Rudyard  Kipling

Rudyard Kipling

7.4/10
55 Kişi
·
185
Okunma
·
23
Beğeni
·
2.944
Gösterim
Adı:
Rudyard Kipling
Tam adı:
Joseph Rudyard Kipling
Unvan:
Şair, Roman ve Hikâye Yazarı
Doğum:
Bombay, Hindistan, 1865
Ölüm:
Londra, İngiltere, 1936
Joseph Rudyard Kipling, ( d. 30 Aralık 1865 Bombay, Hindistan – ö.17 Ocak 1936 Londra). İngiliz şair, roman ve hikâye yazarı.
Altı yaşına geldiği zaman, Hindistan’ın ikliminin İngiliz çocuklarının sağlığına iyi gelmeyeceğini düşünen anne ve babası onu İngiltere’de yaşayan bir ailenin yanına gönderdi.
Küçük Kipling'in bu ailenin yanında geçirdiği altı yıl, bedensel ve zihinsel baskılarla doluydu. Sonunda gerçek anne ve babası onu bu eziyetli yaşamdan kurtarıp, Devon'daki bir yatılı okula gönderdi.
İlk tahsilini İngiltere'de yaptıktan sonra Hindistan'a döndü. Lahor'da gazeteciliğe başlayıp, genç yaşta yazıları ile kendini kabul ettirdi. 1889'da İngiltere'ye dönüp Londra'ya yerleşti. İngiliz dilini ustalıkla kullanması, Hindistan'daki hayatı yazılarında konu alması, romantizmle, realizmi birleştirmeyi başarması ona 1907 yılındaki Nobel Edebiyat Ödülünü kazandırdı. İki kez şövalyelik ödülüne layık görüldüğü halde kabul etmedi.
Kipling çocuklar için birçok kitap yazdı. Tüm yazılarında hayata ve insanlara duyduğu bağlılık ve hayranlığı hissettirmeyi bildi. Yarattığı tiplemeler ve öyküler sayesinde, insan yaşamının en derin öğelerini bir portre gibi betimlemeyi başardı.
'Cengel Kitabı' ilk kez 1894 yılında yayımlandı. Bir yıl sonra da öykünün devamı geldi. Bu kitaplar Maugli'nin tiplemesini ve maceralarını günümüze değin en güzel şekilde taşıyan örnekler olarak kabul edilir.
Fil Tomai, Ayı Balo, Kara Panter Bagera, Kaplan Sirhan ve Hint Faresi Riki-Tiki-Tavi unutulmaz tiplemelerinden birkaçıdır.
Şiir ve romanlarının yanında zamanın en usta hikâyecisi olarak tanınan Kipling, küçük hikâye sanatını çok iyi biliyordu. Hayatını yazı yazmakla geçiren İngiliz hikâyecisi 1936 yılında Londra'da öldü.
Gerçek olan yaşam ve ölüm. Gerçek ölümle başlıyor, anlıyor musunuz?
Rudyard  Kipling
Sayfa 91 - Kırmızı Kedi
Sesinin fısıltısı bütün boşluğu kaplamış, bu kız uğruna ertesi günden sonra ele geçirmeye kendi kendine and içtiği dünyada çınlıyormuş gibi geldi.
Bir yerde hükmedip diğerinde hizmet edemezsin. Ya her yerde hükmedersin, ya her yerde boyun eğersin.
Kavga eden iki kadın arasındaki bir erkek, her zaman yeryüzündeki en sersem şey gibi görünmüştür.
Rudyard  Kipling
Sayfa 15 - Kırmızı Kedi
Tek başına yaşayan adamın kendinden bir anlaşmazlık enginiyle ayrılmış ötekilere umutsuzca haykırışı.
Kitabı ilk okumaya başladığımda o kadar etkilenmemiş ve bazı yerlede kafam karışmıştı ama ilerleyen sayfalar da karaktere karşı sanki onu tanıyormuşum gibi bir tutumum oldu.Kitabın dili akıcı ve güzel.Kimsesiz iki çocuğun çocukluğundan başlayıp iki ressam olarak ileri de karşılaşmalarıyla devam ediyor.Arkadaşın değerini de tekrar anlamımızı sağlıyor.Kitabın dili insanı içine çekiyor
Çocukken çok sevdiğim kitaplardan, yalnız biz orjinal çevirileri okuyorduk şimdi ki gibi sâdeleştirilmişlerini(kısaltılmış-eser sahibinin dilinin yok edilip; özgün ve onu klasik yapan güzelliklerinin hoyratça, umarsızca tırpanlandığı. tavuğun suyunun suyu hâline getirildiği flu benzerlerini) değil!.. Bir kitabın orjinal çevirisini okumak çoğu zaman çok daha lezzetli :) Edebî lezzetten bahsediyorum tabii... :) Çeviri yapabilmekte çok ciddi bir iş, bir sanat âdetâ. Çevirmenin öncelikle kendi diline hâkim olması, dilinin inceliklerini bilmesi gerekiyor. Sonra çeviri yapacağı dile de aynı şekilde hâkim olması, inceliklerini, kullanımda kastedileni anlayabilmesi lâzım ki, eserin orjinaline sâdık kalırken bir taraftan da eserin özgün güzelliklerini çeviri yaptığı dile aktarabilsin...
Rudyard Kipling'in sevdiğim bir diğer kitabı da; "Orman Çocuğu" :) Gerçi seyredemedim ama, 2016'da Orman Çocuğu'nun filmi de vizyona girdi :)
Gençlik kitabı olduğu için kısa sürede okuduğum bir roman oldu. Malum, yaş ilerleyince bu tarz kitaplar insana hafif geliyor. Öyleyse bu kitabı niye okudum ? Öncelikle Rudyard Kipling adı beni cezbetti sonra da Nesin Yayınları'ndan çıkmış olması. her ikisi de beni yanıltmadı. Sahiplerin ve kölelerin olduğu İngiliz sömürgesi Hindistan'da geçen bu romanın başrolünde "Kim" var. Sahip(!) lerin dünyasına ait olmasına rağmen Hintli gibi yaşayan, onların öğretilerini benimseyen bir çocuk Kim. Babasının ölümü nedeniyle ona bakan yaşlı bir kadınla yaşıyor. İçi de gözleri de kıpır kıpır bu çocuğun hayatı "günahlarından arındırılacağı" kutsal ırmağı arayan Lama'yla kesişince farklı bir yöne doğru evriliyor. Kendisini Hindistan yollarında ve casusların dünyasında buluyor.Beni bu casusluk maceralarından ziyade Lama ile diyalogları , ona olan sevgisi, hürmeti çok ilgilendirdi. Tam olarak benzeşmese de Paulo Coelho'nun Simyacı'sını anımsattı. Adı tam konmasa da Kim de kendi kişisel menkıbesini bulmaya çabalıyor. Kitabın sonunda yer alan "Eğer" şiiri de benim için ayrı bir hoşluk oldu.
İngiliz dilinin ustalarından olan yazar Hindistan’daki hayatını konu alan, , realizme sıcak bir romantizim çeşniis katan yaklaşımı ile edebiyat dünyasında kendine yer edinmişti. Yazıları ve romanları ona 1907 yılındaki Nobel Edebiyat Ödülünü kazandırdı. Üstelik İki kez şövalyelik ödülüne layık görülmüş ama kendisi bu ödülü almayı istememişti. O yüzden de şövalyelik ödülünü almamıştı.

