Samiha Ayverdi

Samiha Ayverdi

Yazar
8.4/10
489 Kişi
·
1.655
Okunma
·
382
Beğeni
·
20175
Gösterim
Adı:
Samiha Ayverdi
Unvan:
Türk Mütefekkir ve Mutasavvıf Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 25 Kasım 1905
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 22 Mart 1993
Sâmiha Ayverdi, 1905 Ramazan’ının Kadir Gecesi’ne rastlayan 25 Kasım günü, İstanbul Şehzadebaşı’nda dünyaya gelmiştir. Babası Piyade Kaymakamı (Yarbay) İsmail Hakkı Bey’dir. Ayverdi, babasına atfen, dedesinin soy kütüğünün Ramazanoğullar’ına kadar uzandığını nakleder. Annesi Fatma Meliha Hanım’ın ataları Kanuni’nin Budin seferinde şehit olmuş (1541) ve oraya defnedilmiş Gül Baba’ya kadar uzanır.Sâmiha Ayverdi, Kubbealtı Akademi’sinin kurucu üyesidir. Ayrıca, İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul ve Yahya Kemal Enstitülerinde faal üyeliklerde bulunmuş, Türk Kadınları Kültür Derneği İstanbul Şubesi’nin kurucu üyeliğini yapmıştır.

Ayverdi, hizmetlerinden dolayı, 1978’de Türkiye Millî Kültür Vakfı Armağanı ile taltif edilmiş; 1984’te kendisine, Millî Kültür Vakfı Tarafından Türk Millî Kültürüne Hizmet Şeref Armağanı takdim edilmiş, 1985’de Yeryüzünde Birkaç Adım isimli eseri münasebetiyle Boğaziçi Yayınları tarafından Boğaziçi Başarı Ödülü verilmiş; 26 Nisan 1986’da, Türk Edebiyat Vakfı tarafından Millî Sanata Hizmetlerinden ötürü bir plaket sunulmuştur.

Bunların yanısıra, Türk Edebiyat Dergisinin 127inci sayısında (1984), Sâmiha Ayverdi için özel bir bölüm ayrılmıştır. Yazı hayatının 50inci yılı dolayısıyla, Aydınlar Ocağı Genel Merkezi’nde 5 Mart 1988 tarihinde kendisine plaket verilmiş, aynı münasebetle Kubbealtı Akademi Mecmuası Ekim 1988 Sayısını kendisine ayırmıştır. Türk Edebiyatı Dergisinin Ekim 1988 tarihli 180inci sayısının bir bölümü de Sâmiha Ayverdi’nin 50inci Sanat yılına ayrılmıştır.

1988 yılında yayınlanan Hey Gidi Günler Hey isimli eseri üzerine, Türkiye Yazarlar Birliğince kendisine Yılın Dil Ödülü verilmiştir.

13 Mayıs 1990 tarihinde, Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, bir şükran beratı ile teşekkürlerini bildirmiştir.

1992 yılında Türkiye İlim ve Edebiyat Eserleri Sahipleri Meslek Birliğince (İLESAM), kendisine Üstün Hizmet Ödülü takdim edilmiştir.

Ayverdi son olarak, kurucu üyeliğini yaptığı Türk Kadınları Kültür Derneği İstanbul Şubesi tarafından, 28 Şubat 1992 günü Minnet ve Şükranlarının ifadesi olan bir plaket sunulmuştur.

Sâmiha Ayverdi, 22 Mart 1993 günü Hakk’ın rahmetine yürümüş cenaze namazı Ramazan Bayramı’nın ilk günü (24) Mart öğle namazından sonra Merkez Efendi camiinde kılınmış, Merkez Efendi Camii haziresinde medfun bulunan hocasını ayak ucu tarafındaki kabrine defnedilmiştir.

Ayverdi 88 senelik hayatında roman, hikâye, biyografik tetkik, deneme, kültür-medeniyet-içtimai-siyasi tarih, hatırat, seyahat notları, mensur şiir türlerinde otuzdan fazla kitaba imza atmış, birçok tebliğler ve konferanslar vermiş, birçok dergi ve mecmua’da yazıları yayınlanmış, ve birçok gazete, dergi, yıllık ve antolojide Onun hakkında yazılar yazılmış ve yazılarından alıntılar yapılmıştır.

(Bu yazı Sâmiha Ayverdi Bibliyografyası, İsmet Binark, kitabından kısaltılarak alınmıştır.
Ne tuhaf, insanlar birbirleriyle anlaşmak için muhakkak aralarında bir his karâbeti, bir duygu iştirâki mi bulmalıydılar?
Samiha Ayverdi
Sayfa 57 - Damla Yayınevi
Ey vefasız!
Üç beş günlük dostlar bulmakla, yüzünü eski dostlarından döndürdün. Çocukluğunu oyunla, gençliğini habersizlikle, ihtiyarlığını da dermansızlıkla geçirdin; söyle, sana bu işten ne kar kaldı?
Samiha Ayverdi
Sayfa 50 - kubbealtı neşriyat
Ben birisini seviyorum.
Ama benim sevdam , sevdiğimden karşılık bekleyecek kadar küçük değildir.
O beni sevmiş, sevmemiş ne çıkar?
Elverir ki benim gönlüm onunla dolu olsun.
Samiha Ayverdi
Sayfa 37 - kubbealtı neşriyat
256 syf.
·10/10
Cumhuriyet dönemi yazarlarından olan Samiha Ayverdi kitaplarını ve özellikle romanlarını kütüphaneme eklemek istiyorum. Beni bu kadar etkilemesinin sebebi yazarın etkili dili ve uslubudur. Böylesine değerli yazarlarımız çoğu zaman gözden kaçıyor, gereken değer verilemiyor. İnsan ve Şeytan kitabı insanın ruh hallerini çok iyi tahlil ediyor. Okumamış olanlara tavsiye ediyorum.
222 syf.
·4 günde·9/10
Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez deriz hep. Bu sözü pek çok kez duymuş, çoğu zaman da kulak ardı etmişizdir belki. Halbuki klasikleşmesinin yanında her yönden bir o kadar da doğru bir ifadedir. Kültür temelli bakılırsa geçmişte yaşamış münevverlerin, fikir işçilerinin, mütefekkirlerin zihin dünyasına misafir olmadan, eserlerini okumadan, idrak etmeden kültürel anlamda mesafe katedemeyeceğimiz büyük bir gerçek. İster katılalım ister kabul etmeyelim, bu fikirlerin her biri bize yön verecek birer pusuladır.

Sâmiha Ayverdi de Osmanlı'nın son dönemlerinde yaşamış, derin bir kültür birikimine sahip, şeceresini soranlara "Bir ceddim yeniçeri, bir ceddim Macar ellerinde yatan Gül Baba'dır" diyen kıymetli bir mütefekkirdir. Ayverdi'nin kitaplarındaki derinliği analiz edebilmek için onun yaşam dünyasına muhakkak göz atmak gerekir. Zîra yaşadığı ev dönemin seçkin aydın ve sanatkârlarının uğrak yeri olmuştur. Yazar da bu ilmi sohbetlerden fazlasıyla ilham almış, pek çok soruna değinerek ardında kıymetli eserler bırakmıştır. Yaşayan Ölü de bu eserlerden sadece biridir.

İbrahim Efendi Konağı, İnsan ve Şeytan eserleriyle tanımıştım Ayverdi'yi. İlk okuma tecrübemde ilmi mânâda bir nebze de olsa susuzluğumun gideceğini düşünürken yazarın fikirlerine ne denli susamış olduğum gerçeğiyle yüzleştim. Her kitabında ayrı bir derinlik, apayrı bir fikir ordusu karşılıyor insanı. Yaşayan Ölü de bu yönden beni yanıltmadı. Leyla ve Seniye isimli iki dostun mektuplaşmalarını içeren roman, tasavvufi temelde nefis denen olgunun insanlara neler yaptırdığını/yaptırabileceğini gözler önüne seriyor.

Her birimiz dünyada bulunduğumuz süre boyunca nefsimizle mücadele halindeyken kâh tökezleyip mücadeleyi kaybediyoruz, kâh dik bir duruş sergileyerek kâmil insan olma yolunda mertebe katediyoruz. Romanda yer alan karakterler de içine düştükleri mücadele alanında doğru ya da yanlış birtakım duruşlar sergiliyorlar. Bir okuyucu olarak bu duruşlara seyircilik ederken bir anlamda kendi nefsimizi de sorgulamış oluyoruz. Bu sorgulamalar nefis mücadelesinde her daim tek bir çıkar yol olduğunu gösteriyor: Nefis mücadelesini yenmek için sahip olunması gereken en önemli unsur, güçlü bir iman.

Kitapta yaşamın bir kesitini okurken kullanılan dil ve üslup, her defasında olduğu gibi tüm duruluğuyla kendine hayran bırakıyor. Her ne kadar osmanlıca kelimeler ağırlıklı olsa da, bu noktada sıkıntı yaşayacak olanlar için dipnotlarda kelimelerin anlamları mevcut. Kaliteli fikirlerin dupduru bir dille birleşmesiyle ortaya çıkan enfes cümleler insanı iç dünyasına doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Altı çizilesi, zihnin en kıymetli köşesinde yer edinen, harika ifadeler...

Hacim bakımından az, mânâ bakımından oldukça zengin bir eser olduğunu söylemek doğru bir ifade olur kanaatindeyim. Henüz Sâmiha Ayverdi'yle tanışmadıysanız bu eser sizin için isabetli bir seçim olacaktır. Keyifli okumalar.
222 syf.
·Beğendi·8/10
Yaz dediler yazdı.
Ölümüne kadar yazmaya devam etti. Bugün bile yayınlanmamış bir çok eseri bulunmaktadır. Hayat felsefi, düşünce hayatı ders alınacak nitelikte. Bunu bizlere şu şekilde anlatıyor. ''Birisi size kötülük edebilir. Bu onun vazifesidir. Ama bizim vazifemiz, bu kötülüğe kötülük ile karşılık vermek yerine iyilik ile cevap vermektir. Zîra karşımızdaki kendisine düşeni yapıyorsa bize de kendimize düşeni yapmak yaraşır.''

Neden bilmiyorum ama kendisine ve edebi kişiliğine karşı bir alakam oluştu. Okumaya devam edeceğim sanıyorum. Türk edebiyatının bilinmeyen ve tanınmayan yüzlerini tanıtmalı ve yaşatmalıyız.
122 syf.
·10/10
🥀
"Kimsin diye sordular
Bu dünyada işi bitenim dedim.

Öyle de neden sefere çıkmazsın! dediler
İşi bitmemiş olanlara yoldaşlık etmem murattır,dedim.

Senin için mürit diyenler de, murat diyenler de var, hangisisin sen? dediler.

İşte buna gülesim geldi yesriplim...!
Kâh müridin,kâh muradın olduğumu onlara söyler miyim hiç?

......................
Samiha Ayverdi' hanımefendinin ruhumda haz bırakan şahane eseri.Her harfini,cümlesini kalbime mühürleyesim geliyor.Sözlerinin manâsı derin,tefekkür etmenin sükûnetinde seyyah olmak isteyenlere okumaları gerektiğini can-ı gönülden söylüyorum..

Bir büyüğüm demişti ki..
Sâmiha Ayverdi'yi okumadıysanız kendinizi okumuş saymayın..ben de o gün bugündür hep niyetlenmiştim ama bir türlü almak nasip olmamıştı,
ne de olsa
her şey nasibiyle doğuyor ya bahtımıza
keza okumak da öyle ve dünya dediğimiz n'en varsa..

Çok uzun zamandır Samiha Ayverdi Hanımefendi 'nin farklı kısa yazılarını okumama rağmen "hancı"yla geçen sene 29 Eylül'de tanıştım çok şükür...Sene-i devriyesi olarak ikinci kez okumak istedim,iliklerim, hücrelerim bir kez daha güzelliğin zikrini terennüm etmek istedi.. tekrar tekrar okumaktan haz aldığım, tek okuyuşun kafi olmadığı eser " Hancı"
inşallah Samiha annenin diğer kitaplarına da talibim.

Okumak benim için harflerin ritminde ruhumu dallandırmak budaklandırmak..?

Okuyalım öyleyse yaradan Rabbimizin adıyla...

Öyle ya insanın ömrü her an bir harfin, bir kelimenin, bir cümlenin peşinde onu okumakla geçiyor. Amma farkındayız amma değiliz.. Allah farkındalık nasip etsin bilinçlerimize.. Yoksa bin kitap okumuşsun okumamışsın ne farkeder?

Diyorum ki her zaman evvela kendime ve beraberinde duymak isteyen herkese!

Ruhunla yan yana olan, elele tutuşan kitapları bul ve oku.. İşte hayat o zaman hüzünlense de güzel..

Hani denilir ya,

"Aşkın Leyla'sını buldunsa söyle, yoksa Mecnun'dan rivayet etme"

Ben de diyorum ki

Aşkın kitabını bulduysan oku yoksa kuru kuruya okumaklıkla ortalığı velveleye verme.

Etme...!
222 syf.
·6 günde
Yazarın okuduğum ilk kitabı. İki arkadaşın mektuplaşmasıyla başlıyor kitap. Kitabı okumaya başlar başlamaz şahane bir dil ve düşünce dünyası ile karşılaşıyorsunuz. Yazar dili muhteşem kullanıyor ve bir nevi kelimeleri dans ettiriyor diyebiliriz. Tasavvuf büyüklerinden, filozoflardan, fikir adamlarından yapılan alıntılar da çok yerinde ve karakterlerin düşüncelerini destekleyici olmuş. Romana işlenmiş olan cismani ve ruhani aşkın ustaca kurgusu da hayatınızda birçok şeyi sorgulamaya itebilir. İnsanın, ahsen-i takvim yaratılışından sonra esfel-i sâfilîn'e olan yolculuğu çok güzel ortaya konmuş. Doyuramadığımız, sanırım asla doyuramayacağımız arzu ve isteklerimizin esareti altında yaşayışımıza karakterler üzerinden güzel atıflarda bulunmuş yazarımız. Tasavvufi romanların olmazsa olmazı olan nefisle mücadele, hırs, kibir ve kıskançlık temaları bu hikayede de kendilerine önemli bir yer buluyorlar. Kitapta anlamakta zorlanacağımız birçok kelime olsa da sayfanın altındaki dipnotlarda anlamlarının verilmiş olması okuyanı sürekli sözlük aramaktan kurtarmak adına çok faydalı olmuş. Çok okunanlara bakınca gördüğümüz birçok kötü kitap yerine birkaç nesil geriye gidip eski yazarlarımızın düşünce dünyalarına dalmak; yaşayışları, hayata bakışları, dünyayı anlamlandırma çabalarını görmek kendi dünyamızı şekillendirmek için çok faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
256 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Eser bir insanın kendisiyle olan mücadelesini başarılı bir şekilde anlatıyor. Hakikatin ne olduğunu, nerede olduğunu, nasıl olduğunu yazar kendi perspektifinden bizlere aktarmış. Materyalist bir yaşam mı yoksa ruhani bir yaşam mı ? Cumhuriyet dönemi eseri olduğu için anlamını bilmediğiniz kelimelerin alt tarafta belirtilmesi de okunmasını daha kolay kılıyor.
334 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
EDEBİ VE MANEVİ DÜNYASI İÇİNDE FATİH

SAMİHA AYVERDİ


Dünya ve Osmanlı tarihinin en büyük şahsiyeti Fatih Sultan Mehmet Han'ın manevi dünyasını ve edebi hayatını anlatan bir eser okudum.
Asker ve hükümdar Fatih'e aşinayız bu eserde sanatı ve sanatçıyı seven Sultan Mehmet'in özelliklerini öğreniyoruz . İlim ve sanat adamı Fatih.
Fatih Sultan Mehmet Han büyük bir insan, bir dehaydı...O hem bir serdar, hem hükümdar, hem sanatkar, hem de bir mutasavvıfdı.
Yeryüzünde ender rastlanacak bir kimse olan Fatih ruhi ve hissi taraflarını eserde öğreniyoruz.
...
Eser, Fatih Sultan Mehmet Hanı yetiştiren hocaları ve babası ikinci Murat'ı anlatarak başlıyor. Daha sonra o yüzyılda yaşayan edebiyatçı ,şair ,asker ,devlet adamları.. zikrediliyor.
Fatih'in siyasi ve askeri dehası ,ahlakı ve davranışları ele alındıktan sonra sıra kitabın muhteviyatını olan edebi ve manevi dünyasına geliyor.
Fevkalade bir eser naçizane tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Samiha Ayverdi
Unvan:
Türk Mütefekkir ve Mutasavvıf Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 25 Kasım 1905
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 22 Mart 1993
Sâmiha Ayverdi, 1905 Ramazan’ının Kadir Gecesi’ne rastlayan 25 Kasım günü, İstanbul Şehzadebaşı’nda dünyaya gelmiştir. Babası Piyade Kaymakamı (Yarbay) İsmail Hakkı Bey’dir. Ayverdi, babasına atfen, dedesinin soy kütüğünün Ramazanoğullar’ına kadar uzandığını nakleder. Annesi Fatma Meliha Hanım’ın ataları Kanuni’nin Budin seferinde şehit olmuş (1541) ve oraya defnedilmiş Gül Baba’ya kadar uzanır.Sâmiha Ayverdi, Kubbealtı Akademi’sinin kurucu üyesidir. Ayrıca, İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul ve Yahya Kemal Enstitülerinde faal üyeliklerde bulunmuş, Türk Kadınları Kültür Derneği İstanbul Şubesi’nin kurucu üyeliğini yapmıştır.

Ayverdi, hizmetlerinden dolayı, 1978’de Türkiye Millî Kültür Vakfı Armağanı ile taltif edilmiş; 1984’te kendisine, Millî Kültür Vakfı Tarafından Türk Millî Kültürüne Hizmet Şeref Armağanı takdim edilmiş, 1985’de Yeryüzünde Birkaç Adım isimli eseri münasebetiyle Boğaziçi Yayınları tarafından Boğaziçi Başarı Ödülü verilmiş; 26 Nisan 1986’da, Türk Edebiyat Vakfı tarafından Millî Sanata Hizmetlerinden ötürü bir plaket sunulmuştur.

Bunların yanısıra, Türk Edebiyat Dergisinin 127inci sayısında (1984), Sâmiha Ayverdi için özel bir bölüm ayrılmıştır. Yazı hayatının 50inci yılı dolayısıyla, Aydınlar Ocağı Genel Merkezi’nde 5 Mart 1988 tarihinde kendisine plaket verilmiş, aynı münasebetle Kubbealtı Akademi Mecmuası Ekim 1988 Sayısını kendisine ayırmıştır. Türk Edebiyatı Dergisinin Ekim 1988 tarihli 180inci sayısının bir bölümü de Sâmiha Ayverdi’nin 50inci Sanat yılına ayrılmıştır.

1988 yılında yayınlanan Hey Gidi Günler Hey isimli eseri üzerine, Türkiye Yazarlar Birliğince kendisine Yılın Dil Ödülü verilmiştir.

13 Mayıs 1990 tarihinde, Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, bir şükran beratı ile teşekkürlerini bildirmiştir.

1992 yılında Türkiye İlim ve Edebiyat Eserleri Sahipleri Meslek Birliğince (İLESAM), kendisine Üstün Hizmet Ödülü takdim edilmiştir.

Ayverdi son olarak, kurucu üyeliğini yaptığı Türk Kadınları Kültür Derneği İstanbul Şubesi tarafından, 28 Şubat 1992 günü Minnet ve Şükranlarının ifadesi olan bir plaket sunulmuştur.

Sâmiha Ayverdi, 22 Mart 1993 günü Hakk’ın rahmetine yürümüş cenaze namazı Ramazan Bayramı’nın ilk günü (24) Mart öğle namazından sonra Merkez Efendi camiinde kılınmış, Merkez Efendi Camii haziresinde medfun bulunan hocasını ayak ucu tarafındaki kabrine defnedilmiştir.

Ayverdi 88 senelik hayatında roman, hikâye, biyografik tetkik, deneme, kültür-medeniyet-içtimai-siyasi tarih, hatırat, seyahat notları, mensur şiir türlerinde otuzdan fazla kitaba imza atmış, birçok tebliğler ve konferanslar vermiş, birçok dergi ve mecmua’da yazıları yayınlanmış, ve birçok gazete, dergi, yıllık ve antolojide Onun hakkında yazılar yazılmış ve yazılarından alıntılar yapılmıştır.

(Bu yazı Sâmiha Ayverdi Bibliyografyası, İsmet Binark, kitabından kısaltılarak alınmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 382 okur beğendi.
  • 1.655 okur okudu.
  • 71 okur okuyor.
  • 1.456 okur okuyacak.
  • 36 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları