektir. Bu yaklaşımlardan herbiri belli ölçüde başarılı olmuştur.
Dünya güzel ve adaletli bir yer olsaydı, saygı gören kişiler, gördükleri itibarın karşılığını aynı ölçüde geri verirdi. (.....) Fichte kabul görmenin "karşılıklılık etkisi" yarattığından bahseder. Ancak gerçek yaşamda böyle bir cömertliğe rastlanmaz.
Richard Sennett
Sayfa 15 - The Foundations of National Law (Milli Hukukun Temelleri)
Kapitalizm nedir, biliyor musunuz? Kapitalizm bir kanserdir. Kansere ne yapılır, biliyor musunuz? Kesip atılır. Kanserle oynamayın, ona iyi davranırsanız iyileşeceğini ummayın. Kesip atın. Kapitalizm insanları mutsuz eder. Bilmeniz gereken yalnızca budur.
Richard Sennett
Sayfa 53 - Ayrıntı
96 syf.
·Puan vermedi
İki denemesi de benim görüşlerinin önünde düğme ilikleyeceğim derece de değerli bence. 1k ekibi olarak gerekli değeri görmediğini düşünüyorum yazarın. Nurullah Ataç ı anımsatıyor kullandığı ustaca devrik cümleler ile okuyunca Cemil Meriç i de anımsattığını itiraf etmeliyim. Devletin ve toplumun üzerine düşüncelerinin ufuk açıcı olduğu kanaatindeyim. Okunması gerekiyor diye düşünüyorum. Deneme severler kaçırmamalı bu kitabı.
171 syf.
·5 günde·Beğendi·6/10
Yeni kapitalizmin insan karakteri üzerindeki etkisi konulu bir kitap.
Dinamik, belirsiz, rutini neredeyse olmayan, otorite figurlerinin degismis oldugu yeni kapitalizmde insanlarda aidiyet duygusunun olamayisi, yoneticilerin emir veren kisilerden sozde destekleyici ya da yol gosterici kimliklerine bürünmüş olmasi, enine yayilan bir iş ağınin calisanlar arasinda olusturdugu kopukluklari anlatan bir kitap. Elbette bu saydiklarimdan daha fazlasini iceriyor. Ancak kapitalizmdeki degisimi ve mevcut durumu ayrintili anlattigi halde bunun bireyin karakteri uzerine olan aşındırıcı etkisine cok detayli girememis gibi algiladim ben. Bu konuda beklentimi karsilamadi. Ozellikle konuya ilgi duyan arkadaslarin keyifle okumasini dilerim.
171 syf.
·2 günde·10/10
Okumayı bitirdiğimde ikinci kez okumaya karar verdiğim nadir kitaplardan Karakter Aşınması. Yaşam öyküleriyle, tarihle, fabrika imgeleriyle kapitalizm ve karakter üzerine yapılmış tartışmalarla; kapitalizmin evrimini ve bu değişikliğin insan yaşamına, değerlerine, karakterine yaptığı etkiyi tartışıyor Richard Sennett.

Genelde okuduğum kitapların altı çizili satırlarını paylaşmayı, kitap hakkında fikir vermesi açısından iyi bir yöntem sayarım ancak bu kitaptan alıntılar paylaşmayacağım. Altı çizilmiş her bir satır bir önceki satırla ya da bir önceki anlatılmış yaşam öyküsüyle bağlantılı, yahut bir sonraki yaşam öyküsüne bir bakış kazandıracak ek bilgi niteliğinde çünkü. Alıntılanacak satırların burada sergileyeceği yalın hal, kitap hakkında vermesi gereken fikri vermeyebilir. Bu açıdan bütüncül bir kitap, onu parçalara ayırarak okumak imkansız.

Richarde Sennett, karakteri oluşturan öğelerin; ekonomiden ve iş hayatının işleyişinden bağımsız olgular olmadığını söyleyerek, eski kapitalizm ile esnekliğe evrilen yeni kapitalizmin insan karakterine, komşuluk ilişkilerine, aile hayatına yansımasını işliyor kitabında. Kitap hakkında daha ayrıntılı bilgi almak isterseniz; Marmara Üniversitesi Din Psikolojisi anabilim dalında yüksek lisans yapan öğrencilerin Modern Psikiyati dersi hocası Prof. Kemal Sayar’ın gözetiminde hazırladıkları konu ve kitap sunumlarının yer aldığı bir blogu incelemenizi ve kitabı mutlaka okumanızı öneririm.

Kitabın arka kapağında yer alan tanıtım yazısı ise şöyle:

Yeni ekonomik düzenin büyülü sözcüğü “değişim”in doğası nedir, insanlara nasıl yansıyor? Her zaman kısa vadeye endeksli bir ekonomide kişi nasıl kalıcı değer ve hedeflere sahip olabilir? Her an parçalanan veya sürekli yeniden yapılanan kurumlarda, kişi kendi kimliğini ve yaşam öyküsünü nasıl oluşturabilir?