Kıplıng’ın çocukluğu Hindistan’da geçmiştir. Kıplıng, hemen her eserinde sömürgeci İngilizlerin dünyaya egemen olma isteklerine yer vermiş , eserlerinde İngiliz milliyetçiliği konusunu işlemiştir. Yazarın bu eserinde de aynı amaçları ve temaları bulmak mümkündür.
Mowgli ormana bırakılmış bir bebekken anne ve baba kurt tarafından bulunup sahiplenilmesi ve sürü’ye dâhil edilmesiyle başlar olaylar. Mowgli şanslıdır, sevimli ve şaşkın Ayı Baloo ile tanışır sonra. Orman Kanunu’na göre usul usul büyür. Büyürken, kötücül Bengal Kaplanı Shere Khan, faydacı ve sinsi Piton Kaa, yaşlı Kurt Akela, Firavun Faresi Rikki-Tikki Tavi gibi bir çok orman vatandaşıyla tanışır kahramanımız...
muhteşem edisyonunun hatrına zorlasam da pek tat alamadım. Kitabı oluşturan 5 kısa öykünün de aşırı dağınık bir anlatımı var. Ve sanırım çeviri ciddi mana da yetersiz. Neredeyse hiç bir şey anlamadım. Serinin 33 kitabını da tamamlamayı düşünüyordum ama vazgeçtim. Siperlerin Madonnası gibi harika isimli bir öykü var ama içi aynı oranda boş. Ya da ya aktarımda ya benim algımda bir sıkıntı var. Kimbilir belki de sadece ten uyuşmazlığıdır.
Bu dünyada gelip geçen herkes için tek bir önemli şeyler var ki anlatılmaz; yaşanır.
Kitabın görsellerini çok beğenmeme rağmen konusu sebebiyle az puan verdim. Karnı yarılmalı, yutulmalı, yenilmeli gibi eylemleri bulunduran kitapları çocuklara uygun bulmuyorum ve onların hayal dünyalarına bu tarz konuları işleyen kitaplarla girilmesinin yanlış olduğunu düşünüyorum.
Bir sürü yazım yanlışindan sonra bırakmak zorunda kaldım.Belki de yazarın dili o şekildedir.Ancak hiç sıcak da değil anlatımı.Artik kitap ayırt etme seviyesine geldim.Elestiri seviyesinin yakınında olduğumu hissediyorum.Çok mutluyum ;)

