S. J. Bolton

S. J. Bolton

Yazar
8.6/10
72 Kişi
·
170
Okunma
·
17
Beğeni
·
2.123
Gösterim
Adı:
S. J. Bolton
Tam adı:
Sharon Bolton
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
Lancashire, İngiltere, 27 Mayıs 1960
Sharon Bolton, aynı zamanda S. J. Bolton adı altında yayınlanan gizemli kurmacanın İngiliz yazarlarıdır. Bolton, ''Lacey Flint'' polisiye romanları dizisi de dahil olmak üzere dokuz romanın yazarıdır.
Sevdiklerimizi kaybetmek zor bir şeydir. En güçlü inançlarımızı bile sorgulatabilir.
S. J. Bolton
Sayfa 83 - Pegasus Yayınları
İnsanların yaptığı hata buydu, çok çabuk vazgeçiyorlardı.
S. J. Bolton
Sayfa 294 - Pegasus Yayınları
Her şeyin bir zamanı vardır, güneşin altındaki her şeyin bir amacı...
S. J. Bolton
Sayfa 177 - Pegasus Yayınları
Bütün canlıların, en küçük, en kısa, en az bilinenlerinin bile bir değeri ve amacı olduğunu düşünüyorum.
S. J. Bolton
Sayfa 29 - Pegasus Yayınları
Aklımı başıma toplamam gerekiyordu fakat nedense o etraftayken zihnim istediğim gibi işlemiyordu.
Eğitimler sırasında insanların içgüdüsel olarak sola dönme eğilimine sahip olduğu öğretilmişti. Neden böyle yaptıkları bilinmiyordu fakat öyleydi.
Resmi rakamlara göre Londra sokaklarında 1000 ila 1500 arasında evsizin yaşadığı tahmin ediliyor. Çoğu, evde yaşadıkları şiddetten kaçan gençlerden oluşuyor.
Zehir korku-gerilim türünde bir roman. Bu tarzda olan bir kitap elinizdeyse ve ismi de Zehir ise kitapta işlenen konunun ne olacağı konusundaki düşünceniz "zehir kullanılarak işlenen cinayetler" olur. Yani en azından benim düşüncem öyleydi. Kitabın isminden ve türünden yola çıkarak genel beklentim bu şekildeydi. Ama yazar o kadar farklı bir girizgah yaptı ki, bu duruma oldukça şaşırdım. Evet Zehir'de cinayetler tabii ki var ama dört yüz küsür sayfa boyunca her sayfada karşılaştığım şey şuydu: Yılanlar. Ve belki de bu kitaptan hoşlanmamı sağlayan en temel nokta bu. Küçüklüğünde ansiklopedilerde yılanları, böcekleri araştıran, resimlerine bakan biri olarak bu kitapta yılanların ele alınması beni hem şaşırttı hem de sevindirdi. Bu açıdan Zehir ilginç ve alışılagelmişin dışındaydı.

Zehir okuduğum ikinci S. J. Bolton kitabı ve S. J. Bolton kesinlikle, iyi ki okumaya karar vermişim dediğim yazarlardan. Birkaç ay önce Kan Hasadı kitabı ile yazarla tanışmış ve çok beğenmiştim. Geriye Zehir ve Kurban kalmıştı, ben tercihimi Zehir'den yana kullandım. Tabii kitabı okurken Kan Hasadı ile karşılaştırma yapmam kaçınılmazdı. Zehir bana göre bir tık daha aşağıda kalmış ancak bu demek değil ki kitap kötü. Hayır, aksine Zehir de ortalamanın bir hayli üstünde. Zehir pek korkutmasa da ele aldığı konu ile okuru kısa sürede içine alıyor. Oldukça akıcı olduğunu ve okuru sürüklediğini söyleyebilirim. Zaten henüz kitabın başındaki önsöz kısmında bile olayların gidişatının ilginç olacağını hissediyorsunuz. Ayrıca yazar kitabın sonunda okuru şaşırtmayı başarıyor.

