Semir Aslanyürek

Semir Aslanyürek

YazarÇevirmen
7.9/10
20 Kişi
·
61
Okunma
·
3
Beğeni
·
1004
Gösterim
Adı:
Semir Aslanyürek
Unvan:
Türk Yönetmen, Senarist, Yazar
Doğum:
Antakya, 1956
1956 yılında Antakya'da dünyaya gelen Semir Aslanyürek, eğitimini Suriye ve SSCB'de gördü. Suriye'de Tıp ve güzel sanatlar eğitimi aldı. Ardından SSCB'ye geçip yedi yıl sinema eğitimi aldı. Eğitimini tamamladıktan sonra 1986'da Türkiye'ye döndü. Kısa bir tutukluluk dönemi geçirdi.

İlk filmi Vagon'la Altın Koza yarışmasına katıldı. Filmin kurgusunun karmaşıklığı dikkat çekiciydi. Film, kendisinin de kabul ettiği üzere Rus sinemasına daha yakındı. Ardından yıllar sonra, bir nevi kendi biyografisi olan ve 27 Mayıs Darbesi dönemini anlattığı filmi Şellale'yi çekti. Eve Giden Yol filmini 2006 yılında tamamladı.2009'un Haziran ayında Hatay'da Yedi Avlu isimli yeni filminin çekimleri tamamlanmıştır.

Sanatçı, toplumsal sinema akımındandır.
"Bu yüzdendir ki müzikte ses, resimde renk, dramda karakter nasıl temel yapıtaşı durumunda oluyorsa, zaman da sinema sanatının temel yapıtaşı durumundadır."
...
"Sonuç itibariyle ritim, film parçacıklarının metrik bir sıralaması asla değildir. Ritim, kadrların içinde var olan zamanın geriliminden oluşur.
...
"Montaj demek, zamandan heykel yontmak demektir. İşte sinemada görsel imaj dediğimiz olgu budur."
Meyerhold ,"Daha mükemmel olanı için ihlal edilmeyecek hiçbir kural yoktur," sözlerini eklemiştir.Bu nedenle söz konusu kuralları değişmez birer kanun mertebesine yükseltmemek gerekir.Fakat dikkat edilirse ,Meyerhold 'un daha mükemmel kurallar için ,kuralların ihlal edilebileceğini savunduğunu görüyoruz.Bu da kuralları çok iyi bilmek ve ihlal etmekten ziyade onları geliştirmek anlamına gelir.
Avrupalı kendi dilini konuşurken her cümlesine Türkçe bir sözcük sokuşturup 'r' sesi acayip çıksın diye dilini kıvrmıyor.

Avrupalı kendi kültüründen,kendi geleneklerinden utanmıyor.Seni taklit etmiyor veya seni papağan gibi taklit etmeyi bir 'gelişmişlik' ,bir 'çağdaşlık' saymıyor.

Avrupalı okuyor,araştırıyor,buluyor,keşif yapıyor.Avrupalı düşünüyor! Ve ancak DÜŞÜNDÜĞÜ İÇİN VAR OLDUĞUNU kabul ediyor!...
Kısacası ,yaşamın somut gerçekliği dramaturjinin zirvesini oluşturur.Çünkü yaşamda kusursuz bir denge ve şaşmaz bir ölçü vardır.Yaşamda nedensiz ve zamansız hiçbir şey olamaz.Bütüne ait olmayan en ufak bir ayrıntı veya ayrıntıya ait olmayan herhangi bir bütün yoktur.
...
O halde sinema dramaturjisi ,yaşamın diyalektiğinin anlamlandırılması ,yeniden yapılanması ve sinematografa özgü bir yolla dile getirilmesinin bir yöntemidir.Sinema dramaturjisi felsefi bir genellestirmedir ,değişik sanatsal ve estetik kategorileri biraraya getiren bileşendir.
Yaratıcı düşüncenin doğuşu ve biçimlenmesi sürecinin ,koşullu olarak üç safhada meydana geldiğini düşünebiliriz.
Birinci safha 'sarsılma'(aşırı heyecan),ikinci safha 'tasavvur etme' ,üçüncü safha ise 'canlandırma' safhasıdır.
Semir Aslanyürek
Sayfa 64 - undefined
Trajik çelişkiler ağır ızdıraplara ve çoğunlukla trajik yapıt kahramanlarının ölümüne yol açar.Fakat bu ızdıraplar ,insanlarin yüreğinde sadece matem yaratmakla kalmaz ,aynı zamanda aşağılık olaylara karşı insanda nefret duygularının uyanmasına yol açan ,insan irade ve cesaretini sağlamlaştıran ,duygu ve bilinci arındırıcı bir etki yaratan katharsis (arınma) denilen estetik bir heyecan doğurur.Trajik yapının paradoksalligi ,insanda doğurduğu arınma etkisinde yatmaktadır.
Buna göre,bir senaryonun veya herhangi bir sanat yapıtının bütününden herhangi bir parçayı çıkardığımızda bir eksiklik hissedilemiyorsa ,işte o zaman söz konusu sanat yapıtının dramaturjisinin zayıf veya sağlam olmadığından söz edebiliriz.Ama sadece bu değil.Senaryonun ayrı elementlerinin kuvvetli iç bağlarla birbiriyle bağlı olması yahut birbirini doğurması ,sahnesel eylemin nedensiz kesintiye uğramasi ,ana konudan uzaklaşmak ,senaryonun sanatsal düşüncesinin zayıflığı ,yan olaylarin filmin ana olayını bastırması ve bağlamın kaybolması ,filmsel olayda diyalektik gelişme yerine sırf mekanik bir hareketin tercih edilmesi olması, vs...gibi faktörler ,sinema dramturjisini zayıflatan faktörlerin başında gelir.
Konu çoğunlukla ,senaryo yazarının tutumunu içerdiği gibi ,yoruma açık bir tavır sergilemelidir.İzleyicinin (veya okuyucunun) hayal gücünü uyandirmalı ve mutlaka sosyal bir önem taşımalıdır.
İşin sosyal ve psikolojik yönüyse ,günümüzde iktidarı elinde tutan yöneticilerin insanları kişiliksizlestirme politikalarının bir sonucu ortaya çıkmaktadır.Bu insanlar ister bilim adamı veya sanatçı olsun,ister işçi,memur,esnaf,boş gezenin kalfası olsun,iktidarı elinde bulunduran partiler,yönetimler vs.,her türlü meslek ve sınıftan insanları kişiliksizlestirip "neden,nasıl" diye sormayan ,hicbir hak talep etmeyen ,istemleri iktidarin istemleriyle çelişmeyen,robot,kaderci veya 'neme lazımcı' bir toplum,daha doğrusu tek tip bir 'sürü' yaratma çabasındadır. Ve ne yazık ki iktidarlar bu yönden dünyanın hemen hemen her yerinde ve özellikle ülkemizde büyük ölçüde başarıya ulaşmış bulunmaktadır.

Karaktersizlestirilmis bir sanatçının nasıl bir karakter yaratacağıni herkes tahmin edebilir.Senaryo yazarı veya yönetmen gerek ahlâk,gerek akıl veya bilgi ,gerekse karakter bakımından hicbir şekilde yarattığı kahramanlardan daha yoksul olamamalidir.Dolayısıyla sanatçının yarattığı karakterdeki bir zayıflık veya yoksullluk ,sonuçta kendi yoksullugudur.
Semir Aslanyürek
Sayfa 107 - undefined
176 syf.
·8/10
Tarkovski’nin Stalker filmini üç kez çekmiş olduğunu öğreniyorsunuz. Bu durumda kitabı okuduğunuz zaman size az çok ne vereceğini anlıyorsunuz yönetmenin. Bir film belki bir yönetmenin zihninde imgesel olarak tekrar ve tekrar çekilmiştir fakat Stalker filminin bir senaryosu yok evet ve düşünün Tarkovski’nin zihninde Stalker’ın kaç kez çekilmiş olabileceğini. Filmin çekim süreci, yapımcılar, dahil olup sonra olmayan bir sürü insan ve bunun problemlerini söylemiyorum bile.

Yazarın biyografisi

Adı:
Semir Aslanyürek
Unvan:
Türk Yönetmen, Senarist, Yazar
Doğum:
Antakya, 1956
1956 yılında Antakya'da dünyaya gelen Semir Aslanyürek, eğitimini Suriye ve SSCB'de gördü. Suriye'de Tıp ve güzel sanatlar eğitimi aldı. Ardından SSCB'ye geçip yedi yıl sinema eğitimi aldı. Eğitimini tamamladıktan sonra 1986'da Türkiye'ye döndü. Kısa bir tutukluluk dönemi geçirdi.

İlk filmi Vagon'la Altın Koza yarışmasına katıldı. Filmin kurgusunun karmaşıklığı dikkat çekiciydi. Film, kendisinin de kabul ettiği üzere Rus sinemasına daha yakındı. Ardından yıllar sonra, bir nevi kendi biyografisi olan ve 27 Mayıs Darbesi dönemini anlattığı filmi Şellale'yi çekti. Eve Giden Yol filmini 2006 yılında tamamladı.2009'un Haziran ayında Hatay'da Yedi Avlu isimli yeni filminin çekimleri tamamlanmıştır.

Sanatçı, toplumsal sinema akımındandır.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 61 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 51 okur okuyacak.