Sabâ Altınsay

Sabâ Altınsay

Yazar
8.7/10
3 Kişi
·
6
Okunma
·
0
Beğeni
·
659
Gösterim
Adı:
Sabâ Altınsay
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Çanakkale, 1961
1961’de Çanakkale’de doğdu. Orta öğrenimini T.E.D. Ankara Koleji’nde, lise öğrenimini İzmir, Bornova Anadolu Lisesi’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. İlk romanı Kritimu: Girit’im Benim 2004 yılında yayımlandı. Kritimu Türkiye’den sonra Yunanistan, Bulgaristan ve Hırvatistan’da okurlarıyla buluştu.

Giritli mübadil bir ailenin üçüncü nesli olan yazar, Kritimu’da Mübadele’ye uzanan süreci ele alır. Girit’in özerkliğe kavuştuğu 1898 ile Mübadele’nin başladığı 1923 yılları arasındaki dönemi anlatan roman, İbrahim Yarmakamakis ve ailesi ekseninde Giritli Hıristiyanları, Müslümanları, onların ilişkilerini, birbirlerine bakış açılarını, dostluklarını, düşmanlıklarını, dönem dönem yakınlaşıp uzaklaşmalarını, iki toplumun acılarını, öfkelerini, yalnızlığını akıcı bir dille anlatır.

Adanın en zor yılları denebilecek zaman aralığında gelişen siyasi olayların iki toplumun günlük hayatına, yaşam biçimine, insanların duygularına, aile ve arkadaşlık ilişkilerine nasıl yansıdığını, korku, yılgınlık ve endişenin onları ne kadar derinden etkilediğini içten, yalın, akıcı bir üslûp ve tarafsız bir gözle ele alan yazar, anlattıklarıyla iç burkucu bir gerçeği dile getirir. ….”Tıpkı insanlar gibi milletlerin de kaderleri vardır. Bu kader bazen çok acı yazılır.” Kritimu, okuru bir yandan insanların acılarına tanıklık etmeye çağırırken diğer yandan ötekileştirmenin bedelinin toplumlar ve bireyler için ne kadar ağır olduğunu gözler önüne serer.

Yazarın ikinci romanı 2011 yılında Benim Hiç Suçum Yok adıyla yayımlandı.

İkinci Dünya Savaşı yıllarını anlatan roman, denize kıyısı olan küçük bir kasabada geçmektedir. Kasabanın sıradan insanlarının yaklaşan savaşın korkusuna, yokluğa, kıtlığa bürünmüş hayatları acı, bencillik, yalnızlık, kin ve öfke ile iyilik, merhamet, sevgi, fedâkarlık arasında gidip gelmektedir.

Hepimizin içinde zaman zaman baş gösteren, hayatın akışını değiştirme ve geleceğe müdahale etme arzusunun, alınyazısına karşı verdiği savaşı anlatan roman, bizzat yazgının yerine geçerek gücümüzü sınamanın bizi nasıl bir trajediye sürükleyebileceğini dile getirir. .... “Felek ile facia, ah ile vebal, baht ile kader bazen yan yana gelir. Behice Hanım’ın, Cihan Nedimle Mercan’ı zinhar birleştirmemek için kadere kılıç çekmesi, yazılmış olanı silmesi, yeniden yazması bahtı facia, feleği ah, kaderi vebal ile yan yana getiriyordu ki böylesi mahşerdir.”

Klasik roman tarzında yazılmış olan Kritimu: Girit’im Benim ile Benim Hiç Suçum Yok, zengin tasvirleri içermekte, derin karakter tahlillerine yer vermektedir. Sabâ Altınsay’ın romanlarında coğrafya, zaman (dönem) ve doğa önemlidir. İlk romanın baş kahramanı İbrahim Yarmakamakis olduğu kadar Girit’tir. Benim Hiç Suçum Yok’ta ise olaylara üçüncü göz olarak bakan ve zaman zaman anlatıma dahil olan (K), baş kahraman Cihan Nedimle birlikte romanın başat ögelerindendir.

Sabâ Altınsay’ın üslûbu benzetmelere açık, renk ve ışıktan çokça yararlanan bir üslûptur. Zaman zaman halk edebiyatından beslendiği hissini yaratır ve masalsı havaya bürünür. Çarpıcı, derinlikli, uzun cümleler, Osmanlıca’dan alınan sözcüklere rağmen akıcılığını yitirmez. Doğaya, bitki örtüsüne, zamana, mekâna önem veren yazarın, aynı zamanda toplum ile bireyin ilişkilerini irdeleyen, neden-sonuç ilişkileri kuran gözlemci bir tavrı vardır ve bunu edebi bir dille okurla paylaşır.

Yazarın yayımlanmış iki öyküsü bulunmaktadır. Kadın Öykülerinde İstanbul adlı antolojide “Merhamet, Sevgi, Masumiyet ve İşte Öylesine” adlı öyküsü ile Unser Istanbul, Junge Türkische Literatur adlı antolojide “Kimsecik” adlı öyküsü, Almanca olarak yer almaktadır.

Kritimu: Girit’im Benim (2004) yazarın ailesinin yaşamından esinlenerek yazdığı bir tanıklık anlatısıdır. Roman, Osmanlı Devleti’nin zayıflayarak topraklarını kaybetmeye başladığı yıllarda Girit’te yaşanan gelişmeleri ele alır. Girit’te Müslüman ve Hıristiyan birbirine karışmış, gelenekler bile zamanla birbirine benzemiştir. Türkiye ile Yunanistan arasında mübadele antlaşması imzalanınca Türkler adayı gemilerle terk ederler. Girit’li Türk Yarmakamakis ailesi de adadan kopanlardandır. Çanakkale’ye iskan edilerek Altınsay soyadını alan İbrahim Yarmakamakis, Saba Altınsay’ın dedesidir. Romanda benzersiz doğası ve insanın ruhunu çalan kokusuyla konu edilen Girit adası da adeta bir roman kahramanı gibidir. Oruç Aruoba roman hakkında şöyle der: “'Göç sadece gideni değil, kalanı da peşinden sürüklüyordu,' diyor Saba Altınsay; 'insanın doğduğu toprak ile gömüleceği toprak aynı toprak olmayacaksa, ne kalır ki, geriye, ölürken, yaşamdan? Bu soruya bir yanıt bulma çabası bu roman.” Kritimu: Girit’im Benim TEDA desteğiyle Yunanca’ya çevrilmiş ve 2008’de yayımlanmıştır.

Benim Hiç Suçum Yok (2011) İkinci Dünya Savaşı yıllarında bir kıyı kentinde geçer. Kadınların hayranlık duyduğu hovarda Cihan Nedim ve onun aşık olduğu hayat kadını Mercan etrafında gelişen romanda Altınsay, seçimlerimizin bizi nasıl sürüklediğini sergilerken iyilik, kötülük, adalet, hakkaniyet, ceza gibi kavramları da sorgulamaktadır.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sabâ Altınsay
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Çanakkale, 1961
1961’de Çanakkale’de doğdu. Orta öğrenimini T.E.D. Ankara Koleji’nde, lise öğrenimini İzmir, Bornova Anadolu Lisesi’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. İlk romanı Kritimu: Girit’im Benim 2004 yılında yayımlandı. Kritimu Türkiye’den sonra Yunanistan, Bulgaristan ve Hırvatistan’da okurlarıyla buluştu.

Giritli mübadil bir ailenin üçüncü nesli olan yazar, Kritimu’da Mübadele’ye uzanan süreci ele alır. Girit’in özerkliğe kavuştuğu 1898 ile Mübadele’nin başladığı 1923 yılları arasındaki dönemi anlatan roman, İbrahim Yarmakamakis ve ailesi ekseninde Giritli Hıristiyanları, Müslümanları, onların ilişkilerini, birbirlerine bakış açılarını, dostluklarını, düşmanlıklarını, dönem dönem yakınlaşıp uzaklaşmalarını, iki toplumun acılarını, öfkelerini, yalnızlığını akıcı bir dille anlatır.

Adanın en zor yılları denebilecek zaman aralığında gelişen siyasi olayların iki toplumun günlük hayatına, yaşam biçimine, insanların duygularına, aile ve arkadaşlık ilişkilerine nasıl yansıdığını, korku, yılgınlık ve endişenin onları ne kadar derinden etkilediğini içten, yalın, akıcı bir üslûp ve tarafsız bir gözle ele alan yazar, anlattıklarıyla iç burkucu bir gerçeği dile getirir. ….”Tıpkı insanlar gibi milletlerin de kaderleri vardır. Bu kader bazen çok acı yazılır.” Kritimu, okuru bir yandan insanların acılarına tanıklık etmeye çağırırken diğer yandan ötekileştirmenin bedelinin toplumlar ve bireyler için ne kadar ağır olduğunu gözler önüne serer.

Yazarın ikinci romanı 2011 yılında Benim Hiç Suçum Yok adıyla yayımlandı.

İkinci Dünya Savaşı yıllarını anlatan roman, denize kıyısı olan küçük bir kasabada geçmektedir. Kasabanın sıradan insanlarının yaklaşan savaşın korkusuna, yokluğa, kıtlığa bürünmüş hayatları acı, bencillik, yalnızlık, kin ve öfke ile iyilik, merhamet, sevgi, fedâkarlık arasında gidip gelmektedir.

Hepimizin içinde zaman zaman baş gösteren, hayatın akışını değiştirme ve geleceğe müdahale etme arzusunun, alınyazısına karşı verdiği savaşı anlatan roman, bizzat yazgının yerine geçerek gücümüzü sınamanın bizi nasıl bir trajediye sürükleyebileceğini dile getirir. .... “Felek ile facia, ah ile vebal, baht ile kader bazen yan yana gelir. Behice Hanım’ın, Cihan Nedimle Mercan’ı zinhar birleştirmemek için kadere kılıç çekmesi, yazılmış olanı silmesi, yeniden yazması bahtı facia, feleği ah, kaderi vebal ile yan yana getiriyordu ki böylesi mahşerdir.”

Klasik roman tarzında yazılmış olan Kritimu: Girit’im Benim ile Benim Hiç Suçum Yok, zengin tasvirleri içermekte, derin karakter tahlillerine yer vermektedir. Sabâ Altınsay’ın romanlarında coğrafya, zaman (dönem) ve doğa önemlidir. İlk romanın baş kahramanı İbrahim Yarmakamakis olduğu kadar Girit’tir. Benim Hiç Suçum Yok’ta ise olaylara üçüncü göz olarak bakan ve zaman zaman anlatıma dahil olan (K), baş kahraman Cihan Nedimle birlikte romanın başat ögelerindendir.

Sabâ Altınsay’ın üslûbu benzetmelere açık, renk ve ışıktan çokça yararlanan bir üslûptur. Zaman zaman halk edebiyatından beslendiği hissini yaratır ve masalsı havaya bürünür. Çarpıcı, derinlikli, uzun cümleler, Osmanlıca’dan alınan sözcüklere rağmen akıcılığını yitirmez. Doğaya, bitki örtüsüne, zamana, mekâna önem veren yazarın, aynı zamanda toplum ile bireyin ilişkilerini irdeleyen, neden-sonuç ilişkileri kuran gözlemci bir tavrı vardır ve bunu edebi bir dille okurla paylaşır.

Yazarın yayımlanmış iki öyküsü bulunmaktadır. Kadın Öykülerinde İstanbul adlı antolojide “Merhamet, Sevgi, Masumiyet ve İşte Öylesine” adlı öyküsü ile Unser Istanbul, Junge Türkische Literatur adlı antolojide “Kimsecik” adlı öyküsü, Almanca olarak yer almaktadır.

Kritimu: Girit’im Benim (2004) yazarın ailesinin yaşamından esinlenerek yazdığı bir tanıklık anlatısıdır. Roman, Osmanlı Devleti’nin zayıflayarak topraklarını kaybetmeye başladığı yıllarda Girit’te yaşanan gelişmeleri ele alır. Girit’te Müslüman ve Hıristiyan birbirine karışmış, gelenekler bile zamanla birbirine benzemiştir. Türkiye ile Yunanistan arasında mübadele antlaşması imzalanınca Türkler adayı gemilerle terk ederler. Girit’li Türk Yarmakamakis ailesi de adadan kopanlardandır. Çanakkale’ye iskan edilerek Altınsay soyadını alan İbrahim Yarmakamakis, Saba Altınsay’ın dedesidir. Romanda benzersiz doğası ve insanın ruhunu çalan kokusuyla konu edilen Girit adası da adeta bir roman kahramanı gibidir. Oruç Aruoba roman hakkında şöyle der: “'Göç sadece gideni değil, kalanı da peşinden sürüklüyordu,' diyor Saba Altınsay; 'insanın doğduğu toprak ile gömüleceği toprak aynı toprak olmayacaksa, ne kalır ki, geriye, ölürken, yaşamdan? Bu soruya bir yanıt bulma çabası bu roman.” Kritimu: Girit’im Benim TEDA desteğiyle Yunanca’ya çevrilmiş ve 2008’de yayımlanmıştır.

Benim Hiç Suçum Yok (2011) İkinci Dünya Savaşı yıllarında bir kıyı kentinde geçer. Kadınların hayranlık duyduğu hovarda Cihan Nedim ve onun aşık olduğu hayat kadını Mercan etrafında gelişen romanda Altınsay, seçimlerimizin bizi nasıl sürüklediğini sergilerken iyilik, kötülük, adalet, hakkaniyet, ceza gibi kavramları da sorgulamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur okudu.
  • 4 okur okuyacak.