Rudyard  Kipling

Rudyard Kipling

Yazar
7.4/10
167 Kişi
·
591
Okunma
·
54
Beğeni
·
4681
Gösterim
Adı:
Rudyard Kipling
Tam adı:
Joseph Rudyard Kipling
Unvan:
Şair, Roman ve Hikâye Yazarı
Doğum:
Bombay, Hindistan, 1865
Ölüm:
Londra, İngiltere, 1936
Joseph Rudyard Kipling, ( d. 30 Aralık 1865 Bombay, Hindistan – ö.17 Ocak 1936 Londra). İngiliz şair, roman ve hikâye yazarı.
Altı yaşına geldiği zaman, Hindistan’ın ikliminin İngiliz çocuklarının sağlığına iyi gelmeyeceğini düşünen anne ve babası onu İngiltere’de yaşayan bir ailenin yanına gönderdi.
Küçük Kipling'in bu ailenin yanında geçirdiği altı yıl, bedensel ve zihinsel baskılarla doluydu. Sonunda gerçek anne ve babası onu bu eziyetli yaşamdan kurtarıp, Devon'daki bir yatılı okula gönderdi.
İlk tahsilini İngiltere'de yaptıktan sonra Hindistan'a döndü. Lahor'da gazeteciliğe başlayıp, genç yaşta yazıları ile kendini kabul ettirdi. 1889'da İngiltere'ye dönüp Londra'ya yerleşti. İngiliz dilini ustalıkla kullanması, Hindistan'daki hayatı yazılarında konu alması, romantizmle, realizmi birleştirmeyi başarması ona 1907 yılındaki Nobel Edebiyat Ödülünü kazandırdı. İki kez şövalyelik ödülüne layık görüldüğü halde kabul etmedi.
Kipling çocuklar için birçok kitap yazdı. Tüm yazılarında hayata ve insanlara duyduğu bağlılık ve hayranlığı hissettirmeyi bildi. Yarattığı tiplemeler ve öyküler sayesinde, insan yaşamının en derin öğelerini bir portre gibi betimlemeyi başardı.
'Cengel Kitabı' ilk kez 1894 yılında yayımlandı. Bir yıl sonra da öykünün devamı geldi. Bu kitaplar Maugli'nin tiplemesini ve maceralarını günümüze değin en güzel şekilde taşıyan örnekler olarak kabul edilir.
Fil Tomai, Ayı Balo, Kara Panter Bagera, Kaplan Sirhan ve Hint Faresi Riki-Tiki-Tavi unutulmaz tiplemelerinden birkaçıdır.
Şiir ve romanlarının yanında zamanın en usta hikâyecisi olarak tanınan Kipling, küçük hikâye sanatını çok iyi biliyordu. Hayatını yazı yazmakla geçiren İngiliz hikâyecisi 1936 yılında Londra'da öldü.
Geçmiş günleri yeniden yaşamaya kalkmak aptallıkların en büyüğüdür, çünkü sönmüş şeylerin üzerinden soğuk bir yel eser.
Rudyard  Kipling
Sayfa 107 - Altınpost - Şubat - 2015
Ben kimim, neyim, neden yaşıyorum.? diye düşündü.
Acaba ölsem dünyada ne değişir? diye düşündü üzüntüyle.
Rudyard  Kipling
Sayfa 43 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Kader bana dişlerim daha dökülmeden kırayım diye ceviz yollamak istiyor. Kırıp içini yemek isteyeceğim cevizi daha bulamadım ama dişlerim hazır !
Rudyard  Kipling
Sayfa 66 - Altınpost - Şubat - 2015
Sesinin fısıltısı bütün boşluğu kaplamış, bu kız uğruna ertesi günden sonra ele geçirmeye kendi kendine and içtiği dünyada çınlıyormuş gibi geldi.
Tam bir güvenlik içinde yolculuk edilebilir burada; sık sık polis karakolu vardır çünkü polis memurları hırsız ve zalimdir ama kendilerine 'rakip' istemezler.
Rudyard  Kipling
Sayfa 51 - Nesin Yayınevi
Bir tay, polo atı olmak için doğmuşsa ve topu kimse öğretmeden yalnız içgüdüleri ile izliyorsa onu yük hayvanı olarak yetiştirmek büyük bir günah olur, sahip.
Rudyard  Kipling
Sayfa 95 - Nesin Yayınevi
320 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Yazar harika bir konu yakalamış. Belkide bunu büyük ustalıkla da yazmıştır. Ama benim okuduğum kitap Nobel ödüllü bir yazarın yazım şekli kesinlikle olamaz. Çünkü bu kadar saçma sapan ve basitçe cümleler kurulmaz, konu bütünlüğü bozulmaz, kitap neredeyse bir çocuk kitabı haline getirilmez. Aksi takdirde o ödülü adama vermezler. Bana göre kitap hem Türkçeye çevrilirken hem de baskısı yapılırken adeta katledilmiş ve gerçekteki halinden uzaklaştırılmış gibi geliyor.
Eğer gerçekten durum böyleyse ; bu, önce yazarın sanatına sonra da okuyucuya yapılan büyük saygısızlık demektir. Ama yazarın yazım şekli aynen bu şekilde ise o zaman diyebileceğim bir şey yok tabiiki.

