Savaş Çoban

Savaş Çoban

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
6
Okunma
·
0
Beğeni
·
540
Gösterim
"Milgram 1960’larda yaptığı bir dizi deneyde laboratuvar önlüğü giymiş bir üniversite hocasına direnemeyip, o söylediği (emrettiği, kurallarda yazılı olduğu değil, sadece söylediği) için suçsuz bir deneğe, sadece bir dizi nesneyi doğru öğrenmemiş olması nedeniyle elektrik şoku verenlerin çoğunluğu teşkil ettiğini göstermişti. Bine yakın denek arasında ancak birkaç kişi laboratuvar otoritesine karşı gelerek deneye devam etmeyeceğini söyleyerek deney mekânını terk etmişti.

İnsanın doğası mı, toplumun, baskının sonucu mu, yoksa ikisinin bir et­kileşimi mi bilmiyorum, ama daha önce de yazdığım gibi oyunbozanlık ender, uyum ve itaat ise normdur. Sanıyorum ki daha önce sözünü ettiğim, herhangi bir kurumda çalışma süresi uzadıkça oyunbozanlık yapma ihtimalinin düşmesi de bununla ilgili; bir yerde ne kadar çok kalınırsa, oraya uyum sağlama, dolayı­sıyla haksızlık ve bozuklukları görmeme ya da şikâyet için bunları dışarı sızdır­ma olasılığı da o kadar zayıf."
"Bu kadar medya niceliği ve kapasite hacmine hükmedilmesine karşın, o dev donanımdan inandırıcılık üretemedikleri için, kitlelere erişilemiyorsa, orada kriz var demektir.
Rejimin kontrolündeki medyayı bu atalete sürükleyen ise Gezi direnişi oldu. Çünkü kitleler dışarıda, sokakta kıyamet koparken haber haklarının nasıl ayak­lar altında olduğunu o gün gördüler. Ekrana haber yerine penguen belgeseli, yemek programı, dizi koyan medyanın maskesi düştü. Erişim krizi orada patladı işte. O zamandan beridir, rejim, kitlelerden “rıza” almakta çok zorlanıyor ve hız­la ayağının altındaki toprağın kaydığını fark ediyor."
"Gramsci, ideolojik hegemonya kuramında, iktidarı elinde bulunduran egemenlerin, kendi felsefe­lerini, kültürlerini ve etik değerlerini yaymak, zenginliklerini, güçlerini ve ko­numlarını güçlendirmek ve sürdürmek için kitle iletişim araçlarını kullandıkla­rını belirtmektedir."
"Medya bu anlamda oldukça önemlidir. Çünkü ‘yanlış bilinç’ üretme işi aile okul ve medya üçgeninde üretil­mekte ve gerektiğinde yeniden-üretilmektedir."
AKP iktidarı medyası (Star, Yeni Şafak, Akşam, Sabah, Türkiye grupları, grup televizyon ve radyo kanalları; ayrıca TRT ve AA kamusal medyalar);

Cemaat medyası (Zaman, Bugün gazeteleri ve bağlı televizyon, radyo ka­nalları);

İktidara yakın duran, biat etmiş Doğuş (NTV), Ciner (Habertürk), Demirören (Milliyet-Vatan) gruplan;

AKP iktidarına boyun eğmeye yer yer direnen ve niceliksel olarak en büyük medya grubu Doğan (Hürriyet, Posta ve bağlı TV kanalları);

AKP iktidarına direnen, muhalif irili ufaklı medya (Sözcü, Cumhuriyet, Aydınlık, Yurt, Birgün, Sol, Evrensel, Özgür Gündem gazeteleri ve birkaç TV kanalı).
" Medya, rejimin inşasında, “yol temizliği”nde etkili bir rol üstlenmeli, icraatları meşrulaştırmalı, kitlelerden rıza almada etkin olmalıydı. Bu nedenle kamu iletişim kurumlan olan TRT ve Anadolu Ajansı yeniden yapılandırılırken, yeni rejimin aktörlerinin organik medyaları tahkim edilmeli, dahası, “dışarıda” duran medya da bu inşaya ikna edilmeli, olmadı mecbur tutulmalıydı. Bunlar, 2003’ten başlayarak, adım adım, temposu yavaş yavaş yükseltilerek yapılmaya çalışıldı.Rejimi inşaya koyulan AKP kurucuları, Necmettin Erbakanın liderliğini yaptığı ve 28 Şubat postmodern darbesi ile geriletilen “Millî Görüş”ten ayrılan R.T. Erdoğan ile Abdullah Gül oldu. Bu ikilinin kurduğu AKP ye, Erbakan ile aynı politik İslam görüşünde buluşamayan Fethullah Gülen, Cemaatiyle destek verdi. Küresel kapitalizmle uyumlu, ılımlı İslam formülüyle Ortadoğu’daki ra­dikal İslam tehlikesine alternatif teşkil edecek bu yeni oluşuma, ABD de onay vermişti. AKP-Cemaat-ABD üçlüsünün 2002 seçimlerinin ardından başlayan uyumlu iktidarı, yaklaşık 10 yıl fazla sorun yaşamadan sürdü."
" Egemenler, iktidarlarını sağlamlaş­tırmak ve ezilenlerin düzeni sorgulamaması için devletin ideolojik aygıtlarını ya da baskı aygıtlarını kullanırlar. Kitleleri biçimlendirme ve ‘bilinçlendirme’ an­lamında ideolojik aygıtlar her zaman devletin yani egemenlerin hizmetindedir."
"Toplum devletin ağırlığı altında ezildiğinin farkında olmadan onu varlığının garantisi olarak görmekte ve ona yönelen her hareketi yanlış bulmaktadır."
368 syf.
·15 günde·Puan vermedi
“Suriyeli gibisin” söylemi neden hakaret olarak algılanıyor ?
Nerelisin sorusu neden sıkça karşılaştığımız sorulardandır ?
Karşımızdaki kişinin siyasi görüşüne neden takıntılıyızdır ?
Erkeğe “karı gibi iş yapıyorsun” dendiğinde neden kızar ?
Kadına “adam gibi iş yapıyorsun” dendiğinde neden sevinir?
236 syf.
Medya'nın iktidarın elinde ve hizmetinde olduğunu zaten biliyorduk. yapılan yayınlara, haberlere baktığımızda bunu görmek zor değil. muhalif ve cesur birkaç azınlık kanal ve gazete dışında bugün bütün tv kanalları, gazeteler iktidarın şakşakçılığını ve yalakalığını yapıyor. gerçek haber yapan, gerçekleri söyleyen gazetecilerse terörist ilan edilip ya tutuklanıyor ya da işsiz bırakılıyor.
bu kitap medyanın iktidarın hizmetine nasıl ve hangi sebeplerle girdiğini. türkiye'de medyanın kimlerin elinde ve hizmetinde olduğunu, medyanın toplumu şekillendirmek için iktidarlar tarafından nasıl kullanıldığını örnekleriyle ve kanıtlarıyla sunuyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Savaş Çoban
Unvan:
Türk Yazar

Yazar istatistikleri

  • 6 okur okudu.
  • 12 okur okuyacak.