Robert M. Pirsig

Robert M. Pirsig

Yazar
8.4/10
193 Kişi
·
491
Okunma
·
36
Beğeni
·
3.318
Gösterim
Adı:
Robert M. Pirsig
Tam adı:
Robert Maynard Pirsig
Unvan:
Amerikalı Yazar ve Filozof
Doğum:
Minneapolis, Minnesota, Amerika Birleşik Devletleri, 6 Eylül 1928
1928’de Minneapolis’te doğan Robert Maynard Pirsig Minnesota Üniversitesi’nde felsefe, kimya ve gazetecilik öğrenimi gördü. Hindistan’daki Benares Hindu Üniversitesi’nde Doğu felsefesi üzerine çalıştı. 1959 ile 1962 yılları arasında Montana ve Illinois’daki çeşitli üniversitelerde kompozisyon ve retorik dersleri verdi. Bu dönemin sonunda ağır bir sinir krizi geçirdi ve elektrik şoku terapisi gördü. Pirsig, 1963 ile 1967 arasında Minneapolis’te teknik yazar olarak çalıştı.
Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı-Değerlerin Sorgulanması’nı (Çev. Süha Sertabiboğlu, Ayrıntı Yayınları, 1995) başlangıçta kısa, hafif bir felsefi deneme olarak yazmayı tasarlamıştı, ama 1968’de motosikletle ülkeyi baştan başa geçerek yaptığı bir geziden sonra anlatı çatısını bu gezi üzerine oturttu. Pirsig sonradan yazdığı sonsözde şöyle diyor: “Kitap tam 121 yayımcı tarafından reddedildikten sonra bir yayımcı kitap için standart avans olan 3000 doları ödemeyi kabul etti. Yayımcı kitabın kendisini niçin yayımcılık yaptığını düşünmeye zorladığını anlatıp kitabı basacağını, ama bu 3000 doların büyük olasılıkla bundan alacağım son para olacağını, bu yüzden de cesaretimin kırılmaması gerektiğini söyledi. Böyle bir kitapta amaç para değildi.” Oysa 1974’te basılan Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı kısa zamanda olağanüstü satarak bir best-seller haline geldi. Hem okurlardan hem de eleştirmenlerden çok olumlu tepkiler alan bu hayli çetrefil düşünce metni, tam bir “kült kitap” oldu.
Tam olarak belli bir türün içine sokulamadığı için çeşitli eleştirmenlerin roman, otobiyografi ve felsefi deneme olarak sınıflandırdıkları bu metinde, adı belirtilmeyen bir anlatıcının, oğlu ve iki arkadaşıyla birlikte Minnesota’dan California’ya yaptığı on yedi günlük bir motosiklet yolculuğunun ayrıntıları, aklın ve deliliğin doğasından motosiklet onarımına birçok konuya ilişkin felsefi tartışmalarla iç içe anlatılır. Hem bir motosiklet yolculuğunun hem de bir düşünce yolculuğunun hikâyesi olan Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı, Batı kültürünün temel felsefi problemlerine ve insanlığın teknolojiyle ilişkisine dair derin bir araştırmanın ürünü olarak görülüp övülmüştür.
Bir deniz yolculuğu üzerine kurulu olan Lila-Ahlâkın Sorgulanması (Çev. Süha Serbabiboğlu, Ayrıntı Yayınları, 1998) ise bir “yalnızın” bir “düşünce isyancısının” kitabı ve ilk kitabın devamı niteliğindedir.
Resmi olarak okul, bir "eğitim fakültesi"ydi. Bir eğitim fakültesinde öğretirsiniz, öğretirsiniz, öğretirsiniz; araştırma için zaman yoktur, düşünmek için zaman yoktur, dış olaylara katılmak için zaman yoktur. Salt öğret, öğret, öğret ve sonunda zekânız söner, yaratıcılığınız körlenir ve neden böyle sönük olduğunuzu anlamayan, olan bitenden habersiz, masum öğrencilerden oluşan ve birbiri ardınca gelen dalgalara tekrar tekrar aynı sıkıcı şeyleri anlatan bir otomatik makine olursunuz. Sizi sönük bulan öğrenci size saygısını yitirir ve bu saygısızlığı ötekilere de yayar. Böyle biteviye öğretmenizin nedeni, bunun hem gerçek eğitim veriyormuş gibi görünüm elde etmenin hem de üniversiteyi en kolay yoldan götürmenin akıllıca bir yolu olmasıdır.
Robert M. Pirsig
Sayfa 150 - Ayrıntı Yayınları - 14. Baskı - Çev. Süha Sertabiboğlu
Öğrencinin en büyük sorunu, yıllardır kafasında oluşturulmuş, havuç ve kırbaca dayalı köle zihniyetidir; bu, "Kırbaçlamazsan çalışmam" diyen, katır zihniyetidir.
Robert M. Pirsig
Sayfa 171 - Ayrıntı Yayınları
İnsanlar ya yalnızca bir tarzda ya da öteki tarzda düşünmeye ve bunu yaparken öteki tarza ait olan her şeyi yanlış anlamaya ya da küçümsemeye eğilimlidirler.
Artık herkes “sevecen” olabiliyor, herkesten “sevecen” olması bekleniyor. Ama bazı şeyler yıllar önce, siz doğduğunuzda vardır, bunlara karşı elinizden bir şey gelmez.
“Sanat”, “bilim”le karşılaştırıldığında genellikle romantiktir. Aklı ya da yasaları izlemez. Yalnızca duyguları, sezgileri ve estetik vicdanı izler.
432 syf.
·5 günde·10/10
Kitabın internette araştırmasını yaparken yazarının şu sözüyle karşılaştım;

