Sara Gürbüz Özeren

Sara Gürbüz Özeren

8.2/10
92 Kişi
·
495
Okunma
·
5
Beğeni
·
3.989
Gösterim
Adı:
Sara Gürbüz Özeren
Unvan:
Öğretmen,yazar
Doğum:
Erzurum/Şenkaya, 1956
Sara GÜRBÜZ ÖZEREN, 12 Şubat 1956 yılında Erzurum'un Şenkaya ilçesinde doğdu.İlköğretimini bu ilçede tamamladı.
1968 yılında girdiği sınavı kazanarak Yavuz Selim İlköğretmen Okulu'nda parasız yatılı olarak okumaya hakkazandı.1975 yılında bu okuldan birincilikle mezun oldu.
Aynı yıl Şenkaya'nın Gözalan Köyü'ne öğretmen olarak atandı.Onbeş yıl yurdun çeşitli bölgelerinde köy öğretmenliği yaptıktan sonra Erzurum'a geri döndü ve 28.yılında emekli oluncaya kadar bu ilde görev yaptı.
Özeren, çocukluğunda babasından ve ninesinden dinlediği masallar, halk hikâyeleri, halk ozanlarının hayatları, halk kahramanlarının serüvenleri sebebiyle edebiyata ilgi duymaya başladı.Sıradan insanların hikâyeleri, doğanın gizemi, mesleğinin gereği olarak çocuklarla yakından ilgilenmesi, onu yazar olmaya yönlerdirdi.
33 yıllık öğretmenlik mesleğinden sonra emekliye ayrılan Sara Gürbüz Özeren, halen Erzurum'da yaşamaktadır.
Bir dostun dosta açacağı yara, asla kapanmaz.Çünkü dostun yüreği çok kırılgandır.Nasıl ki insan kırdığı bardağın camlarını bir araya getiremezse dostunun kalbini de onaramaz.
Unuttun mu hani sen bir çalıydın, ben de bir kuş... O çalıya daldalandım, korundum. Şimdi o çalı rüzgarla biraz ırgalandı diye uçup gideceğimi mi sandın?
Tren demek ayrılık demekti; tren demek vatan, hasret demekti; tren demek hasretin son bulması demekti.
Benim insanlardan çok kitaplarla anılarım var.

Senelerden ilk okul sıraları. Öğretmenim Hatice kendisini saygıyla anıyorum. Öldü mü kaldı mı onu da bilmiyorum. Birer hikaye kitabı almamızı istemişti. Okul çıkışı beni almaya gelen babamla kitapçıya gidip kitapçının tavsiyesiyle Ali Baba ve Kırk Haramiler kitabını aldık. Evde kitabımı kurcalarken sınıfın en çalışkanlarından olmamın getirdiği şımarıklıkla ''bu kitabın babası Ali Baba neden senin adın yazmıyor'' diye çıkıştım babama. Babam çocukla çocuk olmayı bilen biri ve de kızım okumaya küsmesin diye kalemi alıp Ali yazan yerleri karalayıp kendi adını yazdı. Kitabı büyük bir zevkle okudum çünkü içinde kendi babam vardı.

Ertesi gün öğretmenimiz kitapları değiş tokuş yapmamızı istedi. Kitap bolluğu yok şimdiki gibi. Gün içinde hepimiz birbirimizin kitabını okuduk. Sonrasında öğretmenimiz sırayla kitaptan aklımızda kalanları yazmamızı istedi. Tabi ki Ali Babadan bahsederken Ali yerine kendi babamın adını yazmıştım. Arkadaşlarımda aynı şekilde yazmış. Bütün özetlerde babamın adı geçiyor. Öğretmenimiz kağıtları okuyunca kim bu, ismi niye değiştirdiniz diye sordu. Bir arkadaşım kitapta öyle yazıyor dedi. Öğretmenimiz şaşkın şaşkın kitabı açtı. Bu kitap kimin diye sorunca bende azıcık mahcup bir şekilde benim kitabım ama babamın adı Ali değil o yüzden değiştirdik dedim. Öğretmenimiz gülme krizine girmişti. Uzun süre kendine gelemedi. Bizlerse ne olduğunu anlamamıştık.
Arkadaşlar ben çılgın dedemin zaman makinesini okudum çok güzel bir kitap içinde buluşlardan o buluşu nasıl ve hangi zorluklarla buldukları anlatılıyor sizlere okumanızı tavsiye ediyorum.
Mühteşəm və misilsiz bir heyat hikayəsi ... motivin fantazi olmasi gün kibi aydin, feqet bu onun deyer ve ehemiyyetini zerre qeder eksiltmez........
Şimdi kabul edelim, hepiniz çocukluğumuzda o lambaya sahip olmanın hayalini kurduk. Lamba denen şeyin resimlerde daha çok demlik benzeri bir alet olarak tasvir ediliyor olması da ayrıca ilginç tabii. :)
Kitapta yılın neredeyse 6 ayı karla kaplı olan , zihinlerinse dört mevsim kar altında kaldığı bir köyde, tüm önyargıları yıkarak doktor olan ve kendisine ışık olan İsmet Öğretmen gibi kendisi de başka hayatlara ışık tutmak isteyen Gülbeyaz'ın hikayesi anlatılıyor. Kitabın dili sade, bu yüzdendir ki okumak gayet kolay oldu benim için. Ve daha önce hiç duymadığım birçok kelime de öğrendim. Okuyun derim.
İlkokul döneminde okuduğum bu kitabı doğrusunu söylemek gerekirse (gerçekçi olacağım) sevmemiştim. Sonrasında film olarak izledimde de aynı düşüncemde direttim. "susam" kısmına hala takılıyorum mesela :) niye susam?
Çok güzel bir kitaptı.Bayıldım.Hala ezberimde olan bir kitap.Bende binbir gece masallarının serisi var zaten.O yüzden tavsiye ederim.Çok iyi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sara Gürbüz Özeren
Unvan:
Öğretmen,yazar
Doğum:
Erzurum/Şenkaya, 1956
Sara GÜRBÜZ ÖZEREN, 12 Şubat 1956 yılında Erzurum'un Şenkaya ilçesinde doğdu.İlköğretimini bu ilçede tamamladı.
1968 yılında girdiği sınavı kazanarak Yavuz Selim İlköğretmen Okulu'nda parasız yatılı olarak okumaya hakkazandı.1975 yılında bu okuldan birincilikle mezun oldu.
Aynı yıl Şenkaya'nın Gözalan Köyü'ne öğretmen olarak atandı.Onbeş yıl yurdun çeşitli bölgelerinde köy öğretmenliği yaptıktan sonra Erzurum'a geri döndü ve 28.yılında emekli oluncaya kadar bu ilde görev yaptı.
Özeren, çocukluğunda babasından ve ninesinden dinlediği masallar, halk hikâyeleri, halk ozanlarının hayatları, halk kahramanlarının serüvenleri sebebiyle edebiyata ilgi duymaya başladı.Sıradan insanların hikâyeleri, doğanın gizemi, mesleğinin gereği olarak çocuklarla yakından ilgilenmesi, onu yazar olmaya yönlerdirdi.
33 yıllık öğretmenlik mesleğinden sonra emekliye ayrılan Sara Gürbüz Özeren, halen Erzurum'da yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 495 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 175 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları