Sadiye Erol Aykaç

Sadiye Erol Aykaç

Yazar
9.4/10
9 Kişi
·
20
Okunma
·
0
Beğeni
·
809
Gösterim
Adı:
Sadiye Erol Aykaç
Unvan:
Yazar
Doğum:
Adıyaman, 1978
Kendi Anlatımıyla; 1978 yılında Adıyaman'ın Kahta ilçesine bağlı Menzil köyünde doğdum. Altı yaşına kadar orada yaşadım, daha sonra dedem Seyda Hz.'nin isteği üzerine, babamın işleri dolayısı ile Şanlıurfa’ya taşındık.

Güneydoğuda ve Doğu Anadolu'da halkın konuştuğu dil Kürtçedir. Ben de bir çok insan gibi hem köyden gelmem, hem de ana dilim Kürtçe olduğu için tek kelime dahi Türkçe bilmiyordum... Urfa'ya taşındığımızda babamın öğrettiği Türkçe kelimelerle bakkala, fırına gidiyordum daha sonra okula başladım.
Öğretmenim, idealist bir öğretmendi ve okuldaki tek arkadaşımdı, diyebilirim. Türkçe bilmemem onun için hiç sorun olmadı, çok anlayış gösterdi. Fakat sınıfımızdaki öğrenciler ve tüm okul bu durumu öğrenince epey bir alay konusu olmuştu, o dönemler Türkiye çok çalkantılı olduğu için direkt etiketlenmiştim.
Bütün yıl, her gün okulda ağladım. Öğretmenim beni koruyup kolluyordu, fakat sınıf arkadaşlarım hiç öyle değildi. Kısa sürede Türkçe okumayı yazmayı öğrendim ama hala yeni dil öğrenen bir çok insan gibi konuşma güçlüğü çekiyordum. Sonra yaz tatili geldi ve biz o yazı Menzil'de geçirecektik. Onca zorluklardan sonra Menzil benim özgürlüğe açılan kapım olmuştu. Oyundan arta kalan zamanlarda Menzil'de Dergah'a gelen, özellikle İstanbullu sofileri seçiyor ve onlarla Türkçe konuşuyordum.
Üç ayın sonunda İstanbul Türkçesini öğrenmiştim, çünkü Urfa'da dile şive hakim olduğu için kitaplarda okuduğum Türkçe çok farklıydı ve ben İstanbul Türkçesi konuşmak istiyordum. İkinci sınıfa başladığımda artık bambaşka biriydim ve ilkokul bitene kadar okulda tüm etkinliklerde, ismim ilk sıralarda geçiyordu.
İlkokuldan sonra okumayı çok istedim ama Seyda Hz. okula gitmeme müsaade etmedi. Hem başörtüsü hem de bulunduğumuz konum buna müsait değildi. Seyda Hz. "Menzile gelsin" dedi. Dört yıl dedemin gözetiminde Menzil'de kaldım. Önce Kur'an dersleri ve talimle, ilim öğrendim. Eve döndükten bir yıl sonra Seyda Hz. vefat etti. Benim ilim aşkım ise onun boşluğunu dolduran yegane dayanağım oldu. Bu güne kadar bazen özel hocalar eşliğinde, bazen de kendi gayretlerimle hiç bir zaman okumaktan ve yazmaktan kopmadım.
Bir işi farkında olup yapmakla, farkında olmadan yapmak siyah ve beyaz arasındaki fark gibidir.
“Yerde gökte ne varsa Allah'ı zikrederler” düsturunca, eşref-i mahlukat diye anılan insan bu hâle daha yatkındır. Çünkü farkında olsan da olmasan da nefes alıp vermektedir.

Bil ki Allah lafzının başındaki elif ve lâm, harflerinin belirtme takısıdır. Sonundaki he harfinin zat ismi olduğunu söylerler. Nefes alıp verirken çıkardığın “h” desi Allah lafzının sonundaki “he” sesidir. Böylece farkında olsan da olmasan da alıp verdiğin her nefeste Allah diyorsun.