Yılanlar demişken, ana karakterimiz bir veteriner. Clara Benning küçük bir köyde yaşayan ve Vahşi Hayvan Hastanesi'nde çalışan bir veteriner. Clara'nın hayatı normal seyrinde devam ederken, bir sabah aldığı telefonla bu normal hayat rayından çıkıyor desem yeridir. Arayan ise Clara'nın komşusu ve bebeğinin beşiğinde bir yılan olduğunu söylüyor, yardım istiyor. Clara ise bu ilginç telefonla birlikte yaşanacakların fitilinin ateşlendiğinden bihaber.

Engerekler, çayır yılanları vb. bu kitapta benim açımdan ilgi çekici birçok şey vardı. Hattâ  "Dünyanın en zehirli yılanları neler?" diye soracak olsalar kara mamba, kobra falan diyecekken artık yepyeni bir tür öğrendim: Taipanlar. Bir kara taipanının zehrinin altmış iki insanı öldürebileceğini öğrenmek ilginç ve ürkütücüydü. Birçok kişiye bunlar gereksiz detaylar olarak görünebilir, ancak ilgi duyduğunuzda kesinlikle öyle olmuyor, aksine oldukça dikkat çekici hale geliyor. Zehir'de küçük veya büyük fark etmeksizin bir topluluğa ait değerlerin hastalıklı kişiler tarafından nasıl çarpık bir hale getirilebileceği konusu da hakimdi. Bu da kitabı sevmemi sağlayan bir başka nokta. İnsan kandırılması, manipüle edilmesi çok kolay bir canlı, Zehir de bu gerçeğe parmak basıyor. Çeşitli değerleri nedeniyle veya güya bu değerlere ters düşmemek için insanlara yaptırılan bazı eylemleri okumak ilginçti.

Sonuç olarak S. J. Bolton beni yine yanıltmadı. Önümüzdeki aylarda, tabii ki nasip olursa Kurban'ı da okumayı planlıyorum. Ardından okunacak Bolton kitabı kalmaması üzücü açıkçası. Yazarın diğer kitaplarının çevrilmesini de dört gözle bekleyeceğim. Hepinize keyifli okumalar.
S. J. Bolton'ın dilimize çevrilmiş 3 kitabından biri olan Kan Hasadı yazarın okuduğum ilk kitabı oldu. Okumak için bu tarz kitaplar araştırırken yazarı görmüş kitaplarının konularına ve ardından okur yorumlarına bakmış, böylece Bolton kitaplarını okumaya karar vermiştim. Kan Hasadı'nı gerek okurken gerek bitirdikten sonra iyi ki bu yazar ile tanışmışım diye düşündüm. Korku-gerilim kitaplarını her zaman çok sevmişimdir.  Özellikle lise yıllarında okuduğum John Saul kitapları bu türe alışmamda fazlasıyla etkili oldu. Bu türde tanıştığım son yazar (şimdilik) olan S. J. Bolton ise henüz sadece bir kitabını okumuş olsam bile sevdiğim yazarlar arasında yerini aldı.

Kan Hasadı'nda bölümler 3 Kasım, 2 Ekim gibi günlere ayrılarak yazılmış, bu durumu çok sevdim diyebilirim. Kitabın giriş kısmında 3 Kasım tarihini görüyorsunuz ve orada anlatılan olayın ardından yazar sizi 9 hafta öncesine götürüyor. Bundan bahsetmemin nedeni bu sayede olayların daha düzenli bir akış gösterdiğini belirtmek. Ayrıca kitabın başındaki giriş kısmında yaşanan ve sadece 3-4 sayfadan oluşan olay o denli merak uyandırıcı ve ilginç ki zaten bu sayede sayfaları bir an önce çevirmek istiyorsunuz.

