Roland Barthes

Roland Barthes

Yazar
8.0/10
110 Kişi
·
421
Okunma
·
86
Beğeni
·
5,2bin
Gösterim
Adı:
Roland Barthes
Unvan:
Fransız felsefeci, göstergebilimci, edebiyat eleştirmeni, edebiyat ve toplum teorisyeni
Doğum:
Cherbourg, Fransa, 12 Kasım 1915
Ölüm:
Paris, Fransa, 25 Mart 1980
Sorbonne'da öğrenim gördü. Fransız Bilimsel Araştırma Ulusal Merkezi'de çalıştı. Collège de France'ta göstergebilim dersleri verdi.

Göstergebilimin kurucu isimlerinden birisidir. Aynı zamanda, postmodern düşüncenin de kurucu öncülerinden sayılır.

Barthes’ın düşünce evrimini sınıflandırmak kolay değildir. Çünkü onun yapısalcılık'tan postyapısalcılık'a uzanan düşünsel serüveni kolayca sınıflandırmaya elverişli değildir. Onu hem postmodern felsefe'nin oluşturucuları arasında saymak, hem de bizzat postmodern düşüncenin en özgün kuramsal uygulayıcılarından biri olarak anmak gerekir. Düşünsel serüvenini anlamak için çalışmalarının seyri izlenebilir.

1950'li yıllar Barthes'ın yazın çalışmalarının başlangıç yıllarıdır. Bu yıllardan itibaren, dilbilimle, edebiyatla, müzikle, göstergebilimin bir bilim olarak kuruluşuyla uğraşacak, giderek boyut değiştiren ve derinlik gösteren bir yönde yapıtları ortaya çıkacaktır.

Barthes, dilbilim'in (Saussure'cü Dilbilim) tezlerini göstergebilimine taşımaya çalışır. Çünkü belli bir noktadan sonra onun için her şey gösterge dizgeleri olarak okunabilecek bir görünüm alır. Günlük hayattaki rastgele öğelerden yüksek sanat yapıtlarına her şey bir gösterge olarak analiz edilebilir ve edilmelidir. Onun göstergebilim anlayışı bu noktada bu gösterge dizgelerini anlamak,işleyiş yapılarını çözmek ve dolayısıyla anlam dünyasının yapısını açıklamak çabasından ileri gelir. Roland Barthes geçirdiği trafik kazası sonucu 65 yaşında Paris 'te öldü.
268 syf.
·1 günde·Puan vermedi
“Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum.”

(Albert Camus - Yabancı)

Bazı yazarlar okunduktan sonra insanı yazı yazmaya, içindeki duyguları düşünceleri bir kağıda dökmeye zorluyor. Yazı yazma arzusu yaratıp insanı kışkırtıyorlar. Son zamanlarda bende bu durum; Louis Ferdinand Celine’in Gecenin Sonuna Yolculuk, Papini’nin Kaçan Ayna ve Proust’un Swann’ların Tarafı ile olmuştu. Bu kez de Roland Barthes’ın Yas Günlüğü benzer bir etki yaptığı için bir şeyler yazmak, en azından çiziktirmek istedim.

Yas Günlüğü, Roland Barthes’ın annesinin ölümü üzerine bir defter sayfasını dört eşit parçaya bölüp aldığı kısa notlardan oluşuyor. Yazar, bu notlarda annesinin ölümü üzerine yaşadığı ağlama krizlerinden, yaşadığı donukluktan, ölümün yarattığı travmalardan, bazen de ölümün insanı hissizleştirmesinden bahsediyor. Bütün kitap bir bakıma paramparça. Toplamda 265 sayfalık bir kitap olmasına rağmen hepsini toplasan 50 sayfa ancak eder. Çünkü her sayfa, iki üç kesik kesik cümleden oluşuyor.

En son böyle bir kitabı okuduğumda askerdeydim. Adorno’nun yasının değil ama rüyalarının kaydını tuttuğu Rüya Kayıtları kitabını okumuştum. O da böylesi uçup gidecek kısa anları bellekte yer etmesi için defterine kaydediyordu. Ben de bir parça o kitabın etkisiyle rüyalarımı yazmaya, not etmeye başlamıştım aslında. Ama belki askerliğin etkisiyle gördüğüm sert, canavarlı, ejderhalı kabuslardan sonra gördüğüm rüyalarımın dehşetinden korkup yazmayı bırakmıştım. (Gülücük) Şimdilik ise Barthes’ın yaşadığı gibi ağır bir yas yaşamadığım için bunun anlamını tam olarak bilemiyorum. Bu konuda yazabileceğim pek bir şey de yok.