Yazarın biyografisi

Adı:
Rudyard Kipling
Tam adı:
Joseph Rudyard Kipling
Unvan:
Şair, Roman ve Hikâye Yazarı
Doğum:
Bombay, Hindistan, 1865
Ölüm:
Londra, İngiltere, 1936
Joseph Rudyard Kipling, ( d. 30 Aralık 1865 Bombay, Hindistan – ö.17 Ocak 1936 Londra). İngiliz şair, roman ve hikâye yazarı.
Altı yaşına geldiği zaman, Hindistan’ın ikliminin İngiliz çocuklarının sağlığına iyi gelmeyeceğini düşünen anne ve babası onu İngiltere’de yaşayan bir ailenin yanına gönderdi.
Küçük Kipling'in bu ailenin yanında geçirdiği altı yıl, bedensel ve zihinsel baskılarla doluydu. Sonunda gerçek anne ve babası onu bu eziyetli yaşamdan kurtarıp, Devon'daki bir yatılı okula gönderdi.
İlk tahsilini İngiltere'de yaptıktan sonra Hindistan'a döndü. Lahor'da gazeteciliğe başlayıp, genç yaşta yazıları ile kendini kabul ettirdi. 1889'da İngiltere'ye dönüp Londra'ya yerleşti. İngiliz dilini ustalıkla kullanması, Hindistan'daki hayatı yazılarında konu alması, romantizmle, realizmi birleştirmeyi başarması ona 1907 yılındaki Nobel Edebiyat Ödülünü kazandırdı. İki kez şövalyelik ödülüne layık görüldüğü halde kabul etmedi.
Kipling çocuklar için birçok kitap yazdı. Tüm yazılarında hayata ve insanlara duyduğu bağlılık ve hayranlığı hissettirmeyi bildi. Yarattığı tiplemeler ve öyküler sayesinde, insan yaşamının en derin öğelerini bir portre gibi betimlemeyi başardı.
'Cengel Kitabı' ilk kez 1894 yılında yayımlandı. Bir yıl sonra da öykünün devamı geldi. Bu kitaplar Maugli'nin tiplemesini ve maceralarını günümüze değin en güzel şekilde taşıyan örnekler olarak kabul edilir.
Fil Tomai, Ayı Balo, Kara Panter Bagera, Kaplan Sirhan ve Hint Faresi Riki-Tiki-Tavi unutulmaz tiplemelerinden birkaçıdır.
Şiir ve romanlarının yanında zamanın en usta hikâyecisi olarak tanınan Kipling, küçük hikâye sanatını çok iyi biliyordu. Hayatını yazı yazmakla geçiren İngiliz hikâyecisi 1936 yılında Londra'da öldü.

Yazar istatistikleri

  • 23 okur beğendi.
  • 185 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 90 okur okuyacak.