Neyse biz konumuza dönelim. Kitap 1907 yılında Nobel Edebiyat Ödülü almış olan Rudyard Kipling'in okuduğum ilk eseri. Yazar kitapta, yetim ve öksüz, hayatta hiç kimseleri olmayan, biri kız ( Maisie ) bir erkek (Dick ) iki çocuğun bir bakıcı kadının yanında yollarının kesişmesiyle başlayan hikayelerini anlatıyor. Çocuklar bu birliktelikten bir süre sonra mecburen ayrılıyorlar.

Yıllar sonra tesadüfen tekrar karşılaşan bu çocuklar artık büyümüşler ve her ikisi de iyi birer ressam olmuşlardır. İşte kitapta esas anlatılan bu iki kişinin bundan sonraki dramatik hikayesi. Daha doğrusu Dick'in dramın da, dramın üzerine geldiği yaşam hikayesi desek daha yerinde bir deyim olur.

Maalesef incelememin ilk paragrafında yazdığım sebeplerden dolayı yazar hakkında çok fazla fikir sahibi olamadığım için yorum yapamıyorum. Eğer diğer kitaplarını bir gün okuma fırsatı bulabilirsem belki o zaman yazarın yazım şekli ve uslubu hakkında fikir sahibi olup yazabilirim. Veya yazarın diğer kitaplarını okuyan arkadaşlar varsa onlar bu konuda bizi aydınlatabilirler.

Güzel ve dramatik bir hikayeydi. Keşke daha net ve düzgün bir şekilde basılıp da elimize geçmiş olsaydı. O zaman okuyanı çok daha fazla etkilerdi diye düşünüyorum.
208 syf.
·1 günde·Beğendi·5/10
Rudyard Kipling (1865 Hindistan-1936 İngiltere) George Orwell ve Saki gibi Hindistanda İngiliz yazardır. 1907 yılında Nobel Edebiyat ödülünü almıştır.
Rudyard Kipling için Usta Borges şöyle der: "Kipling ara sıra çocuklar için de yazmıştır ve çocuklar için yazan her yazarın kendi imgesini kötü yönde etkileme tehlikesi vardır. Yazarlar, genellikle yapıtlarından çok düşüncelerinden, hem de en yüzeysel olanlarından yola çıkılarak yargılanırlar. Kipling, Britanya İmparatorluğu'nun savunucusu olarak görüldü. Bu onursuz bir şey olmasa da şöhretini zedelemek için yeterli oldu, özellikle de İngiltere'de. Kendi vatandaşları sürekli İmparatorluğu anımsatmasını asla affetmediler. Kim, Kipling'in yazdığı son romandır."
"1001 kitap" ve "501 kitap" da her ikisinde de 1907 Nobel ödüllü yazarın eseri listedeydi. Nesin Vakfı tarafından basılmış Roni Marguiles tarafından Türkçe'ye çevrilmiş eseri okudum. Yarı İrlandalı yarı Hintli Kimball O'Hara'nın "pikaresk hikayesi" bildungsroman" (gelişim romanı) olarak anlatılır. Buradaki ifadeler Hindistan gibi ülkelerdeki İngiliz himayesinin doğru bir şeymiş gibi vermesi Borges'in başta söylediklerini haklı çıkarmaktadır.
O dönemin Hindistan toplumsal hayatını zenginliğiyle verilmesi dışında açıkçası çok keyifle okuduğumu söyleyemem.
Eserin sonundaki ünlü "Eğer" şiirini okumak için romanı okuduğumu söylemeliyim.
Yazar merak ediliyorsa bence Babil Kitaplığı serisindeki Dilek Evi iyi bir başlangıç olabilir.
148 syf.
·2 günde·5/10
Babil Kitaplığı'nın en vasat kitabı olabilir. Anlatım kopuk, konu dağınık çok zorlandım ve kitabı sevmedim. Dilek Evi öyküsü bir nebze başarılıydı ama bir nebze diyorum bakın. :)

Benim okuma amacım kendime koyduğum ve etkinliğe dönüştürdüğüm "Her Ay Bir Nobelli Yazar Okuma" hedefimde bu ayın yazarının Kipling olmasıydı. #48293473

Yazarın Orman Kitabı 'nı da okudum ama Mowgli dışındaki hikayeleri yine sarmadı pek. Yani Kipling'e buradan bizimla deyılsığn diye seslenmek istiyorum.

Zaten sinir olunası fikirleri de varmış zamanında... Kadınların seçim hakkının olmaması gerektiği, sömürgeciliğe hak vermesi gibi... Sanırım nobel ödülünü de İngiliz sömürgeciliğine olan hayranlığı sebebiyle verdiler. Belki de bu benim önyargımdır. (Bkz.Orhan Pamuk nobeli Ermeni soykırımı yapıldı dediği için aldı.) Sömürge yanlısı olması sebebiyle toplumdan dışlanmış ki nasıl dışlamasınlardı.

Biyografisinde yazan "Eserlerinde ilk göze çarpan özellik mizahla korku ve dehşeti birbirine büyük bir ustalıkla bağlamasıdır. Kiphnglin okurları gülmek ve korku hislerini ayın anda duyar. " cümlelerine maalesef katılamıyorum, merak bile hissedemedim, hiç bir şey hissedemedim. Tabi orjinal dilinden okumuyoruz bu da bir etken olabilir. Ya da şiirleri çok iyidir ama öykücü olarak kötüdür. Neyse sonuç olarak şahsen okumasanız da pek bir kaybınız olmaz. :))
72 syf.
·Puan vermedi
Çocukken çok sevdiğim kitaplardan, yalnız biz orjinal çevirileri okuyorduk şimdi ki gibi sâdeleştirilmişlerini(kısaltılmış-eser sahibinin dilinin yok edilip; özgün ve onu klasik yapan güzelliklerinin hoyratça, umarsızca tırpanlandığı. tavuğun suyunun suyu hâline getirildiği flu benzerlerini) değil!.. Bir kitabın orjinal çevirisini okumak çoğu zaman çok daha lezzetli :) Edebî lezzetten bahsediyorum tabii... :) Çeviri yapabilmekte çok ciddi bir iş, bir sanat âdetâ. Çevirmenin öncelikle kendi diline hâkim olması, dilinin inceliklerini bilmesi gerekiyor. Sonra çeviri yapacağı dile de aynı şekilde hâkim olması, inceliklerini, kullanımda kastedileni anlayabilmesi lâzım ki, eserin orjinaline sâdık kalırken bir taraftan da eserin özgün güzelliklerini çeviri yaptığı dile aktarabilsin...
Rudyard Kipling'in sevdiğim bir diğer kitabı da; "Orman Çocuğu" :) Gerçi seyredemedim ama, 2016'da Orman Çocuğu'nun filmi de vizyona girdi :)
64 syf.
·132 günde·Beğendi·7/10
Bir çırpıda okuyup çocukluğuma döndüm aleni son derece keyifli su gibi akıp gitti hikaye içerisindeki tavsiyeler çocuklar için olduğu kadar yetişkinler içinde bir o kadar kıymetli okuyunuz efem okuyunuz tavsiyemdir. :))
148 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Borges’in Babil Kitaplığı okumasının beşinci ayı ve dokuzuncu kitabı Dilek Evi. Size bu kez kitapta bahsedilen konulardan çok yazardan söz etmek istiyorum.

Britanya Himdistanı’nda doğar ve altı yaşına geldiği zaman, Hindistan’ın ikliminin İngiliz çocuklarının sağlığına iyi gelmeyeceğini düşünen anne ve babası onu İngiltere’de yaşayan bir ailenin yanına gönderir.
Küçük Kipling'in bu ailenin yanında geçirdiği altı yıl, bedensel ve zihinsel baskılarla doludur. Sonunda gerçek anne ve babası onu bu eziyetli yaşamdan kurtarıp, Devon'daki bir yatılı okula gönderir. Kipling’in yaşamı daha çocukluktan zorlukla ve yalnızlıkla geçer ve bu da yapıtlarına yansır.
İngiliz dilini ustalıkla kullanması, Hindistan'daki hayatı yazılarında konu alması, romantizmle, realizmi birleştirmeyi başarması ona 1907 yılındaki Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandırır.

Kipling çocuklar için birçok kitap yazar. Borges’ e göre onun diğer başarılı yazarlar sınıfında görülmemesinin en büyük nedeni çocuk kitapları yazmış olması ve Britanya İmparatorluğu’nun savunucusu olmasıdır. Tüm yazılarında hayata ve insanlara duyduğu bağlılık ve hayranlığı hissettirmeyi bilir. Yarattığı tiplemeler ve öyküler sayesinde, insan yaşamının en derin öğelerini bir portre gibi betimlemeyi başarır.

Şiir ve romanlarının yanında zamanın en usta hikâyecisi olarak tanınan Kipling, küçük hikâye sanatını çok iyi bilir.

Peki bu kadar güzel anlatılan bir yazar neden beni etkilemedi bilmiyorum. Öykülerinde tüm seriye hakim olan doğaüstü olaylar mevcut ve bunu okura yavaş yavaş sunar. Doğaüstü olayların olması dışında haksız tanım kullanmak istemiyorum ama sıradandı. Bişeyler verilmek istemiştir ve ben anlamamışımdır diyorum ama günlük olayları aktarırken benim göremediğim nereye bir mesaj bıraktı onu da merak etmiyor değilim.
Bu serinin beni tatmin etmeyen ilk kitabıydı. Sağlık olsun :)
149 syf.
·7 günde·Beğendi·5/10
Oldukça ince bir kitap olmasına rağmen çok fazla manga okumaktan 5 6 günde bitirmek zorunda kaldığım bir kitap oldu .Babil kitaptan başka bir öykü kitabı Dilek evi .Kitap ismini kitapta yer alan ilk öyküden alıyor toplamda 5 veya 6 öykü barındıran kitap orta seviyedeki öyküleri içeriyor. Okumayı düşünüyorsanız beklentiniz çok yüksek olmasın .Kitapta özellikle dilek evi ve bahçıvan öyküleri bir tık daha iyi

Kitapla kalın
245 syf.
·5 günde·8/10
Kitabı ilk okumaya başladığımda o kadar etkilenmemiş ve bazı yerlede kafam karışmıştı ama ilerleyen sayfalar da karaktere karşı sanki onu tanıyormuşum gibi bir tutumum oldu.Kitabın dili akıcı ve güzel.Kimsesiz iki çocuğun çocukluğundan başlayıp iki ressam olarak ileri de karşılaşmalarıyla devam ediyor.Arkadaşın değerini de tekrar anlamımızı sağlıyor.Kitabın dili insanı içine çekiyor
184 syf.
·Puan vermedi
Orman kanunları:

İnsan öldürmek ve yemek yasaktır çünkü sonrasında er ya da geç silahlarıyla, oklarıyla, meşaleleri ile çıkıp gelirler ve tüm orman acı çeker ayrıca insan tüm yaşayan varlıklar arasında en savunmasız ve güçsüzüdür o yüzden onları öldürmek hiç sportmence değildir.

Çok yaşlılar ve çok genç olanlar öldürülmez.

Önceden uyarmadan avlanma bölgesi değiştirilemez.

İzin almadan başkasının av bölgesine girilmez eğer gerçekten mecbursa izin almak zorundadır ama keyfi avlanma yapamaz sadece hayatta kalabilecek kadar avlanır... uzayıp giden bizim kanunlarımızdan daha açık ve adilce yazılmış orman kanunları. :)

9 yaşındaki kızımla yaptığımız bir okuma etkinliğinin parçasıydı ben okudum o dinledi. Yer yer şaşırdı, yer yer duygulandı, öfkelendi hepsinden çok heyecanlandı ve sorular sordu. Kötü kaplan Shere Khan, Baba Kurt, Anne Kurt, Yalnız Kurt Akela, siyah panter dost Bagheera, öğretmen kahverengi ayı Baloo ve kahramanımız Mowgli. Eminim birçok kez çizgi filmi yapılmış, beyaz perdeye aktarılmış Mowgli’nin hikayesine herkes aşinadır. Hindistan ormanlarında Kaplan Shere Khan’ın saldırısından kaçan bir ailenin arkada bıraktıkları insan yavrusunu yemesine izin vermeyen Anne Kurt ve Baba Kurt Mowgliyi sahiplenirler. Yalnız Kurt Akela’nın başkanlığını yaptığı konseyden izin alırlar. Baloo onun öğretmeni olur ve Orman kanunlarını öğretir, Bagheera dostu olur ve ormandakiler onu kabul ederler. Mowgli büyür 10 yaşını geçer ama o artık ormana ait değildir. Peki insan sürüsüne mi aittir?Mowgli’nin serüvenleri, orman şarkıları ve çok daha fazlası var bu kitapta.

Kitabın yazarı Rudyard Kipling bu eseri henüz yirmili yaşlarının başındayken kaleme almış ve o dönemde de çok ses getirip begenilmiş. Kipling Hindistan doğumlu bir İngiliz, Nobel’in yanı sıra birçok ödülle onurlandırılmış, yaşarken de kıymeti bilinmiş bir yazar hatta daha çok şair.

İncelemeyi çocuklarını kaliteli eserlerle buluşturmak isteyen anne babalara fikir vermek amacıyla yazdım. Tahminen 10 yaş ve üzeri çocuklarımıza ve çocuk ruhunu yitirmeyen her yetişkine uygun bir eser. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar...
208 syf.
·1 günde·8/10
Gençlik kitabı olduğu için kısa sürede okuduğum bir roman oldu. Malum, yaş ilerleyince bu tarz kitaplar insana hafif geliyor. Öyleyse bu kitabı niye okudum ? Öncelikle Rudyard Kipling adı beni cezbetti sonra da Nesin Yayınları'ndan çıkmış olması. her ikisi de beni yanıltmadı. Sahiplerin ve kölelerin olduğu İngiliz sömürgesi Hindistan'da geçen bu romanın başrolünde "Kim" var. Sahip(!) lerin dünyasına ait olmasına rağmen Hintli gibi yaşayan, onların öğretilerini benimseyen bir çocuk Kim. Babasının ölümü nedeniyle ona bakan yaşlı bir kadınla yaşıyor. İçi de gözleri de kıpır kıpır bu çocuğun hayatı "günahlarından arındırılacağı" kutsal ırmağı arayan Lama'yla kesişince farklı bir yöne doğru evriliyor. Kendisini Hindistan yollarında ve casusların dünyasında buluyor.Beni bu casusluk maceralarından ziyade Lama ile diyalogları , ona olan sevgisi, hürmeti çok ilgilendirdi. Tam olarak benzeşmese de Paulo Coelho'nun Simyacı'sını anımsattı. Adı tam konmasa da Kim de kendi kişisel menkıbesini bulmaya çabalıyor. Kitabın sonunda yer alan "Eğer" şiiri de benim için ayrı bir hoşluk oldu.

Yazarın biyografisi

Adı:
Rudyard Kipling
Tam adı:
Joseph Rudyard Kipling
Unvan:
Şair, Roman ve Hikâye Yazarı
Doğum:
Bombay, Hindistan, 1865
Ölüm:
Londra, İngiltere, 1936
Joseph Rudyard Kipling, ( d. 30 Aralık 1865 Bombay, Hindistan – ö.17 Ocak 1936 Londra). İngiliz şair, roman ve hikâye yazarı.
Altı yaşına geldiği zaman, Hindistan’ın ikliminin İngiliz çocuklarının sağlığına iyi gelmeyeceğini düşünen anne ve babası onu İngiltere’de yaşayan bir ailenin yanına gönderdi.
Küçük Kipling'in bu ailenin yanında geçirdiği altı yıl, bedensel ve zihinsel baskılarla doluydu. Sonunda gerçek anne ve babası onu bu eziyetli yaşamdan kurtarıp, Devon'daki bir yatılı okula gönderdi.
İlk tahsilini İngiltere'de yaptıktan sonra Hindistan'a döndü. Lahor'da gazeteciliğe başlayıp, genç yaşta yazıları ile kendini kabul ettirdi. 1889'da İngiltere'ye dönüp Londra'ya yerleşti. İngiliz dilini ustalıkla kullanması, Hindistan'daki hayatı yazılarında konu alması, romantizmle, realizmi birleştirmeyi başarması ona 1907 yılındaki Nobel Edebiyat Ödülünü kazandırdı. İki kez şövalyelik ödülüne layık görüldüğü halde kabul etmedi.
Kipling çocuklar için birçok kitap yazdı. Tüm yazılarında hayata ve insanlara duyduğu bağlılık ve hayranlığı hissettirmeyi bildi. Yarattığı tiplemeler ve öyküler sayesinde, insan yaşamının en derin öğelerini bir portre gibi betimlemeyi başardı.
'Cengel Kitabı' ilk kez 1894 yılında yayımlandı. Bir yıl sonra da öykünün devamı geldi. Bu kitaplar Maugli'nin tiplemesini ve maceralarını günümüze değin en güzel şekilde taşıyan örnekler olarak kabul edilir.
Fil Tomai, Ayı Balo, Kara Panter Bagera, Kaplan Sirhan ve Hint Faresi Riki-Tiki-Tavi unutulmaz tiplemelerinden birkaçıdır.
Şiir ve romanlarının yanında zamanın en usta hikâyecisi olarak tanınan Kipling, küçük hikâye sanatını çok iyi biliyordu. Hayatını yazı yazmakla geçiren İngiliz hikâyecisi 1936 yılında Londra'da öldü.

Yazar istatistikleri

  • 54 okur beğendi.
  • 591 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 259 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.