Rüştü Onur

Rüştü Onur

Yazar
8.4/10
17 Kişi
·
50
Okunma
·
31
Beğeni
·
1918
Gösterim
Adı:
Rüştü Onur
Unvan:
Türk şair
Doğum:
Devrek, 3 Ağustos 1920
Ölüm:
İstanbul, 2 Aralık 1942
Rüştü Onur(3 Ağustos 1920,Devrek – 2 Aralık 1942, İstanbul). Türk şair.

22 yaşında veremden hayatını kaybeden şair, kendisi gibi genç yaşta veremden ölen arkadaşı Muzaffer Tayyip Uslu ile birlikte ölümlerinden sonraki yıllarda yayımlanan her şiir antolojisinde kısa yaşam öyküleri ve şiirleriyle “Zonguldaklı şairler” olarak yer almıştır.

Yaşamı

3 Ağustos 1920 tarihinde Devrek’te dünyaya geldi. Babası, bir köy öğretmeni olan Mehmet Emin Onur, annesi Fikriye Hanım’dır. Ailenin en büyük çocuğu olan Rüştü Onur’un Hüseyin ve Saffet adında iki erkek kardeşi vardır. İlk öğrenimini 1933’te Devrek’te tamamladıktan sonra Kastamonu’da başladığı ortaöğrenimini Zonguldak’ta Zonguldak Mehmet Çelikel Lisesi’nde sürdürdü. Vereme yakalandığı için 1938’de öğrenimine bir yıl ara vermek zorunda kaldı; ertesi yıl tekrar okula başlasa da artık okul havasından uzaklaştığı için öğrenimine devam edemedi. Okulu bıraktı ve “Maliye Varidat Memur Muavini" olarak Ereğli Kömür İşletmeleri'nde çalışmaya başladı.

Hastalığının şiddetlendiği 1941-1942 yıllarını iş ve hastane arasında geçiren Onur, Zonguldak M. Çelikel Lisesi’nde bir sene öğretmenlik yapan Behçet Necatigil ve yakın arkadaşı şair Muzaffer Tayyip Uslu ile birlikte Zonguldak’ta çıkan dergi ve gazetelerde ve İstanbul’da yayımlanan Değirmen mecmuasında şiir ve yazılar yayımladı. Sağlığı kötüleşince İstanbul’a giderekHeybeliada’daki Senatoryumda tedavi gördü. İstanbul-Zonguldak seferlerini yapan Anafartalar Vapuru'nda Mediha Sessiz tanıştı.Mediha Sessiz Kandilli Lisesi'ni bitirdiği yıl Karabük Demirçelik Fabrikası'nın açtığı memuriyet sınavını kazanarak burada bir süre memurluk yaptı.Karabük'te aniden rahatsızlaşan Sessiz'in hastalığının ne olduğu belirlenemeyince İstanbul'a gitti ve Heybeliada Sanatoryumu'nda tedavi gördü. Taburcu edildi fakat hastalığı iyice arttı. beşiktaşlı doktor Ahmet bey hastalığının karın zarı ihtilabı teşhisi koydu ama iş işten geçmişti. Bu süre içinde Rüştü ile evlenen Mediha Sessiz, çok geçmeden yaşamını yitirdi.Bunun üzerine Rüştü Onur'unda hastalığı arttı ve ağırlaştı.Nitekim Beşiktaş’ta Şair Leyla Sokak’taki evinde 2 Aralık 1942'de yaşamını yitirdi. Ortaköy Mezarlığı’na defnedildi. (Devrekli şair yazar İbrahim Tığ-Sabahat Sessiz ile söyleşi) Salah Birsel 1956'da şiirlerini ve diğer yazılarını "Rüştü Onur" adlı bir kitapta topladı.

Rüştü Onur hastalığı nedeniyle yaşamının çok kısa olacağını bilerek yaşadı ve şiirlerine de bu duyguyu yansıttı. Adı, ölümünden sonra hep kendisi gibi genç yaşta ölen şair arkadaşı Muzaffer Tayyip Uslu ile anıldı.

Ölümünden Sonra


1983’ten itibaren doğumyeri olan Devrek’te adına Anma Günleri düzenlenmektedir.
Elveda adlı şiiri 1985 yılında müzisyen Süreyya Akkaş tarafından bestelendi.
Şairin çıkarmayı istediği ama sağlığında gerçekleştiremediği dergi, “Şehir” adı ile 2004 yılından beri aylık olarak Devrek'te şair-yazar İbrahim Tığ tarafından 75 sayıdır yayınlanmaktadır.
Yılmaz Erdoğan'ın 22 Şubat 2013'de vizyona giren Kelebeğin Rüyası adlı filmine arkadaşı Muzaffer Tayyip Uslu ile birlikte konu olmuştur.Söz konusu filmde Onur'u Mert Fıratcanlandırmıştır.


Yapıtları


Rüştü Onur (Ölümünden sonra yayınlandı, 1956)
Rüştü Onur,Yaşamı-Eserleri-Şiirleri, İbrahim Tığ, (Kurgu Kültür Yayınları 2010)
Rüştü Onur/Mektubun Avucumda, mektupları,şiirleri, İbrahim Tığ (Kaynak yayınları 2013)


wikipedi
Tuhaf olacak söylemesi,
Esvaplarını kimler giyecek
Ve acep kimler soracak Allah'a,
Bütün bulutların
Ne işe yaradığını,
Şarkımız bitince bu şehirde...
Rüştü Onur
Sayfa 271 - Kaynak Yayınları
İnsanın yolculuk etmesi bilmediği görmediği yerlerde dolaşması ve dolayısıyla mütemadi bir şiir havası içinde yaşaması ne güzeldir.
Rüştü Onur
Sayfa 33 - Kaynak Yayınları
340 syf.
·2 günde
1920 yılında Zonguldak, Devrek’te doğmuş ve çok genç yaşta, 1942 yılında hayatını kaybetmiş bir şair: Rüştü Onur. İstanbul’da tedavi görürken tanıştığı Mediha Sessiz ile ölümlerinden kısa süre önce evlenirler. Mediha, maalesef 12 Kasım 1942’de vefat eder. Mediha ile ancak 40 gün evli kalabilen Rüştü de, Mediha’nın ölümünden kısa bir süre sonra 1 Aralık 1942’de hayatını kaybeder.

Rüştü Onur’un Mediha’ya olan mektuplarını ve şiirlerini okurken, yine çok genç yaşta hayatını kaybeden bir başka şairimiz Orhan Veli’nin Nahit Hanım’a yazdığı mektuplardaki ve şiirlerindeki melankolik ruh halini hatırladım. Hasta ve zayıf bir bünyeye sahip olan Rüştü’nün, Mediha’ya olan sevgisini açık ve içten bir şekilde anlattığı mektupları, ikisinin arasındaki sevdanın içine dâhil olmanıza olanak tanıyor.

Orhan Veli, Rüştü Onur’un vefatından sonraki duygularını şu şekilde dile getirmiş: “Son yıllarda Zonguldak üç büyük yetenek yetiştirdi: Biri Rüştü Onur, biri Kemal Uluser, biri de Muzaffer Tayyip. Bu ne biçim kader! Üçü de arka arkaya öldüler.”

Yakın arkadaşı Muzaffer Tayyip ise: “Rüştü benim için şiirlerini her zaman zevkle okuduğum bir şairden ziyade, hiç çekinmeden bana derdini döken ve benim de hiç çekinmeden kendisine içimi açabileceğim yeryüzündeki yegâne insandı…” cümlesiyle duygularını anlatmıştır.

Edebiyat öğretmeni Behçet Necatigil de öğrencisini şu dizelerle anlatmıştır:

“Bir şair yaşamıştı Zonguldak’ta,
Adı Rüştü Onur’du
Bilseydi hatırlanacağını
Ölümünden sonra
Memnun olurdu.”

