Roland Barthes

Roland Barthes

Yazar
8.0/10
59 Kişi
·
215
Okunma
·
48
Beğeni
·
4248
Gösterim
Adı:
Roland Barthes
Unvan:
Fransız felsefeci, göstergebilimci, edebiyat eleştirmeni, edebiyat ve toplum teorisyeni
Doğum:
Cherbourg, Fransa, 12 Kasım 1915
Ölüm:
Paris, Fransa, 25 Mart 1980
Sorbonne'da öğrenim gördü. Fransız Bilimsel Araştırma Ulusal Merkezi'de çalıştı. Collège de France'ta göstergebilim dersleri verdi.

Göstergebilimin kurucu isimlerinden birisidir. Aynı zamanda, postmodern düşüncenin de kurucu öncülerinden sayılır.

Barthes’ın düşünce evrimini sınıflandırmak kolay değildir. Çünkü onun yapısalcılık'tan postyapısalcılık'a uzanan düşünsel serüveni kolayca sınıflandırmaya elverişli değildir. Onu hem postmodern felsefe'nin oluşturucuları arasında saymak, hem de bizzat postmodern düşüncenin en özgün kuramsal uygulayıcılarından biri olarak anmak gerekir. Düşünsel serüvenini anlamak için çalışmalarının seyri izlenebilir.

1950'li yıllar Barthes'ın yazın çalışmalarının başlangıç yıllarıdır. Bu yıllardan itibaren, dilbilimle, edebiyatla, müzikle, göstergebilimin bir bilim olarak kuruluşuyla uğraşacak, giderek boyut değiştiren ve derinlik gösteren bir yönde yapıtları ortaya çıkacaktır.

Barthes, dilbilim'in (Saussure'cü Dilbilim) tezlerini göstergebilimine taşımaya çalışır. Çünkü belli bir noktadan sonra onun için her şey gösterge dizgeleri olarak okunabilecek bir görünüm alır. Günlük hayattaki rastgele öğelerden yüksek sanat yapıtlarına her şey bir gösterge olarak analiz edilebilir ve edilmelidir. Onun göstergebilim anlayışı bu noktada bu gösterge dizgelerini anlamak,işleyiş yapılarını çözmek ve dolayısıyla anlam dünyasının yapısını açıklamak çabasından ileri gelir. Roland Barthes geçirdiği trafik kazası sonucu 65 yaşında Paris 'te öldü.
O aramızdan ayrılır ayrılmaz, çevredemdekilerin, hayat devam ediyor sözü beni iyice yoruyor.
Roland Barthes
Sayfa 156 - Yapı Kredi Yayınları
hiçbir yerde kendimi iyi hissetmiyorum. çarçabuk şu çığlık kopuyor içimden: geri dönmek istiyorum ( iyi ama nereye? o artık hiçbir yerde olmadığına göre; eskiden dönebileceğim yerde o vardı.) kendi yerimi arıyorum.
Yas olgunlaşacaktır (yani zamanla bir meyve gibi dalından düşecek ya da bir çıban gibi patlayacaktır.)
Roland Barthes
Sayfa 158 - Yapı Kredi Yayınları
- Kadın bedenini tanımadınız siz!

- Annemin bedenini tanıdım ben, o hastayken, sonra da ölüm döşeğinde.
Roland Barthes
Sayfa 12 - Yapı Kredi Yayınları
268 syf.
·1 günde·Puan vermedi
“Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum.”

(Albert Camus - Yabancı)

Bazı yazarlar okunduktan sonra insanı yazı yazmaya, içindeki duyguları düşünceleri bir kağıda dökmeye zorluyor. Yazı yazma arzusu yaratıp insanı kışkırtıyorlar. Son zamanlarda bende bu durum; Louis Ferdinand Celine’in Gecenin Sonuna Yolculuk, Papini’nin Kaçan Ayna ve Proust’un Swann’ların Tarafı ile olmuştu. Bu kez de Roland Barthes’ın Yas Günlüğü benzer bir etki yaptığı için bir şeyler yazmak, en azından çiziktirmek istedim.

Yas Günlüğü, Roland Barthes’ın annesinin ölümü üzerine bir defter sayfasını dört eşit parçaya bölüp aldığı kısa notlardan oluşuyor. Yazar, bu notlarda annesinin ölümü üzerine yaşadığı ağlama krizlerinden, yaşadığı donukluktan, ölümün yarattığı travmalardan, bazen de ölümün insanı hissizleştirmesinden bahsediyor. Bütün kitap bir bakıma paramparça. Toplamda 265 sayfalık bir kitap olmasına rağmen hepsini toplasan 50 sayfa ancak eder. Çünkü her sayfa, iki üç kesik kesik cümleden oluşuyor.

En son böyle bir kitabı okuduğumda askerdeydim. Adorno’nun yasının değil ama rüyalarının kaydını tuttuğu Rüya Kayıtları kitabını okumuştum. O da böylesi uçup gidecek kısa anları bellekte yer etmesi için defterine kaydediyordu. Ben de bir parça o kitabın etkisiyle rüyalarımı yazmaya, not etmeye başlamıştım aslında. Ama belki askerliğin etkisiyle gördüğüm sert, canavarlı, ejderhalı kabuslardan sonra gördüğüm rüyalarımın dehşetinden korkup yazmayı bırakmıştım. (Gülücük) Şimdilik ise Barthes’ın yaşadığı gibi ağır bir yas yaşamadığım için bunun anlamını tam olarak bilemiyorum. Bu konuda yazabileceğim pek bir şey de yok.

Kitapta beni en çok etkileyen konulardan biri ise, Barthes’ın annesi öldükten sonra donuklaşıp hissizleşmesine rağmen, bütün yaratıcılığı körelmesine rağmen sadece “yazı” konusunda iştah duyabilmesi. Sanırım ölüm ve hastalıklar insanı yazı yazmak konusunda körüklüyor. Bir daha yaşayamayacak olmak duygusu, hastalıktan sonra insanın kendine değer vermesi hissi yazıyı ön plana çıkarıyor. İzlediğim bir röportajında L. F. Celine “Ki unutmayın ilhamın asıl kaynağı ölümdür.” diyor. Thomas Bernhard da “Hastalık insan için bir servettir.” diyor bir söyleşisinde. Belki de böyledir.

Barthes’ın günlüğü 2009’da bir kez basılmış. İkinci basım da 2016 yılında. Bendeki 2016 baskısı. Böylesi eşsiz bir eserin sadece iki kez basılmış olması (mesela bu sitede bu kadar az inceleme, alıntı olması) can sıkıcı.

Umarım Barthes da Yas Günlüğü de bir gün hak ettiği yeri bulur.

İyi okumalar.
141 syf.
·5 günde·Puan vermedi
"Fotoğraf ile düz Ölüm'e gireriz. Bir gün bir dersimden çıkarken birisi bana hor görerek: "ölümden çok düz söz ediyorsunuz." demişti - sanki Ölüm'ün dehşeti onun yavanlığı değilmiş gibi! Aslında dehşet şudur: en çok sevdiğim insanın ölümü ve O'nun derinlerine inip dönüştüremeden bakıp durduğum fotoğrafı hakkında söyleyecek bir sözümün olmaması. Sahip olduğum tek "düşünce", bu ilk ölümün sonunda kendi ölümümün de yazılı olduğudur"

Ölümü kendi dışımızda belli bir uzaklıkta -beklemek zorunda olduğumuz bir şey olarak düşünmeye meyilliyizdir.Fakat ölüm zaten benim varlığımın imkanıdır. ' varoluşumun içindedir.' “insan hayata adım atar atmaz, bir anda, ölecek kadar yaşlanır”

Barthes'ın deneyimine benzer bir deneyim yaşadığımızda (yukarıda ki alıntı da olduğu gibi) fotoğrafın bakışımıza vereceği yanıt çok da farklı olmayacaktır: ölüm!

Yitirilen kişinin fotoğrafı 'yaşamın coşkulu dünyasına ne denli bağlı görünürse' o denli ölümü imliyor gibidir. Flaş.Foto.Yaşam.Ölüm. Geri döndürülemez-tükenen 'zamanın cesedinden' araklanan parçalar(fotoğraflar) bizi bozguna uğratıyor.
224 syf.
·Beğendi·8/10
Fransız göstergebilimci ve postmodern düşüncenin öncülerinden olan R.Barthes Çağdaş söylenler adlı kitanbında gündelik hayatta sürekli karşılaşmış olduğumuz söylenler üzerinde duruyor ve bu doğal olmayan yapıların nasıl oluşturulduğunu ve ne anlama geldiklerini iletiyor. Söylen dilin "dilden kasıt sadece sözcük vb şeyler değil buradaki dil anlamlı olan herşey yanı resim de olabilir bir gazetede hatta bir nesnede anlamlı oldugunda dile dönüşür örnegin bır meydan okumayı belirten ok da bir sözcük, dil olabilir" bağlamından koparılarak yeniden kurgulanması olarak tanımlanabilir ama bu kurğulama hiç kuşkusuz tarihsel bir sürecin ürünü olan ideolojik bir dizgedir ve bu tarihsel arkaplanından dolayı bizler bu dil dizgelerini sorgulama gereksinimi duymadan olduğu gibi kabullenir kullanırız. Oysaki bu doğal olmayan yapılar "üstdil ya da yan anlamlar" bize bir bakış açısı sunar ve biz aslıl olanı değilde bize sunulanı alıp tüketiriz o söylenin bakış açısıyla nesneleri adlandırır onun gösterdiği şekilde görürüz. örnegin bir haberde suç oranlarının yüksek olmasının nedeni olarak surıyelı multeciler gösterilse ve bu belırlı zaman aralıklarında yınelense, haber tüketicisi olarak bizler artık bunu yani suçla surıyelılerı bağdaştırır ve bundan sonra suc yada surıyelı göstergelerınden bırıyle karşılaştığımızda çağrışımsal olarak bir diğeri hemen aklımıza getiririz ve sucun nedeni olarak suriyelileri görürüz. Gerçekten de sucun nedeni suriyeliler midir* yerli halktan suça karışan yokmudur* bu sorular hıc bır zaman aklımızın ucuna bile gelmez takii bu dil dizgelerini çözümleyip söylenin ardındaki ideolojik yapıyı açıga çıkartana kadar.
TUNA TURAN
TUNA TURAN Camera Lucida (Fotoğraf Üzerine Düşünceler)'i inceledi.
141 syf.
·4 günde·8/10
Bazen bir kadrajın karşısına geçer poz veririz bazen de biz istemeden bir kareye gireriz. O an yaşanmıştır ve bir kareye kaydedilmiştir. Sadece bu. Fotoğraf karesindeki herkesin ölmüş olabileceği ve ölecek olması muhtemeldir. Fotoğrafın sonsuza dek kopyaladığı şey aslında yalnız bir kere olmuştur. Fotoğraf ve ölüm üzerine yazılmış mükemmel bir kitap. Fotoğrafa biraz ilgisi olan kişilerin mutlaka okuması gerekir.
172 syf.
·6 günde·7/10
Tahsin Yücel'in kuramsal kitap çevirilerinde biraz problem var. Ne yazık ki Barthes da bundan nasibini almış. Bazı yerleşmiş yabancı sözcüklere Türkçe karşılıklar kullanmak adına okumayı çok zorlaştırmış (mesela "doğma" yerine "inak" kullanmanın, bu zorlamanın alemi ne?). Keşke başka birinin çevirisinden çıksaydı fakat piyasada bu kitabın başka çevirisi yok.
Sartre'ın "Edebiyat Nedir"inden sonra bu kitabın dilde yenileyici düşünüşü ve düşünüşün kimliğini dilin nasıl yansıtabileceğini öğrenmem açısından yararlı olduğunu söyleyebilirim. Dil ve üslup hakkında düşünenlerin okuması gereken kitaplardan...
268 syf.
·Beğendi·9/10
Yakın zamanda bir kayıp yaşadıysanız kitabın üzerinizdeki etkisinin artacağını düşünüyorum. Yazar yaşadığı hüznü -kitapta daha çok yas olarak bahsediyor- çok yoğun bir şekilde aksetmiş. Yazarın tuttuğu küçük notların bir araya getirilmesiyle ortaya çıkan kitapta yayın kaygısı olmadığı için çok sade ve içten bir anlatım hakim.
141 syf.
·8/10
Fotoğraflarla ilgili diyafram,enstantene,iso,kadrajlama,pozlama gibi kuralları geçtikten sonra fotoğrafın ruhuna dair ipuçları olan bu kitabı okumalısınız..Basit tabirleri beklemeyin,anlamanız için deneyimleyerek ve hissederek okumanız gereken satırlar içeriyor...
141 syf.
·15 günde·5/10
Hocamızın tavsiyesi üzerine okuduğum Camera Lucida, teknik bir kitaptan çok fotoğrafın manasına odaklanan bir çalışma. Yer yer başka kitap ve felsefecilere atıflar yapan ve ortalama 4-5 sayfada bir yer alan fotoğraflarla okuması uzun sürmeyecek bir eser. Ancak oldukça zorlayıcı. Çeviriden mi kaynaklı bilemiyorum. Belki orijinalinden de bakılmalı anlamak için. Elimdeki haliyle bütünlükten yoksun, kopuk kopuk ve anlamsız bir laf kalabalığı gibi geldi bana. Akıcı olmadığı gibi felsefi bir kitap bekleyenlere ya da fotoğraf ile ilgilenmeye yeni başlayanlara öneremeyeceğim. İstifade edeni çok olsada, benim gözümde övüldüğü oranda yetersiz ne yazık ki.
Japon kültürünün göstergebilimsel batı bakacından bir yansıması. Zira ayna batıda bireydir(Narsist), Japonyada yokluktur, hiçliktir. Barthes'in deyimiyle Japon kültürü bütün göstergeleri, dolayısı ile anlamı askıda bırakır, havada, boşlukta... Bir arayış ya da anlamlandırma çabasının kendisi bile hiçliğin içinde anlamsızlaşır, figürler, eylemler, oluşlar... Hiçlik olağanın bir tezahürüne dönüşür.
Rorschach
Rorschach Camera Lucida (Fotoğraf Üzerine Düşünceler)'i inceledi.
141 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Roland Barthes okuyanlarının bildiği üzere kültürümüzü oluşturan öğelerin - bahsi geçen kültür 1940-50-60ların genel olarak batı ve batı fikrinin egemen olduğu dünya kültürüdür- yeniden yorumlanmasına yönelik hemen her şeyden bir "gösterge" yaratır ve bu göstergeleri kullanıp her şeyi anlamlandırmaya çalışır. Bu kitapta hem bir gösterge hem araç hem de yönlendirici rolü olan "Fotoğraf"ın nasıl değerlendirilmesine yönelik kendi deneyimlerinden apardığı bir yöntemi geliştirmesine tanık oluyoruz. Entelektüel anlamda kendini geliştirmek isteyen herkesi tatmin edecek bilgi ve kavramlar bulunan zevkli bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Roland Barthes
Unvan:
Fransız felsefeci, göstergebilimci, edebiyat eleştirmeni, edebiyat ve toplum teorisyeni
Doğum:
Cherbourg, Fransa, 12 Kasım 1915
Ölüm:
Paris, Fransa, 25 Mart 1980
Sorbonne'da öğrenim gördü. Fransız Bilimsel Araştırma Ulusal Merkezi'de çalıştı. Collège de France'ta göstergebilim dersleri verdi.

Göstergebilimin kurucu isimlerinden birisidir. Aynı zamanda, postmodern düşüncenin de kurucu öncülerinden sayılır.

Barthes’ın düşünce evrimini sınıflandırmak kolay değildir. Çünkü onun yapısalcılık'tan postyapısalcılık'a uzanan düşünsel serüveni kolayca sınıflandırmaya elverişli değildir. Onu hem postmodern felsefe'nin oluşturucuları arasında saymak, hem de bizzat postmodern düşüncenin en özgün kuramsal uygulayıcılarından biri olarak anmak gerekir. Düşünsel serüvenini anlamak için çalışmalarının seyri izlenebilir.

1950'li yıllar Barthes'ın yazın çalışmalarının başlangıç yıllarıdır. Bu yıllardan itibaren, dilbilimle, edebiyatla, müzikle, göstergebilimin bir bilim olarak kuruluşuyla uğraşacak, giderek boyut değiştiren ve derinlik gösteren bir yönde yapıtları ortaya çıkacaktır.

Barthes, dilbilim'in (Saussure'cü Dilbilim) tezlerini göstergebilimine taşımaya çalışır. Çünkü belli bir noktadan sonra onun için her şey gösterge dizgeleri olarak okunabilecek bir görünüm alır. Günlük hayattaki rastgele öğelerden yüksek sanat yapıtlarına her şey bir gösterge olarak analiz edilebilir ve edilmelidir. Onun göstergebilim anlayışı bu noktada bu gösterge dizgelerini anlamak,işleyiş yapılarını çözmek ve dolayısıyla anlam dünyasının yapısını açıklamak çabasından ileri gelir. Roland Barthes geçirdiği trafik kazası sonucu 65 yaşında Paris 'te öldü.

Yazar istatistikleri

  • 48 okur beğendi.
  • 215 okur okudu.
  • 13 okur okuyor.
  • 384 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.