1000Kitap Logosu
Robert Jordan
Robert Jordan
Robert Jordan

Robert Jordan

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
9.1
2.254 Kişi
5,3bin
Okunma
267
Beğeni
7,5bin
Gösterim
Unvan
Amerikalı Epik Fantazya Yazarı
Doğum
Güney Carolina, Amerika, 17 Ekim 1948
Ölüm
16 Eylül 2007
Yaşamı
Robert Jordan olarak bilinen James O. Rigney (d. 17 Ekim 1948, Güney Carolina - ö. 16 Eylül 2007), Zaman Çarkı adlı epik fantazya dizisinin yazarıdır. Karısı ve yayıncısı Harriet ile Güney Carolina'da yaşamaktadır. Jordan yirmili yaşlarının sonunda bu yana yazmaktadır ve farklı isimler altında, farklı türlerde pek çok eser vermiştir. Kullandığı isimler arasında Reagan O’Neal, Jackson o’Reilly ve Chang Lung vardır. Jordan adı altında bir Conan dizisi de yazmıştır. Robert Jordan yazmaya küçük yaşlarda ilgi duydu. Büyürken ağabeyi sık sık ona bakıcılık yapar, kitaplar okurdu. Ağabeyi ona çocuk kitapları okumak yerine Mark Twain ve H.G.Wells gibi kendi tercih ettiği yazarların eserlerini okurdu. Jordan hikâyelere kendini öyle kaptırırdı ki ağabeyinin bıraktığı yerde beklemek yerine kitapları kendi kendine okumak için sözcükleri çözmeye çalışırdı. Bu büyük yazarlardan kendine ders çıkartan Jordan bir gün kendisinin de hikâyeler yaratacağına karar verdi. Yazar olacağını daha küçükken bilmesine rağmen Jordan yazmaya ileri yaşlarına kadar başlamadı. Yetişirken okuduğu kurgu romanlara benzer romanlar yazmak için ihtiyaç duyduğu yaşam deneyiminden yoksun olduğunu biliyordu. Bu yüzden kendi kendine bir gün gerçekten yazacağını söyleyerek bekledi. Bu dönemde Jordan epey deneyim edindi. ABD Ordusu’na katıldı ve Vietnam’da iki dönem geçirdi. Orada geçirdiği zamanda pek çok madalya kazandı. Jordan aynı zamanda South Carolina’daki askeri kolej the Citadel’den fizik diploması aldı ve nükleer muhendis oldu. Sonunda, yirmili yaşlarının sonunda, yaralanarak hastaneye yatan Jordan yaşamın o “bir gün”ü beklemek için fazla kısa olduğuna karar verdi. Jordan Zaman Çarkı’nın hikâyesini yazmaya başlamadan çok önce düşünmeye başlamıştı. Hikayenin zihninde beklemesine, yazıya dökmeye hazır hissedene kadar büyümesine izin verdi. Gerçekten de düşündüğü kadar hazırlıklı değildi, çünkü Dünyanın Gözü’nü bitirmesi dört senesini aldı. Ana hikâyeye devam etmeden önce, dünya ile ilgili daha fazla kurgu yapması gerektiğini gördü. Ve sonuçta ortaya çıkan dünya öyle dinamik, öyle karmaşıktı ki neredeyse gerçek gibi görünüyordu. Dünyanın Gözü yayınlandıktan sonra Jordan uluslararası alanda beğenilen bir fantazya yazarı oldu. Zaman Çarkı dizisi pek çok dile çevrildi. Jordan yazmadığı zamanlarda avcılık ve balıkçılık yapar, poker, satranç ve bilardo oynar. Antika silahlar, kılıçlar, eski tüfekler, Asya ve Afrika sanatı koleksiyonu yapar. Jordan kendini tarih meraklısı saymakta ve gelecek senelerde yazmaya devam etmeyi planlamaktadır. 16 Eylül 2007 tarihinde, bir yılı aşkın süredir mücadele ettiği hastalık "amyloidosis" yüzünden ölmüştür.
fazi
Dünyanın Gözü'ü inceledi.
712 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
"Zaman Çarkı döner, Çağlar gelir ve geçer, efsaneleşen anılar bırakır. Efsaneler solarak mit olur ve onları doğuran Çağ yeniden geldiğinde mitler bile unutulur. Bir Çağ’da, kimilerine göre Üçüncü Çağ’da, henüz gelmemiş, çoktan geçip gitmiş bir Çağ’da, Puslu Dağlar’da bir rüzgâr yükseldi. Rüzgâr başlangıç değildi. Zaman Çarkı dönerken ne başlangıçlar, ne de bitişler vardır. Ama bir başlangıçtı." Işte böyle başlıyor Robert Jordan 1990 yılında Zaman Çarkı serisine. Seri 14 kitap ve bir ara kitaptan oluşuyor. Bizler 2003 yılında İthaki ile keşfediyoruz seriyi. Tabi ben çok daha geç keşfettim. Bu incelemeyi tıpkı "Dune Serisi" için yaptığım gibi, açıklamalarla ve kitaptan karakterleri detayıyla yazmayı istedim. Çünkü gördüğüm kadarıyla sitede seriye başlayanlara kaynak olması için bir inceleme mevcut değil. Uzun olsa da okuyacaklar vardır, onlara teşekkür ederim... O halde, başlasın Zaman Çarkı serüveni... :) "Dünyanın Gözü" ilk kitap olması nedeniyle her şeyin başlangıcını anlatarak başlar. İlk iki Çağ, Efsaneler Çağı ve Delilik Çağı'dır. Sabahın Efendisi, Tamryln Yüzüğü'nün sahibi ve Hizmetkârlar Arasında Birinci Lews Therin Telamon, namı diğer "Ejder" bir çılgınlığa kapılır ve kanından gelen herkesi öldürür. Dünyayı kırar. Bu olayın sonunda "Kardeşkatili" lakabını alır. Yedi çubuklu bir tekerlektir Zaman ve her çubuk bir Çağ'dır. Ve Deliler Çağından üç bin yıl sonra; Üçüncü Çağ'da Rand al'Thor adında bir genç yaşar. Rand, Emond Meydanı'ndan gelmiştir İki Nehir'e ve babası ile yaşayan bir gençtir. Rand'ın babası Tam bir çiftçidir ve genç yaşta asker olmak için köyünden ayrılıp sonra yanında eşi ve oğlu ile geri döner. Rand iki de arkadaşa sahiptir. Mat ve Perrin, İki Nehir'lidir. Perrin demirci çırağı, Mat ise çiftçidir. Kendi hallerinde yaşarken başlarına geleceklerden ve kaderlerinden habersizlerdir. Her yıl köylerinde düzenlenen Bel Tine adındaki festivale bu kez farklı olarak bir Âşık ile bir hanımefendi de gelir. Gelen hanımefendi, geçmişte dinledikleri öykülerde anlatılan kadınlara benzemektedir. Yanında koruyucusu ile gelmiştir soylu hanım. Tabi herkes gibi Rand ve arkadaşlarının da ilgisini çekerler. Tam bu sırada Karanlık Varlık'ın yaratıkları olan Trolloc'lar köye saldırır. Saldırının sonuçları olacağı kadar bir de merakla okuyacağınız bir nedeni vardır. İşte nedenden burada bahsetmeyeceğim. :) Fantastik Edebiyat seven herkesin alışık olacağı farklı karakter isimlerine ve simgelerine sahip Zaman Çarkı serisi. Karakterlerin en önemlilerinden de hem her kitabın en arkasındaki sözlükte bahsediliyor hem de ben bir not çıkardım bunlar için. İncelemenin sonunda bulacaksınız bu notu. Gelişen olaylar sonrası, Rand al'Thor ve arkadaşları bir Aes Sedai'nin (Tek Güç kullanan kadına verilen ad) peşinden giderek kaderlerini aramaya başlarlar. Onlar hem sıradan birer genç hem de acı tecrübeler yaşayacak bir gruptur. Peşlerinde, rüyalarında, hayallerinde her yerde Karanlık Varlık ile savaş vardır. Bu savaş kazanılacak mıdır? Ejder Kehanetleri gerçekleşecek ve Dünyayı Kıran yeniden doğacak mıdır? Gölge'ye karşı Son Savaş verilecek midir? Aes Sedailere güvenen genç kahramanlarımızı neler beklemektedir? On dört kitaplık bu serüvenin henüz üçüncü kitabını okuyorum ben. Ve bence heyecanlı, keyifli bir serüven oluyor. Evet kitaplar uzun olabilir ancak öyle hızlı ilerliyor ki sayfaların nasıl çevrildiğini anlamayacaksınız. Yukarıda da belirttiğim gibi, sözlük kullanırken zorlanacaklara benim açımdan önemli karakterler ve kelimelerden kısaca hazırladığım notu bırakacağım. Bir de serinin okuma sırasını da ekliyorum yine. Umarım okur ve siz de beğenirsiniz. Tavsiyemdir. :) hizliresim.com/8ITi5c hizliresim.com/oHBiGN hizliresim.com/16s8Ho
Dünyanın Gözü
9.2/10
· 872 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
6
105
human person
Işığın Anısı'nı inceledi.
1064 syf.
·
6 günde
·
Puan vermedi
Son. Uzun bir maceranın sonu. İnanılmayacak derecede yoğun duygular yaşatan, yüzlerce karakterle tanıştıran, günlerimi gecelerimi alan bir maceranın sonu, ve ne yazık ki serinin asıl yazarı tarafından yazılmamış. Kitapta ana karakterlerin bakış açısından çok, Brandon Sanderson'ın yeni karakterleri Androl ve Pevara üzerinden olayları takip ediyoruz. Mantıklı bir yol olduğunu düşünüyorum, Sanderson'ın anlatmasını kolaylaştırmış. Ancak kitabın seriyle uyumsuzluğu hiç de bundan ibaret değil... Rand'ın Seanchanlar önünde diz çökecek olması kehanetinin, Rand'ın yalnızca fiziksel olarak diz çökmesiyle gerçekleşmesi, Aviendha'nın bacaklarından itibaren vücudunu feda ederek Graendal ile savaşma sahnesinin ardından aslında aldığı hasarın çok az olduğunu ve ayakta durabildiğini görmemiz, Rand'ın cenazesinde Aviendha, Min, Elayne üçlüsünün "Şimdi Rand'ın ölmediğini kimseye belli etmemeliyiz" deyip Rand ölüm döşeğindeyken hiç umursamayıp yanına bile gitmemeleri, ağlamamaları ile durumu mükemmel şekilde saklamaları (!), Valere Borusunu gölgenin kullanamayacağının açıklanması ve okurken göze çarpan daha pek çok ayrıntı. Hepsi çocuk kandırmaya yönelik gibiydi. Sanderson'ın serideki önceki kitapları bu kadar uyumsuzluk içermiyordu, son kitabı böyle yazmış olmasına gerçekten anlam veremedim. Bunun dışında, Faile'in yolunun eninde sonunda Valere Borusu ile kesişmesi, Min'in gördüğü simgelerin Seanchanların alametleriyle ilgili olması, Padan Fain ve hançeri yenen kişinin Mat olması gibi bağlantılar güzeldi. (Mat ve Padan Fain karşılaşması çok anlamsız ve mantıksız şekilde gerçekleşmiş olsa da) Seride en çok beklediğim sahne, Karanlık Varlık'ı görmekti. Ama ne yazık ki kitabın en kötü sahneleri bu sahneler oldu. Bütün kitap boyunca uzatılmış, hiçbir derinliği olmayan bir yüzleşme sahnesi. Robert Jordan nasıl yazardı bilmiyorum, ama ben Karanlık Varlık'ın da tıpkı Yaratıcı gibi insanların algısının ötesinde bir varlık olmasını bekliyordum. Sıradan, tutarsız, tek özelliği büyük harflerle konuşabilmek olan bir kötü karakter. Rand, Nynaeve ve Moiraine de savaşta ne yaptı belli değil. Sanderson'ın Oathbringer kitabında Odium ile yüzleşmenin daha aşağı seviyede bir versiyonu gibiydi. Tam bir hayal kırıklığıydı. Kitap tam anlamıyla Son Savaş'tan ibaret. İnsanlık dört cephede Gölge'ye karşı savaşıyor. Bu açıdan beklentiyi karşıladığını söyleyebiliriz. Ancak karakterlerin hiçbiriyle bağlantı hissedemedim. Önceki kitaplarda hissedilen, betimlemelerle oluşturulan o harika Zaman Çarkı atmosferini hissedemedim. Yalnızca uzaktan Son Savaş'ın bitmesini bekleyen bir izleyici gibiydim. En azından Rand ölebilirdi ve tutarlılık bir nebze olsun sağlanabilirdi. Daha söylenecek çok şey var, ancak bu incelemeye sığdıramam. Sonuçta, efsanevi bir serüvenin sonuydu. Zaman Çarkı'nda sonlar olmaz, ama bu bir sondu. Kim bilir, belki sonraki döngülerde daha iyi sonlar vardır. Hayatıma pek çok yeni hayat eklediğin için teşekkürler Robert Jordan.
Işığın Anısı
9.7/10
· 196 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
5
İdil Drita
Büyük Av'ı inceledi.
690 syf.
·
28 günde
·
8/10 puan
Aslında seride biraz daha ilerler, sonra yorumlarım diye düşünüyordum fakat kendimi tutamayarak kısa birkaç şey yazma gereği duydum. Öncelikle çoğunun aksine ben birinci kitaptan daha çok zevk aldım bu kitapta. Yolculuk içeren fantastik kitaplardan -genelde- çok hoşlanmayan biri olarak birinci kitapta epey bir zorlanmıştım — ki bu kitap da uzun bir yolculuk içeriyor. Yanılmıyorsam seri uzun bir süre böyle devam edecek. Buna rağmen bu seferki yolculukları esnasında durakladıkları yerleri daha bir iyi tanıyabildik gibiydi, ilk kitapta Shadar Logoth’u yeterince anlayamamıştım, bu kitapta diğer halkları ve mekanları bir tık daha iyi algıladığıma inanıyorum. Ama benim için bu kitabı çok daha güzel kılan, elbette, yavaş yavaş hikayeye giriş yapan büyü sistemi. Sistemden kastım sırf Aes Sedailer içindeki ‘büyüler’ değil, genel olarak Zaman Çarkı’nın işleyişi ve milyonlarca farklı olasılık oluşu fikri. Spoiler vermemek için ayrıntıya girmeyeceğim ama bu kitapta yazarın kurduğu evrene hayran kalıp daha fazlasını alamadığım için sinirlendim — neyse ki 12 kitap daha var önümde. :D Karakterlere gelince, herkes serideki kadın karakterlerle ilgili şikayet edip duruyordu ama beni, bilmiyorum, o kadar rahatsız etmediler aslında. Sırf Nynaeve, tabiri caizse biraz ‘OP’ idi ve bazen ‘OP’ -yani abartılı güçlü- karakterleri sevsem de doğuştan gelen güçleriyle olanlara çok katlanamadığımı defalarca kez belirtmişimdir buradaki incelemelerimde. Tıpkı Rand-Perrin-Mat üçlüsü gibi kadın karakterlerin de doğal bir kişisel gelişim süreci yaşamalarını tercih ederdim. Büyük bir kusur değil elbette, her neyse. Şimdilik düşüncelerim bu kadar. Şu anlık kitapların fiziksel baskılarına erişimim olmadığı için biraz ağır okumak durumunda kalıyorum fakat yakın zamanda bu değişir diye umuyorum.
Büyük Av
9.1/10
· 604 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
11