"Zor kitapları okumalıymış insan meğer. Kitap insanı allak bullak etmeliymiş; insanda bir şeyleri değiştirmeliymiş."

Ne kadar harika bir söz söylemiş yazar değil mi?

Kitabı okumak zor, pek akıcı değil. Buna rağmen kitabı okuyup bitirdiğinizde hatta okuduğunuz anda hissediyorsunuz etkisi altına girdiğiniz değişimi. Düşünmekten yoruluyorsunuz baştan belirteyim. Yolculuk, motor harika diye de okumaya başlamayın kitabı.

Felsefeye karşı ilginiz yoksa, çok fazla sıkılırsınız. Otobiyografik ve felsefi bir deneme kitabı. Kimilerine göreyse roman, ki bence değil! Ders kitabı okuyormuş gibi okudum. Herakleitos, Parmenides, Protagoras, Sokrates, Platon, Aristo, Kant gibi birçok filozofun düşüncelerini harmanlamış, kendi fikirlerini de katıp size seçenekler sunmuş. İyi nedir? Nitelik nedir? Kime göre iyi? Kime göre nitelikli?

Kesinlikle bir alt yapı gerektiriyor kitap, okumadan önce filozoflar ile ilgili biraz araştırma yapmak onların felsefesini bir nebze anlayabilmek gerekli.

Yazıldığı zaman 121 yayıncı tarafından geri çevrilmiş, en sonunda tek bir yayıncı, "Kitap beni neden yayıncılık yaptığımı düşünmeye zorladı." diyerek basmış kitabı. Yayınladığı gibi de çok-satar ve kült olmuş kitap.

Görünürde bir motor yolculuğu sanılabilir, ama aslında içsel bir yolculuk söz konusu. On yedi gün süren serüveninde değerlerin anlamını ve kalitesini aklın sınırlarını zorlayarak sorgulatmış.

Kitapta, teknolojinin getirdikleri-götürdükleri, teknolojiyi kabul edememe, klasik yaklaşım, romantik yaklaşım, bilimsel yaklaşım, kitle hipnozu, SİSTEM (en çok beğendiğim bölümü), ilerleme, hakikat, sanat, olgular, güven, iyi nedir ve en çokta nitelik gibi değerler sorgulanıyor.

Sayfa 92'de geçen:
"Sistematik bir hükümet devrimle yıkılır, ama hükümeti üreten sistematik düşünce kalıpları sağlam kalırsa o düşünce kalıpları daha sonra başka hükümetlerle kendilerini yineleyeceklerdir. Sistemler konusunda çok şey söylenmiştir. Ama bu konu, hemen hiç anlaşılamamıştır."

Sayfa 209'da geçen:
Küçük çocuklar "yalnızca kendilerinin hoşlandıkları" şeyleri yapmamaları için eğitilirler, peki...neyi yapmaları istenir?...Elbette! Başkalarının hoşlandıklarını. Kimdir bu başkaları? Ana-baba, öğretmenler, müfettişler, polisler, hakimler, memurlar, krallar, diktatörler. Tüm otoriteler. " Yalnızca senin hoşlandığın" şeyi hor görmek üzere eğitilirsen, elbette başkalarının daha uysal bir uşağı 'iyi' bir köle- olursun. "Yalnızca senin hoşlandığın" şeyi yapmamayı öğrenirsen Sistem seni sever.

Sayfa 266'da geçen:
"Toplumsal değerlerin doğru olması için bireysel değerlerin doğru olması gerekir. Dünyayı düzeltmenin yeri ilk olarak kendi yüreğimiz, kafamız ve ellerimiz ve sonra onlardan çıkan iştir."

Bunlar gibi birçok alıntı var kitapta altı çizilmeye ve düşünülmeye değer.

Kitaba karşı yakınlığım şundan kaynaklı da oldu: Genellikle ikinci el kitaplar almayı tercih ediyorum; onlardaki yaşanmışlığı seviyorum çünkü. Bir yerin altının çizili olması, bir sayfanın kenarının kıvrılmış olması, bir sayfanın kenarında notlar olması ya da içinden bir not kağıdı, kurumuş bir çiçek çıkması gibi... :)

Ve bu kitapta da karşılaştım o yaşanmışlıkla, üzerine alınmış notlar, altı çizilmiş bölümler...

https://i.hizliresim.com/8a8bdQ.jpg

https://i.hizliresim.com/26jkEj.jpg

Resimdeki notlar, kitap üzerinde ayrıca düşünmeye sevk etti beni. Bu arkadaşı bulmak, bu kitap ile ilgili kendisiyle uzun bir sohbet etmek isterdim.


Sayfa 222'de "Geçmiş, yalnızca anılarımızdadır; gelecek yalnızca planlarımızdadır. Şimdi ise bizim tek gerçeğimizdir." demiş yazar.

O halde ben;
Anı yaşayacağım ve anı biriktireceğim.

Gelecek! Gelecek gelecek mi...? Kim bilebilir ki!
Şu anın tadını çıkarabilmek ümidiyle.

Keyifli okumalar dilerim.
432 syf.
Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı bir otobiyografi olmasının yanı sıra gezi notları ve felsefi bir denemedir.

Kitap, yazar Robert M. Pirsig, oğlu Chris ve arkadaşları John ve Slyvia ile birlikte yaptıkları uzun bir motosiklet yolculuğunu anlatır. John'un motosikleti BMW'nin R60 modelidir ancak Robert'in motosikleti bir Honda'dır. (-ki kitabı okurken google'dan yolculuğun resimlerine bakarsanız iyi olur)
Yolculuğun bir kısmından sonra John ve Slyvia ayrılmışlar ve Robert ile oğlu Chris birlikte devam etmiş ve okyanusa ulaşmışlardır.

Yazar 125. sayfada söyle der:
“Phaedrus yalnızca oradan oraya sürükleniyordu. Sürüklenme onu orduya, Ordu ise Kore'ye götürdü.”
Aynı zamanda Robert M. Pirsig 1943 yılında Minnesota Üniversitesi'nde Biyokimya öğrenimine başladıktan sonra askere alınmış ve Kore Savaşına katılmıştır. Buradan anlıyoruz ki Platon'un mektuplarında geçen kurgusal kahraman Phaedrus, Robert M. Pirsig'in Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı kitabında kendisidir.

Phaedrus'un sıkıntılı ve deli geçmişindende söz edilir bu da şüphesiz retorik dersleri verirken yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle elektroşok tedavisi görmüş Robert M. Pirsig'den başkası değildir.

Yazar 335. sayfada “Üzerinde çalıştığınız gerçek motosiklet, kendiniz denen motosiklettir.” der. Yazar benzetim açısından en iyi bildiği şeylerden birisini yani motosikleti model olarak kullanmış soyut kavramları motosiklet üzerinden somut ve kalıcı hale getirmeye çalışmıştır.

Eğitim sistemine de değinen yazar, sınavsız bir eğitim sistemini savunmuştur. Nedenlerini de kitapta gayet etkileyici bir şekilde açıklar.

Kitapta felsefi olarak retorik ve diyalektik tartışılmıştır. Phaedrus'un tarafı tabiki retorik'den yanadır.

En üzücü tarafı ise kitabın sonlarında açıkladığı yolculuk boyunca yanında olan oğlu Chris'in 23 yaşına 2 hafta kala öldürülmesidir. Yazar oğlunu kaybetmesiyle tekrar zor bir psikolojik sürece girer ve ikinci eşinden olan kızı Nell bu durumu aşmasında ona yardımcı olur. “Chris şimdi Nell adında küçük bir kız ve yaşamımız bir perspektife oturdu yeniden.” 431. sayfa.

Kitabı basmaya hiçbir yayınevinin yanaşmayıp basıldıktan sonraysa çok talep edilip beğenilmesini ise 427. sayfada şöyle açıklar: “Bu kitap, maddi başarıya karşı kültürel bir ayaklanmanın başgösterdiği bir zamana da rastlamıştır.”

Savunduğu düşünceler, yolculuk ve yaşadığı acılardan dolayı çok cesur ve güçlü birisi olduğunu ifade etmeliyim.
Robert M. Pirsig daha sonra farklı ülkelerde yaşamış ve 24 Nisan 2017 yılında 88 yaşında hayatını kaybetmiştir.
432 syf.
·11 günde·Beğendi
Uzun bir yolculuk.. bunda hem fikiriz. İsimsiz kahramanımız yolculuk boyunca Chautauqua uyguluyor. Bir nev-i seminer.
Farklı konularda devinimlere değinen eserin salt felsefe kitaplarından daha anlaşılır olduğu kanısındayım. Çünkü anlatım, “motosiklet onarımı” vasıtasıyla örneklendirmeyle ilerliyor. Örneklendirmenin özellikle felsefede anlam açısından gerekli olduğunu düşünüyorum. Buna bir başka örnek olarak Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer kitabı gösterilebilir.

Kitabımızın yelpazesi çok geniş;
•Başlangıçta teknolojinin artı-eksilerinden bahsetti. Sadece artı ve eksileri değil bizim bu büyük değişimi kabul edip-etmememize, bakış açımıza ve belki de en çok üzerimizdeki etkisine..
Bu kısımda dikkatimi çeken “kahramanımızın arkadaşının BMW’si var ve ufak bir arıza ortaya çıkıyor. Aranan parçayı bulmak zor ama aynı işlevsel malzeme, bira kutusundan bir kesit. Arkadaşı koskoca(!) BMW’yi ucuz bira kutusunun tamir edeceğini kabullenemiyor ve müsade etmiyor”

•Bir diğeri, Klasik-Romantik yaklaşım. #75140675 bu alıntıyı izah için yeterli buldum.

Eser, varlık(şey) anlayışının çeşitlendirildiği bi kombo; Takılıp kalma, nitelik, doğru, gerçek, kişilik, bakmak-görmek, sorun-çözüm..daha bir çoğu.. Bunların hepsinde kahramanımızın tek-bütün çatışmasıyla karşı karşıyasınızdır.

(Önsözden) “..metalik-plastik yalnızlıkların hüküm sürdüğü, özdeki çirkinliklerin yapay bir "stil" cilasıyla kapatılmaya çalışıldığı, "stilize" nesneler, "stilize" insanlar ve ilişkilerle dolu hayatlar..”
belki de bir çoğumuzun yaşadığı.. ama düzeltmek imkansız değil..
(Önsözden)“Dünyayı düzeltmenin yeri önce kendi yüreğimiz, kafamız ve ellerimiz ve onlardan çıkan iştir.”
Anlayacağınız; Umut, hep var..
—Burayaki kadar Klasik yaklaşımımdı—

Buradan sonraki duygusal yaklaşımım...

Çocuğuyla birlikte dünyayı gezen bir baba.. #50153796 benimki 1/6727347’i bile olsa benzer güzellikler.. bahsettiği manzaralara aşina olmamın verdiği mutluluk..
Övgüleri kesinlikle hak eden bi’ kült eser..
432 syf.
Okuma sürecim iki ay sürse de bu kitabi bitirmenin hakli gururunu yasiyorum. Okumasi zor, git-gel yasatan bir kitap. Roman demek istemiyorum daha çok felsefi dusunsel bir metin. Okurken, iyi bir dinleyici gibi yazarin sozlerine kulak verip, bagi koparmamak gerek. Bu butunlugu yakalamak icin onemli.
Kitabi anlamak biraz da felsefi birikim istiyor. Hic olmazsa Platon , Sokrates, Aristo, Kant ve Sofistler uzerine ufak bir arastirma gerektigi kanaatindeyim. Felsefe sevmiyorsaniz zaten okumak zor olur.

Robert M. Pirsig ;
Doğu Felsefesi de olmak uzere bircok alanda egitim gormus bir yazar. Fakat yazdigi kitaplar (2tane) onun daha cok filozof yonunu ortaya koyuyor.
Çesitli okullarda Kompozisyon ve Retorik dersleri verdi. Kitap otobiyografi ozelligi tasiyor ama yazacagim bazi bolumler yazari daha cok dusunce boyutunda tanitacaktir.
Yazari anlamak adina kitaptaki tek ve en dikkat ceken karaktere bakmak yeterli olacak.
PHAEDRUS...
Romanda yazarin oteki benidir. Elestiren, sorgulayan, felsefe uzerine konusan...
Bu ismi Platon'un olusturdugu yazi ve soz uzerine konusan kurgusal bir karakterden alir. Kitaptaki Phaedrus'un (yazarin oteki beni) tedirgin eden gizemli bir tarafi olmakla beraber, retorik calismalar yapmasi sebebiyle de kendisini Phaedrus ile bagdastirmistir. Kitapta genellikle felsefe uzerine konusmalar, degerler elestirisi Phaedrus ile karsimiza cikiyor. Ayrica yazarin kendisiyle ic hesaplasmalar yasadigi, psikolojik ve ruhsal sorunlar yasadigi donemi yansitir.
....
Yazarin zekâsi yadsinamaz. Hatta IQ'sunun yuksek oldugunu okumustum biyografisinde. Kitapta da kendisini şoyle tanitiyor:
" Kimse onu gercekten tanimadi. Anlasilan o da boyle olmasini istemis ve boyle olmustu. Yalnizligi belki zekâsinin sonucuydu. Belki de nedeniydi. Ama bu ikisi hep birarada gidiyordu. Yapayalniz tekinsiz bir zekâ."

Klasik bir soylemdir "zeki insanlar hep asosyaldir" diye. Yazar oglu ile ilgili diyaloglarda mesafeli ve soguk. Yazarin Phaedrus tarafi boyle aslinda.

Baska bir alintida:
"Ve bilim egitimin ilk yilini on bes yasinda bitiren Phaedrus, sinifta kaldigi icin on yedi yasinda universiteden atildi. Resmi neden olarak, olgunlasamamislik ve derslere karsi dikkatsizlik. (...) Universite, standartlarindan tumuyle vazgecmeden onu barindiramazdi. "

Bu alintida hernekadar uni.hayatinin erken baslamasi ve zekasina isik tutsa da, egitim sistemini elestiren tavri buralarda basliyor.
Yazar (Phaedrus) hazir bilgiden ziyade kesfederek ogrenmeye kendi fikrini insa etmeye onem veriyor.
Universite hayatinda goze batan tarafi, gecmisten gunumuze gelen bircok saygin filozofu ve kaliplasmis degerleri elestirip, uzerine yeni fikirler insa etmesiydi. Hepsi olmasa da universite hocalarinin sevmedigi, otoritelerini sarsan bir seydir bu.

Grek Felsefesinden bu yana bircok dusunurun ortaya koydugu fikirler gelecege zemin hazirlayabilir ancak bir adim oteye gitmeden onlari oldugu gibi kabul edip ezberlemek yazarin oteki beni olan Phaedrus'a uygun bir durum degildi. Kendi cumleleri olmali ve taklit etmemeliydi ...
Ders verdigi yillarda da kendisine yon veren bu dusunce yuzunden tuhaf bakislara maruz kaldi.

Yeni bir seyler ortaya atmak, uretmek, sorgulamak...
Mesela birgun "NITELIK nedir?" Sorusunu yoneltti ogrencilerine. Ve Niteligin tanimlanamaz oldugunu anlatmaya calisti. Evet ona gore nitelik tanimlanamazdi, nesenel olamazdi. Retorik te oyle... Asla sistematik bir mantik icinde maddeler halinde iyilik, mutluluk , erdem gibi kavramlar da tanimlanamaz. Nesnel degillerdir. Hatta erdemi bir tanim icinde aciklamaya calistiklari icin Sofistleri de elestirir.

Yazar, retorik pratik bir bilimse belli bir sisteme dayandirilmadan oznel kabul edilir; diger turlu nitelikten ayrilmis olur der ozetle...

Bu konuda en cok elestirisini dile getirdigi filozof Aristodur. Hatta yazar kendi donemindeki egitim sistemi uzerinden benzetme yaparak Aristo'yu agir bir sekilde elestirir. Aristo : "Retorik bir sanattir; cunku mantikli bir duzen sistemine indirgenebilir der."
Hatta bu tanimlamara (aristocu mantik, aristocu etik...vb.) kahkaha ile guler ve sayfalarca ayar verir kendince Aristo'ya.

Aşiri septik bir yaklasimi var yazar Phaedrus'un. Iyilik nedir diye soruldugunda herkes farkli tanimladigina gore bir iyiligin varligindan soz edebilir miyiz? Sorusunu atar ortaya.

Fazla uzatmak istemiyorum aslinda. Kitap o kadar cok mevzuyu barindiriryor ki , sadece birkacina deginmek istedim. Hem okadar da kitap yorumlamakta mahir degilim acikcasi.
Buna ragmen yazarin degindigi bir konu olan GIRISKENLIK mevzusu yorumlama konusunda beni cesaretlendirdi. :)
Girisken olmanin oneminden ve giriskenligi onleyen unsurlardan bahseder detaylica. Ve konunun sonunda sizi motive eder. Kitabin bana kattigi en onemli noktalardan biridir;giriskenlik.

Aslinda bircok seyi motosiklet bakimi uzerinden anlatiyor yazar. Metafor diyebilir miyiz bilmiyorum. Ama iyi bir ornekleme diyebiliriz.
Yine kitaptan:
"Bir is icin , icine etmemis bir tek tamircinin bulunmadigi..." gibi bir ifade neden olmasin nur , yaz bir seyler, denemeden olmaz dedirtti. :)

Unutmadan sunu da ekleyeyim. Kitapta encok bahsedilen konulardan biri de Klasik ve Romantik yaklasimlar...
Her seyi oldugu gibi kabul eden yazarin pek te hoslanmadigi bir yaklasim olan Romantik yaklasim; Her seyi dis gorunusune bakmadan onu olusturan unsurlari anlamaya calisan yazarin da sevdigi Klasik yaklasim.
Zaten kimi sadece motosiklet surer markasi modeli gicir gicir olusudur onemli olan. Kimisi de disi kadar ici ile de ilgilenir, nasil calistigi , bozulup yolda kalirsam nasil calistirabilirim kismi ile de ilgilenir. Heran her yerde tamirci bulamazsin.
Ozetle, dene , yap, uret, teknoloji ile arani iyi tut, onu olumlu yonde kullan diyor bizlere...
....
Daha cok ders dinler gibi okudum kitabi. Not alarak...Elimden geldigince anlamaya calistim metni.
Kitabin roman denilecek tarafi oglu Chris ile birlikte yaptigi motosiklet yolculugu ile ilgili detaylardi. O bolumler bana gore ders molasi gibiydi. Kimisi bir paragraflik , kimisi de bir sayfalik molalar. Zihni yorgunluktan kurtaran molalar...
Yazarin Zen budizmine ilgisi ve son sayfalardaki reenkarnasyona inandigini bana dusunduren satirlar aslinda tanimlamanamaz dedigi Niteligi bagdastirdigi bir inanis gibi geldi. Okuyanlar bu konudaki fikirlerini beyan edebilirler.

Son olarak ,
Her ne kadar Grek dusuncesini , filozoflari elestirse de "Onumde uzanan gecmis gorunurdeki her seye egemen durumda" der, son sayfalarda.
Grek dusunurler icin de bu gecerliydi.

Ikinci ve devam kitabi olan Lila ...Artik o da baska zamana buyuk ihtimalle seneye okundu olarak listeme girer. Tabii ki biz plan yapariz ama planlarimiz istedigimiz gibi gitmez. Her seyden once saglik olsun. Iyi okumalar:)
432 syf.
Yol mu yolculuk mu(?) sorununa yol diye cevap verenlere öneririm.Belki Zen kısmına çok değinmiyor ama kişinin yolculuk ve varoluşu üzerine keyifli okumalar sunuyor.Özellikle felsefeye giriş olarak kişilerin çoğunun Sofie'nin Dünyası yerine bu kitapla başlamasını öneririm.

ve her yolculuk esnasında Camel dinlemeli..
432 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabın üstüne söylenecek duyguları, kelimeler ve harfler bütünü nasıl taşıyabilir bilmiyorum. Fakat yazmak gerekirse eğer:
Bir insanın görüşüne, ruhuna, duygularına, yaşamının yasalarına bir insan kitap yoluyla nasıl sızabilir? İşte onu yaşadım. Deliliğin ihtişamını, cennetini ve cehennemini gördüm tanımadığım bir insanın gözünden... Muhteşemdi... Enfesti...
430 syf.
·4 günde·10/10
Nitelik hakkında kapsamlı düşünceleri olan Pirsig'in, düşüncelerini motosiklet gezisine yayarak anlattığı kitap çok kafa açıcıydı. çok fazla altını çizdiğim yer oldu tekrar tekrar sorgulanması gereken yerleri mutlaka var. sonsöz kısmında yazdıkları da -Chris'e olanları anlattığı kısım- içimi burktu. bu efsanevi otobiyografik "çalışmaya, sınırlandırıcı olmayan pozitif bir amaç sağlayan" kitabı mutlaka okumalısınız.
432 syf.
·15 günde·Beğendi·6/10
Okuduğum hiç bir kitaba benzemiyordu, özellikle felsefeden hoşlanan matematik öğretmenlerine tavsiye ediyorum..kitapta ilerledikçe neden belirttiğimi anlayacaksınız... olay örgüsü farklı bir şekilde ele alınmış...kitabı okurken bahsedilen yerlerden ben de geçer gibi oldum,doğayı hissetmek güzeldi,karakterlerle zaman zaman içsel bir yolculuğa çıkmak çok keyifliydi.
432 syf.
·28 günde·8/10
Babanın oğlu ve iki arkadaşıyla yaptığı motosiklet yolculuğu, bu sırada yaşadığı içsel yolculuk, düşünceleri..
Okunması çok zor olmamasına karşın yavaş okunan bir kitap. Hatta mümkün olsa yazarın kitapta çocuğuna yaptığı gibi 'bşrkaç satır okuyup üzerinde konuştuktan sonra birkaç satır daha okumak' yöntemi ile okunmalı.
Temelde nitelik kavramı etrafında gelişen ve oradan dallanan felsefi bir yolculuk.
Felsefi açıdan tatmin edici. Kitap bittiğinde notlarınızda üzerinde düşünmek üzere yazdığınız bir sürü başlık bulacaksınız.
Otobiyografik gerçeklikler de içeriyor olması, zamanında bir sürü yayıncıda dönüp çok zor birine kabul ettirilmesi gibi altyapı gerçekleri de ilgi çekici.

Yazarın biyografisi

Adı:
Robert M. Pirsig
Tam adı:
Robert Maynard Pirsig
Unvan:
Amerikalı Yazar ve Filozof
Doğum:
Minneapolis, Minnesota, Amerika Birleşik Devletleri, 6 Eylül 1928
1928’de Minneapolis’te doğan Robert Maynard Pirsig Minnesota Üniversitesi’nde felsefe, kimya ve gazetecilik öğrenimi gördü. Hindistan’daki Benares Hindu Üniversitesi’nde Doğu felsefesi üzerine çalıştı. 1959 ile 1962 yılları arasında Montana ve Illinois’daki çeşitli üniversitelerde kompozisyon ve retorik dersleri verdi. Bu dönemin sonunda ağır bir sinir krizi geçirdi ve elektrik şoku terapisi gördü. Pirsig, 1963 ile 1967 arasında Minneapolis’te teknik yazar olarak çalıştı.
Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı-Değerlerin Sorgulanması’nı (Çev. Süha Sertabiboğlu, Ayrıntı Yayınları, 1995) başlangıçta kısa, hafif bir felsefi deneme olarak yazmayı tasarlamıştı, ama 1968’de motosikletle ülkeyi baştan başa geçerek yaptığı bir geziden sonra anlatı çatısını bu gezi üzerine oturttu. Pirsig sonradan yazdığı sonsözde şöyle diyor: “Kitap tam 121 yayımcı tarafından reddedildikten sonra bir yayımcı kitap için standart avans olan 3000 doları ödemeyi kabul etti. Yayımcı kitabın kendisini niçin yayımcılık yaptığını düşünmeye zorladığını anlatıp kitabı basacağını, ama bu 3000 doların büyük olasılıkla bundan alacağım son para olacağını, bu yüzden de cesaretimin kırılmaması gerektiğini söyledi. Böyle bir kitapta amaç para değildi.” Oysa 1974’te basılan Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı kısa zamanda olağanüstü satarak bir best-seller haline geldi. Hem okurlardan hem de eleştirmenlerden çok olumlu tepkiler alan bu hayli çetrefil düşünce metni, tam bir “kült kitap” oldu.
Tam olarak belli bir türün içine sokulamadığı için çeşitli eleştirmenlerin roman, otobiyografi ve felsefi deneme olarak sınıflandırdıkları bu metinde, adı belirtilmeyen bir anlatıcının, oğlu ve iki arkadaşıyla birlikte Minnesota’dan California’ya yaptığı on yedi günlük bir motosiklet yolculuğunun ayrıntıları, aklın ve deliliğin doğasından motosiklet onarımına birçok konuya ilişkin felsefi tartışmalarla iç içe anlatılır. Hem bir motosiklet yolculuğunun hem de bir düşünce yolculuğunun hikâyesi olan Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı, Batı kültürünün temel felsefi problemlerine ve insanlığın teknolojiyle ilişkisine dair derin bir araştırmanın ürünü olarak görülüp övülmüştür.
Bir deniz yolculuğu üzerine kurulu olan Lila-Ahlâkın Sorgulanması (Çev. Süha Serbabiboğlu, Ayrıntı Yayınları, 1998) ise bir “yalnızın” bir “düşünce isyancısının” kitabı ve ilk kitabın devamı niteliğindedir.

Yazar istatistikleri

  • 36 okur beğendi.
  • 491 okur okudu.
  • 70 okur okuyor.
  • 799 okur okuyacak.
  • 42 okur yarım bıraktı.