Samantha Young

Samantha Young

Yazar
7.4/10
206 Kişi
·
561
Okunma
·
23
Beğeni
·
2.521
Gösterim
Adı:
Samantha Young
Unvan:
İskoçyalı Yazar
Doğum:
Birleşik Krallık, 1986
Samantha, Stirlingshire, İskoçyalı USA Today ve New York Times Bestseller yazarıdır. Edinburgh University'deki ilk yılında antik ve ortaçağ tarihi, daha sonra ise klasik edebiyat dersi almıştır. Ve bunlar The Tale of Lunarmorte serisine fikir kaynağı olmuştur. Hatırlayamadığı kadar uzun süredir, aklınıza gelecek her türde yazmaktadır. 2011'de işi profesyonelliğe dökerek self-publishing yapmış, yani kendi kitaplarını kendi yayımlamaya başlamıştır.

Samantha, müzik ve kitapları sentez hâline getirmiş yazarlardandır. Ona en sevdiği yazarları ya da grupları sorduğunuzda size bir sürü isim sayacaktır. Hattâ saydığı o isimlere buradaki sitesinden ulaşabilirsiniz.

Yazarın tamı tamına 6 adet serisi vardır. Bunlardan The Tale of Lunarmorte ilk yazdığı serisi olup, 3 kitaptan oluşmaktadır. Diğerleri ise Kan Günlükleri/Warriors of Ankh, Fire Spirits, The Fade, Drip Drop Teardrop gibi fantastik ağırlıklı, genelde young adult/genç yetişkin gruba yönelik serilerdir. 2012'de yayımlanan On Dublin Street ise yetişkinlere yöneliktir.
Açıklanamayan fakat gerçek olan bir şey.
Derin, anlamlı ve bozulamaz birşey.
Sanki bu... kaderdi.
Birbirimizin etrafında, kendimizi her zaman fazla hissetmiştik.
Samantha Young
Sayfa 291 - Dex Kitap, cümleyi hala anlamaya çalışıyorum
"Bazı insanlar bir aileyle doğar, bazıları ise kendilerine bir aile kurmak zorundadır."
"Bazen bulutlar tüy gibi değildir. Bazen yüklüdürler ve kararırlar. Hayat bu işte. Olur böyle şeyler. Bu, hayatın çok korkunç olduğu anlamına gelmez ya da benim artık korkmadığım anlamına da gelmez ama artık gökyüzünün altında yanımda Braden’ın durduğunu bildiğim sürece işler yolunda olacak. Yağmur yağacak ama birlikte ıslanacağız. Ki Braden’ı biraz tanıyorsam, bizi en kötüsünden korumak için mutlaka yanında devasa bir şemsiye olacaktır. Belirsiz de olsa böyle bir gelecekle baş edebilirim işte."
Ah Samantha ah!
Seni severim oysa ki ben. İyisindir, hoşsundur, güzel, eğlenceli yazarsın. Ama bu sefer pek bir gıcık tipler yazmışsın. Yani kitap yine senin tarzında, seni sevenler yine okurlar da niye böyle bir öyle bir böyle, kararsız, sevimsiz kişiler yazdın ki?
http://expectokitabum.blogspot.com.tr/...ntha-young.html#more
Yazarın okuduğum ikinci kitabı ve ben kendisini sevdiğime karar verdim. Piyasada çok miktarda bulunan klasik aşk romanları yazsa da asla sığ kalmıyor. Her zaman derinliği veriyor bir şekilde. Tabi diğer kitaplarını okumadım ama bu yazarın ismini gördüğümde kitabı hiç düşünmeden alacağımı biliyorum. Yine 'Dublin Caddesi'ni daha fazla sevdiğimi söylemeliyim. Jo en sevdiğim kadın karakterlerden birisi. Güçlü kadınlara her zaman bayılmışımdır. Ancak kitapta ne olduğunu tam çıkaramadığım bir eksiklik vardı. Belki de tesadüflerin normalden daha fazla olması beni rahatsız etti. Her neyse. Kitabı sevdim ve bir çok okurun da benimle aynı fikirde olabileceğini düşünüyorum.
Samantha Young sıkıntılı zamanlarda, yorulduğunuzda, ümitsizliğe kapıldığınızda kısa bir mola, nefes alacak bir liman. Bir günde okuyorsunuz, tamamen hikayenin içine giriyor, geri kalan her şeyi unutuyorsunuz. Ve İndia'nın dediği gibi mutlu sonlar olmasa da kesinlikle doğru bir son buluyorsunuz. Duygusal da olsa, dram da olsa en sonunda umudu görüyorsunuz.
Hikayeler, içinde kaybolunacak kadar hafif ancak ciddiye alınacak konuları içeriyor. Gerçek trajediler, her gün yanından geçtiğimiz hikayeler. Psikoloji konusunda da daha gerçekçi tasvirleri olduğunu düşünüyorum.
https://expectokitabum.blogspot.com.tr/...-samantha-young.html
Şimdi....

Ben bu kitabı liseye başladığım yıl, yani 2013 yılında elime aldım.

Elime ilk alışımda okuyup bitirseydim.. Severdim.. O zamanki bakış açımla şuan ki bakış açım arasında uzay kadar fark olduğu için.. Üzgünüm, bu kitap sıradan ve klişeydi..

Gömmemek için kendimi tutuyorum, okurken gerçekten uykum geliyordu.. Böyle hiç.. hiç kimseye bir sempati besleyemedim. Özellikle de Braden denen asıl beye..

Yani ne Jocelyn ilginçti ne diğer karakterler.. Boştu. Eğlenmelik bir yanı da yoktu, sırlarmış, geçmişten kalan travmaymış bla bla bla...

Ben kendi -evin içinde geçen- hikayemi yazsam daha çok ilgi çekici gelirdi..

Kıskançlık, yavaş yavaş büyüyen aşk falan hoşuma gider ama dozunda işlenirse. Burada -gerçekten- tek bir şeyi bile sevmedim. Normalde sevmediğim kitaplarda sevdiğim küçük, küçücük bir şey olur. Bu kitapta yoktu.

Ama bu demek olmuyor ki Samantha Young kitaplarını bir daha okumayacağım.. Kadının kalemi, kurguları yıllar geçtikçe daha iyi olmuştur eminim. Çünkü bundan önce Derin Tutku'yu okumuştum. O iyiydi.

Q, Adam, Ignazio, Lorenzo, Caden okuyan birinin bu kitabı seveceğine ihtimal dahi sevmiyorum.. Şu an okusa sevmez bence. Bu beş adam resmen koruma oldu bana.

Kimseyi beğenmiyorum.. Seviye 546515676154652564'deyim..
Waaww. Tek kelime ile bayildim ya. Neden boyle kitaplari sonradan kesfediyorum ki. Muthisti.
Joss gerctkn cok zor gunler yasayan bi kiz. Bu anlari kutusuna kapatmis kendini soguk birseye ceviirmis duygulara yer yok onun icin.. Braden ise adamin dibi yahu ne diyeyim cok guzel bi adamdi yani. O soguk nevale kiza fazlaydi ama iste. Neyse. Braden yakisikli boylu poslu bi is adami Joss'dan bu sacmik hallerine ragmen hic vazgecmedi elde etmek icin herseyi yapti. Iste adami sewme sebebim cabalayan savasan erkek candir ;) okuyun okuyun we de okutun :)
Bazen sırtımızdaki yükleri başkalarınında taşımasına izin vermemiz gerektiğini anlatan güzel kitaplardan biriydi. Gerçekçiliği hoşuma gitti. Olabilecek olaylar; mucize gerektirmeyen çözümler ve birbirini seven iki insan. Sonuç güzel bir kitap konu her nekadar klasik olsa da...
Eden Winslow ailesi ile ilgili büyük ,gizemli ve tehlikeli bir sırrı vardır. Kendilerince bu sır masum ve normal bir olgu olsa da ,düşmanları olan neith savaşçılarına göre ise bu tehlikeli ve önlenmesi gereken bir sırdır. Eden ve ailesi kendilerine kutsanmışlar dese de; aileye düşman olanlara göre lanetli bir ruh yiyici den başka bir şey değildir.Eden ise uyanış meraimini henüz tamamlamamış olduğundan tam bir kutsanmış-ruh yiyici olmamış arafta beklemektedir.

Kitabın kapak adına göre bakacak olursak kitap biraz vampir tarzı bir kitap izlenimi verse de fantastik seriler içinde farklı bir soluk katacak bir olguyu ele almıştır. Ruh yiyicileri ile Harry Potter serilerinde rastlamakta olsakta (benim denk geldiğim kitaplar içinde) tam anlamıyla bir kitapta konu olması ilk diyebilirim. Okuyan okuyuculara göre anlatım zayıf tarzı yorumlar olsa da sıkmadan kendini okutan kitaplar arasında.Benim için kitabın genel olarak ele aldığımda kitabı açtığım ev okumaya başladığım ilk satırdan son konulan noktaya kadar kitabı kafamda canlandırabilir isem kitap hakkında yapılan tüm yorumlara algım kapanır ve kendim o kitap hakkında ne diyor ise o geçerli olur.
Yazarın diğer kitaplarını okumadım fakat bende oluşturduğu yargıya göre bu seri onun için farklı. Konusu güzel olsa bile işleyememiş. İlk iki kitabi aynı gün içerisinde bitirebileceğim hatta üçüncü kitaba baslayabileceğim kadar kolay olsa da okurken tek düşündüğüm bitse de kurtulsam oldu. Üçüncü kitabın yarısından sonra dayanamadım ve yarım bıraktım. Sonra içim elvermeyince ne kadar hatırlamasam da saçma sapan okudum. Kitapla resmen sabrımı sınadım diyebilirim.
Alın okuyun gülün eğlenin bazende hüzünlenin hepsi var bu kitapta!!!
Çok fazla düşünmeyi gerektirmeyen boş zamanınız da okuyabileceğiniz güzel bir aşk hikayesi. Tam şöyle okuyayım da kafam dağılsın diyebileceğiniz bir kitap. Sadece erotizm biraz fazla olduğu için yaşı küçük arkadaşlarımıza tavsiye etmiyorum. Sevdiğim kitaplar arasında yer aldı bile eminim sizde seveceksiniz !
İlk kitaba olan yorumumdan sonra seri hakkındaki fikirlerimi değiştirmediğimi belirtmekte fayda var. Ancak söylemeyi atladığım bazı noktaları fark etmemi sağladı kitap. http://expectokitabum.blogspot.com.tr/...-samantha-young.html

Yazarın biyografisi

Adı:
Samantha Young
Unvan:
İskoçyalı Yazar
Doğum:
Birleşik Krallık, 1986
Samantha, Stirlingshire, İskoçyalı USA Today ve New York Times Bestseller yazarıdır. Edinburgh University'deki ilk yılında antik ve ortaçağ tarihi, daha sonra ise klasik edebiyat dersi almıştır. Ve bunlar The Tale of Lunarmorte serisine fikir kaynağı olmuştur. Hatırlayamadığı kadar uzun süredir, aklınıza gelecek her türde yazmaktadır. 2011'de işi profesyonelliğe dökerek self-publishing yapmış, yani kendi kitaplarını kendi yayımlamaya başlamıştır.

Samantha, müzik ve kitapları sentez hâline getirmiş yazarlardandır. Ona en sevdiği yazarları ya da grupları sorduğunuzda size bir sürü isim sayacaktır. Hattâ saydığı o isimlere buradaki sitesinden ulaşabilirsiniz.

Yazarın tamı tamına 6 adet serisi vardır. Bunlardan The Tale of Lunarmorte ilk yazdığı serisi olup, 3 kitaptan oluşmaktadır. Diğerleri ise Kan Günlükleri/Warriors of Ankh, Fire Spirits, The Fade, Drip Drop Teardrop gibi fantastik ağırlıklı, genelde young adult/genç yetişkin gruba yönelik serilerdir. 2012'de yayımlanan On Dublin Street ise yetişkinlere yöneliktir.

Yazar istatistikleri

  • 23 okur beğendi.
  • 561 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 216 okur okuyacak.
  • 9 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları