Sadık Erol Er

Sadık Erol Er

YazarDerleyen
9.3/10
3 Kişi
·
8
Okunma
·
2
Beğeni
·
1.196
Gösterim
Adı:
Sadık Erol Er
Unvan:
Akademisyen , Yazar
Doğum:
İslahiye, 1975
Sabahın beşinde bir genelevi görmeyen, gezegenimizin hangi bıkkınlıklara doğru yol aldığını tahayyül edemez.

Cioran
Hüzün Kıyasları
İnsan, erekçilik ve belirlenimciliğin deli gömleğini çıkarttığında ve yaşamın, yıldızlara özgü bir durumdan türeyen tesadüfi bir hata olduğunu anladığında, nihayet özgür olacaktır.
Hayata ancak, geçen hiçbir anın bilincinde değilseniz katlanabilirsiniz, yoksa iş bitmiştir.
Cansıkıntısı deneyimi yoğunlaşmış zamanın bilincidir.
Cioran, yüzyılın başlarında Romanya'da, yeni doğan çocukların gözyaşlarıyla karşılandığı, yaratılıştan Şeytan'ın sorumlu tutulduğu Traklar ve Bogomiler arasında dünyaya geldi.
Oldukça mutlu geçen çocukluk yıllarını, uykusuzluk gecelerinde "sayıkladığı" binlerce aforizmayla ödeyecektir, Paris'te Odeon Sokağı'nda.
O, kuşkunun Aristokratı'dır. Her sistemi bir put sayar; köleleştirici, ruhu köreltici bir zorba gibi görünür.
Aristoteles, Aquinalı Thomas ve Hegel, düşünce tarihinin en büyük zorbalırıdır.
"Ütopya olmasaydı" diye yazar Cioran, "insanlar, intihara yönelmeye zorlanırlardı; ütopya var diye başkalarını öldürmeye yöneliyorlar".
Bugünkü mevcut durumda artık stokta fazla ütopya yok.
128 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Sokağın arasından zar zor sıyrılıp haykırdım: "Cehennemin ne mükemmel bir parodisi ama!"

Uzun bir zamandır inceleme yapmayı bırakmama rağmen bu kitap hakkında bir kaç şey söyleme gereği buldum kendimde. Uykusuzluk, umutsuzluk, ölüm, hiçlik temalarının işlendiği bu son kitapta Emil Cioran'ın diğer kitaplarından derlenen aforizmaları ve çevrilen bazı konuşmalarına yer verilmiş. Kitap çok kısa olmasına rağmen farklı düşünceler ve diğer filozofların görüşleri de eklenince içinden çıkılmaz bir derinlik kazanmış. Ama kitabın genelinden çok asıl üzerinde durmak istediğim bir kaç düşünce var. İlk olarak Emil Cioran, Sisyphos felsefesini reddeder, onun için direnmenin hiçbir anlamı yoktur. Yaşamanın hiçbir anlamı olmamasına karşın onu ayakta tutan tek şey istediği zaman intihar etme hakkının yani yaşamına son vermesinin kendi elinde olması düşüncesi onu yaşama bağlar.

O düşüncesini yerle bir etti çünkü ahlâkçıların ona sadece parçalanmayı öğrettiği kanısına vardı. Haklılık payı vardı bana göre çünkü dünya şuan içinden çıkılmaz rezil bir yer ise bunu ahlâkçıların bir bütünün saf kalması öğretisine karşın kendi inanışının bütünlüğüne inanıyor oluşudur. Çıldırmış bir zamanın paramparça olmuş ahlâk anlayışından kendini ahlâkçıların buyruklarından koruyabilene ne mutlu.

İnsan varoluşunun boşluğunu keşfettiği andan itibaren can sıkıntısı başlar. Emil Cioran, Yirminci yüzyılın en karamsar filozoflarından birisidir. Chamford, Schopenhauer, Nietzsche, Kierkegaard gibi filozofların son varisi olarak anılsa da o kendini hep bunların dışında tutar. Çünkü herhangi bir tutumu benimsemekten çok uzaktır. Onun tek derdi yaşamla ve hala soluk alan bir bedenin son çırpınışlarında yatar. Onun için ölüm yaşamın bir parçasıdır. Tanrıyı öldüren adamın yakarışlarından çok tanrıyla şeytanın bıçakla yara olduğunu düşünen biri. Her insanın kendinde olana beslediği nefreti ve kendinde olmadığını bildiği erdemi göklere çıkaran bir yanının olduğunu en güzel söyle özetler: İnsanın kendinde olan kötülüğü şeytanla bağdaştırıp sürekli şeytanı kötüleme söz konusuyken insanda olmayan erdem bir tanrıya atfedilip yüceltilir.

"İnsan da yaşam da saçmadır, ama yine de yaşamak gerek." Felsefesinden yola çıkarak intihar fikrini, "Umut etmek geleceği yanılgıya düşürmenin en temel biçimidir" den umudunu, "Yaşamak savaş meydanında toprak kaybetmektir" den ise yaşamını özetleyebiliriz. Ama bu tanımlamaların hepsi eksik kalacak ne kadar anlatılırsa anlatılsın, zaman kaybından başka bir şey olmayacaktır. Ve her anlatılmayan şey onu biraz daha anlatacaktır. Kısacası Çürümüş bir toplumda vatanından çok uzakta dilinin sınırlarını terk eden birinin iç yakınmaları ve can sıkıntısının uçurumunda gezinen bir insomnia hastası... Ve geriye kalan bir söz:
"İnsan doruklara ulaşmak için önce düşmelidir..."

Yazarın biyografisi

Adı:
Sadık Erol Er
Unvan:
Akademisyen , Yazar
Doğum:
İslahiye, 1975

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 8 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 37 okur okuyacak.