Roberto Bolano

Roberto Bolano

8.1/10
44 Kişi
·
84
Okunma
·
11
Beğeni
·
1.616
Gösterim
Adı:
Roberto Bolano
Unvan:
Şilili Yazar ve Şair
Doğum:
Santiago , Şili, 28 Nisan 1953
Ölüm:
Barcelona , İspanya, 15 Temmuz 2003
Şili'nin Santiago kentinde doğdu. Çocukluğu Los Angeles, Valparaiso, Quilpe, Viña del Mar gibi kentlerde geçti. On üç yaşında ailesiyle birlikte Meksika'ya yerleşti. Yeniyetmelik yıllarını Meksika Kent Kütüphanesi'ne kapanıp okuyarak geçirdi.

1973 yılında Salvador Allende'nin sosyalist reform sürecine katılmak için neredeyse bütün Latin Amerika'yı kat ederek Şili'ye gitti. Pinochet'nin darbesinden sonra direnişe katılmaya karar verdi, ancak kısa sürede tutuklandı. Sekiz gün tutukluluktan sonra eski okul arkadaşı bir polis yardımıyla serbest kaldı. Meksika'ya döndü ve (Vahşi Hafiyeler'deki Ulises Lima karakterine model olan) yakın arkadaşı şair Mario Santiago Papasquiaro ile "Infrarealist şiir hareketi"ni başlattı. Daha sonra Bolaño, şiirden çok düzyazıda yoğunlaştı.

1977 yılında Katalunya'ya, annesinin yanına yerleşti. Edebiyat yarışmalarına katılarak yaşamını kazanmaya başlamadan önce çeşitli işlerde (yazları bağbozumu, gece bekçiliği, bulaşıkçılık, satıcılık) çalıştı. İlk romanları 40 yaşında basılmaya başladı. 90'lı yıllarda şansı döndü. Vahşi Hafiyeler romanıyla Herralde Ödülü'nü (1998) ve Latin Amerika'nın Nobel'i olarak görülen Venezüella, Romulo Gallegos Ödülü'nü (1999) kazandı. Ölümünden bir yıl sonra 2004'te, 2666 adlı romanıyla İspanyolca yazılmış en iyi romana verilen Salambó ödülüne layık görüldü. Barselona'da 2003 yılında, elli yaşında karaciğer rahatsızlığından öldü. Metis Yayınları başta Estrella distante (Uzak Yıldız, 1996) ve Putas asesinas (Katil Fahişeler, 2001) olmak üzere yazarın eserlerini yayımlamaya devam edecektir.
Dişlerim döküldüğü için, öpüşmek ve öpülmek konusunda çekingenleşmiştim, öpüşmeden aşk ne kadar dayanabilir ki?
Roberto Bolano
Sayfa 50 - Pegasus Y.
"Tarih, tarihçiler tarafından iğfal edildiğinde gerçekleri anlatmak sanatçıya düşer. "
gidecek yerim olmasa da gitmem gerekiyordu, çünkü kimseye yük olmaktan hoşlanmam.
İnsan, riske girer. Doğruya doğru. Riske girer ve en beklenmedik anlarda kaderinin kurbanı olur.
Kapının eşiğindeki halim gözümün önünde beliriyor. O içerde, eli kapı kolunda. Ona sormak istediğim o kadar çok şey var ki.
Kitaplar bitiyor ama insan okumayı hiç bırakmıyor, tıpkı ölümün kesin bir olgu olduğunu bile bile yaşamayı sürdürdüğü gibi.
"Çok önemli bir sırrı keşfetmiştim, evrensel gerçeklik denen şeyin anlamını çözmeye yaklaşmıştım. Ve bu yüzden beni yakalayıp ölüme mahkum ettiler. "
Roberto Bolano
Sayfa 9 - Remedios Varo
Sarsıcı bir kitap. Daha evvel hiç tatmadığınız tüylü ve de biraz ekşi bir meyve yediğinizi düşünün. Kitabı bitirdikten sonra tam olarak bunu hissettim.
Birbirinden ilginç 13 öyküsüyle oluşan bir kitap . Öykülerin de genellikle kadınlara , ayrılıkliklara, insanı derinden etkileyen yaşanmışliklardan ziyade yaşanamamişlara dair ilginç bir yolculuk. Bir o kadar da gerçekci hikayeler. Yazarin sade ve etkileyici uslubu da bunda oldukca etkili. Beni en çok etkileyen hikayeler , Göz Silva , dönüş ve kitaba ismini veren hikaye olan Katil orospular İspanyol dilinin etkileyici ve sıradışı kullanan bu sıradışı Şilili yazar Roberto Bolaño ile tanışmadıysaniz ve Latin Amerika edebiyatına ilginiz varsa güzel bir başlangıç kitabı.
"Eee sonra???!!!..."
Gerçekten de bazı bölümleri bu cümleyi sık sık söylettirdi. 5 kitap halinde yayınlanması fikrinin tamamen "duygusal" gerekçelere dayandığını düşünürsek bir nebze hak verebiliriz (zaten yaşasaydı büyük ihtimalle kaldığı yerden devam ederdi ve bu kitap daha da uzardı), malum, yazar öleceğini hissetmiş ve miras niteliğinde bir eser bırakıp yayıncısının ve mirasçılarının bundan uzun vadede yararlanmasını istemiş olabilir. Gelgelelim birkaç aklıselim, kitabın tek bir cilt halinde yayınlanmasının doğruluğuna kanaat getirmişler (ki iyi ki de öyle yapmışlar). Eğer ki 5 kitap halinde yayınlanmış olsaydı ve gaflete düşüp ilk kitabını okumaya başlasaydım, büyük ihtimalle devam etmediğim seriler arasında yerini alacaktı. Bunun yanı sıra, kitabın uzunluğu, tek kitap dahi olsa bazı karakterlerin akılda kalmamasına sebebiyet veriyor. Ya bir de 5 kitap olsaydı o zaman 3. kitapta karşımıza çıkan karakteri hatırlamak için 1. kitaba geri mi dönecektik? (örnek olarak söylüyorum bunu)
Öte yandan bölümleri değerlendirecek olursak, kendi adıma konuşuyorum, son bölümde bir şeylerin düğümünün çözülmesinden midir yoksa ilk bölümden kalma bir dürtüyle yazarın (romandaki yazar karakterin) hayat hikayesinin merakına kapıldığımdan mıdır bilmem, en akıcı şekilde okuduğum bölüm son bölüm oldu. Ama tüm düğümün çözüldüğünü söylemek zor. Takıldığım bir nokta da, yazarın Türklere ve Müslümanlığa dair kuyruk acısı kıvamında birkaç yerde salladığı tanımlamalar oldu. Ağır bir yargılama olabilir,diğer milletler hakkında da çeşitli yorumlar yapmış,bize de değinmiş denilip geçilebilir lakin şu Müslüman=terörist yaftası gibi klişe bir yaftaya kendini kaptırmasa iyi olurmuş.
Artılarına gelecek olursak,gerçekten de edebi bir eser. Bu yorumu yapmak yetkinliğinde olmasam dahi bu şekilde bir fikre kapıldığımdan söylemek istedim. Bu siteye katıldığımdan beri okuduğum birçok kitaba birçok yorum yaptım,bazılarını baştan savma yazdım,bazılarını ise gerçekten hissederek yazdım ama öz bir şekilde yazdım. Fakat daha önce hiçbir kitaba bu kadar uzun bir yorum yazmamıştım. Zaten artık bu yazı da yorumluktan çıkıp değerlendirme yazısı haline falan geldi galiba =) Diyeceğim o ki,bu yazıyı bu kadar uzun tutma isteğim, kitabın insanda meydana getirdiği o yazma hissi... Gerçekten de insanda karşı konulamaz bir yazma isteği uyandırıyor. Gerek metaforları olsun, gerekse üzerinde saatlerce düşünebileceğiniz hikayeleri olsun, etkileyiciler yani...
Naçizane fikrimle birlikte konuyu bağlayayım. Bence bu bir yol kitabı değil, yolculuk yapılırken, o sıkıntılı atmosferde daha da boğucu hale gelebilir. Lakin sakin bir zamanınızda, kağıda kaleme kolayca sarılabileceğiniz bir ortamda (çünkü insana ilhamın ne zaman geleceği belli olmaz) okumanız tavsiye olunur.
19. yüzyılın en iyi romanı... Türk edebiyatında Tutunamayanlar neyse dünya edebiyatında da 2666 odur. Çığır açmıştır. Roberto Bolano'yu bu kitapla tanıdım neyseki. Okumadan ölsem gözüm açık giderdim:)
Anne ve babalarını bir trafik kazasında kaybedince erkek kardeşi ile Roma da yapayalnız kalan yirmili yaşlarında ki Bianca’nın kardeşi ile birlikte verdikleri yaşam mücadelesi konu edinilmiş. Yaşam zorluğu artıkça yanlışlara, kuralsızlıklara, suç ve günaha olan eğiliminlerin bu iki kardeş üzerinde yarattığı etki gözler önüne serilmiş. Latin Amerika Edebiyatı üzerine yaptığım araştırmalar da karşıma sık sık çıkan bir yazardı Roberto Bolana. Okuduğum bu eser beni yazara karşı büyük bir arafta bıraktı. Yazar hakkında daha net , edebi olarak tatmin edici verileri elde edebilmek açısından, en kısa zamanda başka bir kitabını alıp okumayı düşünüyorum..
‘Çarpıcı’.
Tek kelime yeterli aslında bu kitabı anlatmak için. Şili, şiir, sanat, cinayet, polisiye hepsi bir arada. Bolano’nun okuduğum ilk eseri ve donanımlı bir yazar olduğunu söyleyebilirim. Paul Auster ya da Umberto Eco okuyan ve sevenlerin sıkılmayacağı aksine keyifle okuyacağı bir kalem, yazım stili olarak ise Mario Vargas Llosa’ya benzettim; akıcılık, havadar anlatım ve aynı coğrafyanın benzer kaderlerinin doğurduğu iki yazar oluşları bu hissi kuvvetlendirdi içimde. Okuduğunuza pişman olmayacağınız bir eser.
Bir de ek olarak; ilk baskı kitap toplayan bir okuyucu iseniz, yazarın Can Yayınlarından çıkan dört kitabı da ilk basım “Mösyö Pain” , “Tılsım” , “Katil Orospular” ve “Uzak Yıldız”. Koleksiyonunuza ekleyebilebilirsibiz.
Roberto Bolano'nun insanlığın bittiğini ,20.yüzyıldan itibaren şeytanın hüküm süreceğini anlatmak istercesine 2(666) adını verdiği romanı. Roberto Bolano' yu okuduğum için kendimi şanslı hissediyorum.
Mösyö Pain, Edgar Allan Poe öykülerini anımsatan puslu ortamları ve esrarlı karakterleriyle Roberto Bolaño’nun hayal gücünün karanlık katmanlarını yansıtıyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Roberto Bolano
Unvan:
Şilili Yazar ve Şair
Doğum:
Santiago , Şili, 28 Nisan 1953
Ölüm:
Barcelona , İspanya, 15 Temmuz 2003
Şili'nin Santiago kentinde doğdu. Çocukluğu Los Angeles, Valparaiso, Quilpe, Viña del Mar gibi kentlerde geçti. On üç yaşında ailesiyle birlikte Meksika'ya yerleşti. Yeniyetmelik yıllarını Meksika Kent Kütüphanesi'ne kapanıp okuyarak geçirdi.

1973 yılında Salvador Allende'nin sosyalist reform sürecine katılmak için neredeyse bütün Latin Amerika'yı kat ederek Şili'ye gitti. Pinochet'nin darbesinden sonra direnişe katılmaya karar verdi, ancak kısa sürede tutuklandı. Sekiz gün tutukluluktan sonra eski okul arkadaşı bir polis yardımıyla serbest kaldı. Meksika'ya döndü ve (Vahşi Hafiyeler'deki Ulises Lima karakterine model olan) yakın arkadaşı şair Mario Santiago Papasquiaro ile "Infrarealist şiir hareketi"ni başlattı. Daha sonra Bolaño, şiirden çok düzyazıda yoğunlaştı.

1977 yılında Katalunya'ya, annesinin yanına yerleşti. Edebiyat yarışmalarına katılarak yaşamını kazanmaya başlamadan önce çeşitli işlerde (yazları bağbozumu, gece bekçiliği, bulaşıkçılık, satıcılık) çalıştı. İlk romanları 40 yaşında basılmaya başladı. 90'lı yıllarda şansı döndü. Vahşi Hafiyeler romanıyla Herralde Ödülü'nü (1998) ve Latin Amerika'nın Nobel'i olarak görülen Venezüella, Romulo Gallegos Ödülü'nü (1999) kazandı. Ölümünden bir yıl sonra 2004'te, 2666 adlı romanıyla İspanyolca yazılmış en iyi romana verilen Salambó ödülüne layık görüldü. Barselona'da 2003 yılında, elli yaşında karaciğer rahatsızlığından öldü. Metis Yayınları başta Estrella distante (Uzak Yıldız, 1996) ve Putas asesinas (Katil Fahişeler, 2001) olmak üzere yazarın eserlerini yayımlamaya devam edecektir.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 84 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 118 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.