Rüştü Onur, tıpkı Orhan Veli ve Muzaffer Tayyip gibi, genç yaşta hayatını kaybetmeseydi Türk şiirine daha pek çok eser kazandırabilecek yetenekte bir şairdi. Bize kalansa O’nun bu kısacık ömründe yazdıkları ile yetinmek.
342 syf.
Kitabın bitmemesi için o kadar uğraştım ki... o kadar güzeldi ki mektuplarınız...

Bu kitaba olan sevgim bir şarkının cümlesiyle anlatmak isteseydim:
“Aramızda dağlar, yıllar, yollar variken beni sana sımsıkı sarılıp görenler olmuş. “

Bazı mektuplarda Rüştü “ Mektuplarımı başkalarının okuduğunu düşünüyorum. Yazarken çekiniyorum, insanın özelini başkasını okuması ne kadar doğru” diye soruyor. Gerçekten de dediği kadar içten yazmış. Kendisi olarak, insan sevgisini ancak bu kadar güzel ifade edebilir. Çok güzel bir aşka tanıklık ettim...

Rüştü Onur
(1920 - 1942) bu kadar kısa zamanda belki en ağır koşulların yaşandığı Türkiye döneminde doğmuş ve hayatını kaybetmiş. Yarım kalmış şairdir benim gözümde... O kadar içten kurduğu hayaller içinde sevdiğine kavuşabilmiş sadece 2 aylık süreliğine. Ömrü yetebilseydi belki o da hatrı sayılır, adı bilinir şairlerin arasında olacaktı. Fakat Verem hastalığı onun yakasını hiç bırakamdı. Fakirlik, Cumhuriyet’in ilk yılları açlık, hastalıklar...
“Sana onları neden anlatmadım
bilmiyorum
Belki herkes kendi telaşına düştü
Belki sen yoktun
Belki bu mektup hiç yazılmadı
Belki de bir kelebek
o kadar memnun ki rüyasından
Hiç uyanmak istemiyor uykusundan”

Beni neden bu kadar etkiledi bilmiyorum ama ilk Kelebeğin Rüyası filmiyle başladı Rüştü Onur’u tanımam. Film gerçek hayatlarıyla çok bağdaşmasa da muhteşem olmuş. Belki oyuncuların güzel oynayışından etkilendim bu kadar belki de orada okuduğum için ben okurken çekilmişti. 2013 yılında Zonguldak’da. Zonguldak’daki yıllarımı hatırlattı. Tabi o zaman kitaplara pek ilgim yoktu. Ama 4 yılım geçti o şehirde bende belki de bu yüzden etkisi büyük oldu Zonguldaklı şairin.

Zonguldak;
Belki Orhan Velin’nin dizelerinden bilirsiniz
“Siyah akar Zonguldak’ın deresi
Yüz karası değil kömür karası
Böyle kazanılır ekmek parası”
Gerçekten de öyledir. Denizi kaplaradır. Dereler kapkara, evler kömürlenmiştir. Bir yağmur yağar rüzgarla birlikte belki memleketin hiçbir yerinde emeği yüzünüze yüzünüze bu kadar vurmaz. Yüzünüz siyah isler olur. Emeğin başkentinin şairini tanımak genç yaşında çaresizlikten fakirlikten öldüğünü öğrenmek bende derin üzüntü yarattı. Şiirleri, aşkı yarım kalmış bir şair. Zonguldak ikliminin insanı deniz ve kömür kokar... kitabı okurken şehrin kokusu burnuma geldi. Bazen şehir üstünüze üstünüze yürür gibi olur belki o da şiire sığınmıştır diye düşünmedim değil bu yorgunluğunda...

Okudukça kalbim acıdı. Belki bir mektup bu kadar çok içinizi acıtabilir, belki yazdıklarını okuyunca hislerini tam kalbinizde hissedersiniz belki benim gibi.