Kitapta ilk başta karakter sayısı fazlaymış gibi görünsede kısa bir süre sonra karakterlerin tamamına alışıyor ve kendinizi kitabın akıcılığına bırakabiliyorsunuz. 512 sayfalık bir kitap olmasına rağmen üç dört günde bitirilebilecek bir kitap Kan Hasadı. Sürükleyici, merak duygusu okurun hep yanı başında ve gerilim dolu. Kitap beni o kadar gerdi ki zaman zaman yaşanan olayları düşünüp kendimi gereksiz yere korkutmuş olabilirim. :)

Kitap korku-gerilim filmlerinin hepimizin bildiği girişlerinden biriyle başlıyor aslında. Fletcher ailesi küçük bir kasaba olan Heptonclough'ta kilise ve mezarlığa çok yakın olan büyük bir eve taşınıyor. Yeni evlerinde kasaba sakinleri ile tanışan ve yavaş yavaş buraya uyum sağlayan Fletcher ailesi ilerleyen zamanlarda yaşanacak olaylardan habersiz. 9 yıl önce ölen küçük bir kız ve sonraki yıllar içinde kaybolan veya bir yangında can veren diğer çocuklar... 3 çocuklu Fletcher ailesi kendini kâbusun ortasında bulurken, gizemli olaylar okuru da pençesine alıyor.

Kitabın sonunda bazı açıklamalar var. Kitapta adı geçen Heptonclough kasabasının gerçekten de var olan Heptonstall köyünden ilham alınarak kurgulandığı belirtiliyor. Kitabı bitirdikten sonra bu kasabanın resimlerine baktım, ürkütücü görünmüyor desem yalan olur. Ayrıca kitabın başında Heptonclough kasabasının bir görseli de var, ben bu görseli çok beğendim, böylece kitabı okurken olayların yaşandığı yerleri gözünüzde canlandırabiliyorsunuz.

En kısa zamanda yazarın diğer romanları olan Zehir ve Kurban'ı da okuyacağım. Gerilim severlere tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar.
Kurban, okuduğum üçüncü S. J. Bolton kitabı. Yazar ile Kan Hasadı kitabıyla tanışmış ve o kitabı çok beğenmiştim, ardından Zehir isimli kitabını da okudum. Üçüncü olarak ise Kurban'ı okumaya karar verdim. Normalde kitapları yayınlanma tarihlerine göre okuma konusunda bir takıntım olsa da sanırım bu kez tersten bir sıralama izlemişim. Çünkü Kurban yazarın yayınlanan ilk kitabı. İlk kitaplar yazarın o alanda hangi noktaya geleceği konusunda ipuçlarıyla doludur bana göre. Eğer yazarı ilk kez okuyacak olsaydım ve bu kitabın yazarlık hayatının ilk kitabı olduğunu biliyor olsaydım S. J. Bolton'un bu alana başarılı bir adım attığını söylerdim. Bu kitabının ardından yayınlanmış diğer kitaplarından iki tanesini okuduğum içinse o kitaplar arasında beğeni açısından 1) Kan Hasadı 2) Kurban 3) Zehir şeklinde bir sıralama yapabilirim.

Yazarın okuduğum diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabı da kırsal bir bölgede geçiyor, İskoçya'da bulunan bir takımada olan Shetland'da bulunan Yell, Unst gibi adalar mekan olarak seçilmiş. Kırsal bölgelerde geçen polisiye-gerilim kitapları her zaman bana daha güzel gelmiştir. Bu açıdan Kurban'ı sevdiğimi söyleyebilirim.  Konu ise şu şekilde: Tora Hamilton ve kocası İngiltere'den Shetland'a taşınıyorlar. Kadın doğum uzmanı olan Tora ölen atını, taşındıkları evin bahçesine gömmek için toprağı kazmaya başlıyor. Toprağın altında kömürleşmiş bir kadın cesedi bulan Tora yetkililere haber veriyor. Yapılan incelemeler sonucunda cesede dair en dikkat çekici şeylerden biri, kadının sırtında bulunan ve eski bir efsaneye atıfta bulunan üç adet rün yani şekil. Shetland efsanelerini akla getiren bu rünlerin bulunan ceset ile bağlantısını bulmak için çalışan Tora ve polis ekiplerini ise sır dolu olaylar bekliyor.

Kitap oldukça güzel başladı diyebilirim, sayfa sayısı fazla olmasına rağmen oldukça rahat okunan bir kitap Kurban, tabii bunda sürükleyeciliğin payı büyük. Ayrıca kitabın gerçekten hayli yüksek bir temposu var, aksiyon birçok sayfada çok yüksek. Kurban kesinlikle sonunu merak ettiren bir kitap. Bu tür kitaplarda sonun nasıl olduğu çok önemlidir. Yani o kadar merakın, olayın, sürükleyiciliğin üstüne sonucun gerçekten iyi bir şekilde bağlanması gerekir. S. J. Bolton bana göre bu kitabında bunu başarmış. Ayrıca yukarda adı geçen Shetland efsaneleri gerçekten de var olan efsaneler. Kitabı bitirdikten sonra haklarında birkaç şey okudum gerçekten ürpertici şeyler var diyebilirim. Kitapta adalardaki kasabalar gibi az nüfuslu ve dış dünyaya toplumsal açıdan kapalı olan yerlerde, oraya dışardan gelen insanlara karşı oluşturulan bakış açısı da güzel aktarılmış diye düşünüyorum. Köy, kasaba gibi yerlerde insanlar gerçekten de sonradan o bölgeye gelen insanlara karşı düşmanca tavırlar sergileyebiliyorlar. Kurban genel olarak beğendiğim bir kitap oldu, bu türde kitapları zaten çok seviyorum ve Bolton kitapları da bana göre bu alanın iyilerinden. Okurken gerçekten keyif alıyorum. Ayrıca yazarın bu kitabı için İskoçya kültürü, adalarda geçen efsanelerle ilgili derinlemesine araştırmalar yaptığı aşikar. Şu ana kadar yazarın dilimize çevrilen dört kitabından üçünü okudum. Okumadığım kitabı ise Temmuz 2017'de yayınlanan Beşinci Senfoni. Tabii o kitabı da ilk fırsatta okumayı planlıyorum. S. J. Bolton'un beni hayal kırıklığına uğratmayacağımdan şüphem yok. Özellikle bu türdeki kitapları seviyorsanız ve Bolton ile henüz tanışmadıysanız gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Yazarın dilimize çevrilen son eseri olan "Beşinci Senfoni" kesinlikle okuduğuma değdi. Her kitabında farklı bir olay örgüsü sunan yazar, ana konunun arkasında işlediği ve psikolojik olarak konu ile birbirine bağladığı kurgularında okuru şaşırtmaktan büyük keyif alıyor. Tabii ben de o keyiften fazlası ile nasipleniyorum. Her sayfada olay örgüsüne biraz daha dahil olup, sonlara doğru ise tam bir şok yaşatmayı her seferinde başarıyor...

Kitabın konusu ise hala sırrını koruyan Karındeşen Jack'e kadar uzanıyor. Sebebi ise günümüz Londra'sın da onu taklit eden bir katilin var olması. Bu katil ilk kurbanı ile Dedektif Lacey Flint'i ateşin ortasına bırakıp, kurban avlamaya devam etmesi ile başlıyor...

Çocukluk döneminde tecavüze uğrayan iki kız kardeşin, ruhsal yaraları, travmaları ve uyumsuz kişilikleri ile birlikte olaya dahil edilmeleri ise, zanlıların para ve nüfuz gücü ile kendilerini aklayıp hayatlarına devam ederken, on bir yıl sonra yüzleşecekleri gerçeklerden habersiz bir şekilde hayatlarının merkezine doğacak olan kabusun kendilerine nefeslerinden bile yakın olacağından habersiz yaşayacakları şokun ayak seslerinin yaklaştığını görmeyecek kadar duyarsız olmaları...

Katil ise özellikle dedektif Lacey'i oyunlarına dahil etmek için büyük çaba sarf ediyor. Tüm cinayet masası ekibi katili yakalamaya çalışmak için uğraşsa da dedektif Lacey, katilin ne zaman nerede avlanacağı ile ilgili tahminlerinin yanlış çıkmasını istese de bunun gerçekleşmeyeceği konusunda endişeleri ile baş etmek zorunda kalıyor...

Katilin gönderdiği mektuplar, ipuçları, onunda Karındeşen Jack gibi yakalanmamasını sağlayacak mı yoksa oda tarihin tozlu sayfalarında yerini alacak mı?

Eser de yazar Karındeşen Jack hakkında ki arşiv bilgilerini tekrar gün yüzüne çıkararak, bu katil hakkındaki yanılgıları da ekleyerek, kurgusunu sağlamlaştırmış...

S.J.Bolton'un kalemi ile tanışmak isteyen okurlara ilk kitabı olan "Kurban" adlı kitap ile başlamalarını tavsiye ederim...
Herkese keyifli okumalar...
İskandinav ülkelerine karşı ilgiden midir bilemedim ama adeta kitabın içerisinde yaşadım denizi, kokusu, herşeyiyle... Polisiye tarzında bir roman olarak dikkatimi çekti okuduğumda çarpıcı bir cinayet, acaip bir rituel ve korkunç bir cinayet sebebine tanık oldum.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Gerçekten güzel ve akıcı bir anlatımı var. Son sayfasına kadar dahice kurgulanmış bir eser. Okurken bir film gibi sahneler gözünüzün önünde canlanıyor. Yazarın diğer kitaplarını da almaya düşünüyorum. Bu türü sevenlere tavsiye ederim.
Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen hikaye de gerilim hiç düşmüyor.Çok sürükleyici bir eser,elinizden bırakmak istemeyeceksiniz...
S.J Bolton sıradan konulardan tamamen uzak, çok yaratıcı bir yazar ve bunu akıcı bir anlatımla birleştirdiğinizde 400 sayfalık kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Mükemmel.

Kitabın başındaki önsöz kısmından bile olayların gidişatının ilginç olacağını hissediyorsunuz. Ayrıca yazar kitabın sonunda bizi şaşırtmayı başarıyor.
İlk 200 sayfası çok sıkıcıydı,her ne kadar yazar sonradan olayı toparlamış olsa da ben kitabı pek beğenmedim . Bence kitap hakkında yapılan yorumlar az değil baya bir abartılmış...Sanırım yazarın ilk ve son okuduğum kitabı olacak .Şahsi fikrim bu kitaba etiket fiyatındaki para verilmez
İlk sayfadan son sayfaya kadar merakınızı asla kaybetmiyorsunuz, Yazar bir çok karakteri başrole koymasına rağmen karıştırmadan sizi yormadan düğümleri tek tek çözerek bütün sorularınızı gidererek ve bunu yaparken heyecandan kimi zaman tırnaklarınızı yedirterek sonuca ulaştırıyor. diğerlerinden ayrılan senaryosu ile unutulmazlar arasında yerini aldı

Yazarın biyografisi

Adı:
S. J. Bolton
Tam adı:
Sharon Bolton
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
Lancashire, İngiltere, 27 Mayıs 1960
Sharon Bolton, aynı zamanda S. J. Bolton adı altında yayınlanan gizemli kurmacanın İngiliz yazarlarıdır. Bolton, ''Lacey Flint'' polisiye romanları dizisi de dahil olmak üzere dokuz romanın yazarıdır.

Yazar istatistikleri

  • 17 okur beğendi.
  • 170 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 135 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.