İnsanın nefesinin farkında olması bilinçli bir zikir hâlini doğurur. Öyle ki kişi, nefes alıp veriyorum diye düşünmez, Allah diyorum diye düşünür. Böylece her an Allah'ı zikretmekle zamanı geçer. Allah'ı zikreden insan gafletten ve isyandan her an kendini korumuş olur.
Peygamber(sav)'in kızına söylediği gibi "Yâ Fatıma sakın babam peygamber deyip güvenme, Allah ameline bakar." hadisini evvelden bize öğretiyorlardı. Sakın bize güvenmeyin, kendi özünüzle Allah'ın huzuruna çıkarılacaksınız.
Allah’ı sevdiğini söylüyorsun, fakat O’na karşı gelmeye devam ediyorsun.
Senin sevgin gerçek olsaydı O’na itaat ederdin. Çünkü seven sevdiğine itaat eder.
Konuşacağın,hâlini anlatacağın kimseler olmayınca gittikçe yüreğinle tanışır,onunla samimi olursun. Her şeyi sözsüz yüreğine anlatır,yüreğinden dinlersin.
232 syf.
Çok severek okuduğum, devamlı tavsiye ettiğim bir eser. Rabiatü’l Adeviyye’nin hayatını onun ağzındanmış gibi okuyoruz. Kitabın cümleleri öyle naif ki bir çok yerin altını çizdim. Yazarının bayan olması cümlelerdeki zarafetten de anlaşılıyor. Hayatına birşeyler katacak, ben Allah için ne yapıyorum dedirtecek bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sadiye Erol Aykaç
Unvan:
Yazar
Doğum:
Adıyaman, 1978
Kendi Anlatımıyla; 1978 yılında Adıyaman'ın Kahta ilçesine bağlı Menzil köyünde doğdum. Altı yaşına kadar orada yaşadım, daha sonra dedem Seyda Hz.'nin isteği üzerine, babamın işleri dolayısı ile Şanlıurfa’ya taşındık.

Güneydoğuda ve Doğu Anadolu'da halkın konuştuğu dil Kürtçedir. Ben de bir çok insan gibi hem köyden gelmem, hem de ana dilim Kürtçe olduğu için tek kelime dahi Türkçe bilmiyordum... Urfa'ya taşındığımızda babamın öğrettiği Türkçe kelimelerle bakkala, fırına gidiyordum daha sonra okula başladım.
Öğretmenim, idealist bir öğretmendi ve okuldaki tek arkadaşımdı, diyebilirim. Türkçe bilmemem onun için hiç sorun olmadı, çok anlayış gösterdi. Fakat sınıfımızdaki öğrenciler ve tüm okul bu durumu öğrenince epey bir alay konusu olmuştu, o dönemler Türkiye çok çalkantılı olduğu için direkt etiketlenmiştim.
Bütün yıl, her gün okulda ağladım. Öğretmenim beni koruyup kolluyordu, fakat sınıf arkadaşlarım hiç öyle değildi. Kısa sürede Türkçe okumayı yazmayı öğrendim ama hala yeni dil öğrenen bir çok insan gibi konuşma güçlüğü çekiyordum. Sonra yaz tatili geldi ve biz o yazı Menzil'de geçirecektik. Onca zorluklardan sonra Menzil benim özgürlüğe açılan kapım olmuştu. Oyundan arta kalan zamanlarda Menzil'de Dergah'a gelen, özellikle İstanbullu sofileri seçiyor ve onlarla Türkçe konuşuyordum.
Üç ayın sonunda İstanbul Türkçesini öğrenmiştim, çünkü Urfa'da dile şive hakim olduğu için kitaplarda okuduğum Türkçe çok farklıydı ve ben İstanbul Türkçesi konuşmak istiyordum. İkinci sınıfa başladığımda artık bambaşka biriydim ve ilkokul bitene kadar okulda tüm etkinliklerde, ismim ilk sıralarda geçiyordu.
İlkokuldan sonra okumayı çok istedim ama Seyda Hz. okula gitmeme müsaade etmedi. Hem başörtüsü hem de bulunduğumuz konum buna müsait değildi. Seyda Hz. "Menzile gelsin" dedi. Dört yıl dedemin gözetiminde Menzil'de kaldım. Önce Kur'an dersleri ve talimle, ilim öğrendim. Eve döndükten bir yıl sonra Seyda Hz. vefat etti. Benim ilim aşkım ise onun boşluğunu dolduran yegane dayanağım oldu. Bu güne kadar bazen özel hocalar eşliğinde, bazen de kendi gayretlerimle hiç bir zaman okumaktan ve yazmaktan kopmadım.

Yazar istatistikleri

  • 20 okur okudu.
  • 13 okur okuyacak.