Semih Gümüş

Semih Gümüş

8.0/10
36 Kişi
·
114
Okunma
·
21
Beğeni
·
1.873
Gösterim
Adı:
Semih Gümüş
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Ankara, 1956
Semih Gümüş (d. 1956, Ankara), Türk yazar. Ankara Fen Lisesi ve Gazi Lisesi'nden sonra, 1981'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi. İlk yazısı aynı yıl Yazko Edebiyat Dergisi'nde yayınlandı. 1981-1985 yıllarında Yarın Dergisi'nin genel yayın yönetmenliğini yaptı. 1995-2005 yıllarında Adam Öykü Dergisi'nin genel yayın yönetmenliğini yürüttü. 2006 Aralık ayında Notosöykü Dergisi'ni çıkardı ve şimdilerde bu derginin genel yayın yönetmenliğini yürütüyor. Kendine özgü bir eleştiri anlayışına sahip olan Semih Gümüş'ün 1991'de Roman Kitabı, 1994'te Kara Anlatı Yazarı, Karşılıksız Yazılar, Yazının ve Tarihin Bilinci, 1996'da Cevdet Kudret Eleştiri Ödülü'nü alan Başkaldırı ve Roman, 1999'da Öykünün Bahçesi, 2002'de Puslu Ada, 2003'te Yazının Sarkacı Roman, 2005'te Yazarın Yanlızlık Burcu adlı kitapları yayınlandı.
Ne kadar okursam okuyayım, okuyamadığım pek çok kitap kalacak geride. Kim okur onları. Kitaplarım burada ya da orada zihnimde yaşamayı sürdürecek.
"Bir çocuk duygusallığına sahiptir Orhan Veli. Güneşli bir günde mutluluktan eve ekmek almayı da, işe zamanında gitmeyi de unutuverir."
Semih Gümüş
Sayfa 80 - Kültür ve Turizm Bakanlığı
Gözlerim son zamanlarda zorlanmaya başladı. En büyük korkum. Okuyamadığım gün artık ölebilirim.
Bir roman iç yaşamı ne kadar çok, dış yaşamı da ne kadar az sunarsa, o kadar yüce ve yüksek bir amaca hizmet etmiş olacaktır.... Sanat asgari dış hareketle azami iç hareketi başarma meselesidir; zira esas merak ettiğimiz şey iç yaşamdır.
Sait Faik, düzyazıda edebiyat ağacımızı bir yerden alıp daha verimli bir başka yere dikmek gibi bir büyük yaratıcılığın adıdır.
Orhan Veli, aruzu başarıyla kullandığı ilk şiirlerinin yayımlandığı günlerde Yahya Kemal'le karşılaşmış. Yahya Kemal'in aruzda ne denli başarılı olduğunu söylemesi üzerine de, "Aman efendim, biz o şiirleri alay olsun diye yazıyoruz," demiştir.
Semih Gümüş
Sayfa 113 - Kültür ve Turizm Bakanlığı
Bütün güzel kadınlar zannettiler ki
Aşk üzerine yazdığım her şiir
Kendileri için yazılmıştır.
Bense daima üzüntüsünü çektim
Onları iş olsun diye yazdığımı
Bilmenin.
Semih Gümüş
Sayfa 67 - Kültür ve Turizm Bakanlığı
Kitap üzerine inceleme yazılarıyla da takip ettiğim Semih Gümüş'ün "kitap, yalnızlık ve aşk" üçgeninde yer alan romanı: Yalnızlık Kime Benzer...

Kitabın ismi bir soru cümlesinden oluşunca; eser bittikten sonra bir cevap da bekleyebiliyor insan. Ya da benim gibi tuhaf okurlar bekleyebilir. Yazar bu soruya her ne kadar “Nereye dönsem, yalnızlık kime benzer, sorusunun karşılığını bulamıyorum” diyerek cevap vermekten kaçınsa da okuyucu olarak kitabın içinden birkaç farklı cevap buldum ben bu soruya.

Yalnızlık Kime Benzer? Bazen bir kitaba, onda kendisini bulup onu hevesle ve hüzünle okuyan çaresiz bir aşığa benzer bazen yalnızlık...

Bazen bir sokağa, bazen de o sokakta yürüyen ve hayatını düzeltmenin yollarını arayan pejmürde bir adama benzer yalnızlık...

Bazen aşka benzer, aşkın içinde gizlenir. Bazen aşık bir kadına benzer, aşık ama aşkını feda edemeyecek kadar sevda cimrisi bir kadına; bazen de tüm hayatını tek bir kişiye, tek bir aşka feda edebilecek kadar cesur bir aşk kadınına benzer yalnızlık...

Bazen hazin bir cümleye benzer, bazen de o cümleyi söyleyen naif bir yazara, bir şaire benzer yalnızlık…

Hem doğuma hem ölüme benzer yalnızlık... Doğarken de, hatta daha doğmadan anne karnına yapayalnızdık hepimiz. Ve ölürken de yalnız ölüyoruz, yalnız öleceğiz.

Yalnızlık farklı farklı yerlerde, başka başka şekillerde; hepimizin içinde. Yani kısacası "Yalnızlık insana benzer." Yalnızlık bize benzer...
Merhabalar...
"Orhan Veli Kanık", Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın hazırlamış olduğu "Anma ve Armağan" dizisinin "Veli'nin Oğlu"na ayrılan kitabı.
Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın önsözünün bulunduğu bu eserde Nurullah Ataç, Oktay Rifat, Memet Fuat, Gülten Akın, Doğan Hızlan, Şükrü Erbaş, Enis Batur, Melih Cevdet, Turgut Uyar birçok edebiyat dünyasından ismin Orhan Veli ve Garip akımı ile ilgili düşüncelerine, görüşlerine yer verilmiş.
Eserde neler mi var? Orhan Veli'nin Nazım Hikmet-Ahmet Haşim-Yahya Kemal'le şiirsel kavgaları, Orhan Veli-Sait Faik dostluğu, şairin fotoğrafları, yazmış olduğu kitapların ve çeviri kitaplarının fotoğrafları ile belki daha önce hiç duymadığınız Orhan Veli ile ilgili bilgiler ve anekdotlara ulaşabilirsiniz. Bir iki örnek verecek olursam, Orhan Veli'nin "haiku" (haykay) denilen Japon şiirinden de etkilendiğini, "Hay Kay" adını verdiği bir şiirini bu teknikle yazdığını bu kitapla öğrendim. Yine bu kitapla, Orhan Veli'nin 1950'de Nazım Hikmet'in cezaevinden kurtarılması için Oktay Rifat ve Melih Cevdet ile üç günlük açlık grevine gittiklerini ve Yaprak'ta bu olayla ilgili yazılar yazdıklarını da öğrendim.
Orhan Veli'yi daha kapsamlı anlamak isteyen okurlar için bu güzel eseri tavsiye ederim.
Keyifli okumalar dilerim...
Öyle samimi geldi ki bana kitap, kendi yazdığım yazıları okurken hissettiklerime benzer şeyler hissettim. Yanlış anlaşılmasın, ben de böyle güzel şeyler yazabiliyorum diyemem. Sadece çok fazla göndermeler yapıyorum her yazıda. Karşıdaki insan anlar mı diye düşünmeden. Yazarlara, filmlere, kitaplara. Sanki benim bildiğim, sevdiğim her şeyi tüm insanlık bilmeliymiş gibi. Aynı şeyleri gördüm yazarda da. İnanılmaz bir kültür birikimi olduğunu kabul etmeliyim ve anlayamadığım yerlerde de sırf bu sebeple yazarı değil kendimi suçladım hep :)
Semih Gümüş ile bilmediğim bir çok isme ve kavrama doğru bir yolculuk yaptım. Dergilerdeki yazılarından toplama bir kitap olması, bir çok farklı yazara, kitaba, düşünüre beni ulaştırdı. Elbette yazarın kendi düşünceleri de mevcut, lakin daha çok diğerlerinin fikirlerini aktarır pozisyonda diyebiliriz. Metinleri derinlemesine incelemeye hevesleri olanlar için ufuk açıcı olabilir.
Semih Gümüş edebiyat eleştirilerini dikkatlice okuduğum önemli bir edebiyat eleştirmeni. Bu nedenle okudum bu romanı. Kendisi dil ve anlatıma çok önem verir. Romanında da böyle yapmış zaten. Ancak eleştirdiği bazı anlatım tekniklerini romanın bazı yerlerinde kendisi de kullanmış. Örneğin yaşananları romancının bir tanrı gözüyle anlatması. Roman geçmişini unutup, yeni bir başlangıç yapmaya çalışan bir adamı anlatıyor. Bu kişi Oğuz ATAY romanlarındaki karakterlere benziyor. Kitapta bol bol edebiyat ve doğa var ancak akıcı sizi içine çeken bir olay örgüsü yok
Okuma ve yazmanın sırları üzerine hazırlanmış, eğer ilginiz varsa bu tür konulara ilgiyle okuyabileceğiniz bir kitap.Notos Kitap ve Semih Gümüş iyi bir eser koymuşlar ortaya.
Gelelim kitaba.Adından anlaşılacağı üzere iki bölümden oluşuyor:okumak-yazmak diye.Sanırım okuma kısmını yapabildiğim için kendi adıma daha çok beğendiğim bir bölüm oldu.Ama yazmak kısmı da kesinlikle okuyanına çok şeyler katar.Okumanın bir yaşam biçimi, ekmek yiyememek gibi bir şey olduğunu söyleyerek başlıyor kitap ancak bu ülkede ömrü boyunca bir tek kitap bile okumamış olanlar da unutulmuyor.Sadece yazarların değil okurların da kültürlerin taşıyıcısı, yazdıklarımızın bir damla ama okuduklarımızın denizleri keşfetme olduğu gibi güzel cümlelere yer veriyor.Neleri, nasıl okumalıyız mesela diye soruyor.Ardından edebiyat derslerinin asıl yanlışının bu sebeple kuralları öğretirken okumayı öğretememesinde buluyor haklı olarak.Okumak ile edebiyatı birbirinde tabii ki ayrı tutmayan yazar bizi uçan halının üzerine sadece edebiyatın çıkarabileceğini, sözcüklerin her devirde zalimleri korkuttuğunu çünkü okumanın ve edebiyatın güç verdiğini söylüyor.Hızlı ve yavaş okumayı karşılaştırıyor.Okuduklarımızı yorumlama farklılıklarımızdan bahsediyor.Bu arada popüler edebiyatı da unutmuyor.Bu konuda çok sevdiğim şu cümleler geçiyor: "Popüler edebiyat hayatın yanlış tercümesidir ve ün, edebiyatın bir katmanı değildir.Çünkü edebiyat orada yaşanmaz."Popüler dediğimiz yazarların başarılarını yere göğe sığdıramayanların Faulkner'ı, Vüséat O. Bener vb. yazarları nereye koyacaklarını soruyor.Kısacası edebiyat olanla olmayanı aratıyor okuyucuya.Kitap/E-kitap, kitap yakmanın vahşiliği,en çok satanlar listelerinin sığlığı bölümde değinilen diğer konular.Ayrıca bu bölümün sonunda okurlarına önerebileceği bir kitap listesi de hazırlamış Semih Gümüş.İyi etmiş.
Yazmak kısmında yazarlık tutumlarından, yazar ile sokaktaki insan arasındaki farktan,yazarken anlaşılır olup olamamaktan,yazarken kısa ve uzun cümlenin işlevlerinden, üçüncü kişili anlatımdan,vb.birçok konuya değiniyor.Ama noktalama işaretlerinden pek hoşlanmayan biri olarak sanırım en çok son kısında yer alan "Nokta ile Virgül" başlıklı yazıyı beğendim.Edebi metinler için nokta ile virgülün yeterli olduğu diğer noktalama işaretlerinin yazıda göze fazla battığı,anlamı böldüğü düşüncesi beni kendine çekti.Son bir öneri olaraksa yazarımız ödül kurumunun sahteciliğini, genç yazarların eğer bu ödül peşine düşme kaygısından kurtulabilirlerse asıl yazarlık yolunda yürüyebileceklerini söyleyip diyeceklerini bu kitap için bitiriyor.
kitap çok güzeldi. Beğenerek okudum. kitabın içinde başka kitapların , yazarların isimlerinin geçmesi ayrıca bir keyif veriyor bana okurken kitabı .Ayrıca altı çizilecek çok güzel cümleler de var. Bazen soyut anlatımlar biraz dikkatinizi dağıtsa da genel olarak bakacak olursak gayet başarılı ve okunması gereken kitaplardan bence.
Her okur bir gün ben de en sevdiğim yazar gibi bir şeyler yazabilir miyim diye düşünmez mi? Ben çok düşünürüm. Böyle bir yeteneğimin olmadığını bile bile yine de düşünürüm. Yol gösterici olabilecek nitelikte usta bir yazardan notlar. Ben bu kılavuzu kullanabilecek kadar bardağımı dolduramamışım. Belki bir gün olur.
Yazarın kitapların niteliği konusundaki düşüncelerini okurken, kendi düşüncelerimi; tam yerine oturmuş cümlelerle tanımlandığını görüyorum ve bu hoşuma gidiyor. Semih Gümüş, değerli bir eleştirmen, iyi bir denemeci.
Ağırlıklı olarak 1995 yılına ait yazıların bulunduğu kitap için çok kalıcı ve etkileyici denemeler var demek pek mümkün değil. Hele İletişimin futbol serisi ile mukayese edildiğinde kitabın son derece yavan olduğunu bile söyleyebiliriz. Ayrıca yazılarda Semih Gümüş’ün dünya görüşü haddinden fazla ön plana çıkmış. Hatta bazı ciddi çelişkiler de mevcut. Mesela, yazar Güven Sazak başkanlığındaki F.Bahçe yönetiminden dolayı futbola siyaset bulaşmasını kıyasıya eleştiriyor ama 68 kuşağının stat eylemlerini “zevkli ve renkli” gibi sıfatlarla değerlendiriyor. Nitekim güncelliğini yitirmiş olmasının da etkisiyle yeni baskıları yapılmıyor olsa gerek.

Yazarın biyografisi

Adı:
Semih Gümüş
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Ankara, 1956
Semih Gümüş (d. 1956, Ankara), Türk yazar. Ankara Fen Lisesi ve Gazi Lisesi'nden sonra, 1981'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi. İlk yazısı aynı yıl Yazko Edebiyat Dergisi'nde yayınlandı. 1981-1985 yıllarında Yarın Dergisi'nin genel yayın yönetmenliğini yaptı. 1995-2005 yıllarında Adam Öykü Dergisi'nin genel yayın yönetmenliğini yürüttü. 2006 Aralık ayında Notosöykü Dergisi'ni çıkardı ve şimdilerde bu derginin genel yayın yönetmenliğini yürütüyor. Kendine özgü bir eleştiri anlayışına sahip olan Semih Gümüş'ün 1991'de Roman Kitabı, 1994'te Kara Anlatı Yazarı, Karşılıksız Yazılar, Yazının ve Tarihin Bilinci, 1996'da Cevdet Kudret Eleştiri Ödülü'nü alan Başkaldırı ve Roman, 1999'da Öykünün Bahçesi, 2002'de Puslu Ada, 2003'te Yazının Sarkacı Roman, 2005'te Yazarın Yanlızlık Burcu adlı kitapları yayınlandı.

Yazar istatistikleri

  • 21 okur beğendi.
  • 114 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 126 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.