Küreselleşme olgusunu makro düzeyde inceleyen birçok kitap yayımlandığı halde, bu sürecin mikro düzeyi, insan karakteri üzerindeki etkileri pek az incelendi. Richard Sennett, Karakter Aşınması’nda bunu yapıyor. Ona göre sermayenin, günümüz ekonomisinin bütün dünyaya yayılmış dalgalı denizlerinde “hızlı kar”ın dışında bir başka amacı yok; şirketlerini piyasadaki anlık değişimlere müdahale edecek biçimde esnekleştirip, yeniden yapılandırıyor. Kişilerden sürekli kendisini yenilemesini, seyyar olmasını, risk almasını, rekabet becerisini geliştirerek yırtıcı bir karakter edinmesini, takım çalışmasında uyumlu olmasını bekliyor. Ancak eski kapitalizmin rutin ve monoton yapısına karşı savunulan bu politikaya yakından bakıldığı zaman sadece eski iktidar yapılarının rengini değiştirdiği görülüyor. Çalışanlar için esnekliğin anlamı ise yaşam boyu iş güvencesinin yok olması; sürekli iş ve şehir değiştererek yön duygusunu yitirmek; istikrarlı işlerin yerini geçici projelere bırakması ve bir işten diğerine, dünden yarına sürüklenen yaşam parçacıklarından beslenen, rekabetin körüklediği “güvensizlik” ve “kayıtsızlık” duygusu… Ve bir de karakter aşınması… Oysa insan karakteri, duygusal deneyimlerimizin uzun vadeli olması ve başkalarıyla girdiğimiz ilişkilere yüklediğimiz etik değerler üzerinden gelişir. Karakter, içsel bütünlük, ilişkilerde karşılıklı bağlılık ve uzun vadeli bir hedef için çaba harcamak biçiminde kendini gösterir. Yeni kapitalizm ise güvenmeyi, bağlanmayı ve uzun vadeli planlar yapmayı karlı bulmaz, reddeder.

Sennett Karakter Aşınması’nda gelişmiş bilgisayarlarla üretilen ekmeğin kalitesinden çok, ekmeği yiyenlerin hayatına bakıyor ve soruyor: “Bu sistem insanın yaşamına değer ve anlam katıyor mu?” Ve ekliyor “değişim, kitlesel ayaklanmalarda değil, ihtiyaçlarını birbirleriyle paylaşan insanların arasında, toprakta yeşerir. İnsanları birbirleri için kaygılanmaz hale getiren bir rejimin, meşruiyetini uzun süre koruyamayacağından eminim.”
480 syf.
·9/10
Eveeeeet, incelememe başlamadan önce arkadaşım x kişiye bana bu kitabı hediye ettiği için teşekkürlerimi sunuyoruuum

Bu olmadı.

Evet, aslında detaylı ve teknik bir incelemeden çok içimi dökmek istiyorum, kusurum olursa affedin

Bu da olmadı.

Neyse, şımarıklık ve küçük laf dokundurmamızı -tam anlamıyla terbiyesizlik- geçelim de Richard emmimizin mükemmel eserine daha fazla saygısızlık yapmayalım.
Şu an içinde bulunduğumuz "kabuğa çekilme durumunun" ve ortaya çıkmış mahrem toplumun sadece "şu anda" aranmayacağını bilerek, özellikle on sekiz ve on dokuzuncu yüzyılın Londra ve Paris'i üzerinde yoğunlaşmış; tiyatrosuna, edebi eserlerine, bireylerin kafe ve publardaki genel ilişkilerine, politikasına, hatta yetinmeyip müziğine dair bilgiler içeren çok fazla kaynaktan beslenerek günümüze yol almış paytak paytak.

Ona göre, tiyatro sahnesindeki aktör ya da boy gösteren politikacılara üstün insanlar olarak bakmamız normalleşmiş. Bu üstünlük onlara, kitlelerin üstünde denetim sağlarken bizi "seyirci" koltuğuna oturtmuş, güvenimizi kaybettirmiş. Sonuç olarak, insanlar birbiriyle temastan kaçınır, suskunluğa sığınır hale gelmiş.
Kişinin üzerindeki bu baskı, onu sahici ve açık olmaya zorlasa da zorlamalar belirli yerden sonra alarm vermiş, elde kalan kafa karışıklığı olmuş bize.
Yine sonuç olarak, mahrem topluma dönüşümüz bizi "her şeyi niyete ve duyguya indirgeyen" küçük topluluklar oluşturmaya itmiş, bu küçük topluluklar da farklı görüneni dışlamaya varmış. Olaylar olaylar...
388 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Beden ve şehir ilişkisi çok önemlidir. Taş deyip geçmemek gerekir mekanları.o mekanlar bizde farklı etki bırakır. Yaşayış tarzımızı giyinme yeme içme alışkanlıklarına kadar bizi belirleyebilir yönetebilir. Biz de mekanları belirleyebiliriz.zevkimiz düşüncemiz mekanla karşılıklı gelişen dönüşen süreçtir.modern hayatla birlikte aslında mekan hapishane görevi görür kendimizi güvenceye aldığımız soyutladigimiz bir dünya yaratır.kitap beden ve mekan ilişkisini tarihsel gelişimini aydınlatma açısından çok başarılı..
%5 (1/22)
·Beğendi·6/10
''''Başkalarının size olan ihtiyacı, sizin onlara olan ihtiyacından daha fazla ise egemenlik kurabilir ve siz otorite olabilirsiniz.

Şayet karşımızda bize karşı kayıtsız biri varsa onun bize önem vermesini isteriz. Onun bize karşı soğuk davranmasından ve kayıtsız kalmasından korktuğumuz zaman ona bağımlı duruma düşeriz. Sevilenin karşısındakiyle arasına mesafe koyması onu erişilmez bir ideal yapmaktadır.''''

İnsan psikolojisini 'OTORİTE' olgusuyla çeşitli yönleri, bakış açılarıyla irdeleyen aslında çoğu insanın farkında olmadan sosyal ilişkilerle yaşadığı durumlarını çözümleyen, bunun bilinçini ve farkındalığını vermeye çalışan enterean bir kitap.. Fena değil..
272 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10
Sennett'in Cabrini toplu konutlarında başlayan sonrasında yetenek, potansiyel, bilgi, iş hayatı, evsizler, refah ve siyaset konuları çerçevesinde saygı kavramını tartıştığı kitabı sosyolojiyle ilgilenenler için pek çok fikir barındırıyor. Bölümler; Saygının Kıtlığı, Saygı Üzerine Bir Soruşturma, Refah Hakkında Bir Argüman, Karakter ve Toplumsal Yapı isimlerini taşıyor. Kitabın daha çok, Sennett'in anılarından oluştuğunu da belirtmekte fayda var. Saygının giderek kıtlaştığı bir dünyada, bu durumu anlamak adına kitaptan daha fazlasını beklemiştim. Beklemediğim bilgiler edinmiş oldum :) Kitabın iç sayfalarında da küçük bir hataya rastladım: Kitabın alt başlığı olan "Eşit Olmayan Bir Dünyada" başlığındaki "dünya" kelimesinde "n" harfi unutulmuş. İnsanlık hali.
171 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Özellikle hizmet sektöründe çalışırken (ister garsonlukta,ister işçiliğin diğer türlerinde),etik kavramından ve sosyal haklardan yoksun hale getirilmiş esnek emek sürecinin kaldırım taşlarında düşe kalka yürüdüğümü hissetmiş ancak bu düşüncelerimi bir kitapta tüm nedenleriyle ve sosyolojik perspektifin çatısı altında toplayan,güncel bir çalışma okumamıştım,Sennett'in bu çalışmasına kadar.
Toplumların neo-liberal dönüşümler ve esneklik kavramı içerisinde çırpındığı günümüzde,Karakter Aşınması kitabı bizleri sanayi devrimi öncesinden günümüze geniş bir zaman tünelinde atölyelerde ve fabrikalarda mola verdirerek gezdiriyor ve aydınlatıyor.
388 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Harika bir çeviri ve anlatım . Yaşam ile mimariyi birleştirmek bu kadar harika yapılamazdı. Tarihsel anlamda yoğun bir bilgide var ve okurken çoğu zaman akıcılığına kapılacaksınız.
171 syf.
·Puan vermedi
Yeni kavramlarla anlatılan kapitalizmi Sennet esnek ve okunaksız bir sistem olarak görmektedir. Modern sistemin bünyesi ve çevresinde şekillenen, modernist yaklaşıma sahip olanların en çok korktuğu "biz" duygusudur. Liberal anlayışın bir getirisi olan ben duygusu giderek biz tahrip ederek ferdin karakterini aşındırmaktadır. Bu sistem kişilerden sürekli kendisini yenilemesini, seyyar olmasını, risk almasını, rekabet becerisini geliştirerek yırtıcı bir karakter edinmesini, takım çalışmasında uyumlu olmasını bekliyor. Sennet son satırlarında uzunca bir süre bu sistemin hakim olamayacağını ve İnsanları birbirleri için kaygılanmaz hale getiren bir rejimin, meşruiyetini uzun süre koruyamayacağından eminim.” demektedir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Richard Sennett
Unvan:
Amerikalı Sosyoloji Profesörü, Yazar
Doğum:
Chicago, Amerika Birleşik Devletleri, 1 Ocak 1943
1943’te Chicago’da doğdu. 1964’te Chicago Üniversitesi’nden mezun oldu. 1969’da Harvard Üniversitesi’nde doktorasını verdi. New York Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü, İnsan Araştırmaları Merkezi’nde yönetici ve Politika Araştırmaları Merkezi’nde baş araştırma görevlisi olarak çalıştı. Çocukluğunda viyolonsel çalmayı öğrendi; halen New York’ta bazı oda müziği topluluklarında çalmaktadır. The New York Times Book Review ve The New York Review of Books’a sık sık katkıda bulunmaktadır. Kentli ailelerin hayatı ve toplumsal psikoloji üzerine birçok kitap yazmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 34 okur beğendi.
  • 190 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 296 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.