Kitapta beni en çok etkileyen konulardan biri ise, Barthes’ın annesi öldükten sonra donuklaşıp hissizleşmesine rağmen, bütün yaratıcılığı körelmesine rağmen sadece “yazı” konusunda iştah duyabilmesi. Sanırım ölüm ve hastalıklar insanı yazı yazmak konusunda körüklüyor. Bir daha yaşayamayacak olmak duygusu, hastalıktan sonra insanın kendine değer vermesi hissi yazıyı ön plana çıkarıyor. İzlediğim bir röportajında L. F. Celine “Ki unutmayın ilhamın asıl kaynağı ölümdür.” diyor. Thomas Bernhard da “Hastalık insan için bir servettir.” diyor bir söyleşisinde. Belki de böyledir.

Barthes’ın günlüğü 2009’da bir kez basılmış. İkinci basım da 2016 yılında. Bendeki 2016 baskısı. Böylesi eşsiz bir eserin sadece iki kez basılmış olması (mesela bu sitede bu kadar az inceleme, alıntı olması) can sıkıcı.

Umarım Barthes da Yas Günlüğü de bir gün hak ettiği yeri bulur.

İyi okumalar.
141 syf.
·Beğendi·10/10
Fotoğrafın, felsefi ve göstergebilimsel bakış açısı ile mükemmel yorumu...
Gerçek ve değerli bir fotoğrafa bakmanın aslında çok da kolay olmadığını, şimdiye kadar baktığımız ya da çektiğimiz fotoğrafların bir çoğunun da değersiz olduğunu, Barthes'ın sözlerinden sonra fark etmek mümkün. Barthes, fotoğrafın teorik ve mekanik yönünü bir kenara bırakarak, fotoğrafı varlık olarak ele aldığında, aynı zamanda bir yokluk olarak da ele almış olur. Fotoğrafın "eidos"una "ölüm" diyen Barthes, fotoğrafa bakışımızda farklı bir boyut kazandıracaktır. Fotoğraf, an'ın yok olması ve başka bir an'a geçişi temsil ettiğinden, fotoğraflanan şey ve fotoğrafın kendisi artık varlığını yitirmiş ya da ölü bir nesne olarak var olacaktır. Bu paradoks, Barthes'ın tüm kitap boyunca incelemiş olduğu meseledir. "Her fotoğraf değerli değildir." Fotoğraf'ın değerli olabilmesi için bakan insanın entelektüel bilgi birikimine ve fotoğrafın kendisinde evrensel duygu uyandıracak, fotoğrafın içinden çıkıp insanı delip geçen bir anlam taşıması gerektiğini söyler. Bunlara "studium" ve "punctum" adını veren Barthes'a göre bu iki nitelik olmaksızın, fotoğrafın herhangi bir anlamı olmadığını, bu iki nitelikten yoksun fotoğrafın; değer teşkil etmeyeceğini söyleyerek, alışılmışın dışında bir bakış açısı ile görüşlerini temellendirmiştir.
244 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Hastalık bir nimettir, diyor Thomas Bernhard roman yazmaya giden süreci anlattığı bir röportajının başlangıcında. Bir hastalık sayesinde yaşamın değerinin anlaşılabileceği düşüncesindeyken. Aynı şekilde Dövüş Kulübü’nün bir repliği de ‘’Ancak her şeyi kaybettiğinde özgür olabilirsin.’’ diyordu. Behzat Ç. ise ‘’Sahici bir sarsıntı sahte bir dengeden iyidir.’’ diye anlatıyor durumu, kızını kaybettiğinde.

Roland Barthes da yazmanın bir sarsıntı anıyla başlayabileceğini öngörüyor, Romanın Hazırlanışı’nda. Bir kriz anının, artık bu böyle gitmez düşüncesinin uzun soluklu bir metin yazmanın ön koşulu olabileceğini anlatıyor. Mesela bir annenin ölümü (bunu Proust’un annesinin ölümü ve Proust’un yazmaya başlaması üzerinden örnek veriyor.), kaybedilecek hiçbir şey kalmadığı düşüncesi, belki de bir aydınlanma anı, bir roman yazmaya başlamak için itici bir güç olabilir.

Tabii bir roman yazmak için de gerekli teknikleri sıralıyor. İlk olarak roman değil kısa bir biçim olan haiku üzerinde duruyor. Sadece üç dizelik kısa bir haiku, bazı düşüncelerin zihnimizdeki parlama anlarının kayıt altına alınmasıyla oluşturuluyor. Kısaca söylemek gerekirse beynimizde çakan bir şimşeği hemen yazıya geçirmek gibi.

Haikunun geniş çaplı anlatılmasından sonra da notlar almaya ve cümlenin yapısının incelenmesine geçiyoruz. Mesela Flaubert’in, Proust’un not defterleri ya da Barthes’ın kendi not defterleri; bu defterlerle nasıl notlar alınacağı da bahsedilen konulardan.

Ayrıca Barthes’a göre en iyi yazılarımızı sevdiklerimiz üzerine yazarız. Sevdiklerimize yazar gibi yazmak da uygun olabilecek yöntemlerden biri. Bir doğallık yansıtması ve hayattan enstantaneler içermesiyle de okuyanın kanını kaynatabilecek romanlar böyle yazılabiliyor bir bakıma.

Bunların yanında iyi bir sanat eseri hayattaki çeşitli nüanslardan oluşur. Küçük bir kusur esere güzelliğini verir. Nüans aykırı bir durumu yarattığı için metinde kışkırtıcı bir tarafı da oluşturur.

Hayattaki küçük ayrıntılara dair beynimizde çakan notları kayda almamızla başlayan metinler, çeşitli yollarla birbirine eklemlenerek en sonunda romanı meydana getirir.

Ve her roman; önceden okuyup sevdiğimiz, aşık olduğumuz bir romanın içinden çıkar.
79 syf.
·1 günde·6/10
Tahsin Yücel' in çevirilerinden olan Yazının Sıfır Derecesi, yazı ve dili kapsamlı bir şekilde anlatmaya çalışmış. Dilin ve yazının aslında bir özdevinim olduğunu görmek mümkün.Roland Barthes' in dili işleyişi de üzerine düşünülmesi ve yoğunlaşılması gereken türden. Okuyup detaylı tahlil edilmesi gereken bir eser olduğunu da söyleyebilirim.
224 syf.
·Beğendi·8/10
Fransız göstergebilimci ve postmodern düşüncenin öncülerinden olan R.Barthes Çağdaş söylenler adlı kitanbında gündelik hayatta sürekli karşılaşmış olduğumuz söylenler üzerinde duruyor ve bu doğal olmayan yapıların nasıl oluşturulduğunu ve ne anlama geldiklerini iletiyor. Söylen dilin "dilden kasıt sadece sözcük vb şeyler değil buradaki dil anlamlı olan herşey yanı resim de olabilir bir gazetede hatta bir nesnede anlamlı oldugunda dile dönüşür örnegin bır meydan okumayı belirten ok da bir sözcük, dil olabilir" bağlamından koparılarak yeniden kurgulanması olarak tanımlanabilir ama bu kurğulama hiç kuşkusuz tarihsel bir sürecin ürünü olan ideolojik bir dizgedir ve bu tarihsel arkaplanından dolayı bizler bu dil dizgelerini sorgulama gereksinimi duymadan olduğu gibi kabullenir kullanırız. Oysaki bu doğal olmayan yapılar "üstdil ya da yan anlamlar" bize bir bakış açısı sunar ve biz aslıl olanı değilde bize sunulanı alıp tüketiriz o söylenin bakış açısıyla nesneleri adlandırır onun gösterdiği şekilde görürüz. örnegin bir haberde suç oranlarının yüksek olmasının nedeni olarak surıyelı multeciler gösterilse ve bu belırlı zaman aralıklarında yınelense, haber tüketicisi olarak bizler artık bunu yani suçla surıyelılerı bağdaştırır ve bundan sonra suc yada surıyelı göstergelerınden bırıyle karşılaştığımızda çağrışımsal olarak bir diğeri hemen aklımıza getiririz ve sucun nedeni olarak suriyelileri görürüz. Gerçekten de sucun nedeni suriyeliler midir* yerli halktan suça karışan yokmudur* bu sorular hıc bır zaman aklımızın ucuna bile gelmez takii bu dil dizgelerini çözümleyip söylenin ardındaki ideolojik yapıyı açıga çıkartana kadar.
124 syf.
·2 günde·2/10
Fransız gösterge bilim uzmanı, denemeci ve eleştirmeni Roland Barthes özel yaşamını gözler önüne seren bir denemesi. Aslında kitap Barthes'in gizli belkide açık gay'lığının ve arzularının itirafi gibi (Alıntı: Oğlanlardan vazgeçmem gerektiğini açıkça görüyordum; çünkü onlar bana karşı hiçbir arzu beslemiyorlardı.").
Kitap dört hikayeden oluşuyor. "Güneybatının Işığı"; yazarın çocukluğunun geçtiği yer ve anıları içeriyor. Ikinci bölüm "Ara Olaylar" kitaba ismini veren bölüm ki, üç dört cümlelik küçük metinler, kısa notlar, anlam oyunları vb'nden oluşan yazılarını içeriyor. Üçüncü bölüm "Le Palace'ta Bu Akşam". Son bölüm "Paris Akşamları" ki yazarın ölümünden birkaç ay önce yazılmış. Bu bölüm, sevgi'nin, haz'ın, ama daha çok da hüzün'ün var olduğu metinlerin toplamı.
172 syf.
·6 günde·7/10
Tahsin Yücel'in kuramsal kitap çevirilerinde biraz problem var. Ne yazık ki Barthes da bundan nasibini almış. Bazı yerleşmiş yabancı sözcüklere Türkçe karşılıklar kullanmak adına okumayı çok zorlaştırmış (mesela "doğma" yerine "inak" kullanmanın, bu zorlamanın alemi ne?). Keşke başka birinin çevirisinden çıksaydı fakat piyasada bu kitabın başka çevirisi yok.
Sartre'ın "Edebiyat Nedir"inden sonra bu kitabın dilde yenileyici düşünüşü ve düşünüşün kimliğini dilin nasıl yansıtabileceğini öğrenmem açısından yararlı olduğunu söyleyebilirim. Dil ve üslup hakkında düşünenlerin okuması gereken kitaplardan...
TUNA TURAN
TUNA TURAN Camera Lucida (Fotoğraf Üzerine Düşünceler)'i inceledi.
141 syf.
·4 günde·8/10
Bazen bir kadrajın karşısına geçer poz veririz bazen de biz istemeden bir kareye gireriz. O an yaşanmıştır ve bir kareye kaydedilmiştir. Sadece bu. Fotoğraf karesindeki herkesin ölmüş olabileceği ve ölecek olması muhtemeldir. Fotoğrafın sonsuza dek kopyaladığı şey aslında yalnız bir kere olmuştur. Fotoğraf ve ölüm üzerine yazılmış mükemmel bir kitap. Fotoğrafa biraz ilgisi olan kişilerin mutlaka okuması gerekir.
Japon kültürünün göstergebilimsel batı bakacından bir yansıması. Zira ayna batıda bireydir(Narsist), Japonyada yokluktur, hiçliktir. Barthes'in deyimiyle Japon kültürü bütün göstergeleri, dolayısı ile anlamı askıda bırakır, havada, boşlukta... Bir arayış ya da anlamlandırma çabasının kendisi bile hiçliğin içinde anlamsızlaşır, figürler, eylemler, oluşlar... Hiçlik olağanın bir tezahürüne dönüşür.