Mediha’dan hiç bahsetmediğimi fark ettim. 19 yaşlarında bir kızcağız. Verem hastalığı şüphesi konuluyor ama hastalığı o dönemin koşullarıyla fark edilmiyor. “ Karın zarı iltihabı” hastalığı sebebiyle ölmüş. Rüştünün “kızım” diyişi o kadar hoş ki bazı satırlarda “ sana kızım dediğim zaman o kadar hoşuma gidiyor ki ben sana annenden babandan daha yakın olacağım. Tek ruh iki vücut gibi olacağız” diyişi o kadar güzel ki belki çok kısa yaşadının ama seni gerçekten seven biri oldu az ya da çok ne önemi var yaşamanın gerçek aşkı bulduktan sonra demek isterdim kendisine :)

“Ne Tanrıdan haber
Ne dallarda meyva
Ve ne aynalarda
Mevsimle beraber
Çizilen dünya

Ve ne kucak açar
Hâtıralar tekrar
Ve ne de dönerler
Gemiler bir daha...”

“”Saat on bir buçuk. Fakat ne çıkar. Bekleyişin acısını damarlarında bile duyan, idrak eden bir insan için saatin kaç olduğunun ne ehemmiyeti var. Saatlerin, haftaların değil, ayların değil, yılların bile benim için ehemmiyeti yok.”””

Dili çok sade ve yalın ve o kadar içten ki.. hiç bitmesin istersiniz..

Bir film insanın hayatını bazen derinden etkileyebilir. Bu güne kadar neden tanıtmamışlar bize neden erken yaşta öğrenemedik güzel şairleri çok sitem ettim okurken. Şiir ruhu güzelleştiriyor oysa. Edebiyat bizi hatip yapmaz belki ama ruhumuzu naifleştiriyor.

Rüştü için;

“ Çağını ve toplumunu soluyan bir şairin
ruh halini sözcüklere dökmesidir Rüştü Onur’un şiirleri. Hayatın zorluğunu, sıkıntıları, güzelliği özlemler, ayrılıklar...
Bütün zorluklara ve sıkıntılara rağmen hayattan “memnuniyet”... Ve elbet aşk”

Rüştü’nün güzel şiiriyle son vereceğim satırlarıma

Memnuniyet

Benden zarar gelmez,
Kovandaki arıya,
Yuvasındaki kuşa.
Ben kendi halimde yaşarım,
Şapkamın altında.
Sebepsiz gülüşlerim caddelerde
Memnuniyetimden.
Ve bu çılgınlık delicesine içimden geliyor.
.
.
.
Güzel bir insan tanıyacaksınız. Sevginin güzelliğini hissedeceksiniz satırlarda.. keyifli okumalar..
340 syf.
·111 günde·Beğendi·10/10
Yılmaz erdoğan'ın yönettiği ve oynadığı "KELEBEĞİN RÜYASI "filmiyle tanıdm  Rüştü Onur'u muzaffer tayyib'i. Onlara ve kısacık hayatlarına yaşadiklarına aşık oldum.

-Kelebek ömrüne neleri sıgdırdı?-


İki genç arkadaş, iki genç şair hastalıkla parasizlıkla yoklukla nasıl başa çıkılır onu gösterdi bize.
     Filmini izlemediyseniz izlemenizi tavsiye ediyorum. Yüreğinize dokunacak bir seyler mutlaka bulacaksinizdir... Bence mükemmel bir film. İzlenmeye değer. Kitapta çok kıymetli Rüştü Onur beyin sevgili Medihasına yazmış olduğu mektuplar yer alır. Aynı zamanda Rüştü Onur'un şiirleri gazetelerde yayinlanmış olan küçük hikayesi vs...
Rüştü Onur'un karaladığı her şey çok güzel :)
Arkadaşı öldükten sonra yazdığı şiir beni derinden etkiledi.
Şiir bir kısmını bırakıyorum. Keyifli okumalar...

                -3-
Onu götürdüler omuzlarında,
Yalnız potinleri,
Ve elbiseleri kaldı odasında.
Çıplak gidiyor...Üşüyecek.
Ceketimi versem giyer mi dersin


                -4-
Günaydın diyorum,
Odasından geçerken.
Odası boş,
Penceresi açık.
Gelecek herhalde dostum,
Açık kalsın kapısı...


Beyhude çevirmeyiniz,
Radyolarınızın düğmelerini.
Ne ajans söyleyecek
Ne gazeteler yazacak,
Öldüğünü dostumun.
Yağmur gene yağacak
Rüzgar gene esecek.
                           RÜŞTÜ ONUR.
340 syf.
·Beğendi·10/10
Soluksuz okuduklarımdan... 22 yaşında yaşananlar sevgi, aşk ve acı... Keşke bir kurgu olsaydı da yaşamasalardı o acıyı diyorum... Ama ne şanslıymış ki sevdiğinin yokluğunun acısı onu bitirmeden onun yanına gitmiş...
340 syf.
·2 günde
"İşte mektubun avcumda. İşte yeksenek geçen günlerimin tek tesellisi."
Rüştü Onur'un eşi Mediha'ya yazdığı mektupları okuruz, cevaplarını da okumak ister insan ama yoktur ne yazık ki. Bu mektuplar, talihsiz ve hasta iki genci düşününce daha fazla anlam kazanır.
Kitabın devamında da şiirleri yer alıyor Rüştü Onur'un. Açık ifadeli, hassas bir insanın kaleminden çıkmış olduğu anlaşılan şiirler bunlar.
340 syf.
·Beğendi·9/10
kelebeğin rüyası filmiyle tanıdığım, yaşam öykülerine hayran kaldığım, ardından rüstü onur ve muzaffer tayyip usluyu daha yakından tanıma çabalarım ve tabii ki ağlayarak okunan ömrün baharında biten hayatlar, mektuplar, şiirler.
edebiyat dünyasının erken kaybettiği iki güzel insan. eserlerini okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
340 syf.
·2 günde·4/10
Genç yaşında vefat eden yüreği güzel ancak parasızlıktan çok çekmiş şairimizin hayatından kesitler ve onun duygu yüklü yüreğini göreceksiniz.. Bir roman okurken arada verilen molalarda okunası bir kitap.
340 syf.
Genç yaşta vefat eden şairi, pek çok kişi gibi ben de "Kelebeğin Rüyası" filmi sayesinde tanıdım. Derin duygularla yüklü bu dizeleri ve satırları okurken de çok etkilendim.

Sevdiği insana yazdığı mektuplardaki hitap şekilleri olsun, ifadeleri olsun, o kadar içten ve yoğunluklu ki, insan hem bir başkasının özel yazışmalarını okuduğu için utanıyor, hem de illa ki kendi duygu dünyasından bir şeyler bulup gözyaşı döküyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Rüştü Onur
Unvan:
Türk şair
Doğum:
Devrek, 3 Ağustos 1920
Ölüm:
İstanbul, 2 Aralık 1942
Rüştü Onur(3 Ağustos 1920,Devrek – 2 Aralık 1942, İstanbul). Türk şair.

22 yaşında veremden hayatını kaybeden şair, kendisi gibi genç yaşta veremden ölen arkadaşı Muzaffer Tayyip Uslu ile birlikte ölümlerinden sonraki yıllarda yayımlanan her şiir antolojisinde kısa yaşam öyküleri ve şiirleriyle “Zonguldaklı şairler” olarak yer almıştır.

Yaşamı

3 Ağustos 1920 tarihinde Devrek’te dünyaya geldi. Babası, bir köy öğretmeni olan Mehmet Emin Onur, annesi Fikriye Hanım’dır. Ailenin en büyük çocuğu olan Rüştü Onur’un Hüseyin ve Saffet adında iki erkek kardeşi vardır. İlk öğrenimini 1933’te Devrek’te tamamladıktan sonra Kastamonu’da başladığı ortaöğrenimini Zonguldak’ta Zonguldak Mehmet Çelikel Lisesi’nde sürdürdü. Vereme yakalandığı için 1938’de öğrenimine bir yıl ara vermek zorunda kaldı; ertesi yıl tekrar okula başlasa da artık okul havasından uzaklaştığı için öğrenimine devam edemedi. Okulu bıraktı ve “Maliye Varidat Memur Muavini" olarak Ereğli Kömür İşletmeleri'nde çalışmaya başladı.

Hastalığının şiddetlendiği 1941-1942 yıllarını iş ve hastane arasında geçiren Onur, Zonguldak M. Çelikel Lisesi’nde bir sene öğretmenlik yapan Behçet Necatigil ve yakın arkadaşı şair Muzaffer Tayyip Uslu ile birlikte Zonguldak’ta çıkan dergi ve gazetelerde ve İstanbul’da yayımlanan Değirmen mecmuasında şiir ve yazılar yayımladı. Sağlığı kötüleşince İstanbul’a giderekHeybeliada’daki Senatoryumda tedavi gördü. İstanbul-Zonguldak seferlerini yapan Anafartalar Vapuru'nda Mediha Sessiz tanıştı.Mediha Sessiz Kandilli Lisesi'ni bitirdiği yıl Karabük Demirçelik Fabrikası'nın açtığı memuriyet sınavını kazanarak burada bir süre memurluk yaptı.Karabük'te aniden rahatsızlaşan Sessiz'in hastalığının ne olduğu belirlenemeyince İstanbul'a gitti ve Heybeliada Sanatoryumu'nda tedavi gördü. Taburcu edildi fakat hastalığı iyice arttı. beşiktaşlı doktor Ahmet bey hastalığının karın zarı ihtilabı teşhisi koydu ama iş işten geçmişti. Bu süre içinde Rüştü ile evlenen Mediha Sessiz, çok geçmeden yaşamını yitirdi.Bunun üzerine Rüştü Onur'unda hastalığı arttı ve ağırlaştı.Nitekim Beşiktaş’ta Şair Leyla Sokak’taki evinde 2 Aralık 1942'de yaşamını yitirdi. Ortaköy Mezarlığı’na defnedildi. (Devrekli şair yazar İbrahim Tığ-Sabahat Sessiz ile söyleşi) Salah Birsel 1956'da şiirlerini ve diğer yazılarını "Rüştü Onur" adlı bir kitapta topladı.

Rüştü Onur hastalığı nedeniyle yaşamının çok kısa olacağını bilerek yaşadı ve şiirlerine de bu duyguyu yansıttı. Adı, ölümünden sonra hep kendisi gibi genç yaşta ölen şair arkadaşı Muzaffer Tayyip Uslu ile anıldı.

Ölümünden Sonra


1983’ten itibaren doğumyeri olan Devrek’te adına Anma Günleri düzenlenmektedir.
Elveda adlı şiiri 1985 yılında müzisyen Süreyya Akkaş tarafından bestelendi.
Şairin çıkarmayı istediği ama sağlığında gerçekleştiremediği dergi, “Şehir” adı ile 2004 yılından beri aylık olarak Devrek'te şair-yazar İbrahim Tığ tarafından 75 sayıdır yayınlanmaktadır.
Yılmaz Erdoğan'ın 22 Şubat 2013'de vizyona giren Kelebeğin Rüyası adlı filmine arkadaşı Muzaffer Tayyip Uslu ile birlikte konu olmuştur.Söz konusu filmde Onur'u Mert Fıratcanlandırmıştır.


Yapıtları


Rüştü Onur (Ölümünden sonra yayınlandı, 1956)
Rüştü Onur,Yaşamı-Eserleri-Şiirleri, İbrahim Tığ, (Kurgu Kültür Yayınları 2010)
Rüştü Onur/Mektubun Avucumda, mektupları,şiirleri, İbrahim Tığ (Kaynak yayınları 2013)


wikipedi

Yazar istatistikleri

  • 31 okur beğendi.
  • 50 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 42 okur okuyacak.