Yazarın biyografisi

Adı:
Roland Barthes
Unvan:
Fransız felsefeci, göstergebilimci, edebiyat eleştirmeni, edebiyat ve toplum teorisyeni
Doğum:
Cherbourg, Fransa, 12 Kasım 1915
Ölüm:
Paris, Fransa, 25 Mart 1980
Sorbonne'da öğrenim gördü. Fransız Bilimsel Araştırma Ulusal Merkezi'de çalıştı. Collège de France'ta göstergebilim dersleri verdi.

Göstergebilimin kurucu isimlerinden birisidir. Aynı zamanda, postmodern düşüncenin de kurucu öncülerinden sayılır.

Barthes’ın düşünce evrimini sınıflandırmak kolay değildir. Çünkü onun yapısalcılık'tan postyapısalcılık'a uzanan düşünsel serüveni kolayca sınıflandırmaya elverişli değildir. Onu hem postmodern felsefe'nin oluşturucuları arasında saymak, hem de bizzat postmodern düşüncenin en özgün kuramsal uygulayıcılarından biri olarak anmak gerekir. Düşünsel serüvenini anlamak için çalışmalarının seyri izlenebilir.

1950'li yıllar Barthes'ın yazın çalışmalarının başlangıç yıllarıdır. Bu yıllardan itibaren, dilbilimle, edebiyatla, müzikle, göstergebilimin bir bilim olarak kuruluşuyla uğraşacak, giderek boyut değiştiren ve derinlik gösteren bir yönde yapıtları ortaya çıkacaktır.

Barthes, dilbilim'in (Saussure'cü Dilbilim) tezlerini göstergebilimine taşımaya çalışır. Çünkü belli bir noktadan sonra onun için her şey gösterge dizgeleri olarak okunabilecek bir görünüm alır. Günlük hayattaki rastgele öğelerden yüksek sanat yapıtlarına her şey bir gösterge olarak analiz edilebilir ve edilmelidir. Onun göstergebilim anlayışı bu noktada bu gösterge dizgelerini anlamak,işleyiş yapılarını çözmek ve dolayısıyla anlam dünyasının yapısını açıklamak çabasından ileri gelir. Roland Barthes geçirdiği trafik kazası sonucu 65 yaşında Paris 'te öldü.

Yazar istatistikleri

  • 86 okur beğendi.
  • 421 okur okudu.
  • 23 okur okuyor.
  • 656 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.